yüzme bilmediği halde denize giren insan
"boy ver" kavramını lügatımıza kazandıran kişidir.
devamını gör...
kocasının aldığı abur cuburları kıskanın kudurun yazarak paylaşan kadın
ben senin beş liralık abur cuburunu niye kıskanayım ln? sen benim diplomamı kıskan! onu da kocan alamaz ya sana! ben abur cubur dükkanını satın alırım da sen düzelmezsin artık. yazık!
devamını gör...
normal sözlük yabancı dil kulübü
ay liv in inglisss
devamını gör...
şu an duymak istediğiniz söz
simülasyonu başarıyla geçtiniz
devamını gör...
kılcal damar
vücut yüzeyine yakın bulunan damarlardır. kapiller de denir. atardamarlar ile toplardamarlar arasında yer alarak madde alışverişini sağlar. kılcal damarların çatlaması sonucu oluşan varisler telenjiektazi olarak adlandırılır.
devamını gör...
çürümenin kitabı
okuyabilmek için büyük bir sinir kuvveti gerektiren kitap. yoksa insanın elinde ağırlaşıyor; sayfalar çevrilmiyor pek. bu kitabı okuduğum günden beri ayıkladığım, olur olmadık zamanlarda kafamda dönen bazı alıntıları aşağıda toplayacağım;
"her insanın içinde bir peygamber uyuklar ve o uyandığında dünyadaki kötülük biraz daha artar."
"içimizdeki peygamber bizi kendi boşluğumuzda ihya eden deli tarafımızdır."
"vaaz verme çılgınlığı içimizde öylesine yer etmiştir ki, korunma içgüdüsünün bilmediği derinliklerden doğar. her insan kendinin bir şey önereceği anı bekler: ne önerdiği önemli değildir. bir sesi vardır ya o yeter. ne sağır ne dilsiz olmanın bedelini pahalıya öderiz."
"her geceden sonra, kendimizi yeni bir günün karşısında bulduğumuzda, o günü doldurma gerekliliğinin gerçekleştirilemez oluşu içimizi ürküntüyle doldurur; ve ışık içinde nerede olduğumuzu şaşırmış bir halde, sanki dünya az önce sarsılmış ve kendi yıldızını icat etmiş gibi, bir teki bile bizi zamanın dışına çıkarmaya yetecek olan gözyaşlarından kaçarız."
"ümitsizliğe talim eden ve kendini kabullenen cesetleriz; kendimize rağmen hayatta kalırız ve yalnızca yararsız bir formaliteyi yerine getirmek için ölürüz: sanki hayatımız, sadece ondan kurtulabileceğimiz ânı ileri atmamıza bağlıymış gibi..."
"kararlılığının baş ilkesi, harekete geçiş ve anlayış biçimin olan burukluk, dünyadan tiksinmenle kendine acıman arasındaki gelgitin tek sabit noktasıdır."
"giysi bizimle hiçlik arasına girer. vücudunuza bir aynada bakın; ölümlü olduğunuzu anlayacaksınız. parmaklarınızı kaburga kemiklerinizin üzerinde bir mandoline dokunur gibi gezdirin: mezara ne kadar yakın olduğunuzu göreceksiniz. giyimli olduğumuz içindir ki ölümsüzlükle böbürleniriz. bir kravat takıldığında nasıl ölünebilir ? (...)
bir şapka taktığınızda ana karnında günler geçirdiğiniz ya da solucanların yağlarınızı tıka basa yiyecekleri kimin aklına gelir ?"
bi de şey var:
"melankoli, egoizmin düş halidir."
cioran öyle bir adam ki sanki ne yapsam ne hissetsem her ihtimalde karşıma dikiliyor.
"her insanın içinde bir peygamber uyuklar ve o uyandığında dünyadaki kötülük biraz daha artar."
"içimizdeki peygamber bizi kendi boşluğumuzda ihya eden deli tarafımızdır."
"vaaz verme çılgınlığı içimizde öylesine yer etmiştir ki, korunma içgüdüsünün bilmediği derinliklerden doğar. her insan kendinin bir şey önereceği anı bekler: ne önerdiği önemli değildir. bir sesi vardır ya o yeter. ne sağır ne dilsiz olmanın bedelini pahalıya öderiz."
"her geceden sonra, kendimizi yeni bir günün karşısında bulduğumuzda, o günü doldurma gerekliliğinin gerçekleştirilemez oluşu içimizi ürküntüyle doldurur; ve ışık içinde nerede olduğumuzu şaşırmış bir halde, sanki dünya az önce sarsılmış ve kendi yıldızını icat etmiş gibi, bir teki bile bizi zamanın dışına çıkarmaya yetecek olan gözyaşlarından kaçarız."
"ümitsizliğe talim eden ve kendini kabullenen cesetleriz; kendimize rağmen hayatta kalırız ve yalnızca yararsız bir formaliteyi yerine getirmek için ölürüz: sanki hayatımız, sadece ondan kurtulabileceğimiz ânı ileri atmamıza bağlıymış gibi..."
"kararlılığının baş ilkesi, harekete geçiş ve anlayış biçimin olan burukluk, dünyadan tiksinmenle kendine acıman arasındaki gelgitin tek sabit noktasıdır."
"giysi bizimle hiçlik arasına girer. vücudunuza bir aynada bakın; ölümlü olduğunuzu anlayacaksınız. parmaklarınızı kaburga kemiklerinizin üzerinde bir mandoline dokunur gibi gezdirin: mezara ne kadar yakın olduğunuzu göreceksiniz. giyimli olduğumuz içindir ki ölümsüzlükle böbürleniriz. bir kravat takıldığında nasıl ölünebilir ? (...)
bir şapka taktığınızda ana karnında günler geçirdiğiniz ya da solucanların yağlarınızı tıka basa yiyecekleri kimin aklına gelir ?"
bi de şey var:
"melankoli, egoizmin düş halidir."
cioran öyle bir adam ki sanki ne yapsam ne hissetsem her ihtimalde karşıma dikiliyor.
devamını gör...
viyana
avusturya'nın başkenti ve dünyanın en yaşanılır şehri. aynı zamanda en güzel kışa sahiplik yapan tarihi şehir.
marketlerde benim gibi içme suyu aramayın, rezil olursunuz. sonra da sodanın asidini kaçırarak içmek zorunda kalırsınız bir süre.
viyana'da musluklardan akan su oldukça temizdir ve içilebilir. alpler'den gelen bu su, içtiğim en güzel su olabilir.
şehir içi ulaşım, haftalık 15€ olan sınırsız biletlerle metro ve tramvay aracılığıyla sağlanabilir. hatta bilet almasanız bile metro ve tramvaya binebilirsiniz ama tavsiye etmem, çünkü görevliler fark ederse yüksek cezalar yemeniz mümkün. onun dışında şehrin bisiklet ağı oldukça gelişmiş, birçok kişi ulaşımını bisikletle sağlıyor. neredeyse her yerde bisiklet yolları var ve bu yollar size tuna nehri'nin manzarası eşliğinde seyahat etme fırsatı sunuyor. cüzi bir miktara bisiklet kiralayıp rahatça istediğiniz yerlere gidebilirsiniz.
oldukça fazla türk var, onun için kendinizi yabancı hissetmiyorsunuz pek.
gidip schnitzel yiyin gibi klişe bir yeme içme tavsiyesi vermeyeceğim. herhangi bir restorana oturun ve menüyü isteyin, çoğu yöreseldir zaten. en kötü ihtimalle garsondan destek alırsınız.
insanları beklenilenin aksine sıcakkanlıdır, herhangi bir basketbol sahasına girip çevre kasabilir ve kafa dağıtabilirsiniz benim gibi.
bir kere giderseniz bağımlılık yapar, gece gündüz rüyalarınıza girer.
son olarak; prater'in oradaki köprünün altında keman çalan bir amca var, ona da allah rızası için 3-5€ atın.
ha bir de öpüşen bir çift görürseniz öküzün trene baktığı gibi bakmayın size zahmet.
marketlerde benim gibi içme suyu aramayın, rezil olursunuz. sonra da sodanın asidini kaçırarak içmek zorunda kalırsınız bir süre.
viyana'da musluklardan akan su oldukça temizdir ve içilebilir. alpler'den gelen bu su, içtiğim en güzel su olabilir.
şehir içi ulaşım, haftalık 15€ olan sınırsız biletlerle metro ve tramvay aracılığıyla sağlanabilir. hatta bilet almasanız bile metro ve tramvaya binebilirsiniz ama tavsiye etmem, çünkü görevliler fark ederse yüksek cezalar yemeniz mümkün. onun dışında şehrin bisiklet ağı oldukça gelişmiş, birçok kişi ulaşımını bisikletle sağlıyor. neredeyse her yerde bisiklet yolları var ve bu yollar size tuna nehri'nin manzarası eşliğinde seyahat etme fırsatı sunuyor. cüzi bir miktara bisiklet kiralayıp rahatça istediğiniz yerlere gidebilirsiniz.
oldukça fazla türk var, onun için kendinizi yabancı hissetmiyorsunuz pek.
gidip schnitzel yiyin gibi klişe bir yeme içme tavsiyesi vermeyeceğim. herhangi bir restorana oturun ve menüyü isteyin, çoğu yöreseldir zaten. en kötü ihtimalle garsondan destek alırsınız.
insanları beklenilenin aksine sıcakkanlıdır, herhangi bir basketbol sahasına girip çevre kasabilir ve kafa dağıtabilirsiniz benim gibi.
bir kere giderseniz bağımlılık yapar, gece gündüz rüyalarınıza girer.
son olarak; prater'in oradaki köprünün altında keman çalan bir amca var, ona da allah rızası için 3-5€ atın.
ha bir de öpüşen bir çift görürseniz öküzün trene baktığı gibi bakmayın size zahmet.
devamını gör...
felsefenin amacı soru sormak mı yoksa çözüm bulmak mı sorunsalı
filozof adlı arkadaşın merak edip açtığı başlıktır.
ama arkadaşım filozof olan sensin üstelik soru soruyorsun cevap belli değil midir.
hem bir filozofun altına tanım girmek ne haddimize.
ama arkadaşım filozof olan sensin üstelik soru soruyorsun cevap belli değil midir.
hem bir filozofun altına tanım girmek ne haddimize.
devamını gör...
üniversiteler yüz yüze eğitime açılsın
bunu isteyen kişilerin genellikle eğitimle işi olmadığı da gözlemlediğim bir durumdur.
devamını gör...
ince şeyler düşünmek için vakit olmaması sorunsalı
ince düşünmek "dur şimdi biraz ince şeyler düşüneceğim " şeklinde olursa bunu en fazla birkaç kez yapabilirsiniz. çünkü aklınıza gelmez pek. ama benim ve kaynamış sütün üzerindeki ince kaymak tabakası nickli yazarımız gibi böyle bir hastalığınız varsa süreye ihtiyacınız yok. çünkü anında incecik düşünceler bir bir oluşuyor beyninizde.
devamını gör...
beğeni borcu
okumadığım hiçbir şeyi beğenmiyorum, bir şeyi beğenmişsem kesinlikle okumuşumdur.*
devamını gör...
17 şubat 2021 uludağ'da intihar eden doktor
bursa da görev yapan 35 yaşındaki doktorun mobbing sebebiyle hayatına son verdiği olay. çok üzücü, çok vahim bir olay. özellikle asistan doktorlar arasında sık yaşanan mobbinge artık bir şekilde son verilmelidir. insan yaşamını devam ettirmek üzerine uğraş veren bir meslekte (üzülerek)yine aynı meslek grubundaki kişiler tarafından bu derece psikolojik baskı kabul edilemez.
devamını gör...
gençlerin hobi sahibi olmayışı
devamını gör...
glutensiz tarifler
glutensiz beslenme sadece doktor tavsiyesi ile gerekli görüldüğü durumlarda uygulanıyor. öyle kafamıza göre gluten zararlıymış bırakayım demekle olmuyor. zira glutensiz diyet buğday ve türevlerini içermediği için beslenmenize onun yerini tutacak başka karbonhidrat koymazsanız ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaşabilirsiniz. karbonhidrat en temel besinlerimizden biri. karbonhidrat tüketmeyenler kemiklerini tüketiyor derler. eğer beslenmede karbonhidrat yoksa vücut kemiklere depoladığını tüketmeye başlar. aman diyim kafanıza göre beslenme biçiminizi değiştirmeyin. şimdi gelelim tarifelere. bende gluten alerjisi olduğu için glutensiz beslenmeye çalışıyorum. interneten bulduğum tariflerden deneme yanılma yöntemiyle en ideal haline dönüştürdüğüm bir kaç tarif paylaşmak isterim.
fasülye keki
3 yumurta
2 su bardağı haşlanmış kuru fasulye
1, 5 su bardağı şeker
4 yemek kaşığı glutensiz un
1 kabartma tozu
haşlanmış fasülyelerin kabuğunu soyup blender ile pürüsüz olana kadar çekiyoruz. ayrı bir kapta yumurta ve şekeri çırpıyoruz. daha sonra tüm malzemeleri birleştiriyoruz. fasülyenin kokusunu yok etmek için ise isteğe bağlı tarçın ve ceviz, kakao ve eritilmiş çikolata, portakal rendesi ve suyu kombinasyonlarından birini ekleyebilirsiniz. bunları eklemeseniz de çok az bir fasülye kokusu geliyor. kek hamuru hazır olunca önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında kürdanla kontrol ederek pişiriyoruz.
kekimizin piştikten sonraki hali:

mısır ekmeği
2 yumurta
yarım çay bardağı sıvıyağ
bir çay bardağı yoğurt
bir tatlı kaşığı tuz
bir paket glutensiz kabartma tozu
bir buçuk su bardağı glutensiz mısır unu
yarım su bardağı glutensiz un
yumurtaları çırptıktan sonra yağ ve yoğurt eklenip iyice harmanlanır. daha sonra un, tuz ve kabartma tozu azar azar eklenir. ben muffin kapılarında pişirdim daha rahat oluyor. önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında kürdanla kontrol ederek pişiriyoruz.
ekmeğimizin piştikten sonraki görüntüsü:
fasülye keki
3 yumurta
2 su bardağı haşlanmış kuru fasulye
1, 5 su bardağı şeker
4 yemek kaşığı glutensiz un
1 kabartma tozu
haşlanmış fasülyelerin kabuğunu soyup blender ile pürüsüz olana kadar çekiyoruz. ayrı bir kapta yumurta ve şekeri çırpıyoruz. daha sonra tüm malzemeleri birleştiriyoruz. fasülyenin kokusunu yok etmek için ise isteğe bağlı tarçın ve ceviz, kakao ve eritilmiş çikolata, portakal rendesi ve suyu kombinasyonlarından birini ekleyebilirsiniz. bunları eklemeseniz de çok az bir fasülye kokusu geliyor. kek hamuru hazır olunca önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında kürdanla kontrol ederek pişiriyoruz.
kekimizin piştikten sonraki hali:

mısır ekmeği
2 yumurta
yarım çay bardağı sıvıyağ
bir çay bardağı yoğurt
bir tatlı kaşığı tuz
bir paket glutensiz kabartma tozu
bir buçuk su bardağı glutensiz mısır unu
yarım su bardağı glutensiz un
yumurtaları çırptıktan sonra yağ ve yoğurt eklenip iyice harmanlanır. daha sonra un, tuz ve kabartma tozu azar azar eklenir. ben muffin kapılarında pişirdim daha rahat oluyor. önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında kürdanla kontrol ederek pişiriyoruz.
ekmeğimizin piştikten sonraki görüntüsü:
devamını gör...
anksiyete
beni iki gündür süründüren şey. geberiyorum kalp ağrısından, huzursuz hissetmekten. bilmesem gerçek olmadığını ağrının kıyamet koparırdım öyle şiddetli. velhasıl iyi gelebilicek önerisi olan varsa bir mesaj kadar uzağınızdayım.
devamını gör...
normal sözlük'ün renginin turuncu olmasının anlamı
lanet olsun büyük resmi gördün dostum.
renk işte ne manası olacak.
renk işte ne manası olacak.
devamını gör...
imaninsanıinsaneder
kendi inancına ve maslahatına uygun yorumlar yapan, gayr-ı ahlaki ve cinsel içerikli gereksiz pornografik yorumlar yapmayan sözlük yazarı.
devamını gör...
isimlerle ilgili genellemeler
başka memleketi bilmem ama bulunduğum memlekette ismi ali olanların yüzde 70 ya da 80'i yamuk karakterli kişilerdi. hele bir de boyu kısa olanları.
devamını gör...
boraltan köprüsü olayı
yakın tarihimizde ilginç bir şekilde karanlıkta kalmış, oluş şekli konusunda görüş birliği bulunmayan olaylardan biridir. ancak dönemin şartları göz önüne alındığında (stalin'in boğazlarda üs, kars,ardahan ve artvini istemesi) esirlerin iade edilmek zorunda kalınmış olması için o dönem iktidarda olanları suçlamak haksızlık olur diye düşünüyorum.
yakın zamanda tayyip erdoğan'ın da açıklama yaptığı bu olayla ilgili çok değişik bilgiler mevcut. kaynaklardan birinde stalin zulmünden kaçan 145 azeri türkünün sınır karakoluna sığındığı, rusların bu kişilerin iade edilmesi talebini dönemin türk hükümetinin kabul ettiği ve iade edilen bu kişilerin hemen orada, türk askerlerinin gözü önünde katledildiği.
kaynak
bir başka kaynakta ise savaş sırasında alman saflarına geçen kırım tatarlarının savaş sonunda ingilizlere esir düştüğü, rusların bu esirleri talep ettiği ve esirlerin türkiye üzerinden trenle gönderildiği söylenir. buradaki sayı da 195. kaynak
bir başka kaynak ise boraltan diye bir köprünün hiç olmadığını söylüyor.
daha fazla uzatmadan konu hakkında bütün iddiaları okuyabileceğiniz (17 tane. bunlar arasında tbmm tutanakları da var) bir link bırakıyorum.
buradan
yakın zamanda tayyip erdoğan'ın da açıklama yaptığı bu olayla ilgili çok değişik bilgiler mevcut. kaynaklardan birinde stalin zulmünden kaçan 145 azeri türkünün sınır karakoluna sığındığı, rusların bu kişilerin iade edilmesi talebini dönemin türk hükümetinin kabul ettiği ve iade edilen bu kişilerin hemen orada, türk askerlerinin gözü önünde katledildiği.
kaynak
bir başka kaynakta ise savaş sırasında alman saflarına geçen kırım tatarlarının savaş sonunda ingilizlere esir düştüğü, rusların bu esirleri talep ettiği ve esirlerin türkiye üzerinden trenle gönderildiği söylenir. buradaki sayı da 195. kaynak
bir başka kaynak ise boraltan diye bir köprünün hiç olmadığını söylüyor.
daha fazla uzatmadan konu hakkında bütün iddiaları okuyabileceğiniz (17 tane. bunlar arasında tbmm tutanakları da var) bir link bırakıyorum.
buradan
devamını gör...
kyk borcu olan yazarlar
henüz üniversiteye başlamadığım için dahil olmadığım gruptur.
dahil olmak da istemem açıkçası ama o zamanki maddi durumuma bağlı.
dahil olmak da istemem açıkçası ama o zamanki maddi durumuma bağlı.
devamını gör...