yaş günü kutlamasında hiçbir heyecan belirtisi göstermeyen baba
doğaldır yas günü kutlanmamalı ve yas tutulmalıdır.
devamını gör...
ateş ölçer
pazara, bankaya, avm'ye girildiği zaman girişe diktikleri nöbetçinin elindeki minyatür saç kurutma makinesi görünümlü cihazın ismi. dayıyorlar kafaya dııttt diye ses çıkıyor.
vücut ısısı ölçen bir aletmiş. insanın vücut sıcaklığı ortalama 36,5 olduğu için ve bunun iki derece yukarısı görüldü mü "beri gel, sen potansiyel koronavirüs taşıyıcısın " deyip, hastaneye yolluyorlar.
vücut ısısı ölçen bir aletmiş. insanın vücut sıcaklığı ortalama 36,5 olduğu için ve bunun iki derece yukarısı görüldü mü "beri gel, sen potansiyel koronavirüs taşıyıcısın " deyip, hastaneye yolluyorlar.
devamını gör...
bir sözlük yazarına aşık olmak
mümkün aynı zamanda da gereksiz olan iş.
mesele "neye" aşık olduğunuz değil. kafanızdaki bir kurguya olabilirsiniz, o sorun değil. neticede aşk herkes için tanımı değişebilen bir şey. kimi kalçasına, göğüslerine, eline koluna aşık olur, kimi düşüncelerine...
esas mesele, buna ne gerek olduğu konusunda çıkıyor ortaya. dokunamadığın, kokusunu içine çekemediğin, teri terine değmeyecek birine aşık olup ne yapacaksın? sonsuza dek sohbet edebilirim sadece diyorsan, tam da aynı şekilde düşünen birine denk gelmen lazım ki o da biraz zor.
gerçi ne demişler; hacı hacıyı mekkede, hoca hocayı tekkede, şey şeyi dakkada bulurmuş. şey yerine istediğinizi koyabiliyorsunuz.
mesele "neye" aşık olduğunuz değil. kafanızdaki bir kurguya olabilirsiniz, o sorun değil. neticede aşk herkes için tanımı değişebilen bir şey. kimi kalçasına, göğüslerine, eline koluna aşık olur, kimi düşüncelerine...
esas mesele, buna ne gerek olduğu konusunda çıkıyor ortaya. dokunamadığın, kokusunu içine çekemediğin, teri terine değmeyecek birine aşık olup ne yapacaksın? sonsuza dek sohbet edebilirim sadece diyorsan, tam da aynı şekilde düşünen birine denk gelmen lazım ki o da biraz zor.
gerçi ne demişler; hacı hacıyı mekkede, hoca hocayı tekkede, şey şeyi dakkada bulurmuş. şey yerine istediğinizi koyabiliyorsunuz.
devamını gör...
galatasaray
1905 yılında kurulan spor kulübü. takım tutmuyorum ama avrupa'daki başarılarıyla göğsümüzü kabartan takımlardan biridir.
devamını gör...
rosiglitazon
diyabetus mellitus tedavisinde kullanılan ppar gama agonistidir.
yan etki olarak sıvı ve tuz tutulumuna bağlı ödem ve kilo alımı
ostoporoz riskinde artış yapar.
yan etki olarak sıvı ve tuz tutulumuna bağlı ödem ve kilo alımı
ostoporoz riskinde artış yapar.
devamını gör...
sinemada izlenen ilk film
aslan kral. 1994
devamını gör...
hiç yapılmadığı için gurur duyulan şeyler
hiç kimseye anlattığından daha fazlasını sormadım.
kimsenin özelini kurcalamadım.
kimsenin yarasına basmadım.
kimsenin benim hakkımda bir başkasına söylediğini merak etmedim.
kimsenin özelini kurcalamadım.
kimsenin yarasına basmadım.
kimsenin benim hakkımda bir başkasına söylediğini merak etmedim.
devamını gör...
askerde eşini hamile karısıyla aldatmak
askere giden kişinin resmi nikahlı eşini; imamlı nikahlı; aynı zamanda hamile olan insanla aldatması olarak algıladığım başlık.
edit: sadece 2 bölüm müge anlı izleyerek ürettiğim teori.
edit: sadece 2 bölüm müge anlı izleyerek ürettiğim teori.
devamını gör...
rehberde konuşacak insan aramak
pişman eder yapma! eylemidir. soğuk samimiyetsiz bir iki temenni ve kapanış ile sonuçlanacaktır.
devamını gör...
27 şubat 2021 ankara'ya göktaşı düşmesi
korkunç. cidden bi gözüm tırstı. depremler, yangınlar, en azından gökten bir şey gelmesin diyo insan ama yok ellinci yaşımı göremicek gibi hissediyorum şuan.
devamını gör...
leonard cohen
şarkı söylerken meditasyon yapar gibi görünen farklı bir ses tonu olan müzisyen.
devamını gör...
günlük tanım düzenleme limiti
inanması zor ancak, sözlüğün faydasına olan durum.
şöyle ki : düzeltmeler belirli bir yoğunluğa ulaşırsa arama motoru kardeş "e yeter be indekslemiyorum artık, habire düzeltiyorsun" diyebiliyor.
şöyle ki : düzeltmeler belirli bir yoğunluğa ulaşırsa arama motoru kardeş "e yeter be indekslemiyorum artık, habire düzeltiyorsun" diyebiliyor.
devamını gör...
büyük buhran
kara perşembe olarak da adlandırılan kapitalizmin büyük bunalımı. 1929 ekonomik krizi...
başlangıcı 24 ekim 1929 perşembe'dir. bitişi ise maalesef yok. bugün hala binbir çeşit etkisi, bunalımla birlikte oluşturulan ve insan üzerinde oynanan kuramları, karteller, sözleşmeler, insan hayatıyla oynayan yatırımlar, manevi değersizleştirme gibi pek çok alanda hakimdir hala bu bunalım.
zayıf ve spekülatif bankaların wall street'teki çöküşüyle başlayan bunalım, artan hisse senedi satışları, değerlerin düşmesi, bankaların günlerce piyasayı toparlamak için çırpınmasına rağmen fiyatların son sürat düşüşte olması, işsizlik, artan gelir dağılımındaki dengesizlik, dağılan sermaye birikimi, tarım ürünlerindeki arz-talep oranının düşüşü ve buna bağlı olarak çiftçilikte azalan satın alma gücü, yatırımlardaki düşüşün ulusal geliri azalan yönde tehdit etmesi, devletin piyasaya müdahalede bulunmaması... gibi faktörler bunalıma sebep unsurlar olarak gösterilmektedir.
kapitalist birikim modeli, bilindiği gibi, 1910'lu yıllardan başlayarak ikinci dünya savaşı’nın bitimine kadar uzanan bir yapısal bunalım süreci yaşamıştır. 1920'li yıllar ise abd'nin ekonomik üstünlüğünü tüm dünyaya kabul ettirdiği yıllardı. abd hem ekonomik hem de siyasi anlamda başat güç unsuru olmak adına efor sarfetmekteydi. ''kükreyen yirmiler'' olarak da adlandırılan o yıllardaki ''kükreme'' yalnızca hızla büyüyen abd ekonomisini değil, radikal bir biçimde değişen yaşam biçimlerini de anlatıyordu. abd'nin sonsuz refah ve zenginliğe kavuşan ilk ülke olduğuna inanılıyor (bkz: american dream), had safhada bireycilik üzerine yükselen ve tüketim çılgınlığı ile öne çıkan bir yaşam tarzı abd'ye egemen oluyordu.
döneme baktığımızda dikkat çeken bir diğer unsur ''borçlar döngüsü''dür. 20'lerde ekonomik durumları iyi ya da kötü olsun, birçok ülkenin ekonomisi yüklü miktardaki borçlar nedeniyle birleşik devletler ekonomisine göbekten bağlanmıştı. ancak asıl problem durumları iyi ve kötü olarak ayırt edilen ülkelerin tamamın aslında ekonomilerinin çok zayıf olmasıydı.
''amerika hapşırdığında dünyanın geri kalanı nezle olacaktır'' deyimini haklı çıkarır şekilde, 1929 yılında abd'de başlayan kriz tüm dünyayı süratle sarmaya başlamıştı. buradan itibaren, bir taraftan uluslararası üretimin ve ticaretin önemli ölçüde daralmasına sebebiyet veren bu bunalım,
diğer taraftan da batı avrupa ile kuzey amerika'nın sanayileşmiş ülkelerinin gündemine sürekli
ve yaygın bir işsizlik sorunu taşımıştır. bununla birlikte o tarihe değin sığınılan ekonominin kendi kendini düzenleyeceğini ileri süren liberal yaklaşıma -neoklasik teori- olan güven derinden sarsılmıştır.
adam smith'in görünmez el politikası fiyaskoyla sonuçlanmış, ''laissez faire, laissez aller, laissez passer'' yani piyasaya devlet müdahalesinin olmaması gerektiğini öngören ''bırakınız yapsınlar, bırakınız gitsinler, bırakınız geçsinler'' politikası mali piyasalar ve özel bankaları kontrolsüz bıraktığı için ekonomiyi global bir çöküşe sürüklemiştir.
sonraki süreçte bunalım dünyayı ikinci dünya savaşı'na sürüklemiştir. örneğin 1932'de almanya'da faal nüfusun % 17.2'si, abd'de 23.5'i, ingiltere'de % 13.1'i işsiz kalmıştı. abd'de zengin, kelli felli kesimin sokaklarda elma satmaya başlaması, insanların ''haftalık 1 dolarak çalışırım'' afişlerini göğüslerine asıp reklam panosu şeklinde köşe başlarında beklemeleri her kesimden insanın ne durumda olduğuna dair az çok fikir verecektir.
1929 bunalımını yalnızca ekonomik bağlamda ele almak şüphesiz ki bizi yanıltacaktır çünkü liberal ekonomik yaklaşımın çöküşü liberal siyasi yaklaşımın da çöküşü anlamına gelmiş; pek çok avrupa ülkesi diktatoryal rejimine yönelmiştir. bu yaşananlar mussolini'nin italya'da yönetime geçmesiyle aynı süreçte ilerlemiştir. sınai ve tarımsal krizle istikrarsızlaşan sınıflar, parlamenter demokrasilerin hantal işleyişine karşı tepkilerini ortaya koyan aşırı uç partileri desteklemiş; yıkılan tarımsal çıkarlar balkanlar'da sağcı rejimleri güçlendirirken, orta sınıfların ılımlı partilerden uzaklaşması almanya'da adolf hitler'in iktidara gelişi ile sonuçlanmıştır. böylece 1929 ekonomik krizi, ikinci dünya savaşı'nın nedenleri arasında en üst sıraya yükselmiştir.
abd'nin adam smith politikasının çöküşünün ardından keynes'çi politika izlemeye başlaması ile kriz ufak çapta atlatılmaya başlanmıştır. dönemin başkanı franklin roosevelt, abd'nin krizden çıkışı için new deal (yeni düzen) adı altında devletin piyasaya müdahale etmesini savunan ve devlete daha çok rol veren bir keynesçi politikanın benimsenmesi gerektiğini ilan ederek buradan itibaren 40 yıl boyunca devletlerin temel ekonomik programlarını oluşturan iktisadi görüşü tüm dünyaya duyurmuştur.
-
gelelim büyük bunalım bugüne olan etkisine...
1929 bunalımı buraya kadar gördüğümüz üzre dünya çapında bir çöküş, yapılandırma, savaş, çırpınış, kayıp, çaba ve sistematik sömürü getirmiştir. ikinci dünya savaşı'nın etkileri bugün hala hukuksal, ahlaki, norm, siyasi düzeyde global anlamda bireylerin son derece etkin hissettiği sonuçlar doğurmuştur.
öte yandan bireysel ve kültürel anlamda abd'nin toplumlar üzerindeki politikarını belirlemiş olan bunalım; bugün hepimize reklam kuşaklarıyla, bestseller romanlarla, fastfood zincirleriyle, kozmetik ürünlerle, sosyal ağlarla, hızlı ilişkilerle, manevi değerlerin yıkıma uğratılmasıyla, amerikan yapımı dizi filmlerin - reality showların gelenek yıkıcı faktörünü görmeksizin topluma emzirmesiyle etkisini sürdürmektedir. (bkz: kültürel akımların geleneksel toplumlardaki yansıma ve uygulamaları) (bkz: #17419)
bugün insan eti kokan alışveriş merkezlerinden birine girdiğinizde, alışveriş eylemi sonunda paketlerin içine bakıp ''gerçek'' bir ihtiyaç listesiyle ne derece örtüştüğü sorusunun cevabı aşikar. artan gelir dağılımındaki eşitsizliğe manevi yıkıntılarla tampon yaptırma amacı güden küreselleştirme-tek tipleştirme-tek dünya kültürü yaratma politikası son derece hızlı nufuz etmektedir günümüz toplumlarına. örneğin bugün motoruna yağ olduğumuz planlı eskitme, bernard london tarafından 29 bunalımından hemen sonra bir öneri olarak sunulmuş ancak o yıllarda kabul ettirememiştir. ne var ki bugün bizler planlı eskitmenin kurbanlarıyız ancak kurban olmakla kalmayıp son derece keyif aldığımız bir (bkz: fantazmagori) geliştirmiş durumdayız.
planlı eskitme konusu için: (bkz: planned obsolescence) (bkz: sistematik eskitme) (bkz: stil eskitmesi) (bkz: tüketerek eskitme)
kısacası hepinize ''walcome to the jungle'':
başlangıcı 24 ekim 1929 perşembe'dir. bitişi ise maalesef yok. bugün hala binbir çeşit etkisi, bunalımla birlikte oluşturulan ve insan üzerinde oynanan kuramları, karteller, sözleşmeler, insan hayatıyla oynayan yatırımlar, manevi değersizleştirme gibi pek çok alanda hakimdir hala bu bunalım.
zayıf ve spekülatif bankaların wall street'teki çöküşüyle başlayan bunalım, artan hisse senedi satışları, değerlerin düşmesi, bankaların günlerce piyasayı toparlamak için çırpınmasına rağmen fiyatların son sürat düşüşte olması, işsizlik, artan gelir dağılımındaki dengesizlik, dağılan sermaye birikimi, tarım ürünlerindeki arz-talep oranının düşüşü ve buna bağlı olarak çiftçilikte azalan satın alma gücü, yatırımlardaki düşüşün ulusal geliri azalan yönde tehdit etmesi, devletin piyasaya müdahalede bulunmaması... gibi faktörler bunalıma sebep unsurlar olarak gösterilmektedir.
kapitalist birikim modeli, bilindiği gibi, 1910'lu yıllardan başlayarak ikinci dünya savaşı’nın bitimine kadar uzanan bir yapısal bunalım süreci yaşamıştır. 1920'li yıllar ise abd'nin ekonomik üstünlüğünü tüm dünyaya kabul ettirdiği yıllardı. abd hem ekonomik hem de siyasi anlamda başat güç unsuru olmak adına efor sarfetmekteydi. ''kükreyen yirmiler'' olarak da adlandırılan o yıllardaki ''kükreme'' yalnızca hızla büyüyen abd ekonomisini değil, radikal bir biçimde değişen yaşam biçimlerini de anlatıyordu. abd'nin sonsuz refah ve zenginliğe kavuşan ilk ülke olduğuna inanılıyor (bkz: american dream), had safhada bireycilik üzerine yükselen ve tüketim çılgınlığı ile öne çıkan bir yaşam tarzı abd'ye egemen oluyordu.
döneme baktığımızda dikkat çeken bir diğer unsur ''borçlar döngüsü''dür. 20'lerde ekonomik durumları iyi ya da kötü olsun, birçok ülkenin ekonomisi yüklü miktardaki borçlar nedeniyle birleşik devletler ekonomisine göbekten bağlanmıştı. ancak asıl problem durumları iyi ve kötü olarak ayırt edilen ülkelerin tamamın aslında ekonomilerinin çok zayıf olmasıydı.
''amerika hapşırdığında dünyanın geri kalanı nezle olacaktır'' deyimini haklı çıkarır şekilde, 1929 yılında abd'de başlayan kriz tüm dünyayı süratle sarmaya başlamıştı. buradan itibaren, bir taraftan uluslararası üretimin ve ticaretin önemli ölçüde daralmasına sebebiyet veren bu bunalım,
diğer taraftan da batı avrupa ile kuzey amerika'nın sanayileşmiş ülkelerinin gündemine sürekli
ve yaygın bir işsizlik sorunu taşımıştır. bununla birlikte o tarihe değin sığınılan ekonominin kendi kendini düzenleyeceğini ileri süren liberal yaklaşıma -neoklasik teori- olan güven derinden sarsılmıştır.
adam smith'in görünmez el politikası fiyaskoyla sonuçlanmış, ''laissez faire, laissez aller, laissez passer'' yani piyasaya devlet müdahalesinin olmaması gerektiğini öngören ''bırakınız yapsınlar, bırakınız gitsinler, bırakınız geçsinler'' politikası mali piyasalar ve özel bankaları kontrolsüz bıraktığı için ekonomiyi global bir çöküşe sürüklemiştir.
sonraki süreçte bunalım dünyayı ikinci dünya savaşı'na sürüklemiştir. örneğin 1932'de almanya'da faal nüfusun % 17.2'si, abd'de 23.5'i, ingiltere'de % 13.1'i işsiz kalmıştı. abd'de zengin, kelli felli kesimin sokaklarda elma satmaya başlaması, insanların ''haftalık 1 dolarak çalışırım'' afişlerini göğüslerine asıp reklam panosu şeklinde köşe başlarında beklemeleri her kesimden insanın ne durumda olduğuna dair az çok fikir verecektir.
1929 bunalımını yalnızca ekonomik bağlamda ele almak şüphesiz ki bizi yanıltacaktır çünkü liberal ekonomik yaklaşımın çöküşü liberal siyasi yaklaşımın da çöküşü anlamına gelmiş; pek çok avrupa ülkesi diktatoryal rejimine yönelmiştir. bu yaşananlar mussolini'nin italya'da yönetime geçmesiyle aynı süreçte ilerlemiştir. sınai ve tarımsal krizle istikrarsızlaşan sınıflar, parlamenter demokrasilerin hantal işleyişine karşı tepkilerini ortaya koyan aşırı uç partileri desteklemiş; yıkılan tarımsal çıkarlar balkanlar'da sağcı rejimleri güçlendirirken, orta sınıfların ılımlı partilerden uzaklaşması almanya'da adolf hitler'in iktidara gelişi ile sonuçlanmıştır. böylece 1929 ekonomik krizi, ikinci dünya savaşı'nın nedenleri arasında en üst sıraya yükselmiştir.
abd'nin adam smith politikasının çöküşünün ardından keynes'çi politika izlemeye başlaması ile kriz ufak çapta atlatılmaya başlanmıştır. dönemin başkanı franklin roosevelt, abd'nin krizden çıkışı için new deal (yeni düzen) adı altında devletin piyasaya müdahale etmesini savunan ve devlete daha çok rol veren bir keynesçi politikanın benimsenmesi gerektiğini ilan ederek buradan itibaren 40 yıl boyunca devletlerin temel ekonomik programlarını oluşturan iktisadi görüşü tüm dünyaya duyurmuştur.
-
gelelim büyük bunalım bugüne olan etkisine...
1929 bunalımı buraya kadar gördüğümüz üzre dünya çapında bir çöküş, yapılandırma, savaş, çırpınış, kayıp, çaba ve sistematik sömürü getirmiştir. ikinci dünya savaşı'nın etkileri bugün hala hukuksal, ahlaki, norm, siyasi düzeyde global anlamda bireylerin son derece etkin hissettiği sonuçlar doğurmuştur.
öte yandan bireysel ve kültürel anlamda abd'nin toplumlar üzerindeki politikarını belirlemiş olan bunalım; bugün hepimize reklam kuşaklarıyla, bestseller romanlarla, fastfood zincirleriyle, kozmetik ürünlerle, sosyal ağlarla, hızlı ilişkilerle, manevi değerlerin yıkıma uğratılmasıyla, amerikan yapımı dizi filmlerin - reality showların gelenek yıkıcı faktörünü görmeksizin topluma emzirmesiyle etkisini sürdürmektedir. (bkz: kültürel akımların geleneksel toplumlardaki yansıma ve uygulamaları) (bkz: #17419)
bugün insan eti kokan alışveriş merkezlerinden birine girdiğinizde, alışveriş eylemi sonunda paketlerin içine bakıp ''gerçek'' bir ihtiyaç listesiyle ne derece örtüştüğü sorusunun cevabı aşikar. artan gelir dağılımındaki eşitsizliğe manevi yıkıntılarla tampon yaptırma amacı güden küreselleştirme-tek tipleştirme-tek dünya kültürü yaratma politikası son derece hızlı nufuz etmektedir günümüz toplumlarına. örneğin bugün motoruna yağ olduğumuz planlı eskitme, bernard london tarafından 29 bunalımından hemen sonra bir öneri olarak sunulmuş ancak o yıllarda kabul ettirememiştir. ne var ki bugün bizler planlı eskitmenin kurbanlarıyız ancak kurban olmakla kalmayıp son derece keyif aldığımız bir (bkz: fantazmagori) geliştirmiş durumdayız.
planlı eskitme konusu için: (bkz: planned obsolescence) (bkz: sistematik eskitme) (bkz: stil eskitmesi) (bkz: tüketerek eskitme)
kısacası hepinize ''walcome to the jungle'':
devamını gör...
yüksek sadakat
ismine tezat oluşturmakla beraber defalarca solist değişikliğine giden, buna rağmen kalitesinden ödün vermeyen türk rock grubudur. en sevdiğim klibi cemil demirbakan'ın elinde bir çalgı olmamasından kaynaklı olabileceğini düşündüğüm, klipteki herkese kafa atma girişiminde bulunduğu "kafile" klibidir.
buyrunuz;
buyrunuz;
devamını gör...
gurbetçilere hesap bildirimi müjdesi
almanya işsizlik maaşı verdiği vatandaşının türkiye'de emlak zengini olduğunu öğrenip aydınlanacaktır. (bkz: ay hadi inşallah)
devamını gör...
normal sözlük hunidaşlar kulübü
dün yapılan zihinsel konsey toplantısında alınan kararlar ile birlikte üyelerin görev dağılımı şu şekilde olmuştur.
kuzguncuktaki vişne: kendisinin kuzguncukta huni ile vişne toplamasına karar verilmiştir. bize taş atanlara karşı vişne atmaya karar verdik. hem vişne lekesi zor çıkar. vişne at izi kalsın şiarı ile hareket ederek, bu zor görevi kendisine tevdi etmiş bulunuyoruz. görevinde başarılar dileriz.
kaşkolnikov: kendisinin kaşkol marifeti ile kulüp düşmanlarını damgalamasına karar verilmiştir. görevine raskolnikov tadında atraksiyonlar eklerse tadından yenmez diye düşünmekteyiz. ayrıca kulübümüze karşı menfi hareketler içerisinde yer alanları ıslak kaşkol ile dövmesi tarafımızca uygun bulunmuştur. gazası mübarek, hunisi daim olsun.
mitosfer: nedendir bilmiyoruz ama yüce huninin inayeti ile kendisinin göğe çıkmasına karar vermiş bulunuyoruz. pirimiz lagari hasan çelebi gibi göklerde süzülüp, orada temas kurduğu yüce şahsiyetlerden bize selam getirmesi kâfi gelecektir. aya ilk huniyi de dikmeyi başarırsa tadından yenmez.
eaurogue_: arkadaşımızın ülke genelindeki tüm ruh ve sinir hastanelerini dolaşarak, kulübümüz bünyesine kazandırılabilecek yeni değerleri tespit etmesine karar verilmiştir. kendisi bir nevi yetenek avcılığı yapacaktır. hunisi keskin olsun inşallah.
mahlassızım: ''huni paşa!'' adıyla yayınlanacak haftalık mizah dergisinin editörü olarak görev yapması uygun bulunmuştur. işin basın ayağı kısmı ile ilgilenecektir. aynı zamanda kulübümüze karşı geliştirilen algı operasyonlarını mizahi dille savuşturmak ve hunililerin sesi olmak görevi kendisine tevdi edilmiştir. derdinizi huni paşaya anlatın sloganıyla tiraj rekorları kıracağından eminiz. hunisi keskin, kalemi daim olsun.
4-3-3 oynatan aykut: hunispor teknik direktörlüğüne getirilmiştir. aldığımız ilkesel karar gereği takımı 1-1-9 taktiği ile oynatacaktır. kalede kaleci bulunmayacaktır. dövdüğü ve huni taktığı her rakip oyuncu ve teknik direktör için kendisine ekstra prim ödemesi yapılacaktır.
evernevergreen: sözlükte tanımlara madalya takıyor olmasından mütevellit, her yeni gelen üyeye huni takma görevi kendisine verilmiştir. neticede el yatkınlığı var. ayrıca sözlükte huni takılmaya değer tanımları tarayacak ve bizi bilgilendirecektir. böylece madalyalı tanımlara alternatif olarak, hunili tanımlar listesinin ve yazarların kazandığı huni sayısının kamuoyu ile paylaşılmasına vesile olacaktır. hunilerin profilde görülebilmesi için yoldaş ve ekibi ile müzakere etme yetkisi de kendisine verilmiştir.
nizanim: kulübümüzün fotoğrafçısı olarak görevlendirilmiştir. gerek etkinlik fotoğrafları gerekse üyelerimizin vesikalık ve biyometrik fotoğrafları kendisi tarafından çekilecektir. huni takma törenlerinde de görev almasına oy birliği ile karar verilmiştir.
süngerbob çorabı giyen yiğit: kendisine en meşakkatli görevlerden birisi verilmiştir. değerli dostumuzun çoraplarını hiç çıkarmamasına karar verilmiştir. bu süreç zarfında kulübümüze karşı menfi hisler besleyen zevata, ayakkabısını çıkararak, miski amber kıvamında çorap kokusu koklatması yerinde olacaktır. bir nevi kendisi kulübün nükleer teknoloji yatırımıdır. düşmana korku salacak, hunililere güven telkin edecektir. ayrıca meshuggah eşliğinde yapılacak zikir törenlerini yönetmesine karar verilmiştir. lakin bu görevi yerine getirirken ayakkabısının ayağında olmasına özen göstermesi kendisinden öncelikli talebimizdir.
honki ponkinin yeni mahlası: her başlığa uğrayıp, kendisi gibi davranması yeterlidir. ekstra bir hareket tarzına gerek yoktur.
hunidoku: huni stok bilgilerini girecek, üyelik listesini güncelleyecek, sözlükte hunidaşlara karşı girişilen olumsuz faaliyetleri bize rapor edecektir. bir nevi kendisini hunihari olarak kullanacağız. ayrıca çözülemeyen hunidoku geliştirme görevi de kendisine verilmiştir. umarız bu büyük buluşa en kısa sürede imza atar.
hunicime: vallahi henüz kendisi hakkında bir karara varamadık. kendisine en uygun görevi kendisinin seçmesine karar verdik. milleti iyi edeceğim derken huni taktığı için kendisini yardım işlerinden uzak tutmak niyetindeyiz.
kafadan deniz: şeytan boynuzundan bozma hunisini tüftüf olarak kullanmasına karar verilmiştir. iron maiden'a ve kulübümüze karşı düşmanlık besleyenlere iğneli külah atacaktır. hepsini gözünden gözünden vuracağına olan inancımız tamdır. kendisi bu vesile ile keskin nişancı olarak göreve atanmıştır. vassili zaitsev ve erwin könig bile kendisinin yanında sönük kalacaktır.
görev listesi zamanla güncellenecektir.
kuzguncuktaki vişne: kendisinin kuzguncukta huni ile vişne toplamasına karar verilmiştir. bize taş atanlara karşı vişne atmaya karar verdik. hem vişne lekesi zor çıkar. vişne at izi kalsın şiarı ile hareket ederek, bu zor görevi kendisine tevdi etmiş bulunuyoruz. görevinde başarılar dileriz.
kaşkolnikov: kendisinin kaşkol marifeti ile kulüp düşmanlarını damgalamasına karar verilmiştir. görevine raskolnikov tadında atraksiyonlar eklerse tadından yenmez diye düşünmekteyiz. ayrıca kulübümüze karşı menfi hareketler içerisinde yer alanları ıslak kaşkol ile dövmesi tarafımızca uygun bulunmuştur. gazası mübarek, hunisi daim olsun.
mitosfer: nedendir bilmiyoruz ama yüce huninin inayeti ile kendisinin göğe çıkmasına karar vermiş bulunuyoruz. pirimiz lagari hasan çelebi gibi göklerde süzülüp, orada temas kurduğu yüce şahsiyetlerden bize selam getirmesi kâfi gelecektir. aya ilk huniyi de dikmeyi başarırsa tadından yenmez.
eaurogue_: arkadaşımızın ülke genelindeki tüm ruh ve sinir hastanelerini dolaşarak, kulübümüz bünyesine kazandırılabilecek yeni değerleri tespit etmesine karar verilmiştir. kendisi bir nevi yetenek avcılığı yapacaktır. hunisi keskin olsun inşallah.
mahlassızım: ''huni paşa!'' adıyla yayınlanacak haftalık mizah dergisinin editörü olarak görev yapması uygun bulunmuştur. işin basın ayağı kısmı ile ilgilenecektir. aynı zamanda kulübümüze karşı geliştirilen algı operasyonlarını mizahi dille savuşturmak ve hunililerin sesi olmak görevi kendisine tevdi edilmiştir. derdinizi huni paşaya anlatın sloganıyla tiraj rekorları kıracağından eminiz. hunisi keskin, kalemi daim olsun.
4-3-3 oynatan aykut: hunispor teknik direktörlüğüne getirilmiştir. aldığımız ilkesel karar gereği takımı 1-1-9 taktiği ile oynatacaktır. kalede kaleci bulunmayacaktır. dövdüğü ve huni taktığı her rakip oyuncu ve teknik direktör için kendisine ekstra prim ödemesi yapılacaktır.
evernevergreen: sözlükte tanımlara madalya takıyor olmasından mütevellit, her yeni gelen üyeye huni takma görevi kendisine verilmiştir. neticede el yatkınlığı var. ayrıca sözlükte huni takılmaya değer tanımları tarayacak ve bizi bilgilendirecektir. böylece madalyalı tanımlara alternatif olarak, hunili tanımlar listesinin ve yazarların kazandığı huni sayısının kamuoyu ile paylaşılmasına vesile olacaktır. hunilerin profilde görülebilmesi için yoldaş ve ekibi ile müzakere etme yetkisi de kendisine verilmiştir.
nizanim: kulübümüzün fotoğrafçısı olarak görevlendirilmiştir. gerek etkinlik fotoğrafları gerekse üyelerimizin vesikalık ve biyometrik fotoğrafları kendisi tarafından çekilecektir. huni takma törenlerinde de görev almasına oy birliği ile karar verilmiştir.
süngerbob çorabı giyen yiğit: kendisine en meşakkatli görevlerden birisi verilmiştir. değerli dostumuzun çoraplarını hiç çıkarmamasına karar verilmiştir. bu süreç zarfında kulübümüze karşı menfi hisler besleyen zevata, ayakkabısını çıkararak, miski amber kıvamında çorap kokusu koklatması yerinde olacaktır. bir nevi kendisi kulübün nükleer teknoloji yatırımıdır. düşmana korku salacak, hunililere güven telkin edecektir. ayrıca meshuggah eşliğinde yapılacak zikir törenlerini yönetmesine karar verilmiştir. lakin bu görevi yerine getirirken ayakkabısının ayağında olmasına özen göstermesi kendisinden öncelikli talebimizdir.
honki ponkinin yeni mahlası: her başlığa uğrayıp, kendisi gibi davranması yeterlidir. ekstra bir hareket tarzına gerek yoktur.
hunidoku: huni stok bilgilerini girecek, üyelik listesini güncelleyecek, sözlükte hunidaşlara karşı girişilen olumsuz faaliyetleri bize rapor edecektir. bir nevi kendisini hunihari olarak kullanacağız. ayrıca çözülemeyen hunidoku geliştirme görevi de kendisine verilmiştir. umarız bu büyük buluşa en kısa sürede imza atar.
hunicime: vallahi henüz kendisi hakkında bir karara varamadık. kendisine en uygun görevi kendisinin seçmesine karar verdik. milleti iyi edeceğim derken huni taktığı için kendisini yardım işlerinden uzak tutmak niyetindeyiz.
kafadan deniz: şeytan boynuzundan bozma hunisini tüftüf olarak kullanmasına karar verilmiştir. iron maiden'a ve kulübümüze karşı düşmanlık besleyenlere iğneli külah atacaktır. hepsini gözünden gözünden vuracağına olan inancımız tamdır. kendisi bu vesile ile keskin nişancı olarak göreve atanmıştır. vassili zaitsev ve erwin könig bile kendisinin yanında sönük kalacaktır.
görev listesi zamanla güncellenecektir.
devamını gör...
milliyetçilik
milliyetçiyim diye ahkam kesenlerin bir gün olsun bu ülkenin katledilen ormanları, kirletilen ırmakları, kurutulan gölleri için bir söz söylediklerine, bir eylem yaptıklarına hiç tanık olabiliyor musunuz? hayır! çünkü onlar sadece devlet putuna tapan putperestlerdir.
devamını gör...
floccinaucinihilipilification
ingilizce bir sözcüktür. kişinin her şeyi değersiz/anlamsız görmesi durumudur. hiçbir şeye anlam değer yüklemeyen ve her şeyi önemsiz görmesi anlamına gelmektedir.
devamını gör...

