(bkz: durumumuz yok yazamıyoruz)
devamını gör...

dean deblois'in yönettiği, dreamworks animasyon stüdyosunda animasyonları yaptığı 2019 yapımı filmdir. üçüncü ve son olan film, dişsizin eşini bulduğu ama arkasından da berk'i, yaşadıkları yeri ve dişsizi tehdit eden bir avcı ile savaşlarını konu alan bir film.

ilk iki filmini izlediğim animasyon filmini aslında üçüncü devam filmini izlemedigimi fark edip boş bir zamanımda kafa dağıtmak için açıp izlemeye başladım. açıkçası filmde hıçkıdığın karakter gelişiminin, babası olmadan işleri nasıl ilerletmeye çalıştığına şahit oluyoruz ve hıçkıdığın ejderhaları yaşadığı yerin, berk'e toplayıp nasil baş ettiğine de. bu filmin aşırı tatlı bir tarafı var. bizim küçük (!) ejderhamız olan dişsizin ,aşık olması, şapşal şapşal hareket etmesi ve kendi yeteneklerini fark etmesi yüzünüze tatlı bir gülümseme bırakıyor. her animasyon filminin bir baş kötüsü olur tabikide. o karakterimiz bizim nadir türde olan ejderhamızı öldürmek istiyor.
-spoiler-


benim filme genel yorumum ise bazı yerlerde mantık hatası vardı normalde bu tür filmlerde mantık aramam ama burada bariz bağıran hatalar vardı. onun dışında dişsizin çocukları olması, en son kısımda da hıçkıdığın büyümüş çoluk çocuğa karışması ve yollarının yine dişsizle kesişmesi aşırı tatlı ve duygusal bir sahne olması yanında duygulandırdı da. ama aklıma şu soru da gelmedi değil neden daha önce karşılaşmadılar, hıçkıdığın düğününe neden gelmedi? bence çok güzel bir "sağdıç" olurdu*. temposu düşük bir film olduğuna değinmeden de geçemem üzgünüm.bu sorunları da yine dediğim gibi mantık hatalarına bağlıyorum resmen baş karakter kazansın diye bizim kötümüz baya uğraştı yani. ufak bir after credit sahne görmeyi beklerdim*))).
puanım 7/10
devamını gör...

bir hemsire olarak * gozlemledigim kadariyla enjeksiyon sirasinda elin agir diye tabir ettigimiz seyin aslinda kor igne ucu oldugunu gordum. bende igne yaptiriyorum. bazisi cok aciyor. sebebi su, bize okulda igne ucunu koreltmemeyi ogretirler. kalcaya kor igne ucuyla girdiginiz zaman kitir kitir ses gelir. igne ucunu ilaci cektikleriyle kalcaya saplamamalari gerekir. biz insafli ve usengec olmayan hemsireler, ampulden ilaci igne ucunu takmadan enjektorle cekeriz. ilac flakon ise ilaci cektigimiz igne ucunu degistirip korelmemis igne ucuyla igneyi yapariz.

bazen hemsirelerin isine karisir ucu degistirin lutfen derim. uyuz olanlarda oluyor anlayis gosteren de. adabi budur ama. biz okulda boyle ogrendik. kimsenin poposunu yarmaya gerek yok. tabii sizler derseniz ne tepki alirsiniz bilmem.
devamını gör...

şu,

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ilk sezonu güzeldi, tam netflix teki projelerin bizim ülkemize uyarlanmış versiyonu gibiydi içeriği. ancak ikinci sezon o kadar kötüydü ki, son bölümleri artık ciddiye alarak izleyemedim bile. gerçekten bazı bölümlerde sadece dalga geçtim. ortalama bir senaryo ancak bu kadar mahvedilebilirdi, tebrikler.
devamını gör...

rasim öztekin'in ölümünden sonra yazdığı meltubunda bir gün ben de uçup geleceğim gökyüzüne. buluşuruz gökyüzünde neşeli bir meyhanelerinde diye yazmıştı.. ah be bu kadar mı çabuk!
günaydın lan yaşamak... olmadı bu günaydın...
çok büyük bir usta kendisine çok hayrandım. bir gün bir söyleşisine denk geldim kavuğunu aldığı ustası münir özkul'u anlatırken ki o nahifliğe şahit oldum. gözyaşlarını tutamamasıyla birlikte gözlerim doldu o an ... o an bir kez daha hayran kaldım kendisine, düşüncelerine,duygularını anlatma biçimine. bu kadar etkileyici.. duygularını karşı tarafa bu kadar samimi geçiren bir ustaydı işte.
tiyatro'da oynamadılar, yaşadılar, yaşattırdılar. iyi ki geldiler bu dünya'ya elleri kolları dolu dolu geçtiler önümüzden. bize de paylaştırdılar ve bize de verdiler her aldıklarından.
bugün içim yandı sanki bir devrin kapandığını hissettim.
çok güzel insanlardınız be...

güle güle en sevdiğim meddah. ahhh bee..
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

alaska'da karadan yaklaşık 90 km açıkta gerçekleşen (tsi 29 temmuz 9:15'te) ve 8.2 büyüklüğünde kaydedilen deprem.
tsunami uyarısı yapılmış. tsunaminin japonya kıyılarına kadar ulaşması bekleniyormuş.

çok korkunç bir büyüklük. twitterdaki ve bazı haber sitelerindeki deprem videolarını izlememenizi tavsiye ederim.
edition.cnn.com/2021/07/29/...
tsunami.gov/
devamını gör...

kim benim şarjımı aldı?*
devamını gör...

recep tayyip erdoğan'ın ''onların doları varsa bizim de allah' ımız var" cümlesini haksız çıkaran cümledir.

çünkü onların da allah'ı var. bir de dolarları var.
devamını gör...

casio tarafından üretilen darbelere, suya, ekstrem hava koşullarına dayanıklı saatlerdir. g-shock 'un hikayesi 1981 yılında başlıyor. casio tasarımcısı kikuo ibe'nin babası tarafından hediye edilen saati yere düşüyor ve kırılıyor. o da darbelere dayanıklı bir saat üretmek istiyor. bu saat için üç kriter belirliyor. 10 metreden düşmelere dayanacak, 10 bar yani 100 metreye kadar su geçirmeyecek ve pili 10 yıl gidecek. yaklaşık 200 prototip üzerinde iki sene çalışmalar yürütülüyor ve ilk g-shock ortaya çıkıyor: dw-5000c
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
1984 yılında bir hokey oyuncusu dw 5200c takarken bir reklam yayınlanıyor. bu reklamdan sonra sert koşullarda çalışan ve sert aktivitelerde bulunan kişiler arasında popüler oluyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
üç adet g-shock saatim var. bu saatlerin incelemesi:

1.casio g-9000 mudman
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bu saat toz, yağ ve çamur geçirmez şekilde üretilmiş. çamur dolmasın diye çok fazla girinti çıkııntı yok. düğmelere basılması çok zor çünkü üzerlerini çamur girmesin diye sert plastikle kaplamışlar ilk aldığım zaman parmaklarım ağrıdı.* arkasında çamuru sembol eden bir köstebek logosu var. logo ve detaylı bilgi için 800 tl civarında satılıyor.

2. dw-5700bbma
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bu saat rengi gereği biraz retro ve klasik bir havada. takım elbiseyle bile giyilebiliyor. sıkıntısı şu ekran ile kasa arasında olan arılığa kireç ve toz doluyor. 700 lira civarındadır. g-shock'un 35. yılına özel çıkartılmıştır. detaylı bilgi için

3. dw-9052

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bu saat en ucuz g-shock. 350 tl civarında bulunabiliyor. diğerlerine göre özellikleri az olabilir ama oldukça güzel bir saattir. özellikleri için

kronik problem olarak analog-dijital göstergeli olanların bazı modellerinde cam buğlanıyor ve dijital saat ve akrep yelkovan saati farklı gösteriyor kalibrasyon yaparak çözülüyor. g-shock saatlerin orjinalliğini anlamak için kullanma kılavuzuna bakın ersa saat yani casio türkiye distribütörü tarafından garantiliyse sorun yoktur. satın alırken internet sitelerinde mağaza yorumlarına bakın ona göre alın zaten bilindik sitelerde sahte satılma durumu çok yok. sahte saat hemen kendini belli eder orijinal saat taş gibi hissetiriyorken çakmaların her tarafı ayrı oynar. özellikleri çalışmaz. ucuz almak istiyorsanız ersa saat'in fırsat bölümüne bakın.
daha ucuz istiyorsanız teşhir saat bölümüne bakın. burada vitrinde duran saatler satılıyor ve sıfırdan farksız olduğunu duydum. yurtdışında 300 dolar olan saatin teşhir kısmında 500 liraya satıldığını bile gördüm. donanımhaber forum'da g-shock topluluğu var oraya sorularınızı yazabilirsiniz.
devamını gör...

uzun süre sonra sözlüğe girip, ilk defa sözlüğün radyo yayınına katılıyorum, gerçekten çok güzel bir fikir olmuş, yayınlarınızın ve sözlüğün gidişhatı için başarılar dilerim.
yalnızlık hakkında 2 kelam etmek istedim, insanın kendini en özgür ve en ferah hissettiği an yalnız olduğu andır en azından benim için.
zaten milyonlarca zorunlu ya da keyfi ihtiyaçlara muhtacız, insan faktörü aradan çekildiği zaman en azından mecburluğumuz azalır.
zaten yalnızlık denilen kavram, ebedi de değildir kanımca, dünya denilen gezegen büyük, insanlar oldukça fazla.
devamını gör...

"bugünü, son günümmüş gibi yaşayacağım.
sahip olduğum her şey bugündür ve bu saatler şu anda sonsuzdur. güneşin doğuşunu idam cezası ertelenmiş bir mahkûm gibi sevinç çığlıklarıyla selamlayacağım."
- og mandino.
devamını gör...

bir sevim ak kitabıdır.

ve her sevim ak kitabı gibi çok güzeldir. çocuklar için masallar yazmak çok zordur. masallar çok ciddiye alınan edebi eserler değilmiş gibi görünseler de aslında dünyanın en dev eserleri kadar önemsenmeyi hak ederler.

behiç ak’ın resimleri ve sevim ak’ın tertemiz zihniyle bezenmiş bu kitap, aslında çok rahatsız edici olabilecek bir konuyu o kadar naif, o kadar akıllıca işlemiş ki insan okurken duygulanıyor ve hayata dair birçok şey öğreniyor.

küçük bir kız çocuğunun günlüğü bu. yepyeni bir eve taşınmış ve bu eve alışmaya çalışırken bir yandan da bir yanının eksik kaldığını hisseden küçük bir kız çocuğunun öyküsü. babasının gelmesini bekleyen, babası gelmedikçe ona notlar, mektuplar yazan ve babasından karşılıklar alıp hayatını sürdüren kız çocuğu sanki gerçek bir çocuk, sanki bir kitabın sayfaları arasına saklanmış bir öykü kahramanı değil.

sevim ak ve behçet ak kardeşlerin hazırladığı bu muhteşem kitap bir çocuğa alınabilecek en güzel hediyelerden biri olabilir. çocuk edebiyatının kapkaranlık ticari ortamında geceleri parlayan kedi gözleri gibi bir kitap.
devamını gör...

o ilk geceyi hatırlıyorum. danslar ettiğimiz, şiirler yazıp okuduğumuz, birbirimize hayran hayran baktığımız o geceyi. hatırlıyor musun hem deliler gibi heyecanlı hem de bir bebeğin annesinin kucağındaki hali gibi huzurluyduk. hem deliler gibi mutlu hem de en aklı başımızda halimizle seviyorduk birbirimizi. eski iki roman karakteri gibiydik. anlamalıydım zaten. böyle mutluluklar ya masallarda olurdu ya da sonu mutsuz biterdi. deriz ya kader oynadı yine oyununu diye. heh işte aynen o şekilde oynadı bizimle. ve biz... kaybettik

çok hatam oldu biliyorum hep giden taraf da bendim. farkındayım ama hep korkumdandı olan bitenler. korktum, hiçbir şeyden korkmayan ben olacaklardan korktum, bizim sebep olacağımız şeylerden, bir buket açelyadan korktum. az buz şeyler değildi bunlar anlattım da sana, defalarca. korktum...

sonra s*****r ettim her şeyi. bütün korkularım senin yokluğunda, seninle birlikte gittiler sanki. yokluğunun soğukluğu yaktı tenimi, ah! ne çok yandı canım bir bilsen. geceler boyu kıvrandım bu acıyla. gözünden tek damla akmayan ben, aklıma her geldiğinde ağlar oldum. sonra geldim sana. bak dedim, buradayım, eskisinden de iyi bir şekilde yanındayım. yokluğuna bir dakika daha katlanmak istemedim o an.

ama çok şey değişmişti, sonradan anladım. artık aşık olduğum adam yoktu karşımda. sesin, nefesin, bakışın, hatta varlığın bile yabancılaşmıştı bana. o telefonu canımmm diye açtığın, hayran olduğum sesin kaybetmişti güzelliğini.* nefesin bir yabancının nefesi kadar soğuk ve yabancıydı sanki. o nahif ve kırılmamdan dahi korkacak şekilde bana bakan gözler tamamen boş bir şekilde bakıyordu bana. sokaktan geçen bir yabancıdan bile daha yabancı geldin bana o an. saatlerce bir şeyler anlattın bana. "böyle olması lazımdı, senin iyiliğin için" falan filan ve daha niceleri. klasikleşmiş şeylerden uzak olan sevgimizi o kalıplaşmış cümlelerle boğdun sanki. nefessiz kaldım çünkü, hissettim.

bana güvenmeni istemiştim senden. bir kez, sadece tek bir kez güvenecektin bana ama olmadı. boşver bu saatten sonra çok da önemli değil zaten. bana hala bir masal sözün var. tutar mısın bilmem. eski sen olsan "o verdiği her sözü tutar " derdim. şimdi varlığından bile emin değilken tek kelime edemiyorum, ah ne acı ama sevgilim. tahmin eder miydik böyle olacağını? bilseydik eğer o gece yazar mıydın bana o şiirleri? yine "hayranım size" der miydin bana? sanırım ben derdim. çünkü *eski bizi hala seviyorum.


ama seni artık sevmiyorum. yaptığımız o son konuşmada anladım bunu. sesini duyduğumda heyecanlanmadım mesela. söylediğin her cümle içimde büyük bir boşlukta yankılandı. sonrası ise kocaman bir sessizlik. her bir yankıda daha çok acıdı içim. ruhlarımız izledi bizi uzaktan, sonra gittiler. nereye? ben de bilmiyorum. o ilk gece ne kadar tanıyorsak, son gece de o kadar yabancıydık birbirimize. senin yokluğundan daha da soğuktu bu yabancılık hissi. titredim. çok fazla...

şimdi ise geçti hepsi. eski etkin yok üzerimde. adın geçtiği zaman masum ve acı bir gülümseme peydah oluyor yüzümde. 1 saniye kadar, belki o kadar bile değil. sonra ise yine yok olmaya devam ediyorsun. tamamen uzaklaştım senden, artık yoksun benim için. zamanında gördüğüm bir hülya gibi kalacaksın aklımda. en güzel halinle. bu adını andığım, sana yazdığım son yazı. bir veda mektubu da diyebilirim sanırım. sen zaten her şeyi biliyorsun, hoşça kal.
devamını gör...

sürekli kaçma ihtiyacı hissedersiniz. lisede yurda, üniversitede başka şehre. arkadaşlarınız aileleriyle ağlayıp eve gitmeyi dört gözle beklerken siz onları kırgın bakışlar, kırık tebessümlerle izlersiniz. evliliğe inancınız kalmaz.
en kötüsü, aileniz neden böyle olduğunuzu anlamaz, anlasa da görmezden gelir.
devamını gör...

ballı süt içerek hayatta kalmaya çalışıyoruz işte napalım.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yiğit özgür'ün en sevdiğim karikatürlerinden birinde geçen bir cümledir. kahramanımız ilacın prospektüsünü okur ve yan etkileri karşısında "adeta mükemmel" der.
günlük hayatta konuşma dilinde sıkça kullandığım bu kalıbı şimdiye kadar burada kullanmamış olmam kendi açımdan adeta mükemmel. neyse efendim, geç olsun güç olmasın demişler.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yalın'ın tüm şarkıları.
devamını gör...

ilginç paylaşım.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
www.instagram.com/p/CPWZcYL...


amerikan ulusal havacılık ve uzay dairesi (nasa), sosyal medya platformu ınstagram üzerinden istanbul'a ait bir uydu görüntüsü paylaştı.

paylaşımda "hey istanbul, parlıyorsun!" notu düşüldü.

"istanbul boğazı ve haliç'in ikiye ayırdığı kentin gece ışıklarına bakın!" denilen paylaşımda, karenin 10 mayıs 2021'de uluslararası uzay istasyonu'ndan (ıss) karadeniz'in 263 mil yukarısındaki yörüngedeyken çekildiği bilgisi verildi.

kaynak:

www.google.com/amp/s/tr.spu...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim