geceye bir sanat eseri bırak
ms. 4. yüzyıla tarihlendirilen, geç roma döneminden bir mozaik pano.içerisinde grekçe ''sağlık, yaşam, sevinç, barış, neşe, umut'' yazıyor.
1857'de bodrum'da, halikarnassos antik kenti'nde bulunmuş, günümüzde british museum'da sergileniyor.
kaynak
devamını gör...
kızılderili burçları ve özellikleri
kızılderili astrolojisi yalnızca gezegen etkilerden değil dönemsel doğa olayları, madenler ve yılın dönemlerine göre insanları 12 burç grubuna ayırırlar. bu 12 burcun isimlerini, alışık olduğumuz batı astrolojisi gibi yıldız takımlarından değil de yabani hayvanlardan alırlar. bu hayvanların karakterleri, yaşayış şekilleri ve belirgin özellikleri burcun karakterini ve özelliklerini de etkilemektedir. aynı zamanda kızılderili burçları bitkisinden ve madeninden de etkilenerek belli özellikler kazanır.
yabankazı (22 aralık – 19 ocak)
bilge, dingin, yardımsever bir lider
sembolik dönem: toprağın yenilenmesi
bitki :kayın ağacı maden: kuvars renk: beyaz uygun eş: ağaçkakan
susamuru (20 ocak – 18 şubat)
sevimli, canayakın, iletişimi yüksek bir yardımsever
sembolik dönem: dinlenme ve arınma
bitki: tellikavak maden: gümüş renk: gümüş uygun eş: mersinbalığı
puma (19 şubat – 20 mart)
kıvrak ve güzel bir duygu yumağı
sembolik dönem: büyük fırtınalar
bitki: sinirotu maden: firuze renk: mavi-yeşil uygun eş: bozayı
kartal (21 mart – 19 nisan)
görkemli ve büyüleyici bir iyilik sembolü
sembolik dönem: ağaçların çiçeklenmesi
bitki: yabani hindiba maden: ateş opal renk:sarı uygun eş: karga
kunduz (20 nisan – 20 mayıs)
herkese yaşam gücü ve tadı veren denge merkezleri
sembolik dönem: kurbağaların dönüşü
bitki: mavi kamas çiçeği maden: krisokol renk:mavi uygun eş: yılan
geyik (21 mayıs – 20 haziran)
çekici, hareketli, duyarlı bir şifacı
sembolik dönem: mısır ekimi
bitki: civan perçemi çiçeği maden: yosunlu akik renk:beyaz ve yeşil uygun eş: wapiti
ağaçkakan (21 haziran – 22 temmuz)
aile ortamlarının ve sevginin vazgeçilmez merkezi
sembolik dönem: bol güneşli günler
bitki: yabangülü maden: kırmızı akik renk:pembe uygun eş: yabankazı
mersinbalığı (23 temmuz – 22 ağustos)
gösterişli, bağımsız, sevilen, keskin görüşlü bir fırtına
sembolik dönem: böğürtlenlerin olgunlaşması
bitki: ahududu maden: gröna ve demir renk: kırmızı uygun eş: susamuru
bozayı (23 ağustos – 22 eylül)
çözümlemeci ve mantıklı düşünme yeteneği olan bir organizatör
sembolik dönem: hasat
bitki: menekşe maden: ametist renk:shawnodese uygun eş: kaplumbağa kabilesi
karga (23 eylül – 23 ekim)
özveri, nezaket ve kararlılığın mükemmel bir bileşimi
sembolik dönem:yaban ördekleri
bitki: sığırkuyruğu çiçeği maden: jasper renk:kahverengi uygun eş: aladoğan
yılan (24 ekim – 21 kasım)
ruhsal güçleri çok yüksek duyarlı insanlar
sembolik dönem: ilk soğuklar
bitki: devedikeni maden: bakır ve malakit renk:turuncu uygun eş: kunduz
wapiti (22 kasım – 21 aralık)
yeniden doğan veya yeniden doğurabilecek bir güç simgesi
sembolik dönem: karlı günler
bitki: karaçam maden: obsidiyen renk: siyah uygun eş: geyik
bunların yanında bir de çin var başbelamız#656813
yabankazı (22 aralık – 19 ocak)
bilge, dingin, yardımsever bir lider
sembolik dönem: toprağın yenilenmesi
bitki :kayın ağacı maden: kuvars renk: beyaz uygun eş: ağaçkakan
susamuru (20 ocak – 18 şubat)
sevimli, canayakın, iletişimi yüksek bir yardımsever
sembolik dönem: dinlenme ve arınma
bitki: tellikavak maden: gümüş renk: gümüş uygun eş: mersinbalığı
puma (19 şubat – 20 mart)
kıvrak ve güzel bir duygu yumağı
sembolik dönem: büyük fırtınalar
bitki: sinirotu maden: firuze renk: mavi-yeşil uygun eş: bozayı
kartal (21 mart – 19 nisan)
görkemli ve büyüleyici bir iyilik sembolü
sembolik dönem: ağaçların çiçeklenmesi
bitki: yabani hindiba maden: ateş opal renk:sarı uygun eş: karga
kunduz (20 nisan – 20 mayıs)
herkese yaşam gücü ve tadı veren denge merkezleri
sembolik dönem: kurbağaların dönüşü
bitki: mavi kamas çiçeği maden: krisokol renk:mavi uygun eş: yılan
geyik (21 mayıs – 20 haziran)
çekici, hareketli, duyarlı bir şifacı
sembolik dönem: mısır ekimi
bitki: civan perçemi çiçeği maden: yosunlu akik renk:beyaz ve yeşil uygun eş: wapiti
ağaçkakan (21 haziran – 22 temmuz)
aile ortamlarının ve sevginin vazgeçilmez merkezi
sembolik dönem: bol güneşli günler
bitki: yabangülü maden: kırmızı akik renk:pembe uygun eş: yabankazı
mersinbalığı (23 temmuz – 22 ağustos)
gösterişli, bağımsız, sevilen, keskin görüşlü bir fırtına
sembolik dönem: böğürtlenlerin olgunlaşması
bitki: ahududu maden: gröna ve demir renk: kırmızı uygun eş: susamuru
bozayı (23 ağustos – 22 eylül)
çözümlemeci ve mantıklı düşünme yeteneği olan bir organizatör
sembolik dönem: hasat
bitki: menekşe maden: ametist renk:shawnodese uygun eş: kaplumbağa kabilesi
karga (23 eylül – 23 ekim)
özveri, nezaket ve kararlılığın mükemmel bir bileşimi
sembolik dönem:yaban ördekleri
bitki: sığırkuyruğu çiçeği maden: jasper renk:kahverengi uygun eş: aladoğan
yılan (24 ekim – 21 kasım)
ruhsal güçleri çok yüksek duyarlı insanlar
sembolik dönem: ilk soğuklar
bitki: devedikeni maden: bakır ve malakit renk:turuncu uygun eş: kunduz
wapiti (22 kasım – 21 aralık)
yeniden doğan veya yeniden doğurabilecek bir güç simgesi
sembolik dönem: karlı günler
bitki: karaçam maden: obsidiyen renk: siyah uygun eş: geyik
bunların yanında bir de çin var başbelamız#656813
devamını gör...
antalya'da bir kadının cinsel saldırıya uğraması
adalet denilen şeyin ne kadar yok olduğunun kanıtıdır. kendini savunanlar içerideyken gerçekten dünya için zararı dokunan insanlar dışarıda şu an. adam öldürmek en basit suç artık ülkede, özellikle tanıdığın varsa ya da yetkin biriysen suç bile değil. gider basarsın parayı ya da konuşursun bir tanıdığınla sonra hop dışarıdasın.
ülkede adalet varmış gibi yapmaya çalışanlar da bunu düzeltmeye çabalamayanlar da torpili insanlıktan öne koyanlar da cezasını çekmeli. para uğruna insaniyetini satanlar oldukça bu ülkede ne adalet olur ne de huzurlu bir yaşam.
ülkede adalet varmış gibi yapmaya çalışanlar da bunu düzeltmeye çabalamayanlar da torpili insanlıktan öne koyanlar da cezasını çekmeli. para uğruna insaniyetini satanlar oldukça bu ülkede ne adalet olur ne de huzurlu bir yaşam.
devamını gör...
belki üstümüzden bir tır geçer
nickaltını an itibariyle açmış bulunmaktayım. kurdeleyi çıkışta kendisine vereceğim. bir miktar üzmüşüm kendisini, eh kalp kırıklığını gidermek için kendisine kahve stoğumdan bolca kahve gönderip bu olayı çözeceğim ehehehe. tanımlarını severek okuyorum, en başından beri takibinde olduğum bir yazardır. kendisi ile büyük boy pizza siparişi verip, diyet kola alacağımız günler yakındır. tanımların bilgi, başlıkların trollsüz olsun sevgili yazar.
————
gözlem yaptık, tanıdık güzelce sevgili yazarı. baya kafa dengi olup paylaştıklarıyla hem güldürüyor hem sorgulatıyor insanı. bazı tanımlarında bilginin gücüne inanıp yazıyor gibi, bazı tanımlarında ise ironiler yaparak epey güldürüyor beni. en başından beri takibimdeydi şimdi ise seve seve takip ettiğim bir yazar oldu. konuşmasının naifliği, düşüncelerinin güzelliği tanımlarına yansımış.
————
gözlem yaptık, tanıdık güzelce sevgili yazarı. baya kafa dengi olup paylaştıklarıyla hem güldürüyor hem sorgulatıyor insanı. bazı tanımlarında bilginin gücüne inanıp yazıyor gibi, bazı tanımlarında ise ironiler yaparak epey güldürüyor beni. en başından beri takibimdeydi şimdi ise seve seve takip ettiğim bir yazar oldu. konuşmasının naifliği, düşüncelerinin güzelliği tanımlarına yansımış.
devamını gör...
uyandırılmak
başınıza gelecek en kötü şeylerden biridir efendim. zaten birisi gelip sizi uyandırıyorsa bunun anlamı hala uykunuzun bitmediğidir. ayrıca uykunun bitmesi ve kendiliğinden uyanma hali tek başına bile yeterince zor ve nahoşken irade dışı bir güç tarafından uykunun muhtemelen en güzel yerinde kesilmesi işkence gibi bir şeydir. yataktan sürünme hareketiyle çıkılır, gün boyunca o dış güce komplo teorileri kurulur.
devamını gör...
taslaklar görünse olacaklar
ben bazı başlıklara random bırakıp taslak olarak kaydediyorum. o an aklıma bir şey gelmiyor, sonrasında gelecekmiş gibi oluyor ama sonrasında yine gelmiyor. öyle kalıyorlar.
bir şey olmaz diye düşünüyorum ama yine de sildim hepsini.
bir şey olmaz diye düşünüyorum ama yine de sildim hepsini.
devamını gör...
20 temmuz 2021 jeff bezos'un uzaya çıkması
kutlamaları uzaya gidiş gelişlerinden daha uzun sürmüş olan hadise. sebebi neydi ki.
devamını gör...
karın kası olan kıza yanlayan şişko erkek
size çok ama çok acıklı bir şey söyleyeceğim bebeksilerim; bir kadın ne kadar yükselirse yükselsin, fark etmiyor, iş hayatı, eğitimi, fiziği, iktisadi, entelektüel seviyesi, dediğim gibi fark etmiyor, zirvede olsun, eğer bir erkek onu gerçekten istiyorsa, kısa boyuyla, göbeğiyle, kılıyla tüyüyle alır götürür. yemin ediyorum alır götürür. gerçekten seven, isteyen, kendine inanan bir erkeğin şu dünya üzerinde alamayacağı bir kadın katiyen yoktur.
adriana lima metin hara'yla birlikte oldu. metin hara kim bitanem? adrina lima gibi bir tipin yanında hakikaten kim? boyu kısa? kısa. kas yok vs? yok evet. ama aldı götürdü. bu gibi milyonlarca örnek var.
bir erkek, yine iddia ediyorum, gerçekten sevsin, gerçekten istesin, gerçekten çabalasın vallahi ve billahi o kızı götürür. ama sen iki metre boyunla, kaslarınla, müthiş sandığın kariyerinle etkileyebilmeye o kadar odaklanmışsın ki olup bitenlerden habersizsin.
kimse, hiçbir kadın, hiçbir akıllı kadın ya da, doğrusu bu, hiçbir akıllı kadın kendisiyle o kadar da meşgul olan bir erkeği istemez. kadınlar erkeksiliği severler. erkeksiliğin temsil ettiği şeyleri isterler. kas mas artık klişe. o kadar çok ki. alışıldı buna. azken değerliydi. seksüel olarak hoş. ama sadece hoş.
o yüzden bir kadın isterse heykel olsun, bi bakan dönüp dönüp bi daha baksın, müthiş bir eğitimden geçmiş olsun, kariyerinde zirvede olsun, ortalama bir erkek bile onun gönlünü çalabilir. çok samimiyim. inanın samimiyim. hayatımda gördüğüm en güzel kadın dört yıl, ulan dört koca yıl kendisinden 13 cm kısa, 1.70 boyunda, son derece esmer, kemikleri sayılacak kadar zayıf, şiveli konuşan, ilkokul ya da lise bilmiyorum ama çok eğitimli olmayan bir kuaför çırağına yanıktı. dört yıl arkadaşlar. bu bahsettiğim kızı podyuma koy sırıtmaz. ben diyorum bunu. saçından tırnağına, vücudundan eğitimine kadar ortalamanın çok ama çok üzerindeydi. profesyonel bir göz olarak diyorum. ona yazan tiplere dönüp bakmadığını gördüm. gerçekten aşıktı. köpek gibi sevdi. köpek gibi. çocuk yüzüne bile bakmadı. muhtemelen kövünden bir başkasına yanıktır. aşk işte.
adriana lima metin hara'yla birlikte oldu. metin hara kim bitanem? adrina lima gibi bir tipin yanında hakikaten kim? boyu kısa? kısa. kas yok vs? yok evet. ama aldı götürdü. bu gibi milyonlarca örnek var.
bir erkek, yine iddia ediyorum, gerçekten sevsin, gerçekten istesin, gerçekten çabalasın vallahi ve billahi o kızı götürür. ama sen iki metre boyunla, kaslarınla, müthiş sandığın kariyerinle etkileyebilmeye o kadar odaklanmışsın ki olup bitenlerden habersizsin.
kimse, hiçbir kadın, hiçbir akıllı kadın ya da, doğrusu bu, hiçbir akıllı kadın kendisiyle o kadar da meşgul olan bir erkeği istemez. kadınlar erkeksiliği severler. erkeksiliğin temsil ettiği şeyleri isterler. kas mas artık klişe. o kadar çok ki. alışıldı buna. azken değerliydi. seksüel olarak hoş. ama sadece hoş.
o yüzden bir kadın isterse heykel olsun, bi bakan dönüp dönüp bi daha baksın, müthiş bir eğitimden geçmiş olsun, kariyerinde zirvede olsun, ortalama bir erkek bile onun gönlünü çalabilir. çok samimiyim. inanın samimiyim. hayatımda gördüğüm en güzel kadın dört yıl, ulan dört koca yıl kendisinden 13 cm kısa, 1.70 boyunda, son derece esmer, kemikleri sayılacak kadar zayıf, şiveli konuşan, ilkokul ya da lise bilmiyorum ama çok eğitimli olmayan bir kuaför çırağına yanıktı. dört yıl arkadaşlar. bu bahsettiğim kızı podyuma koy sırıtmaz. ben diyorum bunu. saçından tırnağına, vücudundan eğitimine kadar ortalamanın çok ama çok üzerindeydi. profesyonel bir göz olarak diyorum. ona yazan tiplere dönüp bakmadığını gördüm. gerçekten aşıktı. köpek gibi sevdi. köpek gibi. çocuk yüzüne bile bakmadı. muhtemelen kövünden bir başkasına yanıktır. aşk işte.
devamını gör...
cv'sine yabancı dil olarak lazca yazan insan
şirket adama bildiği dilleri sormuş, adamda bildiği dili yazmış.
isveççe olsa beğenirdin.
isveççe olsa beğenirdin.
devamını gör...
hukuk okumak
sayısalcıların fen bilimlerini yapamadığını anladığı anda dönüş yaptığı bölümdür.
devamını gör...
13th
zincirlenmiş siyah eller, zorla çalıştırma, ömür boyu hapis... tüm bunlar siyahilerin 1600'lerden 1800'lere kadar köleleştirilmesini mi yoksa 2021'deki abd hapishane-sanayi kompleksini mi tarif ediyor? belirlemek zor. zor çünkü ikisi arasında net bir çizgi yok. yöntem farklı ama sömürü aynı.
geçen onca yıla rağmen amerikalı siyahiler için hiçbir şey değişmedi denebilir. sistematik ırkçılığın kılıfı değişiyor fakat kendi baki kalıyor. devam eden polis vahşeti vakaları ve sayısız siyah sivilin öldürülmesiyle (ki bunların hepsi kameraya kaydedilmiyor) sistem geçmişten daha güncel olan ırkçı bir mirası sürdürmeye devam ediyor.
belgesel, siyahilere karşı yapılan ırkçılığın tarihini üç aşamaya ayırıyor: kölelik (1664-1865), jim crow (bkz: jim crow kanunları) (1865-1965) ve 1965'ten günümüze uzanan süreç. amerika birleşik devletleri'ndeki aşırı hapis cezalarının ve adalet sisteminin son derece ırksallaştırılmış doğasını gözler önüne seriyor bu yapım.
kölelik yüzeysel olarak sona erdirirken, “ suça yönelik verilen ceza hariç” maddesi, ceza sisteminin mahkumları zorunlu işçiye -esas olarak kölelere- dönüştürmesine fiilen izin verir. bu, 13. değişikliğin yürürlüğe girmesinden kısa bir süre sonra siyahiler toplu olarak tutuklanmaya başlar. jim crow yasaları olarak adlandırılan katı ayrım yasaları, siyahların beyaz alanlara erişmesini engeller. kkk altında siyah karşıtı şiddet, çete linçleri ve terörizm bu dönemin normlarıydı. bu durum bir sürü insanı göçe zorladı. birçoğu sadece ekonomik durumlarını iyileştirmek için değil, ırkçı güneyli beyazların devam eden taciz ve şiddetinden korktukları için şehirlere kaçtı. bugün siyah amerikalılar, geçmişin ırkçı yükünü nereye giderlerse gitsinler taşımaya devam ediyor, çünkü onların mülksüzleştirilmeleri ve yerlerinden edilmeleri bir kölelik ve şiddetli ırkçılık tarihinin sonucuydu. bu ayrımcılık dönemi, 1965 sivil haklar hareketi ve ayrımcılığı, nefret suçlarını yasaklayan birkaç yasanın kabulü ile görünüşte sona ermiş olsa da, siyahi amerikalıları esasen köle emeğine zorlama sistemi hiçbir zaman tamamen ortadan kalkmadı. aslında, sadece adı değişti. 1970'lerde başkan nixon yönetiminde ise toplu hapsetme başladı.
nixon'ın retoriğin zeminini hazırladığı yerde, başkan reagan'ın “uyuşturucuyla savaş” kampanyası sistemin pratikte uygulanmasını sağladı. 1980'lerde artan uyuşturucu bağımlılığı ve uyuşturucu ticaretiyle mücadele ediyor gibi görünüyordu, iddiaya göre ulusun “geleceği” sayılan amerikalı çocukları korumayı amaçlıyordu. kampanya, crack kokain bulundurmaya (genellikle siyahilerin çoğunlukta olduğu mahallelerde bulunur) kokaine kıyasla daha sert cezalar getirerek siyahların ve beyazların mekansal ayrımını istismar etti. sonuç olarak, devam eden gerçek şu ki, şu anda yaklaşık 3 siyah erkekten 1'i hayatında bir suçla karşı karşıya kalacak. alabama'da siyah erkek nüfusun %30'u hapis cezası nedeniyle oy kullanma hakkını kalıcı olarak kaybetti.
bu dönemde özellikle siyahilerin hapsedilmesinde istikrarlı ve üstel bir artış gözlemlenebilir. onları “süper yırtıcı” olmakla suçlayan medya, sürekli olarak siyah tecavüzcüler ve katiller hakkında raporlar yayınlayarak bu mesajı güçlendirmeye hizmet etti. siyahlara karşı beyaz suçluları, özellikle de beyaz erkeklerin siyah kadınlara karşı işlediği tecavüzleri ağırlıklı olarak göz yumdu.
tüm sistemin siyahi karşıtlığı üzerinde gizli bir işbirliği içinde olduğunun kanıtı olarak – siyahilerin boyun eğdirilmesinden kazanç sağlayanlar yalnızca cumhuriyetçiler değildi – demokrat başkan bill clinton, hapsetme yanlısı politikalar ve yasalar için bastırmaya devam etti. devam eden gerçek şu ki, şu anda yaklaşık 3 siyahi erkekten 1'i hayatında bir suçla karşı karşıya kalacak. alabama'da siyahi erkek nüfusun %30'u hapis cezası nedeniyle oy kullanma hakkını kalıcı olarak kaybetti.
bu yönetim sırasında cezaevleri, mahkumları ucuz, neredeyse bedava işgücü olarak kullanarak milyarlarca dolarlık bir endüstri haline geldi. boeing, jcpenney ve victoria's secret gibi büyük şirketler bu uygulamayı kâr amacıyla kullandılar. gıda endüstrisi de hapishane emeğinden yararlandı: amerikan diyetinin temel gıdası olan patatesler mahkûmlar tarafından ekiliyor, yetiştiriliyor, hasat ediliyor, paketleniyor ve naklediliyor. kesinlikle farklı bir taktik ve strateji. nihayetinde, siyahi insanları aktif olarak suçlu sayan, dezavantajlı sosyoekonomik durumlarını sömüren ve onları emeklerinden kâr etmek için orantısız olarak daha uzun süreler boyunca hapseden bir sistem, tam da başka bir ad altında paketlenmiş modern bir kölelik biçimidir.
geçen onca yıla rağmen amerikalı siyahiler için hiçbir şey değişmedi denebilir. sistematik ırkçılığın kılıfı değişiyor fakat kendi baki kalıyor. devam eden polis vahşeti vakaları ve sayısız siyah sivilin öldürülmesiyle (ki bunların hepsi kameraya kaydedilmiyor) sistem geçmişten daha güncel olan ırkçı bir mirası sürdürmeye devam ediyor.
belgesel, siyahilere karşı yapılan ırkçılığın tarihini üç aşamaya ayırıyor: kölelik (1664-1865), jim crow (bkz: jim crow kanunları) (1865-1965) ve 1965'ten günümüze uzanan süreç. amerika birleşik devletleri'ndeki aşırı hapis cezalarının ve adalet sisteminin son derece ırksallaştırılmış doğasını gözler önüne seriyor bu yapım.
kölelik yüzeysel olarak sona erdirirken, “ suça yönelik verilen ceza hariç” maddesi, ceza sisteminin mahkumları zorunlu işçiye -esas olarak kölelere- dönüştürmesine fiilen izin verir. bu, 13. değişikliğin yürürlüğe girmesinden kısa bir süre sonra siyahiler toplu olarak tutuklanmaya başlar. jim crow yasaları olarak adlandırılan katı ayrım yasaları, siyahların beyaz alanlara erişmesini engeller. kkk altında siyah karşıtı şiddet, çete linçleri ve terörizm bu dönemin normlarıydı. bu durum bir sürü insanı göçe zorladı. birçoğu sadece ekonomik durumlarını iyileştirmek için değil, ırkçı güneyli beyazların devam eden taciz ve şiddetinden korktukları için şehirlere kaçtı. bugün siyah amerikalılar, geçmişin ırkçı yükünü nereye giderlerse gitsinler taşımaya devam ediyor, çünkü onların mülksüzleştirilmeleri ve yerlerinden edilmeleri bir kölelik ve şiddetli ırkçılık tarihinin sonucuydu. bu ayrımcılık dönemi, 1965 sivil haklar hareketi ve ayrımcılığı, nefret suçlarını yasaklayan birkaç yasanın kabulü ile görünüşte sona ermiş olsa da, siyahi amerikalıları esasen köle emeğine zorlama sistemi hiçbir zaman tamamen ortadan kalkmadı. aslında, sadece adı değişti. 1970'lerde başkan nixon yönetiminde ise toplu hapsetme başladı.
nixon'ın retoriğin zeminini hazırladığı yerde, başkan reagan'ın “uyuşturucuyla savaş” kampanyası sistemin pratikte uygulanmasını sağladı. 1980'lerde artan uyuşturucu bağımlılığı ve uyuşturucu ticaretiyle mücadele ediyor gibi görünüyordu, iddiaya göre ulusun “geleceği” sayılan amerikalı çocukları korumayı amaçlıyordu. kampanya, crack kokain bulundurmaya (genellikle siyahilerin çoğunlukta olduğu mahallelerde bulunur) kokaine kıyasla daha sert cezalar getirerek siyahların ve beyazların mekansal ayrımını istismar etti. sonuç olarak, devam eden gerçek şu ki, şu anda yaklaşık 3 siyah erkekten 1'i hayatında bir suçla karşı karşıya kalacak. alabama'da siyah erkek nüfusun %30'u hapis cezası nedeniyle oy kullanma hakkını kalıcı olarak kaybetti.
bu dönemde özellikle siyahilerin hapsedilmesinde istikrarlı ve üstel bir artış gözlemlenebilir. onları “süper yırtıcı” olmakla suçlayan medya, sürekli olarak siyah tecavüzcüler ve katiller hakkında raporlar yayınlayarak bu mesajı güçlendirmeye hizmet etti. siyahlara karşı beyaz suçluları, özellikle de beyaz erkeklerin siyah kadınlara karşı işlediği tecavüzleri ağırlıklı olarak göz yumdu.
tüm sistemin siyahi karşıtlığı üzerinde gizli bir işbirliği içinde olduğunun kanıtı olarak – siyahilerin boyun eğdirilmesinden kazanç sağlayanlar yalnızca cumhuriyetçiler değildi – demokrat başkan bill clinton, hapsetme yanlısı politikalar ve yasalar için bastırmaya devam etti. devam eden gerçek şu ki, şu anda yaklaşık 3 siyahi erkekten 1'i hayatında bir suçla karşı karşıya kalacak. alabama'da siyahi erkek nüfusun %30'u hapis cezası nedeniyle oy kullanma hakkını kalıcı olarak kaybetti.
bu yönetim sırasında cezaevleri, mahkumları ucuz, neredeyse bedava işgücü olarak kullanarak milyarlarca dolarlık bir endüstri haline geldi. boeing, jcpenney ve victoria's secret gibi büyük şirketler bu uygulamayı kâr amacıyla kullandılar. gıda endüstrisi de hapishane emeğinden yararlandı: amerikan diyetinin temel gıdası olan patatesler mahkûmlar tarafından ekiliyor, yetiştiriliyor, hasat ediliyor, paketleniyor ve naklediliyor. kesinlikle farklı bir taktik ve strateji. nihayetinde, siyahi insanları aktif olarak suçlu sayan, dezavantajlı sosyoekonomik durumlarını sömüren ve onları emeklerinden kâr etmek için orantısız olarak daha uzun süreler boyunca hapseden bir sistem, tam da başka bir ad altında paketlenmiş modern bir kölelik biçimidir.
devamını gör...
bülent ecevit
ecevit güzellemeleri yazmış arkadaşlar.o yılları yaşamasak yutturacaklar.yazarkasa ve anayasa kitapçığının havada uçuştuğu yıllar. google'a girin bakın.asgari ücret 97 dolar 63 sent.ekonomik karnesi sıfır olan başbakandır.millet onu rakamla %1 evet yazıyla yüzde bir'le uğurlamıştır. kendisi belki çalmamıştır ama çalanlara dur dememiştir.o tarihlerde batık bankaların isimleri buraya sığmaz. ekonominin başına ne üdügü belirsiz kemal derviş 'i getirmek zorunda kalmıştır. kendi zamanında başbakan yardımcısı mesut yilmazin kumarhanede burnu kırılmıştır!? başörtülü diye "bu kadına haddini bildiriniz" cümlesi hala kulaklardadır. ...vs inanın rezilliklerin yazmayla bitmeyeceği yıllardı. karaoglanmis he karaoğlan.
devamını gör...
aynı evde yaşıyormuş gibi entryler
pişi yapıyorum, çay koyun biriniz hadi bakiim.
devamını gör...
bu sıcakta başörtüsünü niye takıyorsun
embesil.
devamını gör...
17 ocak 2021 normal sözlük güncellemeleri
gayet iyi olmuş. ne varsa sende var, gerisi yalan iko.
devamını gör...
pazardan ezilmiş meyve sebze ve kırılmış yumurta almak
evet layık olan budur. yıllarca kötü ekonomiyi görüp oy değiştirmek için fırsatları vardı.vatandaş bunu istedi. demek ki memnunlar.
adaylardan biri üretim, uzay madenciliği, sanayi dedi onu seçmediler.adam mala anlatır gibi elinde benzin bidonuyla anlattı yine anlamadılar. keki daha anlamlı buldular.
adama diyorum ki dolar artınca mazot fiyatı da artıyor dolayısıyla ekmek fiyatı da artıyor diyorum adam bana gepçük diyor.
adaylardan biri üretim, uzay madenciliği, sanayi dedi onu seçmediler.adam mala anlatır gibi elinde benzin bidonuyla anlattı yine anlamadılar. keki daha anlamlı buldular.
adama diyorum ki dolar artınca mazot fiyatı da artıyor dolayısıyla ekmek fiyatı da artıyor diyorum adam bana gepçük diyor.
devamını gör...
ezel
öncelikle hâlâ bitmedi: #367088. az önce 50. bölümü izlerken, nedendir bilinmez çok hoşuma giden bir diyalog oldu. "madem hoşuma gitti neden bunu sözlükle de paylaşmayayım ki?" dedim.
kenan birkan ile selma hünel yıllar sonra ilk defa karşılaşmıştır. aşağıdaki diyalog da, kendilerinin birbirlerine son sözleridir.**
kenan birkan: "beni seç." demiştim sana. hatırladın mı? bütün bunlardan önce. "beni seç..." sen de?
selma hünel: "seçtim bile," dedim, "başından beri seni seçtim bile."
kenan birkan: "yalan söyleme," dedim sana. "aşık değilsen, yalan söyleme. aşık değilsen katlanırım. üzülürüm ama yaşarım. yok ama aşığım dersen, bir de yalansa..." sen ne dedin?
selma hünel: "aşığım," dedim, "başından beri sana aşığım." dedim.
kenan birkan: öyle güzel söyledin ki... öyle güzel baktın ki... inanmamak aklıma bile gelmedi. yalan mıydı?
selma hünel: evet.
kenan birkan: teşekkür ederim. aşkı bana bıraktığın için teşekkür ederim.
selma hünel: kadın kim?
kenan birkan: nasıl?
selma hünel: uğruna şimdi beni terk ettiğin kadın... kim?
kenan birkan: dünyalar güzeli bir kadın. ama o da senin gibi, zehirli. senin gibi mahvedecek beni.
selma hünel: aşık mı sana?
kenan birkan: tabii ki hayır. ama ben galiba ona... şans dile bana.
kenan birkan ile selma hünel yıllar sonra ilk defa karşılaşmıştır. aşağıdaki diyalog da, kendilerinin birbirlerine son sözleridir.**
kenan birkan: "beni seç." demiştim sana. hatırladın mı? bütün bunlardan önce. "beni seç..." sen de?
selma hünel: "seçtim bile," dedim, "başından beri seni seçtim bile."
kenan birkan: "yalan söyleme," dedim sana. "aşık değilsen, yalan söyleme. aşık değilsen katlanırım. üzülürüm ama yaşarım. yok ama aşığım dersen, bir de yalansa..." sen ne dedin?
selma hünel: "aşığım," dedim, "başından beri sana aşığım." dedim.
kenan birkan: öyle güzel söyledin ki... öyle güzel baktın ki... inanmamak aklıma bile gelmedi. yalan mıydı?
selma hünel: evet.
kenan birkan: teşekkür ederim. aşkı bana bıraktığın için teşekkür ederim.
selma hünel: kadın kim?
kenan birkan: nasıl?
selma hünel: uğruna şimdi beni terk ettiğin kadın... kim?
kenan birkan: dünyalar güzeli bir kadın. ama o da senin gibi, zehirli. senin gibi mahvedecek beni.
selma hünel: aşık mı sana?
kenan birkan: tabii ki hayır. ama ben galiba ona... şans dile bana.
devamını gör...
budala
aynı zamanda ippolit terentyev gibi ne beyaz ne siyah sadece gri olan bir karakteri de içerir bu kitap. ippolit'in "ölümünü bilecek olsan etik kurallarını ipler miydin?" sorusu ve bunun üzerinden okuyucuya yönelttiği sorular bana göre kitabı çekilebilir kılan konulardandı.
devamını gör...


