241.
zulmün yüzüne hak!!! denilen silleyi çeksen
sillende mühürlenmiş o gayrettedir allah.
hakikattedir allah
liyakattedir allah
sillende mühürlenmiş o gayrettedir allah.
hakikattedir allah
liyakattedir allah
devamını gör...
242.
yhvh (yahve, yehova) adlı tanrının kur'an-ı kerim'de geçen adıdır. yalnız yhvh'den farkı vardır. allah daha aşkın bir tanrı olarak algılanırken, yhvh daha insansıdır.
bu doğrultuda esasen bir savaş ve fırtına tanrısı olduğunu belirtmek gerekir. incil'de savaş adamı ve orduların rabbi olarak anılması da bu yüzdendir.
bu doğrultuda esasen bir savaş ve fırtına tanrısı olduğunu belirtmek gerekir. incil'de savaş adamı ve orduların rabbi olarak anılması da bu yüzdendir.
devamını gör...
243.
çok büyük bir şeyi görebilmek için ondan uzaklaşmak gerekir bazen.
devamını gör...
244.
ne zaman aklıma gelse "kendisi bizi yeterince koruyor biraz da biz mi çaba göstersek :/" diye düşünürüm.
devamını gör...
245.
çalışana veriyor diyolar
çalışana ben de veriyorum lan
ama hariçten bazılarına da yürü ya kulum diyo ya
onu yapamıyorum işte
sanırım farkımız burada
çalışana ben de veriyorum lan
ama hariçten bazılarına da yürü ya kulum diyo ya
onu yapamıyorum işte
sanırım farkımız burada
devamını gör...
246.
ya aramızdan biriyse.
devamını gör...
247.
sonsuz büyüklükte olan.
açıklaması:
nasıl, bir ışık görsek, o ışığın bir kaynağı olduğunu biliriz; bilgi de, her şeyi bilen tanrı'nın ışığıdır. bu yüzden; bilginin her zaman var olduğunu göstermek, onu var edenin de her zaman var olduğunu göstermektir. onun, zamanı ve mekanı kuşattığını göstermekse onun tek olduğunu göstermektir.
"bilgi yoktur." ifadesini bilgi kabul etmek çelişkilidir. çünkü; bu kabul, aynı zamanda hem bilginin yok olduğunu hem de bilginin var olduğunu kabul etmektir. yani; bilgi vardır. bilginin, bilme fiili ile birlikte var olduğu ve bilme fiilinin failinin bilen olduğu dikkate alındığında; en az bir bilen vardır.
çevremize baktığımızda; bir takım olayların var olduğunu ve bu olayların, zaman ve mekan ile sınırlı olduğunu görüyoruz. bu olayların da bilgisi var. bilginin, bilme fiilinin sahibi bilen -şüphesiz- tüm bu olayların bilgisini de bilir. zaman ve mekan içindeki bu olayların bilgisini ise ancak zamanı ve mekanı kuşatıp gözlemleyebilen bir kimse bilebilir. demek ki bilginin ve bilme fiilinin sahibi bilen, zamanı ve mekanı kuşatıp gözlemleyebilendir. mekanı kuşatan, mekanı her tarafından kuşattığından tektir; mekanın üstünde olduğundan yücedir, mekanı her tarafından kuşatıp mekanın üstünde olduğundan ve de mekanın üstünde tek büyüklüğe sahip olduğundan sonsuz büyüklüktedir.
açıklaması:
nasıl, bir ışık görsek, o ışığın bir kaynağı olduğunu biliriz; bilgi de, her şeyi bilen tanrı'nın ışığıdır. bu yüzden; bilginin her zaman var olduğunu göstermek, onu var edenin de her zaman var olduğunu göstermektir. onun, zamanı ve mekanı kuşattığını göstermekse onun tek olduğunu göstermektir.
"bilgi yoktur." ifadesini bilgi kabul etmek çelişkilidir. çünkü; bu kabul, aynı zamanda hem bilginin yok olduğunu hem de bilginin var olduğunu kabul etmektir. yani; bilgi vardır. bilginin, bilme fiili ile birlikte var olduğu ve bilme fiilinin failinin bilen olduğu dikkate alındığında; en az bir bilen vardır.
çevremize baktığımızda; bir takım olayların var olduğunu ve bu olayların, zaman ve mekan ile sınırlı olduğunu görüyoruz. bu olayların da bilgisi var. bilginin, bilme fiilinin sahibi bilen -şüphesiz- tüm bu olayların bilgisini de bilir. zaman ve mekan içindeki bu olayların bilgisini ise ancak zamanı ve mekanı kuşatıp gözlemleyebilen bir kimse bilebilir. demek ki bilginin ve bilme fiilinin sahibi bilen, zamanı ve mekanı kuşatıp gözlemleyebilendir. mekanı kuşatan, mekanı her tarafından kuşattığından tektir; mekanın üstünde olduğundan yücedir, mekanı her tarafından kuşatıp mekanın üstünde olduğundan ve de mekanın üstünde tek büyüklüğe sahip olduğundan sonsuz büyüklüktedir.
devamını gör...
248.
allah cemil'dir. bütün güzellikler o'nun güzelliğinin ancak bir gölgesi olabilir. belki bulunduğumuz bu alemde allah'ın güzelliğini görmek için önce mevcudatın güzelliğini fark etmek gerekiyor. mesela bir çiçek güzeldir. bahar güzeldir. şefkat güzeldir. uzay güzeldir. atomaltı güzeldir. biyolojinin incelediği canlıların iç yapısı güzeldir. mesela dna'nın çalışma şekli hayret verici derecede güzeldir. yağmur güzeldir. kar güzeldir. yemekler güzeldir. tatlar gibi güzel kokular da güzeldir. işte böyle böyle kâinat birbirine sarılı gül gibi güzelliklerle çevrilmiştir. biraz daha ilerlersek iman daha güzeldir. allahı tanımak ve sevmek en güzelidir.
bu kadar güzellikleri yaratanda bir kendini tanıtma ve sevdirme isteği olması gerekir. zira bu kadar güzel yarattığına göre o da sever. işte bu sevgiye, ikrama, rahmete, güzelliğe sevgi ile karşılık vermek gerektir.
insan sanatlarının genelde önceden hazır bir modeli vardır. oysa allah yoktan, hiçten yaratandır. demek ki bu kadar güzellikler o'nun zatından, kendisinden kaynaklanması gerekmektedir. mahiyeti bizce meçhul olsa da o'nun sonsuz ve kudsi bir güzelliği olduğuna buradan varabiliriz.
ayrıca güzelliklerin kökeni vücuttur. yani varlıktır. kötülüklerin, çirkinliklerin kökeni ise ademdir, yokluktur. burada yokluğu iyiliğin olmaması olarak anlayabiliriz. öyleyse vacib ve ezeli bir vücudun sahibi olan allah sonsuz güzeldir.
ayrıca allah insana daima merhamet edeceğini söylüyor. türümüze gönderdiği kitapta 114 defa "bismillahirrahmanirrahim" diyor. dua edene cevap vereceğini ifade ediyor. ayrıca sevdiğimiz diğer insanlara da şefkat ediyor. bu dünyada imtihan gereği zorluklar verse de kat kat fazlası güzelliği ahirette vermekle telafi ediyor.
öyle bir hikaye anlatılır ki: "hz. isa (as) havarileriyle dolaşırken bir gün perişan bir köpek görürler. havarilerden herbiri kötü bir özelliğini söylerken isa aleyhisselam dişlerinin ne kadar güzel olduğunu söyler."
risale-i nur'da da deniliyor ya: "güzel gören, güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır." bu yüzden her şeyin güzel cihetine bakmayı, güzel yönünü düşünmeyi, her şeyde allah'ın rahmetini seyretmeyi alışkanlık haline getirmek gerektir.
rivayetlerde dünyanın bin sene mutlu hayatının cennetin bir saatine, cennetteki bin senenin ise allah'ın cemalini temaşa etmenin bir saatine denk geldiği söylenir. allah bizi cennette cemaliyle müşerref olanlardan eylesin. amin.
(4. şua okyanusundan kalbime damlayanlar)
bu kadar güzellikleri yaratanda bir kendini tanıtma ve sevdirme isteği olması gerekir. zira bu kadar güzel yarattığına göre o da sever. işte bu sevgiye, ikrama, rahmete, güzelliğe sevgi ile karşılık vermek gerektir.
insan sanatlarının genelde önceden hazır bir modeli vardır. oysa allah yoktan, hiçten yaratandır. demek ki bu kadar güzellikler o'nun zatından, kendisinden kaynaklanması gerekmektedir. mahiyeti bizce meçhul olsa da o'nun sonsuz ve kudsi bir güzelliği olduğuna buradan varabiliriz.
ayrıca güzelliklerin kökeni vücuttur. yani varlıktır. kötülüklerin, çirkinliklerin kökeni ise ademdir, yokluktur. burada yokluğu iyiliğin olmaması olarak anlayabiliriz. öyleyse vacib ve ezeli bir vücudun sahibi olan allah sonsuz güzeldir.
ayrıca allah insana daima merhamet edeceğini söylüyor. türümüze gönderdiği kitapta 114 defa "bismillahirrahmanirrahim" diyor. dua edene cevap vereceğini ifade ediyor. ayrıca sevdiğimiz diğer insanlara da şefkat ediyor. bu dünyada imtihan gereği zorluklar verse de kat kat fazlası güzelliği ahirette vermekle telafi ediyor.
öyle bir hikaye anlatılır ki: "hz. isa (as) havarileriyle dolaşırken bir gün perişan bir köpek görürler. havarilerden herbiri kötü bir özelliğini söylerken isa aleyhisselam dişlerinin ne kadar güzel olduğunu söyler."
risale-i nur'da da deniliyor ya: "güzel gören, güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır." bu yüzden her şeyin güzel cihetine bakmayı, güzel yönünü düşünmeyi, her şeyde allah'ın rahmetini seyretmeyi alışkanlık haline getirmek gerektir.
rivayetlerde dünyanın bin sene mutlu hayatının cennetin bir saatine, cennetteki bin senenin ise allah'ın cemalini temaşa etmenin bir saatine denk geldiği söylenir. allah bizi cennette cemaliyle müşerref olanlardan eylesin. amin.
(4. şua okyanusundan kalbime damlayanlar)
devamını gör...
"allah" ile benzer başlıklar
allah allah
17