beyaz zambaklar ülkesinde
okunmalı ve tavsiye edilmelidir.
milyonlarca halk bedenen, ruhen, fikren ve ahlaken çürüyor da, hiç kimse bu kokuşmuşluğu görmüyor. herkesin karakteri bozulmuş veya herkes bu yozlaşmışlığa alışmış da bunu doğal bir durum sanıyor sanki. ama bu böyle mi olmalıdır?
milyonlarca halk bedenen, ruhen, fikren ve ahlaken çürüyor da, hiç kimse bu kokuşmuşluğu görmüyor. herkesin karakteri bozulmuş veya herkes bu yozlaşmışlığa alışmış da bunu doğal bir durum sanıyor sanki. ama bu böyle mi olmalıdır?
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
o değil de nasıl herkes kırk yıllık radyocu diksiyonu ve ses tonuna kavuştu. valla ben hayatımda böyle konuşmadım.
devamını gör...
geceye bir söz bırak
mutlu bir hayat yaşamak istiyorsanız hayatınızı bir amaca bağlayın, kişilere veya eşyalara değil...
devamını gör...
akılda kalan okul travması
daha önce yazmış mıydım bilmiyorum ama yazdıysam bile tekrar yazacağım.
ilkokula gidiyorum o yıllarda. sanırım 5. sınıftı.* zorunlu din dersine de girmeyen bir öğrenciydim. dava açtı ailem bu konuda hatta. tabii o süreçte başıma gelmeyen kalmadı. türkiye'nin sosyo-kültürel yapısı malumunuz. bizim millet dünyanın en şerefli, namuslu, onurlu rerörö milletidir ama kendinden olmayan birini fırsat bulsa bir kaşık suda boğar.
neyse işte o zamanlar okul yönetimi, öğrenciler, veliler allah ne verdiyse herkes dolaylı yoldan yapıyor yapacağı çirkefliği.
birgün okulda ders bitti; tenefüse girdik. ben de ara boyunca yerimde oturdum* ve karakalem çizimlerimden birine devam ettim. sonra zil çaldı, herkes içeri girdi ve ders başladı. tabii her ilkokulda olduğu gibi bir ders başlatma geleneği olan gammazlama faslına geçildi. biri kalktı dedi ki hocam x bana çarptı.* hoca x'e döndü, x de aynen şöyle dedi: "öğretmenim iorek beni ittirdi; ben o yüzden ona çarptım."
sonra hoca bu şerefsize inandı. beni bütün sınıfın önünde ayağa kaldırıp özür dilememi söyleyerek bağırdı. "öğretmenim ben bir şey yap..." cümlemi tamamlayamadan bizim şeref yoksunu eğitimci kılıklı yaratık tekrar bağırınca özür dileyip yerime oturmak zorunda kaldım. sonra derse başladı bu k....k.
ve bu şerefsiz annemin öğrencisiydi bir de. bu olaydan aylar önce tesadüfen öğrenmiştik.
belki çoğu kişiye çok basit ve anlamsız gelir bu anlattığım ama o yaşlarda ve özellikle de özgüveni düşük, içe kapanık küçük bir çocuk için korkunç bir şey bu bence. aklıma geldikçe öfkeden deliye dönüyorum. yapmadığım, hiçbir suçumun olmadığı bir şey için haksız yere birinden özür dilemek zorunda kaldım; üstelik yaşıtlarımdan oluşan kalabalık bir grubun önünde. yıllarca yaptığım her şeyde bir hata varmış gibi hissettim. hâlâ daha bir hata yapıp kendimi suçlu bir durumda bulmaktan korkuyorum. kafamda gerçek dışı senaryolar oluşuyor çoğu zaman.
hocam, olmaz ama eğer burayı okuyorsanız şunu belirteyim; ilk karşılaşmamızda bunun karşılığını ağır bir biçimde alacaksınız. diğer şikayetçi piçi de elden geçireceğim bulsam ama yapılan şeye o kadar takıldım ki kim olduğunu bile hatırlamıyorum.
bu zihniyetteki şerefsizler için küçük bir not bırakıp bu yazıyı bitireceğim; zaten yine anksiyete krizinin ortasındayım. allahın belası ilaç da bitti yine. geberiyorum alüminyum.
eğer üzerinde güç, denetim ve söz sahibi olduğunuz insanlarla birlikte çalıştığınız bir işiniz varsa, özellikle de çocuklarla çalıştığınız bir meslek, sakın ben bunun ağzına s.....m nasıl olsa bana bir bok yapamaz mantığıyla hareket etmeyin. sonra attığınız füze dönüp sizi vurur benden söylemesi.
(özellikle çocuklar bu tür olayları unutmaz. daha doğrusu insanlar pek çok şeyi unutur ama küçük yaşta yaşadığı travmaları ve bu travmaların öznesi olan yaratıkları asla unutmaz. hepimiz yeri geldiğinde pek çok insanla ağız burun kavga etmişizdir mesela ama çocukken yenen o yumruk unutulmuyor.)
t: denetlemeyen eğitim sisteminin küçücük çocuklar üzerinde bıraktığı trajik izleri içeren başlık.
ilkokula gidiyorum o yıllarda. sanırım 5. sınıftı.* zorunlu din dersine de girmeyen bir öğrenciydim. dava açtı ailem bu konuda hatta. tabii o süreçte başıma gelmeyen kalmadı. türkiye'nin sosyo-kültürel yapısı malumunuz. bizim millet dünyanın en şerefli, namuslu, onurlu rerörö milletidir ama kendinden olmayan birini fırsat bulsa bir kaşık suda boğar.
neyse işte o zamanlar okul yönetimi, öğrenciler, veliler allah ne verdiyse herkes dolaylı yoldan yapıyor yapacağı çirkefliği.
birgün okulda ders bitti; tenefüse girdik. ben de ara boyunca yerimde oturdum* ve karakalem çizimlerimden birine devam ettim. sonra zil çaldı, herkes içeri girdi ve ders başladı. tabii her ilkokulda olduğu gibi bir ders başlatma geleneği olan gammazlama faslına geçildi. biri kalktı dedi ki hocam x bana çarptı.* hoca x'e döndü, x de aynen şöyle dedi: "öğretmenim iorek beni ittirdi; ben o yüzden ona çarptım."
sonra hoca bu şerefsize inandı. beni bütün sınıfın önünde ayağa kaldırıp özür dilememi söyleyerek bağırdı. "öğretmenim ben bir şey yap..." cümlemi tamamlayamadan bizim şeref yoksunu eğitimci kılıklı yaratık tekrar bağırınca özür dileyip yerime oturmak zorunda kaldım. sonra derse başladı bu k....k.
ve bu şerefsiz annemin öğrencisiydi bir de. bu olaydan aylar önce tesadüfen öğrenmiştik.
belki çoğu kişiye çok basit ve anlamsız gelir bu anlattığım ama o yaşlarda ve özellikle de özgüveni düşük, içe kapanık küçük bir çocuk için korkunç bir şey bu bence. aklıma geldikçe öfkeden deliye dönüyorum. yapmadığım, hiçbir suçumun olmadığı bir şey için haksız yere birinden özür dilemek zorunda kaldım; üstelik yaşıtlarımdan oluşan kalabalık bir grubun önünde. yıllarca yaptığım her şeyde bir hata varmış gibi hissettim. hâlâ daha bir hata yapıp kendimi suçlu bir durumda bulmaktan korkuyorum. kafamda gerçek dışı senaryolar oluşuyor çoğu zaman.
hocam, olmaz ama eğer burayı okuyorsanız şunu belirteyim; ilk karşılaşmamızda bunun karşılığını ağır bir biçimde alacaksınız. diğer şikayetçi piçi de elden geçireceğim bulsam ama yapılan şeye o kadar takıldım ki kim olduğunu bile hatırlamıyorum.
bu zihniyetteki şerefsizler için küçük bir not bırakıp bu yazıyı bitireceğim; zaten yine anksiyete krizinin ortasındayım. allahın belası ilaç da bitti yine. geberiyorum alüminyum.
eğer üzerinde güç, denetim ve söz sahibi olduğunuz insanlarla birlikte çalıştığınız bir işiniz varsa, özellikle de çocuklarla çalıştığınız bir meslek, sakın ben bunun ağzına s.....m nasıl olsa bana bir bok yapamaz mantığıyla hareket etmeyin. sonra attığınız füze dönüp sizi vurur benden söylemesi.
