(bkz: çok tuhaf soruşturma) adlı tiyotrosunun sinema versiyonu olan filmdir. tiyatrosu da güzeldir, bulursanız izleyinizdir efendim.
devamını gör...

torpilinin görev süresi dolduğunda ya da o makamdan ayrıldığında sap gibi ortada kalmaktadırlar. üzülüyor muyum? hayır tabii. işe girerken kimbilir kimlerin hakkını yiyerek oraya geliyorsun ve her ay maaşını alıp gönül rahatlığıyla harcıyorsun.

son yerel seçimlerde de gördüğümüz üzere yönetimi el değiştiren illerde işten çıkarmalar epey gündem oldu. şu hayatta özellikle türkiye'deki ortamda birilerinin adamı olarak bir yerlere gelmek çok mantıklı bir iş değil.

kul hakkı nedir? nasıl yenir? başlıklı kitaba katkıda bulunabilir tümü.
devamını gör...

ezik olduğumu öğrendiğim başlıktır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
yeşilköy, istanbul.
devamını gör...

fuat ergine boys anılar grubunun canlı yayında saldırması
devamını gör...

yalan haber arkadaşlar seri yayalım.

işsiz bir yazarın (piii bu bana çok uydu ya la.) yemeyip, içmeyip, gece gündüz, sözlükte yatıp kalkıp ulaşacağını sandığı eğlence. (asosyalim arkadaşlar tek eğlencem o konfetiler olacaktı.)

bu konuyu kime şikayet ediyoruz arkadaşlar bilen beni turunculasın?
hahahah.
devamını gör...

bayağıdır buraları boşladım ama kendimle savaşım hiç bitmiyor ki... sanki birçok cephede savaşan bir asker gibiyim, bir cephedeki saldırıyı biraz püskürtürken diğer cephede savaş şiddetleniyor... neyse artık hep bildiğim ve hiç unutmak istemediğim bir şey var ki her ne olursa olsun, sakin olmak, kendime şefkatli davranmak işleri kolaylaştırıyor.. en azından yaşananlar karşısında bir de kendi kendimi pataklamıyorum... şu kilo verme meselesi, bayağı zamandır gündemimde... karaciğer yağlanması da olunca diyetisyene gidip kendime daha kontrollü bir sistem oturtmak istemiştim ama olmuyor öyle işte... bana birisi yasak deyince o yasakları delmek için uğraşan bir yaramaz kız çocuğu var sanki içimde... bu gerçeği bildiğimden önceki seneler hiç diyetisyene gitmeden çok rahat kendi kendime sağlıklı beslenme ve spor programı düzenlemiş ve çok da iyi kilo vermiştim ama aradan geçen zaman içinde bu programı da bozacak kadar bazı zorluklar yaşayınca sağlıklı beslenme, spor falan yalan olmuştu. sonrasında karaciğer yağlanmasıyla yüzleşip daha da sıkı diyet yapmam lazım artık diyerek diyetisyene gitmiştim ama diyetisyene gittikten sonra daha çok kilo almıştım... şimdi de aynı döngü içindeyim... zorunluluklar, yasaklar falan beni bozuyor... halbuki yasak olmayınca o yiyecek aklıma bile gelmez ama yasak olduğunda aklımdan çıkmıyor... bu arada takibe aldığım hem psikolog hem de diyetisyen olan birisinin bir sözü bu konuda farkındalık kazanmamı sağladı... kendisi diyet mantığına karşı olan bir diyetisyen, yani piyasada pek nadir görülen türden bir diyetisyen.. neyse şöyle yazmış: "sağlık sorunlarından dolayı diyet yapmanız gerekiyorsa bile, burada amaç size sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırmaktır, yani yiyecekleri kısıtlamaya değil, sağlıklı yiyeceklere odaklanın." evet, bir kez daha anladım, yasak yiyecek diye bir şey yok aslında, dikkatini sağlıklı yiyeceklere verdiğinde o "yasak" yiyeceklerden de canın çektiğinde az miktarda yediğinde zaten kilo veriyorsun... yani, yasaklama, kısıtlama yok... dikkatini sağlıklı yiyeceklere, spora vermek var... bugün itibariyle buzdolabıma yapıştırdığım diyet listemi kaldırdım.. yasakların olmaması bile beni psikolojik açıdan rahatlatıyor... hadi bakalım birinci önceliğim kendime şefkatli olmak, sonrasında zaten istediklerimi başarırım diye umuyorum...
devamını gör...

camdan angry birds misali çöp poşeti fırlatmak, evet sözlük oturduğum sokakta bunu yapan anguslar mevcut.
devamını gör...

sen bir yıldızsın diyen (bkz: nikos vertis) şarkısı. bana, daha doğrusu ruhuma ait olan şarkılardan. belki de en güzellerinden.

/ποτέ τα όνειρά μου
δε θα΄χαν γίνει αληθινά
μα τώρα είσαι εδώ εσύ/ diyor şarkıda...

peki ya sen, en güzel rüyalarımın ta kendisiysen?
open.spotify.com/track/3i0h...

~ne oluyor bana,
anlatmaya korkuyorum.
benim kalbim kırık
gerçeği yaşamama izin ver...
gerçek bir aşk olması için
nedeni ve sonucu olması için
baktığım bu gözler...
onlarda sevgiyi bulmak için

eğer boş hayatımı aydınlatacak bir yıldızsan
asla sönme ve asla beni bırakma
bu aşk asla sönmeyecek
ama eğer bir rüya isen söndür ışıkları
böylece rüyalarda yaşayabileyim
asla şafak sökmesin, asla bitmesin
içimde kal ki seni sevebileyim

benim yolumda
her şey karanlıktı
rüyalarım asla gerçek olmayacaktı
ama şimdi sen buradasın
ve ben yeniden doğdum
sonumu başlangıcım,
benim hayatım sensin...~
devamını gör...

insanların beyin tembelliğini gördükçe her istediğimizi yapabileceğimizi anladık.diyerek herşeyi özetlemiştir.
devamını gör...

abdurrahman dilipak'ın 30 nisan 2020 tarihinde armağan çağlayanın gör beni isimli programında sarf ettiği rezalet söylemdir. bu söyleminden yola çıkarak kirli zihniyetlerinin nasıl çalıştığını ifade etmek istiyorum izninizle.

kendilerinin derin okumaları ve geldikleri çevrenin çok entelektüel(!) olması sebebiyle okulların yetersiz olduğunu ifade eden şahıs devamında ise okullarda öğretilen yalan yanlış* bilgilerin insanı imanından edebileceğine gönderme yapıyor. hatta yetmiyor olacak ki söyleşinin devamında çocukları yalan yanlış dini bilgiler edinmemesi için kendi kitaplarını okumaya yönlendirdiğinden bahsediyor.

daha detaylı izlemek isteyenler için;
programa buradan ulaşabilirsiniz

aslında bu kısma yazının ilerleyen vakitlerinde gelmeyi planlıyordum lakin videonun altında yazılan güzellemeleri okuduğumda yeniden sinir katsayım tavan yaptı ve manipülasyona ne kadar açık bir toplum olduğumuz ile yüzleştim o sebeple video altında okuyacağınız yorumlar bu girdiye kısmi manada kanıt niteliği taşımaktadır.

entelektüel toplum oluşturmak için birkaç kuşak okur-yazar olmalı ve temel düşünsel faaliyetleri yerine getirebilmelidir. bu konuda elbette çok fazla üzerine söylenecek söz yok. lakin eğitim kurumlarını karalayarak çok idealize ettiğiniz topluma ulaşmanızda mümkün görünmüyor bunun sebeplerini ise hemen aşağıda tüik verileri ile sabit olacak şekilde siz okuyuculara paylaşacağım.

öncelikle 2018 tarihli bir tüik verisini sizinle paylaşmak isterim;

2018’de 15 yaşından küçük 167 çocuk doğum yaptı. 15-17 yaş grubunda ise 11 bin 636 çocuk, anne oldu.
daha detaylı bilgi sahibi olmak için bu haber ile ilgili;euronews haberine buradan ulaşabilirsiniz

türkiyede son yıllarda artan çocuk evlilikleri ve istismar vakaları göz önüne alındığında bu tip söylemlerin sosyo-kültürel seviyesi düşük ve ekseriyetle ortadoğu zihniyetini koruma çabasında olan aileler tarafından bir savunma mekanizması olarak kullanılacağı gün gibi aşikardır. hemen ardından gelen bir konu ise bu memlekette bir çok aktivist yakın zamanlara kadar hala köy köy dolaşıp; baba beni okula gönder gibi projeler ile çocukları okullara ulaştırmaya çalışıyordu ki hala benzeri onlarca proje yürütülmeye devam edilmektedir. işte bu noktada bu tür söylemlerden salt kötü niyet okumak son derece yerli yerinde bir davranış olacaktır.

akışı biraz böleceğim bu paragrafta ancak buraya eklemeden edemeyeceğim. video boyunca nasıl mazlumun yanında olduğu konusunda güzellemeler yapan zat-ı muhterem islam ve diğerkamlık konusunda pek düşünmemiş olacak ki önünü ardını düşünmeden bu tehlikeli söylemlerini gün geçtikçe daha yüksek bir sesle ifade ediyor.

neyse efendim ben yazmaya devam edeyim çünkü hırsımı kolay kolay alabilecek gibi değilim.


kocaeli üniversitesi akademisyenlerinden yrd.doç.dr. ibrahim güran yumuşak'ın gelişmekte olan ülkeler ve türkiye açısından
kadın eğitiminin ekonomik ve sosyal boyutu üzerine bir değerlendirme
isimli makalesinde türkiye'nin gelişmekte olan ülkeler arasından seçtiği ülkeler arasında dahi 1990 senesi verilerine göre; erkeklerde %89, kadınlarda %66 oranında okuma-yazma oranı ile geri sıralarda. tüm bu veriler göz önüne alındığında dahi bile söylemin ne kadar kötücül sonuçlar doğurabileceği açıkca göz önündedir.
ilgili makalenin detaylarına buradan ulaşabilirsiniz

hala öfkem geçmedi ara ara gelip bu başlığı editleyerek yazmaya devam edeceğim.
devamını gör...

ne yazık ki bizim insanımız asla bir sorunu olduğunu kabul etmiyor. gelişmekte olan bir ülkede yaşıyoruz, 21. yüzyıldayız, böyle şeyler normal karşılanmalı artık. bana kalırsa bir hastalığı olmayan insan da psikoloğa gitmeli. insanların konuşmaya, anlatmaya, dinlenmeye ve dinlenilmeye ihtiyaçları var.
devamını gör...

pes ettiğim olaydır. arkadaşlar 7/24 burada mısınız napıyorsunuz ya
devamını gör...

ayrılmış olduğunuz kişinin nefes almadan sevgili yapıp seneniz dolmadan evlenmesidir.*

kısmet açıcı olarak bilinmekteyimdir.

evlenmeyeni dövüyorlar heralde diye zaman zaman düşünmeme sebep olan durumdur.

boş yok gel gel evlendirme garantili ilişki başlatılır. senesine varmadan nikah. şahit olunur, çeyreği bile takılır.

komik mi?*
devamını gör...

önünde nargile, elinde tespih, avını arayan bir avcı gibi etrafı süzmeleridir.
devamını gör...

montumun üstüne kim montunu astı ?
devamını gör...

plak.
devamını gör...

2 saatlik çalışma süresinde bir telefon çalmıştır, bir tuvalete gidilmiştir, bir kahve yapılmıştır. 2 saati doldurunca maçın hakemi gibi kayıp zaman belirleyip çalışma ona göre tamamlanır. yavaş yavaş kafayı sıyırdığımın belgesidir bu başlık.
devamını gör...

hiçbir zaman kendimi tam açamıyorum. beni çok iyi tanıdığını sanan kişiler bile aslında benim hakkımda hiçbir şey bilmiyorlar. güvenmiyorum, güvenemiyorum. sanki kendim mükemmelmişim gibi mükemmelliyetciyim. en küçük şeyde bile sebepsiz yere karşımdaki kişiden soğuyabiliyorum, dengesizim. sürekli melankoli içerisindeyim. say say bitmez dostlar. yalnız kalmaya ve merdumgiriz olmaya devam.
devamını gör...

sabahın altısında odaya girip kalksana saat 10:00 oldu diye yataktan kaldırırdı.
niyeti geç kalmamı önlemekti ama aksiyona ne gerek vardı be anacım.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim