kutlu olsun!
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

berrak masmavi bir göl ya da deniz, kıyısında da çam ağaçları ile donatılmış bir dağ ve dağın üzerinden yavaşça süzülüp yükselen dolunayın olduğu bir tabiat fotoğrafı.
devamını gör...

sahte kabadayı filmindeki dikiştutmaz sabri’nin adamlarına tedbir anlamında söylediği ikaz cümlesidir. burası karışacak vaziyet alın
devamını gör...

gamzedeyim deva bulmam adlı parçaya cover yapmadan önce klarnetçiye acaba aşk acısı mı çektirdiler diye merak etmiyor değilim.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

mutluyken cennet, hüzülüyken cehennem, hissiyatsızken arafta gibi bir şey.
devamını gör...

yaşadım ben bunu. lise sondaydım sanırım, oturduğum bir uçurum kenarına bir hışımla bir adam geldi. sol elinde sayfa sayfa faturalar vardı. rüzgar biraz daha şiddetli esse belki o faturaları alıp götürürdü. bir an için öyle olsun istemiştim. genç bir adam, üzerinde iş kıyafetleri. sanırım bu kadar ciddi durumlarda insanın bakışından duruşundan anlaşılıyor neye niyetlendiği. o an bir şeyler söylemek istedim. gerçekten işe yarar ne söyleyebilirim bilemedim. ben oturuyorum, adam elinde faturalar, suratında yıkılmış bir ifadeyle ayakta, her an kendini tek bir adımla boşluğa bırakacakmış gibi. değil son söz, ağzımdan çıkacak ilk sözü dahi bulamadım. adamın yüzünden kaç bulut, kaç acı geçti o kısa sürede. renk renk faturalar uçuşuyor. hiçbir şey söyleyemiyorum ama deli gibi korkuyorum atlayacak diye. adam derin bir nefes aldı, geldiği gibi hızla geri döndü. hemen arkasından ben de derin bir nefes aldım.

bu yüzden gerçekten uçurumdan atlayacak birine söylenebilecek son söz hakkında bir fikri olanları merakla okuyorum.
devamını gör...

antik çağ'ın ilk sağlık merkezini kuran ve (bkz: parşömen) kağıdını icat eden krallıktır.

bergama kütüphanesi de bu krallık tarafından kurulmuştur.
devamını gör...

(bkz: orhan pamuk) kitabı. 2008 yılında yayımlanmıştır. müthiş bir aşk kitabıdır. pamuk bu kitabı kızına ithaf etmiştir. baştan söyleyeyim orhan pamuk'un kalemini, anlatımını çok severim. bütün kitaplarını (son kitabı: veba geceleri dahil) okudum. içlerinde en sevdiğim kitabı masumiyet müzesi. kitabın benim için önemli bir özelliği de lisansta 3. sınıfta çevre psikolojisi dersinde bir dönem boyunca ders kitabı gibi işlemiş olmamız. tabi ki eşyaların, çevrenin insan davranışları arasındaki ilişki kapsamında işledik ve orhan pamuk bunu hem kitabıyla hem de daha sonrasında müzesiyle çok çok iyi başarmış bir yazar. tanımda şunu da yazmalıyım nobel ödüllü yazarın muhteşem kitabı.
bu hikaye füsun ve kemal'in aşk hikayesi. orhan pamuk nasıl kurguladın bunu, nasıl yazdın bu aşk hikayesini. ne yaşadın be sen adam.
orhan pamuk bu aşk hikayesini öyle yaşamış öyle hissetmiş ki sonunda istanbul beyoğlu çukurcuma'da bir ev alıp bu ölümsüz hikayeyi gerçekten ölümsüzleştirmiş. bir müze haline getirmiş. müzeyi gezdiğinizde her şey o kadar iyi düşünülmüş ki sanki hikayeyei bir kez daha yaşıyorsunuz. sanki hikaye değilmiş de gerçekten yaşanmış hissi geçiyor. ben çok etkilenmiştim. sanki kemal orada yaşamış, füsun'un ölümüne oralarda ağlamış gibi. siz de orada birlikte ağlıyorsunuz.
kitapta her eşyaya bir bölüm ayrılmış, müzede de bunu hissediyorsunuz. önce kitabı okuyun (eğer biraz bilginiz varsa çevre psikolojisi kapmasında değerlendirmeye çalışın) sonra da müzeyi ziyaret edin. hayatınızda yaşayacağınız en iyi deneyimlerden biri olabilir.
devamını gör...

eskiden bir ülkenin, bir başka ülkenin toprağını açıktan ordularıyla işgal etmesiyle yapılırdı.
sonra milliyetçilik, komünizm... gibi sebeplerle isyan eden halkların karşısında ordular geri çekildi ve ülkelerin bağımsızlıkları tanındı.
ama işgal zamanında yapılan dil zorunluluğu gibi sebeplerle, kültür işgali ve yapılan antlaşmalarla, ülkenin ticaret, maden... gibi konularda bağımlılığı sürmektedir.
dünyada en çok elmas ve altın'ın olduğu afrika ülkelerine ve onların batı avrupa'lı eski sömürge ülkelerine bakmak yeterlidir.
devamını gör...

doğalgaz fiyatını niye yükselttiniz olum o zaman?
devamını gör...

#127736 nolu girdiden esinlenerek açtığım başlık. burada yevgeni zamyatin'in biz (1920), alduous huxley'in cesur yeni dünya (1931), george orwell'ın 1984 (1949), william golding'in sineklerin tanrısı (1954), ursula kroeber le guin'in mülksüzler (1974) ve josé saramago'nun körlük (1995) romanları arasındaki bazı benzerliklerden bahsetmek istiyorum:

+ biz ve cesur yeni dünya: her iki kitapta da ana karakterler, kendileri gibi yaşamayan eski yasaksız dünya ile karşılaşırlar. (biz'de yeşil duvar'ı aşarak gizlice; cesur yeni dünya'da izin alıp "new mexico ayrı bölgesi"ne ulaşarak bu deneyimi yaşarlar.)

+ biz, 1984 ve cesur yeni dünya: 3 kitapta da baş kahramanlar, bulundukları dünyayı kuran ana unsurları gerçekleştiren kişilerdir. (biz-enregral muciti, 1984-tarihi yapılandıran winston smith, cesur yeni dünya-kuluçka şartlandırma merkezi'nde embriyoların aşılamasını yapan lenina)

+ sineklerin tanrısı, biz ve körlük: 3 kitapta da roman kahramanları bir alanda sıkışmışlık yaşar. (sineklerin tanrısı'nda bir adaya kısılan çocuklar, biz'de etrafları bir duvarla çevrilmiş insanlar, körlük'te salgına yakalanıp bir akıl hastanesinde karantinada kalan insanlar)

+ cesur yeni dünya ve mülksüzler: cesur yeni dünya'da "ford aşkına!"; mülksüzler'de "asal sayı aşkına!" söylemleri.

+ biz ve 1984:
- biz'deki "iki artı iki"li
şiiri ile 1984'teki "iki artı iki beş eder"
- iki kitapta da günlük var. biz, zaten tam bir günlük şeklinde yazılmışken 1984 romanında winston'un başlarda yazıp sonra sakladığı bir günlüğü var.
- iki kitapta da hafıza yıkama teknikleri uygulandı. (biz'de ameliyatla, 1984'te işkenceyle)
- iki kitaptaki kahraman da sevgilileri dolayısıyla başkaldırmaya cesaret edebildiler.
devamını gör...

bunu nasıl yazmadınız ya? karı gördüm kaydım, kaymaz olaydım.
devamını gör...

çaresizlik..
devamını gör...

rakı içmenin elbette adabı vardır.
içki kotanı bileceksin.
asla kotanı aşmayacaksın.
asla sarhoş olmayacaksın.
masadakilere rahatsızlık vermeyeceksin.
masadakilere maymun olmayacaksın.
bir daha bu salakla aynı masaya oturmam dedirtmeyeceksin.
masadaki konulara iştirak edeceksin, sus pus oturmayacaksın.
masadaki konularda ukalalık edip kimseyi kırmayacaksın.
aslında toplumun saygı kuralları rakı masasındada geçerlidir, bu kadar basit.
devamını gör...

"yıl 2046. nerdesin ve ne yapıyorsun?" temalı açtığım başlıktır. 2046 yılında 45 yaşında olacağım ve annemin babamın 70 yaşında olacağı gerçeğini kabullenemedim anlık.
devamını gör...

süt de eklemiyorsa ağzının tadını bilen insandır.
devamını gör...

sevgili san marinolu ve aurora'nın sunumlarıyla, mucit, bilim insanı, ressam, mühendis... leonardo da vinci ile ilgili bir toplantıyı az önce bitirdik. güzel ve çok verimliydi. tekrar çok teşekkürler.
"sanat bilimini çalışın. bilim sanatını çalışın. görmeyi öğrenin. tümünü, her şeyin bir şekilde her şeyle bağlantılı olduğu bilgisinin ışığında uygulayın."
"çizdiğim her resim, kendi hayatıma sorduğum bir soruydu." *
devamını gör...

gürcü atasözüdür. anlamı; insan insanın ilacıdır.
-bazen bize ilaç gibi gelen insanların, bazen bizi hasta eden insanlara dönüşmesine şahit olunca, pek anlam yükleyemediğim atasözü olarak yer etmiştir.
devamını gör...

ben uyuyamıyorum, sürekli düşünmekten.
gerçekten çok üzüldüm, saf hissiyatlarım bunlar. bomboş bir hayal kırıklığı.
insan hakları için önemli olan bir sözleşmeyi bugün feshettiler.
kadına karşı şiddeti önlemek ve onu korumak için alınan bir sözleşmeyi feshettiler.
neden?
anıt sayaç bu da katledilen kadınlar için oluşturulmuş bir site. evet o kadar çok kadın cinayeti var ki böyle bir site oluşturulma gereği duyulmuş 2008den beri.
sadece ek bir bilgi.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim