81.
bak, burada cüniyt abeemizi övenler, esasta onun filmlerini izlemezler. gidip yeni çıkmış gavur filmi izlerler. fors olsun diye de cüneyt arkın'ı savunurlar. aralarında cüneyt arkın filmleri ile alay ederler.
yalan mı?
yoksa siz ergenler gibi ,cüneyt"ie siyasi görüşünden ötürü mü tavır takınıyor sunuz?
yalan mı?
yoksa siz ergenler gibi ,cüneyt"ie siyasi görüşünden ötürü mü tavır takınıyor sunuz?
devamını gör...
82.
biz delikanlılığı, raconu senden öğrendik baba. türk sinemasına gelmiş en delikanlı adamdır cüneyt arkın. öylesi gelmez daha. nur içinde yat cüneyt baba.
devamını gör...
83.
(bkz: cüney tarkın)
devamını gör...
84.
vs'ler görüyorum.
cüneyt arkın'ın adı varsa vs'ye ne hacet?
alen delon kim... harbi kim?
iddia etmiyorum, diyeceğim gibi olurdu, cüneyt arkın türkiye'de doğmasaydı, tanrı 1 isa 2 cüneyt 3 olurdu.
cüneyt arkın'ın adı varsa vs'ye ne hacet?
alen delon kim... harbi kim?
iddia etmiyorum, diyeceğim gibi olurdu, cüneyt arkın türkiye'de doğmasaydı, tanrı 1 isa 2 cüneyt 3 olurdu.
devamını gör...
85.
remake remix rip-off belgeselindeki röportajında bugüne kadar kaç film çektiğini hatırlamadığını, çektiği filmlerin negatifleri uç uça koyulsa muhtemelen dünyayı iki kez sarabileceğini söyleyen karizmatik oyuncu.
yine bu belgeselde, yanlış hatırlamıyorsam setlerde iş güvenliği diye bir kavram * olmadığı için allah'a emanet, dublör kullanmadan çekim yaptığını söylemişti. ama siz yine de izleyip check edebilirsiniz.
yine bu belgeselde, yanlış hatırlamıyorsam setlerde iş güvenliği diye bir kavram * olmadığı için allah'a emanet, dublör kullanmadan çekim yaptığını söylemişti. ama siz yine de izleyip check edebilirsiniz.
devamını gör...
86.
87.
idolüm hareketli tren üstünde koşma sahnesini dublörsüz efektsiz çeken başka biri yok. ayrıca 1980lerden ölene kadar gençlere yönelik bağımlılıkla mücadele konferanslarını gönüllü olarak vermiştir ruhu şad olsun.
devamını gör...
88.
89.
allah be ben bunu yeni gördüm. cüneyt arkın'ını ne kadar sevdiğim malum. kendini ne güzel hazırlamış. allah rahmet eylesin. 83 yaşında böyle güzel olmak...
devamını gör...
90.
çok sevdiğim bir yeşilçam oyuncusu olduğunu söyleyemem. nedense hayat verdiği rollerde, suratında hep garip bir ifade oluşuyor. özgüven mi dersiniz- rolüne kendisini çok kaptırmak mı dersiniz bilmiyorum. o yapay ifade yüzünden, izlediğim çoğu filminden kopuyorum. özellikle dövüş sahnelerindeki yakın çekimlerde ve ateşli silahlarla çektiği sahnelerinde aşırı belli oluyor.
bunun dışında, duruşu ve özel yaşamıyla örnek olacak cinsten bir beyefendiydi. karakteri ve kişiliği ile ilgili hiç bir şey söyleyemem zaten haddim de değil. sadece ben oyunculuk biçiminden çok hoşnut değilim. hayat verdiği karakterin olay örgüsüne kapılma şansımı zedeliyor. oğlunun kendisinin kısmi kopyası olduğu gerçeğini de çok atlamamak lazım.
toprağı bol olsun.
bunun dışında, duruşu ve özel yaşamıyla örnek olacak cinsten bir beyefendiydi. karakteri ve kişiliği ile ilgili hiç bir şey söyleyemem zaten haddim de değil. sadece ben oyunculuk biçiminden çok hoşnut değilim. hayat verdiği karakterin olay örgüsüne kapılma şansımı zedeliyor. oğlunun kendisinin kısmi kopyası olduğu gerçeğini de çok atlamamak lazım.
toprağı bol olsun.
devamını gör...
91.
mekanı cennet olsun.
devamını gör...
92.
93.
herkes yağlayıp ballıyor ama bu adamın filmlerinden hiçbiri bugün gösterilmiyor.
çünki hepsi konusuz birbirinden dandik şeylerdi.
kartal tibetin tarkan serisini bugün bile seyrediyorum.
cüneyt arkını bugün seyreden kim var? overrated çöp kutusu.
filmleri kahvede fon müziğinden fazlası değildi.
çünki hepsi konusuz birbirinden dandik şeylerdi.
kartal tibetin tarkan serisini bugün bile seyrediyorum.
cüneyt arkını bugün seyreden kim var? overrated çöp kutusu.
filmleri kahvede fon müziğinden fazlası değildi.
devamını gör...
94.
öldüğü günün sabahını çok net hatırlıyorum. artık bitkisel hayatta olup da fişini çekmeye hazırlandığımız bir evliliğim vardı. o sırada bir süredir hayatıma giren yeni biriyle rutin buluşmalarımızdan birisi yaşayacaktık. sıkıntılı bir uyku uyumuş ve normalde hayatta iken tavrı ve tarzı bana pek dokunmamış amcamı rüyamda görmüştüm. ''anacığım'' diye ağlıyordu. o halet-i ruhiye ile uyanınca cüneyt arkın'ın vefat haberini öğrendim.
insanların kamusal rolü ile özel yaşantısını birbirinden ayırmak gerektiğini düşünenlerdenim. cüneyt arkın muhakkak ki kendi hususi yaşamında kusursuz bir insan değildi ama bizlere kusursuz bir erkek, bir kahraman, amerikalıların tabiriyle ''white man's responsibilty'' yani beyaz adamın sorumluluğunu-yükünü taşıyan bir imaj bıraktı. sünni, türk, heteroseksüel bir erkek. toplumun aslında genelini teşkil eden, sıradan, harcanabilir, kol ve beyin gücünün ekserini oluşturan, çatışma ve tehlike anında öne atılması beklenen vatandaş grubunun en idealize örneği,
-sevişir gibi dövüşen, köy kökenini unutmamış, şehirli ama eğitimli, yeri geldiğinde kadınına nasırlı elleriyle gül sunarken, onu korumak için bir sürü adamın ortasına atılan, bileğine sağlam bir kahraman.
tüm filmlerindeki mantık hataları, senaryo topallığı ve teknik problemlere rağmen biz cüneyt arkın'ı ve filmlerini neden sevdik ?
gençlerin zannettiğin aksine eski türkiye de en az şu anki kadar adaletsiz, yaşanması zor, fakirler ve güçsüzler için cehennem gibi bir yerdi. dayak, hakaret, işkence, ötelenme daha ilkokul sıralarında başlar, askerde ve sokakta devam ederdi. cüneyt'in filmlerinin en karakteristik arka fonu insanca yaşam koşullarına ve adalete ulaşmanın zor olduğu 70'lerde geçer. o dönemki cüneyt arkın merkezin biraz daha solunda atatürkçü çizgide, ulusalcıydı. 80 darbesinden sonra filmlerinin politik göndermeleri azalıp, merkezin sağında gibi dursa da bu durum izleyiciye bir yalpalama gibi gelmedi. zira, sağcı da solcu da olsan aynı mağduriyetin bir parçasıydın. sadece toplumsal meselelerin çözümünün düzenin değişmesine bağlı olduğu alt metnine sahip filmler, 80'lerde yerini mevcut düzen içerisinde küçük zaferler kazanan kanun adamı ve adalet arayışçısına bıraktı.
kara murat oldu, ezilen bir milletin şanlı tarihiyle övünmesini sağladı, seyyid battal oldu küffara kılıç çaldı, deli şahin oldu uyuşturucu kaçakçılarının tepesine cehennem gibi indi, yaralı kurt oldu ailesine el uzatanları perişan etti, komiser cemil oldu hem de öyle bir komiser oldu ki sütte leke vardı, onda yoktu. öğretmen kemal oldu ''paramız, aşımız yok ama bize el uzatanları kahreden bir başımız var. '' dedi.
hasılı kelam biz bugün hala bir cüneyt arkın'ın çizdiği ideal erkeğin özlemi içerisindeyiz. bu bir intikam fantezisi değil, adalet arayışı. namussuzların, hırsızların, haram parasıyla caka satanların değil, dürüstlerin, el emeğiyle kazananların itibar gördüğü bir dünyanın özlemi. işte bu yüzden kubrick de izlesem, tarkovski de, vaçovski kardeşlerin matrix serisinin arkasındaki mesih metaforunu da keşfetsem, nolan'ın karanlık ve faşizmi öven arka planlı evren tasavvuruna tiksintiyle karışık hayranlık da duysam, döner dolaşır internette bir cüneyt arkın fimi ararım. zira döneceğimiz yer ait olduğumuz evrendir. geçmişimizdir, mazlumiyetle dolu hafızamızdır. bir cüneyt arkın filmi izlemek benim için baba ocağında içilen bir tas çorba gibidir.
insanların kamusal rolü ile özel yaşantısını birbirinden ayırmak gerektiğini düşünenlerdenim. cüneyt arkın muhakkak ki kendi hususi yaşamında kusursuz bir insan değildi ama bizlere kusursuz bir erkek, bir kahraman, amerikalıların tabiriyle ''white man's responsibilty'' yani beyaz adamın sorumluluğunu-yükünü taşıyan bir imaj bıraktı. sünni, türk, heteroseksüel bir erkek. toplumun aslında genelini teşkil eden, sıradan, harcanabilir, kol ve beyin gücünün ekserini oluşturan, çatışma ve tehlike anında öne atılması beklenen vatandaş grubunun en idealize örneği,
-sevişir gibi dövüşen, köy kökenini unutmamış, şehirli ama eğitimli, yeri geldiğinde kadınına nasırlı elleriyle gül sunarken, onu korumak için bir sürü adamın ortasına atılan, bileğine sağlam bir kahraman.
tüm filmlerindeki mantık hataları, senaryo topallığı ve teknik problemlere rağmen biz cüneyt arkın'ı ve filmlerini neden sevdik ?
gençlerin zannettiğin aksine eski türkiye de en az şu anki kadar adaletsiz, yaşanması zor, fakirler ve güçsüzler için cehennem gibi bir yerdi. dayak, hakaret, işkence, ötelenme daha ilkokul sıralarında başlar, askerde ve sokakta devam ederdi. cüneyt'in filmlerinin en karakteristik arka fonu insanca yaşam koşullarına ve adalete ulaşmanın zor olduğu 70'lerde geçer. o dönemki cüneyt arkın merkezin biraz daha solunda atatürkçü çizgide, ulusalcıydı. 80 darbesinden sonra filmlerinin politik göndermeleri azalıp, merkezin sağında gibi dursa da bu durum izleyiciye bir yalpalama gibi gelmedi. zira, sağcı da solcu da olsan aynı mağduriyetin bir parçasıydın. sadece toplumsal meselelerin çözümünün düzenin değişmesine bağlı olduğu alt metnine sahip filmler, 80'lerde yerini mevcut düzen içerisinde küçük zaferler kazanan kanun adamı ve adalet arayışçısına bıraktı.
kara murat oldu, ezilen bir milletin şanlı tarihiyle övünmesini sağladı, seyyid battal oldu küffara kılıç çaldı, deli şahin oldu uyuşturucu kaçakçılarının tepesine cehennem gibi indi, yaralı kurt oldu ailesine el uzatanları perişan etti, komiser cemil oldu hem de öyle bir komiser oldu ki sütte leke vardı, onda yoktu. öğretmen kemal oldu ''paramız, aşımız yok ama bize el uzatanları kahreden bir başımız var. '' dedi.
hasılı kelam biz bugün hala bir cüneyt arkın'ın çizdiği ideal erkeğin özlemi içerisindeyiz. bu bir intikam fantezisi değil, adalet arayışı. namussuzların, hırsızların, haram parasıyla caka satanların değil, dürüstlerin, el emeğiyle kazananların itibar gördüğü bir dünyanın özlemi. işte bu yüzden kubrick de izlesem, tarkovski de, vaçovski kardeşlerin matrix serisinin arkasındaki mesih metaforunu da keşfetsem, nolan'ın karanlık ve faşizmi öven arka planlı evren tasavvuruna tiksintiyle karışık hayranlık da duysam, döner dolaşır internette bir cüneyt arkın fimi ararım. zira döneceğimiz yer ait olduğumuz evrendir. geçmişimizdir, mazlumiyetle dolu hafızamızdır. bir cüneyt arkın filmi izlemek benim için baba ocağında içilen bir tas çorba gibidir.
devamını gör...
95.
faşisttir, rol yeteneği sıfırdır, alkoliktir, hiç bir vasfı yoktur, hiç bir derinliği yoktur...üleennnnnn, kemal sunal seven bir halkız biz, buda onun ayarında...sığ, vasıfsız. dünya literatürüne koy, çöp derler... şener şen bilir misin sen? dünyanın en iyisidir o...en iyisi ama....
devamını gör...


