ilk cumhurbaşkanı ve ülkenin kurucusu mustafa kemal atatürk'ün yetkilerini 80 yıldır sorgulayanların samimiyet içermeyen sözüdür.
devamını gör...

genel olarak, misafirliğe gelmesidir.

gelmeyin lan.
devamını gör...

haklı bir isyana sebep olan, türkiye'de artık şaşırtmayan ve sevgili yazarımızın hak etmediği bir olaydır.
göz göre göre insanlar fakirliğe, çaresizliğe mahkum ediliyor. ne yazık ki yazar arkadaşımızın durumunda olan milyonlar var. ve hatta ne yazık ki, bu durumda olmayı kendi durumlarında olmaya tercih edecek binlerce insan da var bu ülkede.
ve maalesef elden hiçbir şey gelmiyor. bugünler de geçsin daha iyi olur bir şeyler diyemiyoruz, her geçen günün bir öncekini aratacağını biliyoruz. korkunç bir yaşama mahkum edilmek isteniyoruz.
ama yine de, ne olursa olsun, umudu kaybetmemek gerek. bir şekilde hayatta kalmaya devam ediyorsak çıkış yolu aramak, umut etmeye çalışmak gerek.
umarım en kısa zamanda bu durumdaki herkes bir iş bulur mucizevi bir şekilde.
devamını gör...

hayır için yapmadığına göre normal olan durumdur, kadının mesleği bu başka ne olacaağıdı.
devamını gör...

kara mizahın en efsanesi. ali atay bu işi çok iyi biliyor. feyyaz yiğit ve doğu demirkolun oyunculuğu harika. amae espri anlayışı düşük olan insanların güleceğini sanmıyorum. bir zamanların klişesi “cem yılmaz çok iyi komedyen abi, herkes anlamaz...adam ince espri yapıyor” aynen bunun için de geçerli bence.
zaten filmi bir kere izledikten sonra replikleri falan ezberliyorsun. sonra günlük hayatında bir olay/mevzu oluyor, sen “şak” diye yapıştırıyorsun repliği.
devamını gör...

yakın zamanda çıkmış ve epey ses etmiş güney kore dizisi, 10 bölümden oluşuyor. klasik bir romantizmden konusunu alıyor sanarak izlemeye başlamıştım ama sonunda sinir olarak kapattım. nabi karakterini izlerken defalarca kafamdan gerizekalı olup olmadığını geçirdim. eski sevgilisi olsun, yeni bir "ilişkiye' yelken açtığı jae eon olsun hepsi tarafından açık açık kullanıldığını nasıl fark etmez diye düşünmekten kafayı yedim. jae eon tam anlamıyla her şekilde istediğini yapan erkek tiplemesini oynuyor benim gözümde. övülecek bir tarafını göremiyorum kendi açımdan, sanki nabi ile olan tuhaf ilişkisinde her zaman "ben bir şey yapmadım, bunu sen de istiyorsun." diyerek işin içinden çıkıyordu. yaşadıkları açık ilişki sebebiyle jae eon'un haklı olduğunu düşünenler olacaktır ancak nabi'nin hayatına olan saygısızlığı, kadının üzerinde tahakküm kurmaya çalışması ve tüm bunların ardından hiçbir şey yokmuş gibi davranması hiçbir ilişkinin hak etmediği tavırları barındırıyor. ama nabi'nin de kendisine saygısı olmayan bir karakter olduğu görülüyor. açıkça kullanıldığı bir ilişkiden sonra jae eon ile yeniliğe adım atması, geçmişinden hiçbir şey öğrenmediğini gösteriyor. ayrıca duygularını karşı koyamıyor, annesi gibi olmayacağını söylüyor ama tercih ettiği erkekler, annesinin hayatında bulunanlardan farklı değil. böyle bir ikiliyi izlemek beni oldukça sinir etti. yan karakterlerin onlardan daha çekilir bir hikayesi vardı. bitna adlı karakter en azından sevgilisi için çabalayıp ilişkiyi eline almaya çalışıyordu, fark etmediği şeyleri öğrenip gelişimini bize gösteriyordu. lezbiyen karakterlerin bile gitgelleri daha çekilirdi. sanırım bu kadar gündeme gelmesinin sebebi, muhafazakar bir toplum olan güney kore için sınırlarını zorlayan bir dizi olması. belki nabi ve jae eon karakterlerinin ilişkisi bu kadar romantize edilmeden, objektif bir şekilde çekilse daha anlamlı bir yapım olacaktı.
devamını gör...

değer verilmediği için 1.sezonda final yapan,türk dizi tarihinin en iyi fantastik dizisi olduğunu düşündüğüm başyapıt. aslen los protegidos dizisinden uyarlansa da bu çok iyi bir dizi olduğu gerçeğini değiştirmez.


tam hatırlamasam da bir tane manyak bilim adamı bazı çocuklar üzerinde deney yağıyordu diye aklımda kalmış. nedeni kendi kızının dokunduğu her şeyi çürütmesine çare bulmak. bu çocuklar arasında sanırım şöyle süper güçleri olan çocuklar vardı: elektirik kız,metalleri kontrol eden çocuk,insanlara istediğini yaptırabilen genç,bi de görünmez genç adam vardı sanırsam.


ahh ulan tilki. sevdiğine dokunamak çok kötü bir şey olmalı.
devamını gör...

üç kere a a a üç kere b b b üç kere a üç kere b alfabe elimin tersi eteğimin pilesi saçlarımın kurdelesi ay çok mersi çok çok mersi ben seni saat onda köşe başı çin lokantasında bekliyorum gelmezsen küsüyorum mektubunu kesiyorum yüzüğünü atıyorum ay ben bayılıyorum gelirsen ayılıyorum mektubunu okuyorum yüzüğünü takıyorum ay ben seni çok seviyoruumm
devamını gör...

ülkenin her yerine sokak hayvanları için lüks barınaklar yaptırırdım.
devamını gör...

"insanlar birbirlerine gülüyorlarsa aralarında nefret, birbirleriyle gülüyorsa aralarında sevgi çoğalıyormuş."
iskender pala
devamını gör...

bu sıralar fark etmişsinizdir nickaltı başlıkları arttı. peki niye? çünkü sevgiye açız. sevilmeye muhtacız. ilk zamanlar ben de kızıyordum bu muhabbete. şimdilerde nickaltı girilince mutlu oluyorum. anonim de olsak birbirimizi sevelim, sevilelim.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
(tematik)

portekiz doğumlu kaşif ve denizcidir.

afrika'nın güney ucu olan ümit burnu'nu gemiyle dolaşan ilk insandır.
devamını gör...

evde gereksiz kavgalar çıkaran,
ben işe gittikten sonra, gün içinde,
'seni seviyorum, beni affettinmi' şeklinde,
karımdan gelen mesajlar.
devamını gör...


-acılarım kaç gün sürecek portuga?
+40 gün
-40 gün sonra geçecek mi?
+hayır,alışıcaksın...
devamını gör...

alfa sevgilidir olum bu. reis diyecek samimiyeti kurduysanız reisi kaçırmayın derim. reis hitabınıza 'başqan' diye karşılık veriyorsa da alın nikahı basın kardolar. daha fazla kekolaşmadan burayı terk edem de bizim reisle iki goygoy çevirem.
devamını gör...

okuduğunu anlamama.
dik kafalı olmak.
öğrenmeye, meraklı olmamak.
edit: genç kardeşlerim alınma yın; bu hataların tümünü zamanında ben de yaptım, bu sorun hepimizin sorunu.
devamını gör...

arttırıyorum; 3 çeşit vardır.
3. çeşit: hem okuyup hem yazanlar. olması gereken.
devamını gör...

aynı zamanda şarkı sözüdür :
zümrüd-ü anka
bir kara karga
çağırıma gelmez
kendisi darda.
devamını gör...

cesare pavese’nin yalnız kadınlar arasında isimli kitabın seksen dokuzuncu sayfasında geçen cümledir.

benim de içimden geçenleri ortaya koyduğu için bu cümleyi çok sevdim. çünkü ben de eğer bir gün ölürsem havaların açmasını beklemeye niyetliyim. şöyle serin bir bahar akşamı olsun istiyorum. eğer bu dünyaya bir gün veda edeceksem en azından bunun nasıl, ne zaman ve ne şartlar altında gerçekleşeceğine karar veren kişi olmak isterim.

sonbahar ya da ilkbahar yağmurlarının olduğu bir güne denk gelmemesi gerekir mesela. yağmurlu bir haftanın saçma sapan bir gününde insanlar cenazemde ayakta durmak ve ıslanmak zorunda olmamalı.

rüzgar kesinlikle kabul edilemez. cenazemde ayakta dikilen insanların saçlarının rüzgar yüzünden dağılmasını istemiyorum. uçuşan kıyafetlere maruz kalmak da istemiyorum ayrıca.

çok sıcak bir gün de rahatsız edici olur. ter içinde benim bedenen de dünyayı terk etmemi izlemek için gelen insanların homurdanmaları hoşuma gitmez sanırım. ya da tepemde bekleyen insanların her şeyi yelpaze gibi kullanma girişimleri bana komik gelebilir. ve insan kendi cenazesinde gülmemeli.

o yüzden serin bir bahar sonu uygun olabilir bunun için. ben zaten her zaman mayıs ayını çok yakışıklı bulmuşumdur. benim için mayıs yılın jön ayıdır. şık giyimli, güzel kokan ve kendinden emin bir ay. mayıs’ın sonu kendini haziran zannetme hatasına düşer, o yüzden mayıs sonu olmaz. mayısın başı ise henüz mayıs olmayı başaramamıştır, o yüzden mayıs balı da olmaz. bence 20 mayıs en uygun zamandır. havaların açmasını bekliyorum.

zaten ben ölürsem açık bir havada ve akşam üstü ölürüm.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim