bir kadının başarısı, bir başka kadının gururudur.

kız kardeşlik, kazanacak
devamını gör...

archer, chou tzuyu.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

osmanlı ordusunda padişahın hassa ordusunun atlı birliklerini oluşturan, tıpkı yeniçeriler ve diğer kapıkulu ocakları gibi ulufe alan seçkin birliklerin adı. dış görünüş olarak tımarlı sipahilere göre daha ihtişamlı ama kullandıkları silahlar aynıdır. kapıkulu sipahilerinde de bozulma dönemi 17.yüzyıl başlarında başlamıştır.

16. yüzyılın ünlü diplomatlarından busbecq bu sipahileri şu şekilde tarif eder: “üzengileri altın, gümüş ve değerli taşlardan parlayan kapadokya, suriye veya başka cins en soylusundan bir at üzerinde önünden geçip giderken, böyle bir türk şövalyesinden daha ihtişamlı bir görüntü yoktur. üzerine altın ve gümüş işlemeli kumaştan, hafif veya ağır ipekten ya da koyu kırmızı, sarı yahut lacivert renkte değerli başka bir elbise giyiyor. iki yanında birinde yayın durduğu ve diğerinde renkli oklarla dolu olan, partların ülkesindekiler gibi seçkin elişi ile işlenmiş iki sadak taşıyor. sol kolunda taşıdığı, oklara ve kılıç veya topuz darbelerine dayanıklı kalkanı da aynı seçkin işçiliktendir. boş bırakmayı yeğlemediği takdirde, sağ elinde çoğunlukla yeşil renkte hafif bir mızrak taşıyor. kısa ve değerli taşlarla bezenmiş bir kılıç kuşanıyor ve eyerden topuzu sarkıyor.

diyorsunuz ki bu kadar silah niye? öyleyse biliniz ki bu süvari tüm bu silahları kullanmasını gayet iyi biliyor. şimdi de diyorsunuz ki, bir kişi hem yayı, hem de mızrağı nasıl bir arada kullanabilir? yayını ancak mızrağını attıktan veya kırdıktan sonra mı çıkarıyor? hayır, zira mızrağı mümkün olduğunca yanında tutuyor, ama savaşın gidişatı yayı kullanmasını gerektiriyorsa, hafif ve buna göre düzenlenmiş mızrağı eyerinin ve bacaklarının arasına o şekilde sıkıştırıyorlar ki, ucu arkadan yukarı doğru bakıyor, böylece mızrağı dizleri ile istediği kadar sıkıca tutabiliyor. mızrakla savaşmaları gerekiyorsa, yayı ya sadağına yerleştiriyor ya da kalkanının üzerinden sol koluna asıyor. başlığı, ortasından şeritler ile bölünmüş koyu kırmızı bir ipek kumaşın uzandığı bembeyaz ince pamuklu bir kumaştan oluşuyor. birçoğu başlıklarını ayrıca siyah tüyler ile süslüyorlar”.

dünyanın en iyi atlı binicileri olan bu sipahiler, tabii ki çoğunlukla kıymetli olan atlarına çok değer veriyorlardı ve çok iyi bakıyorlardı. bilhassa at cinslerinin ıslahı ile uğraşan hipologlar ve soylu at yetiştiricileri için, busbecq’in çağdaşı olan başka yazarlar tarafından da teyit edilen bu ilgi çekici anlatımından, o dönemlerde bir atın akıllıca ve sevgi ile beslenmesinin osmanlı sipahilerinin hristiyan ülkelerine karşı üstünlük kazanmalarında büyük etkisi olduğunu anlamak mümkün.
sipahiler, tıpkı osmanlı’nın tüm süvari birlikleri gibi, mükemmel atları ile savaş alanında hücumlarının şiddeti ile kendilerini gösteriyorlardı. hücumlarına daima havayı yırtan ve hristiyan süvarilerin demir gibi saflarını bile titreten korkunç bir nara eşlik ediyordu.

uzaktan hala en önemli hücum silahları yaydı. sipahiler tarafından büyük bir çeviklik ve güvenle kullanılıyordu. busbecq, bu hususta mucizevi şeyler anlatır. isterse düşmanın göz bebeği olsun, hedef nadiren ıskalanıyordu. erkek çocuklar 7-8 yaşlarından itibaren kısa ama oldukça güçlü yaylar ile alıştırma yapıyorlardı ve güçlü bir kol gerektiren bu silahla yapılan savaş oyunları, bayram günlerinde erkeklerin ve yaşlıların en büyük eğlencesiydi.

kapıkulu sipahileri hassa ordusu olduklarından, kendileri tımarlı sipahilerin üstünde görüyorlardı. esas itibariyle orhan gazi’nin tıpkı yeniçerilerde olduğu gibi, osmanlı askeri teşkilatının oluşumunda çok büyük hizmetleri geçen kardeşi alaeddin’in bir eseri olarak ortaya çıkmışlardı ve ilk örgütsel yapılanmalarıyla da uyum içinde olupdaha kesin olarak geliştirilmeleri ve teşkilatlandırılmaları ise sultan 1.murad’ın aynı şekilde büyük hizmetleri bulunan beylerbeyi timurtaş paşa sayesinde gerçekleştirilmişti.
başlangıçta saltanat sancağını korumakla görevlendirilen en fazla 2500 kadar seçkin adamdan oluşan bu birlik, zamanla önemli ölçüde takviye edilerek daha geniş bir oluşum ve buna uygun bir sınıflandırma kazandı. kısa bir süre sonra, kapıkulu süvarileri adı altında, özelliklerini belirten farklı isimlerle dört bölüğe ayrıldılar.

*sipahiler

*silahdarlar

*ulufeciler

*garipler.

yavuz sultan selim, bu sipahilerin sayısını 3500 kişiye çıkarmıştı. padişahın süvari hassa ordusunda ilk sıradaydılar, ordugahta daima padişahın yanında bulunmak ve mesela kötü hav şartlarında, yağmur veya kar yağdığında, muhtemelen havada daha uygun bir ısı oluşturmak üzere, padişahın otağında veya otağın önünde uyumak zorunda kalan 500 kişilik bir birlik temin etmek gibi tuhaf bir yükümlülüğü yerine getirmek zorundaydılar. ulufeleri o zamanlar günlük 20 ile 40 akçe arasında değişiyordu ve başlarında günlük 80 akçe ulufeli, rütbe olarak yeniçeri ağasına en yakın sipahiler ağası bulunuyordu. sipahiler, kırmızı sancak ve mızraklarının ucunda kırmızı şeritler taşıyorlardı.

aynı zamanda silahdarlar da 2500 kişiye çıkartılmışlardı. rütbe olarak sipahiler ile aynı seviyede bulunan silahdarlar, günlük 20 ile 40 akçe arasında değişen miktarlarda ulufe alıyorlardı. başlarında bulunan silahdar ağası tıpkı sipahi ağası gibi 80 akçe ulufe alıyordu. sancaklarının rengi ise sarı renkteydi.

kanuni sultan süleyman’ın hükümdarlığı döneminde gerek sayıları, gerekse ulufeleri bakımından bazı değişiklikler meydana geldi. 1534’te sayıları 11500 kişiye kadar çıkmıştı. ilk iki bölükle dördüncü bölükten her biri 3000, üçüncü bölük ise 2500 kişiden oluşuyordu. 20 yıl sonra ilk üç bölük 2000 kişiden oluşurken, dördüncü bölük 1500 kişilikti ve ilk iki bölüğün ulufeleri 15 ile 45 akçe arasında değişirken, üçüncü bölüğün ulufeleri 10 akçe, dördüncü bölüğün ulufeleri ise 8 akçeye kadar indirilmişti.

ilk üç bölüğe çıkanlar o dönemlerde genelde saraydan, savaş sırasında esir alınan hristiyan çocuklarının yetiştirildiği içoğlanı ocaklarından gelen içoğlanlarıydı. dördüncü bölük olan garipler de yine aynı şekilde devşirmeydi ve daha az ulufe alıp daha az itibar görüyorlardı.

3.murad zamanındaki iran seferlerine kadar, kapıkulu süvarilerinin sayısı, her biri 500 kişilik bölükler halinde vezirlerin maiyetine verilen 2500 kişi ve adeta veziriazamın muhafız kıtası gibi doğrudan onun emrinde bulunan 1000 kişi dahil olmak üzere, 14-16 bin kişi arasında sabit kaldı. iran seferleri sonucunda, bilhassa batı kaynaklı 1590 ve 1594 tarihli raporlardan anlaşılabileceği üzere, sayıları yaklaşık 40 bine çıkacak şekilde takviye edilmişlerdi.



halbuki sayılarının bu denli yükselmesi, bu seçkin birliklerin bozulmaya başladığını gösteriyordu. iran seferleri, bu açıdan iki sebepten ötürü osmanlı askeri teşkilatına uğursuz gelmişti. öncelikle sefere bu kadar büyük sayıda birlikler çıkarabilmek için eski asker toplama yöntemlerinden vazgeçmek ve eksik kalan yerleri yalnızca sarayın içoğlanı ocaklarından doldurmak yerine, sipahilerin arasına onlarla aynı hünerlere sahip olmayan ne kadar vasıfsız adam varsa almak zorunda kaldılar. ikinci olarak, bu savaşlarda yalnızca insan olarak değil iyi atlar bakımından da maruz kalınan büyük kayıplar sipahi birliklerini öyle bir hle getirdi ki, o dönemden sonra bir daha eski ihtişamlı günlerine geri dönemediler.

kapıkulu sipahilerinde, tıpkı yeniçerilerde olduğu gibi, mevcut direniş, isyan ve ayaklanma ruhu, böylece gitgide daha fazla beslendi ve oldukça tehlikeli bir girişim gösterdi. zorlu yürüyüş insanlarla atları harap ettiği için, terk ve talan edilmiş topraklarda en iyi ihtimalle hiçbir şey alınamayacağı için iran seferine hiç istemeyerek çıktılar. zira türklerin “kızılbaş” diye adlandırdıkları iran şahının savaş yönetim sistemi, düşman yaklaştıkça sınır eyaletlerini yakarak harap etmek ve halkın tamamını iç kısımlara doğru çekmekti. böylece osmanlı birliklerinin buralarda ihtiyaçlarını gidermesi epey zor hatta imkansız bir hale gelirdi.

kapıkulu sipahileri 1826 yılına kadar varlıklarını sürdürdüler. 1826 yılında sultan 2.mahmud yeniçeri ocağını ortadan kaldırdığında sipahilere dokunulmadı ve anlaşarak yeni kurulan orduya katıldılar.
devamını gör...

günaydın sözlük.

evden çıkarken atıştıran yağmur, şu anda sağanağa çevirdi.

şemsiye yok, sadece t-shirt... ben bu havaları seviyorum...

bir de şöförüm çok gecikmese bari:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
sevdiğim bir kitaptan bir kare...
devamını gör...

gece gündüz yaptığım eylemdir. nedeni ise, zaten beynimiz, bedenimiz, ruhumuz yorulmuş. bari gözleri yormayalımdır. gündüz modu bana biraz “çiğ” geliyor. gece modu ise, sözlüğe ayrı bir hava katıyor.

yaşasın sözlüğü gece modunda kullanan yazarlar terör şeysi.
devamını gör...

sen romada romanını okumaya devam et ve gerisine karışma.
devamını gör...

şüphesiz sucuk.
devamını gör...

(bkz: herkes ekmeğinin peşinde)
bir salın insanları artık. beğenen beğensin, yürüyen yürüsün. mis gibi kaynaşsın gençler.
rahatsız olan engellesin.*
devamını gör...

"günaydın gül yüzlü sevdiğime,
günaydın yeryüzünü
aydınlatan yeni güne,
günaydın gün görmek
için bekleyene,
günaydın, günaydın,
günaydın..."


-nazım hikmet
bütün herkese günaydınnn ne güzel bir sabah az önce bir kuş cıvıldıyordu camımızda günümü şenlendirdi. bahar da geldi demektir ne mutlu bana ve baharı seven insanlara.
devamını gör...

cesur yürek william wallace'ın özgürlük diye bağırdığı sahne gibi elinde spiralle doğan bebektir.. umarım doğru bir coğrafyada doğmuşsundur canım bebek.
devamını gör...

başlık sahibi yazarın, gerçek hayatın anlatılmasına "sorun etmesi" demesi skandalıdır.
devamını gör...

o köylerden kim bilir kimler geldi kimler geçti. benim dedem çerkes, ninem ve anne tarafım türk kökenli. şimdi köyün ismini yazsam çerkes dedem türk çıkıyor.
ayrıca sitenin ismi paşinyan'ı hatırlatıyor.
devamını gör...

yahu daha dün yazdım bu başlığa yine yenisi hortlamış dediğim zamdır.(bkz: swh) mümin yönetimin beni de alkolü bırakma kararına zorladığı zamdır ayrıca. yaparsa ak parti yapar hülooğ!
devamını gör...

yav valla nazım hikmet süreya gibi şairim ben ya?

çıktık konya meram yoluna
gidek dedik en yakın oturağa
kuralım güzel bir oturak alemi
bakalım içmemize soframıza

zalım yengeniz beni yoldan aldı
eve götürüp giydirip köçek yaptı
sabah nasıl oldu bilemedim oy
o gün bugün tövbe ettim harama

şimdi o uyudu ben geziyorum
ama hafiften de bi tırsıyorum
sabah olup da bunu okuyanda
içinden cadı çıkacak biliyorum

bana bi şiyir yaz bu gece dedi
elimden geleni yazarım dedim
iyi de ben ne anlarım şiyirden
içimi döktüm anca gidiyorum

bitmedi gitti yav bu işkence de
kaç mısra olsun demişti bana
aha valla bitiyor bu son 2 satır
ona armağan edip kaçıyorum
devamını gör...

klasik shounen animedir. grafiklerini biraz daha geliştirmesini umuyorum izlediğiniz zaman naruto ve fairy tail animelerini anımsayabilirsiniz elbette ama karantina dönemlerinde izlenebilecek animelerden diyebilirim. çok fazla izleyicisi olmamasına şaşırdığımı belirtmek isterim.
kısa intro geçmek gerekirse eğer ; büyünün hüküm sürdüğü bir dünyada asta ve yuno adlı iki çocuk aynı yetimhaneye terk edilmiş iki yetimdir. çocukken birbirlerine meydan okuyup kimin büyü kralı olacağına karar verirler. fakat bu durum asta'nın hiç umduğu gibi gitmez ve hiç büyü gücü olmadığını öğrenir. yuno'nun ise bunun tam tersi büyü gücüyle kutsanmıştır. bunun üstüne asta fiziksel yeteneklerini geliştirmeye karar verir.
devamını gör...

sözlüğe kayıt olurken herhangi bir yaş sınırlaması vardı da ben mi göremedim?ya da benim gözlerimde sıkıntı var herhalde. akılın yaşta değil başta olduğunu unutmayalım lütfen. 30 yaş altı olduğum için sözlüğü terk mi edeyim? o zaman 30 yaş altı yazarların çoğu uçurulursa geriye çok yazar kalmaz. anlamadığım durum şu, 30 yaş üstü insanlar belli bir bilgi birikimine, ayrımcılığa mı sahip oluyor, yeni seviye açılıyor galiba.

t: akılın başta değil yaşta olduğunu düşünen yazarın beyanı.
devamını gör...

haklı bir söylemdir. ben sanırım bu konuda kotamı doldurdum. ona rağmen giriyorum. hem tanım girmiyorlar hem artı oy vermiyorlar deyyuslar.
devamını gör...

27 yaşında hayatını kaybeden ünlülerin dahil olduğu grup.

ilk aklıma gelenler

jimi hendrix
jim morrison
amy winehouse
kurt cobain

uzun bir liste.
devamını gör...

sevinme.
çünkü bu limanda kaybettiğim ilk gemi sen değilsin.
şunu da unutma; rıhtımda kalanı değil, çekip gideni vurur fırtına!

küçük iskender
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim