yine sağır sultan'ın bile duyduğu ama sözlüğe gelen her yenilik sırasında uyuyor olduğum için yeni haberimin olduğu sözlük belediyesi hizmeti.
yine de benden başka duymayan varsa pencereye çıkıp bağırayım;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

enfes bir soğuk mezedir. hele bir de patlıcanın köz tadı ağızda güzel bir his bırakıyorsa o an için hayattan istenecek pek bir şey yoktur.

en çok sadesini ve biberlisini yaparız.

sade olan; patlıcan, zeytinyağı, limon ve tuzdan oluşur.
biberlisini yaparken patlıcana domates, biber,sarımsak, tuz, limon, zeytinyağı eşlik eder.

patlıcanın bıçakla iyice kıyılması ve sebzelerin minik minik doğranması elzemdir. sarımsak da rende olursa hem yerim hem yanında yatarım. *
devamını gör...

güzel bir üniversiteden mezun olmuş bir şekilde. tabii ondan sonra işsiz kalacak mıyım, buraları şimdilik düşünmemeliyim.
devamını gör...

mitka grıbçeva'nın savaşta ölen arkadaşlarının anısına yazmış olduğu kitabın adıdır.

bir partizanın gözünden faşizme karşı verilmiş mücadelenin kanlı canlı tanığı oluyorsunuz. mücadele nedir, ne değildir? sorusunun yanıtını bu kitapta rahatça bulabilirsiniz. ha cevap hoşunuza gider ya da gitmez, ben o kısmına karışmam. zaten 7. bölüme kadar gelmişseniz ve devam edebilecek coşku ya da okuma isteği içinizde yoksa, kitabı hafifçe kapatıp, uygun bir yere bırakınız. tabi kitap bıraktığınız yerde kalmasın zira kitabı okuyabilecek ve bu kitaptan bir şeyler çıkarabilecek insanlar elbette vardır/olacaktır. elden ele dolaştırıverin bir zahmet. okuyamamış olsanız da çorbada tuzunuz bulunsun. bulunmasa da olur, bilemedim şimdi.

bende kitabın 1976 ve 1978 yılı basımları var. kitabı haşmet matbaasında dizip basmışlar. yeni basımlarına da biraz göz gezdirmişliğim oldu. lakin yeni çevirilerden aynı tadı alamadım. belki kusur bendedir ya da çeviriler cidden kötüdür o konuda da kesin bir şey söyleyemeyeceğim. ben şerhimi düşmüş olayımda sıkıntı çıkmasın kafası ile hareket edeyim, eşeği sağlam kazığa bağlayayım. eşek aşırı inatçıysa da benim yapabileceğim bir şey yok. neticede kazık sağlam, ondan eminim.

bak konu yine dağıldı. hep böyle oluyor. durağanlık kötü şey zaten sürekli evrilmek falan lazım. kitapta biraz bundan bahsediyor. bir kibritte sen çak olayı gibi düşünün. zaten kibriti çakmaya üşenenler için çakmak var, o olmadı pürmüz var. ya da her zaman yaptıkları gibi hazır yemek söylesinler. ama kitabı bıraktıkları yeri sakın unutmasınlar, söylediğim gibi birine lazım olur. okumakta bir mücadele biçimidir falan filan fişman...

ben kestirmeden arka kapağı iliştireyim şuraya zira bu başlık iyi yerlere gitmiyor *

1940'larda faşizm bütün ağırlığıyla ülkeye yerleşmiştir. yöneticiler bir yandan yabancılarla, nazilerle işbirliği yapmakta, öte yandan kendi halkının gün geçtikçe daha kötü koşullarda yaşamasını sağlamaktadır.

bu romanın yazarı mitka grıbçeva, o yılların bulgaristan'ının en önde gelen partizanlarından birisidir. faşizmin en karanlık günlerinde, çeşitli kademelerden geçerek bir partizan müfrezesine girer. artık ognyana'dır adı... ognyana ve partizan arkadaşları faşizmle savaşmaya başlarlar. ve bu savaş, faşizmin kesin yenilgisine kadar sürer...

habora kitapevi yayınları /1978
devamını gör...

ünlü isimleri trollemesi, tarihsel olaylara faklı açıdan yaklaşımı ile bizleri fazlaca güldürebilen twitter ve instagram fenomeni.

epey vukuatı da mevcut ayrıca ikinci kitabını çıkarmak üzere. şurdan incelemeniz mümkün kendisini; onedio.com/haber/tarihsel-o...
devamını gör...

sözlükler insanların rahatça fikirlerini paylaştığı yerlerdir, şu veya bu düşünceyi savunanların az olması temennisi ise çok saçmadır. rahatsız oluyorsanız ya karşı tarafın fikrini çürütürsünüz ( bilginiz varsa eğer) ya da engeller görmezsiniz!
devamını gör...

insanoğlunun en saf ve masum ihtiyacıdır bu arzu. yalandan sevişirsin ama yalandan sarılmazsın, sarılamazsın.

“insanlık kadar eski olan bu hareket iki vücudun kavuşmasından çok daha fazlasını ifade eder. sarılmanın anlamı şudur: sende bir tehlike sezmiyorum, yanında olmaktan korkmuyorum, rahatlayabilir, kendimi yuvamda hissedebilirim, beni koruyan ve anlayan birisi var. birine isteyerek her sarıldığımızda ömrümüzün bir gün uzadığına inanılır. lütfen, şimdi sarıl bana.”

(bkz: paulo coelho)
devamını gör...

ironik bir şiirdir ben ironi sevmem .
devamını gör...

devamını gör...

genelde kolpacı itemidir.
devamını gör...

yazılarını keyifle okuduğum ve bugün tanışma şerefine eriştiğim dünyalar tatlısı yazardır kendileri.
devamını gör...

bir an uykulu gözlerle okumuşum ki ilk tanımı, aha dedim 20 bin harcanabilir karmaya elveda.

ama öyle değilmiş işin aslı.*
devamını gör...

not : bu tanımda (a) , (b) gibi yazının içinde ve en altında belirtilen şeyler başka konulardan okunmalıdır.

zaman-mekan ilişkisi denildiği zaman öncelikle bu ikiliyi iyi tanımak gerekir. önce kolay olan mekandan başlayalım
mekan: bildiğimiz yer , gök , sen, taş , gezegen , güneş , yıldızlar vs vs. kısaca görebildiğimiz her şey. (karadelik hariç. çünkü ışığı bile kendine çeker , yansıtmaz dolayısıyla biz de göremeyiz.

şimdi gelelim asıl olayın cortladığı yere : zaman! zamanı anlamak için önce maddeye ihtiyacımız var. çünkü bomboş bir evrende zaman hiçbir şey ifade etmez. lise fizikten hatırlarsa v=x(alınan yol)/t(zaman). bu denklemde zamanı yalnız bırakırsak ; t=x/v olur. yani formül bize ne diyor. zaman eşittir mesafe bölü hız. burada bize iki değişken lazım. yani uzunluk lazım. uzunluk ise iki yer arasındaki doğrusal yoldur. ( uzayda doğrusallık yoktur fakat o ayrı konu) yani iki yer diyor. yani yer , mekan , madde lazım.
şöyle örnekleyelim: istanbuldan ankaraya 1 saatte giden uçak rahatça iniş yaptı. ..... bu cümlede ''rahatça'' zarf tümle... şaka şaka. :) / bakın istanbul ve ankara bir kara parçası , sonuç olarak madde. biz ise buradaki 1 saat kavramını açıklamaya çalışıyoruz. öncelikle ''si'' ölçü birimlerinden metre cinsinden arasındaki uzaklık. istanbul ankara arası uzaklık. bölü hız.

hız kavramı ise en basit tabiriyle bir işi yapabilme kapasitesi gibi düşünebiliriz. misal bir zeytin kırma makinası zeytinleri 3er 3er kırıyorsa buna yavaş, 20 şer 20 şer kırıyorsa buna hızlı diyebiliriz. hız içinde bu geçerli. tam tanımlamaya kalkarsak çok uzun olabilir. örneğimizde ise uçağın hızı gidebilme kabiliyet. heh işte bu mesafeyi bu kabiliyete sayısal olarak bölersek ortaya matematiksel olarak zaman çıkıyor. ama yeterli mi ? değil. gelin fiziksel olarak zamana bakalım ama önce ışık yani fotonu inceleyelim.

foton: en kısa haliyle enerji parçacığı paketçiği. yoğunlaşmış enerji. ama ne enerji! bunlar birleşir birleşir, demet halini alır ve biz buna ışık deriz. hem dalgacık hem tanecik etkisi gösterir (a). ışığın hızı c=299.792.458 m/s'dir. ağızlara pelesenk olmuş haliyle saniyede 300.000 km. peki zamanla fotonun ne ilgisi var??? yok demi? neyse bir şey demiyorum.


dünyamızdaki yüksek iqlu abiler birleşmiş ve zamanı bir şeyle ilişkilendirelim ama sabit olsun sürekli aynı olsun değişmez ve mutlak olsun demişler. ve ne bulmuşlar? 6.62606957(29)×10-34: j·s. ee peki bu ne? tanıştırayım efendim planck ''sabiti''. adı üzerinde sabit. ee bilim adamları da böyle muazzam bir sayı (b) bulmuşlar. demişler ki : '' neden zamanı bununla ilişkilendirmeyelim buna göre ayarlamayalım''. evet burası biraz karışık ''planck'' , '' foton'' , ''zaman''. burası ayrı konu.

sonuç olarak zamanımız, hepimizin (!) kolundaki rolexler ışığa göre , fotona göre ayarlanıyor bir bakıma, dolaylı yoldan.

gelelim asıl konumuzaaaa. ışık bilinçsizdir. eee bu da ne demek? yani şu demek efenim. siz ışık hızına çıkarsanız ''momentum, ve enerji '' (c) denklemlerine göre artık ''siz'' , siz olmazsınız. yani etrafı gözlemleyemezsiniz. çünkü artık sizin için zaman yoktur. çünkü zamanı oluşturan sizsiniz! burası için güzel bir video:ışık zamansızdır!

ee bu kadar anlattık kütle çekimsiz olur mu efenim? olmaz! kütle çekim atomların içindeki birkaç lanet parçacığın birbirini etkileyip , birbirlerine doğru gelmelerini sağlayan garip bir kuvvet. bkz: yer çekimi. sen, evet evet sen o telefon yada mouse u bir kaldırıp bırak bakayım ne oluyor? düştü değil mi? aslında dünya onu çekti. teknik olarak telefon yada mouse un da dünyayı çekti ama , dünya için süratle giden kamyona çarpan sinekten farkı olmadı. basit momentum. kütlesi büyük olanın ivmesi yavan (az) olurmuş ehehe ben bunu niye anlattım peki?

zamanı , çok aptalca basitçe ışık oluşturuyor dedik ( teknik olarak yarı doğru yarı yanlış ama kolay anlaşılıyor.)( karanlık odada zaman yoktur diyemiyoruz hayır. ee ondan yarı yanlış zaten) şimdi bu kütle çekimi foton için bile ( bile diyorum çünkü o kadar hızlı bir şeyin bile bu etkiye maruz kalacağı derecede büyük kütleler var. (bkz: karadelik) bazen aramızda başka galaksilerin bir duvar gibi engel oluşturduğu başka yıldızların galaksilerin ışığı bize gelmekte. ee nasıl oluyor bu ? ahanda böyle (d)
demek ki neymiş ışıkta bükülebiliyormuş.
ikizler paradoksunu duymuşsunuzdur. uzaya giden ikiz için zaman yavaş akıyormuş da bir dönüyormuş ikizi ölmüş 500 sene geçmiş halbuki uzaydaki ikiz için çok kısa süre geçmişti( tam olarak böyle değil süreleri abarttım anlayın diye). hızlanan cisim için yani ışık hızına yaklaşan cisimler için zaman yavaşlıyor. zaman bükülüyor. ee karadelik ne alaka o da aynı etkiyi yapıyor zamanı büküyor efenim (e) yani bir yerde kütle varsa tıpkı fotodaki gibi orada zamanı büküyor. ışığı bile! zamanı yavaşlatıyor. kısaca ne kadar büyük kütle = o kadar yavaş zaman. ne kadar hız = o kadar az kütle (bknz ışığın kütlesinin olmaması ve ışık için zamanın olmaması, ışık hızına yaklaşan cisimin kütlesinin olmaması.) bunu şuna benzetebiliriz. aramızda hızlı araç kullanan veya içinde bulunan olmuştur. yol nasıl incelir görüntüler silikleşir. ha bunu ışık hızına çıkartın. pufffff etrafınızda ( sadece sizin için) bir şey yok. hani demiştik ya ışık yani foton bilinçsizdir. tam olarak bu.
reklamlar: diğer bir başlığım fotoelektrik olay

özet geç **ç diyenler için ( bunuda en sona koymam peki?): mekan yani kütle zamanı büker. ışık zamansızdır. karmaşık ama olsun.
bu yazı kendini güncelleyecektir.
resimler:
a
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

b
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

c
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

d
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

e
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sevmek, sevilmek, mutlu olmak bunlar güzel duygular. hele ki türkiyede yaşayan herkesin daha da ihtiyacını hissettiği bir istek.

yüzümüz hiç gülmüyorki, bunda gülsün, üzgün surat.
devamını gör...

tamda sözlükle ilgili düşünürken gördüğüm başlıktır, başlıyorum;

*beğeni olmaması, okunmuyor demek değildir, ben beğeni ve favori sayısından çok daha fazla okunduğuna eminim

*tanımları okuyanların, beğenenlerin çoğunun, okuduğunu anlamadığını düşünüyorum, çünkü herkes okuduğu tanımla, kendi arayışı arasında bir bağ bulmak için okuyor, buluyorda,
herkes kendi fikrine +1 arıyor, kimse başka milyonlarca "açı" olabileceğini, belkide kendisinden daha iyi bir bakış açısını başkasının düşünmüş olabileceği ihtimalini "sevmiyor" bence...

birçok konuda, toplumla, insanla, teknolojiyle, hobilerle, siyaset, kent kültürü, yabancı dil, beslenme, uyku sağlık konuları ve bunların birbirlerine etkisi vs ile ilgili birçok tanım yazdım, hem nerden öğrendiğimi paylaştım, uyguladığım bilgileri, okuduklarımdan öğrendiklerimi insanlar üzerinde gözlemlediğimi, üzerine düşündüğümü, oluşan kendi yorumlarımı vs yazdım....
sonuç; en çok etkileşim alan tanımlar en çok okunuyorsa, nickaltı yazısımıdır en çok okunacak olan, yada kadın/erkek midir bu sözlüğe girenlerin tek olayı..

sözlük için moderatörlere önerilerim vardı aslında, açacağım başlıklar vardı ama, okunmak da anlaşılmaya yetmiyor bunu anladım, belkide ben karışık anlatıyorum, yada anlatamıyorum galiba..

birkaç gündür, karbonhidratı fazla kaçırdım, gün ışığı görmedim, belkide o yüzden biraz karamsarım sözlük...
devamını gör...

en büyük başarısı belli bir topluluktan daha önce doğmuş olması olan yazarın zırvalarını içeren başlık.
devamını gör...

"beni can kulağıyla dinlediğin için teşekkür ederim! dinlemesini bilen insanlar o kadar az ki!"

hermann hesse - siddhartha.
devamını gör...

katıldığı tv programında bizzat iç işleri bakanı süleyman soylu tarafından dile getirilen durumdur.
peki kim yaptı o zaman?
devamını gör...

(bkz: david beckham) için çocuk oyuncağı olan eylemdir.

falso verilerek atılan frikik golleri izleyene daha çok keyif verir.
devamını gör...

edebi değeri sıfır olan eserlerin yok sattığı ülkemizde beğeni sayısıyla niteliğin belirlenmediği besbelli kanımca. öte yandan kafa sözlük yazarların iç döktükleri bir platform olduğundan herkes her yazdığı için beğeni beklemek durumunda olmayabilir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim