pırasa
başlık "ilkokuldamasaaltındaunutulanresimcantasi" tarafından 09.11.2020 23:58 tarihinde açılmıştır.
61.
pırasa yemeği bol limonla birlikte aşırı güzel oluyor
devamını gör...
62.
sevenin nadir olduğu sebze.
devamını gör...
63.
"pırasa ne olur pıramasa kaç yazar aga" dediğim kış sebzesi.
devamını gör...
64.
sevmeyenlerin en az %80 nin sevmeme sebebinin iyi yapılmamış pırasa yemeği olduğuna eminim.
devamını gör...
65.
kerevizin eşlik ettiği zeytinyağlı yemeği favori yemeğimdir. genellikle arnavutla özdeşleşen bir sebze türüdür. mecazen 'aha şuradaki pırasa saçlı kadın' demek suretiyle düz saçlı kadınların tasvirinde de kullanılır.
devamını gör...
66.
yerli ve milli hawking'in kendine bulduğu lakap.
devamını gör...
67.
yapan yapıyor.
devamını gör...
68.
69.
çiğ olarak yenilirse tadı harikadır ve aynı taze soğan lezzetindedir.
devamını gör...
70.
kendileriyle mesafeliyiz. ancak bu, seviyeli gayetle diplomatik nezih bir mesafelilik yani. kendileri aleyhine tek bir olumsuz söz söylemedim, cümle kurmadım kurmam. allah var kendisinden de tek bir söz duymadım.! olabildiğince aynı ortamlarda bulunmamaya özen gösteriyoruz. bizimkisi çok eski bir sorun. ta çocukluk yıllarına dayalı.. anlatmaya değer bir yönü de yok. kişisel..
devamını gör...
71.
bu nadide sebze, sadece yenirken değil, marketten (ya da pazardan) satın alınırken de sorun çıkarmasıyla ünlüdür. pırasa almak için tezgaha yanaşırsınız. uzun boyundan dolayı genellikle yeşillik reyonunun kenarlarına konulur ki duvarlar dayanak olsun, yoksa aşağı düşer. önce gözünüzle, sonra elinizle seçmeye başlarsınız. diyelim 10 dal alacaksınız. bu on dalı elinizle tutamazsınız. sebze reyonunda asılı fanila poşetlere hiç sığmaz. arabaya koysanız arabanın telleri arasından kayıp aşağı düşer. bir yol koltuk altınıza sıkıştırmaktır. tabi üstünüzün yeşil olması tehlikesini göze almalısınız.
bir çözüm kasadan ambalaj torbası alıp gelmek, pırasaları ortadan kırmak ve torbaya tıkmaktır. tabi tek tek kırıp tıkarsanız, ilk kırdıklarınızın düzelmeye başladığını arkadan gelen pırasaları istemediğine de şahit olursunuz.
şansınız yaver gidip de pırasaları kırmadan teraziye teslim ettiyseniz terazi pırasalardan küçük olduğundan, tartıcı arkadaş, pırasaları terazi üstünde tutabilmek için üstüne biraz bastırır. bu da kilogram başına 200 gram fazla tartılması demektir. razı gelirsiniz. tartıcı adamın "kırayım mı abi" sorusuna "evet" diye cevap verdiniz ve adam tam ortadan haşırt diye kesti pırasaları. fakat baştan destelemediği için beyaz kesimler de kesilen kısımlarda kalır ve siz atılacak kısımlar dahil ne var ne yok torbaya doldurursunuz. bu arada ikiye bölünmesine rağmen pırasalar hala torbaya girmemekte ısrarcıdır.
pırasanın icat edildiği güne lanet okuyarak torbanın ağzına otuz düğüm atar ve kasaya doğru acaba torba yırtıldı mı diye baka baka yürürsünüz.
en iyisi hiç pırasa almamaktır. sonuçta pırasa da olur, pıramasa da olur.
not: 5 kg pırasa verecek pırasa fidesinin fiyatı 5 yetele fidecide. bahçaya ekmeli
bir çözüm kasadan ambalaj torbası alıp gelmek, pırasaları ortadan kırmak ve torbaya tıkmaktır. tabi tek tek kırıp tıkarsanız, ilk kırdıklarınızın düzelmeye başladığını arkadan gelen pırasaları istemediğine de şahit olursunuz.
şansınız yaver gidip de pırasaları kırmadan teraziye teslim ettiyseniz terazi pırasalardan küçük olduğundan, tartıcı arkadaş, pırasaları terazi üstünde tutabilmek için üstüne biraz bastırır. bu da kilogram başına 200 gram fazla tartılması demektir. razı gelirsiniz. tartıcı adamın "kırayım mı abi" sorusuna "evet" diye cevap verdiniz ve adam tam ortadan haşırt diye kesti pırasaları. fakat baştan destelemediği için beyaz kesimler de kesilen kısımlarda kalır ve siz atılacak kısımlar dahil ne var ne yok torbaya doldurursunuz. bu arada ikiye bölünmesine rağmen pırasalar hala torbaya girmemekte ısrarcıdır.
pırasanın icat edildiği güne lanet okuyarak torbanın ağzına otuz düğüm atar ve kasaya doğru acaba torba yırtıldı mı diye baka baka yürürsünüz.
en iyisi hiç pırasa almamaktır. sonuçta pırasa da olur, pıramasa da olur.
not: 5 kg pırasa verecek pırasa fidesinin fiyatı 5 yetele fidecide. bahçaya ekmeli
devamını gör...
72.
dün semt pazarından yarım kilo aldım bugün yapacağım, yenmesi gereken sebzeleerdendir .
kimsede sevmez bende dahil ama yemek gerekiyor.
kimsede sevmez bende dahil ama yemek gerekiyor.
devamını gör...
73.
mısır unlu böreğin malzemelerinden biri. bu aralar çok popüler, bir sürü tarif videosu çıktı karşıma. hemen en hoşuma giden tarifi tarif defterime kaydettim ama henüz cesaret edip yapamadım. bir pırasa sever olarak çok güzel olduğuna eminim, ramazandaki bir iftar menümde yerini alacaktır muhtemelen.*
devamını gör...
74.
sanırım arnavut yemeği. çünkü arnavutların meşhur bir sözü vardır..
" o kadar tokum ki more, pırasa olsa yemem,"
" o kadar tokum ki more, pırasa olsa yemem,"
devamını gör...
75.
içine nohut koyulmadıktan sonra yenecek hali olmayan yemek. sırf içindeki nohutları yemek için ve hanım beni boşamasın diye yiyorum. pırasa ile ilişkim bu kadar. daha ötesi de olamaz zaten. o ne öyle soğangillerden.
devamını gör...
76.
lastik gibi bir şey lan bu. limonun yüzü hürmetine yiyorum.
devamını gör...
77.
zeytinyağlısı ve gözlemesi harika olan sebze.
devamını gör...
78.
sebzenin asıl adı
pür-hassa
halk dilinde söylene söylene pırasa olmuş
bircok yararı var diye böyle demis eskiler
modern tıp pırasanın kanseri önlemekteki yararlarını kanıtladıkca eskilere saygı duruşunda bulunmak istiyor insan
pür-hassa
halk dilinde söylene söylene pırasa olmuş
bircok yararı var diye böyle demis eskiler
modern tıp pırasanın kanseri önlemekteki yararlarını kanıtladıkca eskilere saygı duruşunda bulunmak istiyor insan
devamını gör...
79.
bir de pıramazsa ne olur hiç düşünemiyorum.
üç kilo pırasa verecek fidesi 10 liraya satılan bir sebze, daha doğrusu zebze. çok faideli olduğu söyleniyor. yemediğim için bilemiyorum.
zorunlu edit: yukarıda, #2941657 @arinna adlı yazar pırasanın pür hassadan geldiğini söylemiş. önce pür farsça "çok", hassa arapça "hususiyet(ler)" demektir. ama pırasa bu biri farsça diğeri arapça iki sözcüğün evliliğinde gelmez. pırasa yunanca prasa sözcüğünün doğrudan dilimize girmiş halidir. zaten sebzelerin neredeyse tümünün adı yunanca, ermenice, arapça, farsçadır. (amerika'nın keşfinden sonra gelen patates ve domates gibi bitkiler de geldiği yerin dilinden değiştirilmiştir.) benim bildiğim kadarıyla türkçe bir sebze adı yoktur. (sebze de farsçadır)
üç kilo pırasa verecek fidesi 10 liraya satılan bir sebze, daha doğrusu zebze. çok faideli olduğu söyleniyor. yemediğim için bilemiyorum.
zorunlu edit: yukarıda, #2941657 @arinna adlı yazar pırasanın pür hassadan geldiğini söylemiş. önce pür farsça "çok", hassa arapça "hususiyet(ler)" demektir. ama pırasa bu biri farsça diğeri arapça iki sözcüğün evliliğinde gelmez. pırasa yunanca prasa sözcüğünün doğrudan dilimize girmiş halidir. zaten sebzelerin neredeyse tümünün adı yunanca, ermenice, arapça, farsçadır. (amerika'nın keşfinden sonra gelen patates ve domates gibi bitkiler de geldiği yerin dilinden değiştirilmiştir.) benim bildiğim kadarıyla türkçe bir sebze adı yoktur. (sebze de farsçadır)
devamını gör...
80.
dün akşam yaptığım zeytinyağlı pırasayı oğlumla öve öve bitiremedik. hatta fotoğraf çekip burada sevmeyenleri çıldırtmak için paylaşasım gelmişti.
hadi dedim o kadar da övme kendini.
demek ki yazılacak şeyler varmış ki başlık karşıma çıktı.
bu da mı tesadüf :)))))))
hadi dedim o kadar da övme kendini.
demek ki yazılacak şeyler varmış ki başlık karşıma çıktı.
bu da mı tesadüf :)))))))
devamını gör...
