zaman tüneli

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
üstteki devasa mavi yön tabelaları ( unkapanı, eyüp şişhane, taksim, dolmabahçe, beşiktaş) karaköy'ün nasıl bir kilit noktası olduğunu gösteriyor. arka planda galata kulesi, tüm bu trafiğe ve değişime yukarıdan tanıklık etmeye devam ediyor. (fotoğraf 1990 yılına ait)
devamını gör...

beğenilmeyen kızları keserdim eskiden, sevinsinler diye.
sonra baktm onlar daha fesat oluyormuş, doğuştan güzel olanların kötülük yapma fırsatı olmuyor, hayatları kazık yemekle geçiyor.
şimdi olsa sadece güzel kızları keserim, herkes doğru yapıyormuş .
devamını gör...

döner sermaye
devamını gör...

plaza yüzü görmeden geçti hayat

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

deftones-be quiet and drive
barış manço-nick the chopper
gojira-the art of dying
devamını gör...

dağıtılmasın. ben ölmüşüm bir de karnınızın derdine mi düştünüz. sizde dost diyende kabahat.
devamını gör...

spin kuantum döner.

saat yönünün tersine akan lezzet...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

son olarak; biz şurdan devam.
baba oğlu

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

devin özek gibi bir adama şakşakçılık yapmaya utanmayan yeni yetmelerin laf ettiği fenerbahçe efsanesidir. bilinenin aksine oğuz çetin fenerbahçe'de aykut kocaman ile beraber hiç çalışmadı. 2000'li yılların başında yardımcı antrenör ve teknik direktör olarak fb'yi çalıştırdı. yani sosyal medyada oğuz çetin düşmanlığı yapan tiplerin kendisi hakkında hicbir bilgisi yok. sürü psikolojisine kapılıp çamur atıyorlar. kaldı ki aykut kocaman da oğuz çetin de yeni yetmelerin laf edebileceği insanlar değiller. insan bazı konularda haddini bilmeli
devamını gör...

döne döne.

kasideyi ilk okuduğumda aklıma ulan ne güzel dönerci ismi olur diye bir düşünce gelmişti.
devamını gör...

devamını gör...

maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi üzerinden değerlendireceğim başlıktır. bu hiyerarşi piramidinin en temelinden bakacak olursak 1.fizyolojik ihtiyaçlar (yeme, içme, barınma) bu temeli oluşturur. sonrasında ise 2.güvenlik (iş, aile, barınma güvenliği), 3.sevgi ve ait olma, 4.saygı görme son olarak 5.kendini gerçekleştirme. şu an bulunduğumuz şartları piramit üzerinden değerlendirecek olursak 1.ve 2.basamakları karşılama noktasında güçlük yaşamaktayız. bu iki basamak tamamlanmadan üst basamaklara sağlıklı geçiş çoğu zaman mümkün değil. fizyolojik ihtiyaçlar noktasında yaşanan bu güçlük bizlerde hayatta kalma modunu devreye sokar. bu girdiğimiz mod stres ve kaygı üreterek kişinin tetikte kalmasını sağlamaya çalışır. güvenlik ihtiyacında ise gelecek kaygısı, işsizlik korkusu yine kişi için kronik anksiyete yaratır ve bununla birlikte tehdit altında hissederek kişinin zihninin alarm çalmasına neden olur. tüm bu kaygı ve çatışma sosyal bağların zayıflamasına dolayısıyla sevgi ve aidiyet basamağının da kişide yalnızlık duygularına ve içe kapanmaya neden olur. tüm bu basamaklarda başaramıyorum ya da tam başaramıyorum düşüncesi çoğu zaman kişide öz saygıda kırılmalar meydana getirir ve depresif düşüncelerle birlikte saygı basamağını da kaybetmiş oluruz.
ve korkunç son.
kendini gerçekleştirme artık dur verir. hayal kuramaz, üretemez, ruhu doyuran sanat ve sporla ilgilenemez noktaya gelerek yalnızca hayatta kal modunu açarız, bu da kaygı mutsuzluk umutsuzluk gibi olumsuz etmenlere neden olur. toplumsal gerilimin ve suç oranının artmasını da bu noktada açıklamak isterdim ama elim ağrıdı. kendinize iyi bakın, bir siz daha yok.
devamını gör...

cübbe çıkınca ortalığa videolarla saçılandır.
devamını gör...

kennedy cadde olalı böyle zulüm görmemişti. elit olarak adlandırabileceğimiz semtin seviyesi yerlere düşmüştü.
devamını gör...

annem ve babam.
çünkü onlar küçükken zorla gönderilmişler. dayak vs yiyerek kuran öğretilmeye çalışılmış.
sonuç olarak babam agnostik annem deist ama kendini müslüman biliyor.

ama bizi göndermedikleri için şanslıyız.
devamını gör...

duman-en güzel günüm gecem.

yazın gelmesiyle bu şarkı daha bir güzel oldu. dinlemelere doyamıyorum, terapi gibi geliyor.
devamını gör...

öncelikle şunu belirtmek isterim ki yaş almak (cinsiyetçilik şeklinde algılanmasın kültürel gerçeklikleri anlatacağım) erkekler için nedense sorun olurken kadınlar için özgürleşmenin adım adım ilerlemesidir.
daha genç yaşlarda baskı altında hisseden kadın yaş aldıkça diğer insanların ne düşündüğünü umursamamaya başlar. toplumsal normların genellikle kadınlar için dayattığı o saçmalıkları artık kabullenmez, sorgular ve belli bir yaştan sonra da “hay sizin…” şeklinde başlayan cümleleri kahkahalarıyla birleştirir.

bu sebeple birçok farklı tutum sergilese bile, şu konu geneline hemen gireyim: daha özgür kıyafet seçimleri, daha farklı makyajlar, daha canlı renkler, daha kendisi gibi davranmaya başlar. çünkü özgürleşme duygusunun her insanda yarattığı o müthiş devinimi yaşamadan anlayamazsınız.

ayrıca 20. yüzyılın başlarında pembe erkek, mavi kadın rengiyken bu günümüz toplumunda hem değişmiş hem de bazı renk tonları sadece çocuklara kalmalı gibi bir algı oluşmuştur. ne yazık…


o değil de;
bir rengin belirli bir yaşa ait olduğu varsayımı desen var,
kadınların yaş aldıkça nasıl görünmesi gerektiğine dair beklenti var,
kişisel zevkin evrensel bir doğru gibi sunulması desen o da var, nerden baksan muazzam başlık^^

insanların ne giydiklerine değil de ne söylediklerine dikkat etmeye başladığımız zaman değişecek dünya…
devamını gör...

her biri diğerinden farklıdır.
devamını gör...

tolumsal sorumluluk sahibi bi birey olarak
eve attığım her kıza bunu hatırlatırım
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim