bekliyorlar yol ağzında bilmem ne bıdı bıdı.
yeter ulan.

tanım: her yerde aynı şarkıyı duymaktan bıkmış bir yuzırın isyanını anlattığı başlık.
devamını gör...

son yıllarda yaşadığım sanrıdır. akrabalarıma, aileme, sendikalara, partilere, takımlara, gruplara vb. hiçbir şeye ait hissetmiyorum kendimi. herkesin beni sevdiği bir ortamda bile orada değilim sanki. mesela burada da böyleyim. yazıyorum, okuyorum, seviyorum ancak tam olarak aidiyet hissetmiyorum.
devamını gör...

aşamalı bir çizim oldu.
sketchtoy.com/69880411
devamını gör...

benim.
ekşi yazar maaşlarını geciktiriyor diye geldim.
devamını gör...

269 gün boyunca komada,
15 yaşında 16 kiloda.
çok ağla insanoğlu, belki arınırsın.


sen hiç karanlığa ninni söyledin mi?
..
devamını gör...

anavatanı afrika olan, atgiller familyasından memeli bir hayvan. yapı olarak ata benzer. boy olarak attan daha küçüktür. ama kafası atın kafasından büyük, kulakları da uzundur. yaşam süresi en fazla 30 yıl kadardır. dişi at ile erkek eşek çiftleştiğinde katır dediğimiz hayvan doğar. dişi eşek ile erkek atın çiftleşmesinden doğan hayvana da bardo denir. eşeğin yavrusuna da sıpa denir. eşeğin türleri de vardır. bunları kıbrıs eşeği, nübye eşeği, somali eşeği, boz eşek, habeş eşeği, cezayir eşeği diye sayabiliriz. dayanıklılığı fazla ve aza kanaat eden bir hayvan olduğu için evlerde, çiftliklerde hizmet hayvanı olarak kullanılmıştır. yük ve insan da taşır.

bizde, o badem gibi gözlerinin dışında nedense sevilmeyen bir hayvandır. en okkalı küfürleri onun üzerinden ederiz. hakaret etmek istediğimizde onun adıyla başlarız. biri bizi hesaba almadığı zaman " biz burada eşekçi başı mıyız?" deriz. birinin akıl noksanlığına işaret ederken eşek kafalı deriz. kızdığımız kişinin kalıbını kast ederek eşek kadar adamsın diye tepki gösteririz. hatta ismini kullanmak istemeyiz, yeri gelir merkep deriz, yeri gelir karakaçan diye bahsederiz.
devamını gör...

bir kız çocuğu olarak kamyonum ve kepçem desem.

ailede hatta aile dışından bile herkes bebek alırdı. peluş ayılar, tavşanlar, ördekler...

benim gözümse komşunun oğlunun kamyonundaydı hep. bir gün balkonda onları izlerken abim geldi yanıma 'ne oldu yine neden astın suratını?' dedi. 'ben de kamyon istiyorum' dedim. 'ama banucum biliyorsun çok fazla erkek çocuğu gibi davrandığın için babam artık o tarz şeylere izin vermiyor' dedi. içime ağladım ben de peki dedim.

sonra abim salona geçti. içeriden minik minik sesler duyulmaya başladı. babamın 'iyi madem alın' dediğini duydum.
kalbim nasıl güm güm olabilir miydi acaba izin vermiş olabilir miydi?

kafasını uzattı kapıdan iki gözümün çiçeği 'hadi kaptan gidiyoruz' dedi. kocaman kırmızı kasalı bir kamyon ve sarı bir kepçe aldık. uça uça geldim eve. sokaktaki oğlanlarda bile yok böylesi. nasıl mutluyum nasıl.

çocukken top oynar, çete kurar ona buna sataşır (o zaman için hak ettiklerini düşünüyordum. sıkıntılı çocuklardı hep.), inşaat tepelerinden kumlara atlar, ağaçlara tırmanır oramı buramı yırtardım... mahalleden minik minik şikayetler geliyor babam da çok dikkat çekiyorum, sürekli şikayet alıyorum diye bana erkeklerle ve erkek oyuncaklarıyla oynamayı yasaklamıştı. ilk direnişimi o zaman gerçekleştirmiş ne sokağa çıkmış ne evde gülmüş ne huzur vermiştim. adamcağız napsın kıyamamış 15 gün dayanabilmişti. kendi gibi asi, dik başlı bir çocuğu olunca başını eğdiremeyeceğini biliyordu sanırım.
abimin katkısı büyük gerçi. her zaman her koşulda beni koruyup, kollamıştı. ne yaparsam yapayım 'çocuk yahu hem bizle büyüdü erkek gibi yetişti. napalım bırakın o da böyle olsun' derdi.

hiç unutmam 16 yaşındayım saçlarımı gidip saçma sapan bir şekilde kestirmiştim. kısacık bazı yerleri uzun abidik gubidik bir şey. babam gördüğünde yüreğine inecekti adamın. 'napmış bu hayır napmış yani' bu nidalarını duydum sonra kaçtım odama. akşama kadar çıkmadım odamdan. akşam abim geldi vne yaptın yine sen?' dedi.' 'napmışım hayır napmışım hemen asıyor kesiyor' diye efelendim 'sakin ol küçük hanım bu ne hal? babamı bilmiyor musun? niye üzüyorsun adamı' dedi. biliyordum ama işte kafam nereye ben oraya.

annem anlettı sonra abim gidip bırak baba bu bizim gibi değil kime çektiyse işte dediğim dedik çaldığım düdük havalarında boşver biraz daha büyüsün toparlar demiş. babam da homurdanmış tabi.

bir iki gün gözükmedim gözüne gördüğü yerde ters ters baktı. sonra ona bile alıştı canım adam. imtihanı mıydım neydim adamın? 6 çocuğu misler gibi yetiştir en küçüğü çamur çıksın.
devamını gör...

müjdeci anlamına gelen harbinger, z kuşağı tarafından sevilen bir kelime harbincır olarak sanal dünyada yerini almıştır.

“kuzguncuk şirin yerdir ve gayet nefis yapar gül reçelini pansiyoncu madam” ile nazım hikmet
“vişne bahçeleriyle dolu, neşeli bir şehre benzerdi senin sesin” ile didem madak
“kuzguncuktaki vişne, bak şu dünyanın işine!” ile can yücel harbinger’i daha iyi açıklar müjdeli mısralarında.

tubular bells adlı albümüyle dünya çapında tanınan mike oldfield’in "music of the spheres" albümünün açılış parçası olarak da bilinir harbinger.


superman, batman, wonder woman, green lantern, supergirl, flash, aquaman karakterlerini yaratan dc comics'in harbinger isimli bir kadın kahramanı da vardır.
zaman içinde oyunlarda harbinger bir savaşçı kadın karakter olarak epey tutulmuştur.
trolleri geldiklerine pişman eden, ateş kılıçları ile ünlü hi my i run karakteri de harbinger’i anımsatmaktadır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

amerikalıların yavru kedilerine sıkça verdikleri bir isimdir harbincır…malum mart ayında kedilerimiz gece gündüz çalışıyor, yakında yavruları olur, isim koyarız. *
#519314 ice ve kontes… yanına harbincır kıymetlimis gelebilir belki.

simurg olarak da bilinen zümrüd-ü anka her uçuşa kalktığında, bitkiler tohumlarını döker ve insanların tüm hastalıklarını tedavi eden yeni bitkiler kök salar...bu kuşu mahlas olarak seçen favori yazarlarımıza ne mutlu.
“gel davam ol
gel deva'm ol
bir müjdeci anka gibi
o'na (c.c.) yar ol, bana yaren ol” - beyzade serdengeçti.
çiçekler baharın müjdecisidir, dostlarınız çiçek gibi harbinger olsun.
devamını gör...

gerçekten de çok harika bir ahmet kaya şarkısıdır.

kulaklık ile dinlemenizi tavsiye etmem.
devamını gör...

aile ve sosyal hizmetler bakanı* olmaması gerektiğini ispatlamış kişidir. fakat, bu görevinde liyakat bekleyen bizlere göre böyledir; onu o konuma getirenler zaten kendisinden "kukla" olmasını beklediği için bir şey değişmeyecektir.

kameralar önünde söylemesi geçtim, bir çocuğun yüzüne yüzüne yetimhanede büyüdüğünü söylemek nedir ya? ister söylerken tek olun, isterseniz kameralar açık olsun.

sen bir yetişkin olarak oruçlusundur, peki. fakat karşındaki bir çocuğa çikolata vermen, hatta çocuğun çikolatayı yemesi seni günahkar yapmazdı. televizyonda bunu izleyecekler ayıplamazdı. ayıplamazlardı di mi ? ben mi yanlış düşünüyorum?

sizden bütün varlığımla tiksiniyorum.

edit: başta aile ve sağlık bakanı yazmışım. sadeceelestiriyorum'un uyarısı ile düzeltiyorum. derya yanık, aile ve sosyal hizmetler bakanımız.
devamını gör...

sizi temin ederim ki, bir şeyleri çözmeye takıntılı değilim. o kelimenin fotoya çıktığı saniye tamamen tesadüf. bu arada oynayan film how to train your dragon.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sebebi, eski türkiye'nin daha huzurlu olmasıdır.
devamını gör...

22.35 de benim de yerimi alacağım program.
bir yandan güzel müzikler dinleyip bir yandan yazarlar ile tanışıyor olmaktan mutluluk duydum.
konsepti düşünen yazarımıza teşekkürlerimi sunuyorum.
devamını gör...

zarar verir mi, yazarların bazılarını soğutur mu konusu hakkında kesin bir tahminde bulunamayacağım ama haftalık puan tablosu nedeniyle kötü niyetli kullanıldığını/kullanılabileceğini iddia edebileceğim durum.

daha önce de rica etmiştim, bir kez daha ediyorum; eğer yapan varsa yapmasın ve tanımlarımı okumadan oylamasın kimse lütfen. okuduğunda içinden oylamak gelmiyorsa da oylamasın hiç kimse. kırılıp darılacak değiliz böyle şeylere, koskoca insanlarız. kimse kendini mecbur hissetmesin.

biraz fazla hızlı okuduğum için (bu nedenle sınavlardan çok erken çıktığım için linç yiyordum arkadaşlardan da) benim okumadan oylama yaptığımı sanıyor olabilirsiniz ama öyle bir şey yok. artı vermişsem mutlaka okumuşumdur. kimseye yapmadığım şeyin bana yapılmasını da istemiyorum.

edit: anladığım kadarıyla başlığı açan arkadaş seri oylamanın kendisini sorun etmiyor. tanımların okunmadan ezbere oylanmasından rahatsız. herkesin tanıdığına kıyak geçtiği bir sisteme dönüşmemeli bu.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

cocukluk travmasi.*

oldukca yaramaz olan cocukcagiz; seveyim derken dengesiz birine denk gelir, algilari yerinde de olmadigindan*, cekiverir hayvanin kuyrugunu. hayvan da korku icgudusuyle boydan boya tirmalar cocugu. hayvanlarla hasir nesir bir cocukluk yasarken; birdenbire k’sinden bile korkar hale gelir.

buyurken; muhabbeti yapildiginda kasinmaya baslar, adini duydugunda telaslanir, gordugu yerden kosarak kacar, apartmanin girisinde var diye eve girebilmek icin birilerinin gelmesini bekler caresizce, cayir cimen asigiyken kendini camekanlar arkasina hapseder, hatta gun icinde 3 saniye gordugu gece uykusunda kabusu olabilir.

ilerleyen yaslarinda; korkusunun ustune gitmeyi dener, sarhos olup sevmisligi de vardir ama ayikken hala korkuyordur. en azindan adini telaffuz edebiliyor, sokakta gordugunde karsi kaldirimdan da olsa yuruyebiliyor, soguk kis gunlerinde usumesinler diye hayvan evi yapip mama dagitiyordur. etrafinin dalga konusu olmasi da cabasi iste.

bu bile bi’ gelisme be, uzmeyin korkaklari. (bkz: bir arkadaşım ekolü)
devamını gör...

ses kaydımızı normalden farklı duymamız bizi genelde olumsuz manada etkileyen bir şey. benim merak ettiğim şey şarkıcıları da olumsuz manada etkileyip etkilemediği. şarkıcılara şimdiye kadar böyle bir soru sorulduğuna denk gelmedim maalesef. belki de kayıtlarda duydukları sesi daha çok seviyorlardır. ne de olsa kayıtta duyulan sesleriyle beğeniliyor ve para kazanıyorlar.
devamını gör...

günaydın sözlük,
öyle puslu, öyle sisli, öyle kasvetli bir sabah var ki istanbul'da...
haziran ayında olduğumuza inanmakta güçlük çekiyorum, bildiğin sonbahar havası yaşıyoruz.
o zaman gelsin mi istanbul'da sonbahar...
devamını gör...

doğaüstü dünyadan alınmış küçük insan figür'leriyle dolu karabasan resimleri yapmıştır.
devamını gör...

mimarlıkta geçen, bütün ile onu oluşturan parçalar arasındaki oransal ilişkiye denir. istanbul boğazı'nın altın oranı misali. karşısına bakınca ne çok uzak, ne de çok yakın. yalnızca buraya has bir durum.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim