#televizyon dizileri
#final yapan diziler
2009 yılında atv ekranlarında yayınlanan dizi 2 sezon ve 71 bölümden oluşuyor. sevdiği kadın eyşan tarafından ihanete uğrayan ömer, ezel ismiyle geri döner ve intikam almak ister. imdb: 8.7
yönetmen: uluç bayraktar
oyuncular:
kenan imirzalıoğlu
cansu dere
yiğit özşener
barış falay
tuncel kurtiz
haluk bilginer
oyuncular:
kenan imirzalıoğlu
cansu dere
yiğit özşener
barış falay
tuncel kurtiz
haluk bilginer
altın palmiye- tüm zamanların en iyi dizisi
altın kelebek- en iyi dizi, en iyi erkek oyuncu
seul uluslararası drama ödülü
altın kelebek- en iyi dizi, en iyi erkek oyuncu
seul uluslararası drama ödülü
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "unforgiven" tarafından 08.11.2020 23:14 tarihinde açılmıştır.
41.
benim için hâlâ açık ara en güzel türk dizisidir. senaryosu şuradan alıntıymış falan, çok da umursamadım bu dizide. kadrosu, replikleri, olayları işleyiş biçimi ve kronojisi ile bana göre 1 numaradır.
devamını gör...
42.
kurtlar vadisinde adam harcamak kolaydı burada adam harcamak zordu. o serdar ile cengiz o kadar bölüm nasıl kaldılar başka türlü açıklanamaz. kurtlar vadisinde sülayman çakırı yediler be cengiz kimmiş serdar kimmiş. iyi dizi ama en iyisi değil maalesef. bazıları kızabilir ama benene. gülücek.
devamını gör...
43.
bu yaz izlediğim dizidir.
karakterlerin derinliğini, olay örgüsünü, senaryoyu, her olayın nakış gibi işlenmesini çok sevdim. çünkü maalesef türk dizilerinde karakterler çok karton oluyor; hatta eğilip bükülüyor. mesela salt kötü bir karakter önce sempatik bir kötüye, sonra da saf bir insana, en sonunda da pür-i pak birine dönüşüyor senaryo içinde. ve bu bir travma veya olay eşliğinde olmuyor, tamamen reyting savaşı ile şekilleniyor.
ama ezel dizisinde her şey çok net; karakterler o anlamda çok gerçek çünkü hiçbirisinin yaptığı şey seni şaşırtmıyor; "bu adam böyle biri" diyorsun.
gel gelelim ömer ya da ezel'in salaklığına, eyşan'ın adiliğine:
şimdi bir noktada insanlar "eyşan'ın kardeşi hastaydı ve eyşan bunu mecbur olduğu için yaptı." kısmına ikna oldular. herkes bunu eyşan'ın keyfinden yaptığını düşünürken eyşan'ı şaytan gibi görüyorlarken, kardeşinin hastalığı sebebiyle yaptığını öğrenince tepkilerini yumuşattılar; o gerizekalı bahar da, ezel de dahil.
buradaki etik meselesi bir tek benim için geçerli değildir diye düşünüyorum. sevdiğin bir insanın canını kurtarmak için bir başka bir canı, iradesi dışında feda etmek nereden bakarsak bakalım korkunç bir bencilliktir ve buna anlayış göstermek de karaktersizliktir.
şimdi bu olaya kısas gösterelim: bahar eyşan'ın kardeşi ve bahar ölmesin diye eyşan bir başkasının kardeşi, evladı olan birisini, ömer'i feda edebiliyor. ve en korkuncu da günün sonunda ömer ailesine bu acıları yaşatan, hatta dolaylı yoldan kardeşinin ölümüne sebep olan bu olay örgüsünü başlatan kadını affedebiliyor. bu da yetmiyor, bin türlü acıyla yıllarca sınanmış olan annesi ve babasına rağmen eyşan ile evleniyor, eyşan öldü diye intihar ediyor. inanılmaz arkadaşlar, inanılmaz bir karaktersizlik, iradesizlik...
en sakil gelen de bahar'ın eyşan'ın yaptıklarını öğrendikten sonra ağlama krizlerine girmesi; "bu evi o parayla mı aldınız ha, bu kıyafetleri o parayla mı aldınız ha?" diye sinir krizi geçirip, o para ile alınan arabaya binerek acısını yaşamasıydı.
özetle kurgusuyla, oyuncuları ve oyunculuklarıyla, senaryosuyla yapılmış en iyi türk dizisi olabilir, ama tüm bunlar bu dizideki karakterlerin hepsinin ahlak sorunu olduğunu ve hiçbirisinin onurlu bir hayat yaşamanın ne olduğunu bilmediği gerçeğini değiştirmez.
ve son olarak: aşk, sevgi böyle bir şey değil; aşk ve sevgi iyileştiren, koruyan ve kollayan bir şey. bu dizideki saçmalık olsa olsa hırstır, olsa olsa hastalıktır.
karakterlerin derinliğini, olay örgüsünü, senaryoyu, her olayın nakış gibi işlenmesini çok sevdim. çünkü maalesef türk dizilerinde karakterler çok karton oluyor; hatta eğilip bükülüyor. mesela salt kötü bir karakter önce sempatik bir kötüye, sonra da saf bir insana, en sonunda da pür-i pak birine dönüşüyor senaryo içinde. ve bu bir travma veya olay eşliğinde olmuyor, tamamen reyting savaşı ile şekilleniyor.
ama ezel dizisinde her şey çok net; karakterler o anlamda çok gerçek çünkü hiçbirisinin yaptığı şey seni şaşırtmıyor; "bu adam böyle biri" diyorsun.
gel gelelim ömer ya da ezel'in salaklığına, eyşan'ın adiliğine:
şimdi bir noktada insanlar "eyşan'ın kardeşi hastaydı ve eyşan bunu mecbur olduğu için yaptı." kısmına ikna oldular. herkes bunu eyşan'ın keyfinden yaptığını düşünürken eyşan'ı şaytan gibi görüyorlarken, kardeşinin hastalığı sebebiyle yaptığını öğrenince tepkilerini yumuşattılar; o gerizekalı bahar da, ezel de dahil.
buradaki etik meselesi bir tek benim için geçerli değildir diye düşünüyorum. sevdiğin bir insanın canını kurtarmak için bir başka bir canı, iradesi dışında feda etmek nereden bakarsak bakalım korkunç bir bencilliktir ve buna anlayış göstermek de karaktersizliktir.
şimdi bu olaya kısas gösterelim: bahar eyşan'ın kardeşi ve bahar ölmesin diye eyşan bir başkasının kardeşi, evladı olan birisini, ömer'i feda edebiliyor. ve en korkuncu da günün sonunda ömer ailesine bu acıları yaşatan, hatta dolaylı yoldan kardeşinin ölümüne sebep olan bu olay örgüsünü başlatan kadını affedebiliyor. bu da yetmiyor, bin türlü acıyla yıllarca sınanmış olan annesi ve babasına rağmen eyşan ile evleniyor, eyşan öldü diye intihar ediyor. inanılmaz arkadaşlar, inanılmaz bir karaktersizlik, iradesizlik...
en sakil gelen de bahar'ın eyşan'ın yaptıklarını öğrendikten sonra ağlama krizlerine girmesi; "bu evi o parayla mı aldınız ha, bu kıyafetleri o parayla mı aldınız ha?" diye sinir krizi geçirip, o para ile alınan arabaya binerek acısını yaşamasıydı.
özetle kurgusuyla, oyuncuları ve oyunculuklarıyla, senaryosuyla yapılmış en iyi türk dizisi olabilir, ama tüm bunlar bu dizideki karakterlerin hepsinin ahlak sorunu olduğunu ve hiçbirisinin onurlu bir hayat yaşamanın ne olduğunu bilmediği gerçeğini değiştirmez.
ve son olarak: aşk, sevgi böyle bir şey değil; aşk ve sevgi iyileştiren, koruyan ve kollayan bir şey. bu dizideki saçmalık olsa olsa hırstır, olsa olsa hastalıktır.
devamını gör...
44.
ayağım kırılınca doğan boş vakti ezel izleyerek değerlendireyim dedim. 16 bölüm oldu gayet güzel akıyor. sadece kenan'ın oyunculuğuna çok tahammül edemiyorum bir de bahar sahneleri fena sıkıcı onun dışında sıkıntı yok. 71 bölüm olması da güzel, fazla uzun dizileri genelde bitiremeyip sonlara doğru bırakıyorum. ezelde bu sıkıntıyı yaşamayacağım gibi.
devamını gör...
45.

tam 16 yıl olmuş. yüzlerce kez birbirlerini öldürüp davayı bitirme şansları varken, hepsi tek bir mermiye bakarken, sadece kenan’ın ölebileceği 150 senaryo varken çekip çekip uzattılar, biz de hiç rahatsız olmamışız. tekrar izleyince bi tık sıktı. 64. bölümdeyim. anladım ki eyşan öyle böyle değil çok büyük şeymiş.
günümüzde yayınlanıyor olsaydı sosyal medyadan linçlenir, rtük’ten törpülenir bişeyler olurdu. daha çok konuşulurdu ama iyi konuşulmazdı.
bi de bade işçil ne kadar güzel kadınmış ya. baktıkça bakası geliyor insanın. tevfik de (gerçek adını unuttum) dizideki en iyi oyuncu bence. başrol olmadığı için kimse dikkat kesilmiyor sahnelerine. adam gülünce gülüyorum, ağladığında veya sinir krizi geçirdiğinde aynısını yaşıyorum. sahneyi izleyiciye aktarmak tam olarak bu bence. ali’yi bile ünlü etti bu sektör de cengiz ve tevfik’i sığdıramadı içine. yazıklar olsun.
devamını gör...
