orijinal adı: animal farm
yazar: george orwell
yayım yılı: 1945
hayvan çiftliğinin tasvir edildiği eserde, hayvanların içinden akıllı olan birinin ''neden bizi insanlar yönetiyor?'' sorusunu yöneltmesi üzerine domuzların öncülüğünde çiftlikte bir devrim baş gösterir. ''hepimiz eşitiz'' mesajıyla yola çıkan hayvanlar, adaleti sağlamak ister ve asla değişmeyecek 7 madde belirlenir. peki amaçlarına ulaşabilecekler midir?
yazar: george orwell
yayım yılı: 1945
hayvan çiftliğinin tasvir edildiği eserde, hayvanların içinden akıllı olan birinin ''neden bizi insanlar yönetiyor?'' sorusunu yöneltmesi üzerine domuzların öncülüğünde çiftlikte bir devrim baş gösterir. ''hepimiz eşitiz'' mesajıyla yola çıkan hayvanlar, adaleti sağlamak ister ve asla değişmeyecek 7 madde belirlenir. peki amaçlarına ulaşabilecekler midir?
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "doctorwho" tarafından 27.03.2021 17:33 tarihinde açılmıştır.
21.
george, george, george... bu adam işi biliyor! kitaplarının her sayfası buram buram hayat kokuyor, bir fransız parfümü sıkılmış ve bu kokunun arkasına saklanmış gerçekleri bir büyüteç altına alarak yansıtıyor. aman dikkat big brother bizi izliyor!
devamını gör...
22.
george orwell ispanya iç savaşı’da general franco’nun kuvvetlerine karşı savaşmış bir savaş gazisidir. 2. dünya savaşında muhabirlik yapmış bir gazetecidir. ve tarihin gördüğü en büyük yazarlardan biridir. 1984 romanının nasıl bir bilimkurgu, yergi ve öngörü harikası olduğunu bilmeyen yoktur sanırım. hayvan çiftliği yazarın “bir peri masalı” alt başlığıyla yazdığı muhteşem bir yergidir.
sosyalizme bağlanan orwell sistem esnasında yapılan hataları görünce vazgeçer ve sistemi yeren hayvan çiftliğini yazar.
aslında bu romanda yerilen sadece sosyalizm değildir, romanda sağlam bir kapitaliz eleştirisi de okunabilir.
romanda bir çiftlikte gerçekleşen devrimden bahsedilir. insanların kovulduğu çiftlikte artık hayvanlar hüküm sürmektedir. önce “bütün hayvanlar eşittir.” düsturuna tabi yaşamaya başlar hayvanlar. aslında hayvanların uyması gereken yedi emir vardır.
bunlar;
1. iki ayak üstünde yürüyen herkesi düşman bileceksin.
2. dört ayak üzerinde yürüyen ya da kanatları olan herkesi dost bileceksin.
3. hiçbir hayvan giysi giymeyecek.
4. hiçbir hayvan yatakta yatmayacak.
5. hiçbir hayvan içki içmeyecek.
6. hiçbir hayvan başka bir hayvanı öldürmeyecek.
7. bütün hayvanlar eşittir.
ama yönetimi ele geçiren domuzlar giderek bu yasaları yavaş yavaş, kimseye çaktırmadan değiştirmeye başlar. bu olayı 1984 romanında da okumuştuk. 1984’te de yapılan tahminler tutmayınca eski tarihli gazeteler güncellenip değiştiriliyordu.
romanın sonuna doğru yedinci emir de değiştirilir ki bu aslında anlatılmak istenenin özetidir.
“bütün hayvanlar eşittir ancak bazı hayvanlar daha eşittir.”
sosyalizme bağlanan orwell sistem esnasında yapılan hataları görünce vazgeçer ve sistemi yeren hayvan çiftliğini yazar.
aslında bu romanda yerilen sadece sosyalizm değildir, romanda sağlam bir kapitaliz eleştirisi de okunabilir.
romanda bir çiftlikte gerçekleşen devrimden bahsedilir. insanların kovulduğu çiftlikte artık hayvanlar hüküm sürmektedir. önce “bütün hayvanlar eşittir.” düsturuna tabi yaşamaya başlar hayvanlar. aslında hayvanların uyması gereken yedi emir vardır.
bunlar;
1. iki ayak üstünde yürüyen herkesi düşman bileceksin.
2. dört ayak üzerinde yürüyen ya da kanatları olan herkesi dost bileceksin.
3. hiçbir hayvan giysi giymeyecek.
4. hiçbir hayvan yatakta yatmayacak.
5. hiçbir hayvan içki içmeyecek.
6. hiçbir hayvan başka bir hayvanı öldürmeyecek.
7. bütün hayvanlar eşittir.
ama yönetimi ele geçiren domuzlar giderek bu yasaları yavaş yavaş, kimseye çaktırmadan değiştirmeye başlar. bu olayı 1984 romanında da okumuştuk. 1984’te de yapılan tahminler tutmayınca eski tarihli gazeteler güncellenip değiştiriliyordu.
romanın sonuna doğru yedinci emir de değiştirilir ki bu aslında anlatılmak istenenin özetidir.
“bütün hayvanlar eşittir ancak bazı hayvanlar daha eşittir.”
devamını gör...
23.
yıllar sonra, anti-stalinist propoganda yapması için cia tarafından para ödendiği itiraf edilen orwell'in muhtemelen ısmarlama eseridir. ama buna rağmen 1984 ile birlikte çok önemli bir ideolojik eserdir. maalesef vakit bulup hala okuyamadığımdır.
devamını gör...
24.
(bkz: plajdaokunacakkitaplar) maalesef göstermelik yaşantımızda karşılığını pek de bulmayan bir eser. aslında dekor olarak kullanıldığı konusunda şüphe etmediğim ancak kanitlayamadigim bir durum.
kitabın özüne gelince; reel sosyalizm eleştirisidir. politik taşlama olarak da adlandırılır.
kitabın özüne gelince; reel sosyalizm eleştirisidir. politik taşlama olarak da adlandırılır.
devamını gör...
25.
eğer hiçbir şey bilmiyorsanız ve amacınız kültürlü gozukmekse hemen bu kitabı tedarik etmelisiniz.
ülkenin yarısı bu kitabı elinde gezdiriyor. şu ana kadar açıp okuyanini görmedim.
ülkenin yarısı bu kitabı elinde gezdiriyor. şu ana kadar açıp okuyanini görmedim.
devamını gör...
26.
bir devletin kuruluş sürecini giriş gelişme sonuç şeklinde hayvanlar üzerinden bir kurgu ile anlatan kitap. sonu izm'le biten bazı ideolojilere eleştiri olarakta değerlendiren kitap eleştirmenleri vardır. fakat bence kitap güncelliğini her zaman gerçekçi bir yaklaşımla ilişkiler ağını anlatmasına borçlu.
başında marşlar, eylem hazırlıkları sonra kötülerin iyi niyetlileri çeşitli argümanlarla kandırıp işleri tiksinç hala getirişi...
eskiden kitap reklamlarındaki gibi söyleyelim "okuyunuz okutunuz efendim"
başında marşlar, eylem hazırlıkları sonra kötülerin iyi niyetlileri çeşitli argümanlarla kandırıp işleri tiksinç hala getirişi...
eskiden kitap reklamlarındaki gibi söyleyelim "okuyunuz okutunuz efendim"
devamını gör...
27.
"gelen gideni aratır" sözünün somut hali. hayatta kalmak için mış gibi yaşayan, adalet varmış gibi, haksızlık yokmuş gibi davranan, olmayan şeylerin korkutucu tezahürü eşliğinde sinmiş canları anlatan bir eser.
tanıdık gelen sahneler bir an için kitabın canlandığı hissiyatına kapılmanıza sebep olabilir. ya da düzenin hiç değişmediği yanılgısına. kim bilir...
tanıdık gelen sahneler bir an için kitabın canlandığı hissiyatına kapılmanıza sebep olabilir. ya da düzenin hiç değişmediği yanılgısına. kim bilir...
devamını gör...
28.
'bütün hayvanlar eşittir, bazıları daha eşit.' söylemi ile ün yapmış kitaptır.
her dönemin eleştirisinin muhakkak olacağının canlı göstergesidir bir nevi. çünkü george orwell'de bir sosyalisttir. kapitalizmin savunulacak da bir tarafı olmadığını bilir ama yönetime geçen kişilerin nasıl da dönüşebildiklerini gözler önüne sermek istediğini düşünüyorum. bu noktada gözümüzü kapatmamamız gereken gerçek ise insanın doğasının her zaman kendisine çalışmaktan geçtiği gerçeğidir. burada da daha eşit olan yönetimde söz sahibi domuzlardır. bu iç güdüyle hareket eden her canlı, eninde sonunda yola çıktığı noktadan sapacaktır ve eleştiri, düzenin nereye gittiğinin en iyi göstergesidir. herkesin okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. bilinçli yapılan eleştiri, en iyi yönlendiricidir. eleştiri kabiliyetimizin gelişmesi dileğiyle.
her dönemin eleştirisinin muhakkak olacağının canlı göstergesidir bir nevi. çünkü george orwell'de bir sosyalisttir. kapitalizmin savunulacak da bir tarafı olmadığını bilir ama yönetime geçen kişilerin nasıl da dönüşebildiklerini gözler önüne sermek istediğini düşünüyorum. bu noktada gözümüzü kapatmamamız gereken gerçek ise insanın doğasının her zaman kendisine çalışmaktan geçtiği gerçeğidir. burada da daha eşit olan yönetimde söz sahibi domuzlardır. bu iç güdüyle hareket eden her canlı, eninde sonunda yola çıktığı noktadan sapacaktır ve eleştiri, düzenin nereye gittiğinin en iyi göstergesidir. herkesin okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. bilinçli yapılan eleştiri, en iyi yönlendiricidir. eleştiri kabiliyetimizin gelişmesi dileğiyle.
devamını gör...
29.
alegori (bkz: temsilî istiare) sanatının en iyi kullanıldığı eserlerden biri. mö 500'lerde ezop masalları ile başlayan, beydeba-kelime ve dimne, şeyhi-harname ve la fontaine öyküleri ile günümüze kadar uzanan fabl türünü doruk noktasına ulaştırmış diyebiliriz. alegori kimi zaman öyküyü daha vurucu kılmak için kullanılırken kimi zaman cengiz aytmatov'un yaptığı gibi (bkz: beyaz gemi), (bkz: cengiz han'a küsen bulut) rejimin merceğinden kurtulmak için tatbik edilir. wikipedia dahil pek çok mecrada hangi hayvanın kimi temsil ettiği yazılıp çizilmiş. ben de naçizane bir katkıda bulunmak, kenarda kıyıda kalmış karakter ve olayların kimi/neyi temsil ettiğine dair fikirlerimi ilave etmek istiyorum:
boxer: barış zamanında işçi sınıfı, savaş sırasında kızıl ordu askerleri.
bay jones ve arkadaşlarının çiftliği basması: 1941 barbarossa harekâtı.
yel değirmeninin havaya uçurulması: savaşın başında kızıl ordu'nun aldığı büyük yenilgiler ve moskova'ya dek geri çekiliş.
köpekler: nkvd ve çeka görevlileri
hayvanların ürünlerine el konulması: holodomor (2019 yapımı mr. jones filmi bu konuyla alakalıdır.)
eminim sembolize edilen daha pek çok kişi ve olay vardır. böyle muhteşem bir eseri edebiyata kazandırdığı için george orwell (eric arthur blair) iyi ki geçmiş bu dünyadan dedirtir. yeri gelmişken ispanya iç savaşı'nı samimi bir dille anlattığı katalonya'ya selam, bizzat tanık olduğu sömürge düzenini aktardığı burma günleri, yoksulluğu ve dibe vurmayı tüm çıplaklığıyla kaleme aldığı paris ve londra'da beş parasız kitaplarını da öneririm. 1984'ü söylemeye gerek yok zaten.
boxer: barış zamanında işçi sınıfı, savaş sırasında kızıl ordu askerleri.
bay jones ve arkadaşlarının çiftliği basması: 1941 barbarossa harekâtı.
yel değirmeninin havaya uçurulması: savaşın başında kızıl ordu'nun aldığı büyük yenilgiler ve moskova'ya dek geri çekiliş.
köpekler: nkvd ve çeka görevlileri
hayvanların ürünlerine el konulması: holodomor (2019 yapımı mr. jones filmi bu konuyla alakalıdır.)
eminim sembolize edilen daha pek çok kişi ve olay vardır. böyle muhteşem bir eseri edebiyata kazandırdığı için george orwell (eric arthur blair) iyi ki geçmiş bu dünyadan dedirtir. yeri gelmişken ispanya iç savaşı'nı samimi bir dille anlattığı katalonya'ya selam, bizzat tanık olduğu sömürge düzenini aktardığı burma günleri, yoksulluğu ve dibe vurmayı tüm çıplaklığıyla kaleme aldığı paris ve londra'da beş parasız kitaplarını da öneririm. 1984'ü söylemeye gerek yok zaten.
devamını gör...
30.
insanların yönetiminden bıkan ve isyan çıkaran bi çiftlik dolusu hayvanın insanları kovmasıyla başlayan ve zaman geçtikçe hayvanlarla insanların çok benzediğini kanıtlıycak bi sistem kurmasıyla devam eden bi distopya tek soru şu insanlaşan hayvanlar mı daha iyi yoksa hayvanlaşan insanlar mi
devamını gör...
31.
insanlar tarafından yönetilmek istemeyen hayvanlar tarafından başlayan bir isyan sonucunda, hayvanlar çiftlikteki insanları yenerek kendi otoritelerini sağlarlar. sonrasında napoleon'un bir nevi entrikalarla adeta darbe yapıp başa geçmesiyle devam eder. sonunda napoleon'un iktidar sevdası yüzünden insanlardan farkı kalmaz.
on iki ses öfkeyle bağırıyor ve on ikisi de birbirine benziyordu. artık domuzların yüzüne karşı ne olduğunu sormaya gerek kalmamıştı. dışarıdaki hayvanlar, bir domuzdan bir insana, bir insandan bir domuza, yine bir domuzdan tekrar bir insana baktılar. fakat hangisinin domuz, hangisinin insan olduğunu ayırt etme olanağı artık kalmamıştı.
okuduğunuz her an o iğnelemeyi iliklerinize kadar hissediyorsunuz. dünya siyasetiyle ilgili hiçbir bilginiz olmasa dahi bir yerlerde birilerine atılan laflar çok bariz içinize işliyor.
devamını gör...
32.
george orwell'ın yazdığı on numara beş yıldız siyasi hiciv romanı. josef stalin'in ideolojisini kara mizahla bir güzel eleştirmiştir. kitapta her hayvan bir kesimi temsil ediyor. herkes bayılır ama benim en tilt olduğum karakter net benjamin'di. harbi eşek kendisi. sabah akşam felsefe kasıyor ama bir şeyleri düzeltmek için hiçbir şey yapmıyordu. sosyalizmin sömürülerek kapitalist bir sisteme dönüştürülmeye başladığını pekala farkındaydı kendisi. çok çok nadir kimsenin anlayamayacağı felsefik bildirimler yapacağına oradaki hayvanları yozlaşan sisteme karşı ayaklandirabilirdi. tüm kitap boyunca gıkını çıkarmayan filozof eşeğimiz ne zaman avazı çıktığı kadar bağırmaya başladı söyleyeyim; yaralanan dostu boxer'i (kendisi bir at) veterinere götürdüklerini söyleyip sakat et kamyonuna yüklediklerini gördüğü an. engel olamadı tabi. bunca zaman susmasaydı, bir şeyler için çabalasaydı belki de dostunu bu şekilde kaybetmeyecekti. hikaye çok tanıdık geldi değil mi?
(bkz: ucu sana dokunana dek sustun ve ortak oldun)
çağımızın hastalığı; benjaminin laneti.
(bkz: ucu sana dokunana dek sustun ve ortak oldun)
çağımızın hastalığı; benjaminin laneti.
devamını gör...
33.
(bkz: herkesin hayvan çiftliği'ni okumuş gibi davranması)
bir ideolojiye en çok zarar verenler onun karşıtları değil, bizzat o ideolojinin cahil benimseyicileridir.
george orwell'ın en popüler iki eserinden biri. şöyle bi sorun var ki özellikle bu kitap ile 1984 bugünün siyasi durumuna benzerlik gösterip yarınına da ışık tuttuğundan fazlasıyla haklarında söz ediliyor.
e sorun bu mu kardeşim? yo, bu değil tabii. kitap okumak ve ders çıkarıp hayatımıza yön vermesine imkan sağlamak neden sorun olsun ki?
sorun okumuş gibi yapanlarda. hiç okumadan okumuş gibi yapanlar, okuyup bir şey anlamayanlar.
neyse, kitap başta stalin'i eleştiriyor. insanları uyutup yavaş yavaş, alıştıra alıştıra diktatörlüğünü ilan eden bir domuz üzerinden dünya siyasetini eleştiriyor. dünya siyaseti diyorum çünkü özellikle o zamanların siyaseti ve dünyanın içinde bulunduğu durum bugünkü bizlerin durumundan çok daha beterdi. o dönemi vurguluyorum çünkü eserler yazıldığı dönemden etkilenirler. adam o zamanlar 2022'de türkiye ne halde olur acaba düşünüp o kitabı yazmadı.
çamur atmanın, insan kandırmanın ve onları köle gibi bir hiç uğruna çalıştırmanın ne kadar kolay olduğunu bugün hepimiz çok daha iyi anladık zaten. ben bu giride özel olarak kitabın gerçekten okunması gerektiğini, twitter'da görülen iki cümle alıntı ile her yerde "işte bugünkü türkiye, uyan türk milleti" diye paylaşım yapılmaması gerektiğini düşünüyorum. paylaşımı illa yapacaksan yap ama öncesinde ne olur kitabı oku.
son olarak, o paylaşımı yapmasan, daha önce sırf o kitabı okumuş olman bugün bu halde olmamıza engel olurdu zaten.
bir ideolojiye en çok zarar verenler onun karşıtları değil, bizzat o ideolojinin cahil benimseyicileridir.
george orwell'ın en popüler iki eserinden biri. şöyle bi sorun var ki özellikle bu kitap ile 1984 bugünün siyasi durumuna benzerlik gösterip yarınına da ışık tuttuğundan fazlasıyla haklarında söz ediliyor.
e sorun bu mu kardeşim? yo, bu değil tabii. kitap okumak ve ders çıkarıp hayatımıza yön vermesine imkan sağlamak neden sorun olsun ki?
sorun okumuş gibi yapanlarda. hiç okumadan okumuş gibi yapanlar, okuyup bir şey anlamayanlar.
neyse, kitap başta stalin'i eleştiriyor. insanları uyutup yavaş yavaş, alıştıra alıştıra diktatörlüğünü ilan eden bir domuz üzerinden dünya siyasetini eleştiriyor. dünya siyaseti diyorum çünkü özellikle o zamanların siyaseti ve dünyanın içinde bulunduğu durum bugünkü bizlerin durumundan çok daha beterdi. o dönemi vurguluyorum çünkü eserler yazıldığı dönemden etkilenirler. adam o zamanlar 2022'de türkiye ne halde olur acaba düşünüp o kitabı yazmadı.
çamur atmanın, insan kandırmanın ve onları köle gibi bir hiç uğruna çalıştırmanın ne kadar kolay olduğunu bugün hepimiz çok daha iyi anladık zaten. ben bu giride özel olarak kitabın gerçekten okunması gerektiğini, twitter'da görülen iki cümle alıntı ile her yerde "işte bugünkü türkiye, uyan türk milleti" diye paylaşım yapılmaması gerektiğini düşünüyorum. paylaşımı illa yapacaksan yap ama öncesinde ne olur kitabı oku.
son olarak, o paylaşımı yapmasan, daha önce sırf o kitabı okumuş olman bugün bu halde olmamıza engel olurdu zaten.
devamını gör...
34.
cloverdan farkımız yok hiçbirimizin...
*
yıllar boyu devletimiz için elimizden geleni yaparız, gençliğimizi onun yolunda harcarız ve emekli olmayı bekleriz. emekli olduğumuzda ne olur peki
*yürüyün kasap yoluna*
*
yıllar boyu devletimiz için elimizden geleni yaparız, gençliğimizi onun yolunda harcarız ve emekli olmayı bekleriz. emekli olduğumuzda ne olur peki
*yürüyün kasap yoluna*
devamını gör...
35.
her ne kadar bir eleştiri kitabı olsa da, her zamana her siyasete uygundur. zira, insan temelde çok da değişmemiştir. hala kibirlidir, hala dram sevdalısıdır. değişmeyecek midir, mümkündür.
dili, kurgusu, anlatım tarzıyla ve anlattıklarının anlamıyla, durup durup okunası bir george orwell romanıdır.
dili, kurgusu, anlatım tarzıyla ve anlattıklarının anlamıyla, durup durup okunası bir george orwell romanıdır.
devamını gör...
36.
insanlardan bıkan ve onlardan kurtulmaya çalışan hayvanların isyan yapması. yapılan bu isyandan sonra hayvanların tekrar bir lidere ihtiyaç duyması. ve kitabın sonunda güç ile iktidara sahip olan her canlının hükmetme ihtiyacı duyduğunu muhteşem bir sözle anlatılması...
devamını gör...
37.
bence aslinda orda sistemden bahsediyor,ve bu kitap ilk yazildiginda cok engelle karsilasmis,toplatilip yakilmis,fikirlere ,dusuncelere saygi duyulmayan zwmanlar;yonetim sistemini bu sisteme karsi gelen ve gelemeyen insanlardan bahsediliyor ben okudugumda bunu zihnimde canlandirdim,insanliktan her zaman en iyisini hakkettigini dusunen ,yonetici ve yanindakiler.bu benim tabi ki.
devamını gör...
38.
kitapta asıl anlatılmak istenen şu ki; bir devrim yapıldı fakat savaşılan şeye dönüldü. nietzsche der ki: canavarlarla savaşan her kimse kendisinin de bir canavara dönüşmemesine dikkat etmelidir.
ve uzun süre uçuruma bakarsan,
uçurum da, sana bakar.
bir sscb eleştirisidir. istenilen ve sonuç olarak elde edilen şeyler aynı değildir. kaçan domuz ise troçki'dir bu arada.
kitapta, snowball adlı domuz karakteri, komünizm fikirlerini savunur ve hayvanların özgürleşmesi için mücadele eder. ancak, diğer domuzlar tarafından ihanete uğrar ve çiftlikten kaçar. bu karakter, tarihsel olarak leon troçki'yi temsil eder. troçki, sovyetler birliği'nin ilk yıllarında joseph stalin'in önderliğindeki komünist parti içinde önemli bir liderdi. ancak, stalin tarafından ihanete uğradı ve sürgüne gönderildi.
bulgakov'un "köpek kalbi" kitabına da bir göz atın derim.
bence orwell bu eseriyle aisõpos (ezop) geleneğini takip etmiştir. fabllar çocukları eğlendirmek için değil, bilâkis zorunluluktan doğmuştur. o zamanlarda da ne yazık ki günümüzdeki gibi baskıcı rejimler vardı. yönetim eleştiriyi kabul etmiyordu. bu da insanları üstü kapalı bir şekilde düşüncelerini ifade etmeye yönlendirdi. bir nevî uçurum kenarında açan bir çiçeğe benzetilebilir.
alegorik anlatım ve hayvanlarla insan-yönetim, mazlum-zalim arasında yaşananlar betimlenmiş. bir nevi istibdat içerisinde kendi kuralları kendi içerisinde şekillenmiştir. genellikle tilki-çakal kurnaz ve zalim hükümdar veya vezirleri, haksızlığa uğrayan hayvanlar ise masum halkı betimler.
ve uzun süre uçuruma bakarsan,
uçurum da, sana bakar.
bir sscb eleştirisidir. istenilen ve sonuç olarak elde edilen şeyler aynı değildir. kaçan domuz ise troçki'dir bu arada.
kitapta, snowball adlı domuz karakteri, komünizm fikirlerini savunur ve hayvanların özgürleşmesi için mücadele eder. ancak, diğer domuzlar tarafından ihanete uğrar ve çiftlikten kaçar. bu karakter, tarihsel olarak leon troçki'yi temsil eder. troçki, sovyetler birliği'nin ilk yıllarında joseph stalin'in önderliğindeki komünist parti içinde önemli bir liderdi. ancak, stalin tarafından ihanete uğradı ve sürgüne gönderildi.
bulgakov'un "köpek kalbi" kitabına da bir göz atın derim.
bence orwell bu eseriyle aisõpos (ezop) geleneğini takip etmiştir. fabllar çocukları eğlendirmek için değil, bilâkis zorunluluktan doğmuştur. o zamanlarda da ne yazık ki günümüzdeki gibi baskıcı rejimler vardı. yönetim eleştiriyi kabul etmiyordu. bu da insanları üstü kapalı bir şekilde düşüncelerini ifade etmeye yönlendirdi. bir nevî uçurum kenarında açan bir çiçeğe benzetilebilir.
alegorik anlatım ve hayvanlarla insan-yönetim, mazlum-zalim arasında yaşananlar betimlenmiş. bir nevi istibdat içerisinde kendi kuralları kendi içerisinde şekillenmiştir. genellikle tilki-çakal kurnaz ve zalim hükümdar veya vezirleri, haksızlığa uğrayan hayvanlar ise masum halkı betimler.
devamını gör...
39.
şimdiki sistem veya daha sonraki sistemleri anlatıyor bir nevi aslında hayvanların devrim yapmış olması ama git gide onları yöneten insanlara benzemeleri , günümüz yönetimlerine gelecek yeni üyelerinde bir öncekinden farksız olması gibi...
devamını gör...
40.
ingiliz yazar george orwell’ın ince zekasının eserlerinden biri. kitapta hayvanların birbirlerine sıklıkla “yoldaş” demeleri ikinci dünya savaşı’nın sonların ki tarihsel bir gerçeklik olan rusya’nın sosyalist rejimini eleştirmek amacıyla yazıldığı açıkça görülebiliyor.
tarihte ki birçok devrimin sonucunu oluşturulan yeni düzenin hayal kırıklıkları ile sonuçlanması ideal düzenin bir ütopya olduğu mesajını kitabında hissettirmiştir.
kendini yönetenleri sorgulamayan, özgürlüklerini savunamayan, kendi gücünden habersiz yaşayanların özetle aklını kullanamayan hiçbir varlığın özgürlüğünün bir değeri yoktur. gerçek devrimler ancak kişilerin eğitilmesi ve farkındalıklarının artmasıyla gerçekleşeceklerdir.
günümüz yönetim sistemlerinin ve halkın suskunluğunun açıklaması gibi.
tarihte ki birçok devrimin sonucunu oluşturulan yeni düzenin hayal kırıklıkları ile sonuçlanması ideal düzenin bir ütopya olduğu mesajını kitabında hissettirmiştir.
kendini yönetenleri sorgulamayan, özgürlüklerini savunamayan, kendi gücünden habersiz yaşayanların özetle aklını kullanamayan hiçbir varlığın özgürlüğünün bir değeri yoktur. gerçek devrimler ancak kişilerin eğitilmesi ve farkındalıklarının artmasıyla gerçekleşeceklerdir.
günümüz yönetim sistemlerinin ve halkın suskunluğunun açıklaması gibi.
devamını gör...