güne bir söz bırak
"düşüncelerin neyse hayatın da odur. hayatın gidişini değiştirmek istiyorsan düşüncelerini değiştir."
william shakespeare
william shakespeare
devamını gör...
italya başbakanı mario draghi’nin erdoğan’a diktatör demesi
italyan malı zannedilip bellona markası da boykot listesine alınır, ardından bellona gazetelere vallahi de billahi de kayseri firmasıyız diye ilan verir.
devamını gör...
günün şiiri
ben seni seviyorum ve sanırım toplum buna hazır
umurumda bile olmaz nükleer denemeler
bıraktım nietzsche'yi kant'ı kafam hiç karışık değil
ruhum en güzel yaşında ve sen yeterince büyüksün
kitaplarda tanıdığım tüm kadınlardan güzelsin.
ben seni severim ve ikimiz de bundan yararlanırız
şiirler demlerim sana otlar yetiştiririm
beşiktaş'ın maçı olur mesela
diğer kanalda da senin sevdiğin dizi
maç için öbür odaya geçmem
seninle dizi izlerim.
ben seni severim ve rabbim buna razı olur
diyalektik dediğin zaten kanıtlanmamış bir varsayım
kanıtlansa da fark etmez şu dakikadan sonra
olsa olsa aşkımıza teorik gerekçe olur
ben seni severim gülüm hadi bana iş çıkar
işim gücüm sen ol benim ben seninle çok güzelim.
laedri
umurumda bile olmaz nükleer denemeler
bıraktım nietzsche'yi kant'ı kafam hiç karışık değil
ruhum en güzel yaşında ve sen yeterince büyüksün
kitaplarda tanıdığım tüm kadınlardan güzelsin.
ben seni severim ve ikimiz de bundan yararlanırız
şiirler demlerim sana otlar yetiştiririm
beşiktaş'ın maçı olur mesela
diğer kanalda da senin sevdiğin dizi
maç için öbür odaya geçmem
seninle dizi izlerim.
ben seni severim ve rabbim buna razı olur
diyalektik dediğin zaten kanıtlanmamış bir varsayım
kanıtlansa da fark etmez şu dakikadan sonra
olsa olsa aşkımıza teorik gerekçe olur
ben seni severim gülüm hadi bana iş çıkar
işim gücüm sen ol benim ben seninle çok güzelim.
laedri
devamını gör...
sevilen kitabın en vurucu cümlesi
insan ne denli derin düşünebiliyorsa sevgisi o denli derindir. o denli doyumsuzdur. ve acısı da o denli büyük .
tezer özlü
yaşamın ucuna yolculuk
tezer özlü
yaşamın ucuna yolculuk
devamını gör...
bluetooth
cep telefonları ve diğer mobil cihazları kablosuz olarak birbirine bağlamak ve aralarında iletişim kurmak için geliştirilen kısa mesafe radyo frekansı teknolojisinin adıdır.
bu teknolojiye neden bluetooth dendiğine gelince;
1996’da intel, nokia ve ericsson kısa menzilli radyo teknolojileri geliştiriyorlardı. bilgisayar ve mobil cihazları birleştirecek teknolojiye ne isim verelim diye düşünürlerken viking kralı 1.harald’dan esinlendiler
kral 1.harald, yaban mersinini (mavi yemiş) sürekli yemesi ile meşhurdu. bir yandan mavi yemiş yerken bir yandan da ağzı dolu konuşunca dişlerindeki maviliği gören karısı ona mavi diş (blue tooth) diye takıldı. zaman içinde krala blue tooth diyenler çoğaldı.
1.harald birbiriyle çarpışan iskandinav toplumlarını birleştirdi ve günümüzün yerel yönetim birimlerinin temelini attı.
insanlar birbiriyle kavgayı bırakıp birbirine bağlansın diye bu yeni teknolojiye “bluetooth” denildi.
bluetooth logosuna gelince kral harald blaatand’ın ad ve soyadının runik tarzda ilk harflerinin birleşmesi ile oluşmuş bir şekildir.

… "eğer insanlarla teknolojinin birleşeceğine inanmıyorsanız, etrafınıza bakın" dedi. ekranda birbiri ardına hızlı görüntüler belirdi. cep telefonlarına yapışmış, sanal gerçeklik gözlükleri takmış, kulaklarına bluetooth cihazlar yerleştirilmiş insanlar; kollarına müzik çalar bileklikler takmış koşucular; "akıllı hoparlör" eşliğinde akşam yemeği yiyen bir aile ve beşiğinde tablet bilgisayarla oynayan bir bebek fotoğrafı geçti. "bunlar, ortak yaşamın ilkel başlangıcı - dan brown “.
bu teknolojiye neden bluetooth dendiğine gelince;
1996’da intel, nokia ve ericsson kısa menzilli radyo teknolojileri geliştiriyorlardı. bilgisayar ve mobil cihazları birleştirecek teknolojiye ne isim verelim diye düşünürlerken viking kralı 1.harald’dan esinlendiler
kral 1.harald, yaban mersinini (mavi yemiş) sürekli yemesi ile meşhurdu. bir yandan mavi yemiş yerken bir yandan da ağzı dolu konuşunca dişlerindeki maviliği gören karısı ona mavi diş (blue tooth) diye takıldı. zaman içinde krala blue tooth diyenler çoğaldı.
1.harald birbiriyle çarpışan iskandinav toplumlarını birleştirdi ve günümüzün yerel yönetim birimlerinin temelini attı.
insanlar birbiriyle kavgayı bırakıp birbirine bağlansın diye bu yeni teknolojiye “bluetooth” denildi.
bluetooth logosuna gelince kral harald blaatand’ın ad ve soyadının runik tarzda ilk harflerinin birleşmesi ile oluşmuş bir şekildir.

… "eğer insanlarla teknolojinin birleşeceğine inanmıyorsanız, etrafınıza bakın" dedi. ekranda birbiri ardına hızlı görüntüler belirdi. cep telefonlarına yapışmış, sanal gerçeklik gözlükleri takmış, kulaklarına bluetooth cihazlar yerleştirilmiş insanlar; kollarına müzik çalar bileklikler takmış koşucular; "akıllı hoparlör" eşliğinde akşam yemeği yiyen bir aile ve beşiğinde tablet bilgisayarla oynayan bir bebek fotoğrafı geçti. "bunlar, ortak yaşamın ilkel başlangıcı - dan brown “.
devamını gör...
kadınların kışın mini etek giymesi
kuzey avrupa ülkelerinde sık görülen bir durum.bünyeleri kuvvetli çok serin havalarda bile giyebiliyorlar.
devamını gör...
şu an duymak istediğiniz söz
seni özledim.
devamını gör...
fors
mecazi anlamda gösteriş yada caka anlamına gelen devşirme sözcük.
devamını gör...
kuyucaklı yusuf
sabahattin ali'nin 1937 yılında yayımladığı ve osmanlı devleti dönemine ait birey-toplum çatışmasını işlediği, güçlü ve isyankar kuyucaklı yusuf ile bunu bize çok güzel aktardığı bir eser. ayrıca yazarın yayımlanan ilk romanı olma özelliğini de taşıyor.
anne ve babası eşkiyalar tarafından gözleri önünde öldürülen ve tek başına hayatta kimsesiz kalan küçücük bir kuyucaklı yusuf'un hikayesi. olay yerine inceleme için gelen kaymakamın onu çok sevmesi, evlat gibi görüp büyütüp yetiştirmesi ile olaylar gelişiyor. kaymakamın kızı muazzez ile kuyucaklı yusuf'un ilişkileri abi kardeş gibiyken aşka dönüşüne de tanıklık ediyoruz. sadece bu zorlu aşkı değil, kuyucaklı yusuf'un yalnızlığını,hiçbir yere ait hissedemeyişini, dik başlılığını, cesaretini de hissedebiliyoruz.
roman karakterlerinin duyguları eşliğinde toplumun çarpıklığını, hukuksuzluğu, zenginlerin kural tanımazlığını da yazar başarılı bir şekilde aktarmış. oldukça akıcı ve etkileyici olan bu eser daha sonra aynı isimle sinemaya da uyarlanmış.
anne ve babası eşkiyalar tarafından gözleri önünde öldürülen ve tek başına hayatta kimsesiz kalan küçücük bir kuyucaklı yusuf'un hikayesi. olay yerine inceleme için gelen kaymakamın onu çok sevmesi, evlat gibi görüp büyütüp yetiştirmesi ile olaylar gelişiyor. kaymakamın kızı muazzez ile kuyucaklı yusuf'un ilişkileri abi kardeş gibiyken aşka dönüşüne de tanıklık ediyoruz. sadece bu zorlu aşkı değil, kuyucaklı yusuf'un yalnızlığını,hiçbir yere ait hissedemeyişini, dik başlılığını, cesaretini de hissedebiliyoruz.
roman karakterlerinin duyguları eşliğinde toplumun çarpıklığını, hukuksuzluğu, zenginlerin kural tanımazlığını da yazar başarılı bir şekilde aktarmış. oldukça akıcı ve etkileyici olan bu eser daha sonra aynı isimle sinemaya da uyarlanmış.
devamını gör...
türkiye’de sınıf atlamanın imkansız hale gelmesi
borsa dersleri almaya başlıyorum. başka yolu kalmadı sınıf atlamamın. batacaksam tam batayım.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük...
