61.
pandeminin başında, herkesin evlere kapandığı o karanlık dönemde mükemmel ama şimdi ise izini kaybettiğim biri ile başardığım durum. sık sık konuşurduk. benden birkaç yaş büyüktü, son derece birikimli ve anlayışlı biriydi, her şey hakkında sohbet edebiliyorduk. tabii o zamanlar şu anki arkadaş ortamım böyle bozmamıştı beni. mizah seviyem çok yüksekti, görseniz espriler falan havada uçuşurdu. sohbetim de fena sayılmazdı hani. frekanslarımız uyuşmuştu onunla, hissetmiştim yani. ama tabii bunlar hep tanıştığımız ortamda kaldı. ötesine geç(e)medik. haziran-temmuz gibi fırsat bulamadım eskisi gibi takılmaya. onun da yaz okulu başlamıştı ve her şey iletişimsizlik sebebiyle bir anda bitti.
geçenlerde ise hiç beklemediğim bir zamanda ani bir şekilde ismi ve soyismi geldi aklıma. laf arasında bir kere yazmıştı, oysaki anonimliğimize o kadar önem veriyorduk... bu arada bence bunun psikolojik bir açıklaması vardır; nasıl olur da hiç hesapta yokken aklımıza aniden geçmişle ilgili böyle alakasız şeyler gelebiliyor, bilinçaltı meselesi gibi bir şey mi? bilim bunu açıklamalı bir an önce. işte o anki aydınlanma ile instagram’da arattım kendisini, gerçekten buldum onu galiba. isim, soyisim, şehir tutuyor. mesaj atsam, nasılsın görüşmeyeli cancağızım? beni soracak olursan hiç iyi değilim. bu kadar yakınımda olmalarına rağmen kimseye anlatamadıklarım var. anlamak da istemiyorlar. herkes bi’ değişik. şakalarıma gülmüyorlar bir kere. kimse senin gibi değilmiş... yazsam çok mu abartmış ya da saçmalamış olurum? bence evet, fazlasıyla.
geçenlerde ise hiç beklemediğim bir zamanda ani bir şekilde ismi ve soyismi geldi aklıma. laf arasında bir kere yazmıştı, oysaki anonimliğimize o kadar önem veriyorduk... bu arada bence bunun psikolojik bir açıklaması vardır; nasıl olur da hiç hesapta yokken aklımıza aniden geçmişle ilgili böyle alakasız şeyler gelebiliyor, bilinçaltı meselesi gibi bir şey mi? bilim bunu açıklamalı bir an önce. işte o anki aydınlanma ile instagram’da arattım kendisini, gerçekten buldum onu galiba. isim, soyisim, şehir tutuyor. mesaj atsam, nasılsın görüşmeyeli cancağızım? beni soracak olursan hiç iyi değilim. bu kadar yakınımda olmalarına rağmen kimseye anlatamadıklarım var. anlamak da istemiyorlar. herkes bi’ değişik. şakalarıma gülmüyorlar bir kere. kimse senin gibi değilmiş... yazsam çok mu abartmış ya da saçmalamış olurum? bence evet, fazlasıyla.
devamını gör...
62.
(bkz: hepten suya vermek)
devamını gör...
63.
pandeminin başladığı zamanlarda bir kelime oyunu vesilesiyle tanıştım en yakın arkadaşımla iyiki de tanımışım kendisini can dostum bir kere bile nasip olmadı bulusamadik ama iyiki hayatımda hala da devam ediyoruz dostluğumuza.
devamını gör...
64.
mümkündür ve çok güzeldir.
bazen nefesini hissebilecek kadar yakın olduğun bir insan bile aslında kilometrelerce uzak olabiliyor senden.
mesafeler sorun değildir o sebepten.
bazen nefesini hissebilecek kadar yakın olduğun bir insan bile aslında kilometrelerce uzak olabiliyor senden.
mesafeler sorun değildir o sebepten.
devamını gör...
65.
uzakta hatta görmediğin birini arkadaş vasfıyla hayatına almaktır.
çoğunlukla sosyal medya ortamında gelişen tanışmalar birbirinize olan karşılıklı tavrınızla alakalı olarak bazen güzel arkadaşlıklar hatta dostluklar getirir. bazı dostluklar var ki can olursunuz görmeseniz de iyimi kötümü hissedersiniz garip bi şekilde. bi yerden sonra yüz yüze gördüğünüz arkadaş dediğiniz insanlarla olandan daha gerçektir aranızdaki dostluk. yanıbaşınızdaki insanlar yetişemezken kilometrelerce uzaktan yetişir .destek olur.
mesafeleri önemsemek yerine karışınızdakini görmeyi (fiziki görmeden bahsetmiyorum) denerseniz size de karşınızdaki insana da güzellikler katar.
yüz yüze seçtiklerinizde uzakta olan arkadaşlıklarınızda aslında sizin kalbinizi nasıl açtığınızla alakalı.
unutmayın mesafeler yürekte başlar.
çoğunlukla sosyal medya ortamında gelişen tanışmalar birbirinize olan karşılıklı tavrınızla alakalı olarak bazen güzel arkadaşlıklar hatta dostluklar getirir. bazı dostluklar var ki can olursunuz görmeseniz de iyimi kötümü hissedersiniz garip bi şekilde. bi yerden sonra yüz yüze gördüğünüz arkadaş dediğiniz insanlarla olandan daha gerçektir aranızdaki dostluk. yanıbaşınızdaki insanlar yetişemezken kilometrelerce uzaktan yetişir .destek olur.
mesafeleri önemsemek yerine karışınızdakini görmeyi (fiziki görmeden bahsetmiyorum) denerseniz size de karşınızdaki insana da güzellikler katar.
yüz yüze seçtiklerinizde uzakta olan arkadaşlıklarınızda aslında sizin kalbinizi nasıl açtığınızla alakalı.
unutmayın mesafeler yürekte başlar.
devamını gör...
66.
hepsi bir nude uğrunadır.
devamını gör...
67.
yakında ve gerçek hayatta edindiğiniz arkadaşlardan daha iyidir kanımca. her zaman yanınızda olma ihtimali yüksektir, her şeyi anlatırsınız; bunun en büyük sebebi de kopmanın gerçek hayattan daha kolay olmasıdır. şu aralar piyasa durgun biraz ama, kuruduk.
devamını gör...
68.
benden uzaktan çok iyi arkadaş olur. yakında zaman bulamam birlikte zaman harcamaya ve hemen aramız bozulur ama uzaktan dört dörtlük arkadaş olur benden.
devamını gör...
69.
gözden ırak olan gönülden de ırak olur.
devamını gör...
70.
yakınlarımdan darbe yeme konusunda madalyalık tecrübem olduğu için benden uzakta yakın arkadaş edinmek paha biçilmez bir güzellik ve kolaylık katıyor hayatıma. teknolojiye şükrettiğimiz anlardayız yine
devamını gör...
71.
buradakiler yılan anası ve malum yılan çocuğu olunca anlaşamadık büyüdükten sonra.
okul hayatım boyunca doğru düzgün arkadaşım olmadı. ya yüzeysel ya da yarım yamalak.
insan sevmediğim için çok seçiciyim. hani madem arkadaşım olacak değecek biri olsun.
ilk arkadaşım 8. sınıfta oldu. sonra lise üçte kuzenimle birlikte olduğumuz sınıfa düştü. sonra sınıf değişti ikisi aynı ben farklı sınıfta düşünce pabucum dama atıldı. ve ikisini sildim.
ikinci arkadaşım daha tam değildi ama kalsaydı iyi bir arkadaşım olacağından eminim çünkü gayet karakter sahibi biriydi. okulda dönen şeylerle bunu belli etti. bu yüzden ona saygı duymaya başlamıştım. duruşunu bilmediğim insanla muhatap olmam. bildiren de omurgasız gibi duruyorsa yine muhatap olmam. sınıftaki kızlar çöp, erkeklerden sadece 1'i düzgün öbürü öyle bir izlenim veriyor ama daha tam göremedik.
tam arkadaş olamadan dönem bitti. benim yabancı ortamda değer verdiğim birine bile kendim gibi olmam bir dönemden fazla sürüyormuş bunu keşfetmiştim.
o yarım olanla 12'ye başlarken arkadaştan çok düşman gibiydik. sürekli benle uğraşıyor, dayak yiyip oturuyordu ama akıllanmıyor. bir ara öğle arasında evine gitmedi kaldı. ve manyak şişeden bana su sıçrattı. "akıllı ol. telefona gelirse dayak yiyeceksin." dedim o gülüyor, tekrar şu sıçrattı ben bir sinirlendim. kalktığım gibi sınıftan kaçtı. "geri gelmeyecek misin gerizekalı?! o zaman gör sen."
ben şişemin kapağını açmışım ona tam boşaltacağım. sınıfın kapısından arada içeri bakıyor. ben ise oturmuş izlenimi verdim bir süre sonra kapı eşiğinde durdum bu salak bakınacağı sırada suyun yarısını üzerine döktüm. sese gelen fizik hocamızı görmedim hâlâ sınıfın içindeyim ve karşımda koridorun duvarı var. hoca ters taraftan geliyor ben hocayı kendi sanıp hocaya dökmem mi? allah'tan adam sakin, iyi huylu ve beni bilen biriydi. ben kıpkırmızı oldum o hayvan bana gülüyordu hoca da "asra ne yaptın ya, ne oldu sana?" deyip gömleğini silkeliyordu. kafasıyla gövdesine geldi. "özür dilerim. arkanızdaki sinsi kıkırdayan ilk beni ıslattı ve bu savaşa dönüştü. sizi o sandım, çok üzgünüm. peçete getireyim mi?"
ama utançtan öleceğim, sesimin titrememesine özen gösteriyorum. rezillikten ağlayasım gelmişti.
hocaya bütün paketi verdim. bir şey demeden gitti. wc'ye gidip çeşmeden tekrar şişemi doldurdum, onu korkudan kaçırıp. o yüzden ne yaptığımı görmedi. sınıftan girer girmez tüm suyu döktüm. "fizikçiye rezil oldum. adamın dersinde yüzüne nasıl bakacağım bilmiyorum. bir de orada hayvan gibi anıra anıra gülüyordun allah'ın cezası!"
"o halin o kadar komikti ki, domates olmuştun. senin bu kadar utanacağını düşünmemiştim. görmesi zevkliydi. su umrumda değil." deyip kahkahalarla gülerken boş şişeyle kafasına indirip "suyu nereden doldurduğumu sormadın, klozete daldırdım. şimdi kokmuyor ama derse doğru görürsün sen."
deyince üstünü koklamaya başladı. "bunu yapmış olamazsın. titizsin sen." deyince "damarıma basılınca ne kadar pislikleşebileceğimi bilmiyorsun. ama öğrenecek gibisin. ve bence git biraz dışarıda gez, açık havada koku yoğunluğunu götürür." diyordum burnumu kapatmışken. inandı ve çıktı...
hep olay, hep rezillik. en son mezuniyette bana açıldı. hepte belli etmiş ama anlamamışım. nereden anlayayım, sınıf arkadaşı arkadaşlık için değil mi?.. arkadaş gördüğüm kişiyle olmaz.
dost ve arkadaş edinmek bana haram gibi gelmeye başlamıştı...
okul hayatım boyunca doğru düzgün arkadaşım olmadı. ya yüzeysel ya da yarım yamalak.
insan sevmediğim için çok seçiciyim. hani madem arkadaşım olacak değecek biri olsun.
ilk arkadaşım 8. sınıfta oldu. sonra lise üçte kuzenimle birlikte olduğumuz sınıfa düştü. sonra sınıf değişti ikisi aynı ben farklı sınıfta düşünce pabucum dama atıldı. ve ikisini sildim.
ikinci arkadaşım daha tam değildi ama kalsaydı iyi bir arkadaşım olacağından eminim çünkü gayet karakter sahibi biriydi. okulda dönen şeylerle bunu belli etti. bu yüzden ona saygı duymaya başlamıştım. duruşunu bilmediğim insanla muhatap olmam. bildiren de omurgasız gibi duruyorsa yine muhatap olmam. sınıftaki kızlar çöp, erkeklerden sadece 1'i düzgün öbürü öyle bir izlenim veriyor ama daha tam göremedik.
tam arkadaş olamadan dönem bitti. benim yabancı ortamda değer verdiğim birine bile kendim gibi olmam bir dönemden fazla sürüyormuş bunu keşfetmiştim.
o yarım olanla 12'ye başlarken arkadaştan çok düşman gibiydik. sürekli benle uğraşıyor, dayak yiyip oturuyordu ama akıllanmıyor. bir ara öğle arasında evine gitmedi kaldı. ve manyak şişeden bana su sıçrattı. "akıllı ol. telefona gelirse dayak yiyeceksin." dedim o gülüyor, tekrar şu sıçrattı ben bir sinirlendim. kalktığım gibi sınıftan kaçtı. "geri gelmeyecek misin gerizekalı?! o zaman gör sen."
ben şişemin kapağını açmışım ona tam boşaltacağım. sınıfın kapısından arada içeri bakıyor. ben ise oturmuş izlenimi verdim bir süre sonra kapı eşiğinde durdum bu salak bakınacağı sırada suyun yarısını üzerine döktüm. sese gelen fizik hocamızı görmedim hâlâ sınıfın içindeyim ve karşımda koridorun duvarı var. hoca ters taraftan geliyor ben hocayı kendi sanıp hocaya dökmem mi? allah'tan adam sakin, iyi huylu ve beni bilen biriydi. ben kıpkırmızı oldum o hayvan bana gülüyordu hoca da "asra ne yaptın ya, ne oldu sana?" deyip gömleğini silkeliyordu. kafasıyla gövdesine geldi. "özür dilerim. arkanızdaki sinsi kıkırdayan ilk beni ıslattı ve bu savaşa dönüştü. sizi o sandım, çok üzgünüm. peçete getireyim mi?"
ama utançtan öleceğim, sesimin titrememesine özen gösteriyorum. rezillikten ağlayasım gelmişti.
hocaya bütün paketi verdim. bir şey demeden gitti. wc'ye gidip çeşmeden tekrar şişemi doldurdum, onu korkudan kaçırıp. o yüzden ne yaptığımı görmedi. sınıftan girer girmez tüm suyu döktüm. "fizikçiye rezil oldum. adamın dersinde yüzüne nasıl bakacağım bilmiyorum. bir de orada hayvan gibi anıra anıra gülüyordun allah'ın cezası!"
"o halin o kadar komikti ki, domates olmuştun. senin bu kadar utanacağını düşünmemiştim. görmesi zevkliydi. su umrumda değil." deyip kahkahalarla gülerken boş şişeyle kafasına indirip "suyu nereden doldurduğumu sormadın, klozete daldırdım. şimdi kokmuyor ama derse doğru görürsün sen."
deyince üstünü koklamaya başladı. "bunu yapmış olamazsın. titizsin sen." deyince "damarıma basılınca ne kadar pislikleşebileceğimi bilmiyorsun. ama öğrenecek gibisin. ve bence git biraz dışarıda gez, açık havada koku yoğunluğunu götürür." diyordum burnumu kapatmışken. inandı ve çıktı...
hep olay, hep rezillik. en son mezuniyette bana açıldı. hepte belli etmiş ama anlamamışım. nereden anlayayım, sınıf arkadaşı arkadaşlık için değil mi?.. arkadaş gördüğüm kişiyle olmaz.
dost ve arkadaş edinmek bana haram gibi gelmeye başlamıştı...
devamını gör...
72.
73.
sanalda arkadas edinerek mumkun olabilir.
devamını gör...