oruç tutana saygısı olmayan insan
başlık "importante" tarafından 23.02.2026 12:39 tarihinde açılmıştır.
21.
kendine saygısı olmayandır aynı zamanda.
devamını gör...
22.
oruç tutan insanlar yılbaşında ağaç süsleyen insanlara, şortla gezen kadınlara, sevgilisiyle el ele yürüyenlere, bir mekanda rakı balık yapanlara, cadılar bayramı kutlayan kesime, kilisede mum yakanlara, cem evinde cem yapanlara ne kadar saygı duyuyorsa, ben de ramazan ayında onlara o kadar saygı duyuyorum.
kişisine göre değişiyor yani, ne kadar saygı göreceğini, kendisinin ne kadar saygı gösterdiği belirliyor. adam olana iftarda pidesini tatlısını ben alıyorum, adam olmayanın karşısında çay sigara yapıyorum.
kişisine göre değişiyor yani, ne kadar saygı göreceğini, kendisinin ne kadar saygı gösterdiği belirliyor. adam olana iftarda pidesini tatlısını ben alıyorum, adam olmayanın karşısında çay sigara yapıyorum.
devamını gör...
23.
sinagoga ya da kiliseye düzenli giden insana saygı duymayan insanla arasında pek bir fark olmayan insandır. zira ibadetler birileri saygı duysun diye değil içten geldiği için yapılmalıdır, hangi dinin mensubu olduğundan bağımsız olarak. sizin saygı görmek amacıyla bir ibadet anlayışınız varsa cumhurbaşkanı adayı olmanızı öneririm.*
devamını gör...
24.
namazda önümden geçmiyosa, kurbanıma müdahale etmiyorsa isterse oruç zamanında karşımda 60 kişiyle aynı anda sevişip her birinin göbeğibden iftar sahur yesin ve halali hoş olsun.
ramazanda yemek yemeyi, sigara içmeyi, sevişmeyi saygısızlık olarak gören varsa kendine saygısı yoktur
cevir kafanı köpek.
ramazanda yemek yemeyi, sigara içmeyi, sevişmeyi saygısızlık olarak gören varsa kendine saygısı yoktur
cevir kafanı köpek.
devamını gör...
25.
bitmeyen dinci zırvalarından birisi daha.
milli bayram gibi her sene oruç tutmayan birinin oruç tutanlar tarafından darp edildiği bir ülkede islamofaşistlerin ağlaklığı bir türlü bitmiyor. "başörtülü bacılarımıza üstleri çıplak deri ceketli cengolar saldırdı" diye diye 24 senedir ülkenin bütün kaynaklarını emcüklediniz. halen gelmiş oruç da bık bık da bık bık.
türkiye'nin burnunun boktan çıkmamasının sebebi işte bu islamcılardır, biliniz.
milli bayram gibi her sene oruç tutmayan birinin oruç tutanlar tarafından darp edildiği bir ülkede islamofaşistlerin ağlaklığı bir türlü bitmiyor. "başörtülü bacılarımıza üstleri çıplak deri ceketli cengolar saldırdı" diye diye 24 senedir ülkenin bütün kaynaklarını emcüklediniz. halen gelmiş oruç da bık bık da bık bık.
türkiye'nin burnunun boktan çıkmamasının sebebi işte bu islamcılardır, biliniz.
devamını gör...
26.
oruç tutmak bir tercihtir; ama saygı göstermek insanlıktır.
sen inanmıyor olabilirsin, uygulamıyor olabilirsin;
fakat birinin iradesine ve inancına saygı duymak seni küçültmez, büyütür.
sen inanmıyor olabilirsin, uygulamıyor olabilirsin;
fakat birinin iradesine ve inancına saygı duymak seni küçültmez, büyütür.
devamını gör...
27.
bir gün bir mekanda iftardayız. konsept açık büfe ve çalışanlar vızır vızır. hiç durmuyorlar. top patlamadan hemen önce masalara ısıtılmış kaselerde çorbalar geldi, hurması, zeytini, suyu, pidesi her şeyler masada.
orucu açtıktan sonra gerine gerine açık büfeden takıl. olay bu yani.
şimdiki gibi tabak sayma, salataya ayrı fiyat, içeceğe ayrı fiyat denen uygulamalar yok.
bir masa var, sanırım 20-25 kişilik kadınlı erkekli bir grup.
ablalar hanım hanımcık, başörtülü oturmayı kalkmayı bilen tipler.
top patlayana kadar öylelerdi yani.
top patladı daha 30 saniye olmadan açık büfenin başındaydılar. hangi ara dua ettiler, ne ara su içtiler bilmiyorum. kişi başı şu kadar köfte, bu kadar tatlı diye diye ne var ne yoksa aldılar ve o kadar organize çalıştılar ki inanmazsınız.
bu sırada, işini yetiştirmenin verdiği yetkiye dayanan şef kapıdan göbeğini devire devire mağrur şekilde kapıdan çıktı ve manzarayı gördü...
"hanımlar, her şeyin devamı var acele etmeyin lütfen yemeğinizin tadını çıkarın" dedi adamcağız.
oradan üç abla bir anda şefe bir başladılar ama nasıl başlamak görmeniz lazım. diyalogları buraya yazmıyorum...
bu arada diğer ablalar masada yer kalmadığı için tabakların kenarlarını kullanarak kat çıkmaya devam ediyorlar.
o derece organizeler...
sonra ablaların erkekleri konuya dahil oldu. şefimiz tecrübeli, mevzuyu alttan aldı masalara şöyle bir baktı ve içeri geçti.
diğer çalışanlar da ördek gibi peşine takıldı. hangi ara işareti çaktı bilmiyorum.
ben de çorbamı içerken olanları izliyorum. masanın yeri izlemek için şahane.
masamıza garson geldi ve "efendim ara sıcak servisimiz başlayacak, seçenekler şunlar, dilerseniz hepsinden tadımlık şeklinde de getirebiliriz akabinde ana yemek servisimiz başlayacak" dedi. şaşırdım ama mevzuyu anladım.
malum masadakiler o ara homurdanmaya başladı, "çay may bişey yok mu canım" içerikli garsonlara seslenmeler arttı, garsonlar üç defa seslenmeyene bakmadılar falan filan...
bir süre daha geviş getirdikten sonra malum masadakilerin bir anda hepsi birden söylene söylene kalktı.
aradan bir abla "bir daha da gelmeyiz" dedi, garson "aman efenim her zaman bekleriz" dedi.
ileri gidemediler mekan eski kulağı kesiklerden bir abinin mekanı.*
masada yenmemiş bir sürü yemek, tatlı, malum ramazan olduğu için içilen sigaraların tatlılara basılmış izmaritleri. 20 kişi belki 60 kişilik güzelim yiyecekleri heba etti gitti.
gözünüzde canlanmıştır o resim...
ben bunca şeyi neden yazdım?
bunca yıldır bu memlekette yaşıyorum, ramazan günü "biyrooon" diye bağıran kebapçı çalışanı bir ergen dışında bir tane oruca karışan görmedim.
o ergene de zaten patronu uçan tekmeyle müdahale etmişti...
dallandı budaklandı konu, ne diyorduk saygı değil mi?...
ibadetini yerine getiren insana saygısızlıktı değil mi?
türkiye'de yani?..
hı hı...
orucu açtıktan sonra gerine gerine açık büfeden takıl. olay bu yani.
şimdiki gibi tabak sayma, salataya ayrı fiyat, içeceğe ayrı fiyat denen uygulamalar yok.
bir masa var, sanırım 20-25 kişilik kadınlı erkekli bir grup.
ablalar hanım hanımcık, başörtülü oturmayı kalkmayı bilen tipler.
top patlayana kadar öylelerdi yani.
top patladı daha 30 saniye olmadan açık büfenin başındaydılar. hangi ara dua ettiler, ne ara su içtiler bilmiyorum. kişi başı şu kadar köfte, bu kadar tatlı diye diye ne var ne yoksa aldılar ve o kadar organize çalıştılar ki inanmazsınız.
bu sırada, işini yetiştirmenin verdiği yetkiye dayanan şef kapıdan göbeğini devire devire mağrur şekilde kapıdan çıktı ve manzarayı gördü...
"hanımlar, her şeyin devamı var acele etmeyin lütfen yemeğinizin tadını çıkarın" dedi adamcağız.
oradan üç abla bir anda şefe bir başladılar ama nasıl başlamak görmeniz lazım. diyalogları buraya yazmıyorum...
bu arada diğer ablalar masada yer kalmadığı için tabakların kenarlarını kullanarak kat çıkmaya devam ediyorlar.
o derece organizeler...
sonra ablaların erkekleri konuya dahil oldu. şefimiz tecrübeli, mevzuyu alttan aldı masalara şöyle bir baktı ve içeri geçti.
diğer çalışanlar da ördek gibi peşine takıldı. hangi ara işareti çaktı bilmiyorum.
ben de çorbamı içerken olanları izliyorum. masanın yeri izlemek için şahane.
masamıza garson geldi ve "efendim ara sıcak servisimiz başlayacak, seçenekler şunlar, dilerseniz hepsinden tadımlık şeklinde de getirebiliriz akabinde ana yemek servisimiz başlayacak" dedi. şaşırdım ama mevzuyu anladım.
malum masadakiler o ara homurdanmaya başladı, "çay may bişey yok mu canım" içerikli garsonlara seslenmeler arttı, garsonlar üç defa seslenmeyene bakmadılar falan filan...
bir süre daha geviş getirdikten sonra malum masadakilerin bir anda hepsi birden söylene söylene kalktı.
aradan bir abla "bir daha da gelmeyiz" dedi, garson "aman efenim her zaman bekleriz" dedi.
ileri gidemediler mekan eski kulağı kesiklerden bir abinin mekanı.*
masada yenmemiş bir sürü yemek, tatlı, malum ramazan olduğu için içilen sigaraların tatlılara basılmış izmaritleri. 20 kişi belki 60 kişilik güzelim yiyecekleri heba etti gitti.
gözünüzde canlanmıştır o resim...
ben bunca şeyi neden yazdım?
bunca yıldır bu memlekette yaşıyorum, ramazan günü "biyrooon" diye bağıran kebapçı çalışanı bir ergen dışında bir tane oruca karışan görmedim.
o ergene de zaten patronu uçan tekmeyle müdahale etmişti...
dallandı budaklandı konu, ne diyorduk saygı değil mi?...
ibadetini yerine getiren insana saygısızlıktı değil mi?
türkiye'de yani?..
hı hı...
devamını gör...
28.
saygıdan kasıt nedir sorusu sorulmalıdır. kendi inancı, kimliği ve isteği ile oruç tutuyor. kimsenin alkışına veya olaya dahil olmasına ihtiyacı yok. o oruç tuttuğu için farklı inançlardan insanlar ya da bir inanca sahip olmayanlar düzenlerini değiştirmek zorunda değil. onlar yemeye içmeye devam edecek ve evet kamusal alanlarda da. inanca saygı müdahale etmemektir, asimile etmeye çalışmamaktır, oruç tuttuğu için dışlamamak ya da daha ötesi evini işaretleyip yakmamaktır. sizinle beraber oruç tutuyormuş gibi yapmak değildir.
devamını gör...
29.
yılbaşında ağaç süsledim
şortla gezen kadınlarla gezdim,
sevgilimle el ele gezdim ve ikimizde şortluyduk
bir mekanda rakı balık yaptım hatta inanmazsınız birden fazla mekanda da
cadılar bayramı bile kutladım çocuklara şeker vermenin neresi kötü
kilisede mum yakmışlığımda var hatta kiliseden mum hacıladım*
cem yapmadım ama gittğim köyde fena yağmur yağınca cem evine sığındık. ne diyeyim şimdi ben bu insanlara.
oruç tutana saygılıyım. ve öyle olmaya devam edeceğim. bazıları bana olmasa bile. çünkü açlık nedir onu da biliyorum.
dipnotu: bunları yazan yazar arkadaş. seni anladım. lafım sana gibi gözükmesin.
şortla gezen kadınlarla gezdim,
sevgilimle el ele gezdim ve ikimizde şortluyduk
bir mekanda rakı balık yaptım hatta inanmazsınız birden fazla mekanda da
cadılar bayramı bile kutladım çocuklara şeker vermenin neresi kötü
kilisede mum yakmışlığımda var hatta kiliseden mum hacıladım*
cem yapmadım ama gittğim köyde fena yağmur yağınca cem evine sığındık. ne diyeyim şimdi ben bu insanlara.
oruç tutana saygılıyım. ve öyle olmaya devam edeceğim. bazıları bana olmasa bile. çünkü açlık nedir onu da biliyorum.
dipnotu: bunları yazan yazar arkadaş. seni anladım. lafım sana gibi gözükmesin.
devamını gör...
30.
olayı özetleyeyim mi, çünkü gereksiz uzadığını düşünüyorum konunun.
içki içene bunca sene saygı duyuldu mu, hayır.
kutsalımız atatürk’e kafir denildi mi, evet.
gavur izmir denildi mi, evet.
güzel kardeşim, sen bu kadar yobazken benden hangi yüzle saygı bekliyorsun ? insan utanır yani.
içki içene bunca sene saygı duyuldu mu, hayır.
kutsalımız atatürk’e kafir denildi mi, evet.
gavur izmir denildi mi, evet.
güzel kardeşim, sen bu kadar yobazken benden hangi yüzle saygı bekliyorsun ? insan utanır yani.
devamını gör...
31.
nerede oruç tutan görsem hemen önümü iliklerim
devamını gör...
32.
oruç tutana saygısızlık olarak algılanan şeyler çok saçma. kimse durduk yere oruçluların karşına geçip dalga geçmiyor ki. örneğin oruçsuz adam her zamanki gibi öğle yemeğini yiyor, her zamanki gibi çayını kahvesini içiyor, susayınca suyunu içiyor. ama oruçlular bunu saygısızlık olarak algılıyor. üstüne bu anlamsız alınganlık laf söyleme, ters ters bakma ve kavga çıkarmaya kadar varıyor. halbuki burada zerre bir saygısızlık yok.
orucu tutan sizsiniz. fakirin halinden anlamak için nefsinizi sınayan sizsiniz. normalde fakirler yemek yiyen zenginlere saldırıyorlar mı? yada restoranları, kahvecileri, barları basıp ben içemiyorsam siz de içemeyeceksiniz diyorlar mı? (günümüzde ekonomik adaletsizlikten dolayı artık zenginlere saldırmaları gerek, orası ayrı) siz orucunuzu tutun. etrafınızda ise hayat devam ediyor, bunu kabul edin. hayatın normal akışını saygısızlık olarak algılıyorsanız da bir psikiyatriste görünün. siz dindarsınız diye kimse sizin hayat tercihlerinize göre kendini ayarlamak zorunda değil. oruçsuz insanlar katliam yapmıyor, suç işlemiyor. kimse oruçlulara nispet olsun diye ve dalga geçmek için yemek yemiyor. normalde yaptığı şey o olduğu için yemek yiyor. nefsine hakim olması gereken, günlük hayatında yaptığı şeyleri değiştirmesi gereken oruçsuzlar değil, oruç tutanlar. iş arkadaşınız her zaman yaptığı gibi karşınızdaki masada çay içiyorsa ve siz bundan hoşnut değilseniz, siz kalkıp gidin, adam çayını bitirince geri gelin mesela.
dünya oruçluların etrafında dönmüyor. kendi hayatınıza bakın. başkaları suç işlemiyorsa, hödüklük yapmıyorsa bırakın ne yapıyorsa yapsın. yemin ederim bu basit mantığı açıklamak zorunda olmamız bile ne kadar aptal ve narsist yaratıklarla yaşadığımızın kanıtı. bu son cümlem bile saygısızlık değil. durum tespiti yapıyorum sadece. her şeyden nem kapıp yahudiler gibi sürekli mağdur edebiyatı kasmanız sizi en hafif tabirle çok sevimsiz yapıyor, haberiniz olsun.
orucu tutan sizsiniz. fakirin halinden anlamak için nefsinizi sınayan sizsiniz. normalde fakirler yemek yiyen zenginlere saldırıyorlar mı? yada restoranları, kahvecileri, barları basıp ben içemiyorsam siz de içemeyeceksiniz diyorlar mı? (günümüzde ekonomik adaletsizlikten dolayı artık zenginlere saldırmaları gerek, orası ayrı) siz orucunuzu tutun. etrafınızda ise hayat devam ediyor, bunu kabul edin. hayatın normal akışını saygısızlık olarak algılıyorsanız da bir psikiyatriste görünün. siz dindarsınız diye kimse sizin hayat tercihlerinize göre kendini ayarlamak zorunda değil. oruçsuz insanlar katliam yapmıyor, suç işlemiyor. kimse oruçlulara nispet olsun diye ve dalga geçmek için yemek yemiyor. normalde yaptığı şey o olduğu için yemek yiyor. nefsine hakim olması gereken, günlük hayatında yaptığı şeyleri değiştirmesi gereken oruçsuzlar değil, oruç tutanlar. iş arkadaşınız her zaman yaptığı gibi karşınızdaki masada çay içiyorsa ve siz bundan hoşnut değilseniz, siz kalkıp gidin, adam çayını bitirince geri gelin mesela.
dünya oruçluların etrafında dönmüyor. kendi hayatınıza bakın. başkaları suç işlemiyorsa, hödüklük yapmıyorsa bırakın ne yapıyorsa yapsın. yemin ederim bu basit mantığı açıklamak zorunda olmamız bile ne kadar aptal ve narsist yaratıklarla yaşadığımızın kanıtı. bu son cümlem bile saygısızlık değil. durum tespiti yapıyorum sadece. her şeyden nem kapıp yahudiler gibi sürekli mağdur edebiyatı kasmanız sizi en hafif tabirle çok sevimsiz yapıyor, haberiniz olsun.
devamını gör...
33.
12 yaşımdan beri oruç tutuyorum bir gün bile bunun için kimseden saygı beklemedim, ben ibadetimi başkalarının saygısı için yapmadım zira, yazın ortasında da oruçlu oldum biri çıkıp susuzluk çektiğimi bildiği halde sırf canım çeksin diye karşıma geçip buz gibi suyu lıkır lıkır içse ne olur, hatta inanıyorum ki bunun manevi anlamda bana faydası bile olur, zaten bunu kasten yapacak insanın daha kendisine saygısı yok demektir kaldı ki bana olsun, tutmayan ama nezaketen belki canım çeker diye karşımda yiyip içmeyen arkadaşlarımı da kendim teşvik ederim rahat davranmaları için çünkü bu ibadet aç kalmak değil, özünde yılın 11 ayı şımarttığım nefsimi terbiye etmeye çalışmak canının istediğine ulaşamamayı öğretmek, ki istemediği ve kendisine ağır gelen diğer ibadetleri daha kolay yapabilmek, yoksa açlık çekenlerin halinden anlamak falan bu ibadetin bonusu, özü değil tabiki o da kıymetli ancak tek mesele açın halinden anlamak değil. velhasıl kelam ben nefsimle güreşirken biri gelip ona tezahürat yapmış çok da.... ünlü düşünür gülben ergen'in de dediği gibi "bana hiç birşey olmaz"
devamını gör...
34.
allah kabul etsin. benlik başka bir şey yok. saygım bu kadar.
devamını gör...
35.
oruç tutana saygısı olmayan insan meselesi aslında sadece oruç meselesi değil. bu, birinin tercihini, inancını ya da yaşam biçimini küçümseme refleksi. ama mesele saygıyı sadece oruç tutana ya da tutmayana göstermek değil, mesele insana, hatta tüm canlılara karşı duyulması gereken temel saygı.
kendi küçük dünyamızı o kadar merkeze koyuyoruz ki, başkasının sınırlarını ihlal etmeyi doğal görüyoruz. oruç tutan, tutmayanı yargılıyor, tutmayan, tutanı küçümsüyor. herkes kendi kutsalına sarılmış, ama o kutsalı savunurken başkasının habitatını örseliyor. oysa kutsal dediğin şey, başkasının alanını yakıp yıkarak korunmaz.
asıl sorun şu ki biz saygıyı koşullu dağıtıyoruz. "benim gibiysen tamam.." değilsen, tahammül sınırı başlıyor. halbuki saygı benzerlikten değil, farklılıktan doğmalı. aynı düşünmek zorunda değiliz ama aynı dünyayı paylaşıyoruz.
belki de önce insan olmayı hatırlamak gerekiyor. önce insanlık vasıflarına haiz bir varlık olmayı. empatiyi, sınır bilmeyi, karşındakinin tercihini kendine tehdit saymamayı. oruç da bir tercih, tutmamak da. ama insan olmak bir seçenek değil zorunluluk olmalı.
kendi küçük dünyamızı o kadar merkeze koyuyoruz ki, başkasının sınırlarını ihlal etmeyi doğal görüyoruz. oruç tutan, tutmayanı yargılıyor, tutmayan, tutanı küçümsüyor. herkes kendi kutsalına sarılmış, ama o kutsalı savunurken başkasının habitatını örseliyor. oysa kutsal dediğin şey, başkasının alanını yakıp yıkarak korunmaz.
asıl sorun şu ki biz saygıyı koşullu dağıtıyoruz. "benim gibiysen tamam.." değilsen, tahammül sınırı başlıyor. halbuki saygı benzerlikten değil, farklılıktan doğmalı. aynı düşünmek zorunda değiliz ama aynı dünyayı paylaşıyoruz.
belki de önce insan olmayı hatırlamak gerekiyor. önce insanlık vasıflarına haiz bir varlık olmayı. empatiyi, sınır bilmeyi, karşındakinin tercihini kendine tehdit saymamayı. oruç da bir tercih, tutmamak da. ama insan olmak bir seçenek değil zorunluluk olmalı.
devamını gör...
36.
çift taraflı bir ayna!
saygı kim olduğunuzu.
eleştiri ne olduğunuzu gösterir.
saygı esastır, herkes ve her şey için.
saygı kim olduğunuzu.
eleştiri ne olduğunuzu gösterir.
saygı esastır, herkes ve her şey için.
devamını gör...