olay başlı başına canımı sıkmış olsa da, asıl dikkatimi çeken "ancak kürtaj için hamilelikte yasal sürenin aşılması nedeniyle bebeği aldıramayan h.a." kısmı oldu. işin tıbbi boyutunu bilemiyorum ama bu kızcağızı o bebeği doğurmak zorunda bırakacaksa vay bu ülkenin adaletinin haline.

midem bulanıyor artık.
devamını gör...

(bkz: gülten akın)- deli kızın türküsü
sezen aksu buradan
devamını gör...

1957 yılı doğumlu zuhal olcay hala zerafeti ile dikkat çekmeye devam ediyor.

sanat dünyasına oyuncu olarak giriyor : birçok tiyatro oyununda,sinema filminde görüyoruz.ardından mükemmel yorumlarıyla sesine doyamıyoruz.
aldığı sayısız ödül de bu alanlarda olan başarısını ortaya koyuyor.

2001 yılında yeditepe istanbul’da hem başı dik,her türlü zorluğa göğüs gerecek denli güçlü bir anneydi,hem de bir sevgiliydi.
o zamanlar izleyemedim ama yıllar sonra trt arşivinden diziyi bitirdim.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


2009’da şölen oyununda izledim onu, bir kez daha hayran oldum kendisine.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel



sesi en sevdiğim kadın seslerinin başında geliyor. bazen takılır bütün bir gün onun şarkılarını mırıldanırım.
çok kafam bozuksa,sen bana fazla iyisin mesela :



depresifsem biraz, eyletmen beni söyletmem beni aynalar:



eh,keyifliysem yine aşk var :



diyerek bitireyim.
devamını gör...

başlığı gördükçe bakıp ibret alıyorum, hemen her sözlükte buna benzer başlıklar mevcut.
pandemi biter bitmez bir başlık açıp, birlikte açık adres bırakıcam 30 yaş altı tüm yazarları davet edicem. merak ediyorum sizin bizle derdiniz ne? amacınız ne? diyerek mızrağı yağlıyor yanlışlıkla biriyle karşılaşmayı umuyorum.

2 dal sigaramız var içilecek alan kalmadı.
iki kadeh içkimiz var görüpte oturacak mekan kalmadı (meyhane isim değişikliği)
az biraz hayat tecrübemiz var onu da (eski kafa) lakabı takıldı.
saç kırlaştı herkes bizi dede belledi.
anlaşıldı ecelimizle gidemicez siz bizi diri diri gömeceksiniz.

tanımı fıkrale açıklıyayım.
fıkra
bizimde dedemiz var
şapka satarak gecinen bir adamin yolu birgun bir ormana duşmuş… bi sure yurudukten sicaktan ve yorgunluktan bunalmiş, bir agacin altina oturmuş,
şapkalarla dolu sepetini de yere koymuş, ve uykuya dalmiş… birkac saat sonra adam tuhaf sesler duyarak uyanmiş.. bir de bakmiş ki yanindaki sepet bomboş, şapkalar gitmiş..!!
bir de kafasini kaldirip agaca bakmiş ki, agacin dallarinda bi suru maymun, herburak birinin kafasinda adamin şapkalari…. adam duşunmeye başlamiş:
"ben şimdi napicam, şapkalari bu maymunlardan nasil alicam…?"..
duşunceli bi şekilde kafasini kaşirken bi bakmiş maymunlarda adamin taklidini yapiyolar kafalarini kaşiyolar… adam ellerini havaya kaldirmiş , maymunlar da aynisini yapmişlar.. derken adam napicagini bulmuş.. kendi başindaki şapkasini cikartip yere atmiş, tabi maymunlar da kafalarindaki şapkalari hemen yere atmişlar..adam boylece butun şapkalari toplayip sepetine koymuş…
aradan 50 yil gecmiş… artik adamin bir torunu varmiş, o da dedesi gibi şapka saticisi olmuş… gunlerden birgun onun da yolu ayni ormana duşmuş. hava yine cok sicakmiş ve genc adam bir agacin altina oturmuş, şapkalarla dolu sepetini yanina koymuş ve uykuya dalmiş…. bir saat sonra uyanmiş bir de bakmiş sepetin icinde şapkalar yok?!?!.. derken tuhaf sesler duymuş bir de kafasini kaldirmiş ki agacin ustunde bi suru maymun, hepsinin kafasinda birer şapka…. adam duşunmuş:
"dedem yillar once bana bir hikaye anlatmişti… napicagimi cok iyi biliyorum….
"adam kafasini kaşimaya başlamış, maymunlar da aynisini yapmişlar… adam ellerini havaya kaldirmiş, maymunlar da ellerini kaldirmiş…. ve adam gulumseyerek kendi başindaki şapkayi cikarmiş yere firlatmiş. o anda maymunlardan biri agactan inmiş , adamin yere attigi şapkayi kapmiş, adama da bi tokat atmişve :
"sadece senin mi deden var lan !..??"
devamını gör...

kıyamet alametlerindendir. sanki uyanıyoruz kahvaltı yapıyoruz tekrar yatıyoruz veya pazartesi oluyor sonra bir bakıyoruz cuma oluyor.
devamını gör...

(bkz: ıtachi uchiha)'dan başka kimse olamaz dediğim karakter.
devamını gör...

...biri sana cehennemi sıcak ve korkunçtur diye anlattığında 'cehennem hakkında ne bilebilirsen benim hakkımda da ancak o kadarını bilebilirsin.
franz kafka
devamını gör...

gayet mantıklıdır ki aklını kullanabilmenin bir yolu da budur. yetiştirilen, kişiye dayatılan bir dinden ise mantığa uygun gelen din yeğlenmelidir.
devamını gör...

sözlüğün kasmasını bahane eden zırtlan sorusudur. tecrübeli sözlük zırtlanlarına prim vermemek adına açtım bu başlığı. isteyen alır istemeyen almaz. ben bilmem..
devamını gör...

semtinden bir karedir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

notion notlarınızı düzenlemenizi listeler oluşturmanızı sağlayan uygulamadır . yaklaşık 2 aydır kullanıyorum hem mobil hem pc sürümü gayet stabil kullanılıyor ayrıca notlarınızın arkasına fotoğraf koyabiliyorsunuz telefondan aldığınız notu bilgisayarda görebiliyorsunuz saymakla bitmeyecek artıları mevcut eksiklerini henüz görmedim görünce paylaşılacaktır.
devamını gör...

ilişki direkt böyle başlarsa biter. önce o yakınlık sağlanmalı. birbirini tanımalı kişiler. sonra bazı sebeplerle bir uzaklık olabilir. geçici olmak kaydıyla. bu ilişkinizi sonlandırmaz aksine bir araya gelinen vakitlerde alevlendirir. uzak mesafe insanı değilim dokunmadan yapamam. yapabilene helal olsun.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

meselenin kökü, başlık parasıdır efem.
başlık parası: evlilik için kızın ailesine ödenen para, mal veya eşya olarak tanımlanır.
toplumsal gelenekler öyle korkunç ki; değer eğer düşük olursa, ortada bir ''kusur'' var demektir. bu sebeple meblağ yüksek tutulmaya çalışılır.
bir ailenin kızları için istediği başlık parası ''onur meselesi'' dir. toplumda statü göstergesidir. bu sebeple az istenmesi mümkün olamaz.
başlık parası sadece belli durumlarda görmezden gelinebilir. bu durumlardan biride berdeldir. böylece toplumun ürettiği bir sorun, yine aynı toplum tarafından çözülmüş olur.
berdel: evlendirilen kadının, genellikle ağabeyi için kurban edilmesi yoluyla, karşılıklı dünür olma olayıdır. kız alırsan, kız verirsin...

tabiki bazı kuralları vardır.
kazançlar;
- başlık parasından kurtulursun.
-güçlü sosyal bağlar. karşılıklı dünür olunca; aşiret gelişir. bağlar sıkılaşır. inanmayacaksınız ama amca kızını isteme hakkı diye bir şey vardır. emmoğlu seni istemez ise; bir başkasıyla evlenebilirsin.
- her iki çiftin her şeyi eşit olmalıdır. oturacakları evden, giyilen gelinliklere kadar her şey nizami ölçüde eşit olmalıdır. düğünler bile aynı anda olmalıdır.
çok vahşi ama eğer kadınlardan birine haksızlık yapılırsa; örneğin kocası döverse, diğeri de dövülebilir. birini aile evine yollarsanız, karşı atak gelir diğeri de geri yollanabilir.

peki ya kayıplar;

mardin bilge köy'de yaşanan olayda 44 kişinin öldürülme olayı berdelle direkt alakalıdır. katiam abip ve sevgi ile halil ve emine berdel nişanı gerçekleştirilir. olayın sevdiği kızın başkasına verilmesine dellenenlerin yaptığı söylenmektedir.
ayrıca katliamdan sonra berdel yoluyla evlenen herkes boşanmıştır. www.haberler.com/bilge-koyu...

berdel konusunun işlendiği yönetmenliğini atıf yılmazın yaptığı, 1990 yılı yapımı bir film vardır. adı berdel olan bu filmde tarık akan ve türkan şoray başrolleri paylaşmaktadır.
filmde; berdel, erkek çocuk kıymeti, çocuk gelin, kuma gibi toplumsal sorunlar anlatılmaktadır.


''hanım'' 5 kez doğum yapmasına rağmen, çok sevdiği kocasına bir erkek veremez. köyün diline düşen koca ''ömer'' karısını çok sevmesine rağmen baskılara dayanamaz. ve kuma getirmeye karar verir. ancak; kuma getirmek için başlık lazımdır. hal böyleyken 15 yaşındaki kızını, kuma getirdiği kadının babasına ''karı'' olarak vererek berdel yaparlar. filmin sonunda ne oluyordu 15 yaşındaki kız'a hatırlamıyorum ...
güzel bir filmdir. tavsiye ederim.



''
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel''
devamını gör...

çoğu türk annesine çocuğunu doğurduğun için bakıyorsun ve bu seni kutsal yapmıyor derseniz bu sefer 9 aylık süreç ve doğum sancısından bahsederek kendisini kutsal ilan eder. böbrek taşı düşürenler yine kutsal o zaman. o da ağrılı bir sürecmiş çünkü. kolay da değil, öyle bir anda düşmüyor sanırım. bu durumda böbrek ağrısı çeken herkes kutsal mıdır?

16 sene boyunca çocuğu için bir sabah bile uyanmamış, kahvaltıyı kendisi acıktığı zaman hazırlamış, çocuğu sokağa salıp akşam ezanı okunmadan önce eve almış, bir kez olsun çocuğu ile ders çalışmamış, çocuğu ile özel hiçbir şey paylaşmamış anneler çocuklarına çok ciddi bir şiddet uyguluyor ve annedir yapar mantığı ile buna kimse ses çıkarmıyor. çünkü annelik dediğim gibi çocuk olmaktan daha büyük haklar veriyor size.

bunu dediğim zaman allah inşallah sana çocuk nasip etmesin ve allah belanı versin tepkilerini görmüş bir kadın olarak, anne olduğum için kutsal görülüp toplum tarafından belirli haklara sahip olabilmek yerine, tüm çocukları kendimden daha üstün bir yere koyuyorum. kimse beni doğurabileceğim için yükseğe koymasın, kutsal olduğumu düşünmesin, çocuğumu kutsal görsün istiyorum. bu da beni şimdiden kötü anne yapıyorsa yapacak bir şey yok.

gerçekleri görmek isteyen insanların pembe dünyasından çıkmasını öneririm. annesi evde pembe dizi izleyen çocuklar sokaklarda mendil satıyor, etraf şiddet gören ve istismara uğrayan çocuk dolu, çoğu çocuk aç bırakılıyor, anne ve babaları tarafından öldürülüyor, hatta çoğu camdan atılıyor, sonra çocuk kendi düştü diyorlar. kendini koruyamayan ve seslerini duyuramayan bu kadar çok çocuğun olma sebebi de anne kutsaldır, baba kutsaldır, anne ve babası başındadır anlayışıdır.

ayrıca çocukların olanlardan etkilenmediğini düşünmek için çok romantik olmak lazım. çocukluk cağı travmalarını ilerleyen yaşlara taşıyıp öyle bir gelecek kuruyorsun kendine. yetişkinler gider kendi ayağı ile tedavisini olur, bir çocuğun tedavi olmayı tercih etmesi için bile yetişkin olmayı beklemesi gerekiyor. yetişkin bir şekilde olanların mantığını kurabilir, çocuklar kuramaz. çocuk olmak başlıbaşına zavallı olmaktır.

sevgiliden ayrılıp 2 ay boyunca kendimizi toparlayamıyoruz ama çocuklar bizden daha güçlüdür. peki.
devamını gör...

çok yorgunum, hem de çok. ama bu yorgunluk bedenen değil sevgili okur, ruhen bir yorgunluk. ruhum o kadar yorgun ki bunu asla anlayamazsınız, evet asla.
zihnim çok karışık, hep bir düşüncelerin en derinlik noktalarında. sürekli düşünüyor, düşünüyor ama bir sonuca varamıyor bu zihin. bir sonuca varamadığının da farkında ama kendini bir yalana inandırmış işte, bir zamanlar sadece yalandan ibaret olduğunu düşünmüş olduğu bu “hastalıklı düşünce” artık hayatının merkezine kon(ul)muş bir gerçekliğe dönüşmüştü.
bir nevi kendini kandırmaktı belki de bu, kendimi kandırdığımın farkındayım. bazılarınız “kendini kandırdığının farkında olduğunu söylüyorsun, o zaman kendini kandırmamış oluyorsun” şeklinde bana söylevler çekebilir ama hayır hayır işte, bu gözüktüğü gibi değil. içinde bulunduğum durum bir çıkmaz sokaktan ibaret ve buradan çıkmam çok zor, belki bir ihtimal çıkabilirim ama çıkabileceğim noktaya gelene kadar epey daha acı çekeceğim-bunu da gayet aklı başında bir şekilde biliyorum- neyse, bu yazdıklarımın hiçbir manası yok aslında, çünkü beni anlayamayacaksınız. siz sevgili asilzade beyefendiler, hanımefendiler beni anlamanız çok düşük bir ihtimal, ben artık anlaşılma inancımı çoktan yitirdim sadece bunu kendime itiraf etmek kaldı. bir gün, bir gün bunu sizler ne dersiniz ne söylersiniz diye düşünmeden kendime itiraf edeceğim.

ek olarak; koca bir ağız dolusu yetersiz kelimelerden, düşük cümlelerden oluşan koca bir metin, yazı, tanım var karşınızda adını ne derseniz deyin, bu sefer dediklerinizi umursamayacağım -aslında umursuyorum da- neyse…
devamını gör...

bu gece, saat 23:00 da canlı olarak sizlerle..

müzikler her zamanki gibi.

muhabbet de öyle.

ilginizi çeken ve üzerine konuşmak istediğiniz başlıkları yayından önce buradan yazabilir veya bana mesaj olarak atabilirsiniz.

faithfully yours
devamını gör...

en çok bilinen hamlet tiradı olsa bile ona bu ağırlığı veren cümlenin kendisinden ziyade daha sonra william shakespeare tarafından kaleme alınanlardır özünde. ölümden sonrasına duyulan insancıl korku ve yaşamın katlanılmaz ağırlığı arasında bin çeşit ızdırabı sırtlayan insanın kederli kabullenişidir bu cümleler. yaşamak denilen trajediyi katlanılabilir kılan ölüm fikridir ama ölümün belirsizliği fikrini katlanılabilir kılan da yaşamaktır; en azından öyle diyor hamlet. ölüm için yaşama katlanır yaşam için ölüme tahammül ederiz, tüm karmaşanın ana nedeni özünde bu çıkmazdır. bundan ötürü bu tirad başlı başına shakespeare'in dehasının özetidir aslında; aynı cümleler ile siyah ve beyaz kadar zıt iki düşünceyi de aktarabildiği için. şöyle devam ediyor o meşhur tirad:



olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu!
düşüncemizin katlanması mı güzel
zalim kaderin yumruklarına, oklarına
yoksa diretip bela denizlerine karşı
dur, yeter demesi mi?
ölmek, uyumak sadece!
düşünün ki uyumakla yalnız
bitebilir bütün acıları yüreğin,
çektiği bütün kahırlar insanoğlunun.
uyumak, ama düş görebilirsin uykuda, o kötü.
çünkü, o ölüm uykularında
sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından
ne düşler görebilir insan, düşünmeli bunu.
bu düşüncedir felaketleri yaşanır yapan.
yoksa kim dayanabilir zamanın kırbacına?
zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine
sevgisinin kepaze edilmesine
kanunların bu kadar yavaş
yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine
kötülere kul olmasına iyi insanın
bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken?
kim ister bütün bunlara katlanmak
ağır bir hayatın altında inleyip terlemek
ölümden sonraki bir şeyden korkmasa
o kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya
ürkütmese yüreğini?
bilmediğimiz belalara atılmaktansa
çektiklerine razı etmese insanları?
bilinç böyle korkak ediyor hepimizi:
düşüncenin soluk ışığı bulandırıyor
yürekten gelenin doğal rengini.
ve nice büyük, yiğitçe atılışlar
yollarını değiştirip bu yüzden
bir iş, bir eylem olma gücünü yitiriyorlar.


yazıldığı dilde ise aşağı yukarı bu şekildedir:


to be, or not to be, that is the question:
whether 'tis nobler in the mind to suffer
the slings and arrows of outrageous fortune,
or to take arms against a sea of troubles
and by opposing end them. to die—to sleep,
no more; and by a sleep to say we end
the heart-ache and the thousand natural shocks
that flesh is heir to: 'tis a consummation
devoutly to be wish'd. to die, to sleep;
to sleep, perchance to dream—ay, there's the rub:
for in that sleep of death what dreams may come,
when we have shuffled off this mortal coil,
must give us pause—there's the respect
that makes calamity of so long life.
for who would bear the whips and scorns of time,
th'oppressor's wrong, the proud man's contumely,
the pangs of dispriz'd love, the law's delay,
the insolence of office, and the spurns
that patient merit of th'unworthy takes,
when he himself might his quietus make
with a bare bodkin? who would fardels bear,
to grunt and sweat under a weary life,
but that the dread of something after death,
the undiscovere'd country, from whose bourn
no traveller returns, puzzles the will,
and makes us rather bear those ills we have
than fly to others that we know not of?
thus conscience does make cowards of us all,
and thus the native hue of resolution
ıs sicklied o'er with the pale cast of thought,
and enterprises of great pitch and moment
with this regard their currents turn awry
and lose the name of action.

devamını gör...

menemenin üzerindeki yumurta sarısı gibi, o sarıya banılan taze ekmek gibi. yanında da bir bardak sıcak çay gibi. çok şey istemiyorum bence.
devamını gör...

gelip geçenler diyecek merhaba!
merhaba! ey güzel çiçek.

1 mayıs işçi bayramı kutlu olsun.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim