sisifos söyleni
"başucu kitabım" diyebileceğim, albert camus'un denemelerden oluşan kitabıdır.
hayata ne kadar anlam yüklersek yükleyelim, istediğimiz anlamı asla bulamayız diyor camus. varoluş sancımızı bir nebze de olsa dindiriyor ve bizi kabullenişe davet ediyor. tıpkı sisifos'un sırtındaki yükünü kabul ettiği gibi.
sisifos camus'un kahramanıdır. camus kitabını şöyle bitiriyir: “tepelere doğru tek başına didinmek bile bir insan yüreğini doldurmaya yeter. sisifos’u mutlu olarak tasarlamak gerek.”
hayata ne kadar anlam yüklersek yükleyelim, istediğimiz anlamı asla bulamayız diyor camus. varoluş sancımızı bir nebze de olsa dindiriyor ve bizi kabullenişe davet ediyor. tıpkı sisifos'un sırtındaki yükünü kabul ettiği gibi.
sisifos camus'un kahramanıdır. camus kitabını şöyle bitiriyir: “tepelere doğru tek başına didinmek bile bir insan yüreğini doldurmaya yeter. sisifos’u mutlu olarak tasarlamak gerek.”
devamını gör...
çok güldüm
devamını gör...
durduk yere insanın aklına gelen replikler
bıçak kemiğe dayandı, her gece yeminler ediyorum.( gülerek yazıyor idi.)
(bkz: ölümlü dünya serbest)
(bkz: ölümlü dünya serbest)
devamını gör...
beraat kararı verdiği zanlıyla içki masasına oturan hakim
tuz çoktan kokmuş zaten , hiç şaşırmadım, sizde şaşırmayın.
devamını gör...
ya kusura bakma ilişkiye hazır değilmişim ben
aslında tercümesi şu:
lan zibidi canım sıkılıyordu senle konuşuyordum. şimdi kendimi eğleyeceğim farklı meşgaleler buldum. uzatmadan ikile kibar kibar. görmem gereken güneşli günler var.
lan zibidi canım sıkılıyordu senle konuşuyordum. şimdi kendimi eğleyeceğim farklı meşgaleler buldum. uzatmadan ikile kibar kibar. görmem gereken güneşli günler var.
devamını gör...
makinist ile son istasyon radyo yayını
merhabalar sevgili dostlar
bu geceki yayınımızda seni anlayan kimsenin olmaması isimli başlıktan konuşacağız.
yazdıklarınızı yayında okuyup üzerine fikirlerimizi paylaşacağız.
saat 24:00 da sözlük radyosundayız. blog.kafasozluk.com/
bu geceki yayınımızda seni anlayan kimsenin olmaması isimli başlıktan konuşacağız.
yazdıklarınızı yayında okuyup üzerine fikirlerimizi paylaşacağız.
saat 24:00 da sözlük radyosundayız. blog.kafasozluk.com/
devamını gör...
konuşma şansım olsaydı denilen kitap karakteri
kürk mantolu madonna - raif efendi
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
canım pastirmalicorek ben kendime gelemedim. kendi sesimi bu kadar erken duymayı beklemiyordum*.
devamını gör...
satranç
edebiyatının tarihinin yazılmış en güzel eserlerinden biridir. zweig'in usta kalemi ve çarpıcı konu seçimi kişiyi yeniden yazara hayran bırakmaktadır.
kitapta bir adamın konulduğu ıssız odada delirmemek adına eline geçirdiği satranç kitabı sayesinde, o güne değin görülmüş en usta satranç oyuncularının oyun hilelerini öğrenmiştir. hileler sayesinde kendisi de usta bir oyuncu olmuştur. fakat onu delirtmeyi oda değil, oyun başarmıştır. adam delirmesine ramak kala oyundan vazgeçmiştir.
kitapta bir adamın konulduğu ıssız odada delirmemek adına eline geçirdiği satranç kitabı sayesinde, o güne değin görülmüş en usta satranç oyuncularının oyun hilelerini öğrenmiştir. hileler sayesinde kendisi de usta bir oyuncu olmuştur. fakat onu delirtmeyi oda değil, oyun başarmıştır. adam delirmesine ramak kala oyundan vazgeçmiştir.
devamını gör...
günün mottosu
#705122 barış akarsu bir şarkısında çok güzel anlatmış bu durumu.
'aklını kullan, adını çıkar deliye
her gün bayram, eğlenmek kalır geriye.'
'aklını kullan, adını çıkar deliye
her gün bayram, eğlenmek kalır geriye.'
devamını gör...
yazarları ağlatan şarkılar
o kadar çok ağladım ki şu şarkıda. gözyaşlarım birol namoğlu'nun kafasına düşse saç çıkardı.
devamını gör...
yeni bir insanla tanışmaya üşenmek
yeni biriyle tanışmaya üşenmiyorum da sevgili yapmaya hiç mecalim yoktu.ama bir ay öncesine kadar.bakalım nasıl olcak izleyip göreceğiz :)
editeyşın: bir halt olmadı tabi ki.
mediteyşın: olacak gibi sanki.
editeyşın: bir halt olmadı tabi ki.
mediteyşın: olacak gibi sanki.
devamını gör...
rahatsız (yazar)
arkadaşlar napıyonuz kalbim sizinle zannettim.
devamını gör...
80 karakterden uzun başlık açılamaz
sözlüğün yepisyeni uyarısı. hayırlısı be gülüm. 100 cog idi zaten.
devamını gör...
elti
aynı yufkacıya kaçabiliyorlar.
devamını gör...
18 yaşında ölmek
18 "yaşadım" demek için çok erken bir yaş.
yaşamadım, ölene değin de yaşadım saymayacağım. belki yarın ölürüm bilmiyorum ama 18... çok erken. hiç görmediğim sokaklar, hiç binmediğim metrolar, hiç gezmediğim ülkeler, hiç yemediğim yemekler var. henüz kendi maaşımı da kazanmadım. onu gömmedim keyfimce.
yazıyla on sekiz, çok, çok erken.
yaşamadım, ölene değin de yaşadım saymayacağım. belki yarın ölürüm bilmiyorum ama 18... çok erken. hiç görmediğim sokaklar, hiç binmediğim metrolar, hiç gezmediğim ülkeler, hiç yemediğim yemekler var. henüz kendi maaşımı da kazanmadım. onu gömmedim keyfimce.
yazıyla on sekiz, çok, çok erken.
devamını gör...
pornhub
gençlerin en çok tercih ettiği sitelerden biridir. ayrıca melek gibi yönetime sahiptir. bir çocuk porno izlerken yakalanmamak için bilgisayarını kırdığı için bilgisayar hediye etmiştir. öyle bir rivayet duymuştum. ayrıca karantina döneminde premium modunu herkese açarak büyük saygı kazanmıştır.
devamını gör...
saraybosna
fiili başkenti banja luka olan sırp cumhuriyeti’nin de hukuki başkentidir.
devamını gör...
internette sürekli ağaç fotoğrafı paylaşmamıza rağmen ağaçların bir kez olsun telif atmamış olması
az önce fark ettiğim gerçektir.
işten geldim, içeri girer girmez hemen duşa girdim. duştan çıktıktan sonra kendime hafif aperatif bir şeyler hazırladım, peynir, reçel gibi gece gece midemi üzmeyecek şeyler işte bilirsiniz.. sonra içeride oturmuşum pc'de takılıyorum. bir yandan illuminati deşifre videoları izleyip insanların halen daha bu küresel sermayenin bir kuklası olduğuna şaşırıp emperyalizmi kınıyorum, diğer yandan da kekik aromalı kızılcık çayımı içiyorum. sonra dedim kız arkadaşımın instagram hesabını stalklayalım bakalım neler paylaşmış, kimler takip ediyor. bir baktım hep çayır çimen fotoğrafı. sonra bir süre bakıştık.
esra:
ben:
esra:
ben:
esra: yhaa beni düşünüyorsun değil miii <3
ben: tabii ki bir tanem <3
aslında o anda hani boşluğa dalar kalırız ya hindiler gibi. öyle bakakalmıştım, kafamda da "alarko kombii gerçek kombi gerçek konforr" reklam sözü çalıyor anasını satim.
ben: tatlım?
esra: evet bebeyim
ben: hiç düşündün mü?
esra: neyi bebeyim?
ben: nasıl desem... hani biz doğa fotoğrafları çekiyoruz ya.
esra: evet??
ben: ağaçlara neden telif ücreti vermiyoruz? onlardan izinsiz fotoğraflarını çekip kullanıyoruz çünkü.
esra: hahah sen delirdin galiba
ben: hayır merak ediyorum. mesela benim blogum var ya biliyorsun. adsense hesabım da açık.
esra: ee?
ben: bu google'dan reklam alıp para kazandığım anlamına gelir.
o sırada youtube'tan bir video açıldı "saddam hüseyin ölmedi! duyunca şok olacaksınız, youtube silmeden mutlaka izleyin" videosunu açmışım birden oynatmaya başladı, kapattım.
ben: bu sebeple onların fotoğrafını sitemde paylaşıp gelir kazanıyorum etik midir?
esra: haha neden etik değilmiş?
ben: bak mesela geçenlerde bir karikatürist telif atıp atıp duruyordu. yarın bir gün hayvan hakları gibi ağaç haklarını da konuşursak?
esra: ne olur?
ben: o zaman zor duruma düşeriz. bir çam ağacı tarafından mahkemeye verilmek kim ister ki? üstelik bir fotoğraf karesinde binlerce ağaç çıkabiliyor. bu da binlerce dava anlamına gelir. uğraş uğraşabilirsen.
esra: tatlım tamam da kendin diyorsun bak herhangi bir hakları yok.
ben: bu olmayacağı anlamına gelmez ki.
esra: yaa tunçç! sus artık boş yaptın yet-her!
ben: ağaç haklarını savunmak suç mu oldu şimdi? sen twitter'da duyar yapıyorsun iyi, ben burada ağaç hakları kutsaldır deyince auuvv. ne auvv??
esra: bak geliyor terlik!
ben: bu maskenin altında etten fazlası var. bu maskenin altında bir fikir varr!! ve fikirlere terlik işlemez bayan!
o sırada terliğini bir fırlattı arkadaşlar. diş etime geldi ve bir parça kanadı. baya korktu saftirik, sonra opiyim geçsin dedi kapattık konuyu. kadınların hiç ayarı yok vesselam.
neyse bu konuyu ben yakında kafa gazetesinde yazacağım arkadaşlar. özel sayı olacak bir sonraki sayımız. hayvan hakları var da, ağaç hakları neden yok. bugün kimse kimse hakkında izin almadan konuşamıyorken, birbirinin fotoğrafını sapıklık olduğu için çekemiyorken ağaçlarda neden serbest oluyor? bu ikili standarta son vereceğim ben. yazımı okumanızı tavsiye ederim.
işten geldim, içeri girer girmez hemen duşa girdim. duştan çıktıktan sonra kendime hafif aperatif bir şeyler hazırladım, peynir, reçel gibi gece gece midemi üzmeyecek şeyler işte bilirsiniz.. sonra içeride oturmuşum pc'de takılıyorum. bir yandan illuminati deşifre videoları izleyip insanların halen daha bu küresel sermayenin bir kuklası olduğuna şaşırıp emperyalizmi kınıyorum, diğer yandan da kekik aromalı kızılcık çayımı içiyorum. sonra dedim kız arkadaşımın instagram hesabını stalklayalım bakalım neler paylaşmış, kimler takip ediyor. bir baktım hep çayır çimen fotoğrafı. sonra bir süre bakıştık.
esra:
ben:
esra:
ben:
esra: yhaa beni düşünüyorsun değil miii <3
ben: tabii ki bir tanem <3
aslında o anda hani boşluğa dalar kalırız ya hindiler gibi. öyle bakakalmıştım, kafamda da "alarko kombii gerçek kombi gerçek konforr" reklam sözü çalıyor anasını satim.
ben: tatlım?
esra: evet bebeyim
ben: hiç düşündün mü?
esra: neyi bebeyim?
ben: nasıl desem... hani biz doğa fotoğrafları çekiyoruz ya.
esra: evet??
ben: ağaçlara neden telif ücreti vermiyoruz? onlardan izinsiz fotoğraflarını çekip kullanıyoruz çünkü.
esra: hahah sen delirdin galiba
ben: hayır merak ediyorum. mesela benim blogum var ya biliyorsun. adsense hesabım da açık.
esra: ee?
ben: bu google'dan reklam alıp para kazandığım anlamına gelir.
o sırada youtube'tan bir video açıldı "saddam hüseyin ölmedi! duyunca şok olacaksınız, youtube silmeden mutlaka izleyin" videosunu açmışım birden oynatmaya başladı, kapattım.
ben: bu sebeple onların fotoğrafını sitemde paylaşıp gelir kazanıyorum etik midir?
esra: haha neden etik değilmiş?
ben: bak mesela geçenlerde bir karikatürist telif atıp atıp duruyordu. yarın bir gün hayvan hakları gibi ağaç haklarını da konuşursak?
esra: ne olur?
ben: o zaman zor duruma düşeriz. bir çam ağacı tarafından mahkemeye verilmek kim ister ki? üstelik bir fotoğraf karesinde binlerce ağaç çıkabiliyor. bu da binlerce dava anlamına gelir. uğraş uğraşabilirsen.
esra: tatlım tamam da kendin diyorsun bak herhangi bir hakları yok.
ben: bu olmayacağı anlamına gelmez ki.
esra: yaa tunçç! sus artık boş yaptın yet-her!
ben: ağaç haklarını savunmak suç mu oldu şimdi? sen twitter'da duyar yapıyorsun iyi, ben burada ağaç hakları kutsaldır deyince auuvv. ne auvv??
esra: bak geliyor terlik!
ben: bu maskenin altında etten fazlası var. bu maskenin altında bir fikir varr!! ve fikirlere terlik işlemez bayan!
o sırada terliğini bir fırlattı arkadaşlar. diş etime geldi ve bir parça kanadı. baya korktu saftirik, sonra opiyim geçsin dedi kapattık konuyu. kadınların hiç ayarı yok vesselam.
neyse bu konuyu ben yakında kafa gazetesinde yazacağım arkadaşlar. özel sayı olacak bir sonraki sayımız. hayvan hakları var da, ağaç hakları neden yok. bugün kimse kimse hakkında izin almadan konuşamıyorken, birbirinin fotoğrafını sapıklık olduğu için çekemiyorken ağaçlarda neden serbest oluyor? bu ikili standarta son vereceğim ben. yazımı okumanızı tavsiye ederim.
devamını gör...
