nazi almanyasında kraft durch freude sloganının türkçesi. kısaltılmış şekli almanca kelimelerin baş harfi ile kdf dir. devlet kontrolündeki büyük bir eğlence organizasyonudur.

nazilerin ilk döneminde işçileri motive etmek için uygulanan bir programdı. naziler iktidara geldiklerinde sosyalist ve komünistler hala almanyada çok güçlüydü ve tahmin edileceği üzere sendikalar onların en büyük destekçisiydi.

hitler 1 mayıs 1933 de işçi bayramının ertesi günü tüm sendikaları kapatır ve liderlerini tutuklatır 2 mayısta alman emek cephesi adıyla yeni bir sendika kurar ve tüm işçilerin bu sendikaya üye olmasını zorunlu kılar. o zamanki şartlarda almanya'da işçilerin tatile gitmesi hayaldir. hitler kurdurduğu alman emek cephesi yoluyla işçileri devletin inşa ettiği tatil köylerinde her şey dahil konsepti ile tatil yapmalarını sağlar. adı tatildir ama amaç farklıdır, her şeyden önce katılmak zorunludur ve orada yan gelip yatmak hayaldir. nazi partisinin düzenlediği her türlü etkinliğe katılmanız gerekmektedir ve propaganda toplantılarına da katılımınız zorunludur. kısaca nazi ideolojisi buralarda doğrudan işçilerin beyinlere enjekte edilmektedir. her şey askeri bir disiplin içerisinde yapılmaktadır. sabah kalkış saatiniz, yemek saati, düzenlenen aktiviteler, propaganda toplantıları, akşam yatış saatiniz vs... her şeyin zamanı bellidir.

iş sadece tatil köyleri ile sınırlı kalmaz. işçiler özel olarak inşa edilen gemilerle deniz seyahatine yollanır ve tabii ki burada da gerekli propaganda yapılır.

üçüncü aşama ise herkesin alabileceği bir halk arabası yapmaktır. meşhur volkswagen kaplumbağa modeli bunun eseridir. volkswagen zaten almancada halkın arabası demektir. fiyatı 999 dm olacaktır böylece herkes onu alabilecektir.

yukarıda saydığım yollarla hitler işçileri tamamen kendine bağlamış ve sol muhalefeti tamamen susturmuştur. tek tip insan, tek tip devlet ve tek tip ideoloji sağlamak adına yapılan bu program sayesinde, aynı dönemde avrupanın diğer ülkelerindeki işçiler tatili hayallerinde görürken nazi almanyasının işçileri (göreceli) tatil yapabilmiştir.

baltık denizi kenarındaki prora'da bizzat hitler'in emri ile 4,5 kilometre uzunluğunda (evet 4,5 km) devasa tatil köyü bu program için yapılmıştır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kime ne bundan. zararı var mı. yok. o zaman bi bırakın bu ayrımcılığı.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

antalya'nın kaş ilçesindeki yüksek kesimlerde kar yağışının etkili olduğu köyde çobanlık yapan bir vatandaş tarafından görüntülendi. haziran ortası ve de antalya. mevsimler iyice dengesini şaştı
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
buradan
devamını gör...

şırnak ilinin büyük ve bana göre en güzel ilçelerinden biridir.

habur sınır kapısına araçla 20 dakika mesafede. enfes köyleri piknik, doğa yürüyüşleri için birebirdir.

zamanında çatışmalardan, yasaklardan, yıkık dökük evlerden, bakımsız yol ve kamu binalarından çok çekmiş olsa da 5 yıl gibi bir sürede aşırı ilerleme kaydetmiş, halkı kendini ve kentini toparlayabilmiştir. hali hazırda kentin merkezi niteliğindeki dörtyolda da büyük bir avm açılıyor. kaçak çayın tadına varacağınız, batıda alacağınız telefonu burada neredeyse %35'lik bir fiyat düşüşüyle alacağınız, misavirperverlikten gına edeceğiniz bir ilçe.

ilçede sinema, tiyatro gibi sanatsal faaliyetlerin bulunmaması ve yapılacak sosyal aktivitenin az olması can sıkıcıdır ama büyük bir beklentiyle gelmeyecek olanları üzmeyecek ilçedir.

son yıllarda da şaşırtıcı bir şekilde hızla gelişerek altyapı sorunları en aza indirilmiş, konutsal etkinlikler faaliyet göstererek ilçenin büyümesini ve olanaklarının çoğalmasını sağlamıştır.

ve evet geldik en olumsuz özelliğine. sıcak. resmen insanı tokatlıyor yahu. gelirken eğer bir süre kalacaksanız veya yerleşecekseniz mutlaka klimayı en öncelikli plan olarak tutun.
devamını gör...

“sana çirkin dediler, düşmanı oldum güzelin
sana kafir dediler, diş biledim hak'ka bile”

faruk nafiz çamlıbel - firari
devamını gör...

günaydın sözlük canıms.
seni rüyamda gördüm.
devamını gör...

bırakın hoşlanmayı o hariç herkesten hoşlanabileceğimi zannetmesi için elimden geleni yapıyorum galiba
devamını gör...

eşim uzmanıdır.

yalnız başıma düşünecek dahi olsam "ne düşünüyon" diye yapıştırır.

burada birine kızgın yazıyım; ne oldu gerildin! birşeye gülümseyim; ne gevriyon! şeklinde beni takip etmektedir..
devamını gör...

yunan mitolojisi'nde tıbbın ve sağlığın tanrısıdır.

asklepios'a hekimlik sanatını öğreten de kheiron'dur. kherion doğada yaşayan, doğanın sırrına ermiş bir at adamdır. sağlığın kaynağı da doğadadır. asklepios böylece usta bir hekim olarak yetişir. asklepios'un kheiron'a verilmesi de oldukça ilginç bir hikayedir.
--- alıntı ---

teselya kralı’nın kızı koronis tanrı apollon ile ilişkiye girer ve ondan gebe kalır. ne var ki, tanrının çocuğunu karnında taşırken arkadya’dan gelen bir yabancıyı da yatağına alır. bu haberi tanrıya kutsal kuşu olan karga verir.apollon kız kardeşi artemis'i koronis'i cezalandırmak üzere görevlendirir. artemis de kadını bir odun yığınının üzerinde diri diri yanmaya mahkûm eder. o ateş öyle büyüktür ki, o zamanlar köpükler gibi ak olan karga tüyleri, o günden sonra is karası rengi olur. kadın alevler üzerinde can vermek üzeredir ki; apollon çocuğunu koronis’in karnından alır. çocuğu yetiştirmesi için at adam kheiron’a verir.

bu olay hekim-tanrının son anda kurtarıcı olarak yetişmesinin simgesidir.

--- alıntı ---

bugün tıbbın simgesi olarak bildiğimiz yılan dolanmış asa da asklepios'un asasıdır. asklepios bu asasını hiç yanından ayırmaz, her yere onunla gidermiş. bu asa onun hastadan hastaya yorulmadan koşmasına yardım edermiş. daha da ileriye giderek bu asa ile ölüleri diriltmeye de çalışmıştır. bu olay mitolojide şöyle anlatılır:
--- alıntı ---

tanrıça athena, gorgon canavarı öldüğü zaman bedeninden akan kanı toplamış ve asklepios’a vermiştir. gorgon’nun sağ tarafındaki damarlarda zehirli, sol tarafındaki damarlarda şifalı kan varmış. asklepios bu şifalı kanla ölüleri diriltme yoluna gitmiş.

ancak insanların ölümsüz olması fikri hem zeus'un iktidarını sarsmış, hem de yeraltınının tanrısı hades'i çok kızdırmış. ve hades kardeşini bir şeyler yapması konusunda kışkırtmış, zeus da asklepius'un başına bir şimşek fırlatarak onu öldürmüş. derler ki o an asklepius'un elinde reçete yazılı olan kâğıt toprağa düşmüş ve yağan yağmurla üzerindeki yazılar toprağa karışmış. oradan da her derde deva sarımsak bitmiş. apollon da, zeus’a yıldırımları bağışlayan kykloplar’ı öldürerek, oğlunun öcünü almış.

--- alıntı ---

asklepios ağrıları azaltan tanrıça olarak bilinen epione ile evlidir. bu evlilikten dört erkek, altı da kız çocuğu dünyaya gelmiştir. çocuklarının da sağlıkla ilgili görevleri vardır.
agleae doğal güzellikten, meditrina uzun yaşamdan, hygieia temizlik ve hastalıklardan korunmadan, aceso, panacea ve laso ise iyileşmeden sorumlu tanrıçalardır.

en önemlisi ise kızı hygieia'dır. babasının yok oluşundan sonra hekimlik sanatını devam ettirmiştir.

asklepios adına tapınaklar da kurulmuştur. atina'da, bergama'da ve izmir'de adına tapınaklar dikilmiştir. bergama'da bulunan ve asclepion olarak bilinen sağlık sitesi ise antik yunan'daki üç büyük sağlık sitesinden biri olarak kabul edilir. günümüze kadar ayakta kalan tek asklepion bergama’dakidir.
devamını gör...

keşke 700 bölüm olsaydı ve izleseydim dediğim harika dizidir. gerçekten çok beğendim ve çok güldüm. youtube'da takılırken ilk bölümünü koyduklarını gördüm ve izlemeye başladım. sonra tabii ki devamı geldi. çok güzeldi. dediğim gibi 700 bölüm olsa sıkılmadan izlerim. çok kısa sürede 12 bölümü izleyip bitirdim. umarım feyyaz yiğit ve aziz kedi böyle projelere devam ederler. sanki yıllardır aradığım bir içeriği bulmuş gibi tükettim.
dijital platformların avantajı ve özgürlüğü burada devreye giriyor. bu içeriği televizyona yapamazdınız. dijital platform olunca üreticiler kafalarında bulunan absürtlüğü istedikleri gibi yansıtıyorlar seyirci keyif alarak izliyor.

dizinin bölümleri kısa kısa ilerliyor. 1 saati geçmeyecek şekilde birbirinden farklı bölümler izliyoruz. her bölüm belirli bir ortalamanın üstünde ama bazı bölümler gerçekten mükemmele yakın.
dizinin yayınlanma tarihi 1 ocak 2021. senaryoda feyyaz yiğit ve aziz kedi bulunuyor. görüntü yönetmenliğinde ise ersin gök iyi iş çıkarmış. kendine has tarzı belli oluyor. dizinin yönetmeni ömer sinir. dizinin yapımcılığını cebeci yapım üstleniyor. başrollerinde feyyaz yiğit ve kıvanç kılınç yer alıyor.

gerçekten izlediğim ve hissettiğim şey şuydu. feyyaz yiğit ve kıvanç kılınç ne kadar uyumlular. çok uyumlular ve çok komikler. birbirlerini tamamlıyorlar. esprililer, gözlemler, analizler, söylemler çok başarılı. durum komedisi, absürt mizah dediğimiz olay sanırım tam olarak böyle oluyor. nefis.

keşke bitmeseydi dediğim 12 harika bölüm. 12 farklı bölüm. hayvan gibi güldüm. ayrıca dizinin çekimleri istanbulda yapılmış ve mekanları çok beğendim. yılmaz'ın evi ve oturdukları kafe çok samimi geldi. o mahalleyi çok sevdim. niye sadece 12 bölüm yaptınız ulan çok üzüldüm.
dizinin bölüm adları şu şekilde.

1. bölüm: kokariç (çok güzeldi)
2.bölüm: vatka (çok güzeldi)
3. bölüm: nü model (farklıydı eh işte)
4. bölüm: erasmus'la gelen yamyam ( en sevdiğim bölümdü)
5. bölüm: yanlış mentor (eh işte)
6. bölüm: karanlık güç (eh işte)
7. bölüm: ikinci yol (güzeldi)
8. bölüm: badana (çok güzeldi)
9. bölüm: ayırtma yenilemesi (eh işte)
10. bölüm: kan parası (çok güzeldi)
11. bölüm: yılmaz bey banyo (favori bölümlerimden biriydi)
12.bölüm: atın bulunuşu (favori bölümlerimden biriydi)
devamını gör...

ağzı açmaya yarayan çene kasının latince ismidir.
çenesi düşük insanlarda çok büyüdüğü söylenmektedir.*
devamını gör...

küskünç olması. küsüyor ve barışmıyor arkadaş! sanırsın gavur kızıyım ben.
devamını gör...

kendi iradesi dışında zarar görmüş hede.

"vuruğu var" cümlesinin hem özne hem de fiiliyatı. kendi kendine yapamaz bu hali, kendi kendimi kimse vuruk yapamaz, buna inanmıyorum? kırar, çatlatır ama vuruk illa ki 3. şahıslara muhtaç.

vuruk yaşamlar içten içe hepimizin başında, ya içimiz vuruk ya içimiz başkasının vuruk sebebi.

zarar dışta gözükse bile, esası iç kısmında.
devamını gör...

yavuz : ardına bakma mecnun
mecnun : kader almaya mı geldi beni benden?
yavuz : bunu bir daha sorma mecnun.
mecnun : neden at mı var arkamda?

işveren : ismail bey dağcılık tecrübeniz var mı?
ismail abi : ya sayın işveren senin ağzından çıkanla kulağının duyduğunun tutmadığının farkında mısın acaba? dağcılık benim genlerimde var, aileden gelir bizde dağcılık. benim halamı dağa kaldırmışlar.
devamını gör...

kevin carter tarafından sudan'da çekilmiş olan, birçoğumuzun daha önce görmüş olduğu son derece trajik fotoğraf: akbaba ve küçük kız.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı

kızın anne ve babası, birleşmiş milletler'e ait yiyecek dağıtılan merkezlerden birine giderken küçük kızı kısa süreliğine oraya bırakırlar. bu sırada kızın arkasına konan bir akbaba, büyük ihtimalle küçük kızı yemek niyetindedir. carter önce birkaç fotoğraf çeker ve ardından akbabayı kovalar oradan. daha sonra kızı orada bırakarak yiyecek merkezine gider.

***

fotoğraf, 1993 yılında çekildi ve the new york times adlı gazeteye verildi. ardından birçok insan, çocuğun hayatta olup olmadığını öğrenmek için gazeteyi telefon yağmuruna tuttu.

o dönemde carter ağır eleştirilere maruz kaldı. akbabayı kovmuş olsa da, bunu yapmadan önce fotoğraf çekmekle uğraşarak zaman kaybettiği ve küçük kıza yardım etmediği için aşırı derecede eleştirildi. ancak carter'a söylenen, kıtlık kurbanlarından hastalık yayıldığı ve onlara kesinlikle dokunmaması gerektiğiydi. buna rağmen carter'ın kendisi de kıza yardım etmediği için pişmandı ve bunu birkaç kez dile getirmişti.

1 yıl sonra bu fotoğraf carter'a pulitzer ödülü'nü * kazandırdı. ancak carter aynı yıl intihar ederek hayatını kaybetti. intihar notunda depresyonda olduğunu belirtmiş, hem parasızlıktan ve zor durumda olduğundan bahsetmiş hem de "açlıktan ölmek üzere olan çocukların", "insanları infaz etmekten keyif alan adamların" canlı hatıraları nedeniyle son derece rahatsız olduğunu yazmıştı.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
(görsel, miro.medium. com'dan alıntıdır.)

edit: bozuk görsel linki düzeltildi.
devamını gör...

muhabbeti çok keyifli, aynı zamanda bilgili bir yazardır kendisi.
sarayburnu civarında yüzme keyfini sahip olmasıyla şanslı olduğunu söylemek lazım.
nice güzel tanımlara.*
devamını gör...

tomris uyar kitabıdır.

yedi ölümcül günah. bizi cehennem ateşine ikna edecek yedi ölümcül günah. cehennem kapılarından girişimizi kolaylaştıracak yedi ölümcül günah. ama farkında olmadığımız bir nokta var. o da şudur ki bu yedi ölümcül günah içinde yaşadığımız dünyayı cehenneme çevirmekte ve soyut bir cehennem fikrine gerek bırakmamakta.

bu günahların ilki gurur: bunu kendini beğenmişlik şeklinde ifade edebiliriz. tek tek bireyler üzerinden değil de kendini en üstün yaşam formu sanan dünyanın virüsü insanlık için bir hastalık olarak değerlendirmemiz gerekir bunu. konuşabildiğimiz için hayvanlardan ve bitkilerden üstün olduğumuza inanırız ve düşündüğümüz için. acaba hayvanların konuşma şeklini idrak edemeyecek kadar zavallı beyinlere sahip olduğumuzu ne zaman anlayacağız?

sevdiğimiz günahlarımızın ikincisi açgözlülük: bütün maddelerde olduğu gibi bu maddeyi de zavallı insanlık üzerinden açıklamaya çalışalım. açgözlülük insanların en temel özelliklerinden biri. insan açgözlü hayvandır. zira hiçbir hayvan ihtiyacından fazlasına göz dikmez. ama en ilkel hayvan olan insan biriktirmeden, ihtiyacından fazlasını istiflemeden duramaz. gözünün açlığı ruhunu doyurmaya yetmez insanların, bu yüzden ruhlarımız böyle bir deri bir kemik.

asla vazgeçmek istemediğimiz üçüncü günahımız ise şehvet: bu en tuhaf ve belki de en karşı konulmaz olan günahımız. ve en anlamsız olanı, kendimize kurallar koyup onları bozmak için yan yollara başvurmak zorunda kaldığımız yadsınamaz bir gerçek ve bunu en çok şehvet günahını işlerken yapıyoruz. doğal duygularımızı baskılayarak onları yapay bir hale getiriyor, sonra kendimize eziyet edip bu hislerden kaçmaya çalışıp en sonunda yenik düşüyoruz. tuhaf varlıklarız.

günahlarımızın gülü kıskançlık: insan her şeyi kıskanabilir, insan hasetinden çatır çatır çatlayabilir. insan, herhangi bir konuda kendinden daha iyi olan birini gördüğünde onun seviyesine yükselmek yerine onu kendi yanına çekmek için elinden geleni yapabilir. insan birini överken kelimeler ağzının içinde boğulurken, birini yererken aynı kelimeler kapakları açılmış bir barajdan fışkıran sular gibi özgür, acımasız ve gürültülüdür. insan kendini bile kıskanabilir ki bu, onu ateşin ortasında kendi kendini sokan bir akrebe çevirebilir.

en lezzetli günahımız tabii ki oburluk: yediğimiz önümüzde yemediğimiz arkamızdayken kötü kalpli bir oblomov’a dönüşüyoruz ağır ağır ama hızla. karnını doyurmak için avlanan hayvanları ilkel ve vahşi gören insanlık, gördüğü her şeyi yemek için amansız bir savaş veriyor. gününün büyük bir çoğunluğu hangi hayvanın etini yiyeceğine karar vermekle geçiyor. kendi başını yiyeceği günler de yakındır. afiyet olsun insanlık!

ateşine yandığımız diğer günahımız ise gazap: bunu uzun uzun anlatmaya gerek yok. nedensiz öfkemizle kendi türümüze yapmadığımız kalmadı tarih boyunca. engizisyon mahkemeleri, dünya savaşları, petrol savaşları, din savaşları; radikaller, faşistler, aşırılar, zavallılar... öfkemiz o kadar büyük ki sadece öldürmekle yetinmiyoruz, acı çektirmek istiyoruz karşımızdakine. içimiz soğusun istiyoruz, ama öldürdükçe azalıyoruz. başın sağolsun insanlık!

son günahımız ise sona kalmayı hak eden bir günah olan tembellik: içimizde bir miskinlik olduğu için teknoloji diye bir şey icat ettik. bizim yerimiz iş gören makineler, bizim yerimize düşünen bilgisayarlar, bizim yerimize hareket eden araçlar... biz de böylece miskin miskin oturma hakkına sahip olduk ama kendimize şunu sormamız gerekmez mi: biz bu gezegende boş boş oturarak kime ne fayda sağlıyoruz? kurumaya yüz tutmuş bir ağaçtan daha faydasız bir asalaktır insanlık dünyanın kabuğuna tutunarak yaşayan. kalk yerine yat, insanlık!

acaba sekizinci günah bunların hepsinin bir araya toplanması mı? acaba en büyük günah insan olmak mı?
devamını gör...

1999 yılında uluslararası müzik konseyi tarafından unesco müzik ödülü'ne layık görülen azerbaycanlı ses sanatçısıdır.

alim hamza oğlu kasımov azerbaycan'ın klasik müziği olan muğamın etkili icracılarından olmasının yanında; sufi geleneğinden esinlenen müziği ile de başarı kazanmıştır. aşık tarzı halk müziği geleneğini de içinde barındıran alim kasımov'un müziğine, türk ve fars edebiyatının önemli isimleri de kaynaklık etmiştir. en önemli albümleri the legendary art of mugham ve love's deep ocean adını taşımaktadır.
istanbul konserinde bir hayranı "…. muğamı söyle aliiiim" deyince "onu karabağ'da söyleyeceyik inşallah" demişti. karabağ kurtulduğuna göre birlikte söyleriz alim.
ne oldu paşinyan, yol çekiyordun cebrayıl'a, reks eyliyordun?
devamını gör...

dogmaları bırakıp ilerleyin ters düşersem bilimi seçin diyen bir fikirdir ancak ağır gelenler kaldıramayıp çamur atabilir. aldığı iki lirasından biriyle kitap alan atatürk'ün oda dolusu kitaplarını gördükten sonra dahi örnek alınması gerektiğine karar verip nutuk'unu okudum ve onun kadar başarı elde edememişlerin kinlerine nefret söylemlerine rağmen yaptığı hamlelerin bilime, milletin hürriyetine, kadın haklarına, çocuklara verdiği değer, bıraktığı cumhuriyet, ülkesini dert edip sil baştan tarih açması azminden sonra bile izinden gidilmesi gerektiğini gördüm.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim