asansör sessizliği
vakti zamanında hiç tanımadığım ve sırf susuyorum diye dayak yediğim için başkası ile asansöre bindiğimde yüreğim bin beş yüz atıyor.
durumu olan okuyabilir #647791.
durumu olan okuyabilir #647791.
devamını gör...
rte'yi sevmeyip ülkesinde yaşayan tip
yazar ironi yapmış. fakat ne yazık ki bu görüşte çok insan var. onun bir memur olduğunu hatta bizim vekilimiz olduğunu algılayamayan tebaa ruhlular yüzünden bu haldeyiz.
devamını gör...
suudi arabistan'da ezanın sesinin kısılması
bizde de yapılması gereken uygulamadır.
"ezan sesi 80 desibeli geçmeyecek" şeklinde diyanetin kendine ait genelgesi olmasına rağmen ülkemizde uygulanmamaktadır. ideolojik sebeplerle zorla dinletilen bir gürültü haline getirilmiş, deist, ateist sayısında artışa katkı yapılmaktadır.
arkadaşımın evinde yaptığım ölçümde 95 db. görmüşlüğüm vardır. 85 db. üstü gürültü olarak tanımlanmaktadır.
kaynak
"ezan sesi 80 desibeli geçmeyecek" şeklinde diyanetin kendine ait genelgesi olmasına rağmen ülkemizde uygulanmamaktadır. ideolojik sebeplerle zorla dinletilen bir gürültü haline getirilmiş, deist, ateist sayısında artışa katkı yapılmaktadır.
arkadaşımın evinde yaptığım ölçümde 95 db. görmüşlüğüm vardır. 85 db. üstü gürültü olarak tanımlanmaktadır.
kaynak
devamını gör...
yazarların kavga anıları
bu yaz birebir başıma gelmiş bir ölümden dönme anısıdır:
aylardan haziran , bir gece saat 2 gibi kuzenimle parklardaki çardakların birisinde oturuyoruz. termosta çay yapmışız içip laflıyoruz. o sirada yanımızdan iki tane bizim yaşlarımızda çocuk geçti. s.a dediler , aleykümselam dedik sonra yürümeye devam ettiler. az ileride durup geri geldiler. “ allah’ın selamını veriyoruz , niye ayağınızı indirmiyorsunuz lan “ dedi bir tanesi. tabi ben biradan başımıza gelecekleri az çok anladım ve içimden ( hadi bakalım al bir de burdan yak şimdi ) diyorum. ben “ tamam dostum kusura bakma , uzatmayın hadi salça olmayın bize” dedim. sana mı sorucam lan dedi birtanesi ve kuzenimin yakasına yapıştı. biz de onlar gelmeden önce jbl bluetooth hoparlör ile müzik dinliyorduk. daha onun hamle yapmasına izin vermeden hemen hoparlörü kaptığım gibi çaktım bu dallamanın kafasına. tabi ben ona çakınca yanındaki de bana çaktı ve böylece ikiye iki kavga başlamış oldu. ( bu arada alkol almışlar kokusu leş gibi geliyordu). allahtan sağlam çocuklar değillermiş de ben anında patakladım çocuğu. sonra aşşağı doğru bir baktım ki benim kuzenin üstünde 3 kişi var. ( allah allah lan diyorum bu kavga ikiye iki başladı , bunlar ne ara çoğaldı?). hemen koşarak uçan tekme attım ve dağıttım orayı ama 2 saniye falan geçmedi arkadan birisi de bana çaktı uçan tekmeyi. neyse ben kendimi açığa aldım , daldılar bana 3 kişi. allahtan aktif spor yapıyoruz da direncimiz var . bun 3 kişiyle ben cebelleşirken , parkın üst tarafından da 5-6 kişi bize doğru koşmaya başladı. lan ben de içimden seviniyorum oh kurtulduk diye, ve bağırıyorum bunlara ayırın ! ayırın ! diye. hay şansımıza meğerse bunlar da bizi dövmeye geliyormuş. bu 6 kişi 3-3 ayrılıp kuzenimle bana daldılar. o çocuklar da bize daldı ya aha dedim şimdi öldürdüler bizi burda , pertimiz çıkacak kesin. tabi artık yıkıldım ve yerde tekme yemeye başladım. o sırada bir mucize oldu ve yukarıdan aşşağı bekçiler koşmaya başladı. hemen ayırdılar ve açıkçası beklediğimden çok daha sert müdahale ettiler. polis olsa bu kadar sert olmazdı yani öyle söyleyim. sonra sabahın 5 inde bizi karakola götürdüler ve orada ifade verilirken öğrendik ki , bekçiler bu çocukları ters kelepçeye alırken içlerinden bir tanesi bekçinin belindeki silahı almaya çalışmış. mahkeme sürecini anlatmayacağım çünkü ülkeye olan inancınız kaybolur.
sözün özü arkadaşlar bizim o gün çok büyük 2 şansımız vardı.
1. si : çocuklarda bıçak , sopa vs. bir yaralayıcı şey olamaması ( ki kesin öldürürlerdi )
2. si : o parkta bekçilerin olmasıydı ( 2 kişiye 10 kişi girdiler kesin pert ederlerdi bizi orada).
bu anımdan çıkarılacak ders ve size tavsiyem de şudur sevgili sözlük yazarları :
- nerede olursanız olun , siz düzgün bir insan olsanız bile bela gelir sizi bulur böyle. çok ama çok dikkatli olmalısınız , her an ufakta olsa tetikte olmalısınız. kendinize dikkat edin arkadaşlar .
aylardan haziran , bir gece saat 2 gibi kuzenimle parklardaki çardakların birisinde oturuyoruz. termosta çay yapmışız içip laflıyoruz. o sirada yanımızdan iki tane bizim yaşlarımızda çocuk geçti. s.a dediler , aleykümselam dedik sonra yürümeye devam ettiler. az ileride durup geri geldiler. “ allah’ın selamını veriyoruz , niye ayağınızı indirmiyorsunuz lan “ dedi bir tanesi. tabi ben biradan başımıza gelecekleri az çok anladım ve içimden ( hadi bakalım al bir de burdan yak şimdi ) diyorum. ben “ tamam dostum kusura bakma , uzatmayın hadi salça olmayın bize” dedim. sana mı sorucam lan dedi birtanesi ve kuzenimin yakasına yapıştı. biz de onlar gelmeden önce jbl bluetooth hoparlör ile müzik dinliyorduk. daha onun hamle yapmasına izin vermeden hemen hoparlörü kaptığım gibi çaktım bu dallamanın kafasına. tabi ben ona çakınca yanındaki de bana çaktı ve böylece ikiye iki kavga başlamış oldu. ( bu arada alkol almışlar kokusu leş gibi geliyordu). allahtan sağlam çocuklar değillermiş de ben anında patakladım çocuğu. sonra aşşağı doğru bir baktım ki benim kuzenin üstünde 3 kişi var. ( allah allah lan diyorum bu kavga ikiye iki başladı , bunlar ne ara çoğaldı?). hemen koşarak uçan tekme attım ve dağıttım orayı ama 2 saniye falan geçmedi arkadan birisi de bana çaktı uçan tekmeyi. neyse ben kendimi açığa aldım , daldılar bana 3 kişi. allahtan aktif spor yapıyoruz da direncimiz var . bun 3 kişiyle ben cebelleşirken , parkın üst tarafından da 5-6 kişi bize doğru koşmaya başladı. lan ben de içimden seviniyorum oh kurtulduk diye, ve bağırıyorum bunlara ayırın ! ayırın ! diye. hay şansımıza meğerse bunlar da bizi dövmeye geliyormuş. bu 6 kişi 3-3 ayrılıp kuzenimle bana daldılar. o çocuklar da bize daldı ya aha dedim şimdi öldürdüler bizi burda , pertimiz çıkacak kesin. tabi artık yıkıldım ve yerde tekme yemeye başladım. o sırada bir mucize oldu ve yukarıdan aşşağı bekçiler koşmaya başladı. hemen ayırdılar ve açıkçası beklediğimden çok daha sert müdahale ettiler. polis olsa bu kadar sert olmazdı yani öyle söyleyim. sonra sabahın 5 inde bizi karakola götürdüler ve orada ifade verilirken öğrendik ki , bekçiler bu çocukları ters kelepçeye alırken içlerinden bir tanesi bekçinin belindeki silahı almaya çalışmış. mahkeme sürecini anlatmayacağım çünkü ülkeye olan inancınız kaybolur.
sözün özü arkadaşlar bizim o gün çok büyük 2 şansımız vardı.
1. si : çocuklarda bıçak , sopa vs. bir yaralayıcı şey olamaması ( ki kesin öldürürlerdi )
2. si : o parkta bekçilerin olmasıydı ( 2 kişiye 10 kişi girdiler kesin pert ederlerdi bizi orada).
bu anımdan çıkarılacak ders ve size tavsiyem de şudur sevgili sözlük yazarları :
- nerede olursanız olun , siz düzgün bir insan olsanız bile bela gelir sizi bulur böyle. çok ama çok dikkatli olmalısınız , her an ufakta olsa tetikte olmalısınız. kendinize dikkat edin arkadaşlar .
devamını gör...
m.ö. 26 ocak 1213 firavun 2. ramses'i mumyalayan işçilerin yevmiyelerinin verilmemesi rezaleti
rezalet puanım 10 üzerinden 10. nasıl bu hale geldik artık aklım almıyor. işçi sendikaları uyusun daha. (bkz: mısırdan gitmek için sebepler)
devamını gör...
psikofizyoloji
interdisipliner yaklaşım sistemiyle yürütülen, psikolojinin psikolojik süreçlerini fizyolojik temelleri ile inceleyen bilim dalıdır. zihinsel ve ruhsal süreçler ile fiziksel süreçler arasında ki ilişkiyi ele alır. daha türkçesi davranışlarımızın arkasında yatan nedenleri araştırır.
psikofizyolojik bozukluklar, hastalık oluşumuna sebebiyet veren duygusal durumlar olan kaygı, stres ve korku sonucunda otonom sinir sisteminin uyarılmasıyla oluşan fiziksel belirtilerdir. bu dal duygularımızı yönetebilmemizin vücudumuz için ne kadar önemli olduğunu ortaya çıkarmaktadır.
'her hastalık evvela ruhta başlayıp sonra vücuda sirayet etmiş bir isyandır.'*
psikolojik sistem vücudumuzda ki hislerden oluşur ve duygular fiziksel acılarla doğrudan alakalıdır. farklı kişilerin maruz kaldığı aynı duygusal durum sonucunda kişiler farklı şekilde etkilenebilir. birisinde fiziksel rahatsızlıklara neden olabilirken diğerinde hiç bir etki göstermeyebilir. endişeli olduğunuzda başınızın ya da karnınızın ağrıması, sinirden midenize kramplar girmesi veya gözünüzün seğirmesi psikofizyolojik bir durumdur.
'bedenimizde görülen bazı hastalıklar, ruhlarımızda saklanan hastalıkların küçük parçalarıdır.'*
psikofizyolojik bozukluklar ruhsal bozukluklar değildirler. ancak uzun süren olumsuzluklar sonucunda fiziksel rahatsızlıkların yanında ruhsal sıkıntılar da çıkarmaya başlamaktadır. astım, peptik ülser, yüksek tansiyon, gastrit ve kalp damar rahatsızlıkları bazı sebeplerinden dolayı psikofizyolojik bozukluk sayılabilmektedir. bu bozuklukların olumsuz duygu durum değişiklikleri ile direkt bağlantısı olduğu kanıtlanmıştır. bu zihnimizin ve düşündüklerimizin beden sağlığımızı her daim bozabileceğinin kanıtıdır.
'bedenimizi hasta eden, ruhumuzun baskısıdır.'*
bunlarla mücadelede kaygı, stres ve korku yönetimi ilk önemli husustur.
'stres, kişinin aşırı olarak algıladığı çeşitli durumları uzun süre boyunca fazla aktive edilmiş bir hal içerisinde deneyimlenmesidir. kişinin kurabildiği kontrolün ve ona verilen sosyal desteğin az olduğu durumlarda ortaya çıkar.'* tanımdan da anlaşılacağı üzere ikinci en önemli husus etrafımızdaki pozitif insan*ların varlığıdır..
'eğer senden öfke çıkıyorsa bu içeride hasta olduğunu gösterir; eğer senden kin çıkıyorsa bu senin içeride bütün olmadığını gösterir; eğer senden sevgi, merhamet ve ışık çıkıyorsa bu bütünselliğe ulaşıldığını gösterir.'*
psikofizyolojik bozukluklar, hastalık oluşumuna sebebiyet veren duygusal durumlar olan kaygı, stres ve korku sonucunda otonom sinir sisteminin uyarılmasıyla oluşan fiziksel belirtilerdir. bu dal duygularımızı yönetebilmemizin vücudumuz için ne kadar önemli olduğunu ortaya çıkarmaktadır.
'her hastalık evvela ruhta başlayıp sonra vücuda sirayet etmiş bir isyandır.'*
psikolojik sistem vücudumuzda ki hislerden oluşur ve duygular fiziksel acılarla doğrudan alakalıdır. farklı kişilerin maruz kaldığı aynı duygusal durum sonucunda kişiler farklı şekilde etkilenebilir. birisinde fiziksel rahatsızlıklara neden olabilirken diğerinde hiç bir etki göstermeyebilir. endişeli olduğunuzda başınızın ya da karnınızın ağrıması, sinirden midenize kramplar girmesi veya gözünüzün seğirmesi psikofizyolojik bir durumdur.
'bedenimizde görülen bazı hastalıklar, ruhlarımızda saklanan hastalıkların küçük parçalarıdır.'*
psikofizyolojik bozukluklar ruhsal bozukluklar değildirler. ancak uzun süren olumsuzluklar sonucunda fiziksel rahatsızlıkların yanında ruhsal sıkıntılar da çıkarmaya başlamaktadır. astım, peptik ülser, yüksek tansiyon, gastrit ve kalp damar rahatsızlıkları bazı sebeplerinden dolayı psikofizyolojik bozukluk sayılabilmektedir. bu bozuklukların olumsuz duygu durum değişiklikleri ile direkt bağlantısı olduğu kanıtlanmıştır. bu zihnimizin ve düşündüklerimizin beden sağlığımızı her daim bozabileceğinin kanıtıdır.
'bedenimizi hasta eden, ruhumuzun baskısıdır.'*
bunlarla mücadelede kaygı, stres ve korku yönetimi ilk önemli husustur.
'stres, kişinin aşırı olarak algıladığı çeşitli durumları uzun süre boyunca fazla aktive edilmiş bir hal içerisinde deneyimlenmesidir. kişinin kurabildiği kontrolün ve ona verilen sosyal desteğin az olduğu durumlarda ortaya çıkar.'* tanımdan da anlaşılacağı üzere ikinci en önemli husus etrafımızdaki pozitif insan*ların varlığıdır..
'eğer senden öfke çıkıyorsa bu içeride hasta olduğunu gösterir; eğer senden kin çıkıyorsa bu senin içeride bütün olmadığını gösterir; eğer senden sevgi, merhamet ve ışık çıkıyorsa bu bütünselliğe ulaşıldığını gösterir.'*
devamını gör...
gökçe
''gök rengi'' anlamına gelen sözcüktür.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının kahve tercihleri
türk kahvesi diyeceğim, ıyyyy ırkçı diyeceksiniz.
mehmet efendi diyeceğim, ıyyyy cinsiyetçi diyeceksiniz.
çifte kavrulmuş, kakuleli süryani kahvesi. faşizim is loading....
mehmet efendi diyeceğim, ıyyyy cinsiyetçi diyeceksiniz.
çifte kavrulmuş, kakuleli süryani kahvesi. faşizim is loading....
devamını gör...
gülseren budayıcıoğlu
hastalarının hikayelerini dizi sektörüne sunmaktan aşırı gurur (?) duyan psikiyatrist. illa ki izin almıştır şahıslardan ancak buna yeltenilmesi ne kadar etik? kitaplarının yorumlarına bakınca herkes gülseren hanım’ın yersiz egosundan bahsediyor. ben okumadım ancak kendisini övmesiyle ilgili çok olumsuz eleştiri okudum. yukarıda insanların bu diziler ve kitaplar sayesinde yanlışlarını fark ettiğini belirten bir tanım var. gerçekten korkunç bir cümle. iyi madem herkes müge anlı izleyerek aydınlansın sonuçta o program sıfır kurgu doğrudan hayatın içinden. popüler medya ne zamandan beri tedavi etme aracı olarak görülmeye başlandı yapmayın allah aşkına.
edit: tahsin hasoğlu konuyu nasıl da güzel özetlemiş. harika!
buradan
edit: tahsin hasoğlu konuyu nasıl da güzel özetlemiş. harika!
buradan
devamını gör...
sözlük güncellemeleri
mesaj ve bildirim sayılarını gösteren turuncularımızın güncellenmesi ve bu sayıların tarayıcı pencere başlığı önüne eklenmesi ilgili güncelleştirmeler yapılmıştır. artık;
- bir sohbetteki mesajlar okunduğu anda okunan mesaj adetleri mesaj turuncusu ve pencere başlığındaki sayıdan düşülmekte.
- bildirim sekmesini açtığınız anda okundu olarak işaretlenen bildirimlerin sayısı pencere başlığındaki sayıdan düşülmekte.
- masaüstü sürümde başlıklar arasında gezindiğinizde tarayıcı başlığındaki sayı artık yok olmamakta.
- bir sohbetteki mesajlar okunduğu anda okunan mesaj adetleri mesaj turuncusu ve pencere başlığındaki sayıdan düşülmekte.
- bildirim sekmesini açtığınız anda okundu olarak işaretlenen bildirimlerin sayısı pencere başlığındaki sayıdan düşülmekte.
- masaüstü sürümde başlıklar arasında gezindiğinizde tarayıcı başlığındaki sayı artık yok olmamakta.
devamını gör...
mesaja dönmeyen insan
karşısındakine değer vermediğini belli etmekten çekinmeyen insandır.
devamını gör...
şahsiyet
senaryosunu ünlü yazar hakan günday’ın kaleme aldığı, onur saylak’ın kamera arkasına geçtiği, haluk bilginer, cansu dere, metin akdülger, necip memili, müjde ar, şebnem bozoklu başta gelmek üzere sağlam bir oyuncu kadrosuna sahip olan dizidir.
ben insanlarla nasıl yaşanır bilmiyorum. yani insanlarla nasıl konuşulur, onlarla nasıl vakit geçirilir, biriyle arandaki mesafe nasıl ayarlanır. bunların hiçbirini bilmiyorum.
ne güzel olurdu, değil mi? yanlış bildiğimiz her şeyi unutsak, sadece doğrular kalsa.”
yaşıyorsun ama yoksun. insan nasıl dayanır buna
nasıl korktun kim bilir? zaten başımıza gelen her şeyi hatırlıyor olsak deliririz, değil mi? ama bazen de delirmemek için hatırlamak gerekiyor işte böyle. neyse... madem hatırladın artık, ben de gönül rahatlığı ile unutabilirim.”

şahsiyeti hatırla!
ben insanlarla nasıl yaşanır bilmiyorum. yani insanlarla nasıl konuşulur, onlarla nasıl vakit geçirilir, biriyle arandaki mesafe nasıl ayarlanır. bunların hiçbirini bilmiyorum.
ne güzel olurdu, değil mi? yanlış bildiğimiz her şeyi unutsak, sadece doğrular kalsa.”
yaşıyorsun ama yoksun. insan nasıl dayanır buna
nasıl korktun kim bilir? zaten başımıza gelen her şeyi hatırlıyor olsak deliririz, değil mi? ama bazen de delirmemek için hatırlamak gerekiyor işte böyle. neyse... madem hatırladın artık, ben de gönül rahatlığı ile unutabilirim.”

şahsiyeti hatırla!
devamını gör...
bitti o şiir başka mısra gerekmez
cahit zarifoğlu'nun çok sevdiğim bir sözüdür.
sahi bitirmeye kıyamadığımız, yazmayaysa gücümüzün olmadığı şiirler yaralıyor bizleri.
kemirdikçe kemiriyor yüreklerimizi.
sahi bitirmeye kıyamadığımız, yazmayaysa gücümüzün olmadığı şiirler yaralıyor bizleri.
kemirdikçe kemiriyor yüreklerimizi.
devamını gör...
george orwell
son yıllarda oldukça popülerleşmiş bir yazardır.
kitaplarını henüz okumadım ama okuyacağım.
kitaplarını henüz okumadım ama okuyacağım.
devamını gör...
enderunlu fazıl
17. yüzyıl divan şairlerinden biridir. akka'da doğmuştur ve asıl adı hüseyin'dir.
''fazıl'' mahlasını kullanmıştır.
bir dönem sarayda görev almasına rağmen, eğlence düşkünlüğü sebebiyle saraydan uzaklaştırılmıştır.
''fazıl'' mahlasını kullanmıştır.
bir dönem sarayda görev almasına rağmen, eğlence düşkünlüğü sebebiyle saraydan uzaklaştırılmıştır.
devamını gör...
yazarların sahip olduğu ilk cep telefonu
ericcson, kapalıyken bile yeşil ışığı yanıp sönmeye devam ederdi.
nasıl bir saçmalıksa...
ayrıca bu takoz telefona, ikinci el araba parası vermiştim.
türkcelin ayda 300 tl fatura gönderip keselemeside cabası.
telefon firmaları nasıl bu kadar zenginlediler zannediyorsunuz.
25-30 sene önce 300 tl fatura ödüyordum.
nasıl bir saçmalıksa...
ayrıca bu takoz telefona, ikinci el araba parası vermiştim.
türkcelin ayda 300 tl fatura gönderip keselemeside cabası.
telefon firmaları nasıl bu kadar zenginlediler zannediyorsunuz.
25-30 sene önce 300 tl fatura ödüyordum.
devamını gör...
hayatı stressiz ve huzurlu yaşamak için gerekenler
yapıcı olmayan şey yıkıcıdır, hayata yapıcı yaklaşalım.
bir de insan doğaya aittir, uzak kalmamalı.
bir de insan doğaya aittir, uzak kalmamalı.
devamını gör...

