roman okumanın faydaları
empatinin gelişmesi, stresle baş etmek, daha iyi bir kelime dağarcığına sahip olmak ve daha yaratıcı olmak gibi çeşitli faydalardır.
kitapları, şiirleri ve diğer yazılı kelimeleri bir terapi biçimi olarak kullanma pratiği, insanlara yüzyıllardır yardımcı olmuştur. kurgu, başkalarını anlamanın, yaratıcılıktan yararlanmanın ve beyninizi çalıştırmanın benzersiz derecede güçlü bir yoludur.
roman/kurgu okumanın bazı faydalarından şu şekilde bahsedebiliriz:
empati: hayal etmek anlayışı doğurur
kendinizi başkalarının yerine koymak ve empati kapasitenizi artırmak için kurgu okumaktan daha iyisini yapamazsınız. birden fazla çalışma, hikayeleri hayal etmenin, beyninizin başkalarını daha iyi anlamaktan ve dünyayı yeni bir perspektiften görmekten sorumlu olan bölgelerini harekete geçirmeye yardımcı olduğunu göstermiştir.
psikolog raymond mar 86 fmrı çalışmalarını analiz ettiğinde, hikayeleri anlamak için kullanılan beyin ağlarında ve diğer bireylerle etkileşimde gezinmek için kullanılan ağlarda önemli ölçüde örtüşme görmüştür.
bağlantıyı kesmek: okumak stres konusunda etkilidir
beyniniz 7 gün 24 saat maksimum kapasitede çalışamaz. bilişsel yeteneklerimizi dinlendirmek ve işlevselliği en üst düzeye çıkarmak için hepimiz 'bağlantıyı kesmeye' ihtiyaç duyarız.
uyku: düzenli okuyucular daha iyi uyur
aslında, okumanın yarattığı rahat bir bağlantıyı kesme durumu, uyumanıza yardımcı olmak için mükemmel bir ortam olabilir.
bir uyku ritüeli oluşturmak, tutarlı bir uyku düzeni oluşturmanın harika bir yoludur. en önemli şeylerden biri, yaptığınız son şeyin sizi günün geri kalanının görevlerinden tamamen uzaklaştırmasıdır.
daha iyi ilişkiler: kitaplar bir "gerçeklik simülatörü" görevi görür
hayat karmaşıktır. çoğu zaman, kişiler arası ilişkiler ve zorluklar, istediğimiz basit çözümlere sahip değildir. bu gerçeği nasıl daha iyi bir şekilde kabul edebiliriz? değişim fikirlerini, karmaşık duyguları ve bilinmeyeni keşfetmek için kurguyu kullanarak.
toronto üniversitesi'nde bilişsel psikoloji profesörü olan keith oatley, new york times'a okumanın "bilgisayar simülasyonlarının bilgisayarlarda çalışması gibi okuyucuların zihninde çalışan" bir tür gerçeklik simülasyonu ürettiğini öne sürmüştür.
hafıza: kitap okuyan kişiler yaşamlarının ilerleyen dönemlerinde daha az zihinsel düşüşler yaşarlar
bir hikaye duymanın, bilgiyi uzun vadede hatırlamanın harika bir yolu olduğunu biliyoruz.
artık, okuyucuların okuyucu olmayanlara kıyasla yaşamlarının ilerleyen dönemlerinde hafızalarının daha yavaş azaldığına dair kanıtlar da var.
kapsayıcılık: hikayeler zihninizi açar
harry potter okumak bizi daha kapsayıcı, hoşgörülü ve açık fikirli yapabilir mi? bir çalışma bunun cevabının 'evet' olduğunu gösteriyor.
journal of applied social psychology'de yayınlanan çalışma, harry potter romanlarının damgalanmış gruplara yönelik tutumları iyileştirmek için bir araç olarak kullanılıp kullanılamayacağını test etti.
öğrencilerin ayrımcılıkla ilgili kitapların pasajlarını okudukları 3 deneyden sonra, göçmenlerden eşcinsel öğrencilere kadar her konuda daha farklı tutumlar sergilediği görülmüştür.
kelime haznesi: kurgu okuyan kişilerin kelime dağarcığı daha geniştir
hepimiz kendimizi ifade etmemize ve başkalarıyla bağlantı kurmamıza yardımcı olabilecek türden bir kelime hazinesi isteriz.
kurgu, oraya ulaşmanıza yardımcı olabilir. bir araştırma, kurgu okuduktan sonra insanların beyinlerini okumayanların beyinleriyle karşılaştırdı.
okuyucuların beyinleri belirli alanlarda - özellikle beynin tipik olarak dili anlamakla ilişkilendirilen kısmı olan sol temporal korteks'te- okumayanlara göre daha fazla aktivite gösterdi.

bunlar dışında roman/kurgu okumanın yaratıcılığı (belirsizlikten dolayı) geliştirdiği ve insanı daha mutlu hissettirdiği de farklı çalışmalar tarafından ortaya konmuştur. *
kaynak
devamını gör...
arkadaşın ölmesi
düşündürür;
paylaştıklarınızı düşündürür,
kahkahalarınızı düşündürür,
"kalbini kırdım mı acaba? " diye düşündürür,
sizde kalan sırlarıyla düşündürür,
en zoru " yerinde ben de olabilirdim" deyip geride bırakacaklarınızı düşündürür.
paylaştıklarınızı düşündürür,
kahkahalarınızı düşündürür,
"kalbini kırdım mı acaba? " diye düşündürür,
sizde kalan sırlarıyla düşündürür,
en zoru " yerinde ben de olabilirdim" deyip geride bırakacaklarınızı düşündürür.
devamını gör...
normal sözlük'te trol olmaması
başıboşlara bir gir istersen.*
hepsinin başıboşlar kısımda korku filmi karakteri gibi saklı tutulmasından olabilir mi?
hepsinin başıboşlar kısımda korku filmi karakteri gibi saklı tutulmasından olabilir mi?
devamını gör...
albert camus
cezayir asıllı fransız yazar. geriye bıraktığı eserler halen yoğun ilgi görmektedir.
devamını gör...
kitap alıntıları
umutlarının öyle fazla coşmasına izin vermezsen, hayal kırıklığına uğramazsın..
john steinbeck - gazap üzümleri
devamını gör...
savaşın ortasında herkesi durdurup beyler az dursanıza gözlüğümü kaybettim göremiyorum diyen asker
savaşa gözlükle katılan mürekkep yalamış askerdir. fark etmeden savaşın seyrini değiştirmiştir.
en hararetli yerde, herkes biribirini biçip doğrarken, iç taraflardan mahçubiyetten içine kaçmış cılız bir ses yükselir:
"beylerr!! az dursanıza bi! beni dinleyin bi!"
o sırada komutanlar, kurmaylar bu sese dikkat kesilir ve elleriyle dur işareti yaparak "asker dur!" diyerek kendi bölüğünü durdurur. yerde debelenenler, birbirinin boğazına bıçak dayayanlar, birbirine karşı koymaya çalışanlar, kalkanı hasar alanlar, kılıcı yamulanların hepsi savaşı tekrar başa almamak ve haksızlığa sebep olmamak için olduğu şekilde kalakalırlar.
"ne oldu asker neden durdurdun savaşı?"
"gözlüğüm düştü komutanım!"
karşı milletin komutanı araya girer:
"hah! hah! bir de bu hanımevlatları ile savaşa giriyoruz biz! peh! bıraksak kendi kendini biçer bunlar."
karşı milletin askeri gülüşür.
"bizi düşmanlarımıza madara ettin asker! savaş bitsin, seninle görüşeceğiz. sana komutanın olarak gazi olmamanı şiddetle tavsiye ederim.. neyse bul şu lanet gözlüğünü!"
askerlerin yardımıyla gözlük bulunur. bu sefer de taraflar arasında baştan mı başlayalım yoksa kaldığımız yerden devam mı edelim tartışması başlar. hangisinin daha adil ve savaş kurallarına uygun olduğunda bir türlü hemfikir olamazlar. sonunda diplomatik olarak çözmek için masaya otururlar. nasıl olduysa masaya oturmuşken "biz napıyoruz lan? ne gerek var şimdi?" diyerek ateşkes kararı almışlardır.
şimdilik...
en hararetli yerde, herkes biribirini biçip doğrarken, iç taraflardan mahçubiyetten içine kaçmış cılız bir ses yükselir:
"beylerr!! az dursanıza bi! beni dinleyin bi!"
o sırada komutanlar, kurmaylar bu sese dikkat kesilir ve elleriyle dur işareti yaparak "asker dur!" diyerek kendi bölüğünü durdurur. yerde debelenenler, birbirinin boğazına bıçak dayayanlar, birbirine karşı koymaya çalışanlar, kalkanı hasar alanlar, kılıcı yamulanların hepsi savaşı tekrar başa almamak ve haksızlığa sebep olmamak için olduğu şekilde kalakalırlar.
"ne oldu asker neden durdurdun savaşı?"
"gözlüğüm düştü komutanım!"
karşı milletin komutanı araya girer:
"hah! hah! bir de bu hanımevlatları ile savaşa giriyoruz biz! peh! bıraksak kendi kendini biçer bunlar."
karşı milletin askeri gülüşür.
"bizi düşmanlarımıza madara ettin asker! savaş bitsin, seninle görüşeceğiz. sana komutanın olarak gazi olmamanı şiddetle tavsiye ederim.. neyse bul şu lanet gözlüğünü!"
askerlerin yardımıyla gözlük bulunur. bu sefer de taraflar arasında baştan mı başlayalım yoksa kaldığımız yerden devam mı edelim tartışması başlar. hangisinin daha adil ve savaş kurallarına uygun olduğunda bir türlü hemfikir olamazlar. sonunda diplomatik olarak çözmek için masaya otururlar. nasıl olduysa masaya oturmuşken "biz napıyoruz lan? ne gerek var şimdi?" diyerek ateşkes kararı almışlardır.
şimdilik...
devamını gör...
doğum gününü kutlayan herkesi instagram hikayesinde paylaşan insanlar
başlığı okuduktan sonra aklıma doğum günümü arkadaşlarımın hatırlamadığı geldi...
devamını gör...
üniversiteleri fuhuş evine benzeten öğretim üyesi
"kim namus ve ahlak şövalyeliği yapıyorsa bilin ki en namussuzu o'dur.
" friedrich nietzsche.
" friedrich nietzsche.
devamını gör...
müslüman yazarlara sorular
bundan kırk sene önce ankara üniversitesi ilahiyat fakültesinde okudum.
birinci sınıf bitince kendi memleketime geldim.
inanılmazdı...
benden bilgi almak için bir köşeye çağıran pek çok insanlar tanıdım.
ve hemen hemen hepsi sex ve cinsellikle ilgili konularda sorular sormuşlardı.
yuhbeeeee olmuştum.
biz din ve islam öğretmek için okuyorduk.
milletin aklında ise karpuz kabuğu vardı.
birinci sınıf bitince kendi memleketime geldim.
inanılmazdı...
benden bilgi almak için bir köşeye çağıran pek çok insanlar tanıdım.
ve hemen hemen hepsi sex ve cinsellikle ilgili konularda sorular sormuşlardı.
yuhbeeeee olmuştum.
biz din ve islam öğretmek için okuyorduk.
milletin aklında ise karpuz kabuğu vardı.
devamını gör...
islam dininin etkisini kaybetmesi
islamın neye ve kime göre etki kaybettiği sorulsa.. cevap yok.
islamın sana bana, makam ve mevkiye ihtiyacı yok. kral ya da aristokrat elitlerin islama girmesi, islamı yücelten veya şereflendiren şey olamaz.
aksine, islama giren izzet kazanır.
kuran'a göre (bkz: insanların çoğu) zaten islamın dışında.
islamın sana bana, makam ve mevkiye ihtiyacı yok. kral ya da aristokrat elitlerin islama girmesi, islamı yücelten veya şereflendiren şey olamaz.
aksine, islama giren izzet kazanır.
kuran'a göre (bkz: insanların çoğu) zaten islamın dışında.
devamını gör...
kadınların hiçbir şey olmamış gibi yollarına devam etmesi
sadece kadınlar değil, herkes yaralarını ve ganimetlerini alıp yola devam etmeli. zira hatıralar sabit, yol süreklidir.
devamını gör...
sevgiliyi arabadan bilinmeyen yolda kovma alfalığı
başlıkta ne dediği anlaşılmayan gereksiz başlıklara bir yeni kat daha çıkılmış.
aynı zaman da benle yola çıkılmaz adamı yarı yolda bırakırım bunu da alfalık bir yiğitlik olarak görürüm demek istemiş zannımca. yön duygusu gelişmiş insan zaten gelip seni bulmazdı diye düşünüyorum, hayır gelişmiş olsa seni mi tercih ederdi sayın yazar.
aynı zaman da benle yola çıkılmaz adamı yarı yolda bırakırım bunu da alfalık bir yiğitlik olarak görürüm demek istemiş zannımca. yön duygusu gelişmiş insan zaten gelip seni bulmazdı diye düşünüyorum, hayır gelişmiş olsa seni mi tercih ederdi sayın yazar.
devamını gör...
küfürbaz olan insanların kafasının çalışmaması
''bana şiirlerinde küfür etme diyorlar usulsüz,
bu kadar o.çocuğunu nasıl anlatayım küfürsüz..."
can yücel
bu kadar o.çocuğunu nasıl anlatayım küfürsüz..."
can yücel
devamını gör...
eti pizza kraker
tıp dünyasının günün birinde çıkıp "yanılmışız, çok faydalı bir yiyecekmiş..." demesini umduğum atıştırmalık.
güzel olan her şey zararlı olmak zorunda mı?
güzel olan her şey zararlı olmak zorunda mı?
devamını gör...
bungee jumping
şöylesi makbul olsa gerek:
devamını gör...
bir sözlük geleneği olarak admin yağlamak
(bkz: şakşakçı)
devamını gör...
resimde barok dönemi
sanatta, 16. ve 18. yüzyılları kapsayan, rönesans akımından sonra, klasik akımdan önceki döneme verilen addır.
açıklamalara geçmeden önce sanat tarihçisi olmadığımı, resim sanatını çok sevdiğimden dolayı amatörce ilgilendiğimi belirtmek isterim. bu yüzden fazla ayrıntıya giremeden, belli başlı bilgilerle, bu dönem ben de neler hissettiriyor, onları size aktarmaya çalışacağım.
barok, kelime olarak kusursuz inci anlamına gelir. bu dönemde inci kadar güzel eserler verilmiştir.
konu olarak genelde; mitoslar, dini konular, kahramanlıklar, kıssalar ve manzaralar seçilmiştir.
bu akımda önemli olan, mükemmellik değil güzelliktir.
eserler matematik ve dengeden uzaktır. simetrik ve doğrusal olmayan çizimler kullanılmıştır.
gölgelendirme muazzam kullanılmış olup, ışık resmin her bölgesinde aynı değildir. ışığın geldiği yön ve ya yönler net olarak bellidir.
genelde bir olay anlatıldığı için resim durağan değil hareketlidir.
bu dönemde sanat eserleri karmaşıktır. eserin her bir parçası bağımsız gibi değil de, eser bir bütün olarak değerlendirilmelidir.
duygular ön planda olup coşkuludur. resimde bulunan karakterlerin yüz ifadelerinden onların yaşadığı duyguyu fazlasıyla anlayabilirsiniz.
içerisinde bol bol mitolojik hikayeler ve kıssalar barındırdığından, hareketli olmasından ve duyguların coşkulu varlığından dolayı bu akım benim en çok sevdiğim akımdır.
bu dönemin önde gelen ressamları ve onların bazı önemli eserleri şunlardır.
(bkz: rembrandt) – gece devriyesi, çarmıhtan indiriliş (bkz: tablolarında isa'yı kucaklayan ressamlar)
(bkz: correggio) – (bkz: kutsal gece)
(bkz: bernini) – (bkz: apollo’nun daphneyi kaçırması)
(bkz: caravaggio) – (bkz: aziz thomas’ın şüphesi)
(bkz: vermeer) – (bkz: inci küpeli kız)
açıklamalara geçmeden önce sanat tarihçisi olmadığımı, resim sanatını çok sevdiğimden dolayı amatörce ilgilendiğimi belirtmek isterim. bu yüzden fazla ayrıntıya giremeden, belli başlı bilgilerle, bu dönem ben de neler hissettiriyor, onları size aktarmaya çalışacağım.
barok, kelime olarak kusursuz inci anlamına gelir. bu dönemde inci kadar güzel eserler verilmiştir.
konu olarak genelde; mitoslar, dini konular, kahramanlıklar, kıssalar ve manzaralar seçilmiştir.
bu akımda önemli olan, mükemmellik değil güzelliktir.
eserler matematik ve dengeden uzaktır. simetrik ve doğrusal olmayan çizimler kullanılmıştır.
gölgelendirme muazzam kullanılmış olup, ışık resmin her bölgesinde aynı değildir. ışığın geldiği yön ve ya yönler net olarak bellidir.
genelde bir olay anlatıldığı için resim durağan değil hareketlidir.
bu dönemde sanat eserleri karmaşıktır. eserin her bir parçası bağımsız gibi değil de, eser bir bütün olarak değerlendirilmelidir.
duygular ön planda olup coşkuludur. resimde bulunan karakterlerin yüz ifadelerinden onların yaşadığı duyguyu fazlasıyla anlayabilirsiniz.
içerisinde bol bol mitolojik hikayeler ve kıssalar barındırdığından, hareketli olmasından ve duyguların coşkulu varlığından dolayı bu akım benim en çok sevdiğim akımdır.
bu dönemin önde gelen ressamları ve onların bazı önemli eserleri şunlardır.
(bkz: rembrandt) – gece devriyesi, çarmıhtan indiriliş (bkz: tablolarında isa'yı kucaklayan ressamlar)
(bkz: correggio) – (bkz: kutsal gece)
(bkz: bernini) – (bkz: apollo’nun daphneyi kaçırması)
(bkz: caravaggio) – (bkz: aziz thomas’ın şüphesi)
(bkz: vermeer) – (bkz: inci küpeli kız)
devamını gör...


