cem karaca şarkısıdır.
devamını gör...

kesinlikle benim yazma stilimdir. kafama estikçe dolaşıp ilgimi çeken başlıkların altındaki tanımları okurum. biraz daha ilgimi çeken başlıklarda söylemek istediğim bişi olursa yazarım. yazdıklarımı da çok derin düşünmeden ince eleyip sık dokunmadan yazarım.
sanırım tüm hayatım bu şekilde benim ya
devamını gör...

edebiyatta, halkın duygu ve düşüncesini özlü bir şekilde dile getiren, en duygusuz kişileri duygulandıran, en uyuşmuş gönülleri heyecanla dolduran bir halk şiiri türüdür.
hoyrat kelimesinin bu şiir türüne ad olması konusunda çeşitli görüşler vardır. bize göre hoyrat, gerek söz ve gerekse kendine has ezgisiyle yiğitlik ve mertlik havası uyandıran; sevda, gurbet, sevinç, keder, yas, vatan sevgisi, kin, v.b. duyguları işleyen; sanat kavramından az çok nasibini almış, klasik unsurlarla beslenmiş bir türk halk edebiyatı ve müziğinin birlikte adıdır.

düşte gör düş de gör/ hayalde gör düşte gör/bu aşktan çektiğimi/sen de bir yol düş de gör.
devamını gör...

run forrest run.
devamını gör...

hep evde olan yazar, koromuzun kafesteki bülbülü.
devamını gör...

türüne nadir rastlanan bitkilerdir. güzide vatanımızda sığla ağaçları bu kategoriye örnek verilebilir. (bkz: sığla)

koruma altında oldukları için zarar verildiğinde yasal yaptırımları olabilir. böyle durumlarla karşılaşırsanız allah yarattı demeden jandarmaya ihbar edebilirsiniz. (alman turistlerin elinden sığla reçinelerini söke söke alıyorlar şakası yok bunun)
devamını gör...

tropikal bölgede okyanusa bakan bir ada evi.
devamını gör...

(bkz: o saatte orada ne işi varmış)

cahil olmalarının yanında şerefsiz de olan varlıkların kuracağı bazı cümleleri de içeren başlık.
devamını gör...

kendi halinde ,yardımsever ve iyi kalpli insanların hep maruz kaldığı durum. oysa ki kalbiniz karanlık ,kibirli ve kaba olursanız da ilginç bir şekilde güçlü bir imaj oluşuyor bunu oluşturan ise yine insanlar çünkü iyiler azınlıkta kalanlardır.
devamını gör...

“mide beyinden akıllıdır çünkü mide kusmayı bilir, beyin her pisliği yutar…”
cengiz aytmatov-beyaz gemi
devamını gör...

ne başlıkları açanlar vardı. ilgi görmeyen her başlık dibi boylamaya mahkumdur. biz bu yönde çaba sarf ediyoruz.*
devamını gör...

özellikle okul öncesi çocuklar için olan hareketli kitaplar, çok güzel.
bizim yeğenler bayılıyorlar.
devamını gör...

hayat, evren ve her şeye dair nihai sorunun cevabı.
devamını gör...

günaydın sözlük...

ama tam şöyle yatağınızda yayıla yayıla telefonumla youtube batağına düşeyim derken; şarjınızın olmadığını fark ederek telefonu yatak ucunuzdaki şarja takmışsınız da şarj kablosundaki temassızlık yüzünden, o doğru açıyı yakalar yakalamaz mumya gibi sabit kalmışsınız gibi bir günaydın değil elbet...

bir akşam vakti, parmak arası terliğinizle yokuş yukarı yürürken, ayağınızdan sürekli çıkan terliği, ayağınıza giyer giymez bir futbolcu edasıyla, şut çeker gibi, ileri doğru fırlatıp; ona doğru yürürken çıplak ayaklarınızın altındaki asfaltın sizde uyandırdığı his gibi değişik bir günaydın...
rahatsız ama ferah bir günaydın...
ayağınıza taş değmeyen bir günaydın...
devamını gör...

evet sözlük videosunu bulamam sanırım o sebeple zihninizi yoracaksınız artık biraz.(bkz: swh) cüneyt abimizin bir action filmindeyiz. 6 patlar ile 48 kurşun sıkıyor da bitiremiyor kurşununu meretin. neyse leblebi gibi ayıklıyor kötü figüranları yakışıklı abim. sonra o da ne kafirin teki bir kayanın arkasında saklanmakta ve allahın işine bakın ki kayada tam bir kurşun geçecek bir yarık var. cüneyt abim hemmen nişan alıyor ve 1 sn sonra çatanata diye yarıktan kötü figüranı mıhlıyor. ve kayanın ön tarafı evet evet ön tarafı kan revan içinde kalıyor. bunu izleyen son fizik prof.una inme geldiği söylenir sözlük.
devamını gör...

granny smith elma. mevsiminde taze koparılmış olacak ve kabukları soyulup ince dilimlenecek.

sonra hafif kaya tuzu, 1 dakika kadar bekleme ve yemeye başla. o enfes tat anlatılmaz yaşanır.
devamını gör...

muhtemelen hayattaki tek "başarısı" sözlükte yazar olmak olan zavallıların beyanlarından biri.
devamını gör...

içtikçe içesi geliyor insanın, çok ayrı seviyorum seni ama sabahın kötü oluyor be.
yapma bunu, sabah gizlice kaçan tek gecelik ilişki gibi, öyle bir tatsızlık veriyor ama gece çok keyifli.
devamını gör...

film zamansal paradoksu konu alıyor... türünün en iyisi. konusu ise;
bir gün bir yetimhaneye bir kız çocuğu bırakılır. yetimhanedekiler bu çocuğa jane adını verirler ve büyütürler. jane, bir gün okulda jim adlı bir adamla tanışır, aşık olurlar; fakat sonra tartışır ve ayrılırlar, ancak jane hamiledir. çocuğu doğurur ancak aynı akşam birisi hastaneye girip çocuğu çalar. jane ise çok hastalanır ve tek çare olarak doktor, jane'i kurtarmak için onu bütünüyle erkeğe çeviren bir operasyon yapar. jane, jim adını alır. bir gün barda birisiyle kavgaya girişir ve dayak yer, barmen yanına gelir ve der ki, "bu zamanda mutlu değil gibisin, benim bir zaman makinem var, geçmişe gitmek ister misin?". jim geçmişe gider ve orada jane adlı bir kızla tanışır, aşık olur ama sonra ayrılırlar. bir gün jane' in bebeği olduğunu öğrenir, gizlice gidip hastaneden çocuğu çalar ve zaman makinesiyle daha da geçmişe giderek onu bir yetimhaneye bırakır. daha sonra zaman geçer ve birkaç iş değiştirdikten sonra barmen olur. bir gün dayak yiyen jim ile karşılaşır ve yanında gidip der ki: 'bu zamanda mutlu değil gibisin, benim bir zaman makinem var, geçmişe gitmek ister misin?"

ethan hawke filme o kadar iyi bir hava katmış ki gözümü alamadım kendisinden. filme puanım 9/10.
devamını gör...

safeviler erdebil barış antlaşmasını 1624 yılında ihlal etmiş ve osmanlı safevi savaşı o tarihte tekrar başlamıştı. sultan 4. murad 8 mayıs 1638 yılında bağdad üzerine sefer kararı aldı ve bu tarihte ordusu ile birlikte istanbuldan ayrıldı.

istanbul bağdad yolu 110 konağa ayrılmıştı. iznik 5., inönü 14. konaktı. eskişehir civarına gelirken sultan murad, atası osman gazi'nin kayınpederi şeyh edebalı'nın türbesini ziyaret etti. sadrazam bayram paşa, 28 mayısta inönü konağında gelip orduya emrindeki birliklerle birlikte katıldı. 8 haziran 1638 yılında ordu akşehir'e geldi.

17 haziranda konya'ya gelen sultan murad, burada mevlana'nın türbesini ziyaret etti. 25 hazirana kadar burada konakladılar. konya'ya geleli 5 gün olmuştu ki ahmed adında üfürükçü bir şeyh yakalanıp idam edildi.

konya-halep arasını 27 günde alan osmanlı ordusu, 22 temmuzda bu şehre vardı. burası, istanbul-bağdad yolunun tam ortasıydı. 6 ağustos'a kadar 15 gün halepte kaldılar. buradan 6 ağustos tarihinde ilerlemeye başlayan osmanlı ordusu, 15 kasım günü bağdad önlerine geldi ve muhasaraya başladı. istanbul - bağdad arası mesafe konaklamalar ile birlikte 5 ay 8 günde alınmıştı.

bağad'ı bektaş han kumandasında 40 bin civarında safevi askerinden oluşan bir garnizon savunuyordu. şah safi, ordusu ile birlikte kasr-ı şirin'de bekliyordu. şah safi bağdad'ın muhasara altına alındığını öğrenince yanına 12 bin kişilik bir önce kuvvet alarak diyale ırmağına kadar yanaştı. halep beylerbeyi şah'ın ırmağı geçmesine engel olmak için gönderildi, zaten şah'ın ırmağı geçmeye ve muazzam büyüklükteki osmanlı ordusu ile çarpışmaya hiç niyeti yoktu. fakat bağdad'ın düşeceğine ihtimal vermiyor, şehrin kuvvetli surlarına ve içerideki 40 bin asker ile yüzlerce topa güveniyordu.

sultan murad, birkaç defa yanında 86 yaşındaki şeyhülislamı yahya efendi ile birlikte, en ileri hatlara kadar gelip askerini morallendirdi. yaralı çadırlarını, kendi çadırlarının etrafına kurdurdu. her gün yaralıları ziyaret ediyor, hatırlarını soruyor ve her birine 50 altın ihsan ediyordu.

27 kasımda, surlarda ilk geniş gedikler açıldı. 4 aralıkta, musul'dan yola çıkarılan 10 büyük muhasara topu daha, dicle üzerinden osmanlı ordusuna getirildi. bu vuruşmalar esnasında tayyar mehmed paşa alnına yediği bir safevi kurşunu ile şehid oldu. aynı şekilde babası olan uçar mustafa paşa da bağdad önlerinde bir safevi kurşunu ile şehid olmuştu.

24 aralık sabahı bektaş han daha fazla dayanamayarak vire ile yani sağ kalan askerlerin serbestçe çıkıp gitmeleri şartı ile kaleyi teslim edeceğini bildirdi. sultan murad, karanlık basmadan teslim olmaları kaydıyla bu teklifi kabul etti.

safevi garnizonun'nun 4'te3'ü türklerden oluşuyordu. bunların arasından bir kısmı ile birlikte bektaş han, şah safi'den korktuğu için osmanlı hizmetine girdi.

1 ay 9 gün süren bağdad muhasarasında, 10 bin safevi ve 5 bin osmanlı askeri öldü. bunun yanında 20 bin kadar asker yaralandı. neredeyse 15 yıldır işgal altında olan bağdad, 1917 yılında kaybedilene kadar bir daha işgal görmedi. sultan 4.murad ise "bağdad fatihi" ünvanı ile anılmaya başlandı.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim