alimden zalim zalimden alim doğar
topluma büyük katkıları olan bilgin insanların çocukları için de düşünülür ki çocuğu da kendisi gibi olacağı düşünülür ancak her zaman böyle olmayacağı anlamına gelen atasözüdür.
genellemek doğru olmasa da bu deyimi doğrular örnekle gündelik yaşamda vardır.
genellemek doğru olmasa da bu deyimi doğrular örnekle gündelik yaşamda vardır.
devamını gör...
pazartesi sendromu
pazartesi sendromu sosyetinin işidir.
alın teriyle çalışan adamın besmelesidir.
(bkz: cahit zarifoğlu).
alın teriyle çalışan adamın besmelesidir.
(bkz: cahit zarifoğlu).
devamını gör...
lucifer (yazar)
kendisine karşılık girdiğim entryyi mod kankalarına söyleyip sildiren değişik bir tip. yani gerek var mıydı bu tür kalitesiz hareketlere? sözlükte 7/24 olmamdan dem vurmuş bir de şikayet falan edecekmiş. bak tekrar söylüyorum, etmezsen adam değilsin ahaha.
ayrıca hiçbir soruna cevap vermeyeceğim, branşın ise hiç umrumda değil boşuna belirtmişsin. savaşsa savaş, kansa kan, klavyeleri konuşturmaksa yaparız bu işlemi allahına kadar. hadi şimdi git bu entrymi de mod kankalarına sildir. *
ayrıca hiçbir soruna cevap vermeyeceğim, branşın ise hiç umrumda değil boşuna belirtmişsin. savaşsa savaş, kansa kan, klavyeleri konuşturmaksa yaparız bu işlemi allahına kadar. hadi şimdi git bu entrymi de mod kankalarına sildir. *
devamını gör...
tanımlara etkileşim gelmeyince gelen acaba görünmez mi oldum düşüncesi
buradasın sevgili yazar arkadaşımız dediğim başlıktır.
devamını gör...
insanın kendine yabancılaşması
insanın zaman içerisinde değişmesi sonucu ortaya çıkan aidiyetsizlik hissi. fazlasıyla ruh daraltıcı.
devamını gör...
haldun taner
cumhuriyet dönemi türk edebiyatının önde gelen yazarlarından birisidir. öykü, tiyatro, kabare yazarıdır. ülkemizdeki ilk kabare tiyatro örneği vatan kurtaran şaban ve ilk epik tiyatro keşanlı ali destanı'nın da sahibidir.
haldun taner eserlerinde gözleme, yergiye ve mizaha (bilgece) önem verir hatta bunları çoğu zaman aynı anda kullanır. görgüsüzlüğü, bilgisizliği ve bunların doğurduğu düzensizliği yansıtır eserlerinde. örneğin gözlerimi kaparım vazifemi yaparım'da iki yüzlü, çıkarcı, sahtekar ve işi bilmeden o makama getirilen kişileri ve sistemi eleştirir. bu eleştirisini bilgece yapar ve kara mizaha çevirse de asla basit bir kara mizah değildir bu, fazla yormaz, basit ve nettir. ne anladıysan odur. vermek istediği mesajlar başarılıdır. çünkü tam bir ustadır, güldürmekte de, hicivde de, ''gözlerinizi açın'' demekte de.
''turizm bakanımız
turist olmamış ömründe
hariciyenin dümeni
emekli bir valinin elinde
devlet işinde ihtisas sonradan gelir şaban''
güldürmekte ustadır dedim ya, haldun taner bir röportajında, fransızların kendisine ''siz deli misiniz? bu memlekette çocuklar bile gülmüyor. çocukların gülmediği memlekette nasıl komedi yazarsınız?'' diye sorduklarından bahseder. ustanın cevabı elbette hazırdır. o gözlem yapmadan, halkın durumunu bilmeden adım dahi atmaz. kaldı ki komedi yazsın. cevabı şu olur: ''yüzleri gülmüyor ama içleri güler ve güldürüldüğü zaman çok iyi gülerler.... sizden daha iyi gülerler... ezikliklerinin acısını çıkartırcasına, öç alırcasına gülerler...''
