günaydın sözlük
günaydın sözlük...
ama öyle, instagram hayatlarından gaza gelip de karşısına çıkan ilk fitness kulübüne üye olan, maaşının üçte ikisini protein tozlarına gömdüğü yetmezmiş gibi, marketten koli koli yumurta stoklayıp her sabah sarısını ayıklayarak 5'er 6'şar afiyetle gömen, sanki bana 872 yıldır deden, aileden gurmeymiş gibi akşamları mastercheff edasıyla tavuğunu kızartıp makarnasını haşlayan, haftanın 4 günü 5 tane dambıl kaldırdı diye bütün yaz-kış atletle dolaşan ve giydiği atletin açık yakasından, sakal makinesiyle kesildiği çok bariz göğüs kıllarının yeni çıkmaya başlayan sakal gibi görüntüsü ile gözlerimizi kanatan, benim de mensubu olduğum o iflah olmaz, o uslanmaz, o arlanmaz, o bench press'ci erkek ırkının hadsiz özgüveni gibi hadsiz bir günaydın değil elbet...
bıcır bıcır, sendromdan uzak, sizleri kızgın kumlardan serin sulara götürüp de suya değen ayağınızla birlikte kulağınıza çalınan 'cossssssssss' sesini, çalıştığınızın ofisin açık penceresinden esen serin bir rüzgarla size anımsatan bir günaydın...
aylık akbilli ama ter kokusundan uzak toplu taşımalarlı bir günaydın...
ama öyle, instagram hayatlarından gaza gelip de karşısına çıkan ilk fitness kulübüne üye olan, maaşının üçte ikisini protein tozlarına gömdüğü yetmezmiş gibi, marketten koli koli yumurta stoklayıp her sabah sarısını ayıklayarak 5'er 6'şar afiyetle gömen, sanki bana 872 yıldır deden, aileden gurmeymiş gibi akşamları mastercheff edasıyla tavuğunu kızartıp makarnasını haşlayan, haftanın 4 günü 5 tane dambıl kaldırdı diye bütün yaz-kış atletle dolaşan ve giydiği atletin açık yakasından, sakal makinesiyle kesildiği çok bariz göğüs kıllarının yeni çıkmaya başlayan sakal gibi görüntüsü ile gözlerimizi kanatan, benim de mensubu olduğum o iflah olmaz, o uslanmaz, o arlanmaz, o bench press'ci erkek ırkının hadsiz özgüveni gibi hadsiz bir günaydın değil elbet...
bıcır bıcır, sendromdan uzak, sizleri kızgın kumlardan serin sulara götürüp de suya değen ayağınızla birlikte kulağınıza çalınan 'cossssssssss' sesini, çalıştığınızın ofisin açık penceresinden esen serin bir rüzgarla size anımsatan bir günaydın...
aylık akbilli ama ter kokusundan uzak toplu taşımalarlı bir günaydın...
devamını gör...
bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyen insan
toplumsal hareket algısı zayıftır. birlik beraberlik duygusu onun için hep geri plandadır. aynı zamanda bencildir de.
devamını gör...
gerson terapisi
gerson terapisi, 1930’larda alman bir doktor olan dr. max gerson tarafından, yaşadığı şiddetli migren ataklarını azaltmak için geliştirdiği beslenme sistemidir. beslenme temeli tamamen organik sebze ve meyve sularını özel bir yöntemle çıkararak (bkz: slow juicer) vücudun ihtiyaci olan vitamin ve mineralleri yerine koymaktır. tedavinin diğer ayağını bağırsak temizliği oluşturur. (bkz: coffe enema) özellikle tedavisi mümkün olmayan düşük kurtulma oranı olan kanser türlerinde tavsiye edilir. beyin tümörleri, şiddetli böbrek yetmezliği ve organ nakilli hastalarda önerilmez.
devamını gör...
zaman yolculuğu mümkün olsaydı gitmek istenilen zaman dilimi
3000'li yıllara gidip bugün kaydedilen ilerlemeler hangi noktaya taşınmış, dünya ne durumda, kapitalist sistem egemen mi, insanlar nelerden haz duyuyor veya insanlar var mı bir bakmak isterdim. ayrıca fütürizmin hakim olduğu dönemin çalışmalarını, sanat eserlerini görmek isterdim.
devamını gör...
kırık cam teorisi
marina abramovic'in deneyi de buna benzer.
6 saat boyunca cansız manken gibi hareketsiz kalan marina'ya önce güller, çiçekler verilmiş, kekler yedirilmiş. daha sonra kadına tokat atılınca insanlar daha kötü şeyler yapmaya başlamış. kıyafetlerini çıkarmışlar, kafasına silah dayamışlar, bıçakla vücudunu kesmişler, tecavüz etmeye çalışmışlar.
içlerinden biri kadına sarılınca bunlara dayanamayan insanlar da kadını korumaya başlamışlar. kıyafetlerini giydirmişler, yaralarını temizleyip sigara içirmişler.
6 saatin sonunda kadın hareket etmeye başlayınca insanlar marina'dan kaçmaya başlamış.
kaynak
6 saat boyunca cansız manken gibi hareketsiz kalan marina'ya önce güller, çiçekler verilmiş, kekler yedirilmiş. daha sonra kadına tokat atılınca insanlar daha kötü şeyler yapmaya başlamış. kıyafetlerini çıkarmışlar, kafasına silah dayamışlar, bıçakla vücudunu kesmişler, tecavüz etmeye çalışmışlar.
içlerinden biri kadına sarılınca bunlara dayanamayan insanlar da kadını korumaya başlamışlar. kıyafetlerini giydirmişler, yaralarını temizleyip sigara içirmişler.
6 saatin sonunda kadın hareket etmeye başlayınca insanlar marina'dan kaçmaya başlamış.
kaynak
devamını gör...
küçük prens
dünyada çokça satılan ve okunan bu kitap, fransız yazar ve pilot olan antoine de saint-exupéry tarafından yazılıp 1943 yılında yayımlanmıştır. türkçe'ye çevrilmiş adı ise küçük prens'tir. orijinal dili fransızca olup, en iyi kısa roman ödülü almış bir kitaptır. türü fabl/ çocuk edebiyatı gibi masalımsı ve çocuklara yazılmış olan bu kitap, her ne kadar çocuk kitabı gibi lanse edilse de içerisindeki anlamların aslında büyüklere göre olması şaşırtıcıdır. ilk okunduğu zaman belki çok fazla anlaşılmayacak olsa da birkaç okumadan sonra neler anlatılmak istendiği daha fazla anlaşılır olacaktır. fransız yazar ve pilot antoine de saint-exupéry, 2.dünya savaşı yılları arasında topluma olan eleştirilerini bir çocuk kitabı üzerinden anlatmaya çalışmıştır. içerisindeki çizimleri bile kendisi çizmiştir. kitabı çocukluk arkadaşı olan leon werther'e ithafen yapmıştır. türkiye'de çevirisi ünlü olan kişiler cemal süreya ve tomris uyar'ın çevirmiş oldukları can çocuk yayınevi'dir.
eserde küçük bir çocuğun gözünden büyüklerin dünyası anlatılır. yazarın uçağı bozularak sahra çölü'ne düşer ve o sırada küçük prensle karşılaşır. küçük prens, yaşadığı yerleri, maceralarını, dostluklarını ve büyüklere olan eleştirilerini yazara anlatmaya başlar. b612 asteroidinde yalnız yaşayan bir çocuktur. gezegeninde bulunan ve tek dostu olan gülüne özenle bakar, onu sular ve korur. bu yüzden gülü için daha fazla nasıl yardımcı olabilirim düşüncesiyle gezegeninden ayrılarak başka gezegenlere yolculuk yapmak zorunda kalır. toplam 6 ayrı gezegene yolculuk yapan küçük prens, orada yaşayan insanlarla karşılaşır ve diyalog kurar. her bir gezegende büyüklere has olan kendini beğenmişlik, amaçsız sahip olma duygusu, öğrenmeden uygulama gibi kalıplaşmış davranışlarla karşılaşır. ve hiçbirinden bir sonuç almadan mutsuz bir şekilde ayrılır. son gezegen olarak dünyaya varır. dünya, diğer gezegenlere oranla daha büyük ve kalabalık bir yerdir. burada insanlar; kılık kıyafetleriyle, fiziksel görünüşleriyle saygı görülür ve değer verilir. kısacası insanların fikirlere ve görüşlere değil, kapitalizmin getirdiği zenginlik olgularına göre insanların değeri fazla olur.
aslında içerisindeki eleştiriler oldukça anlamlı ve doğrudur. çünkü insanlar çıkarları, bencillikleri için yapmayacakları şey yoktur. savaşlar, yıkımlar hep insanın kendini büyük görmesinden kaynaklanmış olup, dünyanın sonunu da yine insanın kendi eliyle işlemiş olacağı aşikardır. fikirler, önemli değildir - fakir ve çaresiz insanlar adına - . eğer zenginsen güçlü sensindir. ve hiç kimse senin düşüncelerini, fikirlerini sorgulayamaz. eğer paran yoksa, dünya için çok yararlı işler yapacağın fikirlerin bile olsa sen bir hiçsindir. para eşittir güç demektir. bu dünyanın kanunları parayla işler, parayla döner. bu yüzden insanlar da fikirlerini özgürce söylemekten kaçınırlar - her ne kadar düşünme ve açıklama özgürlüğü olsa da - .
eğer hala okumadıysanız geç kalmadan okuyun derim. ne kadar abartılmış, içi boş kitap denilse de içerisinden alınacak çok güzel öğütler vardır. her kitap - bazı kitaplar hariç - insana farklı bakış açısı sağlar, hayal kurmasını, okuduklarından farklı anlamlar çıkarmasını, insanların özelliklerini, dünyanın adaletini sorgulamayı, eleştirmeyi en önemlisi insan olmayı sağlar. bu şekilde okursanız inanın çoğu kitap hayatınızı değiştirecek ve farklı anlamlar çıkarmanızı sağlayacaktır.
son olarak kitaptan güzel alıntılarla tanımı sonlandırmak istiyorum;
kendini yargılamak, bir başkasını yargılamaktan çok daha zordur. eğer kendini iyi bir şekilde yargılamayı başarırsan bu, senin gerçek bir bilge olduğunu gösterir.
sana ait olanı bu kadar önemli yapan, onun için harcadığın zamandır.
insanlar hayal etmekten yoksundurlar. onlar sadece kendilerine söylenenleri tekrar edip dururlar.
büyüklerin hepsi birer çocuktu.
eserde küçük bir çocuğun gözünden büyüklerin dünyası anlatılır. yazarın uçağı bozularak sahra çölü'ne düşer ve o sırada küçük prensle karşılaşır. küçük prens, yaşadığı yerleri, maceralarını, dostluklarını ve büyüklere olan eleştirilerini yazara anlatmaya başlar. b612 asteroidinde yalnız yaşayan bir çocuktur. gezegeninde bulunan ve tek dostu olan gülüne özenle bakar, onu sular ve korur. bu yüzden gülü için daha fazla nasıl yardımcı olabilirim düşüncesiyle gezegeninden ayrılarak başka gezegenlere yolculuk yapmak zorunda kalır. toplam 6 ayrı gezegene yolculuk yapan küçük prens, orada yaşayan insanlarla karşılaşır ve diyalog kurar. her bir gezegende büyüklere has olan kendini beğenmişlik, amaçsız sahip olma duygusu, öğrenmeden uygulama gibi kalıplaşmış davranışlarla karşılaşır. ve hiçbirinden bir sonuç almadan mutsuz bir şekilde ayrılır. son gezegen olarak dünyaya varır. dünya, diğer gezegenlere oranla daha büyük ve kalabalık bir yerdir. burada insanlar; kılık kıyafetleriyle, fiziksel görünüşleriyle saygı görülür ve değer verilir. kısacası insanların fikirlere ve görüşlere değil, kapitalizmin getirdiği zenginlik olgularına göre insanların değeri fazla olur.
aslında içerisindeki eleştiriler oldukça anlamlı ve doğrudur. çünkü insanlar çıkarları, bencillikleri için yapmayacakları şey yoktur. savaşlar, yıkımlar hep insanın kendini büyük görmesinden kaynaklanmış olup, dünyanın sonunu da yine insanın kendi eliyle işlemiş olacağı aşikardır. fikirler, önemli değildir - fakir ve çaresiz insanlar adına - . eğer zenginsen güçlü sensindir. ve hiç kimse senin düşüncelerini, fikirlerini sorgulayamaz. eğer paran yoksa, dünya için çok yararlı işler yapacağın fikirlerin bile olsa sen bir hiçsindir. para eşittir güç demektir. bu dünyanın kanunları parayla işler, parayla döner. bu yüzden insanlar da fikirlerini özgürce söylemekten kaçınırlar - her ne kadar düşünme ve açıklama özgürlüğü olsa da - .
eğer hala okumadıysanız geç kalmadan okuyun derim. ne kadar abartılmış, içi boş kitap denilse de içerisinden alınacak çok güzel öğütler vardır. her kitap - bazı kitaplar hariç - insana farklı bakış açısı sağlar, hayal kurmasını, okuduklarından farklı anlamlar çıkarmasını, insanların özelliklerini, dünyanın adaletini sorgulamayı, eleştirmeyi en önemlisi insan olmayı sağlar. bu şekilde okursanız inanın çoğu kitap hayatınızı değiştirecek ve farklı anlamlar çıkarmanızı sağlayacaktır.
son olarak kitaptan güzel alıntılarla tanımı sonlandırmak istiyorum;
kendini yargılamak, bir başkasını yargılamaktan çok daha zordur. eğer kendini iyi bir şekilde yargılamayı başarırsan bu, senin gerçek bir bilge olduğunu gösterir.
sana ait olanı bu kadar önemli yapan, onun için harcadığın zamandır.
insanlar hayal etmekten yoksundurlar. onlar sadece kendilerine söylenenleri tekrar edip dururlar.
büyüklerin hepsi birer çocuktu.
devamını gör...
ispanyol merdivenleri
italya'nın baskenti roma'nın en romantik yerlerden biridir diyebiliriz ispanyol merdivenlerine. gerçi bana kalırsa roma başlı başına oldukça romantik bir şehirdir.
piazza sapagna meydanında bulunan adını aynı bölgede ki ispanyol büyükelçiliğinden alan bu merdivenler herkesin uğrak noktasıdır. ilk gittiğimde nesi meşhur, alt üstü merdiven diye düşünmüştüm ama yanılmışım, resmen tarih kokan şehri oturup gözlemleme, izleme fırsatı sunuyor ilgilisine.
gecesi ayrı güzel gündüzü ayrı güzeldir. o cadde üzerinde satılan meşhur roma dondurmanı alacaksın, sonrasında italyan birasının tadına bakarak izleyeceksin şehrin rengini bu merdivenlerden.
piazza sapagna meydanında bulunan adını aynı bölgede ki ispanyol büyükelçiliğinden alan bu merdivenler herkesin uğrak noktasıdır. ilk gittiğimde nesi meşhur, alt üstü merdiven diye düşünmüştüm ama yanılmışım, resmen tarih kokan şehri oturup gözlemleme, izleme fırsatı sunuyor ilgilisine.
gecesi ayrı güzel gündüzü ayrı güzeldir. o cadde üzerinde satılan meşhur roma dondurmanı alacaksın, sonrasında italyan birasının tadına bakarak izleyeceksin şehrin rengini bu merdivenlerden.
devamını gör...
arabam yok akaryakıt zamları beni ilgilendirmez diyen insan
o akaryakıt zammının marketten aldığı peynire dahi ulaşım masrafı olarak yansıdığından bihaber insan beyanı.
devamını gör...
8 binler kulübü
an itibariyle güncellenip 89 yazar sayısına ulaşan, 11 kişilik kontenjanı kalan listedir.
ulan ben kafa sözlük sermaye düşmanı yazarlar listesi içinde yokum. ee 8 bin karmam da mevcut. tüh senin gibi moda diyorsanız bana ulaşın. kuvvetle muhtemel mahlas gözümden kaçmıştır.
haayyyydi bakalım kemik!
ulan ben kafa sözlük sermaye düşmanı yazarlar listesi içinde yokum. ee 8 bin karmam da mevcut. tüh senin gibi moda diyorsanız bana ulaşın. kuvvetle muhtemel mahlas gözümden kaçmıştır.
haayyyydi bakalım kemik!
devamını gör...
sinir bozan şeyler
hazırlanan/alınan sıcak içeceğin içilmeyi unutularak soğuduğunu fark etmektir.
devamını gör...
fiske vurmadan çocuk büyütmek
ailem beni böyle büyüttü. toplu taşımada yaşlılara yer vermemi çoğu zaman söylemediler, kendileri yer verdiler ve onlardan gördüğüm gibi yaptım. insanlara saygılı olmamı söylemediler, onlardan görüp ben de aynı şeyi yaptım. yardıma ihtiyacı olan insanlara ve hayvanlara yardım ettiler. yine onların yaptığını yapmaya çalıştım. psikopat da olmadım şımarık da. bir çocuğu eğitmek için fiziksel/psikolojik şiddete gerek yok, şiddetin olması başlı başına bir sorun. hayvanlardan bile örnek verebilirim. köpeklerde kullanılan boğma tasma diye bir şey var. sahipleriyle yürürken tasmayı çekiştirdiklerinde tasma sıkılaşıp boyunlarını acıtıyor. bu tasmayla yürüdükleri zaman sahiplerinin sözünü dinliyorlar ama çıkardığınızı fark ettikleri an tekrar eski alışkanlıklarına dönüyorlar. bunun yerine köpeğin güvenini kazanmak ve ona iyi bir “lider” olduğunuzu göstermeniz gerekiyor. size güvendiğinden her sözünüzü dinliyor. boğma tasma örneğinde ise fiske vurmak gibi bir ceza mevcut. çocuklarınız da sizden yediği fiskelerle belki iyi gibi gözüküyor ama ya size ya bir başkasına ya da kendilerine zarar verecekler çünkü çoğu zaman travma sebebi oluyorsunuz. o yüzden yapmayın şunu. fiziksel/psikolojik şiddet uygulayacaksanız çocuk yapmayın.
devamını gör...
aşti
esenler'den sonra favorim. toplumdan, köklerimden uzaklaştığımı hissettiğimde ikisinden birinden bilet alır. 4 saat erkenden otogara gider ve uzaklara bakarak hayatın anlamını sorgularım.
devamını gör...
kendini kandırma sözleri
devamını gör...
annelerin tehdit cümleleri
yaramazlık yapan ya da kendisini sinirlendirip kızdıran çocuğuna karşı annenin kurduğu tehdit cümleleridir.
(bkz: geliyo beş kardeş)
(bkz: seni çingenelere veririm)
(bkz: alırım ayağımın altına)
(bkz: geliyo beş kardeş)
(bkz: seni çingenelere veririm)
(bkz: alırım ayağımın altına)
devamını gör...
depresyon hırkası
üzerimdeki hırka mıydı tüm bunların sebebi, yoksa tüm bunlar yaşandığı için mi bu hırkayı giyiyordum?
devamını gör...
ceku
hazırsan çıkalım balım.
devamını gör...
açgözlülüğün hırsın o kadar da kötü bir şey olmaması
hırs ve açgözlülük birinin ekmeğine göz dikmekle sonuçlanabilir, o yüzden kötüdür. azim ise bir şeyleri başarma isteğidir, her insanda olması gerekir.
devamını gör...