(özellikle çocuklar bu tür olayları unutmaz. daha doğrusu insanlar pek çok şeyi unutur ama küçük yaşta yaşadığı travmaları ve bu travmaların öznesi olan yaratıkları asla unutmaz. hepimiz yeri geldiğinde pek çok insanla ağız burun kavga etmişizdir mesela ama çocukken yenen o yumruk unutulmuyor.)
t: denetlemeyen eğitim sisteminin küçücük çocuklar üzerinde bıraktığı trajik izleri içeren başlık.
devamını gör...
sözlükte sürekli bir şeylerden şikayetçi olan yazar modeli
iko bir şeyleri değiştirir: hebele hübele, olmamış.
yoldaş bir şey yazar: hebele hübele, bu ne.
moderatör başlık düzeltir: hebele hübele, elleme.
yazar bir şeyler yazar: hebele hübele, yazma.
kardeşim kalk git, yorma insanları nolursun denilmesi gereken tiptir.
yoldaş bir şey yazar: hebele hübele, bu ne.
moderatör başlık düzeltir: hebele hübele, elleme.
yazar bir şeyler yazar: hebele hübele, yazma.
kardeşim kalk git, yorma insanları nolursun denilmesi gereken tiptir.
devamını gör...
olgunluk belirtileri
ne istediğini bilmek
insanların ne düşündüğüyle ilgilenmemek
kendi kararlarını alıp sonucuna katlanabilmek
sürekli şikayet etmemek
olgunluk belirtilerindendir.
insanların ne düşündüğüyle ilgilenmemek
kendi kararlarını alıp sonucuna katlanabilmek
sürekli şikayet etmemek
olgunluk belirtilerindendir.
devamını gör...
rahat vermeyen mağaza çalışanı
ne olur düş peşimden, yemin ederim çalıp çırpmaya gelmedim.
devamını gör...
nar ağacı
bir nazan bekiroğlu kitabıdır. trabzon, tebriz, tiflis, batum, bakü, istanbul hattında geçen muhteşem bir hikâye.
insanların insanlara güvenmek için senet sepet istemedikleri zamanların hikayesi.
okurken en ilgimi çeken kısım yazarın bütün bu şehirlere olan bilgi birikimiydi, bu kitabı yazarken ne kadar çok zorlandığını tasavvur edemiyorum.
kitabı elinize aldığınızdan itibaren bütün şehirleri geziyorsunuz dönemin dilini mekanlarını son derece güzel bir şekilde ele almış nazan bekiroğlu.
balkan savaşı yıllarında başlayıp 1. dünya savaşına uzanan bir öykü.
tebriz’in meşhur halı tüccarı setterhan ile trabzonlu inci tanesi zehra’nın öyküsü mutlaka okunması gereken mutlaka seyredilmesi gereken bir fotoğrafın öyküsü.
yazar bazı eski fotoğraflara göz gezdiriyor ve hikâye başlıyor.
bu kitabı sevmemin bir sebebi ise yazarın karakterleri ilmek ilmek işlemesi en ince ayrıntısına kadar harika karakterler yaratması.
setterhan, cemil, çerkez bey, yaşlı nene saymakla bitmeyecek karakterler bu kitabı fazlasıyla gerçek kılıyor.
--! spoiler !--
okurken sevmediğim tek kısmı sonunun kötü bir şekilde bağlanmasıydı beş yüz sayfa karakterlerin kavuşmasını bekliyoruz ve o kavuşma yeterince yoğun olmuyor olamıyor.
beş yüz sayfa merakla okuduğumuz kısmın neticesinin geri kalan otuz sayfada acele şekilde ele alınması bir okuyucu olarak beni çok üzdü.
--! spoiler !--
onun dışında her zerresinden keyif aldığım bir hikayeydi.
okunması şiddetle tavsiye edilir.
“ah mine`l aşk”
insanların insanlara güvenmek için senet sepet istemedikleri zamanların hikayesi.
okurken en ilgimi çeken kısım yazarın bütün bu şehirlere olan bilgi birikimiydi, bu kitabı yazarken ne kadar çok zorlandığını tasavvur edemiyorum.
kitabı elinize aldığınızdan itibaren bütün şehirleri geziyorsunuz dönemin dilini mekanlarını son derece güzel bir şekilde ele almış nazan bekiroğlu.
balkan savaşı yıllarında başlayıp 1. dünya savaşına uzanan bir öykü.
tebriz’in meşhur halı tüccarı setterhan ile trabzonlu inci tanesi zehra’nın öyküsü mutlaka okunması gereken mutlaka seyredilmesi gereken bir fotoğrafın öyküsü.
yazar bazı eski fotoğraflara göz gezdiriyor ve hikâye başlıyor.
bu kitabı sevmemin bir sebebi ise yazarın karakterleri ilmek ilmek işlemesi en ince ayrıntısına kadar harika karakterler yaratması.
setterhan, cemil, çerkez bey, yaşlı nene saymakla bitmeyecek karakterler bu kitabı fazlasıyla gerçek kılıyor.
--! spoiler !--
okurken sevmediğim tek kısmı sonunun kötü bir şekilde bağlanmasıydı beş yüz sayfa karakterlerin kavuşmasını bekliyoruz ve o kavuşma yeterince yoğun olmuyor olamıyor.
beş yüz sayfa merakla okuduğumuz kısmın neticesinin geri kalan otuz sayfada acele şekilde ele alınması bir okuyucu olarak beni çok üzdü.
--! spoiler !--
onun dışında her zerresinden keyif aldığım bir hikayeydi.
okunması şiddetle tavsiye edilir.
“ah mine`l aşk”
devamını gör...
şaka maka online sayısının neredeyse 500 olması
büyüyoruz. giderek kalabalıklaşacak ve yalnızlaşacağız.
devamını gör...
normal sözlük bağımlılığı
2-3 gündür boş olan ya da oldurulan bütün vakitlerimin sözlükte geçmesi sonucu dâhil olduğum bağımlılık türüdür. kafa sözlük'e kaydolduğumdan beri sabaha karşı 5 gibi yatıp en geç 9 da "hadi hadi kalk, daha sözlüğe bakacaksın" diye kaldırıyorum kendimi. üstüne bir de artık rüyalarıma girmeye başladı. mesela bu gece* gördüğüm rüya şöyleydi, belli bir miktar tanım girebilmek için önce belli bir miktar artılamak ya da favorilemek gerekiyordu. çok tanım girmek isteyen rastgele artılayıp geçmesin diye çözüm olarak da hangi tanımı neden artıladığımızı liste halinde gerekçelerini yazıyorduk. fakat olay yöneticilerinin* tanımlarını artılıyorsak gerekçe göstermeye gerek yok. çünkü onlar zaten formata uygun tanım girdiklerinden artılanmalarında sorun olmazmış* evet ben önceden de normal rüyalar görmezdim, uçuk kaçık olurdu ama canım sözlük hakkında daha 2. günden böyle komplike bi rüya görmek açıkçası hoşuma gitti. bilinçaltımın sözlük ve sorunlarıyla dolduğunu fark ettim resmen. yol kurucumuz yoldaş benjamin frankline* selam olsun.
devamını gör...
hulki aktunç
öykü ve şiir kitapları dışında "argo"* ve "cinsellik"* üzerine edebi çalışmaları olan yazar, şair.
devamını gör...
marduk
1990 yılında kurulan isveçli black metal grubudur. isveç’in bu zamana kadar çıkarmış olduğu sağlam gruplar arasına da girer. marduk aslında her ne kadar black metal yapıyor olsa da arada death metale de kaymışlardır çünkü bazı albümlerinde ben death metal tadı aldım resmen. grup üyelerinden olan daniel rostén’i çok severim valla nedeni de hayvan gibi brutal atmasıdır. sesi o kadar güçlü ki o brutal scream atınca adeta şarkı bir anda şahlanıyor anasını satıyım. grup ismini babil tanrısından almıştır bunu da belirteyim.
tarihi olan bir metal grubudur marduk, yaptıkları albümleriyle zamanında büyük ses getirmişlerdir, hayranları oldukça fazladır. tabi seveni olduğu kadar sevmeyeni de var fakat ben sevmeyenine nadir rastladım. bathory gibi, darktrone gibi, emperor gibi onlar da olmadı burzum mayhem gibi tutulan bir black metal grubudur.
grubun efsane albümleri var elbette. yalnız her birini sayamam çünkü yememiş içmemişler albüm yapmışlar yaratıklar. * favorim olanları yazayım bari ne yapayım; world funeral, plague angel, serpent sermon, world funeral: jaws of hell mmııı*, la grande danse macabre, heaven shall burn... when we are gathered gibi gibi. bu albümlerin içinde olan her şarkı altın gibi adeta. özellikle world funeral olan albümün içindeki şarkıların her birini aşırı seviyorum. çalma listemin vazgeçilmezleri adeta.
albümleri bazen tepki görüyor metal dünyasında. insanlara her şeyi beğendiremiyorsun işte. neyse, dinlemek isteyen black metal tutkunları yazdığım albümleri dinleyebilirler, şiddetle tavsiye ederim.
tarihi olan bir metal grubudur marduk, yaptıkları albümleriyle zamanında büyük ses getirmişlerdir, hayranları oldukça fazladır. tabi seveni olduğu kadar sevmeyeni de var fakat ben sevmeyenine nadir rastladım. bathory gibi, darktrone gibi, emperor gibi onlar da olmadı burzum mayhem gibi tutulan bir black metal grubudur.
grubun efsane albümleri var elbette. yalnız her birini sayamam çünkü yememiş içmemişler albüm yapmışlar yaratıklar. * favorim olanları yazayım bari ne yapayım; world funeral, plague angel, serpent sermon, world funeral: jaws of hell mmııı*, la grande danse macabre, heaven shall burn... when we are gathered gibi gibi. bu albümlerin içinde olan her şarkı altın gibi adeta. özellikle world funeral olan albümün içindeki şarkıların her birini aşırı seviyorum. çalma listemin vazgeçilmezleri adeta.
albümleri bazen tepki görüyor metal dünyasında. insanlara her şeyi beğendiremiyorsun işte. neyse, dinlemek isteyen black metal tutkunları yazdığım albümleri dinleyebilirler, şiddetle tavsiye ederim.
devamını gör...
pame radyo yayını
bu hafta, havada da, pame'de de kış var.
kış mevsiminin çağrıştırdıkları, karlı yağmurlu şarkılar, biraz soğuk hava ve kalplerin buna diyeceği şeyler, söyleyeceği şarkılar var. hava soğuk olsa da kalpleri ısıtan seslerden birbirinden güzel melodiler de cabası...
pazar gününün son bir buçuk saatini sakin ve huzurlu şarkılarla tamamlamak, yunan müziğinin farklı renklerini birlikte keşfetmek için saat 22:30'da pame radyo yayını sözlük radyosunda olacak. bekliyoruz! *
dinlemek için:
blog.normalsozluk.com/
sosyal medya hesaplarımız:
instagram: www.instagram.com/sozlukrad...
twitter: twitter.com/radyosozluk
kış mevsiminin çağrıştırdıkları, karlı yağmurlu şarkılar, biraz soğuk hava ve kalplerin buna diyeceği şeyler, söyleyeceği şarkılar var. hava soğuk olsa da kalpleri ısıtan seslerden birbirinden güzel melodiler de cabası...
pazar gününün son bir buçuk saatini sakin ve huzurlu şarkılarla tamamlamak, yunan müziğinin farklı renklerini birlikte keşfetmek için saat 22:30'da pame radyo yayını sözlük radyosunda olacak. bekliyoruz! *
dinlemek için:
blog.normalsozluk.com/
sosyal medya hesaplarımız:
instagram: www.instagram.com/sozlukrad...
twitter: twitter.com/radyosozluk
devamını gör...
dolma
uzmanlik alanimdir evet. efendim meja'nin da belirttigi gibi sarma ile karistirilir genellikle ama arada sinifsal fark soz konusudur. yapmayin, karistirmayin.
dolma denilen muthis yemek dolmalik biber, patlican kabak ile yapilir. sadece bunlar mi yapilmaktadir degil elbet; domatesle yapilani, pirasayla yapilani, bir de lezzette adeta cigir acmis soganla yapilani vardir. her yemekte oldugu gibi tabii ki etli yapilani daha lezizdir daha makbuldur. ve tabi sebzelerin kurutulmus versiyonuyla yapilmasi da tarafimca daha cok tercih edilendir.
ayriyeten kurusu tazesi farketmeksizin firinda pisirmenizi siddetle tavsiye ederim. bir kere deneyin neden siddetlice tavsiye ettigimi anlayacaksiniz.
dolma denilen muthis yemek dolmalik biber, patlican kabak ile yapilir. sadece bunlar mi yapilmaktadir degil elbet; domatesle yapilani, pirasayla yapilani, bir de lezzette adeta cigir acmis soganla yapilani vardir. her yemekte oldugu gibi tabii ki etli yapilani daha lezizdir daha makbuldur. ve tabi sebzelerin kurutulmus versiyonuyla yapilmasi da tarafimca daha cok tercih edilendir.
ayriyeten kurusu tazesi farketmeksizin firinda pisirmenizi siddetle tavsiye ederim. bir kere deneyin neden siddetlice tavsiye ettigimi anlayacaksiniz.
devamını gör...
gülünmemesi gereken durumda gelen gülme isteği
ne zaman ciddi bi ortama girsem baş gösteren durumdur. gülme krizine girdiğim tek durum da budur. disiplin kurulu,saygi durusu,cenaze ve staj gorusmeleri icin gittigim sirketlerde basima gelmis olup olumsuz sonuclar aldirmistir. ınsanlarin ciddiyeti bana komik geliyor sanirim bilemiyorum. kemal sunal'ın gülen adam filminden fırlamış gibiyim adeta
devamını gör...
anasının kuzusu
eğer kişi erkek ise tehlikelidir. baştan uyarayım. evlenmeyi düsünmeyin. neden derseniz; bu tip kişiler annelerin güdümünde bir hayat sürdükleri için özgür karar alma becerileri zayıftır. kendilerini işletime kapatmaları kolaydır. yaşının verdiği olgunluğu taşıyamazlar. bir de sorumluluktan kaçınma ,evlilikten beklentileri geçmiş yaşantıları ile aynıdır. genelde bu tip bireylerin anneleri dominant olduğu için seçtiği kişiler de dominat olduğu gözlenmiştir. haliyle ilerde erkek birey ilişkisinde annesinin güdümünde olacağından kadın ile çatışma yaşaması kaçınılmazdır.o yüzden evlenmeden önce erkeğin annesi ile bağı gözlenmeli ona göre ilerisi düşünülmelidir.
kadınlar içinde benzer durum mevcut biraz farklı olarak yatak odasına kadar evde olanları aktarabilmektedir. haliyle evliliği yöneten kayınvalidedir.
sonuç olarak; karı koca bir ailedir ailedeki sorunu kendileri olmaz ise anca uzmanlar çözmelidir. evin mahremi evde kalmalıdır.
kadınlar içinde benzer durum mevcut biraz farklı olarak yatak odasına kadar evde olanları aktarabilmektedir. haliyle evliliği yöneten kayınvalidedir.
sonuç olarak; karı koca bir ailedir ailedeki sorunu kendileri olmaz ise anca uzmanlar çözmelidir. evin mahremi evde kalmalıdır.
devamını gör...
resim yükleme özelliğinin gelmesi
aşırı mutlu olduğum update’dir. kocaman merci.
devamını gör...
normal sözlük’ün artık bitmiş olması
başlığı gördüğümden beri aklıma sürüyle caps, karikatür ve replik geldi ancak bunlardan hiçbiri canım kemal sunal'ın süt kardeşler filmindeki şu repliği kadar derdimi anlatmayacaktı.
"yaaaa!
öyle miii?
allah allahhhh!
bak seeeen!
ne diyo bu?"
umarım yeteri kadar açıklayıcı olmuştur.*
"yaaaa!
öyle miii?
allah allahhhh!
bak seeeen!
ne diyo bu?"
umarım yeteri kadar açıklayıcı olmuştur.*
devamını gör...