kısaca, aynı çağda yaşamamış olmak ne büyük eksiklik dediğim kişidir. tiyatro açısından birçok yeniliğe öncülük eden değerli isimlerden ve türk edebiyatının yapı taşlarından biridir, okunmalıdır.
haldun taner eserlerinde gözleme, yergiye ve mizaha (bilgece) önem verir hatta bunları çoğu zaman aynı anda kullanır. görgüsüzlüğü, bilgisizliği ve bunların doğurduğu düzensizliği yansıtır eserlerinde. örneğin gözlerimi kaparım vazifemi yaparım'da iki yüzlü, çıkarcı, sahtekar ve işi bilmeden o makama getirilen kişileri ve sistemi eleştirir. bu eleştirisini bilgece yapar ve kara mizaha çevirse de asla basit bir kara mizah değildir bu, fazla yormaz, basit ve nettir. ne anladıysan odur. vermek istediği mesajlar başarılıdır. çünkü tam bir ustadır, güldürmekte de, hicivde de, ''gözlerinizi açın'' demekte de.
''turizm bakanımız
turist olmamış ömründe
hariciyenin dümeni
emekli bir valinin elinde
devlet işinde ihtisas sonradan gelir şaban''
güldürmekte ustadır dedim ya, haldun taner bir röportajında, fransızların kendisine ''siz deli misiniz? bu memlekette çocuklar bile gülmüyor. çocukların gülmediği memlekette nasıl komedi yazarsınız?'' diye sorduklarından bahseder. ustanın cevabı elbette hazırdır. o gözlem yapmadan, halkın durumunu bilmeden adım dahi atmaz. kaldı ki komedi yazsın. cevabı şu olur: ''yüzleri gülmüyor ama içleri güler ve güldürüldüğü zaman çok iyi gülerler.... sizden daha iyi gülerler... ezikliklerinin acısını çıkartırcasına, öç alırcasına gülerler...''
kısaca, aynı çağda yaşamamış olmak ne büyük eksiklik dediğim kişidir. tiyatro açısından birçok yeniliğe öncülük eden değerli isimlerden ve türk edebiyatının yapı taşlarından biridir, okunmalıdır.
devamını gör...
sözlüğe 90'lardan bir şarkı bırak
ayşegül aldinç
beni hatırla.
hakan peker,
kaldı anıların.
nazan öncel,
geceler kara tren.
beni hatırla.
hakan peker,
kaldı anıların.
nazan öncel,
geceler kara tren.
devamını gör...
türkçe isimlerin yabancılardaki karşılığı
havva - eve
bünyamin - benjamin
2.nin gerçekliğini bilemiyorum. tamamen kulağa benzer geldiği için yazdım.
edit: gerçeklik derken, birinin diğerine dönüşüp dönüşmediğini bilmiyorum yani. belki tamamen bağımsız isimlerdir ama bu kadar benzerlik de bağımsızlık için fazla.
bünyamin - benjamin
2.nin gerçekliğini bilemiyorum. tamamen kulağa benzer geldiği için yazdım.
edit: gerçeklik derken, birinin diğerine dönüşüp dönüşmediğini bilmiyorum yani. belki tamamen bağımsız isimlerdir ama bu kadar benzerlik de bağımsızlık için fazla.
devamını gör...
yazarların random gülme şekilleri
random gülemem.
ben imamım random gülemem.
ben imamım random gülemem.
devamını gör...
kaba sakal
devamını gör...
eyluling
şu ana kadar sözlükle alakalı en ufak bir problemi bile cevapsız bırakmamış, üstüne de hepsine çözüm üretmiş yazar.
mod gibi mod.
mod gibi mod.
devamını gör...
insan
belirsizlik konusunda başı çeken memeli canlı.
"insan denilen, mükemmel bir kalıba sığdırılan, döngüyü devam ettirmek için her şeyi yapan, hiçbir şey yapmayıp yan gelip yatsa bile elinden hiçbir şeyin gelemeyeceğini anlayamayacak kadar muzdarip ve akıl dışı olduğu sanılacak bir varlık olan bu insan; sürekli döngüyü devam ettirme gayreti içinde mademki, o halde ne diye bu döngüyü devam ettirmek adına yaşıyor, nefes alıyor ve zihninin her an çalışması için kafa yoruyordu!"
"insan denilen, mükemmel bir kalıba sığdırılan, döngüyü devam ettirmek için her şeyi yapan, hiçbir şey yapmayıp yan gelip yatsa bile elinden hiçbir şeyin gelemeyeceğini anlayamayacak kadar muzdarip ve akıl dışı olduğu sanılacak bir varlık olan bu insan; sürekli döngüyü devam ettirme gayreti içinde mademki, o halde ne diye bu döngüyü devam ettirmek adına yaşıyor, nefes alıyor ve zihninin her an çalışması için kafa yoruyordu!"
devamını gör...
yumurta mı tavuktan tavuk mu yumurtadan çıkar sorunsalı
horozun umrunda olmayan sorunsal. onun tuzu kurudur zira.
devamını gör...
lgbt
zamanında psikolojik şiddet uyguladığım topluluktur.
üniversitenin ilk yılında 6 ay yurtta kalmıştım. 4 kişi kaldığımız odada bir adet gey vardı. ismi berktuğ (gerçek ismi bir peygamer, birde halife isminden oluşuyor. berktuğ kendine taktığı bir isimdi o yüzden bu ismi kullanacağım). kendisi o zamanlar benim gibi ekşi sözlük yazarıydı. benim gibi buraya geldiyse veya gelecekse bu başlığa gireceğini biliyorum. kendisine özür niyetiyle bunları anlatıyorum. umarım bir gün okursun.
küçük bir şehirden hafif çomar versiyonum ile metropole giriş yaptım ve üniversitenin ilk yılında kendimi yurtta buldum. yurt odasına son giren ben olmuştum. ilk üç kişi bir hafta önceden gelmiş. girdiğim ilk saat arkadaşlardan biri ''iyi bari sen normal birine benziyorsun'' dedi. o zaman anlamamıştım ne olduğunu. daha sonra durumun farkına vardım.
berktuğ'nun gey olduğunu bir hafta içinde anladım. zaten saklamıyordu. çok açık feminen davranışları vardı. konuşmasını geç yürümesi bile bir kadını andırıyor. ilk haftalar bir gözü açık uyudum ''bana mı bakıyor'' ''bir şey mi düşünüyor'' diye kafamda deli sorular. zamanın biraz ilerlemesiyle odadaki diğer iki elemanla çok sıkı arkadaş olduk. durumu birbirimize açtık. herkes aynı düşünüyor. içlerinden 'süper zeka' olan kardeşimizin aklına bir fikir geldi. bence berktuğ'u korkutalım gerçekten gey mi yoksa numaram mı yapıyor anlarız dedi.(bak bak kafalara bak pırıl pırıl maşallah zeka akıyor) tamam dedik nasıl yapacağız. bana bırakın dedi.
oda karanlık berktuğ yemeğe gitmiş, süper zeki arkadaşım karanlıkta kapının arkasında bekliyor. elinde bir deodorant diğer elinde çakmak. berktuğ odaya giriyor. süper zeki elaman berktuğ'a doğru mini bir alev yaklaştırıyor. berktuğ çığlık atıyor. o çığlıktan sonra bizim küçük beynimizde taşlar ufaktan oturuyor. kısaca anlatmak gerekirse bir erkeğin atamayacağı derecede tiz bir çığlık.
beynimiz daha gelişimini tamamlayamadığı için çocuğa baskı yapmaya devam ediyoruz. bu seferde konu banyoda (ortak) bırakılan tüy dökücü kremler vs. bizden uzak tut görmeyelim muhabbeti yapıyoruz. tamam diyor berktuğ dolabına koyuyor.
her gün odaya bir yurt dolusu adam toplayıp sabahlara kadar kağıt oynayıp hiç konuya ilgisi olmayan berktuğ'un varlığına saygı göstermiyoruz.
aynı yemek masasına oturmayı tercih etmiyoruz. (kendimden nefret ettim şuan) denk gelirse çok ses etmiyoruz.
bizim süper zeki arkadaş ile büyük bir kavga ediyorlar. konuda berktuğ'un sabah banyoda çok vakit geçirmesi. küfürler havada uçuşuyor. en son benim arkadaş. ''sana küfür etmiyorum gerçek neyse onu söylüyorum'' diyor. ben hiç karışmıyorum olaya ama yıllardır arkadaşımın ettiği son sözü aklımdan çıkaramıyorum. berktuğ çok mutsuz tabi ki.
o selam vermedikçe vermiyoruz. konuşmadıkça konuşmuyoruz. (lan sana ne *mk sana ne sana ne! gider istediğini yapar sana giren çıkan ne ? ben onu anlamıyorum. 10 metrekarede odada 4 kişi yaşıyorsun zaten sen kimsin de kime tavır yapıyorsun. hayır niye niye ? gerçekten geçmişime gitsem ilk yapacağım iş kendimi tokatlamak)
böyle onlarca olay sayabilirim. halbuki iyi bir insandı lan. akşam meyve soyardı bize çocuk, karşılık beklemezdi. ben kız arkadaşımla buluşacağım zaman ''nefret o gömlek sana hiç olmamış beyaz olan daha iyi onu giy'' gibi ürpertici yorumları olsa da niyeti iyiydi. zaten erkek arkadaşı vardı. ben kısa sürede yurttan apar topar ayrıldığım için kendisiyle vedalaşamadım. keşke o vedayı yapsaydım. yıllardır unutamıyorum.
berktuğ senden özür dilerim. senin kiminle ne yaptığın beni ilgilendirmez. istersen git ağaçla seviş saygı duyarım. o zaman çomarmışım bunu şimdi dönüp bakınca anlıyorum. günah çıkarmak için yazmıyorum bu yazıyı gerçekten pişman olduğum için yazıyorum. elimden gelen tek şey senden özür dilemek. her tavrım için, her ön yargım için, her sözüm için, her sana haksızlık ettiğim an için özür dilerim.
üniversitenin ilk yılında 6 ay yurtta kalmıştım. 4 kişi kaldığımız odada bir adet gey vardı. ismi berktuğ (gerçek ismi bir peygamer, birde halife isminden oluşuyor. berktuğ kendine taktığı bir isimdi o yüzden bu ismi kullanacağım). kendisi o zamanlar benim gibi ekşi sözlük yazarıydı. benim gibi buraya geldiyse veya gelecekse bu başlığa gireceğini biliyorum. kendisine özür niyetiyle bunları anlatıyorum. umarım bir gün okursun.
küçük bir şehirden hafif çomar versiyonum ile metropole giriş yaptım ve üniversitenin ilk yılında kendimi yurtta buldum. yurt odasına son giren ben olmuştum. ilk üç kişi bir hafta önceden gelmiş. girdiğim ilk saat arkadaşlardan biri ''iyi bari sen normal birine benziyorsun'' dedi. o zaman anlamamıştım ne olduğunu. daha sonra durumun farkına vardım.
berktuğ'nun gey olduğunu bir hafta içinde anladım. zaten saklamıyordu. çok açık feminen davranışları vardı. konuşmasını geç yürümesi bile bir kadını andırıyor. ilk haftalar bir gözü açık uyudum ''bana mı bakıyor'' ''bir şey mi düşünüyor'' diye kafamda deli sorular. zamanın biraz ilerlemesiyle odadaki diğer iki elemanla çok sıkı arkadaş olduk. durumu birbirimize açtık. herkes aynı düşünüyor. içlerinden 'süper zeka' olan kardeşimizin aklına bir fikir geldi. bence berktuğ'u korkutalım gerçekten gey mi yoksa numaram mı yapıyor anlarız dedi.(bak bak kafalara bak pırıl pırıl maşallah zeka akıyor) tamam dedik nasıl yapacağız. bana bırakın dedi.
oda karanlık berktuğ yemeğe gitmiş, süper zeki arkadaşım karanlıkta kapının arkasında bekliyor. elinde bir deodorant diğer elinde çakmak. berktuğ odaya giriyor. süper zeki elaman berktuğ'a doğru mini bir alev yaklaştırıyor. berktuğ çığlık atıyor. o çığlıktan sonra bizim küçük beynimizde taşlar ufaktan oturuyor. kısaca anlatmak gerekirse bir erkeğin atamayacağı derecede tiz bir çığlık.
beynimiz daha gelişimini tamamlayamadığı için çocuğa baskı yapmaya devam ediyoruz. bu seferde konu banyoda (ortak) bırakılan tüy dökücü kremler vs. bizden uzak tut görmeyelim muhabbeti yapıyoruz. tamam diyor berktuğ dolabına koyuyor.
her gün odaya bir yurt dolusu adam toplayıp sabahlara kadar kağıt oynayıp hiç konuya ilgisi olmayan berktuğ'un varlığına saygı göstermiyoruz.
aynı yemek masasına oturmayı tercih etmiyoruz. (kendimden nefret ettim şuan) denk gelirse çok ses etmiyoruz.
bizim süper zeki arkadaş ile büyük bir kavga ediyorlar. konuda berktuğ'un sabah banyoda çok vakit geçirmesi. küfürler havada uçuşuyor. en son benim arkadaş. ''sana küfür etmiyorum gerçek neyse onu söylüyorum'' diyor. ben hiç karışmıyorum olaya ama yıllardır arkadaşımın ettiği son sözü aklımdan çıkaramıyorum. berktuğ çok mutsuz tabi ki.
o selam vermedikçe vermiyoruz. konuşmadıkça konuşmuyoruz. (lan sana ne *mk sana ne sana ne! gider istediğini yapar sana giren çıkan ne ? ben onu anlamıyorum. 10 metrekarede odada 4 kişi yaşıyorsun zaten sen kimsin de kime tavır yapıyorsun. hayır niye niye ? gerçekten geçmişime gitsem ilk yapacağım iş kendimi tokatlamak)
böyle onlarca olay sayabilirim. halbuki iyi bir insandı lan. akşam meyve soyardı bize çocuk, karşılık beklemezdi. ben kız arkadaşımla buluşacağım zaman ''nefret o gömlek sana hiç olmamış beyaz olan daha iyi onu giy'' gibi ürpertici yorumları olsa da niyeti iyiydi. zaten erkek arkadaşı vardı. ben kısa sürede yurttan apar topar ayrıldığım için kendisiyle vedalaşamadım. keşke o vedayı yapsaydım. yıllardır unutamıyorum.
berktuğ senden özür dilerim. senin kiminle ne yaptığın beni ilgilendirmez. istersen git ağaçla seviş saygı duyarım. o zaman çomarmışım bunu şimdi dönüp bakınca anlıyorum. günah çıkarmak için yazmıyorum bu yazıyı gerçekten pişman olduğum için yazıyorum. elimden gelen tek şey senden özür dilemek. her tavrım için, her ön yargım için, her sözüm için, her sana haksızlık ettiğim an için özür dilerim.
devamını gör...
y kuşağı sözlükten uçurulsun kampanyası
(bkz: z kuşağı sözlükten uçurulsun) başlığına tepki olarak açılmış başlıktır.
kimse kismeyi uçurmasın buna gerçekten gerek varmı?
istemediğiniz, tanımaları hoşunuza gitmeyen, kişiliğini sevmediğiniz yazarları engelleyebilir. tanımlarını engelleyerek karşınıza çıkmasına engel olabilirsiniz. çözüm bu kadar basit.
kimse kismeyi uçurmasın buna gerçekten gerek varmı?
istemediğiniz, tanımaları hoşunuza gitmeyen, kişiliğini sevmediğiniz yazarları engelleyebilir. tanımlarını engelleyerek karşınıza çıkmasına engel olabilirsiniz. çözüm bu kadar basit.
devamını gör...
domuz eti yemiş sözlük yazarları
muhammed bir koyun tüccarıydı. bir tüccarın malını satmak istemesi kadar doğal bir şey yoktur. pazar payını bölen bir ürünü devreden çıkarmasını böyle okuyabiliriz.
aynı örneği yakın dönemde rüşvet yiyebilmek için altın vergisini kaldıranlarda da gördük. iktidar her şeydir. iktidarı alan kuralları uygular. yoksa hangi hayvan pismiş temizmiş mevzusu değil. mevzu o olsa yağ ve şeker fabrikalarının atıklarıyla beslenen büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar hakkında da böyle yorumlar duyardık.
başlığa gelince. domuz eti yemiş yazarlardan birisi benim. kuzenimin eski nişanlısı gürcüydü ve her gürcistan'a gidişlerinde kilo kilo domuz eti ile gelirlerdi. ilk başta meraktan yedim. pastırma ve sosislerinden. bir birim domuz sosisi en az beş birim piliç ya da dana sosisinden daha doyurucu. ama pastırması... ben o kadar güzel bir et ürünü yemedim. aynı şeyi haşlama kavurma tarzı pişirilen domuz eti yemekleri için söyleyemeyeceğim. bu tarzlarda dana eti çok çok daha lezzetli.
aynı örneği yakın dönemde rüşvet yiyebilmek için altın vergisini kaldıranlarda da gördük. iktidar her şeydir. iktidarı alan kuralları uygular. yoksa hangi hayvan pismiş temizmiş mevzusu değil. mevzu o olsa yağ ve şeker fabrikalarının atıklarıyla beslenen büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar hakkında da böyle yorumlar duyardık.
başlığa gelince. domuz eti yemiş yazarlardan birisi benim. kuzenimin eski nişanlısı gürcüydü ve her gürcistan'a gidişlerinde kilo kilo domuz eti ile gelirlerdi. ilk başta meraktan yedim. pastırma ve sosislerinden. bir birim domuz sosisi en az beş birim piliç ya da dana sosisinden daha doyurucu. ama pastırması... ben o kadar güzel bir et ürünü yemedim. aynı şeyi haşlama kavurma tarzı pişirilen domuz eti yemekleri için söyleyemeyeceğim. bu tarzlarda dana eti çok çok daha lezzetli.
devamını gör...
yeni evleneceklere tavsiyeler
nacizane tavsiyelerimi topladığım başlıktır. etrafımda gördüğüm, tecrübe ettiğim, hatta bir ara neden evlilik aşamasında veya nişanlıyken ayrılıklar oluyor diye düşünüp gözlemlediğim, dediğim gibi ‘nacizane’ tavsiyelerimdir. uyarsınız uymazsınz, herkesin işleyişi de aynı olmayabilir. genelleme üzerinden gittim:
- çoğu insan gerçek yüzünün kolay kolay göstermez. bunu en iyi yapan kişiler de sosyopat olarak nitelendirdiğimiz kişilerdir. sevgiliyken,nişanlıyken size şiddet uygulayan, kısıtlayan, psikolojik baskı uygulayan, aşağılayan kişiler ,şanslısınız ki, gerçek yüzünü önceden belli ederler. özür dilemesi anlam ifade etmez, bangır bangır ‘size mutsuz bir evlilik’yaşatacağım derler. inanın bir kere yapan, bir daha yapar. sinyallere iyi kulak verin.
- kim ne derse desin, aile çok önemli. evleneceğiniz kişi kendisini saklayabilir ama ailesini saklayamaz. her zaman geçerli olmasa da, ailesine bakıp nasıl bir insanla evleneceğinizi, ne tür problemlerle karşılaşacağınızı görürsünüz. unutmayın, siz yalnızca bir erkek/kadınla değil, ailesiyle de evleniyorsunuz.
- eş seçerken, genelde ‘ailenin kabul edeceği, seveceği’ adayları tercih ederiz. yurtdışında böyle değil ama ülkemizde durum böyle. yapmayın. beraber eğlenmekten keyif alabileceğiniz, aynı zevkleri olan birini, yani size arkadaş olacak birini tercih edin. misal;birinizi gezmeyi, yeni yerler görmeyi severken,diğeriniz her şey dahil otelde tüm gün yatarak tatil geçirmeyi seviyorsa, biriniz mutlaka mutsuz olacaktır. bu sefer de benim dediğim olacak tartışmasına girersiniz( ikiniz de baskın karakterseniz tabi),üzülen siz olursunuz.
- bu kısım hem cinslerime. tabi ki güzel bir düğün, pahalı bir gelinlik, muhteşem bir balayı hayaliniz olabilir. ama hayaller ve gerçekler durumu var. hayalinizde ısrarcıysanız,eş tercihinizi yaparken maddi durumunu gözönüne alın. bir memur veya asgari ücretli biri size 10 bin liralık gelinlik alamaz. ha kredi çeker,borç alır belki yapar ama bu borçları öderkenki sıkıntıyı siz de çekersiniz. elinizde 10 bin liralık gelinlikle peynir-ekmek ile karnınızı doyurursunuz.
- eşya konusuna gelince, mümkünse ortaklaşa alın ve bütçenizi bilin. atıyorum 10 bin bütçeniz varken 100 bin liralık eşyalara bakmayın. daha yeni bir gelin adayının ,damadın ailesine 27 bin tl’lik(evet tam rakam bu) perde (evet sadece perde) aldırmak istediğini ve damadın nişanını attığını öğrendim. bir mobilyacının da ,’burası koltuk seçiminde ne ayrılıklara şahit oldu’ sözünü de unutmayın. siz mutlu olmak için evleniyorsunuz; eşyalar için değil. 27 bin tl’lik perde sizi mutlu edecekse perdeyle evlenin.
- her şey tamamlandı ve evlendiniz. evliliğin ilk aylarında problemler yaşamanız çok normal. evliliği bırakın, ev arkadaşı bile alsanız yanınıza sorunlar yaşamanız normal. farklı kültürden, farklı aileden gelen insanlarsınız. şiddet,psikolojik baskı, aldatma gibi konular hariç, sorunları büyütmeyin ve özür dilemeyi bilin. yoksa en huzurlu olmanız gereken yuvanızda, sürekli küs iki yabancı gibi gezersiniz.
- ailenizi, arkadaşlarınızı sorunlarınıza ortak etmeyin. 2 yetişkin insansınız, sorunları kendi başınıza çözmeye çalışın.
- çoğu insan gerçek yüzünün kolay kolay göstermez. bunu en iyi yapan kişiler de sosyopat olarak nitelendirdiğimiz kişilerdir. sevgiliyken,nişanlıyken size şiddet uygulayan, kısıtlayan, psikolojik baskı uygulayan, aşağılayan kişiler ,şanslısınız ki, gerçek yüzünü önceden belli ederler. özür dilemesi anlam ifade etmez, bangır bangır ‘size mutsuz bir evlilik’yaşatacağım derler. inanın bir kere yapan, bir daha yapar. sinyallere iyi kulak verin.
- kim ne derse desin, aile çok önemli. evleneceğiniz kişi kendisini saklayabilir ama ailesini saklayamaz. her zaman geçerli olmasa da, ailesine bakıp nasıl bir insanla evleneceğinizi, ne tür problemlerle karşılaşacağınızı görürsünüz. unutmayın, siz yalnızca bir erkek/kadınla değil, ailesiyle de evleniyorsunuz.
- eş seçerken, genelde ‘ailenin kabul edeceği, seveceği’ adayları tercih ederiz. yurtdışında böyle değil ama ülkemizde durum böyle. yapmayın. beraber eğlenmekten keyif alabileceğiniz, aynı zevkleri olan birini, yani size arkadaş olacak birini tercih edin. misal;birinizi gezmeyi, yeni yerler görmeyi severken,diğeriniz her şey dahil otelde tüm gün yatarak tatil geçirmeyi seviyorsa, biriniz mutlaka mutsuz olacaktır. bu sefer de benim dediğim olacak tartışmasına girersiniz( ikiniz de baskın karakterseniz tabi),üzülen siz olursunuz.
- bu kısım hem cinslerime. tabi ki güzel bir düğün, pahalı bir gelinlik, muhteşem bir balayı hayaliniz olabilir. ama hayaller ve gerçekler durumu var. hayalinizde ısrarcıysanız,eş tercihinizi yaparken maddi durumunu gözönüne alın. bir memur veya asgari ücretli biri size 10 bin liralık gelinlik alamaz. ha kredi çeker,borç alır belki yapar ama bu borçları öderkenki sıkıntıyı siz de çekersiniz. elinizde 10 bin liralık gelinlikle peynir-ekmek ile karnınızı doyurursunuz.
- eşya konusuna gelince, mümkünse ortaklaşa alın ve bütçenizi bilin. atıyorum 10 bin bütçeniz varken 100 bin liralık eşyalara bakmayın. daha yeni bir gelin adayının ,damadın ailesine 27 bin tl’lik(evet tam rakam bu) perde (evet sadece perde) aldırmak istediğini ve damadın nişanını attığını öğrendim. bir mobilyacının da ,’burası koltuk seçiminde ne ayrılıklara şahit oldu’ sözünü de unutmayın. siz mutlu olmak için evleniyorsunuz; eşyalar için değil. 27 bin tl’lik perde sizi mutlu edecekse perdeyle evlenin.
- her şey tamamlandı ve evlendiniz. evliliğin ilk aylarında problemler yaşamanız çok normal. evliliği bırakın, ev arkadaşı bile alsanız yanınıza sorunlar yaşamanız normal. farklı kültürden, farklı aileden gelen insanlarsınız. şiddet,psikolojik baskı, aldatma gibi konular hariç, sorunları büyütmeyin ve özür dilemeyi bilin. yoksa en huzurlu olmanız gereken yuvanızda, sürekli küs iki yabancı gibi gezersiniz.
- ailenizi, arkadaşlarınızı sorunlarınıza ortak etmeyin. 2 yetişkin insansınız, sorunları kendi başınıza çözmeye çalışın.
devamını gör...
an itibarıyla üzerindeki tişörtte yazanlar
you will never walk alone!
devamını gör...
bir meriçin günlüğü
sevgili günlük. bugün elit bir kafede otururken yan masaya tam bir afet-i devran, esmer güzelinin biri oturdu. meriçliğim içimde kıpırdadı resmen, kız sigarasını ağzına koyar koymaz altın zippo çakmağımı çınn sesi ile açıp seri bir şekilde ateşledim. kız şöyle bir gözlerimin içine baktı, sigarayı ağzından çekip; "uuğğşt küpek, sen beni ne sandın" demesin mi..
nerden geldiğimi şaşırdım, kıza bak çıkan sese, şiveye bak. sonra garson geldi; "abi ne yaptın yaa? çingene abi bu kız, babası at yarışından yüklü para tutturmuş, öyle düzelttirdi kaportayı takılıyor burada" deyince kendime geldim. demek ki neymiş? ota b*ka meriçlik yapıp zıplamamak gerekiyormuş.*
not: bu tanımda geçen hiç bir cümle gerçek değildir, tamamen eğlence amaçlı yazılmıştır. ben sigara içmiyorum lan bir kere, el alemin sigarası ne yakıcam.*
nerden geldiğimi şaşırdım, kıza bak çıkan sese, şiveye bak. sonra garson geldi; "abi ne yaptın yaa? çingene abi bu kız, babası at yarışından yüklü para tutturmuş, öyle düzelttirdi kaportayı takılıyor burada" deyince kendime geldim. demek ki neymiş? ota b*ka meriçlik yapıp zıplamamak gerekiyormuş.*
not: bu tanımda geçen hiç bir cümle gerçek değildir, tamamen eğlence amaçlı yazılmıştır. ben sigara içmiyorum lan bir kere, el alemin sigarası ne yakıcam.*
devamını gör...
anne babası boşanan çocuk
annemdir kendisi.. alkolik ve şiddet uygulayan bir kocadan 50 sene önce boşanmış anneannem.. o zamanlar 9 yaşında olan annem o kadar etkilenmiş ki zona olmuş, tüm vücudunu sarmış.. anneannem nişanlıyken dedemin nasıl biri olduğunu çözmüş aslında, babasına nişanı atacağını söylemiş ama babası "bir it bir deriyi nasılsa sürükler" demiş ama sürükleyememiş maalesef.. evlilik, insanları değiştiren mucizevi bir ilaç değildir..
devamını gör...