sevmesi en zor kişiyi sevmek. her şeyi seversin herkesi seversin ama kendini sevmen çok zaman alır. çünkü kendi kusurlarını insanların kusurlarından daha çok bulursun. her zaman en küçük kusurun bile başkalarınınkinden büyük gelir. ki kendini başkalarıyla kıyaslamaya başlamaktır bu ve bu da kendini sevmeye başlı başına engeldir. aynaya bakıp “evet ben kusurluyum ve bir sürü hatam yaptığım salak şeyler var ama ben böyle iyiyim ve mutluyum” dediğin zaman olan şey.
devamını gör...
huzura ermenin en güzel yoludur. kendinden memnunsan , herkes de bir süre sonra senden memnun olacaktır. çünkü kendini seven birisi , kedini en iyi şekilde yetiştirir , kimseye bağlı ya da bağımlı olmaz. kendi hayatını yaşar ve çevresindeki kişilerle uyum içinde olur.
devamını gör...
nietzsche diyor ki ;" inasının kendine dayanabilmesi ve boşluğa düşmemesi için kendini gerçekten sevmesi gerekir" . bu böyledir. herşey insanın kedini sevmesiyle başlar.çünkü içinde olmayan bişeyi başkasına veremez insan. çünkü boşluğa düşmemek için kendine tutunabilmelidir en çok.
devamını gör...
narsizmin başlangıcıdır. her insan, muhakkak hem kendisini hem de başkalarını sever, över ve övülmeyi ister. lakin bu sevme ve beğenilme olayı ileri düzeyde ve kişiliğe direkt yansıyorsa orada sorun var demektir. hoş geldin narsizm.
devamını gör...
varlığını idame ettirmen için, en temel gerekçe. kendini anlaman daima sürecektir. bu süreçte kendini sevmen moral açısından sana yardımcı olacaktır. ben kendimi 3n çok gülerken seviyorum. acayip haz veriyor. kendini sevmek belki de bu dünyadaki en güzel ve en açıklanabilir his. bundan normali olamazdı.
devamını gör...
o kadar güzel bir şey ki... başkalarının sana değer vermesini bekleme, sen kendine yetersin. tabi bunun da fazlası zarar
devamını gör...
aga ben kendime aşığım, abartısız diyerek katıldığım; gerçekleştirdiğim eylem.
devamını gör...
altı yaşından beri kilo alıyorum her yıl. öncelikle en yakınlarım daha sonrasında çevrem, akranlarım ve toplumun geri kalanı tarafından sürekli dışlandım, alay edildim, kendilerinin bile uygulamadığı öğütleri dinlemek zorunda kaldım, diyetisyen kapılarında sürünen küçücük bir çocukken bana yasak edilen besinlerin akranlarımın önüne nasıl dizildiğini seyrettim.
iriydim, yaşıtlarıma göre o zamanlar uzundum. vücudum büyük görünüyor diye yaşıma uygun muamele göremedim. dokuz yaşındaysam on dört yaşında gibi davrandılar, on dört isem yirmi gibi davrandılar. eğitimli eğitimsiz, kötü niyetli iyi niyetli fark etmeksizin yıllarca insanların böyle davranışlarına maruz kaldım.
çocuk gibi hissedemedim. ergen oldum ergen gibi hissedemedim. liseye geçtiğim ilk yıl saçımı topuz yaptım hiç açmadım. sevmediğim, uğraşmak istemediğim ya da sadece sıcaktan dolayı açmadım zannediyordum bu yaşıma kadar ama öyle değilmiş. o yıl kapatmışım kendimi dünyaya. ınsanların dünyaya kendilerini kapatmaları için illa on saat yataktan çıkmamalarına, yemek yememelerine veya bileklerini kesmelerine lüzum yokmuş. bir saç bile ne kadar şey anlatabiliyormuş.
kiloluyum diye kendimi teyze gibi hissettim yıllarca.
kendimi beğenmezdim, beğenmediğim için sevmezdim de. kendime özen göstermezdim. hep eksik ve yetersiz bulurdum kendimi.
gel zaman git zaman hayatıma sosyal medya girdi.
hoşuma giden, paylaşımlarını iyileştirici bulduğum sayfaları ya da kişileri takibe aldım. uzun yazılarını, hoş videolarını izledim. alttaki yorumları okurdum hep yalnız olmadığımı görmek için. kimisi benim gibi kilosundan bahsederdi kimi zayıflığından kimi kısa boyundan kimi burnundan kimi bilmem neresinden...
meğer ne kadar çok insan kendinden memnun değilmiş. benim "ooff çok güzel yaa." dediğim insan bile burnu eğri diye şikayet edebiliyormuş.

bir sayfayı takip edip iki göndersini okuyunca birden aydınlanmadım tabii. zaman geçti üzerinden, belki bir yıl belki bir buçuk. başka sayfalar başka insanlar tanıdım. tanıdıkça penceremi git gide araladım.
ışıksız odam gün geçtikçe araladığım pencerem sayesinde güneş ışığıyla doldu. zaten çok efkarlı çok melankolik bir yapım da fazla olmayınca neşem daha da arttı. neşem arttıkça enerjim de arttı. kendimi her şeyimle kabullenmeyi ve sevmeyi öğrendim. dün kendim hakkında farkına vardığım şeyleri sıraladım hatta. güzel bir tanım oldu.
o çekingen, kendimi bir türlü sevemeyen, kabullenemeyen yanımı git gide susturuyorum.
aynaya baktığım zaman istediğim kadar kilolu veya zayıf olayım kendimi iyi hissediyorum. çok güzelim.
saçlarım kısa da olsa uzun da olsa bana çok yakışıyor. hafif dalgalı ve bazı yerleri lüle. saçlarım bile hayat dolu ayol. * yüzüm orantılı. bedenim de orantılı aslında. napıyım şimdi yağlıysa. bu halini de seviyorum artık. giydiğim kıyafetleri artık daha çok yakıştırıyorum.
hala bazen kendimi kötü yönde eleştiren iç sesim konuşuyor sinsi sinsi. hala bana kötü kötü şeyler fısıldıyor. bir kaç dakika duruluyorum sonra eski ritmime geri dönüyorum. "sıkıldım senden sus artık hadi işim var benim byyyyy." der gibi kaldığım yerden devam ettiğimi görmek mutlu hissettiriyor. kendimle gurur duyuyorum.
bu sürecin sonunda bedenim hakkında yerli yersiz yorumlar yapan, alay eden, kendimi kötü hissetmem için adeta çabalayan insanlara bu ruh halimle ve bu yaşımda tekrar baktım,inceledim. iç huzurlarının olmadığını fark ettim. ne kendilerini seviyorlar ne de başka bir canlıyı. her noktada bir kusur arama derdindeler. bu çok yorucu bir hayat olsa gerek diye düşünüyorum artık onlar için.

küçücüktüm herkes gibi kim ne derse ona inanırdım. hala çok büyük sayılmam ama dokuz yaşında da değilim. boş yere senelerce kendimi kapatıp kendimden nefret edecek hale gelmişim. hayat bir kabullenmeden ibaretmiş.
yeri gelince savaşılan, mücadele edilen yeri gelince de şefkatli kollara sarılmak istenen.
kilo benim için sağlık problemi. bunun için çabalıyorum. çabalarken kendime küfretmeyi değil düştüğüm yerde kendime elimi uzatmayı deniyorum.

kimsenin iltifatına, gaz vermesine, öğüt vermesine ihtiyaç duymuyorum artık. birilerinin standartlarına uymadan yaşamak öyle güzel ki.
bu yaz kolsuz giysiler giydim mesela. kollarım kalın diye utanırdım. ınsanlar bana bakacak diye tedirgin olurdum. baksa ne olacak sanki domates falan mı atacaklar yüzüme? korkulara hapis olmak böyle bir şey işte. giydim, gezdim. çok yakıştı doğrusu. ha bakanlar olmadı değil. noldu baktılar da? ne eksildi benden? özgürce yanlarından geçip gittim onlar da otuz saniye sonra unuttular beni.
kendimi sevmeyi öğrenemeseydim ışıksız odamın bir köşesinde hala birinin beni kurtarmasını bekliyor olurdum.
devamını gör...
"ben" adamdır ;))
devamını gör...
başkaları sevilecek gibi değil. kendimi sevmekle meşgulüm haliyle .
devamını gör...
kendini sevmek gibi saçmalıkları bırakın. kendin sana kökten tümüyle bağlıdır. kendini sevmek için kendini içinde ötekileştirip kendin olmayıp ortaya karikatürize şizofrenik bir karakter çıkarmak gerekir. kendini sevdiğini iddia edenler kendinden en çok nefret edip benliğinden soyutlanmış insanlardır. en çok kendisine yabancı, kendisinden habersiz bir kişi bu eylemi yapıp, karanlık içinde kalabilir. insan kendi gölgesini vurabilir mi?
devamını gör...
canım kendim. varlığım varlığıma armağan olsun. *
devamını gör...
her şeyin başlangıcıdır. insan önce kendini sevebilmeli. sonra başkalarını da sevmeye başlarsınız.
devamını gör...
sanırım yapamadığım bir eylem. insan kendini nasıl sever ki. sevemiyorum. kendimi önemli göremiyorum. kendimle ilgili büyük sorunlarım olduğunu düşünüyorum. hayatımdaki herkesi bir yerlere sığdırıyorum da bi kendimi sığdıramıyorum. yerden yere vuruyorum, hor görüyorum.
devamını gör...
çok seviyorum kıyamıyorum kendime.
devamını gör...
aynanın karşısına geçip az kalmış göbeğimi içime çektim ve eskiden arz-ı endam eden kaslarımın yeniden bana göz kırptığını gördüm.
sonra şüpheye düştüm. ama göbeğimi ellediğimde ve o bölgenin sert olduğunu fark edince mutlu oldum.

evet bir zamanlar evde yaptığım sporlar ve öncesinde yaptığım yürüyüşlerle minnak kaslarım vardı.
sonra yedim içtim ve onları bugün yeniden bana göz kırpacakları güne dek herkesten sakladım.

sadece görsellik değil kendimi bugün sevme nedenim. yapmak istediğim bir şeyi başarmış olmanın - ki henüz tam değil - mutluluğu.

insan ne yaparsa kendine yapıyor. birine ya da bir şeylere kızıp kendimizi üzüyoruz

bunu bana bir sene önce hatta altı yedi ay önce biri söylese "hı evet" der içimden ay çok güzel hayat evet diye dalga geçerdim.

hayatım hala çok güzel değil ama onunla baş edebildiğim için kendimi sevmeye başladım.


kaynak: nasıl kişisel geliştim sayfa :64
yazar:kendimeaitbiryer

*
devamını gör...
kendimi seviyorum.
yaptığım hatalarımla ben, "ben"im çünkü, pişmanlıklarım, yanlışlarım, kırgınlıklarım, güçsüzlüklerim, güçlü durmaya çalışmalarım, kıskanışlarım, görmezden gelişlerim, inadım, şakalarım, beyaz yalanlarım, komikliklerim, sakarlıklarım, hüznüm, tembelliğim, unutkanlığım, hep yanlış kişilere aşık oluşlarım,umursamazlığım ve içimdeki çocuğu seviyorum.ben, "ben"i oluşturan her şeyim.kimseyi umursamıyorum. çünkü hayatta kendini bilmek kadar güzel bir şeyin olmadığını biliyorum. eğer farkına varmadıysan, sende kendi benliğinin farkına var. hemen. şimdi. birak insanlar ne derlerse desinler. sen, onların dediği kişi
değil; kendini bildiğin kişisin ve kendini sevdiğin kadar güzelsin. bu yüzden sev kendini. hemde çok sev.o zaman başkalarının sevgisine muhtaç kalmayacağını göreceksin.
devamını gör...
kendini sevmek yanlız kaldığında sıkılmamaktır. eğlenebilmektir. her sabah kalkıp aynaya baktığında kendinle konuşabilmek, kendine kocaman gülümseyebilmektir. saçmalamaktır da veya kendini kendine dertleşebilmek. kısacası kendine yetebilmektir kendini sevmek, başkasına ihtiyaç duymadan.
devamını gör...
devamını gör...
aynaların örtüsünü açmaktır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"kendini sevmek" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim