sözlükçülerin giyim tarzı
çalışırken spor, arkadaşlarla gezerken cici, arada da canım nasıl isterse.
siyah ve gri dışında her rengi kullanabilirim.
mavi, yeşil, kırmızı,pembe vb.
siyah ve gri dışında her rengi kullanabilirim.
mavi, yeşil, kırmızı,pembe vb.
devamını gör...
kuzen evliliği
sapıklıktır.
bizde kuzen bile denmez, kardeş çocukları denir. kardeşlerin çocukları da kardeştir.
ben kendimi amcamın oğluyla, teyzemin oğluyla hayal edemiyorum, mide bulandırıcı bir durum.
bizde kuzen bile denmez, kardeş çocukları denir. kardeşlerin çocukları da kardeştir.
ben kendimi amcamın oğluyla, teyzemin oğluyla hayal edemiyorum, mide bulandırıcı bir durum.
devamını gör...
virginia woolf
romanlarında bilinç akışı tekniğini uygulayan, manik depresif bir ruh halinde olan, annesinin ölümünden sonra ilk ve en ağır sinir krizini geçiren ve ruhsal hastalıkları tetiklenen, yirmi iki yaşından itibaren üç kez intihar denemesinde bulunan, victoria döneminden nefret eden -ki sebebi barizdir, bahsi geçen dönemde kadınlar okula bile gönderilemiyor ve erkeklerle eşit haklara sahip olamıyorlardı-, feminist bir duruşa sahip olan; dalgalar, deniz feneri, orlando, kendine ait bir oda, gece ve gündüz, varolma anları ve mrs. dalloway gibi son derece sarsıcı ve sürükleyici fakat okunması kısmen de olsa zor olan kitaplara sahip, ceplerini çakıl taşları ile doldurarak kendisini nehre bırakarak hayata gözlerini yuman ve eşine bıraktığı mektupla da bilinen, güçlü ve ilham verici kadın yazar.
sylvia plath, gabriel garcia marquez ve margaret atwood gibi yazarlara da ilham saçmıştır.
kendisi favori yazarımdır. umarım huzurludur.
sylvia plath, gabriel garcia marquez ve margaret atwood gibi yazarlara da ilham saçmıştır.
kendisi favori yazarımdır. umarım huzurludur.
devamını gör...
programlanabilir madde
bir formdan başka bir forma dönüştürülebilen madde.
aslında modüler robot başlığında bahsettiğim olaya benziyor bu teknoloji, ancak onun çok daha minik boyutlara indirgenmiş hâli. modüler bir robot, mesela silindir şeklinde bir delikten geçmeye çalıştığında kendisini o şekle uyacak biçimde yeniden düzenleyebilir ve delikten geçtikten sonra eski haline geri dönebilir. programlanabilir madde ise bunu, bir kum saatinden akan kumlar gibi, çok daha akıcı bir şekilde yapabilir.
kulağa bilim kurgu filmlerinden fırlamış gibi gelse de (ki terminatör gibi bazı filmlerde form değiştiren canlıları sık sık görüyoruz) intel gibi "aklı başında" firmalar bu iş için çalışmalar yapıyor hâlihazırda. intel'in claytronics adını verdiği çalışma, kum tanesi büyüklüğünde bir bilgisayar çipine dayanıyor. "catom" adını verdikleri bu tanecikler, yüzeylerindeki elektrik yükünün değiştirilmesine imkân vererek istenen şekilde dizilebilecek. bu da size yük değiştirmek suretiyle istediğiniz şekli elde etme imkânı tanıyacak. henüz kum tanesi boyutuna indirilmemiş olsa da bazı ilerlemeler kaydedilmiş durumda.
düşünün ki bir yere bilgisayarınızı da götürmek istiyorsunuz ama onu taşımak istemiyorsunuz. programlanabilir maddeden yapılmış bir bilgisayarınız olursa, onu istediğiniz boyuta kadar küçültüp gittiğiniz yerde tekrar bilgisayar boyutuna getirebilirsiniz.
böyle bir teknoloji, 3 boyutlu cisimlere ilişkin bilgileri insanlara mesaj olarak göndermek suretiyle, onların bir kopyasını mesajla iletmeyi de mümkün kılar. mesajı göndereceğiniz kişide de programlanabilir madde olmalı. sizden giden kodlarla karşınızdaki kişi, sizde olan materyalin aynısını kodlayarak kendisi de bunun bir kopyasına sahip olmuş olur. hatta kendinize ilişkin fiziksel bilgileri kodlayarak bir şekilde görüşmek istediğiniz kişinin karşısında kendinizin bir kopyasını oluşturabilirsiniz.
eğlence sektöründeki kullanılm alanının yaygınlığından bahsetmeme bile gerek yok.
aslında modüler robot başlığında bahsettiğim olaya benziyor bu teknoloji, ancak onun çok daha minik boyutlara indirgenmiş hâli. modüler bir robot, mesela silindir şeklinde bir delikten geçmeye çalıştığında kendisini o şekle uyacak biçimde yeniden düzenleyebilir ve delikten geçtikten sonra eski haline geri dönebilir. programlanabilir madde ise bunu, bir kum saatinden akan kumlar gibi, çok daha akıcı bir şekilde yapabilir.
kulağa bilim kurgu filmlerinden fırlamış gibi gelse de (ki terminatör gibi bazı filmlerde form değiştiren canlıları sık sık görüyoruz) intel gibi "aklı başında" firmalar bu iş için çalışmalar yapıyor hâlihazırda. intel'in claytronics adını verdiği çalışma, kum tanesi büyüklüğünde bir bilgisayar çipine dayanıyor. "catom" adını verdikleri bu tanecikler, yüzeylerindeki elektrik yükünün değiştirilmesine imkân vererek istenen şekilde dizilebilecek. bu da size yük değiştirmek suretiyle istediğiniz şekli elde etme imkânı tanıyacak. henüz kum tanesi boyutuna indirilmemiş olsa da bazı ilerlemeler kaydedilmiş durumda.
düşünün ki bir yere bilgisayarınızı da götürmek istiyorsunuz ama onu taşımak istemiyorsunuz. programlanabilir maddeden yapılmış bir bilgisayarınız olursa, onu istediğiniz boyuta kadar küçültüp gittiğiniz yerde tekrar bilgisayar boyutuna getirebilirsiniz.
böyle bir teknoloji, 3 boyutlu cisimlere ilişkin bilgileri insanlara mesaj olarak göndermek suretiyle, onların bir kopyasını mesajla iletmeyi de mümkün kılar. mesajı göndereceğiniz kişide de programlanabilir madde olmalı. sizden giden kodlarla karşınızdaki kişi, sizde olan materyalin aynısını kodlayarak kendisi de bunun bir kopyasına sahip olmuş olur. hatta kendinize ilişkin fiziksel bilgileri kodlayarak bir şekilde görüşmek istediğiniz kişinin karşısında kendinizin bir kopyasını oluşturabilirsiniz.
eğlence sektöründeki kullanılm alanının yaygınlığından bahsetmeme bile gerek yok.
devamını gör...
yetti artık denilen şeyler
(bkz: cahillik)
devamını gör...
balkonda sigara içmek vs evin içinde sigara içmek
havaların soğumasıyla birlikte evin içinde içmenin alacağı versus olsa da anne ya da eş tarafından tartaklanma ihtimaline karşılık dona dona balkonda sigara içmenin alacağı versustur.
devamını gör...
cümle kuramamak
bazı dönemlerde kelimeler anlamlı bir bütün haline gelip anlamaya mahal vermiyor. bazı dönemlerde böyle oluyorum bende. kafamda kaos hakim.
devamını gör...
leonard cohen
şarkı söylerken meditasyon yapar gibi görünen farklı bir ses tonu olan müzisyen.
devamını gör...
uzun soyadlı olmak
kadınlar için daha acı bir durum.kendi soyadı uzun ve evleneceği kişinin soyadı'da uzunsa,brezilya burjuvazisi gibi oluyor ikisi birleştiği zaman.kısaca bobo'mu desek hanfendi?
devamını gör...
pedofili
lütfen hastalık demeyin bu bir hastalık değil sapıklıktır.
devamını gör...
altın avcısı oyunu
çok bunaldığım zamanlarda, çoğu zaman olduğu gibi insanlara katlanamadığım anlarda, kitaplarda yazılanları artık aklım almamaya başladığında, izleyecek güzel bir film bulamadığımda ve henüz tüm alışkanlıklarımı değiştirecek yeni bir alışkanlık edinmediğim dönemlerde sıklıkla oynadığım oyundur.

oyunun amacı kıskaçlı bir makine ile yeraltında bulunan altın ve elmasları toplamak. ama bir cümle ile özetlediğim kadar basit değil. akınızda öyle kalmasın sakın. zamanlama ve isabet çok önemli bu konuda. çünkü büyük bir altın parçası almaya çalışırken kocaman bir kayayı çekmek zorunda kalabilirsiniz ki bu da size çok zaman kaybettirir.
ilerleyen turlarda karşımıza çıkan sıçanlar ise işin çabası. bu sıçanlar ağızlarında elmas taşıyarak hızla geçerken onları yakalamak zor ama çok keyifli. arada kullanılan bazı güçlendiriciler ise oyunun stratejik yanı. çuvallarla gelen bu güçlendiriciler oyunu kolaylaştırsa da her zaman hayırlı şeyler çıkmayabilir içlerinden. her çuval mutluluk getirmez insanlara.
her tur sonunda markete gidip güçlendirici alabilirsiniz elbette ama bu kapitalist tuzaklara düşmeyin. sizi güleryüzle karşılayan adam bir şey almadan çıkmaya kalktığınızda arkanızı dönmenizi bile beklemeden surat asmakta. vahşi kapitalizm!
oyun kültürü hiç olmayan biri olarak size anlatabileceğim az şeyden biridir bu oyun. bu sabah yolda yürürken çok güzel bir poyraz getirdi aklıma bu tanım fikrini.
sağ olsun ve altına hücum!

oyunun amacı kıskaçlı bir makine ile yeraltında bulunan altın ve elmasları toplamak. ama bir cümle ile özetlediğim kadar basit değil. akınızda öyle kalmasın sakın. zamanlama ve isabet çok önemli bu konuda. çünkü büyük bir altın parçası almaya çalışırken kocaman bir kayayı çekmek zorunda kalabilirsiniz ki bu da size çok zaman kaybettirir.
ilerleyen turlarda karşımıza çıkan sıçanlar ise işin çabası. bu sıçanlar ağızlarında elmas taşıyarak hızla geçerken onları yakalamak zor ama çok keyifli. arada kullanılan bazı güçlendiriciler ise oyunun stratejik yanı. çuvallarla gelen bu güçlendiriciler oyunu kolaylaştırsa da her zaman hayırlı şeyler çıkmayabilir içlerinden. her çuval mutluluk getirmez insanlara.
her tur sonunda markete gidip güçlendirici alabilirsiniz elbette ama bu kapitalist tuzaklara düşmeyin. sizi güleryüzle karşılayan adam bir şey almadan çıkmaya kalktığınızda arkanızı dönmenizi bile beklemeden surat asmakta. vahşi kapitalizm!
oyun kültürü hiç olmayan biri olarak size anlatabileceğim az şeyden biridir bu oyun. bu sabah yolda yürürken çok güzel bir poyraz getirdi aklıma bu tanım fikrini.
sağ olsun ve altına hücum!
devamını gör...
sevgilisi olmayan bireylerin yaptıkları
ayıp bir şey değil .önemli olan doğru ilişki ,toksik ilişki ise insanı bitirir. hayatta uğraşınız ne ise onu yapın okuyun,müzik dinleyin hayatta tek dinlenmeyi bilmek de önemli.
devamını gör...
mahkeme
mutlak adaletin dağıtıldığı yer olarak tanımlansa da pratikte pek de böyle olmadığı bilinir.
devamını gör...
elma kokan salon
anne sesinde, abla tadında, dost renginde, sevilen edasında, seven havasında, günlük hayat kadar sıradan, mucize gibi nadiren olan, şiirlerimin kitabı.
çünkü hayat şiir dolu, görebilene.
***
kıymetli bir mola hüzün
yeni doğan bebeğin ilk ağlaması
niye miyavladığı bilinmeyen kedinin gözlerindeki bakış
yağan yağmuru pencereden ıslanmadan seyretmek
berrak denizin kumsalı dağıtmaya çalışan küçük dalgaları
batmaya çalışan güneşin ortalığı kızıla boyaması
ağaçta kalan son birkaç meyveyi yemeye çalışan kuşun karıncanın zikri
sıcak havayı bir anlık ferahlatan serin rüzgar
o rüzgarın nazlı nazlı dalgalandırdığı al bayrak
camiden mahalleye yayılan ezanın son cümlesi
uğur böceğinin konduğu çiçekten uçacağı an
çalılarda sessiz sessiz birbirlerine bakan serçeler
baba evinden çıkan gelin kız
okuldan dönen öğrencilerin yüzlerindeki yorgunluk
yatağındaki hastanın yüzündeki solgunluk
akşamları kapanan kapılar
tencerede kalan yemek
masanın altındaki ekmek kırıntıları
emektar bir kanepenin son günü
bir iki yaprağı kalmış gül
boynunu bükmüş olgun ayçiçeği
alemde yaşananların izi
geleceğe umut
kıymetli bir mola hüzün
verilenlerin anlamlandırılması
verilmeyenlerin anlaşılması için
vişne gibi buruk hüzün
her sonun ardından hissedilen
başlangıçların az öncesi
kıymetli bir mola hüzün
çünkü hayat şiir dolu, görebilene.
***
kıymetli bir mola hüzün
yeni doğan bebeğin ilk ağlaması
niye miyavladığı bilinmeyen kedinin gözlerindeki bakış
yağan yağmuru pencereden ıslanmadan seyretmek
berrak denizin kumsalı dağıtmaya çalışan küçük dalgaları
batmaya çalışan güneşin ortalığı kızıla boyaması
ağaçta kalan son birkaç meyveyi yemeye çalışan kuşun karıncanın zikri
sıcak havayı bir anlık ferahlatan serin rüzgar
o rüzgarın nazlı nazlı dalgalandırdığı al bayrak
camiden mahalleye yayılan ezanın son cümlesi
uğur böceğinin konduğu çiçekten uçacağı an
çalılarda sessiz sessiz birbirlerine bakan serçeler
baba evinden çıkan gelin kız
okuldan dönen öğrencilerin yüzlerindeki yorgunluk
yatağındaki hastanın yüzündeki solgunluk
akşamları kapanan kapılar
tencerede kalan yemek
masanın altındaki ekmek kırıntıları
emektar bir kanepenin son günü
bir iki yaprağı kalmış gül
boynunu bükmüş olgun ayçiçeği
alemde yaşananların izi
geleceğe umut
kıymetli bir mola hüzün
verilenlerin anlamlandırılması
verilmeyenlerin anlaşılması için
vişne gibi buruk hüzün
her sonun ardından hissedilen
başlangıçların az öncesi
kıymetli bir mola hüzün
devamını gör...
yavru köpeklerin üzerinden arabayla geçen yaratık
insanlara duyduğum nefreti biraz daha pekiştiren pisliktir. eğer öldükten sonra gideceğimiz bir cehennem varsa, orada hayal bile edilemeyecek eziyetlere tabi tutulmasını diliyorum. başka da hiçbir şey söyleyemiyorum, yazıp yazıp siliyorum gördüğümden beri. bir insanın bu kadar kötücül olmasını hala aklım havsalam almıyor, ne biçim varlıklarsınız.
devamını gör...
11 ağustos 1999 tam güneş tutulması
benim için tam karşılığı "ürkmek" di. korkuyla karışık ürkmek. pencere camlarını ateşe tutup is bağlatıp hazırlanmıştık oysa eğlenceye. ağustosun ortasında gündüz vakti hava aniden buz kesti, ortalık karardı, hatta ışığı yaktığımı hatırlıyorum. doğanın, evrenin büyüklüğü ve bizim acziyetimiz resmen önümdeydi. tam eşhedü falan demeye karar verdim, güneşin koronasından ilk ışıkları saçıldı ve lannnn bildiğin doğa olayı işte ne oluyor dedim.
devamını gör...

