stalingrad
2. dunya savasini anlatan bir kafkas türküsünde adi gecer.
devamını gör...
agora meyhanesi radyo yayını
yalnızlık bir lanet bence; alışınca en ufak bir müdahale en ufak bir öneri batıyor insana. kesinlikle yalnızlığın kader olduğunu düşünmüyorum bence yalnızlık seçimdir. burada kendini toplumdan soyutlaştırıp izole olmayı kastetmiyorum. insanın kendini bulabileceği, keşfedebileceği ve bunu bir süreç içinde sağlıklı bir şekilde yapabileceği en rahat durum. yeter ki bu anın kıymetini bilip uygun şekilde değerlendirsin insan.
devamını gör...
devlet bahçeli ne iş yapar sorunsalı
kırk yapar.
devamını gör...
ayak fetişizmi
sanılanın aksine ayak fetişi mensuplarının sayısı azdır. ten rengi beyaz, bordo veya siyah ojeli, tabanı pembe ve yumuşak, topuğu ince ve parmak uzunluğu sıralı şekilde olan bir ayağa çirkin diyecek, hatta etkilenmeyecek insan sayısı azdır. yoldan çevirdiğiniz on insandan sekizi bu ayağa bir buse kondurur en azından. ciddi anlamda ayağa karşı fobisi olması lazım bu özelliklere sahip bir ayağı sevmemesi için.
şimdi, böyle bir ayağa ilgi duyup da kendine fetişistim dememeli bir insan. çünkü elin de bakımlısına, anatomik yapısı güzel olanına ilgi duyarız ama bu bizi el fetişisti yapmaz. üstelik ayaklara file veya naylon çorap gibi, stiletto gibi, halhal gibi estetik değeri artıran şeyler dahil edilebiliyor ki bu normalde çirkin denebilecek ayakları dahi çekici kılabilen objeler. fetişist dediğin insan ayağın kalın bileklisine, ojesizine, ikinci parmağı uzununa, sert tabanlısına bile aşırı ilgi duyan, diliyle temasta bulunmak için adeta içten içe kendini yiyip bitirendir.
velhasıl, öyle kolay kolay fetişist olunmaz. scarlett johansson'ın, emma stone'un ayaklarını görsellerden aratan herkes fetişist olsaydı bugün biz iktidardaydık.
şimdi, böyle bir ayağa ilgi duyup da kendine fetişistim dememeli bir insan. çünkü elin de bakımlısına, anatomik yapısı güzel olanına ilgi duyarız ama bu bizi el fetişisti yapmaz. üstelik ayaklara file veya naylon çorap gibi, stiletto gibi, halhal gibi estetik değeri artıran şeyler dahil edilebiliyor ki bu normalde çirkin denebilecek ayakları dahi çekici kılabilen objeler. fetişist dediğin insan ayağın kalın bileklisine, ojesizine, ikinci parmağı uzununa, sert tabanlısına bile aşırı ilgi duyan, diliyle temasta bulunmak için adeta içten içe kendini yiyip bitirendir.
velhasıl, öyle kolay kolay fetişist olunmaz. scarlett johansson'ın, emma stone'un ayaklarını görsellerden aratan herkes fetişist olsaydı bugün biz iktidardaydık.
devamını gör...
okumanın tarihi
bir alberto manguel kitabıdır.
okumak tarihsel açıdan incelendiğinde önümüze çok tutarsız veriler dökülmekte. kutsal kitaplar okumanın, sözünü önemine ne kadar vurgu yapıyor olursa olsun, okumak suç olmaktan asal kurtulamıyor. döngüsel bir fahreneit 451 içinde yaşıyoruz.
yüceltildikçe yerin dibine batırılan bir eylem okumak. metroda kitap okurken “keko” diye nitelenen insanlardan tutun da okuduğu kitaplar ve yazdıkları yüzünden hapiste ömür çürüten insanlara kadar binlerce örnek sayabiliriz bu durumu kanıtlayan. ama bence bu kadar zaman harcamaya gerek yok.
okumanın verdiği zevki anlamayan insanlarla bir alıp veremediğim yok. eminim kendilerince haklı gerekçeleri vardır. yadırgamıyorum da onları. ama okuyan insanı zavallı biri gibi görenlerin zekası ile büyük derdim var ve bu dert hiç bitmeyecek.
jorge luis borges’e karanlık günlerinde kitap okuma şerefine nail olmuş dünyanın gelmiş geçmiş en iyi okurlarından ve en iyi yazarlarından biri olan alberto manguel bize okumanın tarihini anlatmış. taa taş tabletlerden günümüzün teknolojik tabletlerine kadar. sanki çok şey değişmemiş, hala aşağı yukarı aynı şeyleri kullanıyoruz okumak için ve hala ikinci sınıf vatandaş okuyanlar.
o halde okuyun.
okumak tarihsel açıdan incelendiğinde önümüze çok tutarsız veriler dökülmekte. kutsal kitaplar okumanın, sözünü önemine ne kadar vurgu yapıyor olursa olsun, okumak suç olmaktan asal kurtulamıyor. döngüsel bir fahreneit 451 içinde yaşıyoruz.
yüceltildikçe yerin dibine batırılan bir eylem okumak. metroda kitap okurken “keko” diye nitelenen insanlardan tutun da okuduğu kitaplar ve yazdıkları yüzünden hapiste ömür çürüten insanlara kadar binlerce örnek sayabiliriz bu durumu kanıtlayan. ama bence bu kadar zaman harcamaya gerek yok.
okumanın verdiği zevki anlamayan insanlarla bir alıp veremediğim yok. eminim kendilerince haklı gerekçeleri vardır. yadırgamıyorum da onları. ama okuyan insanı zavallı biri gibi görenlerin zekası ile büyük derdim var ve bu dert hiç bitmeyecek.
jorge luis borges’e karanlık günlerinde kitap okuma şerefine nail olmuş dünyanın gelmiş geçmiş en iyi okurlarından ve en iyi yazarlarından biri olan alberto manguel bize okumanın tarihini anlatmış. taa taş tabletlerden günümüzün teknolojik tabletlerine kadar. sanki çok şey değişmemiş, hala aşağı yukarı aynı şeyleri kullanıyoruz okumak için ve hala ikinci sınıf vatandaş okuyanlar.
o halde okuyun.
devamını gör...
back in black
ac/dc'nin opus magnumu.
türünü daha iyi simgeleyen çok az şarkı vardır.
türünü daha iyi simgeleyen çok az şarkı vardır.
devamını gör...
sürrealizm
bu sabah sinirlerimi ölçtürmek için nalbura gittim, bileğime pamuklu kolonya sürüp stres ölçeri acımadan sapladı dümbelek. asgari ücret üzerinden hesapladığı streslerimin ödenmeyen ekstreler yüzünden kritik seviyelere çıktığını ve derhal kayınpederime gidip konkordato ilan etmemi tavsiye etti. itfaiyeyi arayıp duş almak için randevu aldım. konserve fabrikasından gelen elamanlara ekmekten çıkan roma dönemi bronz heykelcikleri kaçak yollardan satıp eve döndüm. buz dolabını açıp beynimi izleyip biraz ferafladıktan sonra kişiliklerimi çıkarıp bulaşık makinasına attım.
karnım zil çalıyordu televizyonu açıp temassız kredi kartı reklamı yiyip üstüne buz gibi dolar kuru içtim. gazımı alması için pijamalarımı kemirdikten sonra yatağıma biraz kömür doldurup fişi burnuma soktum. kahvaltımıda yaptıktan sonra gecem geyiklendi uykum içime kaçtı.
karnım zil çalıyordu televizyonu açıp temassız kredi kartı reklamı yiyip üstüne buz gibi dolar kuru içtim. gazımı alması için pijamalarımı kemirdikten sonra yatağıma biraz kömür doldurup fişi burnuma soktum. kahvaltımıda yaptıktan sonra gecem geyiklendi uykum içime kaçtı.
devamını gör...
yazarların duydukları enfes cümleler
"kıvılcımı söndürmezsen ateşi zapt edemezsin."
"kötülük eden bir tek o olsaydı, ortada kötülük kalmazdı. iki insan arasındaki kötülük sadece birinden mi çıkar? kötülük iki taraflıdır. sadece o kötü olsa, sen hep iyi olsaydın ortada kin olmazdı."
lev nikolayeviç tolstoy
"kötülük eden bir tek o olsaydı, ortada kötülük kalmazdı. iki insan arasındaki kötülük sadece birinden mi çıkar? kötülük iki taraflıdır. sadece o kötü olsa, sen hep iyi olsaydın ortada kin olmazdı."
lev nikolayeviç tolstoy
devamını gör...
iz bırakan kitap cümleleri
''nereye gitmek istiyorum ki. nereye gidebilirim ki. sürekli gitmek istemek de, bir yerde, hiçbir yerde olmak istemek değil mi?''
tezer özlü.
tezer özlü.
devamını gör...
takip edilesi sözlük yazarları
burda da yokum. bugün yeterince üzüldüm. tabi ya çobanık diye bizi beğenmezler.
devamını gör...
bu şarkılar adam olmaz
1994 tarihli bir bülent ortaçgil albümü.
erkan oğur - cem aksel - gürol ağırbaş gibi müzisyenlerden kurulu çekirdek grubun, sound olarak kendini bulduğu albüm olarak da kabul edilebilir.
ortaçgil'in halen daha esprisini yaptığı, "kilibi olan tek şarkım" dediği "sensiz olmaz"'ın klibi de bu albümün yapım aşamaları ve görüntüleri vs ile kolaj yapılarak oluşturulup çekilmiştir.
albümde konuk olarak akın eldes*, imer demirer* ve ayşe tütüncü* gibi müzisyenler de yer almıştır.
hem bu albümün hem de müzisyenliğinin şerefine/hatrına erkan oğur, akın eldes'e elektro gitarlarından birini hediye etmiştir.
erkan oğur - cem aksel - gürol ağırbaş gibi müzisyenlerden kurulu çekirdek grubun, sound olarak kendini bulduğu albüm olarak da kabul edilebilir.
ortaçgil'in halen daha esprisini yaptığı, "kilibi olan tek şarkım" dediği "sensiz olmaz"'ın klibi de bu albümün yapım aşamaları ve görüntüleri vs ile kolaj yapılarak oluşturulup çekilmiştir.
albümde konuk olarak akın eldes*, imer demirer* ve ayşe tütüncü* gibi müzisyenler de yer almıştır.
hem bu albümün hem de müzisyenliğinin şerefine/hatrına erkan oğur, akın eldes'e elektro gitarlarından birini hediye etmiştir.
devamını gör...
ölüler konuşmaz ki
yapımcılığını, yönetmenliğini ve senaristliğini yavuz yalınkılıç'ın yaptığı 1970 yılına ait kült olan bir yerli korku filmi *
filmin konusuna gelecek olursak:
ölüler konuşmaz ki , kasabaya yeni gelmiş genç bir çiftin faytonla tekinsiz bir malikane otel karışımı bir yere gelmesi ile başlıyor. at arabacı abimiz bir garip davranmakta ve sürekli olarak bügün ayın 15′i deyip durmaktadır. arabacı, genç çifti konaklayacakları malikane otel karışımı yere bırakıp, parasını bile almadan kirişi kırar. adem bey’in malikanesi olarak bilinen ve adem bey’in ölümünden sonra bıraktığı vasiyet üzerine ücretsiz otele dönüştürülmüş olan bu malikanede yalnızca siyah giyinen tövbe bismillah bir acaip tipli hasan adlı bir kahya tek başına yaşamaktadır. hasan, eski sevgilisinin portresi olduğu anlaşılan bir tabloyu gözünden sakınmakta ve adeta çılgınlar gibi ona tapınmaktadır. genç çift, gece eve giren şapkalı, acaip bir pardösü giyen garip bir adam tarafından öldürülür. bu garip adam aslında malikanenin dibinde bulunan mezarlıktan kalkmış bir hortlaktır. bu acaip hortlak her ayın 15′inde ortaya çıkarak cinayetler işlemektedir. kasabaya yeni atanan öğretmen sema da aynı malikaneye yerleşir ve aynı hortlağın saldırısına uğrar. mezardan kalkmış ölü ile karşılaşır yani ayın 15'inde, finalde, kuran’dan ayetler okuyan bir hoca ve ellerinde küçük kuran’lar olan destekçileri tarafından köşeye sıkıştırılacaktır.
filmde hortlak abimizin kahkahaları filmi biraz değişik yere götürse de çekildiği yıllara göre çok başarılı çekim teknikleri var aslında duvarlarda olan ayna kullanımları gibi mesela.
ama kostümler hak getire hortlak abimizin bizimkiler geliyor dediği sahnede görülen hortlaklar.
ilk öldürülen genç çiftimizin erkeğini aytekin akkaya abimiz canlandırıyor ilk filmlerinden olsa gerek.
filmin konusuna gelecek olursak:
ölüler konuşmaz ki , kasabaya yeni gelmiş genç bir çiftin faytonla tekinsiz bir malikane otel karışımı bir yere gelmesi ile başlıyor. at arabacı abimiz bir garip davranmakta ve sürekli olarak bügün ayın 15′i deyip durmaktadır. arabacı, genç çifti konaklayacakları malikane otel karışımı yere bırakıp, parasını bile almadan kirişi kırar. adem bey’in malikanesi olarak bilinen ve adem bey’in ölümünden sonra bıraktığı vasiyet üzerine ücretsiz otele dönüştürülmüş olan bu malikanede yalnızca siyah giyinen tövbe bismillah bir acaip tipli hasan adlı bir kahya tek başına yaşamaktadır. hasan, eski sevgilisinin portresi olduğu anlaşılan bir tabloyu gözünden sakınmakta ve adeta çılgınlar gibi ona tapınmaktadır. genç çift, gece eve giren şapkalı, acaip bir pardösü giyen garip bir adam tarafından öldürülür. bu garip adam aslında malikanenin dibinde bulunan mezarlıktan kalkmış bir hortlaktır. bu acaip hortlak her ayın 15′inde ortaya çıkarak cinayetler işlemektedir. kasabaya yeni atanan öğretmen sema da aynı malikaneye yerleşir ve aynı hortlağın saldırısına uğrar. mezardan kalkmış ölü ile karşılaşır yani ayın 15'inde, finalde, kuran’dan ayetler okuyan bir hoca ve ellerinde küçük kuran’lar olan destekçileri tarafından köşeye sıkıştırılacaktır.
filmde hortlak abimizin kahkahaları filmi biraz değişik yere götürse de çekildiği yıllara göre çok başarılı çekim teknikleri var aslında duvarlarda olan ayna kullanımları gibi mesela.
ama kostümler hak getire hortlak abimizin bizimkiler geliyor dediği sahnede görülen hortlaklar.
ilk öldürülen genç çiftimizin erkeğini aytekin akkaya abimiz canlandırıyor ilk filmlerinden olsa gerek.
devamını gör...
yazım hatalarını linçlemek
saçma buluyorum. toplumumuzun en büyük sorunu bu değil mi zaten "kavramlara, kusurlara takıl ama hiç güzellikle uyarayım deme, linçle, sonra saygı, anlayış bekle insanlardan". linçlemek maharet değil arkadaşlar. kimse linçleyince tdk olmuyor ya da ona plaket verilmiyor. ama linçlemeden, güzel bir şekilde uyarmakla insan olmuş oluyorsunuz. ne bu ya her şeye linç linç linç...
mobil cihazlarda kendimizi ifade edebilmemizi sağlayan klavyeler insan yapımı olup onu kullananlar da insan olduğundan ve klavyede otomatik düzeltme gibi kimi zaman kolaylık kimi zaman da başa bela olan bir özellik var.
insan, hata yapabilecek bir varlık ve ben şu yazıyı yazarken bile on kere otomatik düzeltme yüzünden geri dönüp yazdığımı on kere okuyarak düzeltiyorum. ya da yayınladığım tanımlarımda kelimeyi yanlış yazdığımı görüp bir tanımda 4 kere düzenleme yapmışlığım var.
linçleyenlerin linçleyebilmesi için insan olmayan üstün, hatasız bir varlık olması gerektiğini düşünüyorum. güzelce uyarabilirsiniz ve dilimizi bilinçli kullanmamız gerektiğine dair güzel bir tanımda da bulunabilirsiniz. uyardığınız güzellikten anlamıyorsa o onun ayıbı olsun. dilimizi düzgün kullanmak kadar insanlığımızı da düzgün kullanalım. insanlık dilden önce geliyor.
mobil cihazlarda kendimizi ifade edebilmemizi sağlayan klavyeler insan yapımı olup onu kullananlar da insan olduğundan ve klavyede otomatik düzeltme gibi kimi zaman kolaylık kimi zaman da başa bela olan bir özellik var.
insan, hata yapabilecek bir varlık ve ben şu yazıyı yazarken bile on kere otomatik düzeltme yüzünden geri dönüp yazdığımı on kere okuyarak düzeltiyorum. ya da yayınladığım tanımlarımda kelimeyi yanlış yazdığımı görüp bir tanımda 4 kere düzenleme yapmışlığım var.
linçleyenlerin linçleyebilmesi için insan olmayan üstün, hatasız bir varlık olması gerektiğini düşünüyorum. güzelce uyarabilirsiniz ve dilimizi bilinçli kullanmamız gerektiğine dair güzel bir tanımda da bulunabilirsiniz. uyardığınız güzellikten anlamıyorsa o onun ayıbı olsun. dilimizi düzgün kullanmak kadar insanlığımızı da düzgün kullanalım. insanlık dilden önce geliyor.
devamını gör...
mank
yönetmenliğini david fincher'ın yaptığı senaryo koltuğunda ise jack fincher'in oturduğu 2020 yapımı filmdir.
film genel olarak sinema tarihinin dönüm noktası kabul edilen citizen kane filminin ilginç senaryo yazım sürecine ve filmin unutulmaz senaristi herman mankiewicz’in hayatına odaklanıyor.
özellikle o dönemin havasını çok iyi koklayan bir yapım olmuş. hem dönemin politik duruşunu hem de sinema dünyasında olanları çok güzel bir şekilde anlatıyor.
2020 yılında siyah beyaz bir film izlemek benim çok hoşuma gitti. filmde kullanılan müzikler , malzemeler , kostümler son derece yerindeydi.
filmin ilginç bir hikayesi var filmin senaryosunu david fincher'ın rahmetli babası zamanında yazıyor ama film çekilmiyor. yıllar sonra oğlu david fincher bu senaryoyu çekiyor ve ölümsüzleştiriyor. tabi sonrasında film büyük bir ses getirip oscar ödülleri aldı en iyi sinematografi ödülü ve en iyi prodüksiyon tasarımı ödülü aldı.
filmin oyuncu kadrosunda ise gary oldman , amanda seyfried , lily collins gibi başarılı isimler var.
en dikkat çekici isim tabi ki gary oldman olmuş. bence muhteşem bir oyunculuk performansı sergilemiş. özellikle son 15 dakika hayran bırakıyor.
tek eksik bulduğum kısım bu bir eksiklik mi bilmiyorum ama filmi izlerken filmin dönemine hakim olmak gerekiyor. nasıl bir dönemde olduğunu anlamayan seyirci filmden pek keyif alamaz gibime geliyor.
özellikle sesli sinemaya geçiş döneminde filmlerin olmazsa olmazının senaristler olması ve bunun bilinmesi filmi daha keyifli yapıyor.
kesinlikle severek keyif alarak izlediğim bir film olmuş mank tavsiye ederim.
mank karakterinin sarhoşken sergilediği tirat performansı filmi çok ayrı bir yere taşımış en beğendiğim sahne oldu.
don quıjote ve bahsettikleri masanın etrafında dolaşması ve son olarak içinde bulunan her şeyi yere kusması acayip güzeldi.
david fincher'ın mank karakterine biraz duygusal yaklaştığını düşünüyorum. herif çok kusursuz ve çok zeki yaratılmış. o kısımları pek beğenmedim o yüzden.
hitler göndermeleri ve mank karakterinin zekice gözlemleri tebessüm ettirdi. komunizm sosyalizm olayları güzel anlatılmış.
ve yukarıda bahsettiğim gibi dönemin olaylarına hakim olmasaydım bu filmden zevk alamazdım.
film genel olarak sinema tarihinin dönüm noktası kabul edilen citizen kane filminin ilginç senaryo yazım sürecine ve filmin unutulmaz senaristi herman mankiewicz’in hayatına odaklanıyor.
özellikle o dönemin havasını çok iyi koklayan bir yapım olmuş. hem dönemin politik duruşunu hem de sinema dünyasında olanları çok güzel bir şekilde anlatıyor.
2020 yılında siyah beyaz bir film izlemek benim çok hoşuma gitti. filmde kullanılan müzikler , malzemeler , kostümler son derece yerindeydi.
filmin ilginç bir hikayesi var filmin senaryosunu david fincher'ın rahmetli babası zamanında yazıyor ama film çekilmiyor. yıllar sonra oğlu david fincher bu senaryoyu çekiyor ve ölümsüzleştiriyor. tabi sonrasında film büyük bir ses getirip oscar ödülleri aldı en iyi sinematografi ödülü ve en iyi prodüksiyon tasarımı ödülü aldı.
filmin oyuncu kadrosunda ise gary oldman , amanda seyfried , lily collins gibi başarılı isimler var.
en dikkat çekici isim tabi ki gary oldman olmuş. bence muhteşem bir oyunculuk performansı sergilemiş. özellikle son 15 dakika hayran bırakıyor.
tek eksik bulduğum kısım bu bir eksiklik mi bilmiyorum ama filmi izlerken filmin dönemine hakim olmak gerekiyor. nasıl bir dönemde olduğunu anlamayan seyirci filmden pek keyif alamaz gibime geliyor.
özellikle sesli sinemaya geçiş döneminde filmlerin olmazsa olmazının senaristler olması ve bunun bilinmesi filmi daha keyifli yapıyor.
kesinlikle severek keyif alarak izlediğim bir film olmuş mank tavsiye ederim.
mank karakterinin sarhoşken sergilediği tirat performansı filmi çok ayrı bir yere taşımış en beğendiğim sahne oldu.
don quıjote ve bahsettikleri masanın etrafında dolaşması ve son olarak içinde bulunan her şeyi yere kusması acayip güzeldi.
david fincher'ın mank karakterine biraz duygusal yaklaştığını düşünüyorum. herif çok kusursuz ve çok zeki yaratılmış. o kısımları pek beğenmedim o yüzden.
hitler göndermeleri ve mank karakterinin zekice gözlemleri tebessüm ettirdi. komunizm sosyalizm olayları güzel anlatılmış.
ve yukarıda bahsettiğim gibi dönemin olaylarına hakim olmasaydım bu filmden zevk alamazdım.
devamını gör...
b12 vitamini eksikliği
beni internet explorer'a çeviren illet. yaklaşık 15 gün önce biriyle selamlaştım yolda. kim olduğunu bir türlü hatırlayamadım. yani tanıdık da gelmedi ama o beni tanıyordu. düşündüm düşündüm bulamadım. neyse dedim geçtim. aradan koskoca 15 gün geçti. asla aklıma bile gelmedi. bugün arkadaşımla konuşurken "hııııııııııı" diye bir aydınlanma yaşadım. tak diye cevabı önüme koydu hafızam. kral sana da zahmet oldu ya.
devamını gör...
normal sözlük
lütfen, bakın lütfen diyorum şu yeni logoda kafasız normal adam'ın sol(!) kolunun iç kısmında kalan üçgen kısmı temizleyin. siyah renk modunda çok rahatsız ediyor. lütfen yoldaş! adam şapka değiştirdi o üçgen temizlenmedi. ocd var bende, 2 günde manyak oldum.
devamını gör...
drift eşliğinde evlilik teklif etmek
saçma sapan bir eylemdir.
acaba kabul edilmiş midir bu teklif çok merak ediyorum. ben teklif edilen kişinin yerinde olsam kesinlikle kabul etmezdim, başkalarının canını tehlikeye atan insandan hayır gelmez çünkü.
acaba kabul edilmiş midir bu teklif çok merak ediyorum. ben teklif edilen kişinin yerinde olsam kesinlikle kabul etmezdim, başkalarının canını tehlikeye atan insandan hayır gelmez çünkü.
devamını gör...
beni böyle sevemezsin
"sonunu bilmeden başlarız hikayenin parçası olmaya
bazen hiç gülmeden bitiverir hikayemiz
geçeriz bomboş bir sayfaya..." dizelerinin geçtiği pinhâni şarkısı. sonsuz gökyüzü, götür beni
bazen hiç gülmeden bitiverir hikayemiz
geçeriz bomboş bir sayfaya..." dizelerinin geçtiği pinhâni şarkısı. sonsuz gökyüzü, götür beni
devamını gör...

