sözlüğün seviyesine bi şey oldu birkaç dakika içinde... hayırlısı.
devamını gör...

çok fazla film izlemiştir ve izlediklerinden de çok çabuk etkilenen hassas bir ruhu vardır. canım benim kötü olacakmış ha? güldürmeyin.
devamını gör...

ikinci dünya savaşı sırasındaki fin - rus savaşı'nda, rusların binlerce uçak ve tankla saldırdığı ama büyük kayıplar verdiği ülkedir. kadın erkek kayak takımlı fin askerleri, ormanlardan ani saldırılar yapmış ve ruslar cevap veremeden kayaklarla kaçmışlar. 3 ay sonunda ruslar kazanmış ama 25 bin fin'e karşı 125 bin rus ölmüştür.
devamını gör...

jübile maçında sakatlanan futbolcudan farksızdır.
devamını gör...

3 evlat sahibi bir anne olarak beni etkilemeyecek durum.
ülkenin ortalamasını ben yükselttim zaten.
zamanında çocuk sahibi olmayı tercih etmeyen, hiç çocuk sevmeyen biri olarak yazıyorum, o işler öyle değil.
ilk çocuğumdan sonra anladım evlat sahibi olmanın ne kadar tatlı olduğunu.
dünyanın en tatlı sorumluluğu.
çocuk sahibi olmadığı için dünyası yıkılan bir çok insan tanıdım.
aman, neyse ne denmiyor o zaman.
benim çocuklarımda şu an için çocuk sahibi olmayı evlenmeyi saçma buluyor.
onları çok iyi anlıyorum bende öyleydim.
biri kandırdı mı, gerisi geliyor.
mutlu olacağınız biri sizi kandırsın dilerim.
on sene sonra, bu başlıkta buluşalım.
devamını gör...


kemanı ağlatan büyük sanatkar, adam.
beethoven, mozart ya da chopin gibi sanatçılardan hiçbir eksiği olmayan, hatta fazlası olan, dünyalı.
arşe, kemanın o tozlu tellerine değdiği an, cennetten çıkma nağmeler dinliyorsundur artık, çünkü o arşe'yi tutan el, bu adamın elidir.
tınılar gözlerini kapatmana, bulutların üzerinde yürüyormuş gibi bir hisse sahip olmana sebep olur, çünkü o dört tozlu telin üzerinde gezinen parmaklar, bu adamın parmaklarıdır.
şimdilerde yetmiş dokuz yaşındadır.
öyle bağlanırsınız ki ona yıllarca, size sanat adına, sanat için tek bir dilek dileme hakkını verseler, bu adamın ölümsüz olmasını dilersiniz.


golha, bilindik eseridir ve adına,

" sevgili golha,
beyaz güllerin içinde, kırmızı bir gülsün, bir türlü ulaşamadığım.
beni sana getirmeyen yola hep kızgın ayaklarım.
neden ilerlemiyor ki bu adımlarım?
buz olan, içimde bir hareketlilik;
sen güldükçe eriyor sanki...
ısınıyorum sanırım bu aşk'a, ellerimi uzattığımda dokunabilecekmişim gibi.
düşte miyim, kayboldum mu yoksa?
yetişmiyor diken de olsa gül tenine ellerim!
söylesene neden solgun solgun bakıyorsun?
bu kadar özel iken beyaz güllerin içinde, nedir bu telaşe, bu kargaşa nedir?
neden artık gülmüyorsun?
kadınım, golha!
içimdeki o gül hiç solmayacak.
olmayacağın günlere inat yaşatacağım!
ağlamıyorum inan,
varmışsın gibi gülümsüyorum.
hadi biraz gül, hadi biraz gül! "
şiiri yazılmış, " şimdi sana dönmek var sevgili! " diye tanıtılmıştır.

goleh pamchal, biraz az bilinen eseridir ve,
kimi zaman, bembeyaz elbiseler içine saklanmış, tıpkı elbisesi ve kendisi gibi küçük parmakları ile ahşap bir arşe'yi tutan ve tek canı olan kemanını binlerce insan içinde ağlayarak çalan küçük tatlı bir kızı anımsatır; kimi zaman ise hiçbir şey anımsayamaz olmanızın mümessilidir.

shaneh'i vardır...
gönül akkor'un huzur veren sesini anımsatır bize.
hazin verir...

goftegoo' su vardır.

sarı gelin'i vardır, istanbul'un ruhu vardır, keman ağlıyor' u vardır ama; fikrimin ince gülü ve ayrılık eseri ne zaman art arda dinlense, bir buruk, bir kırık hissetmenize sebep olur.
"ben fikrimin ince gülü'nden ayrıldım!" der adeta.
devamını gör...

bir gün çekip gideceğim ben bu şehirden
geride hiçbir anı bile bırakmadan
bindiğim trenler belki hiç bilmeyecek
bir küçük istasyonda nasıl indiğimi
yağmurlu bir gece hangi istasyonda
yitik yıldızlara bakacaksın ardımdan.

ne kadar acı varsa bırakacağım
söylenmemiş sözlerle yalan aşkları
paslı zincirleri, mahpus türkülerini
kara bir sis gibi çöken umutsuzluğa
bir gün çekip gideceğim ben bu şehirden.

kitaplarım, şiirlerim bekleyecekler
yürüdüğüm sokaklar bekleyecekler
her sabah selam verdiğim akasya
her sabah selam verdiğim taş duvar
ve uçsuz bucaksız bu keder denizi
bir gün elbet dönüşümü bekleyecekler.

(bkz: behçet aysan)
devamını gör...

starbucks’a gitmek farklı algılanabiliyor. nedense oradan kahve içmek entellik veya hava atma faktörü olarak görünmeye başlandı. buraya gitmeyi gerçekten bir statü sembolü olarak gören bir kesim var , bunu inkar edemem ama ya benim gibi gerçekten kahvesini sevdiği için giden kesim yok mu?

sık gittiğim bir mekan değil (senede 2-3 defa) ; gittiğimde de içtiğim tek ürünü var: americano.
gerçekten güzel yapıyorlar; yiğidi öldür hakkını ver. ama inanın kahve alınca havalı olunmuyor. gidecekseniz damak tadınıza uyduğu için tercih edebilirsiniz.
devamını gör...

şuan ihtiyaç duyduğum fikirlerdir
şey düşünüyorum ben benim kadar muhteşem bir arkadaşı olduğu için varlığıma şükür namazı kılsın diye seccade almayı düşünüyorum
devamını gör...

öncelikle üstteki en çok favorilenen yazarın söylemiş olduğu yanlışlıkları düzelterek konuya başlamak istiyorum. vajinismusta "genellikle kızların küçük evlendirilmesi, partner kötü davranması" gibi bir durum kesinlikle görülmez. cinsel travma sonrasında vajinismus hadiseleri varsa bile bu çoğunluğu kesinlikle oluşturmaz, keza küçük evlendirmeyle pek bir ilgisi yoktur, takip ettiğim vajinismus hastalarının eşlerinin birçoğu halim selim beyefendiler, eşinin üzerine titreyen adamlardır, böyle bilgiler vermek kişilerde "damgalanma" oluşturabilir. böyle bir yazıyı okuduğunuzu düşünün, bir eş(erkek) olarak kötü hissetmez misiniz? o yüzden kaynakçamızı sağlam göstermeden bilgi vermenin kesinlikle doğru olmadığını düşünüyorum. zaten böyle cinsel mitler, cinsel terapinin temel konusudur, bunları aşmaya çalışırız.

evet "vajinismus nedir"e gelelim; vajinismus, vaginal giriş kaslarında, vaginaya dışarıdan bir cisim veya penis her neyse dokunduğunda veya yerleşmeye çalıştığında gerçekleşen "istemsiz, kişinin kontrolünde olmayan" kasılmadır. kişi bunu bile isteye yapmaz, kocasını beğenmediği için kendi vajinasını kapatmaz, erken evlendiği için kendini saklamaz, bunların hepsi cinsel yanlış inanışlardır.

geçmişte yaşanan olumsuz cinsel deneyimler buna sebep olabilir tabi ki, yanlış inanışlar da keza öyle. ilk birleşmesinin çok ağrılı olacağı, kanamasının çok fazla olacağını düşünen bir kişi nasıl rahat bir cinsel birleşme yaşayabilir ki sonuçta?

vajinismus psikiyatrik bir rahatsızlıktır öncelikle, bunun başka bir alternatifi yoktur. bir fizyoterapist, bir kadın doğumcu her kimse artık, psikiyatrist olmadan vajinismus tedavi etmeye kalkıyorsa hata ediyordur, iki iki dört. burada amacımız vajina bölgesini kanırtarak açmak ve penisin yerleşebileceği alanı sağlamak kesinlikle değildir. amacımız kişiye vajinal kaslarındaki o istemsiz kasılmaya aşina olmayı ve bu kasları eğitmeyi öğretmektir.

vajinismusta bazı bilinen mitler vardır, misal "benim dar bir vajinam var, penis girince içerde kalırsa ve çıkmazsa ne olur?" bunlardan biridir. biz biliyoruz ki vajina oldukça genişleyebilen bir organdır, penis de vajinaya yerleştiğinde penisi çepeçevre sarar. normal doğum yapan kadınlarda oradan çapı 50cm olan bir bebek kafası geçiyor, penis nasıl yerleşmesin?

diğer bir mit de yukarıda yazdığım "vajinam çok kanayacak, hastanelik olacağım"dır. kızlık zarı dokusunun(ona zar diyoruz ama zar değil kalıntı dokulardır.) penisin sürtünmesi sonucu damlama şeklinde ufak sıyrılmalar sonucu olan kanaması, eğer bir kanama bozukluğunuz yoksa, toplu iğneyi parmağınıza batırdığınızda çıkan kan kadar olacaktır. hali hazırda bu sizi kesinlikle hastanelik etmez.

en son konu da vajinismusun tedavisi. bu tedavi cinsel terapidir ve aksi bir durum yoksa kesinlikle partnerle birlikte yapılır. bu hastalık kadınların hastalığı olmasına rağmen tedavisi çift olarak yapılır. iki tarafa da büyük sorumluluk düşüyor. iyi bir terapiyle başarı oranları %100'e yakındır, yeter ki verilen egzersizleri vakit ayırarak yapabilsin çift.

eğer ekleyeceğim bir şeyler olursa daha sonra ekleyeyim, entry'i daha da uzatmayayım.

herkese sağlıklı günler dilerim, saygılarımla.
devamını gör...

tam liste dendiğine bakmayayın, şimdilik ortaya çıkarılan belediyeler.


malatya yeşilyurt belediyesi aracılığıyla almanya’ya gidenlerin türkiye’ye dönmediğinin ortaya çıkması ile başlayan “insan kaçakçılığı” iddiası, diğer akp’li belediyelere de sıçradı.


elazığ arıcak, akçakiraz, baskil,
ordu korgan,
tokat erbaa,
bursa yıldırım,
kocaeli dilovası,
ankara kızılcahamam.

şimdilik bunlar.
devamını gör...


1961 yılında türkiye’den almanya’ya göç eden türk vatandaşlarına iş ve işçi bulma kurumu tarafından dağıtılan uyarı broşüründe bir takım öğütler yer aldı. onurlu ol, aileni ve evini unutma, zekanı iyi kullan, sağlığını koru, bayrağını düşün başlıklarının yer aldığı uyarı broşürü, almanya’ya çalışmak için giden türklere kılavuz oldu.


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sarı mikrofonun güldüren videolarından.

edit:
bu da güldüren parodisi.
edit 2: videodaki abimiz yunus dönertaş’ın 2021 temmuz’dan beri kayıp olduğu ve aylar sonra bugün kemiklerinden alınan örneklerle dna sonuçlarına göre aramızdan ayrıldığını öğrendim. üzülmemek elde değil. artık moralimiz bozulduğunda açacağımız bir video daha maziye karıştı. ışıklar içinde uyusun.
devamını gör...

bir güdük necmi şakasıdır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
türk sinema tarihinin en iyi seri filmlerinden biri olan hababam sınıfı’nda hababam ile mahmut hoca arasındaki gerilim yeni yeni başlamışken hababam sınıfı okuldan kaçmaya kalkar ancak veysel efendi kapıyı açmaz. bunun üzerine hababam duvarı deler ve yakalanır. ve ceza olarak da duvarı yeniden örerler. bütün okul da bu cezayı izler.

ertesi ders sınıfa giren akil hoca hababam ile dalga geçer ve bunun üzerine daha fazla dayanamayan güdük necmi sınıfa girermiş gibi yapar ve kendini tanıtır:

- bendeniz mili eğitim bakanlığı müfettişlerinden hikmet görkem.

isim kesinlikle nokta atışıdır. zaten müfettişin adı ya hikmet görkem ya da hüseyin şevki topuz olur. güdük necmi bu ismi söyler söylemez tulum hayri gülmemek için ağzını sıkı sıkı kapatmak zorunda kalır. akil hoca ise hemen ceketinin düğmelerini ilikler.

daha sonra hikmet görkem elbette ki ineklerde mantığın olup olmadığını öğrenmek için inek şabanı tahtaya çağırır ve alamadığı cevap sonunda da inek şaban’ı eşek sudan gelinceye kadar döver.

iyi insandır hikmet görkem.
devamını gör...

evet salt nasılsın mesajı almadığımı şu an fark edip bir miktar buruldum.
keşke sabah online olur olmaz günaydın bebeğim deseler, gün içinde nasılsın deseler, gece saat 23.00 itibariyle de iyi geceler en sevdiğim yazar deseler. olabilir bence zor değil.
devamını gör...

güney afrika cumhuriyeti'nin cape town şehrinin futbol takımıdır. hollanda'daki ajax takımının desteğiyle kurulmuştur. maçlarını, 2010 dünya kupası için cape town'da yapılan stadyumda oynuyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

neden beni sevmediniz?
devamını gör...

2010 yılında londra’da the guardian gazetesi editörleri tarafından davet edilen bilim insanları ve filozofların ortaklaşa belirlediği sorulardır.

modern çağlar diye adlandırmaya bayıldığımız ama bu niteleme ile hem içimde bulunduğumuz çağa hem de önceki çağlara haksızlık ettiğimiz bu zamanlarda bilime çok yüklendiğimizi düşüyorum. her şeyi açıklasın istiyoruz. aklımızda hiçbir soru kalmasın. bilim insanları bizim sorularımızı cevaplamak için sekiz beş mesai yapsın.

ben bilimden cevap beklemiyorum aslında, ben almam gereken cevapların felsefede gizli olduğuna inanıyorum. bilim elinden geleni yapıyor ve açıkladığı, cevapladığı her şeyi şüpheyle de olsa kabul etmeye hazırım. ancak felsefi açıklamaları kabul ederken daha önyargısız olduğumu da itiraf etmeliyim.

bilimin ve felsefenin sorduğu soruları ise verdiği cevaplardan çok daha fazla önemsiyorum. ben soru sormanın cevap vermekten çok daha zorlayıcı, çok daha ilerici, çok daha etkileyici olduğunu düşünenlerdenim.

ilk paragrafta bahsettiğim on sorunun cevabını elbette merak ediyorum. ama bu soruları sormuş olmak bile insanlık adına önemli bir ilerleme sayılabilir. belki içlerinde cevabını bildiğiniz soru vardır diye soruları buraya alıyorum:

1. bilinç nedir?
2. büyük patlamadan önce ne oldu?
3. bilim ve mühendislik bize bireyselliğimizi geri verecek mi?
4. dünyanın hızla artan nüfusuyla nasıl başa çıkacağız?
5. asal sayıların bir örüntüsü var mı?
6. her şeyi kuşatacak şekilde düşünmenin bilimsel bir yöntemini bulabilir miyiz?
7. insanlığın hayatta kalmasını ve gelişmesini nasıl sağlayabiliriz?
8. birisi sonsuz uzayın anlamını layıkıyla açıklayabilir mi?
9. televizyondan program kaydeder gibi beynimi kaydedebilecek miyim?
10. insanlık yıldızlara ulaşabilecek mi?
devamını gör...

hayat mottosu üşeniyorum öyleyse yarın diyenlerin hastalığıdır.
devamını gör...

bir victor hugo kitabıdır.

can yayınları kısa klasikler dizisinin elli ikinci kitabı olarak yayımlanan bu kitap bir idam mahkumunun son gününü andıran ve sefillerin öncüsü olan bir hikayede. bu kitabı okuduğum zaman içimde bir şeyler kırıldı ve zaten kırık olan şeylerin kırılması derinlerde bir yerde büyük bir gürültüye neden oldu.

victor hugo’yu çok iyi anlıyorum ve çok seviyorum. dünyaya bakınca ne kadar canı yanmıştır, bunu bile anlayabiliyorum. bunun için yazdı bu kadar fazla. onun fransa’da gördüğü her şey dünyanın her yerinde aynı şekilde sürüp gidiyordu ama victor hugo şimdi hala yaşıyor olsaydı hiçbir şeyin değişmemiş olduğunu görüp kahrolurdu.

claude gueux hırsızlıktan hapse atılan hırsızlığa itilmiş namuslu bir adam. toplum onun neden hırsızlık yaptığını sorgulamaz bile. claude gueux cinayet işlemek zorunda kalan dürüst bir adam. ama mahkemenin kabul edebileceği hafifletici nedenleri yok.

yoksul olmak bir suç. dünyanın tarafsız tutumu; yoksullara karşı çok acımasız olmak. idamı esnasında elinde tuttuğu son parayı rahibe uzatır mahkum ve şöyle söyler:

- yoksullara.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim