canım benim. bugün bir yıl oldu seni toprağa vereli. ömrünün son 3 yılında sadece o güzel gözlerinle konuştun bizimle. bedenin pes etti ama kalbin etmedi. ruhun ise hiç etmeyecek. sen hep bizimle olacaksın. seni tanıyan herkesle birlikte.

sene 2008 sanırım. ya da 2009 emin değilim. bir sevgilim var. inişli, çıkışlı, bir türlü kopamadığımız, bitiremediğimiz bir ilişki. ailesi yurt dışında yaşıyor. aslında tanıyorlar beni. bir iki kez bir araya gelmişiz. bir kez yaz tatilinde yazlığa gitmişim, bir kez dışarda yemek yenmiş. ama çok uzun uzadıya vakit geçirememişiz. babasına hemen kanım kaynamış. o da beni sevmiş, esaslı kız demiş benim için. canım benim. ama anne pek renk vermeyen bir tip. güler yüzlü, güzel, çok güzel bir kadın. altın rengi saçları var, yemyeşil güzel gözleri. yaşı hayli var ama neredeyse kırışmamış kadın. genetiği güzel diye geçiriyorum içimden. yunanistan doğumlu. sahi çok güzel olmayan göçmen var mı? çocuğumuz olursa işallah babaanneye çeker diye düşündüğümü hatırlıyorum. ah toyluk...

aile yine türkiye'ye gelecek. tabi evde bir telaş. evde dediğime bakmayın, bende bir telaş. adamın umrunda değil. daha tam birlikte yaşamıyoruz, eşyalarımın bir kısmı orada. ufak ufak toparlamaya çalışıyorum. ne yapıyorsun diyor. e toplayayım bunları, koyarız bir çantaya, göz önünde olmasın diyorum, ne münasebet diyor. yahu daha tam tanımıyorlar bile beni, istersen geldiklerinde hoşgeldiniiizz diye kapıyı ben açayım diyorum, hangi kapıyı, havaalanına karşılamaya gideceğiz birlikte diyor.
- aa öyle mi? düşünemedim ben hiç onu.
- düşünme zaten sen bunları, senin düşünecek başka şeylerin yok mu?

buraya bir ekleme yapmam lazım, ben bu adamla sonradan evlendim. birlikte toplamda 13 yıl geçirdik. ben bugün terapistinin "aklınızda, duygularınızda hiç korkmadan gezinebiliyorsunuz miko hanım, sizi bu konuda tebrik ve takdir etmek istiyorum, bu yolculukta size eşlik etmek benim için de son derece öğretici bir süreç oluyor" dediği bir insansam bunu bu adama borçluyum. o kadar çok zamanım ve alanım oldu ki, önce nasıl düşüneceğimi düşünmeyle işe başlamam gerektiğini öğrenebildim. müteşekkirim.

gün geliyor çatıyor, havaalanına gidiyor, karşılıyoruz aileyi. ön koltuğa oturması için arka kapıya yöneliyorum, saçmalama bakışı atıyor, kocasıyla gülüşüyor arka koltuğa otururken. trafikli bir yolculuktan sonra eve varıyoruz. o zamanlar bildiğim en havalı yemek perde pilavı. yanına pişirdiğim bonfile, bir yeşil, bir yoğurtlu salata ve zeytinyağlı taze fasulyeyle güzel bir masa kuruyorum onlar soyunup dökünüp, yol yorgunluklarını üzerlerinden atmak için dinlenirlerken. gurur dolu gözlerle süzüyor masayı müstakbel kayınvalidem. hata arar gözlerle değil. çok seviniyorum. yemek yeniyor, çaylar içiliyor. iltifatın bini bir para. çok seviniyorum. çok mutluyum. güzel bir akşamüstü akşama bağlanırken ben fiziken kendimi kötü hissetmeye başlıyorum. yoruldun sen kızım hadi odaya geç, dinlen diyor kayınvalidem. odaya geçiyorum. ben stres olduğumda ya da üzüldüğümde hasta olurum. fiks. hiç şaşmaz. yapma bunu, yapma bunu diye diye kendime, telkinin işe yaracağını sanarken uyuyakalıyorum. gözümü açtığımda herkes başımda. ateşim çıkmış. yaz günü. üzerimdeki elbiseyi kim ne zaman çıkardı, bana o atleti şortu kim giydirdi, rezillik diye düşündüğümü hatırlıyorum. hastaneye götürelim konuşmaları yapıyorlar sirkeli bez kompresi yaparken kayınvalidem. ateşim 40'a yakın. gözümü açamıyorum. gidiyoruz hastaneye. serum bağlıyorlar. ateşim düşüyor, gözüm açılıyor. annemi aramaları gerektiğini söylüyor kayınvalidem. gerek yok telaşlanmasın diyorum gecenin bir vakti. serum bitiyor, çıkıyoruz hastaneden eve geliyoruz. ateşim 38 civarı. bir iniyor, bir çıkıyor. tüm kemiklerim kırılmış sanki. ilaçlarımı alıyorum, yatıyorum. kayınvalidem sabaha kadar başımda bekliyor. tabiri caizse değil tam olarak sabaha kadar sevgilimle annesi yatağımın başucunda beni bekliyorlar. arada uyuyorum, uyanıyorum ama gecenin büyük kısmında sohbet ediyoruz. elma sirkesi kokusu eşliğinde. ah canım meryem annem. çok özledim seninle sohbet etmeyi.

evlenmeye karar verdikten sonra biz, bir gün sohbet ediyoruz kahvaltı sonrası kayınvalidemle. iyi düşündün mü kızım diyor. benim oğlum zor. hep öyleydi. sen de biliyorsun. seni de çok zorladı. evlenince hiçbir şey değişmeyecek biliyorsun değil mi? iyi düşündün mü? düşündüm anne diyorum. biliyorum, muhtemelen ayrılacağız. muhtemelen artık bir noktada devam edemeyeceğim. düşündüm ve göze aldım. senin için rahat değilse söyle ama bana. sence evlenmemeli miyiz? benim oğlum bir gün biriyle evlenecekse allah biliyor ya o kişi hem sen ol hem sen olma istiyorum kızım diyor bana. hele baba olacaksa... yanlış anlama beni, üzülme de bu sözlerime, ama bunlar gerçekler. benim oğlum seni üzecek. ben sana kıyamıyorum. senin çok mutlu olmanı istiyorum.

üzdü anne. ama çok mutlu da oldum. pişman değilim. asla. sen merak etme.
huzur içinde uyu. iyi ki tanımışım seni. iyi ki sen, senin gibi biriymişsin.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hayatın yansımalarını, tezatlarını bir bir ortaya döküyor. mesela kırmızı gül her zaman romantizmin klasik sembolü haline gelmiştir. aşkın ve sevginin sembolü, kanımızın rengidir. doğanın dingin yeşilinin zıddı olan kırmızı, gözümüzde ve algımızda alarm sinyali olarak yer ediyor. ölümcül zehir işareti, tehlikeli girilmez tabelaları, aciliyet ve hayatiyet bildiren hemen her şey, kırmızı ile gösteriliyor. siyasette de devrimin ve kendini yana yakıla feda etmenin sembolü olarak yer alır. en önemlisi de, minik çocukların ilk öğrendiği ve ayırt ettiği ilk renktir kırmızı.
devamını gör...

tarih.
geçmiş gitmiş sonuçta dersini çıkar geç. ama yook o öyleymiş bu böyleymiş. tarih yazarları bile kendi aralarında hala bazı konularda ortak bir duruş sergileyemiyorlar. tarihini bil ama tartışmaya gerek yok. *
t. sonuca varılamayacak konularda gerçekleşen gereksiz enerji ve nefes tüketimi.
devamını gör...

bu vb türevlerde başına buyruk düzeltmelerde hepsini siliyorum denk geldikçe.

koz vermeyelim neyse, kalsik prosedür gireyim

tanım: çok bilmiş(lik)tir, "sözlük büyüdü, köprüyü gectik, kayyım bile atarız icabinda, var mi bize yan bakan höö" demek gibidir.
devamını gör...

güzel bir açıklama olmuş. bazı şeylerin pohpohlanıp şişirilerek servis edildiği bizlerin de gözünden kaçmıyor temel başkan.
devamını gör...

şiddetli bir baş ağrısı bunlardan biridir.
devamını gör...

sözlüklerin olmazsa olmazı. muhteşem tanımlarıyla güne renk katanlar mı, entryleri kurdeşen hastalığına iyi gelenler mi, şeker yerine çaya parmağı batırılası minnoşlar mı... ne ararsanız vardır.
devamını gör...

bizim manyağın ismi 'don kişot'. mahlasına yakışanı yapar genelde.

tanım: kedilerimize verdiğimiz ilginç isimleri paylaştığımız başlıktır.
devamını gör...

dm'den yürüdüğüm adam *
devamını gör...

hesabını niye kapattın, beni çok üzdün dediğim yazardır. raskolnikov geri dönersen çok iyi olur.* yeni yazılarını ve öneri şarkılarını sabırsızlıkla bekliyor olacağım.!
devamını gör...

anne'in çakma kızıl olduğunu ögrendigimde yıkılsam da , kitabını okumak yerine dizisini izlediğim netflix dizisidir. arkadasligi, umut etmeyi, kitap okumayı aşılayan, aşkı sevgiyi,adaleti ve en önemlisi anne karakterinin güçlü bir şekilde hayata tutunuşunu izlemek çok güzeldi. şiddetle tavsiye edilir.
devamını gör...

acılar insana öğretir, mutluluk ise insanı hayata bağlar.
devamını gör...

tebrik ederim. (bkz: dünya'nın hala dönmesinin sebebi)
devamını gör...

vezir parmağı. bildiğin tulumbanın parmak halinde olanı. başka bir numarası yok.

tanım: abartılan tatlıların anlatıldığı başlık.
devamını gör...

evet arkadaşlar, yarın gece beraber olacağımızı ve yayın için konu önerileriniz, duymak istediğiniz şeyler varsa buradan istek alabileceğimizi tekrar hatırlatmak istedim. şimdiden yazmaya başlayabilirsiniz. programa kadar beklemenize gerek yok.

pamuk eller klavyeye!..

edit: arkadaşlar yarın gece 00.00'da yayın. yanlış anlamaya müsait yazmışım ilk tanımı. düzelttim şimdi. aklınızda bulunsun.
devamını gör...

sırf metresi anne boleyn'le evlenebilmek için ispanya kralı ve kraliçesinin kızı, önce abisinin karısı, sonra karısı olan aragonlu catherine'i boşayan ve anne boleyn uğruna, etkileri günümüzde hala devam eden, ingiltere'yi katoliklikten, protestanlığın ingiltere'ye uyarlanmış şekli olan 'anglikanizm'e geçiren vııı. henry'nin, aragonlu catherine'den doğan ve yaşayan tek çocuğu; i. mary. (birinci mary yazmak istedim aslında, sözlükteki saçma gelenekten dolayı açacağım başlık değişmesin diye baştan 'i' ile yazdım.)

babası annesini reddedince uzun yıllar annesinden de babasından da uzakta sürgün yaşadı. babasının bitmek tükenmek bilmeyen erkek çocuk aşkı sonunda gerçek oldu. vııı. henry'nin ölümünden sonra tahta çocuk yaşta geçen vı. edward da uzun ömürlü olmayınca, o zaman için neredeyse kocamış yaşta (37) tahta çıkan ve kendisi gibi koyu katolik olan ıı. felipe'le (o da bambaşka bir hikaye) evlenip, ondan deliler gibi çocuk yapmaya çalışıp, bir türlü başaramayan ı. mary, bloody mary lakabını öldürttüğü binlerce protestana borçludur. kendisine ne yazık ki, hükümdarlığı ve ingiltere'nin katolik kalması çabaları, kendisinin ölümüyle sona ermiş ve nefret ettiği üvey kızkardeşi ı. elizabeth'in tahta çıkmasıyla, ingiltere, artık hem kesinkes 'anglikan' olmuş hem de ı. elizabeth döneminde en parlak 'altın' yıllarını yaşamıştır.

öyle bir ilişkiler yumağı ki, günümüzün en absürt pembe dizilerini aratmayacak ilişkiler, evlilikler, entrikalar, cinayetler, skandallar vs vs...
her biri için başlık açılır ve hayatları masal gibi okunur.
yukarıda anlatılan kadının anneannesi, ispanya kraliçesi i. ısabel, aynı zamanda -tesadüfen- bugünkü amerika kıtasını keşfeden kristof kolomb'a mücevherlerini vererek sefere çıkmasını sağlayan kadındır. vay ki vay!

bunları şimdi masal gibi okuyoruz ya, gerçekten korkunç zamanlarmış. zaman makinesi olsa, oralara gitsem, bir haftadan uzun kalmak istemezdim.*
devamını gör...

sözlük özelliği mi? biriniz takip edin de ben de mutlu olayım lütfen.

wow güzelmiş. thank you.
devamını gör...

arkadaşlar bugün 4 yıllık hayat arkadaşıma evlenme teklifi edeceğim çok romantik olacağına inanıyorum. bana bol şans dileyin lütfen.
devamını gör...

insanlar iyi ve kötü olarak ayrılır. dinmiş, siyasi görüşmüş, tuttuğu takımmış, oymuş, buymuş... arada saygı olduğu sürece kadın/erkekle evlenilir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim