zaman tüneli

derli toplu bir şehir olması. eğlence merkezleri belli, resmi binaların yeri belli, sanayi işçilerinin yerleşimleri belli, subaylar ve memurların yerleşimleri belli, doğal alanların yeri belli. kendisine rakip gösterilen diğer metropoller gibi gökdelenle gecekondunun komşu olduğu ucube bir hali yoktur.
devamını gör...

#3966469 seninki de kutlu olsun canını sıkma böyle şeylere hiç
devamını gör...

benim hiç kutlanmadı ve bu yüzden doğum günü kutlayanlara ve doğum günü kutlananlara karşı ufak bi gıcığım yok değil.
devamını gör...

'topçu' bu sineğimsi sivri şey. maşallaah.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: toplu konut idaresi bu lokasyonu beğendi)
devamını gör...

zeki kimse, bir işin nereye varacağını keramet sahibi kimseden daha iyi bilir.
devamını gör...

şaha karşı şah gerekliydi zaten.
doğum gününüz kutlu olsun efenim, mutlu yıllar diliyorum size ve ordunuza*
devamını gör...

dışarıdayken çoğunlukla yüksek sesle müzik dinleyerek dolaştığım için benim de hissettiğim olgudur. *

bazen müziğe kaptırıp dünyadan koptuğum oluyor ama kulaklık takılı olduğu için daha çok dikkat ediyorum, sağa sola ekstra bakıyorum. halihazırda insanların kaldırımda vs. yürüme şekline takan biri olarak benim için zor olmuyor. *
devamını gör...

doğum gününüz kutlu olsun sevgili yazar. nice neşe ve keyif dolu senelere, mutlu yıllar .
devamını gör...

3 harfli marketlerin şubesinin bulunduğuna yemin edebileceğim amma ve lakin gidecek bakacak durumum olmadığından dolayı ispat edemeyeceğim bir lokasyonun metre, kilometre, arşın vb gibi klasik ölçü birimleri bakımından hesaplanmasında sıfırların sayısının çok olması nedeniyle daha sade ve nispeten anlaşılmaz olan bir başka hız, ölçü birimiyle yapılan ve gezegenimize olan mesafesinin tanımlamasında kullanılan bezginlik ve yılgınlık ifadesi...
devamını gör...

şimdi bazı kolkola girmişlere göre "ingiliçley bu adı veymişleyyy"
ee hocum, ee havvelim, ee lim-boşum?..
1915'de koskoca osmanlı'ya turkey yani türkiye demişler cici babalarını... pardon eyropa demiş.
o zaman ülkenin adını mı değiştirelim?
bayrağın adını ne koyalım? ne arzu edersiniz?
ne verelim abilerimize?
biz diyor muyuz "almanyalılar bundan sonraki ülkesinin adını albunu yapsın, ingilterelilerin diline de şoparing desinler diye?
demiyoruz..
sebep?
hakim millet olarak devletini, sistemini kurmuş; kendi adını vermiş, istediğini istediği gibi adlandırmış değil mi? e bana ne?
benimkinden de ona ne?
hele hele alaman yetiştirmesi ingiltereli meraklılarına, buldukları her fırsata mal bulmuş mağribi gibi atlayan daryalaklara ne?
ülkenin kurucusu, halaskarı gazi mustafa kemal atatürk'tür.
o'nun düşüncelerinin toplamı ise kemalizm'dir.
zoruna gidene işlem bellidir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynaaaa.
devamını gör...

ticarethane mimarisine sahip olmayan güzel devlet kurumlarının olması.

geçen ekim ayında canımın içi biricik abime endoskopi yapılması gerekti, peşinden düştüm yollara *.
ankara'da hacettepe üniversitesi'nin mi ne bir hastanesine gittik.
hastane resmen 3-4 katlı yan yana tatlı binalardan oluşan ferah bir ortam. bakın doktor ve hastane fobisi olan biri olarak söylüyorum, ben normalde hastanede ya ağlamaya başlıyorum ya da yüzüm kireç gibi oluyor ya da öfke nöbeti geçiriyorum lakin bu hastanede bunların hiçbiri olmadan yürüyebildim.
bu olaydan iki hafta kadar önce hasta ziyaretine hamidiye etfal'e gitmiştim ve asansör beklerken kriz geçiriyor gibi oldum. hastane değil avm'ydi çünkü.

o yüzden sade yapılar denince maalesef ankara. onun dışında sevemiyorum bu şehri.
devamını gör...

şerbetler nerdee?
lokmalar nerdee?
sofralar kurulsun, çalgılar başlasın.. *
gülünecek.. eğlenilecek.. bugün o gün..
41 pare top atışıyla semalar inlerken iyi ki doğdunuz diyorum.. neşeniz daim, mutluluğunuz bol olsun bu yıl..

alles gute coup... *

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

aşırı güzel kadın, gözleri adamı hapsediyor resmen.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bazen yalnızlıktan keyif alıyorum ve bugün keyif aldığım o günlerden birindeyim.

x'te yalnızlığın adına 'self date' dedikleri için bugün ben de o şekilde bahsedeceğim, daha havalı geliyor kulağa.
yalnızlığımın sebebi sanki diğer tüm insanların tü, kaka olmasıymış gibi havalı geliyor.
öyle bir durum da yok aslında, benimkisi gönüllü başlayıp zorunluluğa dönüşen türden bir yalnızlık çeşidi.
yani sorun sizde değil, bende.

neyse işte.
bu şehirde yaptığım tüm aktiviteleri tek başıma yapıyor olmak bazen kusma hissiyatı yaratıyor.
lan bir kere de git başka biriyle vakit geçir, di mi mesela..
fakat ne yazık ki insan tanıma kotamı uzun zaman önce doldurmuş bulunuyorum.

az önce de anacığıma arkadaşlarımlayım diye yalan söyledim.
o sırada benim yaptığım aktivite ' kafede tek başıma oturup yan masaları dinlemek ve yan masa hikayelerinden karakter yaratıp günlüğüme bunlardan bahsetmek' idi.

şimdi gelelim neden bugün bu durumdan keyif alıyor olduğuma..
çünkü kendimi tanımayı seviyorum.
kendimi sevmiyorum ama kendimde daha fazla nefret edebileceğim özellikler bulmayı seviyorum.
çünkü kendi kendime tartışırken onu hassas noktalarından vurabiliyorum böylece.

başka insanları detaylı tanıyınca aynı şeyi hissetmiyorum sanırım.
daha çok 'bitse de gitsek' düşüncesinde oluyorum, sıkılıyorum, bunalıyorum.
kendimleyken bu düşünceler pek aklıma gelmiyor.
bir de insan tanımaya hevesim yok artık.

kendimi tanımak öyle değil, daha heyecanlı geliyor.
o yüzden tanıdıkça tanıyorum.
hatta kendimi tanımak yeni bir kedi tanımakla eş bir şey gibi geliyor. ikisi de deli gibi heyecan verici.

evet işte bu yüzden yalnızım.
pardon bu yüzden 'self date' olayının bokunu çıkarıyorum.
yoksa asla iletişim özürlüsü olduğumdan değil yani yanlış anlaşılmasın..
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hep 50 euroluk alanları bağlamayan durumdur.
devamını gör...

ne kadar saçma bir düşünce. kimse kimseyi alternatif, cepte, son çare olarak görmemeli ve herkes evlenmek zorunda da değil.
devamını gör...

ben gözlerin ani ışık değişikliklerine alışmak için bunun takıldığını pek düşünmüyorum çünkü esasında deniz savaşları borda bordaya hizalanmış gemilerin karşılıklı olarak birbirlerine top ve tüfek atışlarından ibaret. yani öyle ben küpeşteye atladım ahan güvertedeyim ambara iniyom amel defterinizi kapatacam dünyanızı değiştirecem durumları pek yok.

peki bu adamlar niye bir gözlerini kapatıyor? iki ihtimalle muhtemelen;

birincisi bu adamlarda ciddi kafa yaralanmaları var, gerçekten bir gözlerini kaybetmiş olmaları çok olası ve göz yaraları asla iyileşmez. ayrıca yaralı ve kör bir göz özgüveni de ciddi olarak zedeleyen bir şeydir. bundan dolayı gözlerini kapatıyor olabilirler.

ikinci ihtimal ise daha çok tüfek atıcılığıyla ilgili. uzun namlulu silah atıcılığında baskın göz, baskın el diye bir şey var, normal bir insanda büyük olasılıkla bunlar aynı taraftadır. nadiren bunlar birbirini tutmaz. ancak korsanlarda ve günümüzde dahi silahlı görev icra eden kimselerde fiziki yaralanmalara bağlı olarak baskın göz veya baskın elden biri diğerinden daha zayıf hale gelebilir. bu durumda kişi neredeyse operasyonel olarak tüfek kullanamaz hale gelir. bundan dolayı tüfek atıcılığında kafa ve göz çevresi yaralanmalarına da bağlı olarak atıcı kendi iradesiyle nişan esnasında gözünü kapatamayabilir. işte göz bandı bunun için de takılıyor olabilir.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim