yazarların bedava olmasını istediği 3 şey
eğitim, sağlık ve ulaşım elbette.
devamını gör...
şu yaşa kadar hiç yapılmayan şeyler
sigara içmek.
devamını gör...
devlet tiyatro eserlerinin dijital ortamda yayınlanması
koronavirüs salgını nedeniyle tiyatrolardan uzak kalanlara, kültür ve turizm bakanlığı devlet tiyatrolarına ait 6 eseri -bakanlığın- youtube kanalında yayınlayacak. sözcü
devamını gör...
diocletianus
diocletian olarak da bilinen roma imparatoru. imparatorluk krizine son vermiştir. imparatorluk krizi, roma'da aynı aynı anda gerçekleşmiş 3 tane krizdir. roma'da var olan iç savaş, ekonomik çöküş ve dıştan gelen istilalar. işte diocletianus da bu 3'üne son vermiştir. ve böylelikle de 49 yıl süren bir devri kapatmıştır. diocletianus'un kurduğu hükumet sisteminde, otokrasi hakimdi. otokrasiise, yöneticinin bütün * yetkileri elinde bulundurması demektir. diocletianus'un yaptıkları, imparatorluğun uzun bir süre daha varlığını koruyabilmesi adına etkili olmuştur.
diocletianus'un "imparatorluk krizi" devrini kapatması baya zor olmuştur. çünkü bu devirde kim imparator olsa hepsi suikast sonucunda ölmüştür. diocletianus, bu devri kapamak adına epey zorluklar çekmiş hatta kendisinin de suikast sonucu diğer imparatorlar gibi ölecek basit bir imparator olduğu düşünülmüştür. fakat diocletianus'un başarılı siyaseti neticesinde, siyasî yönden bir galibiyet elde etmiş, dış istilaları durdurmuş ve imparatorluğa yapılan saldırıları da durdurabilmiştir. böylelikle diocletianus'un bir suikaste kurban gidecek basit bir imparator olduğu düşüncesi de ortadan kalkmıştır.
o koskoca imparatorluğu tek başına, otokrasi ile yönetiyordu fakat birkaç yıl kadar sonra, koskoca imparatorluğu tek başına yönetemeyeceğini anlamıştı. her ne kadar krizle geçen bir devri kapatsa bile, sorunlar devam etmekteydi. ve o, imparatorluğu ikiye bölmek kararı aldı. fakat düşünsenize; koskoca imparatorsunuz, koskoca bir imparatorluğunuz var ve siz onu ikiye bölmek istiyorsunuz. aslında diocletianus bunu yaparak, gözünü makam sevdasının bürüdümediğini ve roma imparatorluğu için çalışan başarılı bir lider olduğunu gösterdi. diocletianus'un bu bölme isteği gerçekleşti fakat kalıcı olmadı. fakat gerçekleştirdiği bu kısa süreli bölme işleminin, bir zaman sonra, kalıcı bir bölünme işlemine dönüşeceğini nerden bilebiirdi ki?..
aslında roma imparatoru olmak çok kolaydı! evet, her ne kadar zamanında bazı imparatorlar, imparator olmak adına bazı kurallar getirseler dahi, bu kuralları kalıcı olmadı. ve roma'da hiçbir zaman bir kişinin nasıl imparator olacağı hiç çözülemedi. bu konuda kurallar yoktu. fakat diocletianus, dörtlü yönetim sistemini kurdu. dörtlü yönetim, öyle bir sistem ki, bu zaman roma, yönetimsel açıdan ikiye ayrılıyor ve her birine de iki farklı "majesteleri" hakim oluyordu. daha da açıklamak gerekirse, yani her iki tarafa da 2 kıdemli imparatoru başa geçirmek fikrindeydi diocletianus! "majesteleri" yani augustus unvanı ise, o dönem en büyük unvandı. ve diocletianus, 2 imparatora da bu unvanı verme niyetindeydi! bir imparator emekli olunca da, ya da ölünce de, yerine "sezar" geçecekti.
evet artık diocletianus, imparatorluğun bir kısmı için bir imparator bulmuştu bile. kendisi ise imparatorluğun diğer kısmını yönetmekteydi. diocletianus kendi başkentini izmit yaptı. * daha sonra, diocletianus bir süre sonra diğer imparatorla birlikte varislerini seçtiler. hatta bu 2 tane varis yani "sezar"a imparatorluğun dörtte birini verdiler.
305 yılında, diocletianus ve diğer imparator kendi istekleriyle istifa ettiler. * bu olaydan 90 yıl sonra roma kalıcı olarak bölündü. diocletianus iyi biri değildi. hristiyanlara işkence veren bir adamdı. o binlerce hristiyanı öldürmüştü. hristiyanların ibadet için bir araya gelmeleri de yasaklandı.
peki diocletianus'un istifasındaki sebep neydi? ölümcül bir hastalık. hastaydı nerdeyse ölecekti. o da emekli oldu ve sarayına çekildi. lahana yetiştirmeye başladı. diocletianus'un göreve yeniden dönmesi istendiyse de, sebzelerimi görseniz, böyle konuşmazdınız diyerek reddetti. diocletianus, imparatorluktan kendi isteğiyle ayrılan ilk roma imparatoru olarak tarihe geçti.
diocletianus'un "imparatorluk krizi" devrini kapatması baya zor olmuştur. çünkü bu devirde kim imparator olsa hepsi suikast sonucunda ölmüştür. diocletianus, bu devri kapamak adına epey zorluklar çekmiş hatta kendisinin de suikast sonucu diğer imparatorlar gibi ölecek basit bir imparator olduğu düşünülmüştür. fakat diocletianus'un başarılı siyaseti neticesinde, siyasî yönden bir galibiyet elde etmiş, dış istilaları durdurmuş ve imparatorluğa yapılan saldırıları da durdurabilmiştir. böylelikle diocletianus'un bir suikaste kurban gidecek basit bir imparator olduğu düşüncesi de ortadan kalkmıştır.
o koskoca imparatorluğu tek başına, otokrasi ile yönetiyordu fakat birkaç yıl kadar sonra, koskoca imparatorluğu tek başına yönetemeyeceğini anlamıştı. her ne kadar krizle geçen bir devri kapatsa bile, sorunlar devam etmekteydi. ve o, imparatorluğu ikiye bölmek kararı aldı. fakat düşünsenize; koskoca imparatorsunuz, koskoca bir imparatorluğunuz var ve siz onu ikiye bölmek istiyorsunuz. aslında diocletianus bunu yaparak, gözünü makam sevdasının bürüdümediğini ve roma imparatorluğu için çalışan başarılı bir lider olduğunu gösterdi. diocletianus'un bu bölme isteği gerçekleşti fakat kalıcı olmadı. fakat gerçekleştirdiği bu kısa süreli bölme işleminin, bir zaman sonra, kalıcı bir bölünme işlemine dönüşeceğini nerden bilebiirdi ki?..
aslında roma imparatoru olmak çok kolaydı! evet, her ne kadar zamanında bazı imparatorlar, imparator olmak adına bazı kurallar getirseler dahi, bu kuralları kalıcı olmadı. ve roma'da hiçbir zaman bir kişinin nasıl imparator olacağı hiç çözülemedi. bu konuda kurallar yoktu. fakat diocletianus, dörtlü yönetim sistemini kurdu. dörtlü yönetim, öyle bir sistem ki, bu zaman roma, yönetimsel açıdan ikiye ayrılıyor ve her birine de iki farklı "majesteleri" hakim oluyordu. daha da açıklamak gerekirse, yani her iki tarafa da 2 kıdemli imparatoru başa geçirmek fikrindeydi diocletianus! "majesteleri" yani augustus unvanı ise, o dönem en büyük unvandı. ve diocletianus, 2 imparatora da bu unvanı verme niyetindeydi! bir imparator emekli olunca da, ya da ölünce de, yerine "sezar" geçecekti.
evet artık diocletianus, imparatorluğun bir kısmı için bir imparator bulmuştu bile. kendisi ise imparatorluğun diğer kısmını yönetmekteydi. diocletianus kendi başkentini izmit yaptı. * daha sonra, diocletianus bir süre sonra diğer imparatorla birlikte varislerini seçtiler. hatta bu 2 tane varis yani "sezar"a imparatorluğun dörtte birini verdiler.
305 yılında, diocletianus ve diğer imparator kendi istekleriyle istifa ettiler. * bu olaydan 90 yıl sonra roma kalıcı olarak bölündü. diocletianus iyi biri değildi. hristiyanlara işkence veren bir adamdı. o binlerce hristiyanı öldürmüştü. hristiyanların ibadet için bir araya gelmeleri de yasaklandı.
peki diocletianus'un istifasındaki sebep neydi? ölümcül bir hastalık. hastaydı nerdeyse ölecekti. o da emekli oldu ve sarayına çekildi. lahana yetiştirmeye başladı. diocletianus'un göreve yeniden dönmesi istendiyse de, sebzelerimi görseniz, böyle konuşmazdınız diyerek reddetti. diocletianus, imparatorluktan kendi isteğiyle ayrılan ilk roma imparatoru olarak tarihe geçti.
devamını gör...
yazarların normal sözlük’te yazma nedenleri
başlarda eğlenmek için yazıyordum ama bu aralar rahatlamak için yazıyorum. daha çok kişiye anlatırsam daha çok rahatlarım gibi geliyor fakat herkese de anlatamıyorum. içime atmaktansa, buraya yazıyorum; iyi geliyor. bi insan tarafından sevdiğimiz gibi sevilmemek neden bu kadar canımızı yakıyor anlayamıyorum. aklıma olumsuz ne varsa getiriyorum, mantıklı bi şekilde düşünmeye çalışıp, zaten olmazdı diyorum. saatlerce düşünüp, mantıkla kurduğum her şeyi; tek bi gülüşü, ufacık bi jestiyle silip atıyor. hoop tekrar başa dönüyorum. saatlerce uğraşıp kumdan kale yaparsın da tek bi dalga saniyeler içinde yerle bir eder ya aynı onun gibi. uzak durup kendi güvenli bölgemde inşa edeyim desem elim kolum bağlanıyor, hiçbi şey yapamıyorum çünkü suya da, kuma da -en önemlisi- denizin o muhteşem atmosferine de ihtiyacım var.
devamını gör...
hangi yazar gözünde nasıl canlanıyor sorusu
devamını gör...
yazarların yaşadıklarını hissettiği anlar
o'nun tarifsiz güzel ela gözlerine baktığım an.
devamını gör...
kitap alıntıları
''bil ki kalb kurulmuş bir çadır gibidir. onun kapıları vardır. her kapısından kendisine durum ve haller geliyor. ve yine kalbin misâli bir hedefe benziyor. ona her taraftan ok atılıyor. veyâ kalb, dikilmiş bir aynaya benziyor, o aynanın üzerinden çeşitli suretlerin çeşitli nevileri geçer. bir suretten sonra başka bir suret o aynaca görünür, o ayna bu geçen suretlerden boş değildir. veyâ kalb, bir havuzun sularına benzer. ortaya doğru açılan çeşitli nehirlerden o havuza çeşitli sular akar. her hâlükârda kalbe akan bu yeni yeni eserlerin giriş noktaları ya beş duyu organındandır veyâ bâtındandır.(mânevîdir, sezgiseldir) hayâ, şehvet ve öfke insan mizâcından mürekkep ahlâklardandır. çünkü insanoğlu beş duyusuyla bir şeyi idrâk ettiği zaman, o idrâk edilen şeyden kalbde bir eser peydâ olur. böylece şehvet, fazla yemek ve mizactaki bir kuvvetten dolayı kabardığı zaman kalbde onun bir etkisi hâsıl olur. her ne kadar kalb hissettirmekten men olunsa da, nefiste hâsıl olan hayaller bâki kalır. hayâlin intikâline göre, kalb de bir hâlden diğer bir hâle intikâl eder. kalbin değişmesi ve etkilenmesi dâimâ bu sebeplerdendir.'' imâm gazzâlî - ihyâ u ulûmi'd-dîn
devamını gör...
kızının sevgili edinmesine izin veren baba
oğlunun sevgili edinmesine ses etmiyorsa kızına da etmesin. baba olmak bunu gerektirir. eşit olmak.
devamını gör...
primum non nocere
bana göre, anlamı olan "önce zarar verme" insan ilişkileri için de geçerlidir.
faydan dokunmayacaksa zararın dokunmasın, bilmiyorsan uzaklaş. bunlar bence çok iyi ilkelerdir.
faydan dokunmayacaksa zararın dokunmasın, bilmiyorsan uzaklaş. bunlar bence çok iyi ilkelerdir.
devamını gör...
evde erkeğin bitmesi
devamını gör...
sürü psikolojisi
ingilizcesi bandwagon effect olan en yalın hali ile sırf insanların çoğu doğru olduğunu düşünüyor diye bir şeyin doğru olduğuna inanmak demektir. temelde “herkes böyle davranıyorsa bende böyle davranmalıyım” şeklindedir. başarılı ve popüler insanların alışkanlıklarını, davranışlarını, inançlarını izlemek insanın doğasında vardır. çünkü bunu yapmışta başarılı olmuş şeklinde düşünmenizi sağlar. başarılı bir insanın popülerliği ve güvenilirliğinden etkilenmiş bir insan, aynı hipnotze olmuş gibi muhakeme yeteneğini kaybeder. politikada sürü psikolojisi ise bir siyasi hareketi sadece popülerliğinden dolayı takip eden seçmenlerde görülmektedir. bu gibi sebeplerle seçmenler kazanması muhtemel görülen adayları desteklerler. (bir yerlerden size tanıdık geliyor mu, epey yakınınızdaki bir yer)
ingilizce adı ise bandwagon yani üzerinde bando olan bir at arabasından gelir. ilk kez amerikalı palyaço dan rice tarafından 1845 yılında kullanılır. o yılın başkanlık kampanyası boyunca rice, “herkesin olduğu yere gelin” gibi bir manaya gelecek şekilde “sürüye katılın” "to jump on the bandwagon" ifadesini kullanır. böylece başkan zachary taylor’ın zaferi elde etmesini sağlar.
ayrıca (bkz: asch deneyi)
ingilizce adı ise bandwagon yani üzerinde bando olan bir at arabasından gelir. ilk kez amerikalı palyaço dan rice tarafından 1845 yılında kullanılır. o yılın başkanlık kampanyası boyunca rice, “herkesin olduğu yere gelin” gibi bir manaya gelecek şekilde “sürüye katılın” "to jump on the bandwagon" ifadesini kullanır. böylece başkan zachary taylor’ın zaferi elde etmesini sağlar.
ayrıca (bkz: asch deneyi)
devamını gör...
istanbul normalleşmeye hazır
istanbul: kiiim? ben mi?
devamını gör...
markette yandaki kasanın ışık hızıyla akması
(bkz: murphy kanunları)
devamını gör...
en yakın arkadaşın en yakın arkadaşı olmamak
himym barney’nin en yakın arkadaşı ted iken, ted’in en yakın arkadaşının marshall olması durumu örnek verilebilir.
devamını gör...
seni aldattım diyen sevgiliye söylenecek ilk söz
ben bay wiiilsoooon derdim. başka söze hacet yok. filmi izlemediyse yapacak bişey yok. yaşayarak öğrenir artık.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
koyabiliyor musun adını
yokladığında
hissedebiliyor musun
sesleniyor sana
duy beni
inatçı çocuk vazgeç inadından
elini götür
kulağının önüne
vursun parmak uçlarına
kalbinin sesi...
yokladığında
hissedebiliyor musun
sesleniyor sana
duy beni
inatçı çocuk vazgeç inadından
elini götür
kulağının önüne
vursun parmak uçlarına
kalbinin sesi...
devamını gör...



