amerikalı seri katil (bkz: henry lee lucas)'ı odağına alan netflix belgesel dizisi.

henry lee'ye ilgim; (bkz: nick cave) reyizin, ex yengemiz pj harvey il yaptığı düet ile başlamıştı. internetteki kaynaklarda; kimi zaman tek başına kimi zaman da ortağı ottis toole ile işledikleri vahşi cinayetlerini, yamyamlıklarını, nekrofili, pedofili gibi iğrenç uygulamalarını okumuştum. yaşam hikayesi ile ilgili yazılanları okuyunca da azıcıkta olsa acımıştım adama. (bkz: henry portrait of a serial killer) filmini izleyince de bi kafam karışmıştı tabi o da ayrı. neyse; spoiler vermemek için belgesel bittikten sonraki hislerimi şimdilik yazmayacağım. izleyenler turunculandırsın tartışalım.

ama şunu söylemek isterim ki; bu belgeselde bir seri katili odağa alarak, o zaman ki abd hukuk sistemini, kolluk kuvvetlerini, seri katil olmayan insanların seri katillerden daha da iğrençleşebileceğini anlıyorsunuz. bu bakımdan çok şaşırtıcı ve şoke edici bir belgesel oldu benim için. seri katillerin hikayelerine ilgisi bulunan bendeniz; epey değişik düşüncelere gark olmuştum. izleyiniz, izlettiriniz efenim. ayrıca soundtrack müziği de efsane güzeldir.
the confession killer netflix ıntro | soundtrack
devamını gör...

hakkımı yiyen daha güçlü.
devamını gör...

sasirilmamasi gereken olaydir. fakat kafa yapısı uyum çok önemli.
devamını gör...

kainatta başka erkek olmadığı için tek katıldığı yarışmada birinci olan güzelimiz.
devamını gör...

yanan sobaya sarılmayacağına dair maddeler gibi birbirinden tuhaf maddeler yazan bir kağıt imzalamak. evet, sobaya sarılmayacağımı taahhüt ettim askerde. bu da değil tek, parmaklarımı prize sokmamak için de taahhütte bulundum. daha neler var da unuttum.
devamını gör...

izmir kordon'dan atlı polisler:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

muğla'nın datça ilçesinden bir mera:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bu da datça'dan. 40 yıldır kullanılmayan büyükçe bir otelin plajı.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

burası da datça'da hiking yaptığım güzergahtan bir manzara:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

acun medya ekibinin iddiası.

--! spoiler !--

tüm dünya tarafından büyük bir beğeni ve heyecanla takip edilen la casa de papel dizisinin 5. sezonu için ortaya flaş bir iddia atıldı. söylentilere göre dizinin 5. sezon kadrosuna kıvanç tatlıtuğ dahil oldu

--! spoiler !--

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sıklıkla insanlara yaptığımdır. niye bu kadar iyiyim ki lanet olsun. başıma bela almasam bari swh.
devamını gör...

her yerdeyiz.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

benim dersim iş teknikti uzun uğraşlar sonucu yaptığım ahşap oyma çalışmasını öğretmenin düşük not verme sebebiyle masaya fırlatmış, sınıfı terketmiştim.ilk defa böyle bir tepki vermiştim. tesadüfe bak iş teknik öğretmeni evimin karşısına taşındı, balkonlarımız karşılıklıydı bende sakladığım ahşabı camın önüne koymuştum her balkona çıktığında görmesi için.
devamını gör...

2006 ekşi sözlük'te yazdığım zamanlar...
ofiste bir kadın sürekli bana yürüyordu. ben de biraz ayrıntılı biçimde kadının bana yürüyüş tarzını yazmıştım. entry sonunda da "ya şimdi ben bunu s..sem mi?" diye sormuştum.

bir kaç dakika sonra yeşilim yandı. ismimle başlayan mesaj aldım. "bence x'i s.. sir! x sen onu görmedikçe krizlere giriyor" diyordu yazar.

hem benim adım hem de kadının adı doğruydu. mesajı yazan ofisten biriydi ya da beni çok iyi tanıyan biriydi. maalesef o ekşi sözlük yazarı müdürüm çıktı.

dipnot: yatmadım.
devamını gör...

mezunların çoğunun başındaki bela.

sebebi her yere üniversite açmak değil bence. kendi bölümümü örnek vereyim. ankara üniversitesi her yere açılmış taşra üniversitelerinden biri değil, cumhuriyet'in ilk üniversitesi ve uzay bilimleri bölümü de yeni türemedi, kökeni 1944'e dayanıyor*.

ben durumunu bildiğim halde bile isteye okudum, onu tartışmayacağım. kendi seçimim ama böyle olması da gerekmiyordu. sorun, bu işlerin başında olan ve dünyada 2-3 tane meslek dışında başka meslekler de olabileceğini bir türlü idrak edemeyen, halkın ihtiyaçlarıyla alakası olmayan kişilerde. sorun, açılan bölümlerle ilgili iş alanı olup olmadığına bakılmamasında. sorun yıllar geçtiği halde 2 adım ilerleyememekte. şu ülkede hâlâ para kazanabilen birkaç meslek var. bunlar yıllar önce de aynıydı bugün de aynı. geleceğin mesleklerine bakarsanız dünya genelinde, yapay zekâya dayalı alanları görürsünüz mesela. bilgisayar ya da elektronik mühendisleri ülkede durmak istemiyor. yahut mekatronik denen bölümün dandik olduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz.

ama yok... bunlara önem verilmediğinden bunlarla ilgili sektör oluşturmak gibi bir sıkıntısı da yok hiç kimsenin. zaten bu sektörlere bütçe ayırmayı geçtik, aç karnımızı doyuralım, başımıza bela almayalım yeter şeklinde hayatlar yaşıyoruz. bütçe ayırabilecek durumdaki iş insanları da gördüler inşaatta para var, yatırımları ancak öyle boş alanlara yapıyorlar.

size bir olay anlatayım. yıllar önce birkaç gün arayla 2 gazete haberi okudum. ilki yabancı bir ülkenin (almanya mı rusya mı çok net hatırlamıyorum artık) türkiye'ye hediye ettiği kocaman bir teleskopla ilgiliydi. bir kenara atılmış, çürümeye terk edilmiş çünkü bakımı masraflıymış mış mış mış... birkaç gün sonraki haber "dünyada sadece 5 tane üretilmiş bilmem hangi marka otomobili almak için türkiye'nin zenginleri sıraya girdi" ve anormal uçuk da bir araba fiyatı... teleskop bakım maliyetini kat kat aşan bir miktar... yani 1 tane zengin de çıkıp dememiş ki "ulan şunun masrafını karşılayayım da ülkeye bilim anlamında bir katkım olsun"

ne alaka diyeceksiniz, alaka şu; bizde herkes bencil. işi görüldüğü müddetçe kimse taşın altına elini koyup da başkalarına da yararı olacak bir şey yapmıyor. zenginlerden tutun siyasetçilere kadar tuzu kuru olan herkes bu kafada. o yüzden elde olan ve hâlâ bir şekilde para kazanılabilen 3-5 sektörde de yığılma olmaya başladı artık çünkü öğrenciler bir tek bu şekilde iyi kazanırım düşüncesiyle benzer bölümleri yazmaya başladı.

sorunumuz her yere üniversite açmaktan daha büyük bence. zaten bunu yaparak kendi ayaklarına çelme takıyorlar çünkü üniversiteli işsiz sayısı daha da artmış oluyor. sorun, bu konularda sözü geçen insanlar içerisinde, ülkenin dünyanın geleceğinde rol alması için kılını kıpırdatan 1 kişinin dahi olmaması.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

beklenmedik yerde gelen nasılsın mesajı.
devamını gör...

tatlı mı tatlı bir mod. al sanaaağğ.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir seyahat türü.

ben çok severim bu seyahat türünü. sık sık yaparım.
haftasonu dedim gene çıkayım bir astral seyahate, topladım valizimi. sonra dedim hop napıyorsun, astral seyahat lan bu valiz gelmez ki. sonra çıktım seyahate, önce satürne bir uğradım. halkaların üzerinde sörf yaptıktan sonra gezegene inip elmas yağmurunu seyrettim biraz. cebime atmaya çalıştım bir ikisini ama olmadı. astral seyahatten bir şey getirme olayını çözebilirsem değmeyin keyfime. sonra daha ileri gittim, sirius gezegenine. hakikaten hayat varmış ya orada. böyle eciş bücüş yaratıklar. korktum biraz, hemen geri döndüm.
bu haftasonu da samanyolunun merkezine gitmeyi planlıyorum. gerçekten karadelik var mı orada bakıcam. çok heyecanlıyım.
devamını gör...

sabahtan beri yaptığım eylemdir. ağır işsizlik ve haftasonunun verdiği rahatlıkla yapıyorum bunu. herkese de değil, hafta içerisinde tanımlarını beğendiğim ve takibe aldığım yazarlara...
yani okumadan seri atmıyorum, hafta içinde zamanla hepsini okumuş oluyorum neredeyse.
t: seri beğeni atan yazar başlığı.
devamını gör...

sigarasini tüttürürken bir yandan piyano calmasina hasta oldugum rus muzisyen. bana cok cool gelen ender insanlardan biridir kendisi. wikipedia bilgisine gore 1984 dogumlu. piyano disinda gitar ve davul da caliyor. turkiye'de rusya'dan daha cok sevildigi soyleniyor ki istanbul, ankara, izmir, mersin ve bircok sehrimizde konserler vermis. ilgili muzisyenin de turkiye'ye karsi ekstra bir sempatisi varmis ama. bircok yazar arkadas gibi vals bestesini favorilerimin basinda geliyor.


carousel bestesi de bence valse kadar muthis bir parca. geceleri yildizlari izlemeyi seviyorsaniz, arka fonda su parcayi bir kere de olsa calin derim. verdigi his tek kelimeyle muhtesem...


eastern serenade kulturumuze ait ezgilerden olusan bir parca. ben oldukca sevdim, tavsiye edilir.


ekran bestesi cello, keman ve akordiyon uclusunden olusmus parca, daha agir tempoda, daha slow bir beste. en sevdiklerimin arasinda yer alir evet.


faulkner's sleep insani bambaska diyarlara goturen bir parca. ne zaman bunu dinlesem nedenini bilmeksizin gozumun onune sessiz sakin akip giden bir irmak gelir.


jane maryam en az vals kadar unlenmis bir diger beste. bu parcanin ritmini, kulakta biraktigi o tini asiri hosuma gidiyor. benim icin de en sevilenler arasinda...
devamını gör...

gölge fesleğeni (bkz: didem madak)


sonra içime ve hatta dışıma kapandım. küsmek gibi bir şey.
bir çeşit gölge fesleğeni.
bir çeşit olmayan hayat.
zaten hiçbir şeyi kararında bırakamamak ve ortasını bulamamak gibi bir sorunum var benim.
epeyce göçebe yaşadım, sadece iki valizim oldu. bir yığın insan tanıdım.
ama hep yalnızdım.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim