homo ludens (yazar)
sözlük lobisi olmayan yazarlardandır. (bkz: tüm şehir uyurken ıslık çalarak şehri terk etmek) gibi başlıkları nedensizce silinmektedir. sözlüğü başladığından beri bir kez bile terk etmeyen yazara sen biraz dinlen mesajı verilmektedir belki de kim bilir.
devamını gör...
alamancı türkçesi
abi ben iki top dondurma istiyom, schokolade mit zitrone.
devamını gör...
ysgo
mesaj kutumu portakallandıran, ilk müzik klibini yayınlamış ve destek beklediğini dile getirmiş yazar. başarılarının devamını diliyorum.*
devamını gör...
film önerileri
pulp fiction
kill bill
american history x
iyi,kötü ve çirkin
the shining
kill bill
american history x
iyi,kötü ve çirkin
the shining
devamını gör...
guns n' roses
1985 yılında los angeles'ta kurulmuş hard rock/glam grubudur. axl rose ve slash gibi iki dahiyi bünyesinde bulundurmuş 100 milyondan fazla albüm satmıştır. daha sonra axl ve slash kavga edince slash gruptan ayrılmıştır. bu iki adam hala birbirine bok atmaya devam etmektedir.
slash in gruptan ayrılmasıyla güç kaybeden grup uzun süre albüm yapmamıştır. uzun yıllar ha çıktı ha çıkacak denen albümü chinese democracy en sonunda 2008 yılında çıkmıştır. bu albümle grup biraz toparlanmıştır fakat eski günlerine dönmesi zordur. ayrıca chinese democracy şimdiye kadar çıkan en maliyetli albümdür. sweet child of mine, don't cry, november rain, knockin on heaven's door, rocket queen en bilinen şarkılardır ama çok daha güzel şarkıları vardır. ayrıca my world gibi dünyanın en iğrenç şarkılarından birisini de yapmıştır bu grup.
slash in gruptan ayrılmasıyla güç kaybeden grup uzun süre albüm yapmamıştır. uzun yıllar ha çıktı ha çıkacak denen albümü chinese democracy en sonunda 2008 yılında çıkmıştır. bu albümle grup biraz toparlanmıştır fakat eski günlerine dönmesi zordur. ayrıca chinese democracy şimdiye kadar çıkan en maliyetli albümdür. sweet child of mine, don't cry, november rain, knockin on heaven's door, rocket queen en bilinen şarkılardır ama çok daha güzel şarkıları vardır. ayrıca my world gibi dünyanın en iğrenç şarkılarından birisini de yapmıştır bu grup.
devamını gör...
uğruna işi bırakırdım diyebileceğiniz hayaliniz
kaliteli kitaplar yazıyor olsam ve bundan geçimimi sağlayabiliyor olsam kesinlikle bırakırdım.
devamını gör...
her işi son güne bırakmak
her seferinde yedigim halttır. bir türlü düzeltemedim. ilginç olan her seferinde de işi yetiştiriyor olmak. bir yandan yaratıcılığı arttırdığını da düşünmekteyim.
devamını gör...
ben bu yazıyı sana yazdım
bu şiiri ben yaralı bir panda vaziyetinde yazdım
canım yandı
bu şiiri ben bir yangın vaziyetinde yazdım
şimdi bırak sana kedilerime süt getiren eski günlerimi anlatayım
kapıma gül bırakan adamları
ben de icabında bir hafıza mağduruyum
cumartesi günleri gayri annemlerle birlikte
sokaklarında eylemler yapayım.
canım yandı
bu şiiri ben bir yangın vaziyetinde yazdım
şimdi bırak sana kedilerime süt getiren eski günlerimi anlatayım
kapıma gül bırakan adamları
ben de icabında bir hafıza mağduruyum
cumartesi günleri gayri annemlerle birlikte
sokaklarında eylemler yapayım.
devamını gör...
bıdı bıdı bıdı bıdı bıdı bıdı
küçükken sokakta da olsa evde de olsa her kavga sırasında bağıran insanları gördükçe söylenip durduğum şey. istemsizce yapıyodum artık ve annem de ona karşı yaptığımda çok kızıyordu ben de o kızdıkça daha da devam ediyodum*.
ayrıca gerçekten işime yarayacağını düşündüğüm bi bkz. şeyi olmuş, teşekkür ediyorum.*
ayrıca gerçekten işime yarayacağını düşündüğüm bi bkz. şeyi olmuş, teşekkür ediyorum.*
devamını gör...
istanbul sözleşmesi
işine gelmeyenin aşırı yanlış anladığı ve anlattığı sözleşme. 6284'ü uygula.
devamını gör...
inna lillahi ve inna ileyhi raciun
"şüphesiz ki allah'tan geldik, yine allah'a döneceğiz." anlamına gelen arapça ifade. verilen sela duyulduğunda söylenmesi müslümanlarca teşvik edilir.
devamını gör...
etkisi altında kalınan rüyalar
gerçekmiş gibi insanın tüm benliğini saran, sarsan rüyalardır.
bugün biraz hüzünden gidiyoruz. hem ruh halim hem başlıkların anımsattıkları bu yöne çekti bugün beni. kusura bakmayınız artık.
üst üste sürekli aynı rüyaları görüyordum. rüyamda abim sürekli 'ben ölmedim banu' diyordu. ama bu aylar yıllar sürdü ve ben her defasında çok üzülüyordum.
bir gece bir bankta oturuyorum. lapa lapa kar. göz gözü görmüyor. fırtına kıyamet. abim çıktı geldi. kocaman sarıldı bana 'kuzum korkma' dedi. bir anda hafif sakin hani böyle tatlı tatlı yağar ya kar heh işte ona döndü hava. nasıl bir huzur kapladı içimi. sonra abim 'banum ben artık gelmeyeceğim çünkü sen hep çok üzülüyorsun bundan sonra uzaktan izleyeceğim seni kendine dikkat et tamam mı?' dedi ve uzaklaşmaya başladı. bir anda ayağa kalktım ama o gözden kaybolmuş ve her yer yine fırtına tipi olmuştu. 'abi abi' diye bağırmalarımı hatırlıyorum. etrafa koşuşturuyor ama onu göremiyordum. o gece ağlayarak uyandım. sanki rüya değildi. o günden sonra abim hiç gelmedi rüyalarıma. hiç göremedim onu bir daha. ve bu rüyanın etkisi aylarca sürdü.*
bugün biraz hüzünden gidiyoruz. hem ruh halim hem başlıkların anımsattıkları bu yöne çekti bugün beni. kusura bakmayınız artık.
üst üste sürekli aynı rüyaları görüyordum. rüyamda abim sürekli 'ben ölmedim banu' diyordu. ama bu aylar yıllar sürdü ve ben her defasında çok üzülüyordum.
bir gece bir bankta oturuyorum. lapa lapa kar. göz gözü görmüyor. fırtına kıyamet. abim çıktı geldi. kocaman sarıldı bana 'kuzum korkma' dedi. bir anda hafif sakin hani böyle tatlı tatlı yağar ya kar heh işte ona döndü hava. nasıl bir huzur kapladı içimi. sonra abim 'banum ben artık gelmeyeceğim çünkü sen hep çok üzülüyorsun bundan sonra uzaktan izleyeceğim seni kendine dikkat et tamam mı?' dedi ve uzaklaşmaya başladı. bir anda ayağa kalktım ama o gözden kaybolmuş ve her yer yine fırtına tipi olmuştu. 'abi abi' diye bağırmalarımı hatırlıyorum. etrafa koşuşturuyor ama onu göremiyordum. o gece ağlayarak uyandım. sanki rüya değildi. o günden sonra abim hiç gelmedi rüyalarıma. hiç göremedim onu bir daha. ve bu rüyanın etkisi aylarca sürdü.*
devamını gör...
immanuel kant
kant'a rağmen veya kant ile felsefe yapılır ancak kantsız felsefe olmaz denir. çünkü çok büyük bir devrim yapmıştır düşünce tarihinde. peki kendisinin tabiriyle nedir şu düşüncedeki kantçı kopernik devrimi? özetleyelim;
şimdi efendim bu zatın öncesinde düşünürler; doğayı, deneyden çektikleri verileri vs. tamamen olduğu gibi algılayabildikleri kanısında oldukları için, aklın ürettiği ve dışta varlığı olmayan "tanrı, ruh, sonsuzluk" gibi kavramları somutlaştırarak dünya içi sıfatlarla tanımladılar ve yıllarca böyle bir metafizik yaptılar. mesele rasyonel bir din inşa etmeye çalıştılar. tanrı gibi soyut ve akli bir kavramın içini dış dünyadaki somut elle tutulur sıfatlarla ve özelliklerle doldurdular. yani aristonun mantığı ile paralel bir hristiyanlık inşa çabasıydı bu ve bence sanıldığı kadar başarısız da değildi. kant gelene kadar tabi :) bizim 21.yy türkiye'sinde caner taslaman tarzı tiplerin yapmaya çalıştığı şeyi avrupa'da 15-16.yy'larda yapmaya çalışmışlardı.
her neyse sonra kant geldi ve dedi ki; bu yöntem arızalı, saçma ve anlamsız. çünkü bilgi denilen şey deney ve akılla oluşur. aklı bir fabrika gibi düşünün, dışardan deneyin verileri yani hammadde geliyor ve akıl onu işleyip size bilgi halinde sunuyor. bilgi dediğimiz şey aslında dışardan çekilen görülerin akli olarak belli kategorilerce işlenmesidir. bunlar 12 tanedir. sonrasında hegel bununla ciddi uğraşacak ama önemli değil o şu an. dediğimiz gibi aklın bu yapısal işleme tarzına kategoriler dedi; meşhur sözüdür;
"zihin kendisini doğaya dayatır"
şimdi o halde biz doğayı ve dış dünyayı olduğu gibi değil olduğumuz gibi algılıyoruz. kendinde şey bilinemez. akıl pembe bir gözlük gibidir ve biz dünyayı aklın gözlüğüyle görürüz.
kopernikçi devrim budur. artık bilgi oluşum sürecinde özne edilgen değil etken bir konuma gelmiştir. aklın kendisini doğaya dayatması önündeki gerçekliği kendisine göre bükmesidir. yani artık nesne merkezli bir epistemoloji değil, özneyi merkeze alan bir epistemoloji doğmuştur.
peki klasik metafiziği nasıl yıktı? ona bakalım;
usta kendisinden önceki metafizikçilere dedi ki; sizin yönteminiz gereği antinomilere düşmeniz kaçınılmaz.
çünkü akla giren bir duyu verisi olmadan onu boşa işletiyorsunuz. antinomiden kastı çelişki veya çatışkı diyebilirsiniz. yani zaman kadimdir demek veya hayır zamanın başlangıcı var demek aynı derecede hem doğru hem yanlıştır. bu tarz yargılara varmaya hakkınız yoktur. tanrı vardır veya tanrı yoktur demek saçmadır, aynı derece hem yanlış hem doğrudur. duyu verisi girmeden aklı işletirseniz antinomiden öteye gidemezsiniz diyerek sınırı kesin bir şekilde çekti. felsefesi zaten "kritik felsefe" diye anılır.
kendisi bilimsel bir metafizik kurmak istedi, yani metafiziği yıktı yaktı mahvetti değil, klasik metafiziğin aczini gösterdi ancak bunu yaparken amacı bilimsel bir metafizik kurmaktı, çünkü o da biliyor ki, kendisi her ne kadar kesin olarak sınırı çekip o alanda konuşmaya hakkınız yok dese de insanın bu tarz konulara ilgisiz kalması imkansızdı.
ne kadar başarılı oldu tartışılır, tartışmak da isterim ancak yaptığından çok yıktığından dolayı çok değerli benim gözümde.
şüphesiz çok büyük bir yol açmıştır kant, öyle ki kendisinden sonraki idealistler, romantikler, maddeciler vs hepsi kendilerini onun öğrencisi sayarlar.
büyük hayallerimden birisidir ustanın mezarına gidip bir karanfil bırakmak.
çok büyük dehadır. seviyoruz:)
yeri geldikçe tanım girilecek.
şimdi efendim bu zatın öncesinde düşünürler; doğayı, deneyden çektikleri verileri vs. tamamen olduğu gibi algılayabildikleri kanısında oldukları için, aklın ürettiği ve dışta varlığı olmayan "tanrı, ruh, sonsuzluk" gibi kavramları somutlaştırarak dünya içi sıfatlarla tanımladılar ve yıllarca böyle bir metafizik yaptılar. mesele rasyonel bir din inşa etmeye çalıştılar. tanrı gibi soyut ve akli bir kavramın içini dış dünyadaki somut elle tutulur sıfatlarla ve özelliklerle doldurdular. yani aristonun mantığı ile paralel bir hristiyanlık inşa çabasıydı bu ve bence sanıldığı kadar başarısız da değildi. kant gelene kadar tabi :) bizim 21.yy türkiye'sinde caner taslaman tarzı tiplerin yapmaya çalıştığı şeyi avrupa'da 15-16.yy'larda yapmaya çalışmışlardı.
her neyse sonra kant geldi ve dedi ki; bu yöntem arızalı, saçma ve anlamsız. çünkü bilgi denilen şey deney ve akılla oluşur. aklı bir fabrika gibi düşünün, dışardan deneyin verileri yani hammadde geliyor ve akıl onu işleyip size bilgi halinde sunuyor. bilgi dediğimiz şey aslında dışardan çekilen görülerin akli olarak belli kategorilerce işlenmesidir. bunlar 12 tanedir. sonrasında hegel bununla ciddi uğraşacak ama önemli değil o şu an. dediğimiz gibi aklın bu yapısal işleme tarzına kategoriler dedi; meşhur sözüdür;
"zihin kendisini doğaya dayatır"
şimdi o halde biz doğayı ve dış dünyayı olduğu gibi değil olduğumuz gibi algılıyoruz. kendinde şey bilinemez. akıl pembe bir gözlük gibidir ve biz dünyayı aklın gözlüğüyle görürüz.
kopernikçi devrim budur. artık bilgi oluşum sürecinde özne edilgen değil etken bir konuma gelmiştir. aklın kendisini doğaya dayatması önündeki gerçekliği kendisine göre bükmesidir. yani artık nesne merkezli bir epistemoloji değil, özneyi merkeze alan bir epistemoloji doğmuştur.
peki klasik metafiziği nasıl yıktı? ona bakalım;
usta kendisinden önceki metafizikçilere dedi ki; sizin yönteminiz gereği antinomilere düşmeniz kaçınılmaz.
çünkü akla giren bir duyu verisi olmadan onu boşa işletiyorsunuz. antinomiden kastı çelişki veya çatışkı diyebilirsiniz. yani zaman kadimdir demek veya hayır zamanın başlangıcı var demek aynı derecede hem doğru hem yanlıştır. bu tarz yargılara varmaya hakkınız yoktur. tanrı vardır veya tanrı yoktur demek saçmadır, aynı derece hem yanlış hem doğrudur. duyu verisi girmeden aklı işletirseniz antinomiden öteye gidemezsiniz diyerek sınırı kesin bir şekilde çekti. felsefesi zaten "kritik felsefe" diye anılır.
kendisi bilimsel bir metafizik kurmak istedi, yani metafiziği yıktı yaktı mahvetti değil, klasik metafiziğin aczini gösterdi ancak bunu yaparken amacı bilimsel bir metafizik kurmaktı, çünkü o da biliyor ki, kendisi her ne kadar kesin olarak sınırı çekip o alanda konuşmaya hakkınız yok dese de insanın bu tarz konulara ilgisiz kalması imkansızdı.
ne kadar başarılı oldu tartışılır, tartışmak da isterim ancak yaptığından çok yıktığından dolayı çok değerli benim gözümde.
şüphesiz çok büyük bir yol açmıştır kant, öyle ki kendisinden sonraki idealistler, romantikler, maddeciler vs hepsi kendilerini onun öğrencisi sayarlar.
büyük hayallerimden birisidir ustanın mezarına gidip bir karanfil bırakmak.
çok büyük dehadır. seviyoruz:)
yeri geldikçe tanım girilecek.
devamını gör...
sözlük yazarlarının arkadaş ortamındaki konumu
allah kahretsin anneleri gibiyim. en son uzun bir yola çıkacağız yolda acıkırlar diye sarma sardım bunlara. yol boyunca dalga geçtiler canım anam diye. nalet olsun anaç ruhuma.
devamını gör...
ellerin üşümesi
anemik değilim ama ellerim ve ayaklarım kışın hiç ısınmaz. kar botları, içi yünlü eldivenler falan kar etmez. bolca yağ dokusuna da sahibim*, hiç alakası yok. ısı değişimlerine çok duyarlıyımdır. yarım derece farkı anlarım. hareketsizlikten de olduğunu sanmıyorum. ama çok hareket edince ısınıyor durunca da aynı hızla soğuyor. eldivenler ikinci derim.
devamını gör...
türkan saylan türk milletini temsil eden biri değildir
beşiktaş'ta bir sokağa türkan saylan ismi verilmek isteniyor fakat bir yıldır bekletiliyordu. istanbul büyükşehir belediye meclisi'nde bu konu tartışıldı.
chp meclis üyesi murat cirav, türkan saylan'ın isminin sokağa verilmesine ilişkin teklifin neden komisyonda bekletildiğini sordu.
akp grup sözcüsü faruk gökkuş ise türkan saylan isminin bir sokağa verilmemesi tavırlarının siyasi olduğunu belirterek şunları söyledi:
"biz türkan saylan'ın toplumun çoğunluğunu teşkil eden insanların ortak değerlerine saygı duymayan biridir ve bu sebeple de bakın hiç lafımızı esirgemiyoruz, türkan saylan bu milletin ortak değerlerine hakaret edendir. biz burada olduğumuz sürece, akp çoğunluğu burada olduğu sürece türkan saylan gibi bu toplumu bölen kişilerin isimleri bir yerlerde yaşatılmayacaktır."
buradan
türkan saylan düşmanlığı, bediüzzaman ekolünden gelir. aferin damın feryatları böyle devam edin. örümcek beyinli döl israfları.
chp meclis üyesi murat cirav, türkan saylan'ın isminin sokağa verilmesine ilişkin teklifin neden komisyonda bekletildiğini sordu.
akp grup sözcüsü faruk gökkuş ise türkan saylan isminin bir sokağa verilmemesi tavırlarının siyasi olduğunu belirterek şunları söyledi:
"biz türkan saylan'ın toplumun çoğunluğunu teşkil eden insanların ortak değerlerine saygı duymayan biridir ve bu sebeple de bakın hiç lafımızı esirgemiyoruz, türkan saylan bu milletin ortak değerlerine hakaret edendir. biz burada olduğumuz sürece, akp çoğunluğu burada olduğu sürece türkan saylan gibi bu toplumu bölen kişilerin isimleri bir yerlerde yaşatılmayacaktır."
buradan
türkan saylan düşmanlığı, bediüzzaman ekolünden gelir. aferin damın feryatları böyle devam edin. örümcek beyinli döl israfları.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
hayatımda hiç star wars serilerini izlemedim.
devamını gör...
hiçlik
tdk tarafından anlamına bakıldığında bir şeyin var olmayışı, yokluktur.
aklıma neyzen tevfik'in şu anısı geldi:
sadrazam talat paşa, bir gün neyzen tevfik'e devlet dairelerinden birinde katiplik önerir. neyzen tevfik:
- katip olacağım da ne olacak, diye sorar.
teşekkür beklerken böyle bir soru ile karşılaşınca şaşıran talat paşa, memurluk katlarını alttan üste sıralar:
- önce şu, sonra bu...
neyzen'in hala hoşnut olmadığını sezince de, şöyle sürdürür:
- daha sonra vekil, nazır, kim bilir belki de sadrazam...
neyzen'in yanıtı yine bir soru olur:
- ya sonra?
talat paşa bir an duraksar, sonrası padişahlıktır çünkü. ister istemez:
- hiç! der.
bu yanıt karşısında güler ve şöyle der neyzen tevfik:
- ben bugün de "hiç"im! sonu hiç olduktan sonra, onca zahmete ne gerek var?
aklıma neyzen tevfik'in şu anısı geldi:
sadrazam talat paşa, bir gün neyzen tevfik'e devlet dairelerinden birinde katiplik önerir. neyzen tevfik:
- katip olacağım da ne olacak, diye sorar.
teşekkür beklerken böyle bir soru ile karşılaşınca şaşıran talat paşa, memurluk katlarını alttan üste sıralar:
- önce şu, sonra bu...
neyzen'in hala hoşnut olmadığını sezince de, şöyle sürdürür:
- daha sonra vekil, nazır, kim bilir belki de sadrazam...
neyzen'in yanıtı yine bir soru olur:
- ya sonra?
talat paşa bir an duraksar, sonrası padişahlıktır çünkü. ister istemez:
- hiç! der.
bu yanıt karşısında güler ve şöyle der neyzen tevfik:
- ben bugün de "hiç"im! sonu hiç olduktan sonra, onca zahmete ne gerek var?
devamını gör...
insanların iyice delirmesi
akıllı olan yaşayamıyor zaten. napalım bizde delirdik.
devamını gör...
