moda sahili
gün batımı'nın en güzel izlenilen yeridir.
devamını gör...
efendi erkeğe aşık olma sebebi
efendiliğin ne olduğunu tam olarak gözünde canlandıramayanlarca bir türlü anlaşılamayan neden.
efendilik sıkıcılık, enayilik, espri yeteneğinden yoksunluk, vasatlık değildir. öyle olsa sıkıcı erkek, vasat erkek falan deriz zaten.
efendilik nerede nasıl davranması gerektiğini bilmektir genel olarak. yerine göre kibar olmak, yerine göre eğlenceli olmaktır. çekicilikten uzak olmak değildir. cinsellikten bihaber değildir ama onu sevgilisiyle yaşamayı seçer.
p*ç erkek dediğiniz tipler de aslında esprili, eğlenceli değil şerefsizlik peşinde koşan erkektir. yalanı, aldatmayı, doyumsuzluğu fırlamalık zanneder. adinin önde gidenidir aslında. seks için de bir sınırı yoktur. nefes alsın yeter'dir onun için. yeterince güzel ya da seksi değilse, kafasına kese kâğıdı geçirir, yine seks yapar.
kadınlar adına boş boş konuşursunuz ama efendi erkek kazanır. kimi birlikteyken anlar kıymetini kimi de "p*ç" erkek dediğiniz türle karşılaştıktan sonra ama mutlaka kıymeti anlaşılır. sadece zaman meselesidir.
efendilik sıkıcılık, enayilik, espri yeteneğinden yoksunluk, vasatlık değildir. öyle olsa sıkıcı erkek, vasat erkek falan deriz zaten.
efendilik nerede nasıl davranması gerektiğini bilmektir genel olarak. yerine göre kibar olmak, yerine göre eğlenceli olmaktır. çekicilikten uzak olmak değildir. cinsellikten bihaber değildir ama onu sevgilisiyle yaşamayı seçer.
p*ç erkek dediğiniz tipler de aslında esprili, eğlenceli değil şerefsizlik peşinde koşan erkektir. yalanı, aldatmayı, doyumsuzluğu fırlamalık zanneder. adinin önde gidenidir aslında. seks için de bir sınırı yoktur. nefes alsın yeter'dir onun için. yeterince güzel ya da seksi değilse, kafasına kese kâğıdı geçirir, yine seks yapar.
kadınlar adına boş boş konuşursunuz ama efendi erkek kazanır. kimi birlikteyken anlar kıymetini kimi de "p*ç" erkek dediğiniz türle karşılaştıktan sonra ama mutlaka kıymeti anlaşılır. sadece zaman meselesidir.
devamını gör...
ilk tanışmada memleket soran insan
memleket sorarak, muhabbeti ilerletmek, konu açmak ve samimiyet kurmanın temel unsuru olduğunu düşünmek kadar saçma ve boş bir kafa olamaz.
milyar dünyada, milyon konudan, binlerce cümleden ikisini bir araya getirip konu açıp muhabbet edemiyorsa def olsun gitsin.
nerelisin?
varsayalım ki sizinle aynı şehrin aynı mahallenin yan sokağındanım.
veya 2500km öteden bir şehirden, bu neyi değiştirir?
t: bulunduğum iklim üzerinden kişilik test ve kalite mi belirleyecek kadar üstün zekalı olduğunu düşünebilirsin, bir o kadar da benim gözümde gerizekalı olduğunu düşündüğümü unutma!.
milyar dünyada, milyon konudan, binlerce cümleden ikisini bir araya getirip konu açıp muhabbet edemiyorsa def olsun gitsin.
nerelisin?
varsayalım ki sizinle aynı şehrin aynı mahallenin yan sokağındanım.
veya 2500km öteden bir şehirden, bu neyi değiştirir?
t: bulunduğum iklim üzerinden kişilik test ve kalite mi belirleyecek kadar üstün zekalı olduğunu düşünebilirsin, bir o kadar da benim gözümde gerizekalı olduğunu düşündüğümü unutma!.
devamını gör...
evren sonlu mudur sorunsalı
asgari ücrete tabii sigortasız bir şekilde günde 12 saat çalışan ben için çok da umrumda olmayan sorunsaldır.
devamını gör...
soğansız bibersiz domatessiz ve yumurtasız menemen
devamını gör...
mutlu eden küçük şeyler
sizin hakkında hatırlanan minik detaylardır. neli pasta sevdiğiniz, favori filminiz, favori grubunuz gibi hoş detaylar biliniyorsa bu insanı mutlu eder.
devamını gör...
ninkasi
bira tanrıların içeceği olsa da vakti zamanında az tanrıyı küfelik etmemiş. misal enki ile ninhursag içip içip birbirlerine girmişler. enki ninhursag'ı bir temiz dövmüş. hatta ağzını burnunu dağıtmış diyorlar ama o işin magazinsel boyutu tabi. kanımca tanrılara da çok içirmemek lazım zira onlar da içince harbi harbi sapıtıyorlar anlaşılan. bu mevzudan binlerce sene sonra da şu anda olduğu gibi insanoğlunun diline düşüveriyorlar. ''ağzınla iç şu mereti enki efeeendi!'' lakin şunun altını çizmek lazım; sümerliler cidden aklıselim bir millet. yani tanrılar/insanlar içip içip birbirine girdi diye bu işin müsebbibi biradır dememişler, ihaleyi içkiye bırakmamışlar. içip sapıtıyorsanız bu içicinin kusuru olarak görülüyor ve bu kusurda karakter zayıflığına yoruluyor. netice olarak koskoca tanrıçanın yaptığı içecek kusurlu olacak değil ya! birde ninkasi bu biraları günlük yapıyormuş. yani millet biralarını bu sayede taze taze içiyormuş. bence çok düşünceli bir tanrıça. birde biranın ilahisi var tabi bu ilahi sadece kutsiyet arz etmiyor aynı zamanda iyi bira nasıl yapılır onu da tarif ediyor.
miguel civil tarafından sümerce'den çevrilmiş ilahi de şöyle bir şey;
borne of the flowing water,
tenderly cared for by the ninhursag,
borne of the flowing water,
tenderly cared for by the ninhursag,
having founded your town by the sacred lake,
she finished its great walls for you,
ninkasi, having founded your town by the sacred lake,
she finished its walls for you,
your father is enki, lord nidimmud,
your mother is ninti, the queen of the sacred lake.
ninkasi, your father is enki, lord nidimmud,
your mother is ninti, the queen of the sacred lake.
you are the one who handles the dough [and] with a big shovel,
mixing in a pit, the bappir with sweet aromatics,
ninkasi, you are the one who handles the dough [and] with a big shovel,
mixing in a pit, the bappir with [date] - honey,
you are the one who bakes the bappir in the big oven,
puts in order the piles of hulled grains,
ninkasi, you are the one who bakes the bappir in the big oven,
puts in order the piles of hulled grains,
you are the one who waters the malt set on the ground,
the noble dogs keep away even the potentates,
ninkasi, you are the one who waters the malt set on the ground,
the noble dogs keep away even the potentates,
you are the one who soaks the malt in a jar,
the waves rise, the waves fall.
ninkasi, you are the one who soaks the malt in a jar,
the waves rise, the waves fall.
you are the one who spreads the cooked mash on large reed mats,
coolness overcomes,
ninkasi, you are the one who spreads the cooked mash on large reed mats,
coolness overcomes,
you are the one who holds with both hands the great sweet wort,
brewing [it] with honey [and] wine
(you the sweet wort to the vessel)
ninkasi, (...)(you the sweet wort to the vessel)
the filtering vat, which makes a pleasant sound,
you place appropriately on a large collector vat.
ninkasi, the filtering vat, which makes a pleasant sound,
you place appropriately on a large collector vat.
when you pour out the filtered beer of the collector vat,
ıt is [like] the onrush of tigris and euphrates.
ninkasi, you are the one who pours out the filtered beer of the collector vat,
ıt is [like] the onrush of tigris and euphrates.
akan sudan
doğmuş, ninhursag şefkatle bakmış,
akan sudan
doğmuş, ninhursag şefkatle bakmış,
şehrini kutsal gölün yanında kurduktan sonra, senin
için büyük duvarlarını bitirdi,
ninkasi, kentini kutsal gölün yanında kurduktan
sonra, duvarlarını senin için bitirdi,
baban enki, lord nidimmud,
annen ninti, kutsal gölün kraliçesi.
ninkasi, senin baban enki, lord nidimmud,
annen kutsal gölün kraliçesi ninti.
hamuru [ve] büyük bir kürekle
işleyen, çukurda karıştıran, tatlı aromalı bappir,
ninkasi, hamuru [ve] büyük bir kürekle işleyen, çukurda
karıştıran, [tarih] ile bappir – tatlım,
bapiri büyük fırında pişiren sensin, kabuklu
hububat yığınlarını sıralayan,
ninkasi, büyük fırında bappiri pişiren sensin, kabuklu
hububat yığınlarını sıralayan,
yerdeki maltı sulayan sensin,
soylu köpekler hükümdarları bile uzak tutar,
ninkasi, yerdeki maltı sulayan sensin,
soylu köpekler hükümdarları bile uzak tutar,
maltı kavanoza batıran sensin,
dalgalar yükselir, dalgalar düşer.
ninkasi, maltı kavanozda ıslatan sensin,
dalgalar yükselir, dalgalar düşer.
pişmiş püreyi büyük kamış hasırlara
serensensin ,
serinlik galip gelir, ninkasi, büyük kamış hasırların üzerine pişen püreyi yayan sensin,
serinlik galip gelir,
büyük tatlı şırayı iki eliyle tutan sensin,
bal [ve] şarapla [onu]
demleyen (sen tatlı şıradan kaba)
ninkasi, (…)(sen kaba tatlı şıra)
hoş bir ses çıkaran filtreleme kazanını,
büyük bir kollektör kazanının üzerine uygun şekilde yerleştirirsiniz.
hoş bir ses çıkaran filtreleme kazanı ninkasi,
geniş bir kollektör kazanının üzerine uygun şekilde yerleştirirsiniz.
toplayıcı fıçının süzülmüş birasını döktüğünüzde,
dicle ve fırat’ın hücumu [gibidir].
ninkasi, toplama fıçısının süzülmüş birasını döken sensin,
dicle ve fırat’ın hücumu [gibidir].
anlatımdaki güzelliğe, benzetmelerdeki yaratıcılığa bakar mısınız? hele ilahi biterken yapılan dicle ve fıratın hücumu gibidir diyor ya, muazzam! netice de adamlar şifa niyetine içmişler. babilliler de birayı pek severler lakin hammurabi'nin birayı karneye bağlaması sonucu garipler sınırlı şekilde demlenebilmişler. ama buradaki enteresan durumda şu; en yüksek istihkak rahiplere verilmiş iyi mi? adamlar günde 5 litre bira tüketme hakkına sahipmiş. vallahi bu zevat her dönem işin kaymağını yiyiyor. helal olsun cidden (!)
bazı bilgilerin derlendiği kaynak: the hymn to ninkasi, goddess of beer/joshua j. mark
miguel civil tarafından sümerce'den çevrilmiş ilahi de şöyle bir şey;
borne of the flowing water,
tenderly cared for by the ninhursag,
borne of the flowing water,
tenderly cared for by the ninhursag,
having founded your town by the sacred lake,
she finished its great walls for you,
ninkasi, having founded your town by the sacred lake,
she finished its walls for you,
your father is enki, lord nidimmud,
your mother is ninti, the queen of the sacred lake.
ninkasi, your father is enki, lord nidimmud,
your mother is ninti, the queen of the sacred lake.
you are the one who handles the dough [and] with a big shovel,
mixing in a pit, the bappir with sweet aromatics,
ninkasi, you are the one who handles the dough [and] with a big shovel,
mixing in a pit, the bappir with [date] - honey,
you are the one who bakes the bappir in the big oven,
puts in order the piles of hulled grains,
ninkasi, you are the one who bakes the bappir in the big oven,
puts in order the piles of hulled grains,
you are the one who waters the malt set on the ground,
the noble dogs keep away even the potentates,
ninkasi, you are the one who waters the malt set on the ground,
the noble dogs keep away even the potentates,
you are the one who soaks the malt in a jar,
the waves rise, the waves fall.
ninkasi, you are the one who soaks the malt in a jar,
the waves rise, the waves fall.
you are the one who spreads the cooked mash on large reed mats,
coolness overcomes,
ninkasi, you are the one who spreads the cooked mash on large reed mats,
coolness overcomes,
you are the one who holds with both hands the great sweet wort,
brewing [it] with honey [and] wine
(you the sweet wort to the vessel)
ninkasi, (...)(you the sweet wort to the vessel)
the filtering vat, which makes a pleasant sound,
you place appropriately on a large collector vat.
ninkasi, the filtering vat, which makes a pleasant sound,
you place appropriately on a large collector vat.
when you pour out the filtered beer of the collector vat,
ıt is [like] the onrush of tigris and euphrates.
ninkasi, you are the one who pours out the filtered beer of the collector vat,
ıt is [like] the onrush of tigris and euphrates.
akan sudan
doğmuş, ninhursag şefkatle bakmış,
akan sudan
doğmuş, ninhursag şefkatle bakmış,
şehrini kutsal gölün yanında kurduktan sonra, senin
için büyük duvarlarını bitirdi,
ninkasi, kentini kutsal gölün yanında kurduktan
sonra, duvarlarını senin için bitirdi,
baban enki, lord nidimmud,
annen ninti, kutsal gölün kraliçesi.
ninkasi, senin baban enki, lord nidimmud,
annen kutsal gölün kraliçesi ninti.
hamuru [ve] büyük bir kürekle
işleyen, çukurda karıştıran, tatlı aromalı bappir,
ninkasi, hamuru [ve] büyük bir kürekle işleyen, çukurda
karıştıran, [tarih] ile bappir – tatlım,
bapiri büyük fırında pişiren sensin, kabuklu
hububat yığınlarını sıralayan,
ninkasi, büyük fırında bappiri pişiren sensin, kabuklu
hububat yığınlarını sıralayan,
yerdeki maltı sulayan sensin,
soylu köpekler hükümdarları bile uzak tutar,
ninkasi, yerdeki maltı sulayan sensin,
soylu köpekler hükümdarları bile uzak tutar,
maltı kavanoza batıran sensin,
dalgalar yükselir, dalgalar düşer.
ninkasi, maltı kavanozda ıslatan sensin,
dalgalar yükselir, dalgalar düşer.
pişmiş püreyi büyük kamış hasırlara
serensensin ,
serinlik galip gelir, ninkasi, büyük kamış hasırların üzerine pişen püreyi yayan sensin,
serinlik galip gelir,
büyük tatlı şırayı iki eliyle tutan sensin,
bal [ve] şarapla [onu]
demleyen (sen tatlı şıradan kaba)
ninkasi, (…)(sen kaba tatlı şıra)
hoş bir ses çıkaran filtreleme kazanını,
büyük bir kollektör kazanının üzerine uygun şekilde yerleştirirsiniz.
hoş bir ses çıkaran filtreleme kazanı ninkasi,
geniş bir kollektör kazanının üzerine uygun şekilde yerleştirirsiniz.
toplayıcı fıçının süzülmüş birasını döktüğünüzde,
dicle ve fırat’ın hücumu [gibidir].
ninkasi, toplama fıçısının süzülmüş birasını döken sensin,
dicle ve fırat’ın hücumu [gibidir].
anlatımdaki güzelliğe, benzetmelerdeki yaratıcılığa bakar mısınız? hele ilahi biterken yapılan dicle ve fıratın hücumu gibidir diyor ya, muazzam! netice de adamlar şifa niyetine içmişler. babilliler de birayı pek severler lakin hammurabi'nin birayı karneye bağlaması sonucu garipler sınırlı şekilde demlenebilmişler. ama buradaki enteresan durumda şu; en yüksek istihkak rahiplere verilmiş iyi mi? adamlar günde 5 litre bira tüketme hakkına sahipmiş. vallahi bu zevat her dönem işin kaymağını yiyiyor. helal olsun cidden (!)
bazı bilgilerin derlendiği kaynak: the hymn to ninkasi, goddess of beer/joshua j. mark
devamını gör...
iskenderiye feneri
mö 280'de ıı.* ptolemaios tarafından, liman girişindeki pharos adası üzerine yapılmıştır. 110 metre yüksekliğindeki bu fener üç katlı ve her katta hafifçe içeri doğru meyilli yükselen duvarları varmış. bina planında en alt kat kare, orta kat altıgen, üst kat silindirik biçimdeymiş. geniş, sarmal biçimde bir merdivenle katlarda ulaşım sağlanır ve üst kattaki fenerin ateşi geceleri sürekli açık tutulurmuş. ortaçağda araplar bu ateş yakılan yere küçük bir ibadet bölümü yapmışlar.
ms 955 yılında fırtınalar ve depremlerden dolayı gövdesi büyük hasar görmüş. 12. yüzyıl içinde fenerin ayakta olduğu biliniyormuş. sonraki yıllarda depremler nedeniyle kalan kısımları da yıkılmış. 1477 yılında taşları kale inşa etmek için kullanılmış. 1994'te faros adası etrafında yapılan su altı araştırmalarında ıı. ptolemaios'a ait olduğu düşünülen dev bir firavun heykeli bulunmuş.
yabancı kaynaklarda lighthouse of alexandria ve pharos* of alexandria olarak geçer. çeşitli çizimleri mevcut, bu isimlerle aratarak inceleyebilirsiniz.
ms 955 yılında fırtınalar ve depremlerden dolayı gövdesi büyük hasar görmüş. 12. yüzyıl içinde fenerin ayakta olduğu biliniyormuş. sonraki yıllarda depremler nedeniyle kalan kısımları da yıkılmış. 1477 yılında taşları kale inşa etmek için kullanılmış. 1994'te faros adası etrafında yapılan su altı araştırmalarında ıı. ptolemaios'a ait olduğu düşünülen dev bir firavun heykeli bulunmuş.
yabancı kaynaklarda lighthouse of alexandria ve pharos* of alexandria olarak geçer. çeşitli çizimleri mevcut, bu isimlerle aratarak inceleyebilirsiniz.
devamını gör...
dindar bir nesil yetişiyor mu sorunsalı
kindar bir nesil yetişiyor.
devamını gör...
normal sözlük kelimelik turnuvası
"yazın beni de! " diyerek araya girdiğim turnuva.
devamını gör...
çiğ köfte etli mi olur etsiz mi sorunsalı
(bkz: tifo)
(bkz: dizanteri)
(bkz: besin zehirlenmesi)
(bkz: trişinozis) risklerini almak istemeyenlerin etsiz versiyonunu tercih edeceği versus.
ayrıca etli versiyonu 2008 yılında avrupa uyum süreci kapsamında yasaklanmıştır. 2008 yılında yasaklanan diğer gıdalar için;
(bkz: kokoreç)
(bkz: midye dolma)
(bkz: dizanteri)
(bkz: besin zehirlenmesi)
(bkz: trişinozis) risklerini almak istemeyenlerin etsiz versiyonunu tercih edeceği versus.
ayrıca etli versiyonu 2008 yılında avrupa uyum süreci kapsamında yasaklanmıştır. 2008 yılında yasaklanan diğer gıdalar için;
(bkz: kokoreç)
(bkz: midye dolma)
devamını gör...
ölmesi gereken türk gelenekleri
düğün ve türevleri. z kuşağıyla yavaş yavaş ölmeye yüz tuttuğunu düşünüyorum.
devamını gör...
max stirner
1806 yılında beyrouth'da doğmuş ve 50 yaşındayken bir sineğin ısırması sonucu ölmüştür.asil adı, johann kaspar schmidt'tir.yazarin türkçe'ye çevrilmiş eserleri; 'biricik ve mülkiyeti', 'eğitime kişilikçi yaklaşim ve 'eğitimimizin sahte ilkesi ya da hümanizm ve realizm'dir.ayrica hanifi macit'in kendisiyle ilgili 'max stirner' adli bir eseri de bulunmaktadır.gençliğinde 'genç hegelciler' adlı, karl marx'in da bir süre içinde bulunduğu grupda yer almıştır.karl marx ve friedrich engels, 'alman ideolojisi' adlı eserlerinde max stirner'e, bir eleştiri bölümü ayirmiştir. kendini bütün '-izm'lerden ayrı bir yerde konumlandırmıştir.komünizm, liberalizm, din, insanlik ve diğer bütün üst anlatıların karşısında yer almıştır.bunlari 'hayalet' olarak tanimlamiştir.tanri ve devlet kavramlarına birey üzerinde tahakküm kurdukları için savaş açmıştır.bir üstyapı olarak devletin yerine ise 'egoistler birliği' adını verdiği, ortak çıkarlara sahip bireylerin oluşturduğu bir yapıyı önermiştir.kendisi tam olarak hiç bir ideolojik kategoriye girmese de 'bireyci anarşist' olarak anılmıştır.kendisini egoist olarak tanımlaması yanlış yorumlanmıştır.egoist kelimesinden kastı bencil olmak değildir; bireyin çıkarlarını ideolojilerin dayattığı 'ortak çikar' iddiasının üzerinde tutmasıdır.kendisine göre egoist bir birey kendi dışındaki varlıkların çıkarını gözetebilir fakat bunu ideolojik bir yönlendirmeyle yapmaz."ben kimseden hak talep etmiyorum, bu yüzden hiçbir hakkı tanımaya mecbur değilim.elde etmeye muktedir olduğumu elde ederim, elde edemediğim, hak alanımin dışındadır" demiştir.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
psikologlara inanmıyorum.*
ilkokulda bir arkadaş vardı. beni çok kıskanırdı. bayağı da psikolojisi bozuk bir arkadaşımızdı. kafasında kurardı. daha o yaşımda anlamıştım sorunlu tip olduğunu. okula daha yeni gelmişim. tüm kızları bana karşı doldurmuş. kimse benimle konuşmuyor filan. sonra tabi engin zekamı kullanarak olayı çözdüm. birçoğu da benden özür diledi öyle davrandıkları için. neyse ne diyordum? bugün öğrendim ki sen git, o kız psikolog ol. ohaa yani. ohaa. herkes kendinin psikologu arkadaşlar. kendinizle oynamayı bilin. böyle birine denk gelirseniz duyduğunuz tek şey okulda öğrenilen birkaç teori ve birkaç özlü söz olacaktır.
ilkokulda bir arkadaş vardı. beni çok kıskanırdı. bayağı da psikolojisi bozuk bir arkadaşımızdı. kafasında kurardı. daha o yaşımda anlamıştım sorunlu tip olduğunu. okula daha yeni gelmişim. tüm kızları bana karşı doldurmuş. kimse benimle konuşmuyor filan. sonra tabi engin zekamı kullanarak olayı çözdüm. birçoğu da benden özür diledi öyle davrandıkları için. neyse ne diyordum? bugün öğrendim ki sen git, o kız psikolog ol. ohaa yani. ohaa. herkes kendinin psikologu arkadaşlar. kendinizle oynamayı bilin. böyle birine denk gelirseniz duyduğunuz tek şey okulda öğrenilen birkaç teori ve birkaç özlü söz olacaktır.
devamını gör...
calabi - yau manifold
kıvrılarak iç içe geçmiş yüksek boyutlu şekil. calabi - yau uzayı olarak da bilinir.
sicim teorisi evrendeki bazı konuları açıklamak için ek boyutların gerekliliğinden bahseder. ancak bu boyutların nerede olduğuna ilişkin bir açıklaması yoktur. parçacıklara ilişkin "sağ veya sol elli olma" durumu ile ilgili bir simetrinin korunmasına yönelik çalışmaları, gözlemlerle uyuşmamaktadır. calabi-yau manifoldları bu noktada teorinin imdadına koşmuştur. bunlar hem bahsi geçen simetrinin korunmasına uygundur, hem de süpersimetriyi koruyorlardı.
yalnız teoris bu konuda da başka bir sorunla karşılaştı. tam da istediği gibi 6 boyut için geçerli bu şekiller ama on binlerce calabi-yau manifoldu var ve bunlardan hangisinin evreni açıklayan manifold olduğunu bilmiyoruz. üstelik bunu bilmenin bir yolu da yok şu an için. bu nedenle de işe yaramak konusunda şimdilik hedeften çok uzaklar.
sicim teorisi evrendeki bazı konuları açıklamak için ek boyutların gerekliliğinden bahseder. ancak bu boyutların nerede olduğuna ilişkin bir açıklaması yoktur. parçacıklara ilişkin "sağ veya sol elli olma" durumu ile ilgili bir simetrinin korunmasına yönelik çalışmaları, gözlemlerle uyuşmamaktadır. calabi-yau manifoldları bu noktada teorinin imdadına koşmuştur. bunlar hem bahsi geçen simetrinin korunmasına uygundur, hem de süpersimetriyi koruyorlardı.
yalnız teoris bu konuda da başka bir sorunla karşılaştı. tam da istediği gibi 6 boyut için geçerli bu şekiller ama on binlerce calabi-yau manifoldu var ve bunlardan hangisinin evreni açıklayan manifold olduğunu bilmiyoruz. üstelik bunu bilmenin bir yolu da yok şu an için. bu nedenle de işe yaramak konusunda şimdilik hedeften çok uzaklar.
devamını gör...



