zaman tüneli

yavaş yavaş tarihsel kullanım süresi doluyor ve kendisi de ''umut hakkı'' diyerek son fırsat serbest kalmanın yollarını aramakta. yaklaşık 35 senedir, düzenli olmasa da siyasal kürtçü matbuatı, son 15-20 senedir de kürtçü medyayı takip ederim. pkk bir yana abdullah öcalan'ın kürtler nedzinde itibarıınn bu kadar düşük olduğu ve kıyasıya eleştirildiği bir dönem hatırlamıyorum. gerek amed dicle, gerek ibrahim halil baran gibi kürd milliyetçilerinin, gerekse yektan türkyılmaz gibi kürtçü hareketin önemli entelektüellerin apo'ya korkunç eleştirilerde bulunduğunu görmek beni şaşırtmıyor. ancak onların yayın yaptığı kanalların altındaki siyasal kürdçülerin öcalan'a yönelik ifadeleri ve suçlamaları, artık kürtçü cenahın tarihsel mücadelelerinde pkk-öcalan çizgisinden daha sert ve ulusçu bir yörüngeye oturacağını gösteriyor. bakalım biz türkler de aynı uyanışı gösterip milliyetçi arap partisi'yle özdeşleşmiş türklük ! idealinin dışında ve ötesinde bir türkçü kavgaya hazırlanacak lideri çıkarabilecek miyiz ? bayrak sandıktan çıktı, sadece rüzgarını bekliyor.
devamını gör...

bazen en iyisidir.
çünkü kelimeler çare değil bazen. ama yazmak da rahatlatıyor hani. bu başlığa bir on ay önce bir de dört yıl önce yazmışım. açıkçası tekrar aynı suskunluk hali hakim ama şartlar değişti tabi. ben değiştim. biraz daha dik duruyorum. bazen ihtimalleri düşünüyorum. lan olsa ne olur ya diyorum. sonra üzülüyorum ve susuyorum. ama insan kendini değiştiremiyor da bazen. hani değiştim derken bazı özelliklerin kalıyor. kemikleşmiş meseleler değişmiyor kemikleşmiş düşünceler gibi ve sonra kemik kırmak hiç adil değil.
devamını gör...

küçüklüğümden gençliğime çayı hep şekerli içtim. galiba 20'li yaşlarımda çaya şeker atmayı bırakmıştım ve kısa sürede o tada alıştım. çünkü çayın yanında ne bulsam yerdim. şeker ihtiyacımı öyle karşılıyordum. şimdi çayın yanında bir dilim kek, bir iki kurabiye, şerbetli bir tatlı ya da çikolata ve türevleri olunca hadi bir fincan çayla onları tüketiyorum. ama benim çay tüketimim genelde günlük 5/6 fincandan aşağı düşmez. o 6 fincana bütün bunların üstüne şeker attığımı düşünün, bu vücuda aşırı yük olur. bi de şekerli her çay insana aynı gelir. şekersiz olunca her tarz çayın kendi tadını alabiliyorum. bu da damak zevki açısından büyük zenginlik oluyor.
devamını gör...

iç karartıcı renklerden.
devamını gör...

türkiye'de (bkz: 1 al 3 öde).
devamını gör...

donu gesi bağlarında aramasına gerek olmadığını düşünüyorum. pamuklu don buluruz penti, suwen ve bilimum iç çamaşırı mağazalarından.
devamını gör...

rahmetli anneanneme, annemin doğumunda hediye edilen bir sürahi, tam 65 yaşında.
devamını gör...

orta 1'den kalma saç düzleştirici, lise 2'den kalma bir bot, 2006'da babaannem öldüğünde ondan kalan bir oje
devamını gör...

goril gibi göğsümü yumruklayıp bağırırdım.
devamını gör...

" bana da aylaynur sürer misin?"

(eyeliner)
devamını gör...

kana kırmızı rengini veriyor.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
modeli eski ama kaç yılına ait olduğunu bilemedim. belki benimle yaşıt, belki benden de eski olan, yıllardır saçlarımı kuruttuğum saç kurutma makinem. gözümü açtığımdan beridir evimizde. 2016 yılında arızalandı, umudu kesmiştim, yeni makine almıştım. sonra başka bir ustanın tamirinden geçti ve bugün de canavar gibi çalışmaya, kurutmaya ve ısıtmaya kaldığı yerden devam ediyor.
devamını gör...

sevimsiz olduğuna emin miyiz? *
oldukça sevimli..
devamını gör...

genellikle anlatıldığında ya da yazıya döküldüğünde ölü balık bakışlarına mazhar olunabilecek diyaloglardır. yaşanırken komiktir. bize kadar komiktir.
devamını gör...

zorlanmak ile zorlamak arasında bir yerlerde debelenirken osurmaktır efendim. benim bilgisayarımdan bazen böyle osuruk sesi geliyor bir irkiliyorum. taklit etmeye çalıştım o sesi beceremedim. dur bir daha deniycem ama buraya atmam çünkü osurağa gülenin osuruk kadar aklı yoktur derler. gerçi ben pek akıllı biri değilim genelde çevremde de akıllı insanlar olmuyor. hep bir bela hep bir burnunu boka sokma hadisesi.
devamını gör...

yürü be okan!

devamını gör...

ortaokul karnelerimi, taktir belgelerini saklıyorum. en eskisi onlar sanırım.
devamını gör...

halk müziği daha oynaktır, halk müziğinde bağlama başroldedir. ben çocukken halk müziğine köy müziği benzetmesi yapardım. sanat müziği de sosyetik müzikti gözümde. ağır aksak, ud ve kanunun başrolde olduğu, ciddi bir müzikti. küçük görmek gibi olmasın ama saçı sarıya röfleli teyzelerin zevksiz müziği gelirdi. birde trt yurttan sesler korosu vardı, arka sırada ellerini önden bağlamış, aynı tek tip elbiseli geneli de kel bıyıklı adamlar ile ön sırada da yine aynı tek tip elbiseli, ruhu büzüşmüş gibi duran kadınlardan oluşan bir koroyu, müzikten çok uyku ilacı niyetine dinleyebilirdiniz. kıyaslamam belki amacını aştı ama bizim evde trt pazar günü yayınlanan klasik müzik konseri ile çok dalga geçilirdi, ben o senfoni klasik müziği sanat müziğine tercih ederim yeminle ve saatlerce seyrederim. arada sırada hiç olmazsa orkestra şefi ritim tutarken elektik çarpmışcasına kendinden geçiyor da obuacı, kontrbasçı, kemancı da gaza gelerek müziğe bir aksiyon, hareket, heyecan, adrenalin ve enerji katıyor.
devamını gör...

kahkaha ile güldüğümde bana dik dik bakıp
"senin damağın niye öyle? niye öyle önde?" demişti.
yıkılmıştım ...
devamını gör...

çok zorsunuyorsunuz. zorsunmayın.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim