21.
bir keresinde küçükken ev telefonundan araba ilani veren 2 kişiyi ayrı ayrı arayıp takas imkanınız var mı ? diye sorup iki kişiyi aynı yere çağırdım. bir tanesi çok heyecanlı idi ona üzülüyorum. inşallah birbirlerini bulup arabalarını takas yapmışlardır:)
devamını gör...
22.
aşık olmuştum.
devamını gör...
23.
evvelden lgbt i anlamıyordum.
lezbiyenlik ve gaylığın güven probleminden ortaya çıktığını düşünürüm.
erkekler kadınlara, kadınlar da erkeklere güvenemediği için diye düşünmüştüm, yanlış düşünmüşüm. bu cinsel yönelimi birey küçük yaşta fark ediyormuş.
içinden gelmeyen heteroseksüelliği rolden yapmak, kendini bu duruma zorlamak kötü bir şey diye düşünüyorum.
lezbiyenlik ve gaylığın güven probleminden ortaya çıktığını düşünürüm.
erkekler kadınlara, kadınlar da erkeklere güvenemediği için diye düşünmüştüm, yanlış düşünmüşüm. bu cinsel yönelimi birey küçük yaşta fark ediyormuş.
içinden gelmeyen heteroseksüelliği rolden yapmak, kendini bu duruma zorlamak kötü bir şey diye düşünüyorum.
devamını gör...
24.
türk futbolun bu halde olmasının tek sorumlusudur.
devamını gör...
25.
bir sen
gelsen yanıma
sen ve ben
hep yan yana
sadece bana gülümse.
yemin ederim, araf gibi.
gelsen yanıma
sen ve ben
hep yan yana
sadece bana gülümse.
yemin ederim, araf gibi.
devamını gör...
26.
ne zaman dolmuşa binsem hep birileri keçi olduğunun itirafını yapıyor. * *
keçi kişiler pek bir önemli ki yolunu açıyorlar daha sonra.
keçi kişiler pek bir önemli ki yolunu açıyorlar daha sonra.
devamını gör...
27.
kişinin gerçekte saklanan herhangi bir olayı ya da söylemi gün yüzüne çıkarması, söylemesidir.
devamını gör...
28.
vicdan sahipleri için bir tür rahatlama aracı.
devamını gör...
29.
tek başına içerken... müzik de dinliyorsam üç beş on ayda bir kendime sorular sorarım...
şundan mutlu muyum? diye mesela.
ve dürüst davranırım kendime.
içsesi söylüyor lan insanın lan zaten.
ve nazara alırım o iç sesleri... o da benim diye.
kimi zaman kendime dahi itiraf edemediklerim olur nadir de olsa.
şundan mutlu muyum? diye mesela.
ve dürüst davranırım kendime.
içsesi söylüyor lan insanın lan zaten.
ve nazara alırım o iç sesleri... o da benim diye.
kimi zaman kendime dahi itiraf edemediklerim olur nadir de olsa.
devamını gör...
30.
herkesten nefret ediyorum artık tek kelime konuşamaz bir şey anlatamaz ve de dinleyemez hale geldim. çünkü inandığım insanlar beni bu hale getirdi. ya salak kafam inanılmayacak insanlara inandı şimdi de doğru insanlara inanmıyor. çünkü yaralandım..
devamını gör...
31.
buraya ciddi bir itiraf yazabilecek kadar gereken asgari anonimliği kaybettiğim için pişmanım.
devamını gör...
32.
hikayemi anlatmaktan sıkıldığım ve biraz da korktuğum için hayatıma girdikten on yıl sonra hatırlayacağıma emin olduğum insanlarla iletişimi başlamadan bitiriyorum.
hayat biraz ağır romana benzer ya bir de serde kadınlık var zarafeti yitirmemek lazım(!) anlatmaktan geri dururum hep. 165 boya büyük acılar sığdıran biriyim işte ve beni ne bekler bilirim. müdahale ederdim eskiden yorulmuşum.
neşe komiklik ve enerji üçlemesinin arkasına saklamışsın hüznü serseriliği ve şiiri acıyı unutmamak için işlemişsin sağına soluna ki pişmanlığını duymadın da değil e zaten görmüşsün aileden yekte argoya ve racona hakimsin görüntünle tezatsın dahil de değilsin hiçbir çoğunluğa.
nasıl güveneceksin nasıl güvendireceksini geçtim kafanın içinde insanlar onlar ve sen diye ayrılmış bunu nasıl yeneceksin?
hadi diyelim manyağın biri çıktı biz oldun. oldun da bu arada. sonra o manyak seni yüzüstü bıraktığında kime gidebileceksin?gidebilemezsin.gidebildin diyelim nasıl biz olacaksın? aynı yolu yürümemiş aynı acıyı tatmamış insandan yoldaş olur mu? seninle aynı acıyı tadan insan sana güvenir mi?zor başkan. yat uyu.
bu arada gül işlemeli keskin ve parlayan bir bıçaktan daha zarif başka bir şey yoktur.
hayat biraz ağır romana benzer ya bir de serde kadınlık var zarafeti yitirmemek lazım(!) anlatmaktan geri dururum hep. 165 boya büyük acılar sığdıran biriyim işte ve beni ne bekler bilirim. müdahale ederdim eskiden yorulmuşum.
neşe komiklik ve enerji üçlemesinin arkasına saklamışsın hüznü serseriliği ve şiiri acıyı unutmamak için işlemişsin sağına soluna ki pişmanlığını duymadın da değil e zaten görmüşsün aileden yekte argoya ve racona hakimsin görüntünle tezatsın dahil de değilsin hiçbir çoğunluğa.
nasıl güveneceksin nasıl güvendireceksini geçtim kafanın içinde insanlar onlar ve sen diye ayrılmış bunu nasıl yeneceksin?
hadi diyelim manyağın biri çıktı biz oldun. oldun da bu arada. sonra o manyak seni yüzüstü bıraktığında kime gidebileceksin?gidebilemezsin.gidebildin diyelim nasıl biz olacaksın? aynı yolu yürümemiş aynı acıyı tatmamış insandan yoldaş olur mu? seninle aynı acıyı tadan insan sana güvenir mi?zor başkan. yat uyu.
bu arada gül işlemeli keskin ve parlayan bir bıçaktan daha zarif başka bir şey yoktur.
devamını gör...
33.
sabahın beşinde ağlayarak aradı, ben ona gitme demiştim ama geldiği zaman yine en çok ben sarıp sarmalayacağım onu... çok kırmışlar "canım" ı...
devamını gör...
34.
kimseyi gerçekten sevmediğimi hissediyorum.
devamını gör...
35.
sigarayı 2 pakete çıkardığımı fark ettim.
devamını gör...
36.
ınstagramda herhangi bir reelse güzel yorumlar yazıyorum ki okuyan kişinin günü güzel geçsin her gün yapmaya çalışıyorum aslında bunu çünkü tanımadığım birini mutlu etmek hoşuma gidiyor.
devamını gör...
37.
af yolcusudur.
devamını gör...
38.
uzunca bir süredir mutsuz uyanıyorum.
devamını gör...
39.
ne istediğimi bilmiyorum
devamını gör...
40.
perdeyi çek ve itirafa başla.... büyük konstantin 4.yüzyılda doğu roma'nın yeni başkentini kurarken çemberlitaş'a kendi heykelini diktirmişti. hristiyan azizi gibi algılanmak istiyordu muhtemelen. lakin büyük bir çelişki vardı, kendisi pagandı! bu büyük günah üzerinde, böyle güzel bir şehri kurmanın sevabını da taşıyarak öteki dünyaya göçüp gitti. büyük ihtimalle o dönemde hristiyanlık dininde günah çıkarma mefhumu henüz ortaya çıkmamıştı. dünyanın o güne kadar gördüğü en muhteşem ve parıltılı şehir kurulurken, kilise de aynı dönemde güçleniyor, orta çağ'a, kimilerinin deyişiyle de karanlık çağa(!), yalnız kendi kutsal ışığını yansıtıyordu. doğal olarak da günah çıkarmak yüce gücün muktedirliğini pekiştiren bir olgu olarak gelişiyordu. peki günah çıkarmayı bu kadar kurumsal ve vazgeçilmez kılan neydi? cevabı insanın zayıflığında arayabileceğimiz gibi kilisenin büyük emellerinde de bulabiliriz. bu gücün sayesinde kilise günahlardan arındıran, bağımlılık yaratan bir kurum oluyordu. bu arada ruhban sınıfı ayrı bir yerde konumlandırılıyor, tanık olmak, arada olmak, ortak olmak, biliyor ve affediyor olmak, karanlıkta açılan tek bir ışık noktası olmak adeta tüm hristiyanların ruhlarına ve cisimlerine işleniyordu... aslında "en büyük günah hiç işlenmemiş olandır" sloganından yola çıkarsak; bir kere yaptıktan sonra insanoğlu için itiraf etmek hem kolay hem de zevkli bir eylemdir. mesela sanal alemde günahlarını yazmak, diğer günahları okumak ve eğlenmek duygusu "itiraf etmek" eylemini bu büyük karanlık evrende hak ettiği yere getirdi denebilir. nasıl mı? 1990'lı yılların sonundan başlayarak kısa bir sürede internetteki itiraf siteleri en çok ziyaret edilen, jargonuyla söyleyecek olursak "hit alan" siteler haline dönüştü. peki bu garip başarının sebebi neydi? itiraf etmek, günahını açıklamak, hiç görmediğin insanların günahını öğrenmek, kendininkini skalaya koyup değerlendirmeye çalışmak neden bu kadar rağbet görür olmuştu? bu soruların cevabı mevzubahis sitelerin başarısında gizliydi. sonuç açıktı aslında: "en çok okunan en popüler olandır, en popüler olan en cüret edilemeyeni yapmakta gizlidir" diye özetlenebilir. diğer yandan söz uçar yazı kalır misali, hristiyanlıkta "söyleyip kurtulayım, arınıp pirüpak olayım" istekleri, bu post modern alanda değişmiş; "yazayım, stoklayıp okutayım, namım yürüsün" duygusu olarak değişmişti. halen, itiraflar, haykırmalar, kendini kısmi deşifre edip günah çıkarmalar bir yerlerde, birilerine "server" edilmek üzere depolanmaya devam ediyor. binlerce itiraf ve günah world wide web'in geniş evreninde tanık olmak isteyenlere gururla sunuluyor. sonuçta bu eylemlerin ve çabanın kimseye bir zararı yok. hatta beyhudeliğinden gelen hoş sedasının belki alem-i beşere bir faydası olur. bu umut da bizi eleştirmenin kıyısından alıp gözlemleyeceğimiz ve düşüneceğimiz tepelere sürükleyebilir... sadede gelecek olursak, yedi tepeli şehirde konstantinopolis'i koruması için dikildiği rivayet edilen yedi efsunlu sütundan sadece biri kalmış durumda. şehrin dört bir yanında kiliselerine günah çıkarmaya giden insan görüntülerini çok uzun zaman önce kaçırmış olsak da, bu koca hengamenin içinde her günahın itiraf edileceği bir mecra mutlaka bulunuyor. birilerinin hayrete düşeceği, birilerinin üzüleceği ya da güleceği itirafçıklar, hafızalardan parmaklara, parmaklardan klavyelere, klavyelerden alternatif depolara akmaya ve şüphesiz affedilmeyi bekleyen günahları sunmaya devam edecekler...
(bkz: sözlük yazarlarının itirafları)
klavye tırmalayan parmaklarınıza kolay gelsin.
(bkz: sözlük yazarlarının itirafları)
klavye tırmalayan parmaklarınıza kolay gelsin.
devamını gör...
"itiraf" ile benzer başlıklar
itiraf.com
11