clickbait habercilik
sadece tık uğruna yapılan sitelere insanların girmesi için yapılan saçma ve bir o kadar anlamsız haber siteleridir.
devamını gör...
26 aralık 2020 istanbul için yağmur bombası önerilmesi
"doğal olanı perişan ettik, kurtar bizi yapay olan" temalı çalışma.
yani tamam, küresel ölçekte derece artışı olabilir dünyanın birçok yerinde. fakat bunu bile bile, bina dikmek için önüne gelen ağacı kesersen, sen tüm ülkelerden önce ödersin bunun doğal bedelini.
insanın aklına şu soru geliyor; neden ormanlarını anayasa ile koruma altına almış olan, prensinin doğumunu ağaç dikerek kutlayan, negatif karbon emisyonuna sahip ağaç cenneti bhutan, bu küresel ısınma döneminde bile normalden fazla yağış alırken senin barajların kuruyor?
neyse... kime ne anlatıyoruz sanki.
yani tamam, küresel ölçekte derece artışı olabilir dünyanın birçok yerinde. fakat bunu bile bile, bina dikmek için önüne gelen ağacı kesersen, sen tüm ülkelerden önce ödersin bunun doğal bedelini.
insanın aklına şu soru geliyor; neden ormanlarını anayasa ile koruma altına almış olan, prensinin doğumunu ağaç dikerek kutlayan, negatif karbon emisyonuna sahip ağaç cenneti bhutan, bu küresel ısınma döneminde bile normalden fazla yağış alırken senin barajların kuruyor?
neyse... kime ne anlatıyoruz sanki.
devamını gör...
tipik almancı davranışları
yurt sınırları içerisinde , kendi aralarında almanca konuşmaları. sanırsın almanya şansölyeleri kendileri.
devamını gör...
kırtasiyeye girince gelen her şeyi alma isteği
her şey o kadar güzeldir ki babanın bir kırtasiyeci olmasını istersin .
devamını gör...
makyajını sil tecavüzden kurtul
"nerden baksan tutarsızlık nerden baksan ahmakça."
devamını gör...
argo konuşan kadınlar
kişisel tercih olduğu için çok normaldir.
devamını gör...
beğeni alınca mutlu olan yazar
yazdıklarımın okunduğunu ve birilerinin hoşuna gittiğini görmek hoşuma gidiyor tabi ki.
devamını gör...
isveç’te işe alımda kullanılan yapay zeka
işe alım sırasında din, ırk, cinsiyet, dış görünüş gibi ön yargıya sebep olabilecek faktörleri ortadan kaldırmak ve sadece başvuranın yeteneklerini öğrenmek için geliştirilen bir yapay zeka olan tengai 40 dil seçeneği ile tasarlanmış ve ilk kez upplands-bro belediyesinde işe alımda kullanılmıştır.

kaynak

kaynak
devamını gör...
evli olup çocuk sahibi olmak istememek
çocuk bakmaya uygun hissetmiyor olabilirler kendilerini. saygı gösterilmesi ve her görüldüğü yerde 'ee çocuk ne zaman?' diye sorulmamalıdır.
devamını gör...
sevilmeyen insan davranışları
kalabalık ortamlarda boş boş ,saçma sapan konulardan bahseden insan,
patavatsız insan,
herkesin içinde dakikalarca telefonla konuşan insan,
karşısındaki konusurken sağa sola bakan,önemsemeyen tavırlarda bulunup kendisi konuşurken dinlenmek,dinletmek isteyen insan! davranışlarıdır
patavatsız insan,
herkesin içinde dakikalarca telefonla konuşan insan,
karşısındaki konusurken sağa sola bakan,önemsemeyen tavırlarda bulunup kendisi konuşurken dinlenmek,dinletmek isteyen insan! davranışlarıdır
devamını gör...
bu eylemsizlik neden sorunsalı
naziler komünistler için geldiğinde sesimi çıkarmadım; çünkü komünist değildim.
sosyal demokratları içeri tıktıklarında sesimi çıkarmadım; çünkü sosyal demokrat değildim.
sonra sendikacılar için geldiler, bir şey söylemedim; çünkü sendikacı değildim.
sonra yahudiler için geldiler, sesimi çıkarmadım, çünkü yahudi değildim.
benim için geldiklerinde, sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.
emil gustav friedrich martin niemöller alman bir ilahiyatçı. ve yukarıda alıntıladığım cümlesi de bu eylemsizliği çok güzel açıklıyor.
rize’nin ikizdere ilçesindeki taş ocağı çalışmalarına karşı yapışan eylemlerde bir adam şöyle bir cümle kurdu: bu ilçe %85 sana oy vermiştir, bize neden yaptın bunu? aklımda kaldığı kadarıyla alıntı yaptığım bu cümle insanların kendinlerinden uzaktaki haksızlıklara kör olduğunu gösteriyor aslında. başkalarına yapılsın ama biz zaten aynı taraftayız diyen insanlar bu eylemsizliğin sorumlusudur.
sosyal demokratları içeri tıktıklarında sesimi çıkarmadım; çünkü sosyal demokrat değildim.
sonra sendikacılar için geldiler, bir şey söylemedim; çünkü sendikacı değildim.
sonra yahudiler için geldiler, sesimi çıkarmadım, çünkü yahudi değildim.
benim için geldiklerinde, sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.
emil gustav friedrich martin niemöller alman bir ilahiyatçı. ve yukarıda alıntıladığım cümlesi de bu eylemsizliği çok güzel açıklıyor.
rize’nin ikizdere ilçesindeki taş ocağı çalışmalarına karşı yapışan eylemlerde bir adam şöyle bir cümle kurdu: bu ilçe %85 sana oy vermiştir, bize neden yaptın bunu? aklımda kaldığı kadarıyla alıntı yaptığım bu cümle insanların kendinlerinden uzaktaki haksızlıklara kör olduğunu gösteriyor aslında. başkalarına yapılsın ama biz zaten aynı taraftayız diyen insanlar bu eylemsizliğin sorumlusudur.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının sözlüğü sahiplenmesi
ilk üyeleriyiz diye mi böyle olduğunu bilemediğim durumdur.
şahsen bu platform başarıya ulaşırsa neden bilmiyorum kendim başarmışım gibi gurur duyacağım. iki gündür buradayım ve benim gibi düşünenler olduğuna eminim.
şahsen bu platform başarıya ulaşırsa neden bilmiyorum kendim başarmışım gibi gurur duyacağım. iki gündür buradayım ve benim gibi düşünenler olduğuna eminim.
devamını gör...
kitap alıntıları
"doymuyorum.
ne fiziksel olarak ne de psikolojik olarak.
içimdeki derin bir boşluğu yemekle ve ilgiyle doyurmak istiyorum ama dolmuyor.
sanki bir karadelik var içimde ve sömürüyor beni.
ne sevildiğimi tam hissediyorum,
ne de değerli olduğumu...
ne huzuru hissediyorum,
ne de sakinliği...
ne güvende hissedebiliyorum,
ne de güvenebiliyorum.
içimi kemiren derin bir boşluk ve huzursuzluk hali beni esir almış durumda.
sürekli onun istediğini yapmama rağmen bir türlü doyum sağlamayan biri gibi beni ele geçirmiş durumda.
ona karşı koyamıyorum.
o hissi hissetmektense, onun istediğini vermek daha kolay geliyor.
sürekli bir kontrol halinde olmama neden oluyor.
ve her an kaybedilmeye yakın bir kontrol hali. aniden öfkelenebiliyorum.
istediğim gibi olmayan şeyler karşısında bocalıyorum.
küçücük şeylere bile orantısız anlamlar yükleyip, orantısız tepkiler verebiliyorum.
bunun adı boşluk hissi imiş.
duygusal olarak doyurulamayan çocuğun, oluşan o boşlukla baş etmek için yaptığı şeylermiş yaptıklarım.
geçmişim boşlukları, geçmişin eksiklikleri bugününün rotasını belirler diye boşa demiyorlarmış.
bugün hissetmekten korktuğum o derin boşluktan kaçmak için yaptıklarıma dur demem gerektiğini anladım.
durup o duygumla başetmem gerektiğini anladım.
sürekli ona kulak verip, onun kontrolüne girmemem gerektiğini anladım.
ve o boşlukla baş etmeyi öğrendikçe, o boşluk karşısında güçlendikçe, o boşluğu oluşturanların eksik bıraktıklarını kendime vermeyi öğrendikçe daha az ihtiyaç duyar oldum hem yemeğe hem de diğer insanlara.
şimdi daha huzurluyum.
şimdi daha farkındayım."
psikoterapist ziya ünlütürk
ne fiziksel olarak ne de psikolojik olarak.
içimdeki derin bir boşluğu yemekle ve ilgiyle doyurmak istiyorum ama dolmuyor.
sanki bir karadelik var içimde ve sömürüyor beni.
ne sevildiğimi tam hissediyorum,
ne de değerli olduğumu...
ne huzuru hissediyorum,
ne de sakinliği...
ne güvende hissedebiliyorum,
ne de güvenebiliyorum.
içimi kemiren derin bir boşluk ve huzursuzluk hali beni esir almış durumda.
sürekli onun istediğini yapmama rağmen bir türlü doyum sağlamayan biri gibi beni ele geçirmiş durumda.
ona karşı koyamıyorum.
o hissi hissetmektense, onun istediğini vermek daha kolay geliyor.
sürekli bir kontrol halinde olmama neden oluyor.
ve her an kaybedilmeye yakın bir kontrol hali. aniden öfkelenebiliyorum.
istediğim gibi olmayan şeyler karşısında bocalıyorum.
küçücük şeylere bile orantısız anlamlar yükleyip, orantısız tepkiler verebiliyorum.
bunun adı boşluk hissi imiş.
duygusal olarak doyurulamayan çocuğun, oluşan o boşlukla baş etmek için yaptığı şeylermiş yaptıklarım.
geçmişim boşlukları, geçmişin eksiklikleri bugününün rotasını belirler diye boşa demiyorlarmış.
bugün hissetmekten korktuğum o derin boşluktan kaçmak için yaptıklarıma dur demem gerektiğini anladım.
durup o duygumla başetmem gerektiğini anladım.
sürekli ona kulak verip, onun kontrolüne girmemem gerektiğini anladım.
ve o boşlukla baş etmeyi öğrendikçe, o boşluk karşısında güçlendikçe, o boşluğu oluşturanların eksik bıraktıklarını kendime vermeyi öğrendikçe daha az ihtiyaç duyar oldum hem yemeğe hem de diğer insanlara.
şimdi daha huzurluyum.
şimdi daha farkındayım."
psikoterapist ziya ünlütürk
devamını gör...
bir filmde başrol olsanız ne olurdu sorunsalı
güzin abla. ama mahrem sorular, ahlaksız sorular istemeyeninden.
devamını gör...
bir insanın kalitesiz olduğunu gösteren detaylar
dış görünümüne fazla önem vermesi.
günlük kelime sayısı ve içeriği.
başarısızlıklarına kılıf bulmaya çalışması.
günlük kelime sayısı ve içeriği.
başarısızlıklarına kılıf bulmaya çalışması.
devamını gör...
her şeyin mizahı yapılır mı sorunsalı
kendi fikrim: yapılmalıdır. üslubu önemlidir. *
şöyle bir yönü var;
başından geçen travmatik olayları düşün. bunlara karşı yapılan kinayeli esprilere alınmak yerine gülebiliyorsan, travmanı atlatmışsın demektir.
bir yakınım bir kaza geçirmişti. durumuyla dalga geçerek yüzüne vurmasam, içinde besleyip büyütecek, hem daha geç atlatacak hem de zaman geçtikte travmanın izleri artacaktı. şuan kendi bile yeri gelince kendiyle dalga geçebiliyor ve yüzü gülüyor.
başka bir yakınım ciddi bir ameliyat geçirmişti, bize gerek kalmıyordu. o bol bol mizah konusu yapıyordu kendini.
din denmiş, yapalım hemen: 1 milyar kişinin kutsal gördüğü ineği, her gün başka bir 1 milyar kişi katlederek yiyor. daha komik bir şey mi var? illa ki diyorlardır: "bizim dinimiz kutsaldır, kimse dalga geçemez", e adam yedi senin kutsalını, artanını da çöpe sıyırdı.
4000 küsür aktif din var. gücenen sensin, tanrın değil.
kaldı ki mizah subjektif bir şeydir.
ayrıca tanımadığın birine de aklına gelen her mizahı yapmazsın zaten.
şöyle bir yönü var;
başından geçen travmatik olayları düşün. bunlara karşı yapılan kinayeli esprilere alınmak yerine gülebiliyorsan, travmanı atlatmışsın demektir.
bir yakınım bir kaza geçirmişti. durumuyla dalga geçerek yüzüne vurmasam, içinde besleyip büyütecek, hem daha geç atlatacak hem de zaman geçtikte travmanın izleri artacaktı. şuan kendi bile yeri gelince kendiyle dalga geçebiliyor ve yüzü gülüyor.
başka bir yakınım ciddi bir ameliyat geçirmişti, bize gerek kalmıyordu. o bol bol mizah konusu yapıyordu kendini.
din denmiş, yapalım hemen: 1 milyar kişinin kutsal gördüğü ineği, her gün başka bir 1 milyar kişi katlederek yiyor. daha komik bir şey mi var? illa ki diyorlardır: "bizim dinimiz kutsaldır, kimse dalga geçemez", e adam yedi senin kutsalını, artanını da çöpe sıyırdı.
4000 küsür aktif din var. gücenen sensin, tanrın değil.
kaldı ki mizah subjektif bir şeydir.
ayrıca tanımadığın birine de aklına gelen her mizahı yapmazsın zaten.
devamını gör...
almaktan en çok haz duyulan mesajlar
"baktıktan sonra sil ama hemen" uyarısıyla atılan mesajlardır.
devamını gör...
anaksimandros
muhtemelen thales'in öğrencisidir. dünyanın en büyük insanlarından birisidir. thales'le aralarında çok önemli bir konuşma geçmiş, olanlar olmuştur.
thales mısır'a gittiğinde kadastrocuların tarla sınırlarını çizmek için geometri kullandığını görmüştür. işte efendim o zaman üçgenler, benzer üçgenler, belki de pisagor falan filan... söz gelimi thales bunları gördükten sonra bir sorgulayıvermiştir: ''fırtına oluyor, zeus'a kurban veriyoruz ama fırtına olmaya devam ediyor; deprem oluyor, poseidon'a kurban veriyoruz e depremler de olmaya devam ediyor? bu işin böyle olmaması lazım.'' sonra da diyor ki: ''ben... geometri bilgisine tanrının yardımı olmadan ulaştım. ve bu bilgi... dünyanın her yerinde geçerli olmak zorundadır.'' koşa koşa milet'e gidiyor, yanında tarkullu hipotezi'ndeki dünya ile hemencecik anaksimandros'a gidip öğrendiklerini anlatıyor. ''biz, bilgilere tanrıların yardımı olmadan ulaşabiliriz!'' sonra tarkullu hipotezi'ni gösteriyor anaksimandros'a: ''bak şöyle olsun, etrafımız okyanus ve bu okyanusta kocaman bir fırtına olduğunda okyanus sallansın; al sana deprem, demek ki deprem böyle oluyor. hatırlarsan anaksimandros, milet'e gelen denizciler hep ilerilerinde kocaman bir okyanus olduğunu söylüyorlar; demek ki etrafımız okyanuslarla çevrili bana bu tarkullu çok mantıklı geldi! sen ne düşünüyorsun anaksimandros? eleştir bakalım, daha iyi bir fikrin var mı?.''
bunun üzerine anaksimandros da diyor ki: ''yahu thales, bu benim aklıma yatmadı. dünya taştan bak; eline taşı al, denize at, batacaktır. dünya'nın altında başka bir şey var, bu dünya'yı yüzdürüyor da diyebilirsin tamam; hadi bunu kabul ettik. dünya'yı tutan su madem diyorsun madem, o zaman suyu ne tutuyor? hadi suyu da başka bir şey tutuyor diyelim, onu ne tutuyor? hadi onu da bir şey tutuyor diyelim, o zaman o şeyi ne tutuyor? o zaman thales, senin hipotezin bu sorunu çözmüyor.''
sonra thales de diyor ki: ''sen ne düşünüyorsun anaksimandros?''
anaksimandros da o efsanevi cevabı veriyor: ''kanaatimce thales... dünya boşlukta.'' işte bu uzaydır dostlarım. (celal şengör yayınından bir şeyler)
thales mısır'a gittiğinde kadastrocuların tarla sınırlarını çizmek için geometri kullandığını görmüştür. işte efendim o zaman üçgenler, benzer üçgenler, belki de pisagor falan filan... söz gelimi thales bunları gördükten sonra bir sorgulayıvermiştir: ''fırtına oluyor, zeus'a kurban veriyoruz ama fırtına olmaya devam ediyor; deprem oluyor, poseidon'a kurban veriyoruz e depremler de olmaya devam ediyor? bu işin böyle olmaması lazım.'' sonra da diyor ki: ''ben... geometri bilgisine tanrının yardımı olmadan ulaştım. ve bu bilgi... dünyanın her yerinde geçerli olmak zorundadır.'' koşa koşa milet'e gidiyor, yanında tarkullu hipotezi'ndeki dünya ile hemencecik anaksimandros'a gidip öğrendiklerini anlatıyor. ''biz, bilgilere tanrıların yardımı olmadan ulaşabiliriz!'' sonra tarkullu hipotezi'ni gösteriyor anaksimandros'a: ''bak şöyle olsun, etrafımız okyanus ve bu okyanusta kocaman bir fırtına olduğunda okyanus sallansın; al sana deprem, demek ki deprem böyle oluyor. hatırlarsan anaksimandros, milet'e gelen denizciler hep ilerilerinde kocaman bir okyanus olduğunu söylüyorlar; demek ki etrafımız okyanuslarla çevrili bana bu tarkullu çok mantıklı geldi! sen ne düşünüyorsun anaksimandros? eleştir bakalım, daha iyi bir fikrin var mı?.''
bunun üzerine anaksimandros da diyor ki: ''yahu thales, bu benim aklıma yatmadı. dünya taştan bak; eline taşı al, denize at, batacaktır. dünya'nın altında başka bir şey var, bu dünya'yı yüzdürüyor da diyebilirsin tamam; hadi bunu kabul ettik. dünya'yı tutan su madem diyorsun madem, o zaman suyu ne tutuyor? hadi suyu da başka bir şey tutuyor diyelim, onu ne tutuyor? hadi onu da bir şey tutuyor diyelim, o zaman o şeyi ne tutuyor? o zaman thales, senin hipotezin bu sorunu çözmüyor.''
sonra thales de diyor ki: ''sen ne düşünüyorsun anaksimandros?''
anaksimandros da o efsanevi cevabı veriyor: ''kanaatimce thales... dünya boşlukta.'' işte bu uzaydır dostlarım. (celal şengör yayınından bir şeyler)
devamını gör...

