bir de bize derler tinerci diye*
gel gör ki arkadaş galonla çekiyor zaar*
devamını gör...

ansızın çektin gittin parçası ile popüler olmuştu.

devamını gör...

alttaki sayın yazar a sağlık, sevgi ve hoşgörü dolu günlerinin olmasını temenni ediyorum.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
hangimiz bu duruma maruz kalmadık ki!
devamını gör...

bizim vergilerimiz gerçekten buralara mı gidiyor dedirten heykel.

sanat desen sanat değil, estetik desen yok. nasıl bir kafa bunu buraya dikmeliyiz diye fikir beyan etmiş anlamak çok zor.


diyarbakır havalimanı yonca kavşağı’na karpuz içindeki çocuk heykeli yapıldı. heykelin fotoğrafı, mimari facialar hesabı tarafından twitter’da paylaşıldı. paylaşıma gelen yorumlarda heykelin diyarbakır'da her yıl düzenlenen 'karpuz yarışması' festivali görüntülerinden esinlendiği iddia edildi.


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bana ters gelen durumdur. arkadaşınla sevgilinle yaptığın şeyleri yapmadığına göre arkadaşa ihtiyaç mı var da eski sevgili ile olunsun? taraflardan biri ayrılmak istemeyip arkadaş ayağına hayatında olmak isteyebilir , anca böyle.
devamını gör...

sevdiğim her tanıma yazarına bakmaksızın beğeni bırakırım. bazen takip ettiğim yazar birçok güzel tanım yazdı ise hepsini de beğenirim. fakat mellisho'nun da belirttiği gibi karşılık beklentisi yahut beğenilerimle tanınmak en korktuğum şeylerden biri.
nickaltı denen yer, yazar hakkında edinilen fikirlerin belirtildiği yer ise beğenilerimle tanınacağıma boş kalmasını tercih ederim.
devamını gör...

bir niceliğin lineer yani doğrusal değil katlanarak artması durumlarında kullanılan terim.

en iyi örnekleri bakteri ve virüs popülasyonlarında görülür.

bir kap içerisine 100 adet bakteriyi, uygun koşullar ile bıraktığımızı düşünelim. eğer artış lineer olsaydı;
- ikinci saatin başında kapta 200,
- üçüncü saatin başında 300,
- dördüncü saatin başında 400 bakteri görmeyi beklerdik.

ancak bakteriler üstel artış gösterirler. bu nedenle;
- ikinci saatin başında kapta 200,
- üçüncü saatin başında 400,
- dördüncü saatin başında 800 bakteri görürüz.

virüslerde de durum benzerdir. tek bir virüs kendi dna molekülünü başka bir canlı hücreye kopyalatarak tek seferde 1'den fazla virüsün ortaya çıkmasına neden olur. bu nedenle virüs sayısı zamana bağlı olarak üstel biçimde artar.

yine aynı şekilde bir virüs türünün bir insandan ya da hayvandan başka insanlara ya da hayvanlara bulaşması da üstel şekilde gerçekleşir. bu nedenledir ki tek kişinin yüzlerce kişiye virüs bulaştırarak hastalık oranını bir anda katlaması mümkündür. bu tür durumlarda var olan hastalara eklenen hasta sayısı yerine artışın oranına bakmak gerekir.

örneğin hastalığın yayılma oranı günde %20 ise, hastalık taşıyan kişi sayısı 1000 olduğunda ertesi gün buna 200 kişi daha eklenecek, hasta sayısı 10000 olduğunda ertesi gün buna 2000 kişi daha eklenecek demektir. bu nedenle virütik hastalıklar çabuk yayılır ve önlem alınmaması, durumu daha da kötüleştirir.
devamını gör...

içimden geldi. güne şu an dinlediğim bir türküyü bırakayım. türkülerin, sadece bir müzik türü değil, kültürel bir miras olduğuna inanan biri olarak.

kuan - ben yana yana.

mirasagider
devamını gör...

camdan angry birds misali çöp poşeti fırlatmak, evet sözlük oturduğum sokakta bunu yapan anguslar mevcut.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kapı kapı çekil önümden! üç vakte kadarmışmış.. frida'cım, canım seninle bir problemim yok kusura bakma.*
devamını gör...

şuhut ilçesinde meydana gelen alçakça saldırının kurbanı olan büst.
sadece birkaç yıl önce vatandaş bağışlarıyla yapılan okullar kapatılıyor, yıkıma terk ediliyor.
bu büst de oradan alınıp bir kenara atılıyor ve yakılıyor. afyonluların tek derdi sucuktur arkadaşlar.
yemin ediyorum, sokaktaki dilenci bile "çocuklarım için bir sucuk parası" diye dileniyor.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kaynak: tr.sputniknews.com/turkiye/...
devamını gör...

marin luther bildiğiniz üzere bir devrimci niteliğindedir, ikoldür. ancak ben belki de daha öncesinde kimsenin bakmadığı bir perspektiften kendisini irdelemek isterim kısaca. martin luther tercüme aşığı bir insandı. tercümeyi kutsal bir iş olarak görürdü, sonuçta tanrı kelamını çeviren birisiydi. bu noktada incil'in tekrardan bir okumasının yapılması gerektiğini, incil'e yeni bir bakış açısıyla yaklaşmanın faydalı olacağını düşünmüş olsa gerek yeni bir tercümeye niyetlendi. bunu da common people dediğimiz reaya halk için yapacaktı, bu ideolojik bir duruştur en nihayetinde.

martin luther bu eylemiyle birlikte iki adet dilbilimsel başarı elde etmiştir tercüme adına:
1. incil'in yeni bir tercümesini sağlamak için öncelikle elimizdeki en eski kaynağa dönmeliyiz diyerek eski ahit'i ibranice, yeni ahit'i ise yunanca almıştır kendisine kaynak metin olarak. bunu yaparken kimi papazlarla gerçekten papaz olmuştur, zira kimi katoliklere göre yaptığı çok yanlıştı.
2. tüm bu eskiye dönme ritüelinin ardından metni olabildiğince alman kültürüne yakın dönüştürmüştür. dikkatinizi çekerim, dönüştürmüştür, tercüme etmemiştir. ardından bu metnin üzerinde çalışıp gerekli tercümeleri sağlamıştır. zira insan kendi kültürü ve dili kadar düşünüp hareket edebilir, özgürce at koşturmak varken neden kendini sınırlasın ki ait olmadığı bir dilin imkanları dahilinde?

bu iki madde günümüzde kullanılan "globalization and localization" geleneğinin de ilk uygulanışı olarak görülebilir tarih sahnesinde. zaten martin luther yaptığı devrimle bir olay değiştirmekten ziyade farklı bir başlangıç noktası sağlamıştır çeşitli alanlar için. iyi bir tercüman mıydı bilemem, ancak tercüman personasının gerçekten sağlam olduğunu söylemek mümkündür.
devamını gör...

evin en küçüğünün sabah ekmek almaya gitmesi...
devamını gör...

biz bağıracağız, birileri hiç duymayacak.
hep aynı hikaye...
duyanlara selam olsun!

ismet özel
devamını gör...

ferhad ile şirin isimli aşk hikayesindeki şirin. daha önce şirin'in aslında gerçekten yaşamış biri olduğunu, hz. muhammed döneminde mecusi(zerdüşt) olan sasani imparatoru ii. hüsrev perviz'in karısı olduğunu söylemiştim. sonra hz. muhammed, hüsrev'e onu imana davet eden mektup göndermiş ve hüsrev, hz. muhammed'in mübarek mektubunu küstahça yırtmıştı. sonra da hz. muhammed kendisine beddua etmiş ve hüsrev o yılda, yani 628 yılında oğlu tarafından öldürülmüştü. (bkz: ii. hüsrev perviz) (bkz: hüsrev ve şirin)

fakat şimdi, şirin'in gerçek hikayesini anlatacağım. şirin, iran doğumlu bir kadındır. hüsrev'in babası ölünce, general behram-ı çubin pers imparatorluğunu ele geçirdi. şirin de hüsrev ile birlikte suriye'ye kaçtı. burda bizans imparatorunun koruması altında yaşadılar. fakat, 591 yılında hüsrev, imparatorluğun kontrolünü almak için iran'a döndü ve şirin kraliçe oldu. yeni nüfuzunu, iran'daki hristiyan azınlığı desteklemek için kullandı. ama siyasi durum sebebiyle bunu gizlice yaptı. kiliselere katıldı. 614 yılında kudüs'ü fethetti, persler 602-628 savaşları sırasında haçı ele geçirdiler.

ölümünden uzun süre geçtikten sonra şirin, sadık sevgili ve eş modeli olarak fars edebiyatının önemli bir kahramanı oldu. hüsrev ve şirin(ferhat ile şirin olarak da bilinir) isimli aşk hikayesinde yer aldı.

fakat edebiyatta geçen hikayesi, hayatının bilinen tarihi gerçeklerine çok az benzerlik taşımakta veya hiç benzememektedir. şirin kocası gibi zerdüşt olmayıp hristiyan olmuştu, kocası öldükten sonra zorluklar yaşamıştı. ilk erken süryani tarihçesine göre, şirin bir aramidir. fakat daha sonra şirin'i ermeni olarak tanımlayan bir gelenek de oraya çıkmıştır.

şirin'den ilk kez tarihçi evagrius scholasticus, sira olarak bir dinsel tarihinde bahsetmiştir. ki bu metnin 592/593 tarihli bölümünde şöyle bir şey de yazmaktadır:

ben (ii. hüsrev) beramais'teyken, sana yalvardım, ey kutsal olan, en çok benim yardımıma geleceksin. sira bir hristiyan ve ben bir kafir olduğum için, ki yasamız hristiyan bir eşe sahip olmayı yasaklamakta ama ben yine de sana karşı olumlu duygularımı, yasayı ona saygımdan dolayı hiçe saydım! karılarım arasında ona sürekli olarak saygı duydum ve hâlâ ona tuhaf bir şekilde saygı duyuyorum....

zaten az önce belirttiğim gibi "sira", şirin'dir.

hüsrev, şirin'in adını taşıyan birçok şehir yapmıştır. örneğin, (bkz: kasr şirin)

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

+ sana bir şey getirdim
- ye getiydin ?
+ kendimi
- haniğ yeyde ??
devamını gör...

genelde düğün nişan sünnet törenlerine davet etmek için kullanılan kart türü.
başkasına vereceğimiz ve belki de çöpe atılacak bir kağıt parçası gibi düşünsek de benim gibi koleksiyonunu yapan, kendi davetiyesini seçmekte çok zorlanan, tasarım ve eşyanın tabiatı ile ilgilenenlerde önem arzeder. her davetiyeyi biriktirmem. ya sevdiğim birisine ait olacak ya da orjinal olacak. biriktirdiğim davetiyeleri arada sırada incelerim. aradan kaç yıl geçtiğini hesaplarım. bana davetiyesini getirdiğinde kendi anne babasının davetiyesini görüp sevinen insanları hatırlıyorum. davetiye biraz o çiftin ve ailenin yapısı hakkında bilgi veriyor bence. aynı zamanda o dönemin toplum yapisina da ipuçları veriyor. kemeralti'nda davetiye matbaalarinin olduğu bir iki pasaj ve nikah sekerlerinin satildigi bir sokak vardir. ne zaman alışverişe çıksam bu dükkanlarda biraz zaman geçirip inceler ve degisimi gozlemlerim.
80'li yıllarda ve 90 'li yılların ilk yarisinda davetiyeler genelde küçük, üstünde gelin damat resmi olan ya da çiçek buketli sade ve beyaz zarf içinde verilirken 90 lı yıllarin ikinci yarısından itibaren ebatları büyümeye, içinde davetiye sahibinin ideolojik ya da dini inancı ile ilgili sözlerin olduğu, farklı yazı fontlarinin kullanıldığı türlere dönüştü. aynı ailenin iki çocuğunun birinde said-i nursi'ye ait bir söz diğerinde nazım hikmetten bir şiir vardı mesela. 2000'li yılların sonuna doğru ise davetiyelerde renk paletleri oluşmaya basladi. bordolar, kırmızılar, maviler hatta siyahlar bile kullanılmaya baslandi. yine aynı dönemde önceki dönemlere göre daha belirgin altın ve gümüş renkli bantlar ve yazılar, mühürlü veya aşırı klasik süslemeleri olan zarflar kullanılmaya baslandi. son 10 yılda ise davetiyede jüt ipi, buğday başağı, dantel gibi objeler, zarf üzerine mühürler, kurdaleler, ferman şeklinde hazirlanip yuvarlanmis, kullanımı sadece o yıla ait moda renkler (örneğin çivit mavi, lavanta ya da kuskonmaz yeşili vb),
çiçekli arajmanlar (ki bunlar gelin çiçeği ya da düğün salonu süslemesi ile uyumlu (b: konsept) tabir edilen davetiyelerde daha ön plana çıkıyor.
eskiden iki direğin arasına çekilen bir elektrik kablosuna bağlanan beş on ampül ışığı altında kuru pasta limonata, çerez ile geçen, kiralık gelinlik ya da yüzyıllarca giyilecek bir damatlık takım elbise ile geciştirilen düğünler bugün mevsime göre mekanın değiştiği, after ile before ile bitmek bilmeyen partilere evrilen bir insta hikayesine dönüştü. düğün pastasından gelin başına, fotoğrafından drone çekimlerine kadar tam bir prodüktörlü yapım haline getirilen düğünler için davetiye yine de yeterince keşfedilmiş değil. buzdolabı süsünden sabununa varan geniş ürün seçenekli nikah sekerleri ile kiyaslanirsa...
günümüz için en güzel davetiye bir kuruma bağışta bulunularak davetli adına sertifika gönderip, davetiye metnini alt kısma eklemek suretiyle sosyal sorumluluk projesine sevdiklerinizi de eklemek olabilir.
koleksiyonumun en sevdiğim örneklerini birakayim. ilk fotograftakiler 80 li yıllara ait. ben en çok orta sıra soldan ikinciyi sevmiştim. zaten koleksiyona da daha küçük bir kızken o davetiye ile başlamıştım. şimdi ki gibi kırtasiyeler de envai çeşit kağıt karton renkli ürün bulamadigim için davetiyeler benim için renkli bir dünyaya açılan kapıydı adeta.
ikinci resim ise son donem örneklerden.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bugün beni bir kere daha şaşırtan moderasyon ekibi.
#1211821 numaralı tanımımda sözlüklerde aramaya inanmanın önemini göstermek amacıyla aynı minvalde seyreden 3 başlığa bakınız verdim. gönder butonuna basmam ve ilgili başlıkların bir araya toplanması için aksiyon alınması arasında 1 dakika geçmedi.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

evet görevleri bu, evet online listesindeki olay yöneticisi bunun için online; biliyorum. ama bu demek değil ki bu sözlük için kendi zamanlarından feragat ederek daha iyi bi ortam sağlamak adına çalışan bu ekibe teşekkür etmeyelim. şimdiye kadar pek çok kez her ne konuda ne dersem deyim hep ilgiyle dinleyip elinden geleni yapan, gerektiğinde oturup ciddi konular konuştuğum gerektiğinde hem sözlükte hem radyoda goygoyun dibine vurduğum bu harika ekibe pek bi teşekkürler. seviyoruz sizi gençler*.

sosyal medya linç kültürüne kurban gitmemek için ekleme
: amacım moderasyon ekibine yalakalık yapmak ya da yağ çekmek değil. çıkarım ya da ihtiyacım yok ki yapayım. sadece insanların verdiği uğraş ve emek hoşuma gitti, naçizane teşekkür etmek istedim. lafı başka yerinden anlayacaklar varsa benden ötede oynamalarını temenni ediyorum. herkese keyifli sözlükler.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim