biten ilişkinin ardından yapılanlar
çok kestirme yol gibi görünen ama uzun vadede faydalı olsa da kısada sancı veren şeyler de yaptım, çok sindire sindire yaşadığım, her bir objeyle, her bir anıyla, her bir duyguyla vedalaştığım da oldu uzun uzun. hangisi daha doğru bilmiyorum. ya da bu konuda genel geçer bir doğru var mı?
“kimden ayrıldığına bağlı biraz galiba.”
istenmeyen ama herhangi bir sebepten gerçekleşen, zorunlu bir ayrılıksa mesela, karşınızdaki kişiyi hala seviyorsanız, ondan haber almıyor olmak, onunla görüşmüyor olmak size acı* veriyorsa, kızgınlık, kırgınlık gibi duygular yoksa tabloda, bir "aklımdan çıkarmalıyım mücadelesi" vermeniz lazım geliyor. tutunacak güçlü bir motivasyonunuz yoksa bu mücadelenin zorluk seviyesi arşın falan ötesi. şimdi ben nesini, nesine kırdırarak öteleyebilirim ki bu adamı kendimden uzaya?* yani elimde malzeme olsa işleyebilirim. yemin ederim yapabilirim bunu. ama yok. yoksa yoktur bir şey yani. benim suçum ne? e kendime böyle bahaneleri karşımdakinden bulup çıkartamıyorsam geriye "aklımdan çıkarmalıyım mücadelesi" noktasında sadece oyalanmak seçeneği kalıyor. işte en klasik yöntem fiziksel aktivite. dışarı çık, sıklıkla yapmadığın şeyleri yap, eğlenmeye çalış, yeni bir kitaba başla. eşyaları kaldırdın mı gözünün önünden? telefonumu kılıfsız kullanıyorum farkındaysan. heh afferim.
eee? sonra? sonrası yok arkadaşlar. böyle olmuyor. e çivinin de çiviyi sökmediğini öğrendik bu yaşımıza geldiğimizden mütevellit. ben kendi içimde bile adamla ilgili malzeme bulamıyorum, bir de bir karşılaştırma unsuru alınca tabloya hoff iyice karışıyor işler.
-ne yapacağız?
-kadim dostumuz zamana bırakacağız.
-zaman geçiyor mu?
-2 haftayı 812 gün gibi yaşadım böyle durumlarda asla doğrusal akmayan dostum sağ olsun. başka soru?
- …
-ben de öyle tahmin etmiştim.
“ya da biten ilişkinin karakteriyle mi ilgili acaba?”
evet ilişkinin karakteri. baya senle, karşındakiyle bağımlı değişken, (bağımlı “ama” değişken diye bir kavram var mı literatürde?)* aranızdaki iletişimin artık kimyasından mı fiziğinden mi ben bilemem, ama sizden azade bir canlıymış gibi hareket eden bir karakteri oluyor ilişkinin. aksini iddia edenin alnı kaç karışmış itinayla hesap ederim; kanıtlarla gelirim, yemin ediyorum üzülürsünüz. baya doğuyor, çeşitli ödipal dönem sendromlarını falan atlattıktan ergenliğe gidiyor. yeteri kadar saçmaladıktan sonra da yetişkinliğe erişip yaşlanmaya yüz tutuyor, her şey biter; önünde sonunda da ölüyor ilişki. ilişkinin ölmesi demek bitmesi demek değil. o kopuştan bahsediyorum. bildin?
şimdi bu karakteri doğru tanımak, doğru değerlendirmek lazım. öyle "benim ilişkim" deyip kayırırsanız olmaz. bazı ilişki karakterleri sürprizsiz. hikayesi belli. bazılarıysa çok girift. şimdi baştan kokan cins balıklardan da olsa ilişkiniz, sürpriz yumurta da ortak bir nokta var; yaşanacaksa yaşanacak. öyle benim farkındalığım çok yüksek bile bile lades demem ben demeyin. büyük konuşmak yasaklansın hepimiz rahat edelim. göklerden gelen bir karar var neticede. bu hikayesi belli tip ilişkileri yaşadıktan sonra, bitişlerde yani, her şeyin suçunu soyut şeylere atmak, o attığın yerlerde kalmasını sağlamak falan baya basit iş. zaten bu yöntem genel olarak da yaşam konforunu çok artırıyor arkadaşlar. boşuna determinist olmadık. açıklayayım; hayatınızın merkezine bir insan koyduğunuzda örneğin, ya da durumlarla ilgili tartışmaya açık olmayacak şekilde somut varlıkları suçladığınızda çok karmaşık süreçlerin içine girmek zorunda kalıyorsunuz. düşünsene sevgilin seni bekletti, söylediği saatte çıkmadı evden ve hayvani bir trafiğe kaldın sen de sonunda evlerden ırak, bu noktada vardır bir hayır dersen mi daha kolay çıkarsın işin içinden, ben sana kaçta çıkmamız gerektiğini söylemiştim, ona göre hazırlansaydın kavgası verdiğinde mi karşındakiye?* belki erken çıksaydı kaza yapacaktın? belki arabanın üstüne meteor düşecekti, ne belli? yani demem o ki elinizde bir fırsat varsa, kabak gibi ortada olan bir sebep yoksa somut bir varlıkla (kendiniz de olabilirsiniz bu somut varlık) ilişkilendirilebilecek, kaçılacak bir sokak varsa demek istiyorum, daracık falan olmasını umursamayın, girin oraya. en dertsiz, en tasasız iş; vardır bir hayır. ok. oyna devam.
ilişkiye dönelim. kurdunuz di’ mi bağlantıyı?yahu bu ilişkinin biteceği baştan belliydi işte, o ne yapsa, ben ne yapsam olmayacaktı, kimsenin suçu yok, kimya tutmadı bir kere dediğinizce işte çeşitli alışkanlıklar, davranış stilleri, belki bir iki şarkı, fotoğraflar falan... açın rupaul drag race izleyin, 3 sezon bitmeden meseleyi kapatmazsanız oturur konuşuruz yeniden. kesin bilgi, yayalım.
ama işte bazı ilişki karakterleri de zorlayıcı oluyor dediğim gibi. onları bitirince bu kadar hızlı sonuç alabileceğiniz bir yöntem bilmiyorum ben. kimya tutmuş, göze alınan şeyler var, ama sorunlar da var. belki başka biri “gibi” olmanız gerekiyor. belki beklentileriniz doyurulmuyor ama bazıları da hayvan gibi tatmin ediliyor. belki, belki, belki... onların bitişi daha çok ve maalesef öfkeyle. öfkenin kişiye, bu defa kişinin karakterine bağlı olarak yaptırabileceklerini sıralamaya burada 1568 milyon satırlık metin yetmez. geçelim.
“kişinin kendiyle mi alakalı lan yoksa?”
şimdi geldik kişinin kendisineee. heh. ne anlatayım ben şimdi. zaman/duygu korelasyonu mu? dışsal faktörleri mi? amigdala mı? yani burası baya bok bir yer. buraya giremem. girerim de çok kavramsal olur, yav he he diye okursunuz. o pozisyona düşmek istemiyorum. ama anahtar buradaysa çok ironik olmaz mı? ben cevabı bilmiyorum. ne olur siz biliyorsanız da benden ilelebet saklayın. asla bu yanıtı almak istemem.
çıktı:
yazarak çalışmayı seviyorum demişimdir muhakkak bir yerlerde. seviyorum çünkü. ne elde ettik peki bu çalışmadan? görünürde bir şey yok. ama beklemiyorduk zaten di' mi? niks. o iş öyle değil. daha çok kendinizde farkında olmadan bir şeyleri kodlamanız şeklinde çalışan bir yöntem bu. bakalım bu metin nerelerime neler yazdı. zamanla ben farkına varırım, siz de dışavurumuma maruz kalırsınız. hadi bakalım.
“kimden ayrıldığına bağlı biraz galiba.”
istenmeyen ama herhangi bir sebepten gerçekleşen, zorunlu bir ayrılıksa mesela, karşınızdaki kişiyi hala seviyorsanız, ondan haber almıyor olmak, onunla görüşmüyor olmak size acı* veriyorsa, kızgınlık, kırgınlık gibi duygular yoksa tabloda, bir "aklımdan çıkarmalıyım mücadelesi" vermeniz lazım geliyor. tutunacak güçlü bir motivasyonunuz yoksa bu mücadelenin zorluk seviyesi arşın falan ötesi. şimdi ben nesini, nesine kırdırarak öteleyebilirim ki bu adamı kendimden uzaya?* yani elimde malzeme olsa işleyebilirim. yemin ederim yapabilirim bunu. ama yok. yoksa yoktur bir şey yani. benim suçum ne? e kendime böyle bahaneleri karşımdakinden bulup çıkartamıyorsam geriye "aklımdan çıkarmalıyım mücadelesi" noktasında sadece oyalanmak seçeneği kalıyor. işte en klasik yöntem fiziksel aktivite. dışarı çık, sıklıkla yapmadığın şeyleri yap, eğlenmeye çalış, yeni bir kitaba başla. eşyaları kaldırdın mı gözünün önünden? telefonumu kılıfsız kullanıyorum farkındaysan. heh afferim.
eee? sonra? sonrası yok arkadaşlar. böyle olmuyor. e çivinin de çiviyi sökmediğini öğrendik bu yaşımıza geldiğimizden mütevellit. ben kendi içimde bile adamla ilgili malzeme bulamıyorum, bir de bir karşılaştırma unsuru alınca tabloya hoff iyice karışıyor işler.
-ne yapacağız?
-kadim dostumuz zamana bırakacağız.
-zaman geçiyor mu?
-2 haftayı 812 gün gibi yaşadım böyle durumlarda asla doğrusal akmayan dostum sağ olsun. başka soru?
- …
-ben de öyle tahmin etmiştim.
“ya da biten ilişkinin karakteriyle mi ilgili acaba?”
evet ilişkinin karakteri. baya senle, karşındakiyle bağımlı değişken, (bağımlı “ama” değişken diye bir kavram var mı literatürde?)* aranızdaki iletişimin artık kimyasından mı fiziğinden mi ben bilemem, ama sizden azade bir canlıymış gibi hareket eden bir karakteri oluyor ilişkinin. aksini iddia edenin alnı kaç karışmış itinayla hesap ederim; kanıtlarla gelirim, yemin ediyorum üzülürsünüz. baya doğuyor, çeşitli ödipal dönem sendromlarını falan atlattıktan ergenliğe gidiyor. yeteri kadar saçmaladıktan sonra da yetişkinliğe erişip yaşlanmaya yüz tutuyor, her şey biter; önünde sonunda da ölüyor ilişki. ilişkinin ölmesi demek bitmesi demek değil. o kopuştan bahsediyorum. bildin?
şimdi bu karakteri doğru tanımak, doğru değerlendirmek lazım. öyle "benim ilişkim" deyip kayırırsanız olmaz. bazı ilişki karakterleri sürprizsiz. hikayesi belli. bazılarıysa çok girift. şimdi baştan kokan cins balıklardan da olsa ilişkiniz, sürpriz yumurta da ortak bir nokta var; yaşanacaksa yaşanacak. öyle benim farkındalığım çok yüksek bile bile lades demem ben demeyin. büyük konuşmak yasaklansın hepimiz rahat edelim. göklerden gelen bir karar var neticede. bu hikayesi belli tip ilişkileri yaşadıktan sonra, bitişlerde yani, her şeyin suçunu soyut şeylere atmak, o attığın yerlerde kalmasını sağlamak falan baya basit iş. zaten bu yöntem genel olarak da yaşam konforunu çok artırıyor arkadaşlar. boşuna determinist olmadık. açıklayayım; hayatınızın merkezine bir insan koyduğunuzda örneğin, ya da durumlarla ilgili tartışmaya açık olmayacak şekilde somut varlıkları suçladığınızda çok karmaşık süreçlerin içine girmek zorunda kalıyorsunuz. düşünsene sevgilin seni bekletti, söylediği saatte çıkmadı evden ve hayvani bir trafiğe kaldın sen de sonunda evlerden ırak, bu noktada vardır bir hayır dersen mi daha kolay çıkarsın işin içinden, ben sana kaçta çıkmamız gerektiğini söylemiştim, ona göre hazırlansaydın kavgası verdiğinde mi karşındakiye?* belki erken çıksaydı kaza yapacaktın? belki arabanın üstüne meteor düşecekti, ne belli? yani demem o ki elinizde bir fırsat varsa, kabak gibi ortada olan bir sebep yoksa somut bir varlıkla (kendiniz de olabilirsiniz bu somut varlık) ilişkilendirilebilecek, kaçılacak bir sokak varsa demek istiyorum, daracık falan olmasını umursamayın, girin oraya. en dertsiz, en tasasız iş; vardır bir hayır. ok. oyna devam.
ilişkiye dönelim. kurdunuz di’ mi bağlantıyı?yahu bu ilişkinin biteceği baştan belliydi işte, o ne yapsa, ben ne yapsam olmayacaktı, kimsenin suçu yok, kimya tutmadı bir kere dediğinizce işte çeşitli alışkanlıklar, davranış stilleri, belki bir iki şarkı, fotoğraflar falan... açın rupaul drag race izleyin, 3 sezon bitmeden meseleyi kapatmazsanız oturur konuşuruz yeniden. kesin bilgi, yayalım.
ama işte bazı ilişki karakterleri de zorlayıcı oluyor dediğim gibi. onları bitirince bu kadar hızlı sonuç alabileceğiniz bir yöntem bilmiyorum ben. kimya tutmuş, göze alınan şeyler var, ama sorunlar da var. belki başka biri “gibi” olmanız gerekiyor. belki beklentileriniz doyurulmuyor ama bazıları da hayvan gibi tatmin ediliyor. belki, belki, belki... onların bitişi daha çok ve maalesef öfkeyle. öfkenin kişiye, bu defa kişinin karakterine bağlı olarak yaptırabileceklerini sıralamaya burada 1568 milyon satırlık metin yetmez. geçelim.
“kişinin kendiyle mi alakalı lan yoksa?”
şimdi geldik kişinin kendisineee. heh. ne anlatayım ben şimdi. zaman/duygu korelasyonu mu? dışsal faktörleri mi? amigdala mı? yani burası baya bok bir yer. buraya giremem. girerim de çok kavramsal olur, yav he he diye okursunuz. o pozisyona düşmek istemiyorum. ama anahtar buradaysa çok ironik olmaz mı? ben cevabı bilmiyorum. ne olur siz biliyorsanız da benden ilelebet saklayın. asla bu yanıtı almak istemem.
çıktı:
yazarak çalışmayı seviyorum demişimdir muhakkak bir yerlerde. seviyorum çünkü. ne elde ettik peki bu çalışmadan? görünürde bir şey yok. ama beklemiyorduk zaten di' mi? niks. o iş öyle değil. daha çok kendinizde farkında olmadan bir şeyleri kodlamanız şeklinde çalışan bir yöntem bu. bakalım bu metin nerelerime neler yazdı. zamanla ben farkına varırım, siz de dışavurumuma maruz kalırsınız. hadi bakalım.
devamını gör...
bir insanı tanımak
önce insan kendisini tanıyıp keşfetmeli .ben hala kendimi anlayabilmiş değilim, gerçek ben yazdıklarımda mı saklı yoksa davranışlarımda mı diye düşünmekteyim.
her insanın bir maskesi var , benim de öyle.
birini gerçek gerçek manada tanımak içinse onu maskesini çıkarıcak kadar sevmek ve gerçek benliğini size açması için ona bu sevgiyi hissettirmek gerek . ozaman size karşı maskesini çıkarır çünkü onu yargılamayıp, anlayacağınıza inanır.
her insanın bir maskesi var , benim de öyle.
birini gerçek gerçek manada tanımak içinse onu maskesini çıkarıcak kadar sevmek ve gerçek benliğini size açması için ona bu sevgiyi hissettirmek gerek . ozaman size karşı maskesini çıkarır çünkü onu yargılamayıp, anlayacağınıza inanır.
devamını gör...
türlerin kökeni
(bkz: türlerin kökeni) charles darwin'in 1859 yılında yazdığı ve evrimin babası olarak adlandırılmasına sebep olan kitabıdır. kitap; evcilleşmenin etkisinde değişim, doğanın etkisinde değişim, varolma savaşı, doğal seçme, değişim yasaları, teorinin güçlükleri, doğal seçme teorisine yöneltilmiş çeşitli itirazlar, içgüdü, hibritlik, yerbilimsel belgelerin eksikliği üzerine, canlı varlıkların yerbilimsel ardışımı üzerine, coğrafi dağılım, coğrafi dağılım -katkı, organik varlıkların karşılıklı hısımlıkları ve özet ve sonuç olmak üzere 15 bölümden oluşur. darwin'in önemi; seçilim mekanizmasını ilk bulan kişi olması değildir. bunu bilimsel bir sistematikle kendi araştırma ve gözlemleriyle ispatlayarak bu mekanizmaların hepsini neredeyse tek başına belirli bir sistematikle ortaya koymasında yatar. örneğin; darwin'den sadece 50-100 yıl önce lamarck'da canlıların evrimi üzerine çalışmalar yapmıştır hatta antik yunana kadar gidildiğinde bile canlı popülasyonlarındaki değişimler üzerine yazıları olan insanlar bulunur. bugün modern evrim teorisi dediğimiz şeyin temelini üç isim oluşturur. hugo de vries ( mutasyonların keşfi) gregor mendel (kalıtım) ve charles darwin ( seçilim). darwin 1859 da kitabını ilk yayınladığında tüm bu çalışmalar yapılmamış, henüz dna keşfedilmemiş hatta dünyanın yaşının 10.000 yıl olduğu düşünülüyordu. kitap yayımlandıktan sonra, gerek insanın kendinden daha aşağı seviyede bir türden türemesi olsun, gerek dünyanın yaşı olsun geniş bir çevreden tepki almıştır. ama yayımlandığı günden bugüne kadar devam eden süreçte gelişen bilimsel araştırmalar ve yeni buluşlar evrim teorisini genişletmiş ve sağlamlaştırmıştır.
devamını gör...
yağmura en çok yakışan şey
biri de çıkıp şemsiye dememiş. hep romantik dolmuş buralar
devamını gör...
prenses_aurora
sözlüğün en romantik yazarı.* paylaştığı şiirler çok güzel.
bu arada yeni profil fotoğrafı hayırlı olsun çok tatlı.
bu arada yeni profil fotoğrafı hayırlı olsun çok tatlı.
devamını gör...
evrende düzen mi yoksa kaos mu var sorunsalı
oldukca derin bir konu. bildigim kadariyla bilir kisiler soyle yorumluyor ;var olan fizik kurallarinin, kosullar degismedikce herseyi kapsadigini soyleyebiliyorsak eger, genel bir kaos oldugunu soyleyemeyiz cunku bu isleyen bir duzenin gostergesidir. hatta rutin isleyen kaosun bile aslinda bir duzen icinde olustugu ongorulur. kaos teorisinin birde kelebek etkisiyle acilimi var. bununla ilgili unlu bir soz de bulunmakta. "brezilya'da bir kelebegin kanat cirpmasi, texas' ta firtina cikmasina sebep olabilir" bu dusunceye gore kucuk olusumlar, buyuk degisimlere yol acar. eger gercekten boyle bir sey varsa, kucukten buyuge dogru tekrarlayan bir sistem soz konusu da denilebilir. peki bu sistem bir duzeni olusturmuyor mu? o zaman bu kaos teorisi kendi icinde mantik hatasina yol acmiyor mu?..(gece gece boyle konular acmayin, beyin yakiyor)
devamını gör...
andy warhol
"i think the less something has to say, the more perfect it is." demiş şahsiyettir. 3 haziran 1968'te valerie solanas tarafından vurulmuştur. kurşun sol akciğerinden girip, midesine ve karaciğerine zarar vererek sağ akciğerinden çıkmıştır. ama ölmemiştir, beş doktor tarafından beş saat süren bir ameliyatla kurtarılmıştır. ölümü 1987 yılında olmuştur.
devamını gör...
seni seviyorum diyemeyen erkekler
sevmediği için söylemiyordur,
sevgisinden emin olmayı bekliyordur,
söylediğinde düzeninin bozulacağını düşünüyordur söylemiyordur,
söylediğinde olabileceklerden tedirgin oluyordur,
söylediğinde tepesine çıkılmıştır daha önce,
söylediğinde terkedilmiştir belki de,
söylediğinde sevdiğini kaybedeceğini düşünüyordur,
gurur yapıyor söylemiyordur,
birine "seni seviyorum" demenin yenilgi olacağını düşünüyordur söylemiyordur,
bu söz kendisi için çok kıymetlidir, değecek kişiyi bekliyordur söylemiyordur..
gurur yapan ve yenilgi sayan hariç, diğer ihtimalleriyle anlayışla karşılanması gereken erkektir. sevmediği halde seviyorum diyenlerden, bu iki kelimelik eşsiz cümleyi herkese söyleyerek, manasını değersizleştirenlerden korkun, beni de bi salın.
sevgisinden emin olmayı bekliyordur,
söylediğinde düzeninin bozulacağını düşünüyordur söylemiyordur,
söylediğinde olabileceklerden tedirgin oluyordur,
söylediğinde tepesine çıkılmıştır daha önce,
söylediğinde terkedilmiştir belki de,
söylediğinde sevdiğini kaybedeceğini düşünüyordur,
gurur yapıyor söylemiyordur,
birine "seni seviyorum" demenin yenilgi olacağını düşünüyordur söylemiyordur,
bu söz kendisi için çok kıymetlidir, değecek kişiyi bekliyordur söylemiyordur..
gurur yapan ve yenilgi sayan hariç, diğer ihtimalleriyle anlayışla karşılanması gereken erkektir. sevmediği halde seviyorum diyenlerden, bu iki kelimelik eşsiz cümleyi herkese söyleyerek, manasını değersizleştirenlerden korkun, beni de bi salın.
devamını gör...
işte hayat
uğur dündar'ın 1972 yılında hazırladığı programın ismi. televizyonda çok beğenilen bu programın ismini taşıyan filmi ise sinemada ilk ve son çalışması oldu.
devamını gör...
roman bitince hissedilen
merak.
acaba bu mükemmel yazarın başka hangi kitapları var?
acaba bu mükemmel yazarın başka hangi kitapları var?
devamını gör...
doğru söylüyor dedirten şarkı sözleri
bu dünyada sevgi büyük ihtiyaç
devamını gör...
20 temmuz 2021 jeff bezos'un uzaya çıkması
16.10'da gerçekleşecek olay.
aşağıdaki linklerden izleyebilirsiniz.
buradan
buradan
jeff bezos, kardeşi ve beraberindeki iki kişi, blue origin’in ‘the new shephard’ isimli uzay aracında yer alacak. uzay aracını taşıyan roket, dörtlüyü uzay sınırı olarak bilinen 100 kilometre yüksekliğe çıkaracak. yeniden kullanılabilir olan bu roket ve kapsül, bugün üçüncü uçuşunu gerçekleştirecek. blue origin, bu sistemi yolcular olmadan 15 kez otonom uçuşlarda denedi.
kaynak:
www.webtekno.com/jeff-bezos...
aşağıdaki linklerden izleyebilirsiniz.
buradan
buradan
jeff bezos, kardeşi ve beraberindeki iki kişi, blue origin’in ‘the new shephard’ isimli uzay aracında yer alacak. uzay aracını taşıyan roket, dörtlüyü uzay sınırı olarak bilinen 100 kilometre yüksekliğe çıkaracak. yeniden kullanılabilir olan bu roket ve kapsül, bugün üçüncü uçuşunu gerçekleştirecek. blue origin, bu sistemi yolcular olmadan 15 kez otonom uçuşlarda denedi.
kaynak:
www.webtekno.com/jeff-bezos...
devamını gör...
türkiye'de normalleşen anormallikler
sırf bir insanla komşu,akraba vs. olduğu için özel hayatı hakkında soru sormak ve üstüne tavsiye vermeye çalışmak.
bi salın ya.
bi salın ya.
devamını gör...
normal sözlük diş hekimleri topluluğu
sonuna kadar desteklediğim topluluktur. herkes bilir diş hastalığı, diş rahatsızlığı nasıl süründürür insanı. dişçilerimiz kesinlikle gölgede kalmış kahramanlarımızdır.
her türlü uplanması gereken başlık.
+1
her türlü uplanması gereken başlık.
+1
devamını gör...
mandalina soyarken utanan insan
hepiniz mi yaratıcısınız anlamadım ki. adının son harfini atıp nick alan tek saf ben miyim
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
değişmeyen tek şey değişimin kendisi zaten,
bırak nizanim de değişsin, hâl böyleyken
siz azıcık tek durun ki
"ne fenaymış bunlar" demesin uzaktan gören.
bırak nizanim de değişsin, hâl böyleyken
siz azıcık tek durun ki
"ne fenaymış bunlar" demesin uzaktan gören.
devamını gör...
zühd
dünyaya rağbet etmemek.
nefsâni zevk ve arzudan kendini çekerek ibâdete vermek.
nefsâni zevk ve arzudan kendini çekerek ibâdete vermek.
devamını gör...
hiç gelmeyecek birini özlemek
hiç gelmeyeceğini bile bile özlemektir. en saf en masum özlemdir bir arayışın yoktur kendi halinde özlersin.
kimsenin haberi yoktur olmasına da gerek yoktur sen tebessümle gözyaşıyla özlersin.
ona çok yakın aynı zaman da çok uzak olursun.
saçlarını okşarsın haberi olmaz. kıyafetin çok yakışmış dersin haberi olmaz. hasta olur geçmiş olsun dersin haberi hiç olmaz.
özleyin yahu bedava işte garip duygu tadına bakın.
kimsenin haberi yoktur olmasına da gerek yoktur sen tebessümle gözyaşıyla özlersin.
ona çok yakın aynı zaman da çok uzak olursun.
saçlarını okşarsın haberi olmaz. kıyafetin çok yakışmış dersin haberi olmaz. hasta olur geçmiş olsun dersin haberi hiç olmaz.
özleyin yahu bedava işte garip duygu tadına bakın.
devamını gör...
hiç evlenmeyecek gibi hissetmek
valla öyle hissediyorum. aynen öyle..
devamını gör...
yazarların yaptığı en büyük dalgınlık
güle güle kullanın diyen satıcıya size de demek.
devamını gör...