201.
kimi der ki kadın
uzun kış gecelerinde yatmak içindir.
kimi der ki kadın
yeşil bir harman yerinde
dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir.
kimi der ki ayalimdir,
boynumda taşıdığım vebalimdir.
kimi der ki hamur yoğuran.
kimi der ki çocuk doğuran.
ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal.
o benim kollarım, bacaklarım, başımdır.
yavrum, annem, karım, kızkardeşim,
hayat arkadaşımdır.
uzun kış gecelerinde yatmak içindir.
kimi der ki kadın
yeşil bir harman yerinde
dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir.
kimi der ki ayalimdir,
boynumda taşıdığım vebalimdir.
kimi der ki hamur yoğuran.
kimi der ki çocuk doğuran.
ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal.
o benim kollarım, bacaklarım, başımdır.
yavrum, annem, karım, kızkardeşim,
hayat arkadaşımdır.
devamını gör...
202.
devamını gör...
203.
(bkz: çok gerginsin sevişmen lazım)
devamını gör...
204.
cassandraaltman isimli arkadaş sanırım kadınlardan biraz fazla red yemiş. her kadını red yediği kadınlara benzetiyor,yazık kafana kardeşim.
devamını gör...
205.
"hem güzel, hem akıllıysa bir kadın, bilir
güzelliği kullanılmak, aklı kullanmak içindir."
güzelliği kullanılmak, aklı kullanmak içindir."
devamını gör...
206.
tıpkı erkeğin adama evrilmemesi durumunda kıymetsiz olması gibi kadın da hanıma evrilmediği sürece kıymetsizdir.
devamını gör...
207.
devamını gör...
208.
iç güdülerinin esiri olmuş dişil kişilik.
devamını gör...
209.
gereksiz şekilde hakkında çok konuşulan insan dişisi.
devamını gör...
210.
ugruna siirler, filmler, sarkilar, turkuler yazilip soylenmis acayip bi varlik.
oyle aforizmalar kasmislar ki, yine de bunlar yuz vermemis o sairlere.
ulan benim erkek halimle veresim var(yuz), siz nasi adamlari perisan etmissiniz lan?
oyle aforizmalar kasmislar ki, yine de bunlar yuz vermemis o sairlere.
ulan benim erkek halimle veresim var(yuz), siz nasi adamlari perisan etmissiniz lan?
devamını gör...
211.
insanın, insanlığın yarısı.. hepsi bu.. salt kadın için yazılan, söylenen, yapılan her şey, bütünü gözden kaçırıyorsa ya yalandır, ya yanlıştır ki zaten eksik olduğu tartışmasızdır. bir elma herhangi bir yarısına bakarak tanımlanamaz..
devamını gör...
212.
varlığın parmak izi.
devamını gör...
213.
devamını gör...
214.
(bkz: hani nerede)
devamını gör...
215.
(bkz: bereket)tir. ne verirsen onu biçersin. sperm verirsen hayat verir; buğday verirsen ekmek; toprak verirsen bahçe,... muazzam bir varlık.
devamını gör...
216.
kadın olmak, tam anlamıyla "hayatla şaka mı yapıyorsun?" dedirten bir deneyim! sabah uyanıyorsun ve ilk düşündüğün şey: "uyanmak zorunda mıyım?" sonra o dolu dolapla göz göze geliyorsun; başlıyor bir iç hesaplaşma: "yine giyecek hiçbir şeyim yok!" dolapta koca koca kıyafetler sırıtıyor, ama sen "tişört kot giyip çıksam ne olur acaba?" diye düşünürsün. . sonuç: tabii ki o elbise giyilecek!
sonra saçlar... kadın olmanın en büyük zorluğu saçlarla uğraşmak olabilir. bir gün kendini şampuan reklamında gibi hissedersin, ertesi gün sanki fırtınadan çıkmışsın! dışarı çıkmadan önce fön çekerken o özene bezene yaptığın saçın, kapıdan çıkar çıkmaz rüzgarla savaşmaya başlar. bir noktada saçına dokunup "bugün bu kadar uğraşmaya değer mi?" diye düşünürken aynada kendinle göz göze gelirsin ve saçına teslim olursun. savaşı kaybettik ama savaşı sürdürmeye kararlıyız!
makyaj konusu ise ayrı bir komedi. "bugün sadece bir rimel sürüp çıkacağım" diyorsun. ama nasıl oluyorsa, rimelden sonra bir bakmışsın, elinde eyeliner, göz kapaklarında picasso'nun tablo denemesi var. sonra "biraz allık, biraz ruj derken" bir saat geçmiş, ama sen hala "hafif bir makyaj" diyorsun. yani, doğal olmak istiyoruz ama her seferinde makyaj sanatları bölümünden mezun olma yolunda ilerliyoruz!
alışveriş ise tam bir olimpik spor. hedef: indirime girmiş bir elbise bulup onu da daha ucuza almak. mağazaya girer girmez indirim reyonuna yönelir, adeta profesyonel bir maden arayıcısı gibi her köşeyi didik didik edersin. ama işin aslı şu ki, alışverişte en önemli şey sadece bir ürün almak değil, onu aldıktan sonra kocaman bir tatminle eve dönüp "bakın, ne kadar tasarruf ettim!" demek!
tabii ki duygusal dalgalanmalar da var. bir gün kendini beyonce gibi hissederken, ertesi gün "hayat neden bu kadar zor?" diye sorgulamaya başlarsın. aynı anda hem kahkaha atabilir hem de beş dakika sonra ağlayabilirsin; "o filmin son sahnesinde gözlerim doldu, ama ne kadar komikti!" diye kendi kendine gülerken birden mendillere sarılabilirsin.
sonuç olarak, kadın olmak tam bir akıl karışıklığı, tatlı bir çılgınlık! her gün yeni bir sürprizle karşılaşmak, her an yeni bir maceraya atılmak demek. bizim dünyamızda hiçbir şey düz çizgide ilerlemez, ama o eğlenceli kıvrımlarla hayatı daha da renkli hale getiririz. kısacası, kadın olmak, her gün stand-up şovuna çıkmak gibi; bazen sen gülersin, bazen de hayat sana güler!
kötü bir alışkanlık gibi kadın,saçı falan var böyle uzun..
sonra saçlar... kadın olmanın en büyük zorluğu saçlarla uğraşmak olabilir. bir gün kendini şampuan reklamında gibi hissedersin, ertesi gün sanki fırtınadan çıkmışsın! dışarı çıkmadan önce fön çekerken o özene bezene yaptığın saçın, kapıdan çıkar çıkmaz rüzgarla savaşmaya başlar. bir noktada saçına dokunup "bugün bu kadar uğraşmaya değer mi?" diye düşünürken aynada kendinle göz göze gelirsin ve saçına teslim olursun. savaşı kaybettik ama savaşı sürdürmeye kararlıyız!
makyaj konusu ise ayrı bir komedi. "bugün sadece bir rimel sürüp çıkacağım" diyorsun. ama nasıl oluyorsa, rimelden sonra bir bakmışsın, elinde eyeliner, göz kapaklarında picasso'nun tablo denemesi var. sonra "biraz allık, biraz ruj derken" bir saat geçmiş, ama sen hala "hafif bir makyaj" diyorsun. yani, doğal olmak istiyoruz ama her seferinde makyaj sanatları bölümünden mezun olma yolunda ilerliyoruz!
alışveriş ise tam bir olimpik spor. hedef: indirime girmiş bir elbise bulup onu da daha ucuza almak. mağazaya girer girmez indirim reyonuna yönelir, adeta profesyonel bir maden arayıcısı gibi her köşeyi didik didik edersin. ama işin aslı şu ki, alışverişte en önemli şey sadece bir ürün almak değil, onu aldıktan sonra kocaman bir tatminle eve dönüp "bakın, ne kadar tasarruf ettim!" demek!
tabii ki duygusal dalgalanmalar da var. bir gün kendini beyonce gibi hissederken, ertesi gün "hayat neden bu kadar zor?" diye sorgulamaya başlarsın. aynı anda hem kahkaha atabilir hem de beş dakika sonra ağlayabilirsin; "o filmin son sahnesinde gözlerim doldu, ama ne kadar komikti!" diye kendi kendine gülerken birden mendillere sarılabilirsin.
sonuç olarak, kadın olmak tam bir akıl karışıklığı, tatlı bir çılgınlık! her gün yeni bir sürprizle karşılaşmak, her an yeni bir maceraya atılmak demek. bizim dünyamızda hiçbir şey düz çizgide ilerlemez, ama o eğlenceli kıvrımlarla hayatı daha da renkli hale getiririz. kısacası, kadın olmak, her gün stand-up şovuna çıkmak gibi; bazen sen gülersin, bazen de hayat sana güler!
kötü bir alışkanlık gibi kadın,saçı falan var böyle uzun..
devamını gör...
217.
#3114374
yazılanların kadın olmakla, cinsiyetle hiçbir alakası yok yalnız. ne istediğini bilmemek, mahalle baskısına direnememek, ekonomik sistemin oynadığı algılarınızı geliştirmemek, beşeri sermayenize yatırım yapmamak, kendi varlığınızın farkına varmamak cinsiyetle ilgili değil, birey olmakla ilgili bir sorundur. *
ağzına kadar dolu bir gardırobunuzun varlığı sizin bu çılgın tüketim toplumunun vazgeçilmez bir neferi olduğunuzu gösterir. ne giyeceğiniz hakkında iç hesaplaşmaya girmek mi? bu da kadınlığa özel bir durum değil, ne istediğini bilmeme-karasızlık gibi tanımları var. *
bakımlı olmak katalog mankenleri gibi brezilya fönlü gezmek değil, nasıl da empoze edilmiş ama barbie olma fikri. çok yorucu. günlük hayat için saçın temiz olması ve dağınık olmaması gayet yeterli bence, yetmemesi kadın cinsiyetine özel bi durum değil.
öyle büyük bir kozmetik sektörü var ki bu vahşi sektöre para kazandırmak adına her gün cildinizin florasını bozan o kimyasalları sürmeden çıkmamanız için allayıp pullayacaklar, sizi bağımlı yapacaklar. bu makyaj olayı kadınlara özel tamam ancak bu da bir zaruriyet değil, seçim sadece.
evet güzel kadın, gardırobunda etiketi daha yıpranmamış o iki çift ayakkabının sadece farklı rengini almak için yarıştığın olimpiyatların bu kulvarında seni biraz daha kafa karışıklığı ve kalabalıkla ödüllendiriyoruz, keyfini çıkar. *
yazılanların kadın olmakla, cinsiyetle hiçbir alakası yok yalnız. ne istediğini bilmemek, mahalle baskısına direnememek, ekonomik sistemin oynadığı algılarınızı geliştirmemek, beşeri sermayenize yatırım yapmamak, kendi varlığınızın farkına varmamak cinsiyetle ilgili değil, birey olmakla ilgili bir sorundur. *
ağzına kadar dolu bir gardırobunuzun varlığı sizin bu çılgın tüketim toplumunun vazgeçilmez bir neferi olduğunuzu gösterir. ne giyeceğiniz hakkında iç hesaplaşmaya girmek mi? bu da kadınlığa özel bir durum değil, ne istediğini bilmeme-karasızlık gibi tanımları var. *
bakımlı olmak katalog mankenleri gibi brezilya fönlü gezmek değil, nasıl da empoze edilmiş ama barbie olma fikri. çok yorucu. günlük hayat için saçın temiz olması ve dağınık olmaması gayet yeterli bence, yetmemesi kadın cinsiyetine özel bi durum değil.
öyle büyük bir kozmetik sektörü var ki bu vahşi sektöre para kazandırmak adına her gün cildinizin florasını bozan o kimyasalları sürmeden çıkmamanız için allayıp pullayacaklar, sizi bağımlı yapacaklar. bu makyaj olayı kadınlara özel tamam ancak bu da bir zaruriyet değil, seçim sadece.
evet güzel kadın, gardırobunda etiketi daha yıpranmamış o iki çift ayakkabının sadece farklı rengini almak için yarıştığın olimpiyatların bu kulvarında seni biraz daha kafa karışıklığı ve kalabalıkla ödüllendiriyoruz, keyfini çıkar. *
devamını gör...
218.
seni sevmeyi çok seviyorum.
devamını gör...
219.
kimlik üstüne kimlik giymek ve her gün birinin size yeni bir kimlik biçmesidir. giymek istediğiniz kimliklere de siz karar veremezsiniz.
genç bir kadın olaran sevgilinizle tatile gitmek istersiniz ve aileniz ne orospu mu özgür kız nil mi olacağınıza karar vermeye çalışır. günbegün özgür kız nilden orospuya evrilirsiniz. e evlenelim madem der erkek kişisi, çünkü o evlenince imza atıp günlük hayatına devam edebilecektir. arada derede kalır sonra "e hadi madem" dersiniz.
welcome to the club, artık sizi doğurmayan bir kadınınla adamlamın da kızısınız ve teknik bir aksaklık nedeniyle onlar bu kısmı atlayarak baskı konusunu x2 yapar. yeni kimlik yok sanırsınıx ama artık (bkz: evli) olduğunuz için hem yeni tanıştığınız bir çifti tatmin etmek hem ailenizi tatmin etmek hem de henüz tanıştığınız birilerine evliliğinizin bir kelepçe olmadığını anlatmalısınız.
+x hanım evli misiniz?
-evet
+bizim işimiz çok yoğun, evli bir kadın için uygun olmayabilir. sık sık mesaiye kalıyoruz.
-part time evliyim ben...
iş hayatında motivasyonunuzdan ve yetkinliklerinizden ziyade artık eşiniz ve eviniz konuşulur. şansınız yaver gitmiş ve normal bir insanla evlenmişseniz her iş görüşmesinde "ev içi eşit emek gösterme politika"nızı işverene uzun uzun anlatırsınız. yine de beklenen standartları sağlayamayabilirsiniz.
bitti mi, asla. gün gelir hastalıklar ortaya çıkar. var olan tüm yaşlılara bakmak sizin görevinizdir. hatta o yaşlılarla aynı mahallede oturan erkek kardeşiniz hasbelkader siz başka bir şehirdeyseniz yaşlı ziyaretine gittiğinde size sorar "ilaçlar nerde????"
ilaçlar abicim, ilaçlar takribi 20 sene yaşadığın evde nerdeyse orda.
anneniz bu sırada vicdani karmaşalarda boğulur çünkü size baktıkça kendi gençliğini ve kaçırdıklarını görür. olsun kadın anam dersiniz hayatımı bir miktar sktnz ama senin canın sağ olsun.
sonra bir erkek arkadaşınızla akşam iki bira içersiniz, çünkü bu dünyanın en normal şeyidir. ve çevrenizdeki herkes iyi eğlenceler diyip yatan eşinize daha "errkek" olmasını tavsiye eder. sizin nasıl bir ırıspı olduğunuz konuşulur. oysa iki arkadaşın bir barda muhabbet etmesi için medeni durumlar gerçekten önemli midir?
eğer yeterince açık giyinmiyorsanız teyzesinizdir, fazla açıksanız bu sefer de "yerine göre" giyinemiyorsunuz. eğer çok makyaj yaparsanız ne gerek vardı ama makyajsızsanız özensizsiniz. sahi biz işe en sonunda "düzenli bir hayatı olan" eleman olarak katılım sağlamıştık makyaj şartı sözleşmemizde var mıydı ki?
gece eve dönmek istersen orklarla çevrili sokakları beden bütünlüğüne zarar gelmeden geçmelisin yahut bir taksi bulup gerekli mülakatlar sonucu taksici o gün sevap işlemek istiyor mu diye bakmalı?
potansiyel olarak kimse senin tamirden ve borsadan anlamanı beklemiyor, ha onları buna ikna edebilirsen özgür iradenle yemek yaparken nasıl finans haberleri dinlersin diye şaşkınlıklara gark olurlar.
küfredersen kabasın, kibar konuşursan narin. özgürce cinsellik yaşarsan orospudum ama dikkatli ol bir yerden sonra da neden hiç cinsel hayatın olmadığını soracaklar. kukunun medeni haline göre hesabını vermek zorundasın.
çocuk istemiyor musun? aaa biyolojik saatin çalınca görürüz seni :)) baktığın yaşlılar ve maruz kaldığın mobbingler yetmedi, senden bir de her adımında seni eleştirebileceğimiz bir çocuk yapmanı bekliyoruz. bu arada çocuğu seni yarıp mı çıkarsınlar yoksa orta yerinden ıkınarak mı falan onunla ilgili de şahane fikirlerimiz var.
genç bir kadın olaran sevgilinizle tatile gitmek istersiniz ve aileniz ne orospu mu özgür kız nil mi olacağınıza karar vermeye çalışır. günbegün özgür kız nilden orospuya evrilirsiniz. e evlenelim madem der erkek kişisi, çünkü o evlenince imza atıp günlük hayatına devam edebilecektir. arada derede kalır sonra "e hadi madem" dersiniz.
welcome to the club, artık sizi doğurmayan bir kadınınla adamlamın da kızısınız ve teknik bir aksaklık nedeniyle onlar bu kısmı atlayarak baskı konusunu x2 yapar. yeni kimlik yok sanırsınıx ama artık (bkz: evli) olduğunuz için hem yeni tanıştığınız bir çifti tatmin etmek hem ailenizi tatmin etmek hem de henüz tanıştığınız birilerine evliliğinizin bir kelepçe olmadığını anlatmalısınız.
+x hanım evli misiniz?
-evet
+bizim işimiz çok yoğun, evli bir kadın için uygun olmayabilir. sık sık mesaiye kalıyoruz.
-part time evliyim ben...
iş hayatında motivasyonunuzdan ve yetkinliklerinizden ziyade artık eşiniz ve eviniz konuşulur. şansınız yaver gitmiş ve normal bir insanla evlenmişseniz her iş görüşmesinde "ev içi eşit emek gösterme politika"nızı işverene uzun uzun anlatırsınız. yine de beklenen standartları sağlayamayabilirsiniz.
bitti mi, asla. gün gelir hastalıklar ortaya çıkar. var olan tüm yaşlılara bakmak sizin görevinizdir. hatta o yaşlılarla aynı mahallede oturan erkek kardeşiniz hasbelkader siz başka bir şehirdeyseniz yaşlı ziyaretine gittiğinde size sorar "ilaçlar nerde????"
ilaçlar abicim, ilaçlar takribi 20 sene yaşadığın evde nerdeyse orda.
anneniz bu sırada vicdani karmaşalarda boğulur çünkü size baktıkça kendi gençliğini ve kaçırdıklarını görür. olsun kadın anam dersiniz hayatımı bir miktar sktnz ama senin canın sağ olsun.
sonra bir erkek arkadaşınızla akşam iki bira içersiniz, çünkü bu dünyanın en normal şeyidir. ve çevrenizdeki herkes iyi eğlenceler diyip yatan eşinize daha "errkek" olmasını tavsiye eder. sizin nasıl bir ırıspı olduğunuz konuşulur. oysa iki arkadaşın bir barda muhabbet etmesi için medeni durumlar gerçekten önemli midir?
eğer yeterince açık giyinmiyorsanız teyzesinizdir, fazla açıksanız bu sefer de "yerine göre" giyinemiyorsunuz. eğer çok makyaj yaparsanız ne gerek vardı ama makyajsızsanız özensizsiniz. sahi biz işe en sonunda "düzenli bir hayatı olan" eleman olarak katılım sağlamıştık makyaj şartı sözleşmemizde var mıydı ki?
gece eve dönmek istersen orklarla çevrili sokakları beden bütünlüğüne zarar gelmeden geçmelisin yahut bir taksi bulup gerekli mülakatlar sonucu taksici o gün sevap işlemek istiyor mu diye bakmalı?
potansiyel olarak kimse senin tamirden ve borsadan anlamanı beklemiyor, ha onları buna ikna edebilirsen özgür iradenle yemek yaparken nasıl finans haberleri dinlersin diye şaşkınlıklara gark olurlar.
küfredersen kabasın, kibar konuşursan narin. özgürce cinsellik yaşarsan orospudum ama dikkatli ol bir yerden sonra da neden hiç cinsel hayatın olmadığını soracaklar. kukunun medeni haline göre hesabını vermek zorundasın.
çocuk istemiyor musun? aaa biyolojik saatin çalınca görürüz seni :)) baktığın yaşlılar ve maruz kaldığın mobbingler yetmedi, senden bir de her adımında seni eleştirebileceğimiz bir çocuk yapmanı bekliyoruz. bu arada çocuğu seni yarıp mı çıkarsınlar yoksa orta yerinden ıkınarak mı falan onunla ilgili de şahane fikirlerimiz var.
devamını gör...
220.
birçok alanda pozitif ayrımcılık ile birkaç adım, bazen birçok adım önde olan insan kişisi.
devamını gör...
