ilişkiye başlamadan önce zaten arkadaş olduğun biri ile bir ilişki yaşayıp tatlılıkla bitirdikten sonra düşman olmanın veya hayatından tamamen silmenin bir mantığı olmadığını düşünüyorum. adamla arkadaş olarak gayet güzel bir iletişim kurmuşsun, bu iletişimi sevgililiğe uyduralım demişsin iş o duruma gelince olmamış frekanslar tutmamış. sevgili ve sevgililik kavramlarının içini doldurma şeklinizin farklı olduğunu görerek ayrılmışsınız. o sana sövmemiş sen onu bıçaklamamışsın, muhabbetini de fikirlerini de hayata bakış açısını da seviyorsun. niye olmasın canım sözlük? arkadaş kaldığı eski sevgilisi olan biri olarak konuşuyorum iki tarafta hayatta her şeyin olabileceği gerçeğini gördüyse, gerçek bir dost kazanmanın kaybetmekten daha zor olduğuna kanaat ettiyse olur efendim. çok da güzel olur. türkiye'deki herkes vurdulu kırdılı bol tripli ilişkiler yaşamıyor yahu. inancınızı kaybetmeyin lütfen.
devamını gör...

her seferinde kendi gücümle üstesinden geldiğim için sorun olmayan durum.
devamını gör...

tanımlardan anladığım kadarıyla kadının gerçekten kendini aşkolog sandığını düşünenler var. arkadaşlar son zamanlarda yüzümüzü güldürecek içeriklere ihtiyacımız var, insanlar absürt şeyler yazıyor kıza, kız da ciddi bir şekilde absürt cevaplar veriyor, parodi hesap diyip geçebilirsiniz (bkz: figen merdan) açıkçası ben baya eğleniyorum takip ederken.

" abla kız arkadaşımla günlük kiralığa gittik telefonu wifi'a otomatik bağlandı sence tesadüf müdür?" diye bi soru geldi, kesinlikle tesadüf. telefonunda wifi kırıcı program vardır, ikinci el almıştır eski sahibi bağlanmıştır. aklınıza kötü şeyler getirmeyin diyo xkkdkd az salın kadını eğleniyoruz kabız herifler. cık cık cık.
devamını gör...

”bir adam kadın vücudunun güzelliğini gördüğünde onu şehvetle fethetme arayışına girmemeli. bunun yerine onun güzelliğinin, gerçek güzelliğin bir sureti olduğunu anlamalı. insan, hayvani doğasının en alçak yerlerine bir kez daldığında güzelliğin asıl özü üzerine düşünemez, kendi körlüğünde ve hades’in aldatıcı gölgeleri içinde yaşamak zorunda kalır.”
devamını gör...

cevabı kurtuluş savaşı'nda fazlasıyla verilmiş ve sorulması bile türk tarihindeki binlerce kadına saygısızlık sorunsal.

ayrıca, norveç ve israil başta olmak üzere onlarca ülkede kadınlar aktif olarak askerlik yaptığından aynı zamanda son derece mantıksız olan sorunsaldır.

edit: ayrıca benim anlamadığım, neden dünya genelindeki erkeklerin kafayı kadınların ne yapıp yapamadığıyla bozmuş olduğu. askerlik yapan kadınların bilmem ama bunu yapan kadın görmezsiniz mesela. adamlar ekonomi söz konusu olunca ekonomist, bilim söz konusu olunca bilim insanı, siyaset söz konusu olunca kırk yıllık politikacı oluveriyor birden.
devamını gör...

bu gece özel benim için. çok şey düşünüyorum çünkü. her şeyi, herkesi. en önemli şeyi, en önemsiz şeyi. kafam tam bir savaş alanı. aklıma gelmeyecek düşünceler aklıma geliyor, olması çok düşük bir ihtimal olan olayların kafamda canlanışına şahit oluyorum. uzun zamandır düşünmediğim şeyleri de düşünüyorum, hiç aklımdan çıkmayan şeyleri de.. öncesini, sonrasını, şimdiyi.. bir gün düşündüğüm ikinci gün daha da farklılaşıyor. içim sıkışıyor, daralıyorum. bir boşluk mu demeliyim ne demeliyim bilemiyorum. tarif edemeyeceğim bir düğüm var içimde. karmaşa..


arkada da bu çalıyor. ama durulmuyor düşünceler bir türlü. bu gece uyutmuyorlar. üzücü olan da şu.. önem verdiklerim.. gerek kişiler, gerek değerler, gerekse fikirler.. bunlar günün birinde yok mu olacaklar? bilemiyorum sözlük, artık hiçbir şey bilemiyorum..
devamını gör...

bireylerin özellikle kendileri için hazırlanmış gibi görünen ama aslında büyük çoğunluktaki insanlara uyacak kadar genel ve belirsiz kişilik betimlemelerine yüksek puan verme eğilimlerini anlatan bir gözlemdir. bu etki astroloji, grafoloji, falcılık ve kişilik testlerinin bazı türleri gibi yaygın olarak kabul görmüş inanış ve uygulamalar için kısmen açıklama getirmektedir.

bununla ilgili ve daha genel bir etki ise kişisel onaylamadır. kişisel onaylama birbiriyle alakası olmayan ya da tamamıyla rastlantısal olan iki olay, bir inanış, beklenti ya da hipotez bir ilişkilendirmeye ihtiyaç duyduğundan dolayı ilişkiliymiş gibi algılanması durumudur. bundan dolayı insanlar kendi kişiliklerini algılayışlarıyla, burçlarının gösterdikleri arasında ilişki kurmaya yatkındırlar.
devamını gör...

kalmak isterken gitmek, gitmek isterken kalmak zordur; sanırım önemli olan neyi isteyip aslında neye mecbur olduğumuzdur.

"ne kadar kalmak istesek de bazen gitmek zorunda kalırız ve ne kadar gitmek zorunda olsak da kalmaktan yanadır sol yanımız."
(bkz: aziz nesin)
devamını gör...

beğeniyorsam okuyorumdur. teşvik olup devam etsin diye beğeniyorum. okumadan beğenmek kendime saygısızlık olur zaten. belki fikirlerime tam ters bir şey söyledi. belki hiç beğenilmeyecek bir sey yazdı. okumak illaki gerekiyor ama zaten böyle beğendiğim yazarların çoğunu da takip ediyorum. beğenmeyeceğim tanımlarına daha denk gelmedim.
devamını gör...

çekirdeğe çiğdem, simite gevrek, ozon suyuna klorak derseniz olacağı bu dediğim durumdur, yağmaz işte kar... *

olsundur. izmir'in dağlarında açan çiçekler yeter bre.

not: canım izmir'imi çok severim, 2 yıl da havasını kokladım...
devamını gör...

günaydın sözlük *
gününüz çok güzel geçsin, güzel haberler alasınız, güzellikler sizinle olsun.
devamını gör...

eski mısır'da nil kıyısındaki topraklarda tarım yapılıyormuş ancak nil nehri yılın belirli dönemlerinde taştığı için bu tarlalar büyük zarar görüyormuş. mısırlılar, bu taşkınlardan en az seviyede etkilenmek için nehrin su seviyesini izlemeye başlamışlar. bunun için bir araç geliştirmişler. bu araç, üzeri çizgilerle bölmelere ayrılmış mermer bir sütün. su, sütunun üzerinde belli bir konuma ulaştığında taşkın zamanının yaklaştığını anlıyorlarmış. ilk kez nil nehri'nde kullanılmak üzere geliştirildiği için bu araca, nehrin isminden esinlenilerek nilometre denilmiş.

ayrıca ilginç bir bilgi. eski mısır'da yıllık ödenecek vergiler nilometredeki su seviyesine bakılarak belirleniyormuş. vergi, çiftçinin elde ettiği ürün üzerinden alınıyormuş. bu nedenle su seviyesi belli bir seviyenin üzerine çıktığında yani taşkın ne kadar etkili ve yıkıcı ise tarladan buna bağlı az ürün alınacağı için çiftçilerden daha az vergi alınıyormuş.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

2021 sürümü ile gelen sky replacement ve neural filters özellikleri şahane olmuş.

sky replacement denedim sonuçlar şahane. aşağıdaki görselleri tabii ki istesem ben yaparım zaten. olay bunu makinenin zahmetsizce yapması. yapay zeka deyola bu teknoloji için. vay be yapay zekanın da hayatımıza girdiğini gördüm ya ölsem de gam yemem. ve ayrıca makinalar işimizi elimizden alıyür

orjinal resimde görüldüğü üzere çok dandik bir gök yüzü var.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

photoshop'ta resmi açıp edit sekmesinden sky replacement seçiyoruz ve bir iki ufak ayar ile aşağıdaki gibi oluyor. dialog kutusundaki temparature renk sıcaklığı. yani güünün hangi zamanı bunu ayarlıyor. yansımayı suya kadar veriyor. resim üzerine color look up uygulamasına kadar yapmış. daha ne olsun.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

13.

tarçının arkadaşları nurçin gülçin ve yalçın'ı
ister misin tanımayı kakuleyi tarçını.
elmır onlara gelince çocuklar sevinince
tarçın sana gülümser ne bilmek istersin der
bir tohum filizlenir serpilir çiçek açar
sırlar açığa çıkar ve meraklanır çocuklar
çın çın çın çın çın çık ortaya tarçın
devamını gör...

aziz nesin üstadım tarafından ortaya atılmış doğru önerme.
devamını gör...

"elfen lied" almancadır ve elf'in şarkısı anlamına gelir.

2004'te yayınlanmaya başlamasıyla birlikte o yıl çok konuşulan ve ses getiren animelerden biriydi, elfen lied.

konuya bakacak olursak;

yeni bir türün ilk bireyleri yavaş yavaş dunyaya adım atmaya başlamıştır, öyle ki bu daha tam olarak çıkmamış olan türün insan ırkının sonunu getireceği bile düşünülmektedir. bu yeni türün insanlara yaşatabileceği vahşetin kapasitesi gun geçtikçe açığa çıkarken uzmanlar, bilim insanları bu tür üstünde deneylerine başlamıştır bile, devlet de arkasındadır.

bu bahsedilen yeni türün, sırtlarından çıkan 'vektör' adı verilen 2 metre boyutunda elleri ve kafalarının üzerinde küçük bir çift boynuzları bulunmaktadır, fakat insanlar 'vektör' denen elleri goremezler. ayrıca bu turdekiler genelde kırmızı gözlere ya da pembemsi saçlara sahip olurlar. aynı zamanda bu 'vektör'lerin başka bir insana teması o virüsün yayılmasını sağlar, virüsün bulaştığı kişilerin doğacak çocukları da diclonius adı verilen yeni türe dahil olur.

tabi her ne kadar insanlığı "tehdit " edici olsalar da, animeler bu türün uzerinden işlenir, suçsuz olmasına rağmen işkencelere, acımasız deneylere maruz kalan, dışlanılan, sevilmeyen, masum küçük bir çocuk olsa dahi günah kecisi ilan edilen bu yeni türlerden.

öncelikle animenin kendisi kadar ünlü olan açılış müziği ile başlayayım, çünkü animedeki duyguyu gerçekten çok iyi aktarıyor. ayrıca klipteki görselleri de gustav klimt'in eserlerinden yola çıkarak yapmışlar. bunlarla birlikte latincenin güzelliği de olaya dahil edilince mükemmel bir opening çıkmış.
dinlemek için buradan

şimdi senaryoya gelecek olursak;


bir gün bu lablardan kaçmayı başaran bir diclonius, insanların arasına karışır. adı lucy olan bu diclonius, kaçarken başına aldığı bir kurşun darbesiyle hafızasını kaybetmiş ve kişiliği bölünmüştür...
sabaha karşı denizi izlemeye gelen iki kuzen yuka ve kouta, sadece "nyuu" diyebilen iki boynuzlu çıplak bir kızla karşılaşırlar. nyuu'yu evlerine götürürler ve onunla yaşarlar. ama nyuu'nun hafızası zaman zaman yerine gelir ve o zaman acımasız katil lucy'ye dönüşür,
ve insanlığın yok olmasını engellemek isteyen bilim insanları lucy'yi öldürmek zorundadırlar...
onu evine alan kouta'nın ise babası ve kız kardeşi öldürüldüğünden sonra aklı dengisi bozulmuştur, hastanede yattığı sırada aldığı ilaclar nedeniyle de geçmişini hatırlayamamaktadır. ve lucy ile zaman içerisinde unuttuğu bazı şeyleri hatırlayacaktır...



animenin konusu, senaryosu gayet güzel. lakin işleyiş konusunda da aynı şeyi diyemem, bolca mantık hatası ve boş sahne var.
öyle ki ana karakter ve mantıken animenin onun etrafında dönmesi gereken lucy, aksine nadir karşımıza çıkıyor. peki biz napıyoruz? 13 bölüm boyunca salak iki kuzenin (kouta ve yuka) hayatını, aşklarını, hiç durup düşünmeden sokakta görüp eve aldıkları kızları,cinsiyetler arasında yaşanan cinsel gerilimin yarattığı komiklikleri(!), ve gereksiz çıplaklığı izliyoruz. sonra son iki üç bölümde anime birden yine lucy'e odaklanıyor, allam lütfen sonu kötü bitmesin!!1!1! diye şükrediyoruz..
ama sonu da çok havada kalmıştı diyebilirim. yarıda kesilmiş gibiydi, gerçi animenin manga ile bir süre sonra yolları ayrılıyordu. yine de oradada benzer bir son vardı diye hatırlıyorum, gerisi spoiler, ona da gerek yok...
( japonya da kuzen ilişkisi normal karşılanıyormus bu arada, bunu da öğrenmiş olduk..)

mantık hataları da bolca var, ama benim kafama en çok takılan ve gözüme çarpan şey boynuzlardı. iyi tamam, evrim geçiriyorlar sonuçta, falan filan.. ama neden boynuz- daha doğrusu kedi kulağına benziyor- çünkü bizim gibi primat ailesine mensup olanların boynuzlarının olmamasının bir nedeni vardır, evrim geçiriyorlar ise, neden böyle birşeye ihtiyaç duyup da geçiriyorlar? animedeki çoğu şey ile birlikte bu soru da havada kalmıştı...

fakat bu animeye "duygu sömürüsü" demek yanlış. böyle diyen birçok kişi var. anime ilk bölümden, hayatın tüm acı gerçeklerini yüzünüze vuruyor. tüm mantık hatalarına ya da gereksiz sahnelere rağmen izlenilesi bir anime.

kısaca animede bolca dram var. acı, kan, vahşet, dehşet, kıskançlık, nefret, aşk, yalnızlık, travma. çok hassas iseniz, izlemenizi en başından önermiyorum. ama bunun dışında yine ne olursa olsun, izlenmeye değer bir anime diye düşünüyorum, öyle ki, sadece bir kaç dakikalık sahneleri için bile izlenir. bittikten sonra gerçekten üzerinizde bir etki bırakıyor, zaten izlerken de o hissi çok iyi yaşatıyor. isteyerek ya da istemeyerek sizi o havaya sokuyor. hiç değilse, sadece lucy'nin hikayesi için izleyin...
başka anime eleştirilerinde görüşmek üzere...
devamını gör...

şirinler buna şaşırdımı, elbette hayır.

gargamel şirinleri ezelden beri sevmez.

şirinler şarkı söyleyince tüyleri diken diken olur.

anlaşılan yine iş azmana düştü.

atıl azman! yok o atıl kurttu sanırım... neyse zaten gargamel hep fabrika ayarlarımı bozar. o zaman şarkıya devam,

laay laay la lay lay laay, lay lay lay lay laaay, laay laay la lay lay laay, lay lay lay lay laa...
devamını gör...

“birinci tekil kişiye tutunun.” - edmund husserl
devamını gör...

yunan mitolojisi'nde karşılığı athena'dır
devamını gör...

dindar bir müslüman olarak şöyle anlatayım;
aralarında ahmaklıkla mü'minliği birbirine karıştıran insanların bolluğudur galiba. dinle sağlaması yapılmış her türlü fikrin, hamlenin, eylemin doğru olduğuna hükmederler. cahil olduklarını asla kabul etmezler. onlar için dinin üste çıkması adaletten, itidalden ve irfandan daha önemlidir. halbuki ahmak anlamaz ki eğer itidalli olursa dinin yer yer zarar göreceği doğrudur ama itidali terkederse dinde yıkılır (tıpkı bugün türkiye'de olduğu gibi. toplum için ne derseniz deyin bilmem ama toplumun itidalsiz grupları yavaş yavaş kapı dışarı etmek gibi bir huyu vardır (bkz: kemalistler) ). yine bu itidalsizlikleri bunları en aşırı noktalara sürükler; vahşileştirir. ya işid'çi olurlar ya da koyu akp'li. bu vahşi karakterleri insanları da dinden soğutur. ülkemizde yaşanan dinden uzaklaşma trendinin en büyük sebeplerinde birinin de bir grup dindarın dava adamı vahşiliği olduğu kanaatindeyim.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim