23 nisan 2021 moderasyon butonlarına erişebilmem
arkadaşlar bende moderasyon butonu yok yarım kurucu mu oldum ben şimdi? adı verilmişte henüz dünyaya gelmemiş kurucu gibi.
devamını gör...
dünyayı kurtaracak formül
(bkz: çar bombası)
devamını gör...
neil gaiman
american gods, iskandinav mitolojisi, koralin ve yokyer gibi harika eserleri bulunan, bilim-kurgu & fantastik roman yazarıdır.
gaiman'ı instagram'dan da takip ediyorum iki yıldır. kendisi amerika'nın farklı eyaletlerindeki kitapçılarda gizli gizli kendi kitaplarını bulup kitaplarını imzalıyor ve gönderi olarak paylaşıyor. komik ve hayal gücü kuvvetli biri olduğu kesin. hakeza koralin ve amerikan tanrıları'nı yazmak da her yiğidin harcı değil.
türkçe'ye çevrilmemiş daha bir çok eseri var. çocuk kitabı da yazmış bir ara... neil gaiman iyidir.
gaiman'ı instagram'dan da takip ediyorum iki yıldır. kendisi amerika'nın farklı eyaletlerindeki kitapçılarda gizli gizli kendi kitaplarını bulup kitaplarını imzalıyor ve gönderi olarak paylaşıyor. komik ve hayal gücü kuvvetli biri olduğu kesin. hakeza koralin ve amerikan tanrıları'nı yazmak da her yiğidin harcı değil.
türkçe'ye çevrilmemiş daha bir çok eseri var. çocuk kitabı da yazmış bir ara... neil gaiman iyidir.
devamını gör...
korona'ya bir cümle kur
beni 4 yerimden bıçaklasan hayatımı bu kadar batıramazdın.
devamını gör...
elm sokağında kabus
wes craven, zamanında yanlış hatırlamıyorsam los angeles times gazetesinde okuduğu bir haber üzerine bu filmin hikayesinin ilhamını alıyor. haberde sanırım vietnam’dan göç etmiş bir ailenin uyurken kabuslarında tek tek öldüğü anlatılır. koca bir aile bu şekilde göçer gider. olay, craven’da bir şimşek çakmasına yol açar ve insanları uykularında öldüren bir iblis gibi orijinal bir fikir yaratır. daha önce düşünülmemiş, yalnızca rüyalarda gezen, kurbanlarını kabuslarında katleden bir iblis. kabusta ölen kişi gerçek hayatta da ölür. tıpkı o gazete haberindeki gibi.
freddy karakteri ise, wes craven küçücük bir çocukken, herhalde 7 - 8 yaşlarındayken, abisi ile evde yalnız kaldıkları bir akşam camdan dışarı bakar. sokakta lambanın altında tıpkı freddy gibi şapka giymiş bir evsiz dikilmektedir. bu evsiz aniden dönüp craven’a bakar. craven korkuyla geri çekilir. gece kurşun gibi ağırdır. tekrar baktığında adamı hâlâ orada ona bakarken görmüş, korkup geri çekilmişti. uzaklarda öten baykuşlar adeta gecenin getirdiği bu iblisin habercisiydi. craven bir cesaret tekrar bakınca adamı oturdukları apartmanın kapısına doğru gittiğini görmüş ve adam az sonra gözden kaybolmuştu. yıldızlar gökyüzünden bu dehşet anını izlerken silik ışıklarını şehrin üzerine yağdırmaktaydı. wes, abisine adamdan bahsetmeye karar vermişti. sanki zaman yavaşlamış, hava ağırlaşmıştı. wes nefes almakta zorlanırken, abisi beyzbol sopasını alıp hazırlanmıştı. küçük gözleri adeta yuvalarından uğrayan çocuğum, kalbi deli gibi çarpmaya başlamıştı. apartmanın merdivenlerinde giderek yaklaşan ayak sesleri, abi ve kardeşin kalp atışlarını ezmeye çalışıyormuş gibiydi. adımlar artık onların dairesinin olduğu kattaydı. koridorda evlerinin kapısına doğru biri ağır adımlarla ilerlemekte, ağırlaşan hava wes ve abisinin ciğerlerini yakmaktaydı. abisinin bir an için cesaretini topladığını, kapıya doğru gittiğini gören wes, alnının terlediğini, göz kapaklarının yandığını hissediyordu. ayak sesleri artık kapılarının önüne gelmiş, kapının önünde durmuştu. beyzbol sopasına sarılan abisinin kapıyı ani bir hareketle açtığını gören wes, ellerini kulaklarına götürse de zaten artık tek duyabildiği kendi kalp atışlarıydı. kapının açılması sanki koca bir saat sürmüştü. abisi sopayla kapının hemen yanında hazır bekliyordu. wes, nefesinin kesildiğini, gözlerinin karardığını hissetse de, kendine hakim olmaya çalışmış, gerekirse abisine yardımcı olması gerektiğine kendini ikna etmişti. sonunda kapı ardına kadar açıldı. abisi sopayı sımsıkı tutmuş havaya kaldırmıştı. ancak kapıda hiçkimse yoktu. wes, gözlerine inanamıyordu. abisi derhal apartman koridoruna çıktı sopayla. orada da kimseyi bulamadı. derin bir nefes alarak içeri girdi. wes’le birbirlerine baksalar da tek kelime edemeden öylece kalmışlardı. ayak seslerini ikisi de duymuş, kapıya kadar geldiğini dinlemişlerdi. ama adam artık orada değildi. bunun üzerine birbirlerine tek kelime etmediler.
(bkz: wes craven)
(bkz: korku)
(bkz: los angeles times)
(bkz: kabus)
(bkz: freddy krueger)
freddy karakteri ise, wes craven küçücük bir çocukken, herhalde 7 - 8 yaşlarındayken, abisi ile evde yalnız kaldıkları bir akşam camdan dışarı bakar. sokakta lambanın altında tıpkı freddy gibi şapka giymiş bir evsiz dikilmektedir. bu evsiz aniden dönüp craven’a bakar. craven korkuyla geri çekilir. gece kurşun gibi ağırdır. tekrar baktığında adamı hâlâ orada ona bakarken görmüş, korkup geri çekilmişti. uzaklarda öten baykuşlar adeta gecenin getirdiği bu iblisin habercisiydi. craven bir cesaret tekrar bakınca adamı oturdukları apartmanın kapısına doğru gittiğini görmüş ve adam az sonra gözden kaybolmuştu. yıldızlar gökyüzünden bu dehşet anını izlerken silik ışıklarını şehrin üzerine yağdırmaktaydı. wes, abisine adamdan bahsetmeye karar vermişti. sanki zaman yavaşlamış, hava ağırlaşmıştı. wes nefes almakta zorlanırken, abisi beyzbol sopasını alıp hazırlanmıştı. küçük gözleri adeta yuvalarından uğrayan çocuğum, kalbi deli gibi çarpmaya başlamıştı. apartmanın merdivenlerinde giderek yaklaşan ayak sesleri, abi ve kardeşin kalp atışlarını ezmeye çalışıyormuş gibiydi. adımlar artık onların dairesinin olduğu kattaydı. koridorda evlerinin kapısına doğru biri ağır adımlarla ilerlemekte, ağırlaşan hava wes ve abisinin ciğerlerini yakmaktaydı. abisinin bir an için cesaretini topladığını, kapıya doğru gittiğini gören wes, alnının terlediğini, göz kapaklarının yandığını hissediyordu. ayak sesleri artık kapılarının önüne gelmiş, kapının önünde durmuştu. beyzbol sopasına sarılan abisinin kapıyı ani bir hareketle açtığını gören wes, ellerini kulaklarına götürse de zaten artık tek duyabildiği kendi kalp atışlarıydı. kapının açılması sanki koca bir saat sürmüştü. abisi sopayla kapının hemen yanında hazır bekliyordu. wes, nefesinin kesildiğini, gözlerinin karardığını hissetse de, kendine hakim olmaya çalışmış, gerekirse abisine yardımcı olması gerektiğine kendini ikna etmişti. sonunda kapı ardına kadar açıldı. abisi sopayı sımsıkı tutmuş havaya kaldırmıştı. ancak kapıda hiçkimse yoktu. wes, gözlerine inanamıyordu. abisi derhal apartman koridoruna çıktı sopayla. orada da kimseyi bulamadı. derin bir nefes alarak içeri girdi. wes’le birbirlerine baksalar da tek kelime edemeden öylece kalmışlardı. ayak seslerini ikisi de duymuş, kapıya kadar geldiğini dinlemişlerdi. ama adam artık orada değildi. bunun üzerine birbirlerine tek kelime etmediler.
(bkz: wes craven)
(bkz: korku)
(bkz: los angeles times)
(bkz: kabus)
(bkz: freddy krueger)
devamını gör...
geceye bir şerefsizlik bırak
doğaya ve hayvanlara zarar vermek.
devamını gör...
tezahürat yapılası pamuklara sarılası konfeti atılası tanımlar
selamlar kafa sözlük aile ortamı!
içimizde (bkz: tanımlara özel mesaj yoluyla bruh deme isteği) uyandıran tanımları bu başlık altında toplayalım istiyorum. hem mesaj atıp kimsenin zamanından çalmayız, hem de böylece “3 saniyede sol frame’den uçan bilgi içerikli tanımlar” daha fazla okuyucuya ulaşabilir. bilgi içermesinin yanı sıra “mantıklı bulduğum veya hoşuma giden tanımlar” dediklerinizi sizden paylaşmanızı rica ediyorum. elinizi korkak alıştırmayın efendim. zamanla ekleme yapabilirim. şimdilik iki-üç gündür okuduklarım arasında favorilediklerimi paylaşıyorum.
bunlar benim wow’larım:
#470386 ~ #543471
#755742 ~ #764860
#515296 ~ #637620
#725049 ~ #904704
#763302
içimizde (bkz: tanımlara özel mesaj yoluyla bruh deme isteği) uyandıran tanımları bu başlık altında toplayalım istiyorum. hem mesaj atıp kimsenin zamanından çalmayız, hem de böylece “3 saniyede sol frame’den uçan bilgi içerikli tanımlar” daha fazla okuyucuya ulaşabilir. bilgi içermesinin yanı sıra “mantıklı bulduğum veya hoşuma giden tanımlar” dediklerinizi sizden paylaşmanızı rica ediyorum. elinizi korkak alıştırmayın efendim. zamanla ekleme yapabilirim. şimdilik iki-üç gündür okuduklarım arasında favorilediklerimi paylaşıyorum.
bunlar benim wow’larım:
#470386 ~ #543471
#755742 ~ #764860
#515296 ~ #637620
#725049 ~ #904704
#763302
devamını gör...
küçük iskender
şu muhteşem şarkının sözlerini yazmıştır.
sertab erener - yara
sertab erener - yara
devamını gör...
güzel sevmek
güzel sevdiğini bilemezsin ama güzel sevildiğini bilirsin. eğer tek kelimelik mesajı bile yüzünü güldürüyorsa, aradığında seni bu yaşta şapşiğe döndürüyorsa, senin kendini daha çok sevmene sebep oluyorsa karşındaki insan güzel seviyordur. *
devamını gör...
takipçileri görebilmek bedava olsun kampanyası
kampanya hayata geçerse, 1500 karma puanımın yönetim tarafından iadesini talep edeceğimin bilinmesini isterim.*
devamını gör...
ortamda telefonu hiç çalmayan tek kişi olmak
çalmıyor. asla arayanım soranım yok . (yani çok az). etrafa bakıyorum bayram seyran yüzlerce mesaj alıyorlar saatlerce telefonda konuşuyorlar. nasıl yapıyorlar anlamıyorum , ben de bir sorun var galiba *
devamını gör...
kendi açıklaması
sinirlenirim. sonra sinirlendiğim için daha çok sinirlenirim. bu defa kendime. hoff çok kötü olur o zaman. bir de bunun üzülmek versiyonu var. orası kara delik. ben değil terapistimin gelip yazması gerek buraya oranın tahlili hususunda. anlatacağım diye sızlanacağım, ağlayacağım yaşları çoktan geçtim. ben söylemem sen anla güzel motto millet. turnusol da bir yandan biliyor musunuz? bilin.
kendini oyalamayı iyi bilen bir insanım ama. kendimden korktuğumdan hee. bir kayboldum mu bulunmam çok zor çünkü. kanıra kanıra öğrendim kestirmeden beni düze çıkaracak sokakların yerlerini. son kertede yapacağım şeyi iyi öğrendim. önce mecburiyettendi, sonra konfor alanıma dönüştü kendileri. yalan yok bu bir nebze rehabilite ediyor beni. dizginliyor de süreç içerisinde. yoksa gelmişim 32 yaşıma. takribi 15-20 yaşları arasında oturtması gereken sistemlerini irdeleyip durmaya devam edecektim insanların. erenköy'den toplardınız beni artık. geniş zamanının hikayesinde nelere dönüşebilirdim düşününce akım çıkıyor.
dünya hassas kalpler için cehennem di' mi? evet evet, biz mahalle yansa saçlarını tarayacaklar olarak o kadar ve hiç yaşamayız bu cehennemde, anca siz söylediğinizde fark ediyoruz bunu. falan.
hoff yine sinirlendim. gideyim ötedeki sokak beni bekler şimdi.
kendini oyalamayı iyi bilen bir insanım ama. kendimden korktuğumdan hee. bir kayboldum mu bulunmam çok zor çünkü. kanıra kanıra öğrendim kestirmeden beni düze çıkaracak sokakların yerlerini. son kertede yapacağım şeyi iyi öğrendim. önce mecburiyettendi, sonra konfor alanıma dönüştü kendileri. yalan yok bu bir nebze rehabilite ediyor beni. dizginliyor de süreç içerisinde. yoksa gelmişim 32 yaşıma. takribi 15-20 yaşları arasında oturtması gereken sistemlerini irdeleyip durmaya devam edecektim insanların. erenköy'den toplardınız beni artık. geniş zamanının hikayesinde nelere dönüşebilirdim düşününce akım çıkıyor.
dünya hassas kalpler için cehennem di' mi? evet evet, biz mahalle yansa saçlarını tarayacaklar olarak o kadar ve hiç yaşamayız bu cehennemde, anca siz söylediğinizde fark ediyoruz bunu. falan.
hoff yine sinirlendim. gideyim ötedeki sokak beni bekler şimdi.
devamını gör...
havlulardaki işlemelerin gereksizliği
bir bu havludaki işlemeler bir de yastık klılfındaki danteller çok gereksiz.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük.
ankara'da mis gibi bir hava var.
dün kızım arkadaşı ile kırk yılın başı sokağa çıktı ve gördüğü çiçekleri benim için topladı. sonra beni aradı, annecim bunlar hemen bozuluyor ne yapayım dedi.
resmini çek bana at dedim.
çiçeklere mi bayılsam, küçücük olan ellerin büyümesine mi bayılsam, annesinin kır çiçeği aşkını aklından çıkarmamasına mı bayılsam bilemedim.
dileyen de bayılsın diye kızımın çektiği fotoğrafı buraya bırakıyorum.
ankara'da mis gibi bir hava var.
dün kızım arkadaşı ile kırk yılın başı sokağa çıktı ve gördüğü çiçekleri benim için topladı. sonra beni aradı, annecim bunlar hemen bozuluyor ne yapayım dedi.
resmini çek bana at dedim.
çiçeklere mi bayılsam, küçücük olan ellerin büyümesine mi bayılsam, annesinin kır çiçeği aşkını aklından çıkarmamasına mı bayılsam bilemedim.
dileyen de bayılsın diye kızımın çektiği fotoğrafı buraya bırakıyorum.
devamını gör...
alain badiou
1937 doğumlu fransız yazar, sosyolog, matematikçi ve filozof. çağının en etkili isimlerinden biridir badiou. yazdığı makaleler ve onlarca eser ile felsefenin en etkili isimleri arasına adını yazdırmıştır ve hakikat, etik, adalet gibi kavramların anlamlarını yeniden inşaa etmiştir. eserlerini anlayarak okumak zaten yeterince zor bu yüzden dilimize çevrilmiş olan eserlerini okumak daha anlaşılmaz olacaktır muhakkak çünkü henüz düzgün bir çevirisine denk gelmiş değilim. kendisinin türkiye'de olan gezi direnişi ile ilgili çıkarımları dikkate değerdir. ek olarak: (bkz: centre international d’étude de la philosophie française contemporaine)
--- alıntı ---
dans le monde d’aujourd’hui, la conviction est largement répandue que chacun ne suit que son intérêt. alors l’amour est une contre-épreuve. s’il n’est pas conçu comme le seul échange d’avantages réciproques, ou s’il n’est pas calculé longuement à l’avance comme un investissement rentable, l’amour est vraiment cette confiance faite au hasard. ıl nous amène dans les parages d’une expérience fondamentale de ce qu’est la différence et, au fond, dans l’idée qu’on peut expérimenter le monde du point de vue de la différence.
alain badiou, éloge de l'amour
--- alıntı ---
(bkz: l'être et l'événement)
(bkz: manifeste pour la philosophie)
(bkz: révolutions brouillon d'un commencement)
(bkz: la philosophie et l'événement)
(bkz: court traité d’ontologie transitoire)
(bkz: métaphysique du bonheur réel)
(bkz: les années rouges)
(bkz: dialectiques de la fable)
(bkz: que pense le poème?)
(bkz: éloge de l'amour)
--- alıntı ---
dans le monde d’aujourd’hui, la conviction est largement répandue que chacun ne suit que son intérêt. alors l’amour est une contre-épreuve. s’il n’est pas conçu comme le seul échange d’avantages réciproques, ou s’il n’est pas calculé longuement à l’avance comme un investissement rentable, l’amour est vraiment cette confiance faite au hasard. ıl nous amène dans les parages d’une expérience fondamentale de ce qu’est la différence et, au fond, dans l’idée qu’on peut expérimenter le monde du point de vue de la différence.
alain badiou, éloge de l'amour
--- alıntı ---
(bkz: l'être et l'événement)
(bkz: manifeste pour la philosophie)
(bkz: révolutions brouillon d'un commencement)
(bkz: la philosophie et l'événement)
(bkz: court traité d’ontologie transitoire)
(bkz: métaphysique du bonheur réel)
(bkz: les années rouges)
(bkz: dialectiques de la fable)
(bkz: que pense le poème?)
(bkz: éloge de l'amour)
devamını gör...
üç nokta kullanımının suyunun çıktığı an
konuşma tarzıma ve yazın üslubuma binaen, sık sık başvurmak durumunda kaldığım noktalama ışığıdır...
suyunu çıkarıyor muyum?
evet bazen...
lakin bununla ilgili hiç olumsuz dönüt almadım. alsam da düzeltir miydim?..
sanmıyorum..
bu benim... bu ben'in...
suyunu çıkarıyor muyum?
evet bazen...
lakin bununla ilgili hiç olumsuz dönüt almadım. alsam da düzeltir miydim?..
sanmıyorum..
bu benim... bu ben'in...
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
mutfağı kırıp döküyorumdur.
belki de yenilenmek için önce kırıp dökmek gerekmektedir kim bilir?

taşınma işlemleri, yerleşme falan filan derken sıra geldi tadilata. ustaların yaptık deyip daha çok batırdığı işler bitti. şimdi sırada en başından beri kafamda olan tadilatlar var. bu sene bitmeden istediğim gibi bir eve kavuşmuş olurum umarım.
neysem ben işime dönüyorum.
herkeslere güzel, tatlış günler efem.
belki de yenilenmek için önce kırıp dökmek gerekmektedir kim bilir?

taşınma işlemleri, yerleşme falan filan derken sıra geldi tadilata. ustaların yaptık deyip daha çok batırdığı işler bitti. şimdi sırada en başından beri kafamda olan tadilatlar var. bu sene bitmeden istediğim gibi bir eve kavuşmuş olurum umarım.
neysem ben işime dönüyorum.
herkeslere güzel, tatlış günler efem.
devamını gör...
sevdiğini söylemek
cesaretin en pahalısı.
devamını gör...
bu sabah nasıl uyandınız sorusu
sanki çok gitmek istediğim bir yere gidip de gelmişim gibi çok mutlu ve ferah uyandım.
devamını gör...
