ara kesit
geometrik şekillerin birbirine denk gelip kesiştiği bölgeler.
devamını gör...
bir esnaf yalanı
bize gelişi o kadar.
devamını gör...
türkiye’nin çok geri kalmış bir ülke olduğu gerçeği
geri kalmış bir ülke demeyelim de, siyasi politikaların yol açtığı durum diyelim. yoksa gayet güzel bir ülkeyiz. siyasal politikalar din gözetilmeksizin yapılsa toplumsal zihniyet en azından bu şekilde olmazdı.
t: türkiye'nin çok geri kalmış bir ülke olduğu gerçeği.
t: türkiye'nin çok geri kalmış bir ülke olduğu gerçeği.
devamını gör...
yazarlara göre uzaktan eğitim
eğitimci olarak değerlendireyim. ilk başlarda farklı geldi. öğrencilerin de hoşuna gitmişti. herkes ev ortamında rahattı. zaman geçtikçe karşımda yorgun, durgun, mutsuz öğrenciler görmeye başladım. bunda öncesinde eğitimcilerin böyle bir eğitim altyapısının olmaması da etkili oldu. uzaktan eğitim ile ilgili sorunları bilmiyorduk. süreleri önce uzun tuttuk. şimdi ders başı yarım saate düştü. sonuç olarak hiç yoktan iyi ancak ben ve öğrencilerim yüz yüze eğitimi özledik. yüz yüze hem daha az yorucu hem de daha etkili.
devamını gör...
hafızada yer kaplayan gereksiz bilgiler
okuldaki fatih internet şifresi
! 1qaz2wsx3edc4rfv%56
! 1qaz2wsx3edc4rfv%56
devamını gör...
1 ocak 2021 viyana filarmoni orkestrası’nın yeni yıl konseri
31 aralik 2020 berlin filarmoni orkestrası kadar büyülememistir.* pablo sainz villegas ile gitar ve filarmoninin mükemmel uyumu vardı berlin'de.
devamını gör...
bir insanla ilişkiyi kesmek için yeterli sebepler
benim için sadece, olağandışı derecede kötü olarak tanımlanabilecek durumlarda ortaya çıkan sebeplerdir.
diğer türlü hayatımda em fazla 5 kişi falan kalır swh. ne yazık ki içinde yaşadığımız dünyanın ve özellikle de seçtiğim mesleğin koşulları nedeniyle her türlü insan ve insan benzeri yaşam formu ile muhatap olmak zorundayım.
diğer türlü hayatımda em fazla 5 kişi falan kalır swh. ne yazık ki içinde yaşadığımız dünyanın ve özellikle de seçtiğim mesleğin koşulları nedeniyle her türlü insan ve insan benzeri yaşam formu ile muhatap olmak zorundayım.
devamını gör...
esenler otogarı
istanbul'a giriş ve hazırlık simülasyonu gibi olan otogar. öyle de karışık ve karmaşık.
devamını gör...
kılcal damar kanamaları
zedelenme ve kesilme gibi durumlar sonucunda oluşan damar kanamalarıdır.
sızıntı şeklinde ve hafif bir kanama olur. hayati tehlike oluşturmazlar.
sızıntı şeklinde ve hafif bir kanama olur. hayati tehlike oluşturmazlar.
devamını gör...
aşığım türk polisine
(bkz: benim memurum işini bilir)
devamını gör...
9 aralık 2020 çiplenmiş olmam sorunsalı
sabah kalktığımda boynumun sağ kısmında böyle bir kasıntıyla uyandım. rüyamda zaten kapşonlu iki kişinin beni kollarımdan tutup zorla bir platforma yatırdıklarını hatırlıyorum. direnme gücüm pek yoktu sanki çok yorulmuşumda vücudum hiçbir yerini oynatacak gücü bulamıyormuşum gibi.
neyse efendim sabah kalktım elimi yüzümü yıkamak için lavaboya yöneldiğimde kafamın içinde sovyet radarının çıkardığı cızırtılar ötmeye başladı lan dedim noluyoruz hayırdır ?
bedenimde inanılmaz bir elektrik akışı hissetmeye başladım böyle ince ince ama sürekli olan bir akış.
sanki düşük voltajlı elektrikli sandalyeye mahkum olmuş gibi bir hissiyat.
gözlerim bir tık karardı tansiyon düşmesi mi desem bilinç kaybına yakın bir hissiyattı gözlerimi zor bela açtım görüş açımda sol üstte healt barı gördüm, muhtemelen halüsinasyon görüyorum çok oyunda oynamam açıkçası günde 2-3 saat sonra kod yazarım dorking yaparım vs.
bilinç altıma büyük bir şekilde beyaz tv nin komplo teorileri girdiğini düşündüm çok önemsemedim.
neyse ki healt barını görmüyorum artık ama kafamın içinde birisi sürekli benimle konuşuyor talimatlar veriyor şimdi git su iç şimdi git otur diye. ben de onu dinliyorum sanki mecburmuşum gibi ?
neyse arkadaşlar ben bu çipi nasıl çıkarırım sanırım çiplenmişim elon musk troll başlığından dolayı evime gelip trolledi mi ?
hayırlı forumlar +rep
neyse efendim sabah kalktım elimi yüzümü yıkamak için lavaboya yöneldiğimde kafamın içinde sovyet radarının çıkardığı cızırtılar ötmeye başladı lan dedim noluyoruz hayırdır ?
bedenimde inanılmaz bir elektrik akışı hissetmeye başladım böyle ince ince ama sürekli olan bir akış.
sanki düşük voltajlı elektrikli sandalyeye mahkum olmuş gibi bir hissiyat.
gözlerim bir tık karardı tansiyon düşmesi mi desem bilinç kaybına yakın bir hissiyattı gözlerimi zor bela açtım görüş açımda sol üstte healt barı gördüm, muhtemelen halüsinasyon görüyorum çok oyunda oynamam açıkçası günde 2-3 saat sonra kod yazarım dorking yaparım vs.
bilinç altıma büyük bir şekilde beyaz tv nin komplo teorileri girdiğini düşündüm çok önemsemedim.
neyse ki healt barını görmüyorum artık ama kafamın içinde birisi sürekli benimle konuşuyor talimatlar veriyor şimdi git su iç şimdi git otur diye. ben de onu dinliyorum sanki mecburmuşum gibi ?
neyse arkadaşlar ben bu çipi nasıl çıkarırım sanırım çiplenmişim elon musk troll başlığından dolayı evime gelip trolledi mi ?
hayırlı forumlar +rep
devamını gör...
itiraflarım
(ilk okuduğum ve tolstoy'un oldukça şaşırdığım kitabı) yaptığım inceleme buydu 1k'da:
tanrı kavramından yavaşça uzaklaştığını anlatıyor ilk bölümlerde çocukluğunu anlatırken tolstoy. sonralarında evlenip mutlu bir aile hayatına, sağlıklı çocuklara, mülke ve üne sahip olduğunu o şekilde hayatını yaşarken içinde baş gösteren huzursuzlukla savaşmaya başladığını. bilimin insanın en önemli kimim, amacım ne, neredeyim sorularına cevap veremediğini belirtiyor. bu sorulara cevap veremediği için intihara sürüklendiğini odasından halatı kendini öldürmemek için dışarı dahi çıkardığını da ekliyor. tüm bu belirsizlikler içinde cevap ararken türlü inanışlara başvuruyor. farklı sınıf insanları inceliyor. ve "hayatın anlamı, yaşama imkanı sadece inançta bulunabilirdi" cümlelerine rastlıyoruz bu yolculuğun ortalarına doğru. zorlu işlerde çalıştıkları halde hayatlarından çok daha az şikayet eden insanların inançlarının hayatını mümkün kılabildiğini de ekliyor. inançlarına ters yaşayan insanların ağzından dinlendiğinde boş bulduğunu, hayatlarını inançlarına göre yaşayanlardan gördüğündeyse inancın mantıklı geldiğini.. daha sonraları ortodoks kilisesine bağlı bir şekilde yaşarken bazı çelişen uygulamalardan ötürü uzaklaşıyor. inanç öğretilerinin doğru olduğunu ama içinde gerçek olmayan şeyler barındığını söylüyor. sonrasında ise gördüğü bir rüyayla kitap sonlanıyor.
tolstoy'un inanç ve hayat serüveninden bahseden kitap sonlara doğru oldukça sürükleyiciydi.
tanrı kavramından yavaşça uzaklaştığını anlatıyor ilk bölümlerde çocukluğunu anlatırken tolstoy. sonralarında evlenip mutlu bir aile hayatına, sağlıklı çocuklara, mülke ve üne sahip olduğunu o şekilde hayatını yaşarken içinde baş gösteren huzursuzlukla savaşmaya başladığını. bilimin insanın en önemli kimim, amacım ne, neredeyim sorularına cevap veremediğini belirtiyor. bu sorulara cevap veremediği için intihara sürüklendiğini odasından halatı kendini öldürmemek için dışarı dahi çıkardığını da ekliyor. tüm bu belirsizlikler içinde cevap ararken türlü inanışlara başvuruyor. farklı sınıf insanları inceliyor. ve "hayatın anlamı, yaşama imkanı sadece inançta bulunabilirdi" cümlelerine rastlıyoruz bu yolculuğun ortalarına doğru. zorlu işlerde çalıştıkları halde hayatlarından çok daha az şikayet eden insanların inançlarının hayatını mümkün kılabildiğini de ekliyor. inançlarına ters yaşayan insanların ağzından dinlendiğinde boş bulduğunu, hayatlarını inançlarına göre yaşayanlardan gördüğündeyse inancın mantıklı geldiğini.. daha sonraları ortodoks kilisesine bağlı bir şekilde yaşarken bazı çelişen uygulamalardan ötürü uzaklaşıyor. inanç öğretilerinin doğru olduğunu ama içinde gerçek olmayan şeyler barındığını söylüyor. sonrasında ise gördüğü bir rüyayla kitap sonlanıyor.
tolstoy'un inanç ve hayat serüveninden bahseden kitap sonlara doğru oldukça sürükleyiciydi.
devamını gör...
bir bilen (yazar)
uykusundan uyanıp sözlüğü kolaçan edip geri yatan modumuz.
aynı zamanda, olası bir sözlükler arası savaşta düşmana karşı en ön saflarda korkusuzca kılıcını sallayacak olan kafa sözlük fedaimiz.
aynı zamanda, olası bir sözlükler arası savaşta düşmana karşı en ön saflarda korkusuzca kılıcını sallayacak olan kafa sözlük fedaimiz.
devamını gör...
tıbbiyeli hikmet
tıbbiyeli hikmet, 1901 yılında balıkesir'in savaştepe ilçesinde dünya gelmiştir. tıp eğitimini bugün istanbul üniversitesi’ne bağlı olan tıbbiye mektebi'nde yapmıştır. istanbul’un işgale uğradığı günlerde ingiliz birliklerinin işgali altında bulunan okulda düzenlenen gösterilere katılmıştır. 1919'da istanbul’u işgal eden ingilizler, mekteb-i tıbbiye-i şahane’yi de ele geçirmek istemişlerdir. ingilizlere karşı ayaklanarak okulu kurtarmaya çalışan öğrenciler; okulun kuruluş yıldönümü olan 14 mart'ı topluca kutlamaya karar verdiler. 3. sınıf talebesi olan hikmet bey önderliğinde büyük bir gösteri yaparak okulun iki kulesi arasına büyük bir türk bayrağı astılar. işgal kuvvetleri bu duruma müdahale ettilerse de durduramamışlardır.
üçüncü sınıf talebesiyken tıbbiyelilerin temsilcisi olarak seçilmiş ve sivas kongresi’ne katılmak üzere, istanbul’dan kaçarak sivas’a gitmiştir. sivas kongresi’nde, mustafa kemal'e hitaben yaptığı mandacılık karşıtı konuşması ile tanındı. 9 eylül 1919 gecesi mustafa kemal’e hitaben yaptığı konuşmada "paşam, murahhası bulunduğum tıbbiyeliler beni buraya istiklal davamızı başarma yolundaki mesaiye katılmak üzere gönderdiler, mandayı kabul edemem. eğer kabul edecek olanlar varsa, bunlar her kim olurlarsa olsunlar şiddetle red ve takbih ederiz. farz-ı mahal, manda fikrini siz kabul ederseniz, sizi de reddeder, mustafa kemal’i vatan kurtarıcısı değil vatan batırıcısı olarak adlandırır ve tel’in ederiz. " sözlerini dile getirip oraya katılanlardan büyük alkış almıştır. mustafa kemal bu konuşma üzerine "arkadaşlar, gençliğe bakın; türk milli bünyesindeki asil kanın ifadesine dikkat edin! gençler, vatanın bütün ümit ve istikbali size, genç nesillerin anlayış ve enerjisine bağlanmıştır." dedikten sonra tıbbiyeli hikmet’e dönerek; "evlat; müsterih ol. gençlikle iftihar ediyorum ve gençliğe güveniyorum. biz, azınlıkta kalsak dahi mandayı kabul etmeyeceğiz. parolamız tektir ve değişmez: ya istiklal, ya ölüm!"
kurtuluş savaşı sırasında tbmm açılınca tıp eğitimini yarıda bırakarak ankara’ya gitmiştir. burada cebeci’deki asker hastanesinde tifüs aşısı üretmek için kurulan bir ekibe dahil olmuştur. kurtuluş savaşı’nın en önemli aşamalarından olan büyük taarruz’a sıhhıye subayı olarak katılmıştır. yarıda bıraktığı tıp eğitimini savaştan hemen sonra tamamlamıştır. vatanına hizmeti tıp sahasında sürdüren hikmet bey ülkenin en zorlu bölgelerinde gönüllü olarak hizmet etmiştir. 1940'larda bu amaçla gittiği sarıkamış’ta verem hastalığına yakalan tıbbiyeli hikmet tedavisi için istanbul’a dönmüşse de bir sanatoryumda bir yıl kadar tedavi görmüş fakat sağlığına kavuşamamıştır. 1945 yılında hayatını kaybetmiş ve karacaahmet mezarlığı’na defnedilmiştir.
fotoğrafı
üçüncü sınıf talebesiyken tıbbiyelilerin temsilcisi olarak seçilmiş ve sivas kongresi’ne katılmak üzere, istanbul’dan kaçarak sivas’a gitmiştir. sivas kongresi’nde, mustafa kemal'e hitaben yaptığı mandacılık karşıtı konuşması ile tanındı. 9 eylül 1919 gecesi mustafa kemal’e hitaben yaptığı konuşmada "paşam, murahhası bulunduğum tıbbiyeliler beni buraya istiklal davamızı başarma yolundaki mesaiye katılmak üzere gönderdiler, mandayı kabul edemem. eğer kabul edecek olanlar varsa, bunlar her kim olurlarsa olsunlar şiddetle red ve takbih ederiz. farz-ı mahal, manda fikrini siz kabul ederseniz, sizi de reddeder, mustafa kemal’i vatan kurtarıcısı değil vatan batırıcısı olarak adlandırır ve tel’in ederiz. " sözlerini dile getirip oraya katılanlardan büyük alkış almıştır. mustafa kemal bu konuşma üzerine "arkadaşlar, gençliğe bakın; türk milli bünyesindeki asil kanın ifadesine dikkat edin! gençler, vatanın bütün ümit ve istikbali size, genç nesillerin anlayış ve enerjisine bağlanmıştır." dedikten sonra tıbbiyeli hikmet’e dönerek; "evlat; müsterih ol. gençlikle iftihar ediyorum ve gençliğe güveniyorum. biz, azınlıkta kalsak dahi mandayı kabul etmeyeceğiz. parolamız tektir ve değişmez: ya istiklal, ya ölüm!"
kurtuluş savaşı sırasında tbmm açılınca tıp eğitimini yarıda bırakarak ankara’ya gitmiştir. burada cebeci’deki asker hastanesinde tifüs aşısı üretmek için kurulan bir ekibe dahil olmuştur. kurtuluş savaşı’nın en önemli aşamalarından olan büyük taarruz’a sıhhıye subayı olarak katılmıştır. yarıda bıraktığı tıp eğitimini savaştan hemen sonra tamamlamıştır. vatanına hizmeti tıp sahasında sürdüren hikmet bey ülkenin en zorlu bölgelerinde gönüllü olarak hizmet etmiştir. 1940'larda bu amaçla gittiği sarıkamış’ta verem hastalığına yakalan tıbbiyeli hikmet tedavisi için istanbul’a dönmüşse de bir sanatoryumda bir yıl kadar tedavi görmüş fakat sağlığına kavuşamamıştır. 1945 yılında hayatını kaybetmiş ve karacaahmet mezarlığı’na defnedilmiştir.
fotoğrafı
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ölümden döndüğü anlar
ölümden ve hatta arttırıyorum ; öldürmekten de döndüğüm an diye arttırdığım hede.
--
frene bastım mı, yoksa çarpıp mı durdum hatırlamıyorum.
gözlerimi açtım, karşımda az önceki karanlık asfalt değil bir benzin istasyonunun market kısmının parlak ışıkları var. biri geliyor yanıma, "abi naptın?" diyor korku dolu sesle, "tamam lan, öldürdüm ben kesin birilerini, hem onların hem kendi hayatımı ***tim" diye düşünüyorum, adam benim kapımı zor bela açıyor, dışarı kusuyorum.
arabadan indiriyorlar beni, konuşmak istiyorum, kime ne yaptım öğrenmek istiyorum, sesim çıkmıyor, göğsümde direksiyonun ağrısı, kaburgalar kırılmış sonradan öğreniyorum ama o an farkında bile değilim doğru düzgün.
telefonumu uzatıyorum adamlara, son aramalarda en son hatunun adı var, kavga etmişiz, o yüzden bok var gibi içmişim, o yüzden gecenin bir körü urla iskele yoluna girmişim. "kimi arayalım, polis ara lan, ambulans da lazım" sesleri geliyor kulağıma. yerde oturuyorum, az ötemde kusmuğum. "nizam" diyorum zor bela, nizam dostım, nizam kardeşim.
sonra yine karanlık.
sabah, daha önce hiç uyanmadığım bir yatakta uyanıyorum, nizam benzin istasyonundaki yaptığım hasarı karşılamış, yaralı ölü olmadığı için olay polise ulaşmadan arabayı ve beni oradan kaçırmış. hastane filan yasak bize o aralar, "bizden" bir doktora götürmüş, pansuman, ağrı kesici filan yapılmış benim haberim yok. yine kusuyorum, sese nizam geliyor.
"napıyon lan öküz, kendini öldürmeye mi yoksa güzelbahçe'yi havaya uçurmaya mı çalışıyorsun?" diyor. bişi diyemiyorum. çay veriyor, onu bile içemiyorum.
o günden sonra da alkol ve direksiyonu bir daha asla yanyana getirmiyorum, tek yeminim oluyor, o utanç, o tuhaf his, o vicdan azabı da bir daha üstümden silinmiyor.
--
frene bastım mı, yoksa çarpıp mı durdum hatırlamıyorum.
gözlerimi açtım, karşımda az önceki karanlık asfalt değil bir benzin istasyonunun market kısmının parlak ışıkları var. biri geliyor yanıma, "abi naptın?" diyor korku dolu sesle, "tamam lan, öldürdüm ben kesin birilerini, hem onların hem kendi hayatımı ***tim" diye düşünüyorum, adam benim kapımı zor bela açıyor, dışarı kusuyorum.
arabadan indiriyorlar beni, konuşmak istiyorum, kime ne yaptım öğrenmek istiyorum, sesim çıkmıyor, göğsümde direksiyonun ağrısı, kaburgalar kırılmış sonradan öğreniyorum ama o an farkında bile değilim doğru düzgün.
telefonumu uzatıyorum adamlara, son aramalarda en son hatunun adı var, kavga etmişiz, o yüzden bok var gibi içmişim, o yüzden gecenin bir körü urla iskele yoluna girmişim. "kimi arayalım, polis ara lan, ambulans da lazım" sesleri geliyor kulağıma. yerde oturuyorum, az ötemde kusmuğum. "nizam" diyorum zor bela, nizam dostım, nizam kardeşim.
sonra yine karanlık.
sabah, daha önce hiç uyanmadığım bir yatakta uyanıyorum, nizam benzin istasyonundaki yaptığım hasarı karşılamış, yaralı ölü olmadığı için olay polise ulaşmadan arabayı ve beni oradan kaçırmış. hastane filan yasak bize o aralar, "bizden" bir doktora götürmüş, pansuman, ağrı kesici filan yapılmış benim haberim yok. yine kusuyorum, sese nizam geliyor.
"napıyon lan öküz, kendini öldürmeye mi yoksa güzelbahçe'yi havaya uçurmaya mı çalışıyorsun?" diyor. bişi diyemiyorum. çay veriyor, onu bile içemiyorum.
o günden sonra da alkol ve direksiyonu bir daha asla yanyana getirmiyorum, tek yeminim oluyor, o utanç, o tuhaf his, o vicdan azabı da bir daha üstümden silinmiyor.
devamını gör...
sevdiği halde vazgeçen insan
başka şansı kalmayan insandır. sadece sevgi ile bazen hiçbir şey çözülmüyor. özellikle tek taraflı bir sevgi ile
devamını gör...
midye dolma
şu sıralar, özellikle müsilaj sebebiyle kirlilik sorunu bulunan denizlerden çıkan midyelerden yapılmış olanlarının kesinlikle yenmemesi gereken yiyecek.
zira midyelerin denizdeki zehirli atıkları bünyelerinde toplamak gibi bir özellikleri var.*
ayrıca müsilaj öncesi orada burada satılanlarının ne derece temizlendiği de malumunuz.
zira midyelerin denizdeki zehirli atıkları bünyelerinde toplamak gibi bir özellikleri var.*
ayrıca müsilaj öncesi orada burada satılanlarının ne derece temizlendiği de malumunuz.
devamını gör...

