milletimizi faize ezdirmeyiz
kafayı faizle bozmuş bir islamcı "ekonomist" zırvasıdır.
senin ülkende üretim var mı? yok. dışarıya domates hıyar dışında sattığın ne var? hiçbir şey. seni yıllarca ayakta tutan bir inşaat sektörü vardı kurdan dolayı o da battı batacak durumda. e faiz yükseltilmezse sen nasıl kura müdahale edeceksin? elinde kaynak kaldı mı? hepsini yedin bir de borcun trilyonlara ulaşmak üzere.
dua edin kur yükseliyor, yoksa ihracat rekorları kıramazsınız.
senin ülkende üretim var mı? yok. dışarıya domates hıyar dışında sattığın ne var? hiçbir şey. seni yıllarca ayakta tutan bir inşaat sektörü vardı kurdan dolayı o da battı batacak durumda. e faiz yükseltilmezse sen nasıl kura müdahale edeceksin? elinde kaynak kaldı mı? hepsini yedin bir de borcun trilyonlara ulaşmak üzere.
dua edin kur yükseliyor, yoksa ihracat rekorları kıramazsınız.
devamını gör...
yazarların yaşadığı komik olaylar
biraz da gerçek komik bir anı dinleyin sözlük. yer eskişehir sene 2003. üni.yi kazanmışım. gittik işte annem kuzenimle liseden bir arkadaş da kazanmış beraber ev tutacaz. eskişehir kaynıyor ev yok çıldıracağım. neyse zor bela hallederiz kadir tipli birinden bir dökük ev bulduk. ev sahibi ise bomba bir değişikliğe sahip ama o başka hikaye. neyse sınıftan bir üçüncü bulduk yerleştik, başladık. üniversite ilk sınıf resmen karşı cinsin eşleşme dönemi gibi 10 kişilik bir grup oluşuyor sonra esra erol misali çift haline gelme süreci, güvercin misali kurlar falan. neyse bir akşam şimdiki deyimi ile partileyim dedik. o zaman alkol her şey ucuz, gençler bilmez efesin 5 lt musluklu fıçıları falan var. doldurduk nevaleyi doluştuk eve kızlı erkekli. ortam ısındı herkes birer avcı kızlar ise ceylan misali* apartmanda da otomat dediğimiz merdiven elektriği yok öyle bitik bir kiracı portföyü var. neyse hafiften alkol kana karıştı tam güzelleşiyoruz kapı çaldı. ben ev sahibi yakışuklu brad hemen gittim tabii cool cool kim ulan bu teress hesabı. kapıyı bir açtım karanlıkta hökümet gibi kadın dediğimiz ebatta başörtülü yelekli kaşlar birleşik dişler çürük görünümlü bir teyze, ellerini ovuşturarak ben geldiiiim dedi sırıtarak ve depar bir yürüyüşle eve daldı. o an hissettiğim tamamen hani rüya görüp rüya olduğunu bilirsin ya acaba mı diye? bir vicudumdaki tüylerin dikelmesi oldu. brad'ten bir anda çocuklar duymasın selami'ye evrildim. kadın mazhar osman polikliniğinde gibi volta atıyor, kızlar bastı çığlığı benim akıncı kişilik gitti ben ancak birinizi savunurum falan diyorum. mutfakta meyve kesen kızlardan da bıçağı kaptı mı! iyice karıştı ortalık hışt huşt defaol yapma etme diyoruz da kadın oscarlık bir deli. biz yorulana kadar sürdü bu olay akabinde bir baktım bizim 3. ev arkadaşı pis pis sırıtıyor. dedim bir iş var noluyor lan diyorum buna bu sırada bizim teyze de gülmeye başladı oturdu. olayın gerçeği açığa çıktı. bu aplamız alt komşu daha önce hiç görmedim. alt komşu kadının evlenmemiş hafif çatlak kız kardeşi. yukarı öğrenci geldiğini biliyor ya üşenmemiş film makyözü kalitesinde makyaj yapıp o sabah arkadaş evdeyken kapıya dayanmış. bizimkinin kapıyı açması ile bütün küfür darcığını boşaltmasıyla kadın şakayı erken bırakmış ammaa bizim çakalda ampul yanmış hemen ve akşama da yapsana abla bunu kalabalık olcaza bağlamış. kadın da kabul edip bize bu güzide anıyı kazandırmış. neyse bu kadar uzunu kim okur bilmem de aklıma geldi birden bu anı. oscarlık deli rolü yapan teyzem hayatta ise selamlar.
devamını gör...
aleyna tilki'nin yeni klibi
soran olursa kadınlar cinsel obje değil yeeaaa dersiniz. vücudunu şarkılarının önüne koymuş bir ergenin yeni şarkısının klibi. maalesef yeni yetme kızlar da bunu örnek alıyor.
devamını gör...
2 broke girls
gün itibariyle kendimi üç sezonunu yuttuğum dizi.
birinci sezonu tebessüm ettiren ve alıştırmalık geçmiş olmasına karşın ikinci sezonunun özellikle ikinci yarısında bir ara gülmekten can vereceğim sandım.
diziyi 2 broke kızımızdan da öte götüren iki isim var onlar da kesinlikle han ve sophie. tabii yaramaz dirty oleg ile baba earl'ün de katkıları inkar edilemez. max black karakterine gelecek olursak, sanırım senarist beni bir yerden tanıyor.
birinci sezonu tebessüm ettiren ve alıştırmalık geçmiş olmasına karşın ikinci sezonunun özellikle ikinci yarısında bir ara gülmekten can vereceğim sandım.
diziyi 2 broke kızımızdan da öte götüren iki isim var onlar da kesinlikle han ve sophie. tabii yaramaz dirty oleg ile baba earl'ün de katkıları inkar edilemez. max black karakterine gelecek olursak, sanırım senarist beni bir yerden tanıyor.
devamını gör...
askıda rozet kampanyası
rozeti olmayan yazarlarımiza bilhassa çaylak kardeşlerimize destek babında, zenginden alıp fakire vermek olarak gördüğüm hoş kampanya.
devamını gör...
üfü
bu yazarın nickaltını açmak benim için bir onurdur dostlar. daha sözlüğe yeni gelmis bu dostumuz. ona rağmen akışta oldukca karşılaştım kendisi ile ve çoğu tanımı da dikkatimi çekti. kendisi ile daha tanışmiyoruz ama sözlükte güzel bir şekilde ilerleyecegini biliyor ve hissediyorum. kendisine iyi sözlükler diliyor, tanimlarini bekliyorum.
devamını gör...
tek şarkısı ile tanınan şarkıcı
kargo - yıldızların altında
devamını gör...
sözlüğün en sevilen yazarı
3-5 yazar yazsam, unuttuğum olacak, yazmadığım olacak sonra içim cız edecek.
o yüzdeenn;
a'dan z'ye (w'da) dahil tüm sözlük üyeleri.
ınsan ailesini sevmez mi? sözlük neydi? aileydi eşti-dostu. ayrışmayın- ayrıştırmayın böyle.
ben bu aileden değil miyim ya ? bir kişi de çıkıp whis dememiş! *
neyse tanımı gönderdikten sonra "sevgi anlaşmak değildir nedensiz de sevilir" şarkısını dinleyip kulaklarınızı çınlatacağım.
o yüzdeenn;
a'dan z'ye (w'da) dahil tüm sözlük üyeleri.
ınsan ailesini sevmez mi? sözlük neydi? aileydi eşti-dostu. ayrışmayın- ayrıştırmayın böyle.
ben bu aileden değil miyim ya ? bir kişi de çıkıp whis dememiş! *
neyse tanımı gönderdikten sonra "sevgi anlaşmak değildir nedensiz de sevilir" şarkısını dinleyip kulaklarınızı çınlatacağım.
devamını gör...
lityum iyon pil
elektronik aletlerde kullanılan, şarj edilebilen ve geçmişteki erken dönem çalışmalarına rağmen ticari amaçlı olarak ilk kez sony tarafından 1991'de geliştirilen pil türü. kapasitelerinde vaktinden önce büyük ölçüde azalma olmaması için tamamen boş hâle gelmeden şarj edilmesi daha uygun olur. bu tür pilleri, doluluk oranına bakmadan istediğiniz zaman şarj edebilir ya da şarjdan alabilirsiniz.
lityum elementi, elektron vermeye oldukça istekli atomlara sahiptir. bu nedenle saf halindeyken oldukça aktif bir metaldir. en dış kabuğunda sadece 1 elektron bulunur ve bu elektronu vererek iyon haline gelmek konusunda lityum olduça heveslidir.
ancak bir metal oksit yapısı içerisindeki lityum oldukça kararlı haldedir. bu yapıyı oluştururken ortaya çıkan elektron hareketleri bir enerji akışına, yani elektrik akımına neden olur. yani bunun için önce lityumu bir metal oksitten ayırmak, sonra yeniden onu metal okside kazandırırken elektron hareketini sağlamak gerekir.
***
lityum iyon hücrelerinde, metal oksit* tarafından sadece bu iyonların gelip geçmesine izin veren bir elektrolit* kullanılır. bunun yanında bir de kısa devre önleyici katman yer alır.
bir güç kaynağının pozitif kutbu, metal oksitten lityum atomlarındaki negatif yüklü elektronları kendisine doğru çeker. elektronlar bu güç kaynağı üzerinden diğer tarafa akarlar. geride, elektronlarını kaybetmiş olan lityum iyonları kalır. bunlar artık pozitif yüklü hâle gelmiştir ve bu kez bunlar da elektrolite doğru yönlenirler.
iki ortamı birbirinden ayıran elektrolitin diğer yanında grafit* bulunur. elektrolitten geçen lityum iyonları grafit tabakasında tutulurlar. böylece hücre şarj olmuştur.
bu aşamadan sonra güç kaynağı kaldırılınca, tüm bu hareketler geriye doğru tekrarlanır. eğer güç kaynağının yerine elektrikle çalışan bir alet bağlarsanız, geriye doğru olan elektron akışı bu alete elektrik sağlar ve onu çalıştırır. böylece pil deşarj olana dek elektrik enerjisi üretilir.
elektrolitin bir nedenle zarar görmesi kısa devreye neden olacağından, yukarıda bahsettiğim katman da bu pillerin önemli bir parçasıdır.
aşağıdaki resimde solda pilin deşarj, sağda ise şarj durumunu şematik olarak görebilirsiniz:

görselin kaynağı
lityum elementi, elektron vermeye oldukça istekli atomlara sahiptir. bu nedenle saf halindeyken oldukça aktif bir metaldir. en dış kabuğunda sadece 1 elektron bulunur ve bu elektronu vererek iyon haline gelmek konusunda lityum olduça heveslidir.
ancak bir metal oksit yapısı içerisindeki lityum oldukça kararlı haldedir. bu yapıyı oluştururken ortaya çıkan elektron hareketleri bir enerji akışına, yani elektrik akımına neden olur. yani bunun için önce lityumu bir metal oksitten ayırmak, sonra yeniden onu metal okside kazandırırken elektron hareketini sağlamak gerekir.
***
lityum iyon hücrelerinde, metal oksit* tarafından sadece bu iyonların gelip geçmesine izin veren bir elektrolit* kullanılır. bunun yanında bir de kısa devre önleyici katman yer alır.
bir güç kaynağının pozitif kutbu, metal oksitten lityum atomlarındaki negatif yüklü elektronları kendisine doğru çeker. elektronlar bu güç kaynağı üzerinden diğer tarafa akarlar. geride, elektronlarını kaybetmiş olan lityum iyonları kalır. bunlar artık pozitif yüklü hâle gelmiştir ve bu kez bunlar da elektrolite doğru yönlenirler.
iki ortamı birbirinden ayıran elektrolitin diğer yanında grafit* bulunur. elektrolitten geçen lityum iyonları grafit tabakasında tutulurlar. böylece hücre şarj olmuştur.
bu aşamadan sonra güç kaynağı kaldırılınca, tüm bu hareketler geriye doğru tekrarlanır. eğer güç kaynağının yerine elektrikle çalışan bir alet bağlarsanız, geriye doğru olan elektron akışı bu alete elektrik sağlar ve onu çalıştırır. böylece pil deşarj olana dek elektrik enerjisi üretilir.
elektrolitin bir nedenle zarar görmesi kısa devreye neden olacağından, yukarıda bahsettiğim katman da bu pillerin önemli bir parçasıdır.
aşağıdaki resimde solda pilin deşarj, sağda ise şarj durumunu şematik olarak görebilirsiniz:

görselin kaynağı
devamını gör...
rektörleri kim atamalı sorunsalı
öğrenciler. biz nasıl oy veriyorsak çobanımızı seçmek için, onlar da oy kullanmalı. hak sahibi olmalı.
devamını gör...
düşün ki uzaylılar bunu okuyor
taşa alerjiniz var ve bunu biliyoruz.
devamını gör...
bir tane israilli öldürsem cennetlik olurum
(bkz: yazık kafana)
kızı yaşındaki genç kızlarla birlikte olurken cennet cehennem, din, allah, günah, haram bunları düşünmeyen birinin; konu filistin olunca, 2021 yılında, bilginin altın çağında insan öldürerek cennetlik olacağını düşündüğü zırvalarından bir kuple.
ne olursa olsun şu devirde allah için insan öldürmek isteyen ve böylece cennetlik olacağını düşünen insanın psikolojik problemleri vardır.
kızı yaşındaki genç kızlarla birlikte olurken cennet cehennem, din, allah, günah, haram bunları düşünmeyen birinin; konu filistin olunca, 2021 yılında, bilginin altın çağında insan öldürerek cennetlik olacağını düşündüğü zırvalarından bir kuple.
ne olursa olsun şu devirde allah için insan öldürmek isteyen ve böylece cennetlik olacağını düşünen insanın psikolojik problemleri vardır.
devamını gör...
sanatsal kurbağalar
türk dil kurumu sözlüğüne göre kurbağa;
kurbağalardan, yumurta ile üreyen, yavruları gelişimlerini durgun sularda tamamladıktan sonra kuyruğu ve solungacı körelerek karada yaşayabilen, sıçrayarak yürüyen ve suda iyi yüzen küçük hayvan.
türk dil kurumu sözlüğüne göre sanatsal;
sanatla ilgili, sanata dair.
kurbağalar ilginç hayvanlardır. bir amfibik canlı olarak bu kadar ilginç bir görüntüye sahip olmaları beklenen bir şeydir ancak bu kadar tuhaf görünümlü olup bir de üstüne hem sevimli hem rahatsız edici olmayı başarmaları araştırmalara konu edilmelidir. isviçreli bilimadamlarının meydanlara ve havaalanlarına davet ediyorum.
yukarıda bahsettiğim bu özellikleri sanatın çeşitli dallarının da ilgilisini çekmiş olacak ki bolca kurbağaya rastlarız ve biz bunlara sanatsal kurbağalar diyeceğiz.
bu kurbağalardan biri karşımıza kurbağa prens masalında çıkar. öpülmek için bir derede çaresizce bekleyen bu prens bir büyü sonucu kurbağaya çevrilmiştir ve güzel bir prensesin çaresiz busesi için bekler. ben bu masalda her zaman prensesi daha çaresiz bulurum. bir kurbağayı öpüp kendine eş olarak kabul edebilecek bir prensesin çok zor zamanlar geçiriyor olması gerekir. ve merak ettiğim şey prensesin amfibik eşi ile sonrasında nasıl bir hayat sürdüğüdür.

diğer bir sanatsal kurbağa karşımıza osman şahin’in eserinden şerif gören tarafından 1985 yılında sinemaya aktarılan kurbağalar isimli filmde çıkar. filmde hülya koçyiğit ve talat bulut gerçekten çok iyi performanslar sergilemiştir. ancak filmi küçükken izlediğimde beni çok olumsuz etkilediğini hatırlıyorum. kurbağa toplayarak geçimini sağlamaya çalışan dul bir kadının barındığı yerde sürekli bir taciz altında yaşamasının anlatıldığı filmde kurbağalar herkesten çok başroldedir.

bir diğer sanatsal kurbağamız ise kurbağa kermit. 1955 yılında jim henson tarafından yaratılan kermit dünyanın en ünlü kurbağalarından biridir. the muppet show’un da baş karakterlerinden biri olan kurbağa kermit susam sokağında da yer almıştır. oldukça fırlama bir kurbağa olduğunu söyleyebileceğimiz kermit aynı zamanda da iş bitirici ve harika yöneticilik özelliklerine sahip -bence- sevimsiz bir kurbağadır.

başka bir sanatsal kurbağa da avusturyalı büyük yazar ve şair erich fried’in bir şiirinde çıkar karşımıza:
oğlanlar şakadan taşlıyor kurbağaları, kurbağalar cidden ölüyor.
benim için ezberimden hiç düşmeyen cümledir bu. her şeyin ifadesidir belki de dünyada olup biten. bana nedense hep sabahattin ali’nin ayran isimli öyküsünü hatırlatır. biz öylesine yaparız bazı şeyleri. o öylesine yapılan bazı şeyler başkalarının ömrünü törpüler.

ball state üniversitesinin kampüsünde bir havuzun içinde bulunan frog baby çeşmesi ise başka tür bir sanatsal kurbağadır. edith barretto stevens parson tarafından yapılan ve bence mükemmel bir sanatsallığa sahip olan bu heykelin işi şans getirdiğine inanılır ve insanlar için bir buluşma noktası kabul edilir.

son olarak da barış bıçakçı, behçet çelik ve ayhan geçgin’in e-mail aracılığıyla yaptıkları edebiyat sohbetinin kitaplaşmış halinin adından geçer bir sanatsal kurbağa. ben bu kitabı okurken sanki bu üç yazarlar üsküdar’da bir çay bahçesinde ya da ankara’da bir parkta oturup sohbet etmiş gibi hissetim. müthiş samimi ve akıcı bir kitaptı ve bu kitabın adı benim bu tanımımın da noktası olsun:

kurbağalara inanıyorum.
kurbağalardan, yumurta ile üreyen, yavruları gelişimlerini durgun sularda tamamladıktan sonra kuyruğu ve solungacı körelerek karada yaşayabilen, sıçrayarak yürüyen ve suda iyi yüzen küçük hayvan.
türk dil kurumu sözlüğüne göre sanatsal;
sanatla ilgili, sanata dair.
kurbağalar ilginç hayvanlardır. bir amfibik canlı olarak bu kadar ilginç bir görüntüye sahip olmaları beklenen bir şeydir ancak bu kadar tuhaf görünümlü olup bir de üstüne hem sevimli hem rahatsız edici olmayı başarmaları araştırmalara konu edilmelidir. isviçreli bilimadamlarının meydanlara ve havaalanlarına davet ediyorum.
yukarıda bahsettiğim bu özellikleri sanatın çeşitli dallarının da ilgilisini çekmiş olacak ki bolca kurbağaya rastlarız ve biz bunlara sanatsal kurbağalar diyeceğiz.
bu kurbağalardan biri karşımıza kurbağa prens masalında çıkar. öpülmek için bir derede çaresizce bekleyen bu prens bir büyü sonucu kurbağaya çevrilmiştir ve güzel bir prensesin çaresiz busesi için bekler. ben bu masalda her zaman prensesi daha çaresiz bulurum. bir kurbağayı öpüp kendine eş olarak kabul edebilecek bir prensesin çok zor zamanlar geçiriyor olması gerekir. ve merak ettiğim şey prensesin amfibik eşi ile sonrasında nasıl bir hayat sürdüğüdür.

diğer bir sanatsal kurbağa karşımıza osman şahin’in eserinden şerif gören tarafından 1985 yılında sinemaya aktarılan kurbağalar isimli filmde çıkar. filmde hülya koçyiğit ve talat bulut gerçekten çok iyi performanslar sergilemiştir. ancak filmi küçükken izlediğimde beni çok olumsuz etkilediğini hatırlıyorum. kurbağa toplayarak geçimini sağlamaya çalışan dul bir kadının barındığı yerde sürekli bir taciz altında yaşamasının anlatıldığı filmde kurbağalar herkesten çok başroldedir.

bir diğer sanatsal kurbağamız ise kurbağa kermit. 1955 yılında jim henson tarafından yaratılan kermit dünyanın en ünlü kurbağalarından biridir. the muppet show’un da baş karakterlerinden biri olan kurbağa kermit susam sokağında da yer almıştır. oldukça fırlama bir kurbağa olduğunu söyleyebileceğimiz kermit aynı zamanda da iş bitirici ve harika yöneticilik özelliklerine sahip -bence- sevimsiz bir kurbağadır.

başka bir sanatsal kurbağa da avusturyalı büyük yazar ve şair erich fried’in bir şiirinde çıkar karşımıza:
oğlanlar şakadan taşlıyor kurbağaları, kurbağalar cidden ölüyor.
benim için ezberimden hiç düşmeyen cümledir bu. her şeyin ifadesidir belki de dünyada olup biten. bana nedense hep sabahattin ali’nin ayran isimli öyküsünü hatırlatır. biz öylesine yaparız bazı şeyleri. o öylesine yapılan bazı şeyler başkalarının ömrünü törpüler.

ball state üniversitesinin kampüsünde bir havuzun içinde bulunan frog baby çeşmesi ise başka tür bir sanatsal kurbağadır. edith barretto stevens parson tarafından yapılan ve bence mükemmel bir sanatsallığa sahip olan bu heykelin işi şans getirdiğine inanılır ve insanlar için bir buluşma noktası kabul edilir.

son olarak da barış bıçakçı, behçet çelik ve ayhan geçgin’in e-mail aracılığıyla yaptıkları edebiyat sohbetinin kitaplaşmış halinin adından geçer bir sanatsal kurbağa. ben bu kitabı okurken sanki bu üç yazarlar üsküdar’da bir çay bahçesinde ya da ankara’da bir parkta oturup sohbet etmiş gibi hissetim. müthiş samimi ve akıcı bir kitaptı ve bu kitabın adı benim bu tanımımın da noktası olsun:

kurbağalara inanıyorum.
devamını gör...
sözlüğün faydaları
iletişim kurmak, fikir alışverişinde bulunmak istediğiniz insanları, yaş, cinsiyet, ırk, meslek, memleket veya medeni durum gibi ıvır zıvırlar için sorguya çekilme kaygısı olmadan, sadece düşüncelerini dikkate alarak seçebiliyor olmanızdır.
devamını gör...
sözlük yazarlarının ruh halini anlatan görseller
sabah sabah inanılmaz bir baş ağrısı ile uyandım. ona uyanmak denmez, gözlerini açmaya çalışmak, hayatta kalmak için direnmek denir. hayır sen başsın kardeşim derdin ne senin? insanı hayattan soğutmanın, kafanı duvarlara vurmak istercesine son noktaya getirmenin anlamı nedir? kesip atılabilecek bir şey olsan 1 dakika durdurmazdım seni gövdemin üstünde.
kendi başına sinirlenmek de ancak bana özgü bir davranış olabilir, başımın da çok umurundaydı bu durum.*
bu ağrıyı anlat derseniz anlatamam, enine boyuna yaşarım ancak.
bir de gif koyabilirim tabi, başım ağrırken beynime aynen şöyle bir muamele ediliyor;
ps: benimle aynı durumda olup iyi hissetmeyenler için gelsin sıradaki gifimiz.*
kendi başına sinirlenmek de ancak bana özgü bir davranış olabilir, başımın da çok umurundaydı bu durum.*
bu ağrıyı anlat derseniz anlatamam, enine boyuna yaşarım ancak.
bir de gif koyabilirim tabi, başım ağrırken beynime aynen şöyle bir muamele ediliyor;
ps: benimle aynı durumda olup iyi hissetmeyenler için gelsin sıradaki gifimiz.*
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
marikaki yine yapacağını yaptı, 2 taraftan birden vurdu beni? hiç şaşırmadım!*
devamını gör...
geceye bir söz bırak
“kalbim bir şeyleri bekliyormuş gibi atıyor.”
gogol.
gogol.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
“o son kurşunu kafamıza sıkacaktık” diyenlere*
“haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi
polis kaatilleri arıyordu
deli cafer ismail tayfur ve şaşı
üzerime yüklediler bu işi
sarhoştum kasımpaşa'daydım
vapuru onlar vurdu ben vurmadım
cinayeti kör bir kayıkçı gördü
ben vursam kendimi vuracaktım”
attila ilhan- cinayet saati
“haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi
polis kaatilleri arıyordu
deli cafer ismail tayfur ve şaşı
üzerime yüklediler bu işi
sarhoştum kasımpaşa'daydım
vapuru onlar vurdu ben vurmadım
cinayeti kör bir kayıkçı gördü
ben vursam kendimi vuracaktım”
attila ilhan- cinayet saati
devamını gör...
atforvendetta
sayesinde duysal şölen yaşadığımız kafa sözlük yazarı.
devamını gör...