ama öyle, mürşidini göz hapsine almış mürit gibi, elindeki avuç içi kadar ekranda, yeşilden kırmızıya, kırmızıdan yeşile dönen sayılara, sarsılmaz bir inançla hipnoz olmuş bir şekilde bakıp; maaşından arttırdığı 10 doları 10 bin dolar yapma hayalleri kurarken bir anda, ansızın, ne olduğunu bile anlayamadan dibi gördüğünüz kırmızı bir altcoin mumu ile tüm gününüzü berbat eden bir günaydın değil elbet...
kaldıraçlı bir işlemde 50x ile mutluluğunuzu katlayan bir günaydın...
peşinde koştuklarınızın sayısının arttığı değil, peşinizden koşanların sayısının arttığı bir günaydın...
müthişli bir günaydın...
ama öyle, mürşidini göz hapsine almış mürit gibi, elindeki avuç içi kadar ekranda, yeşilden kırmızıya, kırmızıdan yeşile dönen sayılara, sarsılmaz bir inançla hipnoz olmuş bir şekilde bakıp; maaşından arttırdığı 10 doları 10 bin dolar yapma hayalleri kurarken bir anda, ansızın, ne olduğunu bile anlayamadan dibi gördüğünüz kırmızı bir altcoin mumu ile tüm gününüzü berbat eden bir günaydın değil elbet...
kaldıraçlı bir işlemde 50x ile mutluluğunuzu katlayan bir günaydın...
peşinde koştuklarınızın sayısının arttığı değil, peşinizden koşanların sayısının arttığı bir günaydın...
müthişli bir günaydın...
devamını gör...
yazarların ruh hallerini anlatan bir söz
"bilinmedik bir hüzün var içimde. bir gariplik...
anladım ki, ya ben fazlayım bu şehirde
ya da biri eksik..."
can yücel
anladım ki, ya ben fazlayım bu şehirde
ya da biri eksik..."
can yücel
devamını gör...
mücevher çiçeği
para çiçeği, yeşim bitkisi de denilen bu çiçeğin uğurlu olduğuna ve bereket getirdiğine inanılır.
jade plant, dollar plant olarak da bilinen crassula ovata masallarda sıkça geçen bir bitkidir. fakir bir kız cebindeki son parayı muhtaç durumdaki yaşlı bir kadına verir. o da karşılığında bu çiçeği hediye eder. genç kız evine dönüp, uykuya dalar. uyandığında çiçeğin yanında mücevher dolu bir hazine görür. o yaşlı kadın esasında iyilik perisidir. çiçeğin adı mücevher çiçeği olarak kalır. fazla soğukta ve uzun süreli suda kalması haricinde zor şartlara dayanır. boyu uzadıkça ana gövde gibi yan dalları da dallanıp budaklanır. bakımında sizi yormayan bir bitki türüdür.
not: masal için uzat sarı saçlarını rapunzel'e teşekkürler.
jade plant, dollar plant olarak da bilinen crassula ovata masallarda sıkça geçen bir bitkidir. fakir bir kız cebindeki son parayı muhtaç durumdaki yaşlı bir kadına verir. o da karşılığında bu çiçeği hediye eder. genç kız evine dönüp, uykuya dalar. uyandığında çiçeğin yanında mücevher dolu bir hazine görür. o yaşlı kadın esasında iyilik perisidir. çiçeğin adı mücevher çiçeği olarak kalır. fazla soğukta ve uzun süreli suda kalması haricinde zor şartlara dayanır. boyu uzadıkça ana gövde gibi yan dalları da dallanıp budaklanır. bakımında sizi yormayan bir bitki türüdür.
not: masal için uzat sarı saçlarını rapunzel'e teşekkürler.
devamını gör...
blue mountain state
aşırı boş bir dizi olmasından mütevellit insanın kafasını pırıl pırıl yapan çerezlik dizi. ickiliydibilmemne adlı yazarın bölüm boyunca 50 kere duyduğumuz repliği de not düştüğü pocket pussy bölümü evlere şenliktir.* thad karakteri başlı başına bir vaka zaten, herifin abuklukları o kadar üst seviye ki bir noktadan sonra gülmekten burnumdan kola geldiğini bilirim. craig zaten yazık garibim ilk bölümlerdeki hali türk gençliğinin güzel bir özeti gibi. american pie devam serisinden hallice bir şey bu dizi öyle çok zekice espriler, muhteşem bir kurgu bekleyip başına oturmamak gerek. günün yorgunluğunu alıyor, bu kadar sığ şeylere nasıl gülüyorsunuz kafasında kasıntı bir tip değilseniz de gayet eğlendiriyor. savaş meydanı gibi kafa ile açtığın diziyi kapattığında kafan yeni yıkanmış halı gibiyse olmuştur o dizi artık, az beklenti hayat kurtarır.
edit: better call saul dizisindeki bol kelime oyunlu esprilerden bekleyen varsa başka kapıya arkadaşlar, o dizinin sadece ama sadece godfather esprisi bile tek başına bu diziyi çerez gibi yer.
edit: better call saul dizisindeki bol kelime oyunlu esprilerden bekleyen varsa başka kapıya arkadaşlar, o dizinin sadece ama sadece godfather esprisi bile tek başına bu diziyi çerez gibi yer.
devamını gör...
uğur mumcu
ankara'da karlı sokak'taki evinin önünde, arabasına konulan bombanın patlaması sonucu suikasta kurban giderek yaşamını yitirmiştir.
"kürtler sömürgeciliğe karşı bağımsızlık savaşı yapıyorlarsa ne işi var cıa ve mossad'ın kürtler arasında?" "yoksa cıa ve mossad, anti-emperyalist savaş veriyorlar da dünya bu savaşın farkında değil mi?"
ruhun şad olsun .
"kürtler sömürgeciliğe karşı bağımsızlık savaşı yapıyorlarsa ne işi var cıa ve mossad'ın kürtler arasında?" "yoksa cıa ve mossad, anti-emperyalist savaş veriyorlar da dünya bu savaşın farkında değil mi?"
ruhun şad olsun .
devamını gör...
evrendeki en ağır şey
bir mazlum'un ahıdır. ağır olarak görülmez belki ama yükü altında bütün bir dünya kalır..
devamını gör...
salo ya da sodom'un 120 günü
insanın içinde eski bir şeyleri uyandıran film. film hakkında genel kanı rahatsız edici olduğu yönünde fakat ben farklı bir açıdan yaklaşmayı tercih ediyorum. psikolojik ve fiziksel şiddet içerikli sahneleri izlerken bir çoğunuz gözlerinizi kapatmış ya da huzursuz hissetmişsinizdir muhakkak. geriye dönüp baktığınızda yalnızca bu huzursuzluk hissini hatırlamak normal ama filmin başka bir etkisi daha var; insanın zevkten kaslarını uyuşturacak kadar keyif vermesi. bunu şiddetten zevk almak üzerinden değerlendirmiyorum aksine bu vahşetten rahatsızlık duymak anlaşılabilir, benim sözünü ettiğim zevk duyma hâli tamamen gerçeğe yönelik bir açlığın tatmin edilmesi üzerine.
sahneler akıp giderken kapattığınız gözlerinizi açmanızın tek sebebi merak olamaz, bu sahneler; bütün şartlar gerçekleştiğinde insanın (evet biz dahil) ne kadar canileşebileceğinin bir portresi. bu gerçekliğin farkına varmak, insanın içinde gerçeğe aç olan o yanı tatmin ediyor. biz huzursuzca tırnaklarımızı avuçlarımıza geçirirken, kafamızın içinde başka bir şey keyifle zihnimizin duvarlarını eşeliyor. bütün gerekli şartlar sağlandığında sen, ben ya da hiç ummadığın biri bundan daha canice şeyleri yapabilir, bu senin, benim ve insan doğasının gerçeğidir. bu tarz filmleri rahatsız edici yapan da keyif verici hâle getiren de bu durumdur oysa film bittiğinde yalnızca rahatsız edici kısmını hatırlar ve gerçeğe duyduğumuz açlığı temsil eden yanımızı görmezden geliriz.
sahneler akıp giderken kapattığınız gözlerinizi açmanızın tek sebebi merak olamaz, bu sahneler; bütün şartlar gerçekleştiğinde insanın (evet biz dahil) ne kadar canileşebileceğinin bir portresi. bu gerçekliğin farkına varmak, insanın içinde gerçeğe aç olan o yanı tatmin ediyor. biz huzursuzca tırnaklarımızı avuçlarımıza geçirirken, kafamızın içinde başka bir şey keyifle zihnimizin duvarlarını eşeliyor. bütün gerekli şartlar sağlandığında sen, ben ya da hiç ummadığın biri bundan daha canice şeyleri yapabilir, bu senin, benim ve insan doğasının gerçeğidir. bu tarz filmleri rahatsız edici yapan da keyif verici hâle getiren de bu durumdur oysa film bittiğinde yalnızca rahatsız edici kısmını hatırlar ve gerçeğe duyduğumuz açlığı temsil eden yanımızı görmezden geliriz.
devamını gör...
türkan şoray yasası
yeşilçam'da yıllardan beri devam eden bir yasadır. türkan şoray'ın koyduğu bu yasaya göre ünlü oyuncu filmlerde öpüşmez, soyunmaz, müstehcen sahnelerde görünmez. sanatçı ayrıca istediği senaryolarda oynar, beğenmediği senaryoyu değiştirme yetkisine sahiptir, yönetmeni bile kendi seçer, başrolü paylaşacağı erkek oyuncu seçimi de kendi tekelindedir.
devamını gör...

