101.
öyküleri insana bir ömür yeter. kendisini kişilik özellikleri, zaafları ile tanımak için iki kaynağı tavsiye ederim. birincisi özlem esmergül tarafından yazılan otobiyografik ama roman üslubunda kaleme alınmış '' yalnız hatta yapayalnız'' isimli roman. diğeri ise bu radyo yayını.

devamını gör...
102.
tam bir alaniaris'dir.

“balık tutmak; kahvede oturmak, yanımda çok sevdiğim köpeğim, insan tanımak; beyoğlu’nda bir aşağı bir yukarı dolaşmak, arada içmek; hikâye yazmak; velhasıl hiçbir şeye bağlanmadan âvâre gezmek bütün gün. işte ben böyle hayattan zevk alıyorum, buna yaşamak derim.”

(sait faik’le son röportaj”, izlerimiz, 1954)
devamını gör...
103.
ilk ve ortaokul zamanlarimda cozdugum her deneme sinavinda banko bir soruda ismi gecen yazar.
devamını gör...
104.
"akşamüstleri tünelden taksime doğru sol kaldırımdan yürürseniz, gözünüze dalgın, siyah gözlüklü, yüzü kederli, ama müthiş kederli -yüzündeki keder besbellidir, elle tutulacak gibi, yüzde donup kalmıştır-, pantolonu ütüsüz, ağarmış saçları kabarmış bir adam çarpar.
bu adamın, bu beyoğlu kalabalığı içinde bir hali vardır ki (daha doğrusu her hali) size bu koskocaman şehirde yalnız, yapayalnız olduğunu söyler.
bu neden böyledir? orasını kimse de bilmez…
bazı adam vardır, insan yüzünde sırf hınç, kin okur.
bazısında gurur, bazısında neşe, bazısında bayağılık, aşağılık…
bu adamın üstünden başından da yalnızlık akar.

bir de bu adama, kadıköy iskelesinin kanepelerinden birine oturmuş, heybeli köylüleri, çıplak ayaklı serseri çocukları, hanımefendileri seyrederken rastlarsınız.
bu adam hikayeci sait faiktir."


yaşar kemal
devamını gör...
105.

önümüzde hayat... her gün bir başka uykuya yatıp bir başka rüya göreceğiz. halbuki her zaman, ağır ağır bizimle beraber akan nehir, bir göle varıyordu. bu gölde artık biz akmıyor, dalgalanmıyorduk. yahut bana öyle geliyordu.
devamını gör...
106.
sait faik'in 'abasıyanık' kitabı..
devamını gör...
107.
evi burgazada’dadır. şu an müze olarak kullanılıyor. eşyaları, mektupları, öldüğünde yapılan maskı müzede sergileniyor. rahmetlinin çatı katı manzarası da muazzammış yani. ben de o köşkte yaşasam benim de abam yanardı. evet.
devamını gör...
108.
önümüzde hayat... her gün bir başka uykuya yatıp bir başka rüya göreceğiz. halbuki her zaman, ağır ağır bizimle beraber akan nehir, bir göle varıyordu. bu gölde artık biz akmıyor, dalgalanmıyorduk. yahut bana öyle geliyordu...
devamını gör...
109.

"küçük şeyleri unutamayanlar, en geri hatıraları da unutamayanlardır. hafızalarının bu bahtsız kuvveti karşısında hiçbir memleket, hiçbir vatan tutamadan her yeri, her şeyi severek öleceklerdir."

- semaver, en sevdiğim kitabıdır.
devamını gör...
110.
"söz vermiştim kendi kendime: yazı bile yazmayacaktım. yazı yazmak da bir hırstan başka ne idi? burada namuslu insanlar arasında sakin, ölümü bekleyecektim; hırs, hiddet neme gerekti? yapamadım. koştum tütüncüye, kalem kâğıt aldım. oturdum. ada'nın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. kalemi yonttum. yonttuktan sonra tuttum, öptüm. yazmasam deli olacaktım."

(son kuşlar)


"küçük şeyleri unutamayanlar, en geri hatıraları da unutamayanlardır. hafızalarının bu bahtsız kuvveti karşısında hiçbir memleket, hiçbir vatan tutamadan her yeri, her şeyi severek öleceklerdir."
(semaver)


"o, demediklerimi anlamış gibiydi."

*

"allah kahretsin! özlermiş insan duygulu olunca."

*

"-okumuş yazmış adam öğüt vermez de, dedi.
-ya ne yapar? dedim.
-adamı anlar, dedi, ne yapacak."


(alemdağ'da var bir yılan)
devamını gör...
111.
öykündüğüm büyük usta.
devamını gör...
112.
babasi mi yanik. vay be. gecmis olsun.
devamını gör...
113.
"kibar zümreyi hiç sevmem... bana öyle gelir ki, onlar yaşamaktan hiç zevk almazlar. yakın plajın karılı, erkekli, bezikli, biriçli, bugi bugili, sambalı, bilezikli, ipek gömlekli, tıraşlı ve paralı insanlarına karışırım, ama gözüm plajın tel örgü ile çekilmiş kıyısından ışıktan çapanın alamanaları, sandalları, çürük tekneleri, balıkçı kayıklarının işığının aydınlattığı taraftadır. ben öbür tarafta. benim insanlarım o taraftadır. kalafat oradadır. yakamoz oradadır. vasilaki oradadır. hasan ordadır. avni efendi ordadır... posbıyıklı rum balıkçılar, çıplak bacaklı sıska çocuklar, gırtlakları bir karış dışarıya fırlamış kürt hamallar, doksanlık rum kadınları, ben, sen, posta müvezzii, o bakkal çırağı. hepimiz şu insanlardandık."

sait faik’le son röportaj/10/154; insanlarım/15/45, 46 ve tüneldeki çocuk/tc/8/9, 10.
devamını gör...
114.
"
...
tabiat çoğunca dosttur. düşman gibi gözüktüğü zaman bile insanoğluna kudretini ve kuvvetini tecrübe imkânları veren, yüz vermez bir babadır; fırtınasında kayığını batırdığı zaman yüzmesini, rüzgârında kulübenin damını uçurduğu zaman daha sağlamı, daha hünerliyi bulmayı öğretiyor, canavarıyla karşı karşıya bıraktığı zaman adale kuvvetini sınıyordur. orada dört tarafı suyla çevrili yerde insanların büyük, sağlam dostluklar, sağlam adaleler, namuslu günler ve gecelerle birbirlerine sokulmalarını, yardımlaşmalarını buyuran rüzgârlar, fırtınalar, deniz canavarları, kayaları günlerce, haftalarca döven dalgalara ancak tabiatın buyurduğu şekilde yaşanabileceğini, sıkı ve sağlam adalelerin çelimsizlere yardım için, keskin aklın daha kör, daha mülayim, daha gürültüsüz ve yavaş akla, hatta akılsıza arkadaşlık için verildiğini, çorbanın çorbasızlarla taksim edilmek için mis gibi koktuğunu öğreten, belki de öğretmeden öyle iyi, öyle mübarek anadan doğulduğunu hayal ettiren bir düşünceyle haritalardaki maviliğin ortasında, kocaman kıtaların kenarındaki büyük denizlerin bir tarafına kondurulmuş adalara bakar, kurar dururdum.
...
"

*
devamını gör...
115.
yazmazsa delirecekti, yazdı beni delirtti.
devamını gör...
116.
acaba kime yanmis abasi. evet.
devamını gör...
117.
türk edebiyatının en iyi öykü yazarlarından biridir. denizi , balıkçıları , sokaktaki hayatı onun kadar güzel anlatabilen yazar çok az bulunur. burgazada'da bir zamanlar yaşadığı evi müze olmuştur. haklıydın sait faik "yalnızlık dünyayı doldurmuş sevmek, bir insanı sevmekle başlayacak her şey.. burada her şey bir insanı sevmekle bitiyor."
devamını gör...
118.
"neden yazarları şair, romancı, hikâyeci, eleştirmeci, ne bileyim daha kafalarına ne gelirse birtakım adlarla anıyorlar. bir türlü aklım ermiyor... böyle şeyler yoktur. bir tek şey vardır: yazı."

sait faik, bütün eserleri, bilgi yayınevi, 1989, cilt 15 s. 125, 21 ve 24
devamını gör...
119.
telif hakları bittiği için her önüne gelen yayınevinin kitaplarını bastığı yazar. ama biri var ki gece gece güldürdü beni. adama yüz tane estetik ameliyat yapmışlar. jawline, burun estetiği, kollarda ekstra damarlar, saçların önü maşalı gibi kıvrık. ulan adam mezarında ters döndü be. para için yapmayacağı şey yok artık bunların. kapakları gittikçe iğrenç bir hal alıyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
120.

istanbul'da tifüs , memlekette zelzele , dışarıda harp , ben sana aşığım: işte 1942 senesinin 21 haziranı'nın gece yarısından sonra saat üç buçukta uyanık , beyaz şimşeklerin çaktığı , yağmurlu bir gecenin sana tebliği.


ne güzelsin sen, ne yanlış zamanda ne kadar doğru bir adam gelmiş.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"sait faik abasıyanık" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim