eksi butonunun şiddetle arandığı durumlardan bir tanesidir. öyle ki eksi butonunu elinize alıp kafalarına kafalarına vurmak istersiniz.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ciltteki yaralar üzerindeki bakterilerin çoğalmasını önleyen antiseptik ilaç, merhemdir. ameliyat sonrası yaraların iyileşmesinde, deri enfeksiyonlarında, kesik, yara, yanık, sivilce gibi daha birçok şeyin tedavisinde kullanılır. doktor kontrolunde kullanılması tavsiye edilir.
devamını gör...

kırgızlar ms (840-1207); uygur devleti’ne son vererek baykal gölü yakınlarında devletlerini kurmuşlardır. orhun bölgesinin, türk yurdu olmaktan çıkıp moğolistan’ın bir parçası haline gelmesine neden olmuşlardır.

kaynak: tarih dersi notlarımdır. bana ait değildir.
devamını gör...

fiziki görünüşüyle, gençliğinde de orta yaşlı halinde de yaşayan en güzel kadınlardan, italyan aktris.
devamını gör...

bazı yaşayanlar ölümü hakeder, bazı ölüler yaşamayı diye bir söz okudum dün.
keşke daha çok yaşasaydı da umut olsaydı, keşke iyi insanlar kanser olmasa.
keşke hayat bu kadar acımasız olmasaydı neslican.
devamını gör...

gezmek istediğim şehirlerden biridir.
devamını gör...

kadın günlerinin kısır gibi vazgeçilmesi, ortamların yeşilli arananıdır. patır kütür götürülüp yine de doyulmayanıdır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kurşuni renkler

bir arkadaşım kanser hastası yakını için seslendirmişti bu enfes şarkıyı. nerede duysam ben hep o âna giderim. hüznün bir rengi varsa benim için kesinlikle budur.

''ne olur baharlarımı bırakın bir süre daha
tanıdık değil bana güz''
devamını gör...

paraşütle atlamadım,
cruise gemisi ile gezmedim,
ralli pilotu olmadım,
tır kullanmadım.
devamını gör...

varlığını çocukken* yanlışıkla koltuk kenarına sürtünerek fark ettiğim nadide organ. "oha çok zevkli" tepkisini verip mastürbasyona* başladığım dönem bunun çok kötü bir şey olduğunu düşünüp kendimi suçlardım. nedenini bilmeden içten içe utanç duyuyordum, bu hissin bir tek bende olduğunu sanıp "bir daha dokunursam cehenneme gideyim" gibi şeyler söyleyerek kendimi caydırmayı bile denemiştim ama ona rağmen sözümü tutamamıştım, o kadar zevkliydi işte.*

penis mi daha çok zevk veriyor bu mu bilmiyorum, keşke 1 saatliğine erkek olup görsem. daha uzun süreli olduğu için klitoris bir tık önde olabilir, inmiyor sonuçta bayılana kadar kullan.*

nezih aile sözlük hesabımı buraya tanım yazarak ne hale çevirdim bak, al işte.*
devamını gör...

dün ekşi de bir başlık gördüm, ilgimi çekti tanımları merak edip baktım, başlık 2015 te açılmış ama yazarın giriş tanımından başka hiç bir şey yok.
burası fan-clup, çöpçatan veya chat platformu değil.
belki yazarın açılan başlık bilgisi ile alakalı bilgisi yoktur, belki ilgi duymıyordur, neticede kimse de her başlığın altına gelişi güzel olmayan fikrini beyan etmek istemez.
sabır ve zamana ihtiyaç var.
devamını gör...

silinen tanımlarınızda muhakkak tanımın neden silindiği yer alır.
ceza alma sebebiniz ise öncelikle format kurallarını okursanız forumsal/tanımsız içerik. (bkz: kafa sözlük formatı ve kuralları)
şuan açtığınız başlığa gelecek olursak, normalde bu şikayetlerinizi belirtebileceğiniz başlıklarımıza birkaç örnek gösterebilirim;
(bkz: yazarların kafa sözlük'ten şikayetleri)
(bkz: moderatörlere yapılabilecek tavsiyeler)

bu haliyle mevcut başlığınız da format kurallarına aykırı. -online- kısmında 7/24 iletişim kurabileceğiniz arkadaşlarımız var.
moderatörlere öneri/şikayet tarzında birçok genel başlık mevcut.
her silenen tanım veya başlık için bu tarz bir başlık açarak "benim başıma bunlar geldi, ben şu tanımı girmiştim fakat neden silindi?" tarzında bir tutuma müsade edersek elimizde okunacak bir sözlük kalmaz maalesef.

cinsiyetçilik/ırkçılık konularında diğer sözlüklerden farklı bir tutum izlediğimiz ise doğrudur.
"90 kilo olup tayt giyen şişman kadın" "sevgilisini bikiniyle denize sokan gavat" " kadınların parayla satın alınabilmesi" tarzında başlıklara izin vermiyoruz.
bizim format kurallarımız kapsamında bunları düşünce özgürlüğü olarak değerlendirmiyoruz.

bunlara izin verdiğimiz zaman kafa sözlük olmaktan çıkarız. bu şekilde bir özgürlük anlayışınız varsa, bu platformun sizler için uygun olduğunu düşünmüyorum.

akış kısmına gelirsek olabildiğince çeşitlilik olan bir akışımızın olduğunu düşünüyorum. bunlara format kurallarına uygun troll başlıklarda dahil.

ek olarak : kafa sözlüğün en güzel kadınını seçiyoruz, kıllı erkek severim diyen kız, kafa sözlüğün en alfa erkeğini seçiyoruz, istediğimi giyerim sen karışamazsın diyen kız, evde benim sözüm geçer diyen erkek v.b. başlıkları seri bir şekilde açarak akışı bunlarla doldurduğunuz zaman doğal olarak buna da müsade etmiyoruz. forumsal/tanımsız olması dışında ayrıca flood yapmış oluyorsunuz.
akışı tek bir kişinin trollemesine izin vermeyi de maalesef "düşünce özgürlüğü" kapsamında değerlendirmiyoruz.
devamını gör...

ahmet ümit'in patasana veyahut kavim romanları kadar çarpıcı olmayan, "elimden bırakamadım!" diyeceğiniz kadar sürüklemeyen lakin keyifli zaman geçirmenize sebep olacak romanı.

spoiler vermeden ufak tefek detaylardan bahsetmek istiyorum, öncelikle mitoloji kısmı ciddi anlamda güzel bir özet biçimine yoğurulmuş, mitolojiye ilgisi olan lakin altyapısı olmayan biri için ideal bir özet mevcut.
sevgili yazar, kendi çapında sistemi eleştirdiği gibi ülkemizin de uzun yıllar belası olacak göç dalgalarını başka bir bakış açısı ile anlatmış, almanya'da yaşayan gurbetçilerin yaşadıklarından tutun, ülkemizde oy kullandıkları kısma kadar bir güzel eleştirip kendi yorumunu da katmış.

pergamon... pergamon antik kenti hakkkında bilgiler vermiş, o güzel zeus altarı hakkında bir güzel konuşmuş lakin doyucu olmasa da insanı merak ettirecek bir biçime eriştirmiş sevgili yazar lakin söylediğim gibi, eksik. insan eserlerin nasıl kaçırıldığı, nasıl sergilendiği hakkında daha doyurucu bilgiler bekiyor okurken, yazar da "balık yok, al sana olta!" demiş ve araştırmamızı istemiş belli ki.

daha da ilginç olan kısım ise karakterler. özellikle romanımızın baş kahramanı, başkomiser yıldız karasu o kadar tuhaf bir karakter ki, hem türk genlerini kaybetmemiş, hem de almanya'da doğup büyüdüğü için alman disiplininden nasibini almış, pratik türk zekası ile analitik alman zekası hoş bir biçimde birleşmiş gibi... ama n yazık ki çok sırıtıyor, yardımcısı bir alman ve ne yazık ki öyle bir durumda ilerliyor ki roman, yıldız'ın safkan alman, yardımcısının da tam anlamıyla türk olduğunu düşünebilirsiniz ki bu olabildikçe sırıtıyor.

hoş bir roman, okunmasa da olur. mitoloji-polisiye bezemeli çok daha iyileri mevcut zira, çok daha iyi doyuranlar da.
ama ahmet ümit yazmış, biz de okumuş olduk, güzel zaman geçirdik.
devamını gör...

yönetmen steven spielberg barda otururken yanına oturan çinli' nin yüzüne tokatı yapıştırmış. tokatı yiyen çinli, spielberg*e niye tokat attığını sorunca spielberg :
pearl harbor'u siz bombaladınız demiş.
çinli de pearl harbor'u kendilerinin değil, japonlar'ın bombaladığını söyleyince spielberg :
ha japon, ha çinli, ha vietnamlı, ne fark eder, hepsi aynı değil mi? demiş

bir müddet sonra bu kez de çinli, spielberg'in yüzüne tokatı patlatmış. bu sefer tokatı yiyen spielberg, sebebini sorunca çinli de :
titanik'i sen batırdın demiş.
spielberg de, titanik'i kendisinin değil, aysberg'in batırdığını söyleyince bu sefer de çinli şöyle demiş:
ha aysberg, ha carlsberg, ha spielberg, ne fark eder, hepsi aynı değil mi?
devamını gör...

levha tektoniği teorisine göre karalar, günümüzden 250 milyon yıl önce pangea adı verilen tek parça halindeydi.
devamını gör...

bu kapanma benim hiçbir planımı iptal edemez. çünkü uzun zamandır plan yapmıyorum.
devamını gör...

spawn nickli yazarımız hızını alamıyor ve canımın cireğinin nickaltında bile bana sataşıyor.
evet bu kız benim canımın cireğii, tanımlarını yazarken kullandığı üslup o kadar hoşuma gidiyor ki anlatamam sayın seyirciler.
bir "dostlar" diyişi vaar ki eriyuruuum.
onu üzen karşısında beni bulur demiş miydim? *
devamını gör...

13 şubat 1917’de rusya’nın başkenti petrograd’da açlık çeken insanların özellikle de kadınların öncülüğünde “barış ve ekmek” diye başlayan ayaklanma, kısa zamanda ülke geneline yayılmıştır efem... 300 yıllık rus çarlığı, başkentte yoğunlaşan kitle eylemleriyle birkaç gün içerisinde yıkıldı.

şubat devriminden sonra kerenski başkanlığında bolşeviklerin katılmadığı geçici bir hükümet kuruldu. ancak geçici hükümetin kendini iktidar yapan kitlelerle giderek bağını koparması ve düzeni sağlama adına onların karşısınnda yer almasıyla, bolşeviklerin önderliğinde ekim ayındaki ayaklanma ile paris komününden sonra ilk kez bir sosyalist iktidar kuruldu.

ekim devriminden hemen sonra bir dizi ekonomik, sosyal ve idari düzenlemeler getirildi. toprak mülkiyeti kaldırıldı. özel çiftlikler devletleştirildi işçiler 8 saatlik iş gününe kavuştu. ancak savaş sürecinin ülkeyi oldukça yıpratması nedeniyle 1919 başlarında ürünlere devletçe el konulmaya başlandı (savaş komünizmi). lenin’in ölümünden sonra (1924) stalin iktidara geldi. özellikle troçki’nin yurt dışına sürülmesiyle başlayan süreç, gelecek 10 yılda, idam, hapis ve toplama kamplarıyla donatılmış parti içi, kanlı bir iç hesapla başlangıcı oldu. hiçbir devrim kendi evlatlarını bu ölçüde yememişti.

1927-1937 arasındaki on yıl, politik baskının yanında dev boyutlu sosyal ve ekonomik atılımların gerçekleştirildiği bir dönemdir. bu dönemde üç temel kalkınma girişımı görülür; çiftliklerin kolektifleştirilmesi, hızlı sanayileşme ve eğitimde devrim. gelişmiş kapitalist ülkeler 1929 dünya ekonomik bunalımıyla boğuşurken sovyetler birliği bu üç alanda şaşırtıcı bir gelişme sağladı.. 1920’lerin açlık ve yoksulluk altındaki bu köylü ülkesi, 20 yıl içinde abd’den sonra dünyanın ikinci büyük sanayi ülkesi haline gelerek abd ile kıran kırana soğuk savaş'a girdi.
kaynak:tr.wikipedia.org/wiki/Ekim_...
devamını gör...

burt bacharach ve hal david tarafından yazılan ve hall of fame mensubu b.j.thomas tarafından seslendirilen muhteşem şarkıdır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

sanatla ve edebiyatla ilgilenmenin en güzel yanlarından biri sanat türleri arasında geçiş yapabilme imkanıdır. bazı resimler sizi filmlere, o filmler sizi kitaplara, kitaplar sizi şarkılara, şarkılar da bambaşka yerlere taşıyabilir.

defalarca gerçekleştirdiğim bu yolculuklarda bir keşif gibi hissettiğim çok olmuştur kendimi. mesela slavoj zizek’in yamuk bakmak kitabı beni onlarca başka kitabı ve filme götürmüştü. bunlardan en önemlisi belki de saki’nin open window öyküsü idi. bu öykü de beni (bkz: open window (kısa film))’e taşımıştı. bunun gibi onlarca örnek verebilirim. ve bu örneklerden biri de bu harika şarkı.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

mickybo ve ben filmine cnbc-e ekranlarında tamamen boş olduğum bir anda rastlayıp izlemeye başladığımda film beni anında içine almıştı ama daha güzel tarafı bu film beni butch cassidy ve the sundance kid filmine götürdü. bu filme de bayıldım ve film de beni 1969 yılında bu film için yapılmış olan raindrops keep falling on my head isimli şarkıya götürünce ister istemez b.j.thomas ile de tanışmış oldum. muhteşem döngü.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

şarkının sözleri zorlukları aşmak için kendi kendine telkinde bulunan bir adamı anlatıyor. mutluluğun kendisini bulmasının uzun sürmeyeceğini düşünen bir adamın. hem sözleri hem müziği ile sabah uyanır uyanmaz dinlenebilecek bir şarkı.
devamını gör...

umursamamazlık. öyle zamanlar oluyor ki, kıyamet kopsa umrumda olmaz.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim