başlığı “macaristan halk cumhuriyeti” olarak açmamın nedeni o yıllarda macaristan’ın sscb destekli sosyalist bir devlet olması ve bu ismi kullanmasıdır. bu ayaklanma ise sscb karşıtı ilk ayaklanmalardan biridir.

23 ekim günü üniversite öğrencileri şair petöfi anıtının önünde toplanıyorlar. bu şair macarların ulusal şairidir. 1848 macar devriminin önderlerindendir ve yazdığı bir şiir o zamanlar ulusal şarkılarıdır. toplanan öğrenciler 16 maddelik bir talep metni okuyor. bu maddeleri buraya eklemeyeceğim. dileyen rahatlıkla bulabilir. maddelerden biri “sovyet birliklerinin macaristan’dan çıkarılması” . ulusal şarkılarını söylüyor ve yürüyüş yapıyorlar. işçi ve halktan da destek görülünce olaylar büyüyor.

hatta askerlerin bir kısmı da isyancılar tarafına geçiyor ve taleplerinden birini elde ederek eski başbakan ımre nagy’i tekrar başbakanlık koltuğuna oturtuyorlar. bu ımre nagy yaklaşık iki sene sonra idam edilecek. çok yıllar sonra ise itibarı iade edilecek. kendisi de sosyalist bu arada. zaten bu ayaklanma sosyalizm karşıtlığından ziyade stalinist yönetime karşı bir isyan.

sovyet askerleri şehri(şimdiki budapeşte) çevirmiş fakat bir karşılık vermiş değil o anlarda. hatta çekilmeye başladıkları bile söyleniyor. fakat nagy askerlerin tam çekilmediği gerekçesiyle varşova paktı’ndan çekildiğini açıklıyor ve diğer ülkelerden yardım talep ediyor. işte ne olduysa ondan sonra oluyor. başka ülkeler yardım etmediği gibi sovyet birlikleri takviye ediliyor ve şehir işgal ediliyor. binaların ön cepheleri bombalanıyor. şehir darmaduman ediliyor. görüntülerin olduğu bir videoyu entry sonuna ekleyeceğim.

çok kısa sürede isyan bastırılıyor. 10 kasımda ise bitiyor. tabii toparlanma süreci çok zaman alıyor. uzun süre olağanüstü hal ilan edilecek ve şehir dış dünyaya kapanacak.

3 bin civarı ölüm olmuş. belki bir o kadar yurt dışına kaçan olmuş. isyanın öncüleri idam edilmiş. time dergisi 1956 yılının adamı olarak macar halkını seçmiş. bu şaşırtıcı değil zaten. sonuçta adamlar sovyet karşıtı. bizim ülke de uzaktan çok desteklemiş macar halkını. destek derken manevi destek. o dönemin gazetelerine bakarsanız göreceksiniz bunu. nihayetinde türkiye’de bir nato ülkesi ve komünizm karşıtı. bu arada bu olaylarla ilgili türkiye’de çıkan eski gazetelere bakarken “futbolcu puskas çatışmalarda öldürüldü” haberiyle karşılaştım. aslında adam 2006 da öldü. macarların efsane futbolcusu. gazeteler o zaman da bol keseden atıyor tabii.

olayların iki sembolü var diyebiliriz. biri yıkılan stalin heykeli. diğeri ise o dönemki macaristan bayrağının ortasının delinip kullanılması. ortasındaki komünizm yıldızı kesilmiş olarak.
işte stalin, işte bayrak;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
komünizm yıkıldıktan sonra bu olaylar “macar devrimi” diye anılıyor.

etkileyici görüntüler içeren video
devamını gör...

ayşe kulin tarafından kaleme alınan aylin radomisli cates'in hayatını anlatan içinde kurgular da olan bir biyografi. asıl adı aylin devrimel’ olan aylin'in doğumundan başlayarak amerikan ordusunda albay rütbesi taşırken son bulan hayatını konu alan kitap, içinde ablası nilüfer gülek ve yeğeni tayibe gülek birsel, eniştesi, arkadaşları vb pek çok kişinin anlatımından derlenerek kaleme alınmış . yazım dili çok başarılı olan bu mühtiş öyküyü bir oturuşta bitirilebilinecek bir kitap. tabii ki kitaba farklı çevrelerden tepkiler gelmiş ama tabii ki burada yazarın görüşünü, bakış açısının kitabın derlenmesinde de önemli olduğunu göz ardı etmemek gerekiyor.
devamını gör...

lisede en başarısız olduğum iki dersten biri beden biri müzik olduğu için, o efsane nesil kim, ben kim olanlardan ben.
devamını gör...

(bkz: it ürür kervan yürür)
"gerçekleşmesi doğal olan işler söz konusu olduğunda bunun önüne geçmek mümkün değildir. o yüzden kötü niyetli olan insanların davranışları ve sözlerini aldırış etmeden, kişi inandığı yolda devam etmelidir. çevreden her ne kadar kötü niyetli insanların saldırıları olsa bile, bir insan yapacağı şeyi kafaya koyduğunda bu engellenemez."
devamını gör...

çok değişik çeşitleri olan klasik bir kırtasiye ürünüdür.

benim en beğendiğim ise masaüstü için olan kalemtıraşlardı.
devamını gör...

zeki müren.
barış manço.
barış akarsu-
neşet ertaş
cem karaca
sıla
john lennon.
queen.
kayahan
sezen aksu
amy winehouse.
devamını gör...

2012.
devamını gör...

boş. bomboş konuşmuş.
devamını gör...

animasyonlar hariç altyazı.bazı dublajlar var ki özellikle televizyon için yapılanlar, rezalet demek abartı olmaz.filmin ruhunu yerle yeksan ediyor.
uzun süre önce star tv'de rastladığım er ryan'ı kurtarmak filmindeki tom hanks dublajı gibi.kahkaha atıp uzaklaşmıştım.
devamını gör...

yetiyor mu sahi?
bir tek kendimiz varız şu hayatta.
yahu bir tek ben varım neden sevmeyeyim canım kendimi?
bir iki hatam olmuş, bir iki sıkıntı çıkmış, bir iki memnun edemedim diye kendimi koca bir çizgi atar mı insan kendine?
her şeye tahammül gösteriyoruz.
merhamet ediyoruz, alttan alıyoruz da kendimizden neden esirgiyoruz bunu?

kabul et kendini!
önce bunla başla.
başkaları gibi olmak zorunda değilsin.
kimseyi memnun etmek zorunda değilsin.
birilerinin kalıbına uyamadık diye veyahut birilerinin kafana, bilinçaltına işlediği doğruyu* yakalayamadın diye nasıl kendine karşı durursun.
her neysen, kendine biçtiğin ve beğenmediğin rol her neyse kabul et.
değiştir, değiş, savaş vs demiyorum bak.
'kabul et' diyorum.
süper kahraman değiliz bazı şeyleri değiştiremeyiz ama bir şekilde süperiz. hiç mi elle tutulur bir yanın yok yahu?
ayrıca kendini sevmek için nedene ihtiyacın mı var?
şaka yapıyorsun.
bu kadar zor olmak zorunda mı gerçekten?
bu kadar zor olmak zorunda mısın kendine?

kendini kabul etmekle başla önce. devamı gelecek bak nasıl güzel seveceksin kendini. beynindeki o kalıplar yıkıldıkça, kendini kabul ettikçe kendini sevecek sen kendini kabul ettiğin sen kendini sevdiğin içinde insanlar tarafından nasıl kabul göreceksin!
parlayacaksın dostum.
akılları almayacak.
'bir insan kendini neden sever? 'i düşünecekler.
kendilerini sorgulayacaklar.
ve seni daha da çekici yapacak bu durum.
tabi beğenmeyenler de çıkacak ama umrumda olmayacak emin ol!
eleştirileceksin, yargılanacaksın, bir şekilde kalıba uydurulmaya çalışacaksın ama nafile maymun gözünü açtı.
bir süre sonra seni en çok eleştirenler bile seni kabul edecek.
seni en çok eleştirenler sendeki sırrı merak edecek.
sırrın mı?
'kendini sevmek'... *
devamını gör...

sosyal bilimler dünyanın ve yaşamın insani ve toplumsal yönlerini inceleyen bir akademik disiplinler grubuna verilen addır. sosyal bilimlerin sanat ve beşeri bilimlerden temel farkı, insanlığı incelerken nitel ve nicel bilimsel yöntemlerin kullanımını içermesidir. bu terim, 19. yüzyılda, "toplumun özgün bilimi" sosyolojiyi ifade etmek için kullanılmaktaydı.

günümüzde sosyal bilimlere olan ilginin azalması üzücüdür. nitelik ve nicelik açısından insani değerleri yerlere düşüren sosyal medya, gerçekten ne kadar “sosyal” dır sorusunu akla getirmekte.

tarihi, tbt ile
coğrafya’yı, tatil görüntüleriyle
sanatı, meyhane paylaşımlarıyla anlatan garip bir yapı.

ancak bunun geçici bir dönem olduğunu ve gün geçtikce ilğinin azalacağını düşünmekteyim. işte tam bu nokta da bu alanı incelemek için sosyolojiye ihtiyaç duyulacaktır.
bilimden kaçılmaz.

belgesel önerisi de verelim;

the social dilemma - netflix
devamını gör...

üyelik kabul edildiği takdirde işsiz, güçsüz, abazan türkler'in ülkelerine hücum etmesinden korkuyorlar.
devamını gör...

nehir kutsaldır hindular için. ancak sadece ganj nehri'ne inanıyorlar. günahlarını ise ganj tanrıçasının nehrinde yıkanarak kaybolduğuna inanıyorlar.çoğu katı vejeteryancıdır. inekleri kutsal hayvan olarak görürler ve asla yemezler.108 sayısı hindular için en kutsal sayıdır. om sesi evreni doğuran ses olduğu inancındadırlar.
devamını gör...

bunlardandır*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

eyluling kahkahasının alacağı versus. çünkü daha samimi. saba tümer de neymiş arkadaş? *
bu arada saba tümer 90 bin liracığa kahkahasını satmış. insan hiç mutluluğu satar mı?
devamını gör...

neden bu kadar geç farkettigime şaşırıp hemen takibe aldığım, tanımlarını kafa sallayarak ve hak vererek okuduğum yazar. mahlasına da tanımları kadar katılıyorum ayrıca.
devamını gör...

bugün iki kere yaşadığım. daha öncede yaşadım da, üstüne başlığı görünce yazayım dedim.
benim sözlükte huyum nicklere bakmadan okumak. uzun yazıysa, beğendiysem beğenisi verir öyle en son görürüm nicki. kısa yazıysa, cümlenin sonuna doğru görürüm.
şimdi kendi yazılarımı görüp, başkasının gibi okumaya başladım. ne güzel yazmış, aynı benim gibi düşünüyor, vayy be ne süper yazar, bunun gibisi zor bulunur falan diyerek (tabii ki böyle şeyler demedim(u: swh) sadece fikri bana yakın yazarmış dedim) okuyup, bir yerden sonra ya da sonunda nicki görüp, "aa benmişim ya" diyip gülümsetti. hoş bir durum.
devamını gör...

sonat formunda yazılırlar. bu eserler, orkestraya karşı bir enstrümanın veya bir grup enstrümanın virtüözitesini ön plana çıkaracak şekilde bestelenip, sergilenmek amacıyla ortaya konmuştur. dönemlere ve bestecilere göre bölüm sayısı değişen sonat formu olduğundan, konçertoların da formu sonat formuna bağlı olarak değişmiştir.
devamını gör...

genel görüş, iç kulaktaki denge organının içindeki sıvının yoğunluğunun ve basıncının bir nedenle artması sonucu ortaya çıkması ile sonuçlanan bir vestibüler sistem hastalığı olduğudur. genel semptomları; kulakta dolgunluk hissi*, işitme kaybı, vertigo ve tinnitustur. nadiren ishal de görülür. hastalara genellikle tuz-baharat diyeti önerilir. çeşitli vestibüler sistemi güçlendirici egzersizler verilir. çok kötü tablolarda cerrahi düşünülebilir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim