berber dayaması
sapıklıktır. bir gelenektir.
dünyanın en pahalı kuaförü olsun yine kolunuza taciz eder.
çıraklıktan öğretilir ve müşteriye uygulanır.
eğer samimi bir müşteri iseniz tadını kaçırana kadar uygular.
dünyanın en pahalı kuaförü olsun yine kolunuza taciz eder.
çıraklıktan öğretilir ve müşteriye uygulanır.
eğer samimi bir müşteri iseniz tadını kaçırana kadar uygular.
devamını gör...
retrospektif
geriye dönük. olayların, olguların kökenine, geçmişine bakmak demektir.
sanat için derleme, koleksiyon anlamlarında kullanılır. retrospektif sergiler ya da seçkiler sanatçının kariyerinin kronolojik olarak tümünü anlatmayı hedefleyen, sanatçının profilini bütünüyle ortaya koymayı hedefleyen derlemelerdir.
sosyal bilimler açısından ise biraz daha farklı. retrospektif yaklaşım geçmişe ait olay ve olguların günümüz şartlarıyla değerlendirildiği durumlarda elde edilen çıktılarla geçmiş şartları göz önünde bulundurularak değerlendirildiğinde ulaşılacak sonuçların farklılıklarını ortaya koymak demektir.
sanat için derleme, koleksiyon anlamlarında kullanılır. retrospektif sergiler ya da seçkiler sanatçının kariyerinin kronolojik olarak tümünü anlatmayı hedefleyen, sanatçının profilini bütünüyle ortaya koymayı hedefleyen derlemelerdir.
sosyal bilimler açısından ise biraz daha farklı. retrospektif yaklaşım geçmişe ait olay ve olguların günümüz şartlarıyla değerlendirildiği durumlarda elde edilen çıktılarla geçmiş şartları göz önünde bulundurularak değerlendirildiğinde ulaşılacak sonuçların farklılıklarını ortaya koymak demektir.
devamını gör...
ehvenişer
sevmediğim bir kelimedir. iki kötüden birini seçip kötü olana meşruluk kazandıramam. ikisine de oy yok benden.
(bkz: en tehlikeli yanlış doğruya en yakın olan yanlıştır)
(bkz: en tehlikeli yanlış doğruya en yakın olan yanlıştır)
devamını gör...
son izlenen dizi
uzun zamandır dizi izlemediğimi fark etmemi sağlamış olan başlıktır.
yaktın bizi eyledin viran ey yks.
yaktın bizi eyledin viran ey yks.
devamını gör...
even steven
genelde ingiliz ingilizcesinde kullanılan bir deyimdir.
hem spor karşılaşmalarında berabere biten maçlar için kullanılır, hem de intikam alıp ödeştikten sonra durumların eşitlenmesi anlamında kullanılır.
“ we are even-steven” şeklinde kullanılan yapı oldukça melodik olmasının yanı sıra çok da kullanışlıdır. bir dil iyi bilmek için o dilde geçen kullanımlara hakim olmak da gerekir bence. daha önce bir tanımda whoopsie daisies’den bahsetmiştim. ve kendimi adadığım bu göreve devam etmeye sonuna kadar niyetliyim.
peki nerden aklıma geldi birden? tabii ki kill bill volume 1 izlerken canımız ciğerimiz beatrix kiddo’nun mutfakta eski günlerden bahsedip o kara günle ilgili konuştukları vernita green’e ödeşmelerinin mümkün olması için önce onu, sonra odasına gidip küçük kızını son olarak da eve gelmesini bekleyip kocasını öldürdüğü takdirde eşitleneceklerini söylediği sahnede birden bir şimşek çaktı kafamda, bu kafa sözlük tarihine yazılmalıydı.

işin en güzel yanı ise bu deyimi sadece ayakları değil oyunculuğu da çok güzel alan uma thurman’ın “ to really get even, even steven…” diye başlayarak çok çekici bir hava ile söylemesi idi.
hem spor karşılaşmalarında berabere biten maçlar için kullanılır, hem de intikam alıp ödeştikten sonra durumların eşitlenmesi anlamında kullanılır.
“ we are even-steven” şeklinde kullanılan yapı oldukça melodik olmasının yanı sıra çok da kullanışlıdır. bir dil iyi bilmek için o dilde geçen kullanımlara hakim olmak da gerekir bence. daha önce bir tanımda whoopsie daisies’den bahsetmiştim. ve kendimi adadığım bu göreve devam etmeye sonuna kadar niyetliyim.
peki nerden aklıma geldi birden? tabii ki kill bill volume 1 izlerken canımız ciğerimiz beatrix kiddo’nun mutfakta eski günlerden bahsedip o kara günle ilgili konuştukları vernita green’e ödeşmelerinin mümkün olması için önce onu, sonra odasına gidip küçük kızını son olarak da eve gelmesini bekleyip kocasını öldürdüğü takdirde eşitleneceklerini söylediği sahnede birden bir şimşek çaktı kafamda, bu kafa sözlük tarihine yazılmalıydı.

işin en güzel yanı ise bu deyimi sadece ayakları değil oyunculuğu da çok güzel alan uma thurman’ın “ to really get even, even steven…” diye başlayarak çok çekici bir hava ile söylemesi idi.
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
uzaklaşıyorum ellerinizden uçabildiğim kadar!
devamını gör...
istanbul'da serçe kalmaması
benim de birkaç yıldır fark ettiğim bir durumdur.
ara ara görüyorum ama eskiye nazaran baya azalmış.
ara ara görüyorum ama eskiye nazaran baya azalmış.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın, güzel sözlüğün güzel insanları.
gününüz güzel olsun, yüzünüz güler olsun, neşeniz bol, huzurunuz daim olsun. *
gününüz güzel olsun, yüzünüz güler olsun, neşeniz bol, huzurunuz daim olsun. *
devamını gör...
8 mart dünya emekçi kadınlar günü rozeti
şerefine, ben de portishead sevdamdan bir günlüğüne vazgeçiyor ve gururla sergiliyorum. çok şık bir incelik gerçekten. düşünenlerin aklına, yapanların ellerine ve edinenlerin de karmalarına sağlık.
devamını gör...
aile whatsapp grubu
üyelerin sürekli emojilerle anlaştığı ve +35 yaş kişilerin bulunduğu grubumuzdur. arada bakınıyorum şöyle bir ve mesajları görünce
"ablacım cevap verdin ya artık, ne uzatıyorsun haa" deme isteği oluşuyor içimde. yazmıyorum ama.
işin ilginç kısmı ben de dahilim ve çıkamıyorum.*
"ablacım cevap verdin ya artık, ne uzatıyorsun haa" deme isteği oluşuyor içimde. yazmıyorum ama.
işin ilginç kısmı ben de dahilim ve çıkamıyorum.*
devamını gör...
chemtrails
uçaklar vasıtası ile havaya biyolojik veya kimyasal madde salınımı yapıldığını savunan teori.
kimileri iklim kontrolü için, kimileri ise insanları tabiri caizse hasta etmek için yapıldığını savunmaktadır. bu olay aslında o kadar da deli saçması değil keza bazı yerlerde devlet veya kurumlar tarafından varlığı kabul edildi fakat bunun bazı haşere, böcek ve bakterilere karşı bir ilaçlama olduğu söylendi. ayrıca isviçre de bazı bölgelerde topraktaki alüminyum oranındaki artıştan ötürü meclis tarafından bu konuya dair araştırma başlatıldı. bu iddialara destek veren birçok bilim insanı bulunmakta, sosyal medya aracılığı ile bulabilirsiniz.
uçak motorlarından çıkan doğal izden farklı olarak bu daha yoğundur ve havada saatlerce kalabilir ve güneşi örtebilir.
bu teoriden açıkçası haberim yoktu fakat son birkaç aydır yaşadığım bölgede tuhaf bulutumsu şeyler fark ettim. gözlemlerim sonucu bunun uçaklar tarafından çıkarılan gazlardan kaynaklandığını fark ettim. ama bu uçak izleri tuhaf bir şekilde yoğundu ve kaybolmuyordu bunun üzerine internette biraz bakındım ve bu teoriyi duydum ve gördüğüm şeyle tam olarak uyuyordu. sanırım her türlü şeyi deniyorlar.



kimileri iklim kontrolü için, kimileri ise insanları tabiri caizse hasta etmek için yapıldığını savunmaktadır. bu olay aslında o kadar da deli saçması değil keza bazı yerlerde devlet veya kurumlar tarafından varlığı kabul edildi fakat bunun bazı haşere, böcek ve bakterilere karşı bir ilaçlama olduğu söylendi. ayrıca isviçre de bazı bölgelerde topraktaki alüminyum oranındaki artıştan ötürü meclis tarafından bu konuya dair araştırma başlatıldı. bu iddialara destek veren birçok bilim insanı bulunmakta, sosyal medya aracılığı ile bulabilirsiniz.
uçak motorlarından çıkan doğal izden farklı olarak bu daha yoğundur ve havada saatlerce kalabilir ve güneşi örtebilir.
bu teoriden açıkçası haberim yoktu fakat son birkaç aydır yaşadığım bölgede tuhaf bulutumsu şeyler fark ettim. gözlemlerim sonucu bunun uçaklar tarafından çıkarılan gazlardan kaynaklandığını fark ettim. ama bu uçak izleri tuhaf bir şekilde yoğundu ve kaybolmuyordu bunun üzerine internette biraz bakındım ve bu teoriyi duydum ve gördüğüm şeyle tam olarak uyuyordu. sanırım her türlü şeyi deniyorlar.



devamını gör...
hipotiroidi
tiroid bezlerinin çalışmaması durumunda vücutta hormon bozukluklarına sebebiyet vermektedir. tiroid işlevini yerine getirmediği süreç içerisinde hem kişinin kilo alımı hem diğer organlarda etkisini gösterdiği zaman hormonları etkileyerek kişinin yaşam kalitesini düşürür. tiroid hastalarına genel olarak yapılan önerilerde eğer iyot eksikliğine bağlı semptomlar gözüküyorsa iyot desteği verilerek kişiye tedavi uygulanmama çalışılır. hormon süreçli bir durumsa eğer hormon tedavisine başlanır.
devamını gör...
sinema tarihinin en iyi oyunculuk performansları
al pacino - scarface
devamını gör...
normal sözlük moderatörlerinin whatsapp grubu
kafa sözlüğün meclisi denilebilir ama homeros ve benjamin sürekli küfürleşiyormuş, eylüling ise umursamadan sticker atıyormuş.* böyle meclis olmaz olsun! bi whatsapp grubunu yönetemeyen benjamin, burada sözlük yönetiyor!
devamını gör...
kabullenildiğinde olgunlaştıran acı gerçekler
planladığım kadar bir ömrüm olmadığını hatta zamanımın iyice azaldığını öğrendiğimde bırak olgunlaşmayı, hızla yaşlanmaya başlamıştım...
devamını gör...
kişinin kendini en özgür hissettiği an
güzel bir manzara izlerken oluyor bu bana. istediğim her şeyi yapabilecek kadar güçlü ve özgür hissediyorum.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
bazen içine sıkışıp kaldığım düşlerden uyandığımda, her zamankinden daha çok üşüyor ruhum. bu düşlerden uyanıp aynaya bakıyorum, her şey hatırladığımdan çok daha farklı, fakat kabuğumun içine indikçe minicik bir parça kalıyor orada, işte tam orada. onu görüyorum. yanından yöresinden toz fırtınaları geçiyor, kendini nasılda muhafaza etmiş yahu diyorum. bir şişe, içinde artık sararmış bir kağıt ve şişenin etrafı hala ıslak. ah.. anladım muhafaza etmemiş ki, gerek kalmamış onu zaten benden başka görmeye gelen olmamış ki. ama bu göl diyorum tamamen kurumuş, toprak nasılda çatlamış. öyleyse bu şişe nasıl ıslak! nasıl bu göl bu şişeyi yeniden verdi bana?
kızmıyorum. hemde hiç. kendimden başka kimseye kızmam zaten ben fakat bu sefer kendime dahi kızmıyorum. çünkü o şişeyi açıp okumak herkes için zor, banada zor.. yakınıyorum fakat bende okumayacağım işte, özür diliyorum.
yanımdaki kadını tanımıyorum, bembeyaz bir teni var. bu teni de boyayan bir kırmızı.. tam alnının ortasından simetrik bir kesi atılmış. ama diyorum koca adamlara 'yemin ederim ben yapmadım!' nasılda ağlıyorum fakat dinlemiyorlar bile.. 'bakın!' diyorum o yaradan bende de var, bana da yaptılar diyorum.. 'kim yaptı?' bilmiyorum ki işte onu. dolabın içindeydim ki ben. hatta o kadın koydu beni dolaba.. 'bilmiyorum, görmedim, görmedim!' hayır diyor 'sen yaptın! sen yaptın!'
kadın ölmüş..
elindeki şişeye bakıyorum, kırılmış..
ne? şişe mi?
hatırama düşüyor.. 'o adamın yüzüne bu şişeyle geçireceğim!'
'olmaz!' diyorum, şişenin içindeki kağıda bakarak. 'sus sus, gir şu dolaba!'
kızmıyorum. hemde hiç. kendimden başka kimseye kızmam zaten ben fakat bu sefer kendime dahi kızmıyorum. çünkü o şişeyi açıp okumak herkes için zor, banada zor.. yakınıyorum fakat bende okumayacağım işte, özür diliyorum.
yanımdaki kadını tanımıyorum, bembeyaz bir teni var. bu teni de boyayan bir kırmızı.. tam alnının ortasından simetrik bir kesi atılmış. ama diyorum koca adamlara 'yemin ederim ben yapmadım!' nasılda ağlıyorum fakat dinlemiyorlar bile.. 'bakın!' diyorum o yaradan bende de var, bana da yaptılar diyorum.. 'kim yaptı?' bilmiyorum ki işte onu. dolabın içindeydim ki ben. hatta o kadın koydu beni dolaba.. 'bilmiyorum, görmedim, görmedim!' hayır diyor 'sen yaptın! sen yaptın!'
kadın ölmüş..
elindeki şişeye bakıyorum, kırılmış..
ne? şişe mi?
hatırama düşüyor.. 'o adamın yüzüne bu şişeyle geçireceğim!'
'olmaz!' diyorum, şişenin içindeki kağıda bakarak. 'sus sus, gir şu dolaba!'
devamını gör...


