diyarbakır valisi tarafından söylenen tuhaf ve mesnetsiz söylem.
lütuf edip dinlemiş bir de oradaki insanları, allah razı olsun!

devamını gör...

sevgili kafa sözlük sakinleri!! bu sözlerime kulak verin. çünkü aramızda bizlerin özverili çalışmalarını yanlış değerlendirip sizleri bize düşman etmek isteyen zararlı bir örgüt olduğu istihbaratını aldık!!

öncelikle belirtmek isterim ki kafa sözlük mafya organisazyonunun (bkz: kafa sözlük'teki mafya organizasyonu) ilk önceliği siz değerli sözlük halkının refahını korumak ve sözlük içerisinde asayişi sağlamaktır.

buna ek olarak bugün yönetimle yaptığımız 5 saat 27 dakikalık görüşme ile de uygun fiyata anlaşıp kendilerini olası suikast girişimlerine karşı koruma kararı aldık. sözlüğümüze hayırlı olsun.

hiçbir ek gelirimiz olmadığı için (benjamin aşırı pinti çıktı malesef sigorta yok, evden çalışıyosunuz diyip yol da vermedi, sadece aç karnımızı doyuracak kadar fiyata anlaşabildik) siz değerli sözlük ahalisinden belirli oranlarda vergi kesme kararı alındı ve yönetim tarafından onaylandı. bu kurallara göre:

1) tek entryde en az 5 beğeni alan yazarlardan %10
2) tek entryde en az 10 beğeni alan yazarlardan %15
3) tek entryde 15 ve üzeri beğeni alan yazarlardan %20 vergi kesintisi uygulanacak olup, gelirlerin tamamı ekipman masrafı ve tetikçi maaşları ödenmek için kullanılacaktır. yani aldığımız her kuruşu sizlerin refahı için harcayacağımıza benjamin üzerine yemin ederiz!!

eğer aramıza katılmak isteyen varsa bana ve homerosa fotoğraflı cv, ikametgah kaydı ve adli sicil kaydının ıslak imzalı örneğiyle başvuru yapabilirsiniz. torpil kesinlikle geçerli değildir babam gelse almam kriterlere uygun değilse.

unutmayın sizler için varız ve var olmaya devam edeceğiz. iyi akşamlar dilerim.
devamını gör...

overtoun köprüsü, iskoçya'nın batı dunbartonshire bölgesinde bulunan bir köprü. 1895 yılında yapımı tamamlanan köprünün zeminden yüksekliği 20 metreden daha fazla. tarihi ve estetik açıdan tam bir şaheser olsa da tanınmasının asıl nedeni tam 600'den fazla köpeğe mezar olmuş olması.

peki nasıl?

köprü yapılıp kullanıma açıldıktan bir yıl sonra köprüde değişik bir olay yaşanıyor. köprüden o gün kaleye gitmek amaçlı sıradan bir ziyaretçi geçiyor. ancak ziyaretçi yalnız değil, yanında köpeği de var. köprüyü geçerken başlarda hiçbir sorun çıkmıyor ama köprünün tam ortasına geldiklerinde ziyaretçi, köpeğinin hareketlerinde bazı değişiklikler seziyor. derken ziyaretçi daha ne olduğunu anlamadan köpek sahibinin elinden kurtulup saniyeler içerisinde köprüden atlayarak intihar ediyor. olay bununla da sınırlı kalmıyor. 1950’den sonra overtoun köprüsü’nden kim köpekle geçse köpekleri hep aynı tepkiyi vererek köprüden atlıyor. öyle ki bugüne dek köprüden atlayan köpeklerin sayısı 600’ü buluyor. üstelik olayın gizemini arttıran bir ayrıntı daha var: 600 köpeğin, 600’ünün de ölümü hep aynı şekilde oluyor; köpekler köprünün başında gayet sakin şekilde yollarına devam ediyor ancak ortalara doğru hareketlerinde bir tuhaflık seziliyor. hızlanıyorlar, sinirleniyorlar ve hiç beklenmedik bir anda sahiplerinin ellerinden kurtularak kendilerini köprüden aşağı atıyorlar. üstelik hep aynı noktadan ve aynı hizadan…

intihar vakalarının bu şekilde artmasıyla halk olaya kendilerince bir yorum getiriyor: “overtoun kalesi içerisinde bulunan kötü ruhlar, köpeklerin kaleye girmesini istemedikleri için onları lanetleyerek köprüden geçmelerini engelliyor, intihar etmelerini sağlıyor.”*

halkın olaya fantastik yaklaşımını bir kenara bırakarak köprüde araştırmalar yapan dr. sand, sonunda köpek intiharlarının nedenini buluyor.

köprünün altında vizonlar yaşıyor ve bu vizonların yaydıkları koku, köpekleri sinirlendiriyor. kokuya dayanamayan köpekler, kendilerini tutamayarak kokuyu bulmak için refleks olarak köprüden atlıyor.
devamını gör...

almanya'nın bizi kıskandığına dair en somut delil. bay kemal bilmez tabi.
devamını gör...

herkes kirlilerini getirsin, birazdan beyazları makineye atacağım. bir de banyoyu boşaltın duş alacağım.
devamını gör...

birkaç ay önce kuşlarım hasta oldu ve çok sıkıntılı bir süreç yaşadım. yazacağım şeyler belki bazı arkadaşlara yardımcı olur

beyaz renkte erkek bir kuşum var 2 ,5 yaşında .eylül ayında 6 aylık eş aldık , hareketli gayet sağlıklı görünüyordu.. ilk başta aynı kafese koymadık baktık anlaştılar aynı kafese koyduk.erkek olan kuşum ona rehberlik etti hep bu sürede. bir buçuk hafta sonra dişi kuş hastalandı. gece yemlerini kusmuş, hareketsiz ,sürekli kabarık, yemek yemiyor ..

ilk defa başıma geldiği için ne yapacağımı bilemedim (erkek olan kuşum 2 yıldır bizimle daha önce böyle bişi yaşamadım. )
ertesi gün ağlaya ağlaya veterinere gittim. üşüttüğünü söyleyip antibiyotik verdi. yemini,suyunu,ilacını şırıngayla gagadan vermemi söyledi.
1 hafta devam ettim kuşum azıcık toparlandı ama işe yaramadı .
internetten araştırdığım şeylerle mama hazırladım sürekli ( pirinç lapası, bebek maması vs.)
baktım iyileşmiyor kuşu satın aldığım yere gittim anlattım bana bir ilaç vereceğini söyledi ( antibiyotik , kendisi kuşlarına veriyormuş ) ilacı aldım yanında da bi miktar aspur aldım.
ilacı diğeri gibi gagadan değil suyuna katmamı söyledi. dediğini yaptım ( diğer antibiyotik bitmişti, veteriner geçmezse devam ederiz dediği için kuşçunun dediği antibiyotiği uyguladım). ama içime sinmedi. kuş aspuru sevdi az da olsa yemeye başladı eskisine göre daha iyi ama hala ara ara hastalanıyordu.
bir iki defa kanlı dışkı yaptı.(dışkı tahlili yaptırmak istedim ama avrupa yakasında yapıldığını öğrenince hasta kuşumu oraya kadar götürmek endişelendirdi)bu arada sürekli veterinere gittim , moralim sıfır ,sürekli ağlıyorum.
veterinerlerin çoğu kanatlı hayvanlardan anlamıyor. kuşçular da öyle . ben ne biliyorsam bana onu söylemeye başladılar .
bende detaylıca internette araştırmaya başladım bu konuyu..
bu videoya denk geldim ve çok yardımı dokundu :
buradan

neler yaptım:
-hemen koksidiyoz tedavisine başladım.(kuşunuzu ilk aldığınızda hasta olup olmamasına bakılmaksızın uygulanması gerekiyor)
bazı kuşlar taşıyıcı olup hastalık belirtisi göstermiyorlar . benim erkek kuşum büyük bi ihtimal taşıyıcı ve dişi kuşa bulaştırdı.
-tedaviden sonra probiyotiğini,vitaminini,ekstra mamalarını araştırdım ve alıp uyguladım.
- her gün kafeslerini temizledim
-her gün sularını değiştirdim,su kaplarını yıkadım.haftada 2 kere içini fırçaladım.
-bu süreçte kakası poposuna yapışıyordu sürekli incitmeden ılık suyla temizledim.
- hala onlara özel beslenme programları var

şu an kuşlarım çok sağlıklı çok şükür


erkek olan kuşum bu sürede çok yardım etti.dişisiyle ilgilendi mama yemediğinde yedirmeye çalıştı. su içmediğinde gagasıyla alıp su fırlattı.onun ötüşünden bile dişiye bişey olduğunu hemen anlıyordum.

onları o kadar çok seviyorum ki elimden geldiğince çok iyi bakmak ve ömürlerinin yettiğince çok uzun sağlıkla yaşamalarını istiyorum

biraz uzun bir yazı oldu.umarım faydası olur.internette çok yanlış bilgiler ve tavsiyeler var maalesef . ilaç, takviye,vitamin ismi isteyen arkadaşlara seve seve yardımcı olurum . cici kuşlar sağlıkla yaşasın
devamını gör...

kişinin profiline girilmediği sürece fotoğrafı göremezsiniz. girmeyin görmeyin. ayrıca kimseyi ilgilendirmez.
devamını gör...

gerektiğinde hayır diyebilmek.
devamını gör...

nasıl fakirsek artık ne yatırım için ne de tersine doların artması ile üzerimize kıyamet gibi binen zamlar için bile sallamıyoruz.
devamını gör...

birincisi o incecik, o dal gibi kız,
şimdi galiba bir tüccar karısı.
ne kadar şişmanlamıştır kim bilir.
ama yine de görmeyi çok isterim,
kolay mı? ilk göz ağrısı.

ikincisi münevver abla, benden büyük
yazıp yazıp bahçesine attığım mektupları
gülmekten katılırdı, okudukça.
bense bugünmüş gibi utanırım
o mektupları hatırladıkça.

.............. çıkar
.............. dururduk mahallede
......................... halde
............ yan yana yazılırdı duvarlara
................... yangın yerlerinde.

dördüncüsü azgın bir kadın,
açık saçık şeyler anlatırdı bana.
bir gün de önümde soyunuverdi
yıllar geçti aradan, unutamadım,
kaç defa rüyama girdi.

beşinciyi geçip altıncıya geldim.
onun adı da nurinnisa.
ah güzelim
ah esmerim
ah
canımın içi nurinnisa.

yedincisi, aliye, kibar bir kadın.
ama ben pek varamadım tadına.
bütün kibar kadınlar gibi
küpe fiyatına, kürk fiyatına.

sekizinci de o bokun soyu.
elin karısında namus ara,
kendinde arandı mı küplere bin.
üstelik .......
yalanın düzenin bini bir para.

ayten\'di dokuzuncunun adı.
iş başında şunun bunun esiri,
ama bardan çıktı mı,
kiminle isterse onunla yatar.

onuncusu akıllı çıktı
....... gitti .........
ama haksız da değildi hani.
sevişmek zenginlerin harcıymış
işsizlerin harcıymış.
iki gönül bir olunca
samanlik seyranmış ama,
iki çıplak da, olsa olsa,
bir hamama yakışırmış.

işine bağlı bir kadındı on birinci,
hoş, olmasın da ne yapsın,
bir zalimin yanında gündelikçi.
.........leksandra
geceleri odama gelir,
sabahlara kadar kalır.
konyak içer sarhoş olur,
sabahı da işbaşı yapardı şafakla.

gelelim sonuncuya.
hiçbirine bağlanmadım
ona bağlandığım kadar.
sade kadın değil, insan.
ne kibarlık budalası,
ne malda mülkte gözü var.
hür olsak der,
eşit olsak der.
insanları sevmesini bilir
yaşamayı sevdiği kadar.

orhan veli kanık- aşk resmi geçidi

not: şairin el yazısıyla yazdığı ve diş fırçasını sardığı bir kağıtta bulunan, yer yer okunamayan bu şiir, sonradan varlık yayınları'nca, bütün şiirleri'ne alınırken bazı boşlukları doldurulmuş, ama bu arada akla yakın görünmeyen birtakım değişiklikler yapılmıştır. nktalı yerler ise okunamamıştır.
devamını gör...

an itibariyle heyecanla bekliyorum. ay acaba bana nasıl bir rütbe verilecek*. açıkçası en çok merak ettiğim olaylardan biri bu. rütbe biraz daha lakap gibi olduğundan ve ben de lakapları genelde sevdiğimden acaba benimki ne olur diye şuan oturmuş düşünmekteyim*
"daha yeni geçtin 10.000 karma puanı bir dur be zalım" dediğinizi duyar gibiyim. ama ne yapayım, burayı seviyorum ve ben fazla meraklı bir insanım*.
devamını gör...

bir bitmediniz!
devamını gör...

"arkası daş, önü yaş; burası gaş."

kaşlılar böyle anlatırla kaş'ı. hakikaten de arkasında kocaman bir dağ, dağın bittiği yerde ise deniz başlar. aradaki daracık sahil şeridine ise kaş yerleşmiştir. buranın asıl adı kaş değildir aslında. 1930'larda "yer adlarının türkçeleştirilmesi" garabeti sonucunda burası ve çevresindeki pek çok yerleşimin güzelim isimlerinin ırzına geçilmiştir. bu kasabanın en son bilinen ve en uzun süre kullanılmış olan ismi andifli'dir ve bugün hala ilçenin merkez mahallesinin ismi olarak hayattadır.

çok kısaca geçmişten günümüze hangi isimleri kullandığını anlattıktan sonra kaş isminin kökenine gelelim. bilinen en eski ismi (bkz: habesos). likya dilinde* bir isim. zaten kelimenin yapısı anadolu ismi olduğunu bas bas bağırıyor. m.ö. 10 ve 9 yüzyıllarda başlayan yunan kolonizasyonu burada da etkisini hissettiriyor. ve 8. yüzyıldan bu yana buraya antiphellos ismi veriliyor. antiphellos esasen asıl yerleşim yeri değil. kaşın hemen yukarısındaki tepelerin üstünde yer alan ve bugün felen mevkii olarak bilinen yerde kurulu olan ve kayalık yer anlamına gelen phellos kenti savunma, tarım ve hayvancılığa elverişlilik açısından asıl yerleşim yeri olarak kullanılıyor. eski habesos ise "phellos'un karşısı" anlamına gelen antiphellos ismi ile bu ana kentin liman yerleşkesi halini alıyor. yaklaşık 3 bin yıl boyunca yunan, pers, iskender, mısır, roma, bizans, selçuklu, osmanlı ve erken cumhuriyet dönemleri boyunca burası antiphellos ismiyle biliniyor. türk hakimiyeti altındayken ismin söylenişi birazcık yuvarlanarak andifli'ye evriliyor. yukarıda da dediğim gibi bu isim merkez mahallenin ismi olarak günümüzde hala kullanılıyor.

şimdi gelelim en sevdiğim kısma. uydurma hikaye kısmına *.

kaş'ın yerlilerine "buraya niye kaş demişler" diye sorarsanız, size hemen güzel bir hikaye anlatırlar. kaş'tan bir taş atımı uzaklıkta olan meis adası da bu hikayeye suç ortaklığı eder. derler ki ada göze benzediği için ona yunanca güya göz anlamına gelen meis adını vermişler. kaş da bu adayı kuzeyden yay gibi sardığı için buraya da kaş adını vermişler. oysa ki ne ada göze benzer, ne kaş kaşa benzer; ne meis kelimesi yunanca'da göz anlamına gelir, ne de yunanca'da böyle bir kelime vardır. adanın asıl ismi kastellorizo'dur. kastello rizon*, yani "tepenin dibindeki kale" anlamına gelir. bu ismin "kastello rosso"dan* geldiğine dair rivayetler olsa da gerçeği yansıtmaz. buna rağmen, bu yanlış düşünce sebebiyle bir dönem fransızlar "château rouge", türkler ise "kızılhisar" gibi çeviri isimler kullanmışlar. diğer adı ise megisti'dir. yunanca'da "en büyük" anlamına gelir, ki bu bölgedeki irili ufaklı 14 kayalık adacığın en büyüğü olduğu için bu isim kullanılır. meis ise megisti'nin türkçe'de deforme olmuş halidir. bu hikaye yanlış hatırlamıyorsam rum bir şairin meis ve kaşı kaş ve göze benzettiği bir şiirinden doğma. bulursam eklerim buraya.

kaş-göz kaş-meis hikayemiz patladığına göre gelelim kaş'ın asıl kökenine. isim aslında kaş'ın coğrafi yapısından geliyor. kaş modern türkçe'de artık unutulmaya yüz tutsa bile "kıyı, kenar, keskin kenar, sarp yamaç" anlamına gelir. tam da başta verdiğimiz cümleyle uyumlu. bölgedeki türkmenlerin geçmişten bu yana bölgeyi ifade etmek için kullandığı bir isim. hele hele kaş ile kalkan arasındaki yoldan geçerseniz bu ismin neden verildiğini daha da iyi anlarsınız.

burası cumhuriyet dönemine kadar büyük ölçüde rum kasabası olarak kalmış. 1900-1915 arası nüfus kayıtlarına bakılacak olursa andifli kasabasına kayıtlı 200-300 müslüman ya var, ya yok. yaklaşık 1800'den fazla rum buranın ana sakinleri. türkler daha çok yukarıda yaylada yaşıyorlar. fakat 1922 senesinde türklerin kurtuluş savaşında inisiyatifi ele geçirip kazanan taraf olmaları sebebiyle başlayan büyük rum göçü 1923'te türk-yunan nüfus mübadelesine dönüyor ve bölgedeki rum nüfusu sıfıra iniyor. andifli kasabasında rumlardan boşalan yere de yine bölge halkı yerleşiyor. bölge çok uzun yıllar tarım, hayvancılık, balıkçılık ve kaçakçılık ile geçiniyor. yine çok uzun yıllar boyunca türk tarafında cinayet vb. büyük suçlara karışanlar hapse girmemek için meis'e kaçıp orada saklanıyorlar. hatta yılmaz güney'in de yurtdışına kaçmak için kaş-meis hattını kullanması buranın uzun yıllar merkezi otoritenin kontrolünden uzak, rahat rahat geçilebilen bir sınır kasabası olduğunu gösteriyor.

2000'lerin başında popülerleşmeye başlayan kasaba bugün kapasitesinin çok üzerinde misafir sayılarının yükü altında eziliyor ve yerel kültürünü ciddi anlamda yitirme tehdidi altında yaşıyor.
devamını gör...

"siz önce sultan ahmet camiini doldurun ayasofyayı açarız" sözüne ithafen; siz önce artı butonunu bir eskitin, kırın biz eksi butonunu açarız"
devamını gör...

zamanında güreş olandır.
benim büyük dedem (bkz: pehlivan) idi.
devamını gör...

1965 yapımı siyah beyaz film. severek izlemiştim duygulanmıştım da. ev boyama sahnesinde rengi göremediğim için çok sinirlenmiştim ne renk o bahsedilen renk diye .
--! spoiler !--

“ben senin resmine değil de sana âşık olsaydım o zaman ne olacaktı? belki bir kere bile bakmayacaktın yüzüme, belki de alay edecektin sevgimle… halbuki resmin bana dostça bakıyor, iyilikle bakıyor ve ebediyen bakacak. hayır! benimle resminin arasına girme. istemiyorum seni! ben senin yalnız resmine aşığım.”

--! spoiler !--

repliğiyle meşhurdur. manga'nın hint kumaşı şarkısının bir kisminda da var müsfik kenter'in bu repliği.
devamını gör...

-yüksek oranda potasyum, organik asitler, a ve c vitaminleri bakımından önemli bir kaynak niteliği taşımaktadır.
-domates likopen açısından zengindir, fakat taze domatesin bir miktar yağ ile pişirilmesi, likopenin vücut tarafından daha kolay alınmasını sağlar. işlem sırasında uygulanan farklı sıcaklıklarda likopenin kimyasal formu değişir, vücut tarafından daha kolay alınır. salça,sos,ketçap,meyve suyu gibi domates ürünlerindeki likopen bu duruma örnektir.
devamını gör...

bir yıl değil kendimi bildim bileli böyle. yüzüm boya tutmuyor. şaka değil öyle cidden. ayrıca yüzümde gereksiz bi ağırlık hissetmeme de neden oluyor. rahat rahat gözünü kaşıyamazsın, endişe anında dudağını ısıramazsın. bırak onu su içmek bile eziyete dönüşür şimdi bardakta ruj izi kalacak mı diye. fondöten faşistliğine* hiç girmek istemiyorum. bırak benim cildim sivilce lekeleriyle, çukurlarıyla, çilleriyle öylece kalsın. ben dert etmiyorum ama insanlar ıyy şuran buran diye sürekli gösteriyorlar. o sivilceleri kapatmak için insanlar üstüne kimyasalı boşaltıyor. sonrası daha kötü oluyor tabi. insanları rahat bırakın abi. sanki sirkteyiz. herkes podyum mankeni olmak zorunda mı?

edit: ama yine de bazen yapıyorum. *
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

market alışverişi sonrası buzdolabına yerleştirme işlemi sırasında yapılan ufacık bir hata.
süt'ün yanındaki şampuan mı?

bu bir şey değil arkadaşım nevresimini yerleştirmek için buzdolabının bir katını komple boşaltmış. yapılacaksa bu yapılsın. her şey'in hakkını vererek yapacaksın. saniyelik değil dakikalık ve gülme garantili *
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim