yazarların en duygusuz anları
duygu hissi kangren olmuş parmağa benzer uzun süre onunla yaşamaya alışmaya çalışırsın. her tedavi çaban aksine biraz daha ilerletir. iyileşmeyen nasıra benzer pamuğa değse canını yakar "yakarlar" ta ki o parmağı kesip atana dek.
iş disiplini konusunda duygusuzlaşırım yakarım acımam kim olduğu nasıl olduğu umrumda olmaz.
yalan ihanet menfaat çıkar ilişkisi varsa. dostluk ve arkadaşlığın ne kadar zaman olduğuna bakmam silerim acımam "geçiş sürenin zorluğuna rağmen" silerim.
bir süre sonra çoğu olaylar karşısında insan hissizleşiyor, duygusal yanı köreliyor, soğuyor sinirler çelikleşiyor.
iş disiplini konusunda duygusuzlaşırım yakarım acımam kim olduğu nasıl olduğu umrumda olmaz.
yalan ihanet menfaat çıkar ilişkisi varsa. dostluk ve arkadaşlığın ne kadar zaman olduğuna bakmam silerim acımam "geçiş sürenin zorluğuna rağmen" silerim.
bir süre sonra çoğu olaylar karşısında insan hissizleşiyor, duygusal yanı köreliyor, soğuyor sinirler çelikleşiyor.
devamını gör...
deniz gezmiş
keşke asılmasaydı.
idam geri dönüşü olmayan bir infaz, hiç kimse idam edilecek kadar suçlu ilan edilmemeli.
idam geri dönüşü olmayan bir infaz, hiç kimse idam edilecek kadar suçlu ilan edilmemeli.
devamını gör...
sözlük yazarlarının satın aldıkları son kitap
hygge ve atomik alışkanlıklar kitabı.tabi ki kahve yanında paylaşmak için süslü kitaplar alan bir instagirl değilim sadece 2021 için bir şeyler amaçlamıştım.
devamını gör...
karaktersizlik
karaktersizlikten önce karakterin ve karakterli olmanın incelenmesi gerekir.
karakter: türkçeye, fransızca caractère kelimesinden alıntılanmıştır.
tdk tarafından manasına baktığımızda kullanım durumuna göre 6 farklı durumu vardır.
olayı kişilik yönünden ele aldığımızda; karakter, kişinin kendine has özelliği,
onu diğer kişilerden ayıran davranışları ve kendine özgü hali manasına gelir.
karakterli: kişinin kendi karakterinde özgün olması aynı zamanda davranış ve düşüncelerinde tutarlı olmasıdır.
karaktersizlik: karakterli olmanın tam tersi. kişinin davranış ve düşüncelerinde tutarlı olmama durumu.
ne kadar çok ve birbirine benzemeyen arkadaşları vardı ali'nin. bu birbirlerine benzemeyen insanların hepsiyle ayrı ayrı nasıl anlaşıyordu? bu biraz karaktersizlik gibi görünüyordu doğan'a. öyle ya insanın belirli bir kişiliği olunca, bu kişiliğe akraba olanlarla dost olabilir ancak. ya da kişiliğinden ödün vermesi gerekir. - yenişehir'de bir öğle vakti - sevgi soysal
karakter: türkçeye, fransızca caractère kelimesinden alıntılanmıştır.
tdk tarafından manasına baktığımızda kullanım durumuna göre 6 farklı durumu vardır.
olayı kişilik yönünden ele aldığımızda; karakter, kişinin kendine has özelliği,
onu diğer kişilerden ayıran davranışları ve kendine özgü hali manasına gelir.
karakterli: kişinin kendi karakterinde özgün olması aynı zamanda davranış ve düşüncelerinde tutarlı olmasıdır.
karaktersizlik: karakterli olmanın tam tersi. kişinin davranış ve düşüncelerinde tutarlı olmama durumu.
ne kadar çok ve birbirine benzemeyen arkadaşları vardı ali'nin. bu birbirlerine benzemeyen insanların hepsiyle ayrı ayrı nasıl anlaşıyordu? bu biraz karaktersizlik gibi görünüyordu doğan'a. öyle ya insanın belirli bir kişiliği olunca, bu kişiliğe akraba olanlarla dost olabilir ancak. ya da kişiliğinden ödün vermesi gerekir. - yenişehir'de bir öğle vakti - sevgi soysal
devamını gör...
dört kapı
barış manço'nun 1985 yılında çıkardığı 24 ayar albümünde yer alan, her satırı ayrı anlamlı şarkısıdır.
#750087 tanımında deliderviş'in üzerine söz söylenmeyecek şekilde geniş biçimde açıkladığı, hacı bektaş-ı veli’nin dört kapı kırk makam öğretisinden esinlenerek yazılmış sözleri barındırır.
barış abi'nin hemen her şarkısında olduğu gibi anlam içinde anlamlar çıkartılacak sözlerde;
hz. idris peygamber'den bahseder ki, mesleği terzilik olarak bilinen idris peygamber döneminde ilk defa dokuma kumaş işlenmeye başlanmış*, insanoğlu hayvan derileri giysilerden yavaş yavaş kurtulmaya başlamıştır. kalem kullanan ilk insanın da hz. idris peygamber olduğuna inanılır.
şarkının diğer bir bölümünde de hz.ali'nin bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum şeklindeki veciz sözüne vurgu yapan dizeler bulunur.
ama asıl ana fikir, er geç terk edilecek dünyada kâmil bir insan olma yolunda dünya hırslarından uzak yaşamanın önemine vurgu yapmaktır.
bu ruh haliye dinlemek isterseniz, barış manço dört kapı .
#750087 tanımında deliderviş'in üzerine söz söylenmeyecek şekilde geniş biçimde açıkladığı, hacı bektaş-ı veli’nin dört kapı kırk makam öğretisinden esinlenerek yazılmış sözleri barındırır.
barış abi'nin hemen her şarkısında olduğu gibi anlam içinde anlamlar çıkartılacak sözlerde;
hz. idris peygamber'den bahseder ki, mesleği terzilik olarak bilinen idris peygamber döneminde ilk defa dokuma kumaş işlenmeye başlanmış*, insanoğlu hayvan derileri giysilerden yavaş yavaş kurtulmaya başlamıştır. kalem kullanan ilk insanın da hz. idris peygamber olduğuna inanılır.
şarkının diğer bir bölümünde de hz.ali'nin bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum şeklindeki veciz sözüne vurgu yapan dizeler bulunur.
ama asıl ana fikir, er geç terk edilecek dünyada kâmil bir insan olma yolunda dünya hırslarından uzak yaşamanın önemine vurgu yapmaktır.
bu ruh haliye dinlemek isterseniz, barış manço dört kapı .
devamını gör...
çocukların yetişkinlerden daha iyi yaptığı şeyler
bilmiyorum kelimesini kullanırken çekinmezler
her zaman pozitifler
yardım istemekten utanmazlar
din-dil-ırk gözetmezler
her zaman pozitifler
yardım istemekten utanmazlar
din-dil-ırk gözetmezler
devamını gör...
konu neydi radyo yayını
merhaba kafa sözlük!
sağlıklı ve huzurlu günler. bu akşam konu neydi podcasti, ileri bilgisayar teknolojilerinin desteğini alarak sizlere sözlük radyosu üzerinden seslenmeye çalışacak.
podcast'in içeriğinden kısaca bahsetmemiz gerekirse; gülünç, didaktik, naif bir bedende iki özgür ruhun kılıçlar kullanmadan savaşmasına ısrarla karşı çıkan sadece ve sadece sevgiyi savunan bir podcast.
tarifinde zorlandığımız olguların temelleri bazen yeniden atılıyor bazen yıkılıp yeniden inşa ediliyor. pek çok kez tanınmayacak hale getirilene kadar tartaklanıyor ya da tartaklanmıyor(tartaklanma kelimesini bu yazıda 2 defa kullanmak istedik)
siz değerli insanların sesinin evrende yankılanacağı bir olumlama için hepinizi bu akşam saat 21:00'da sözlük radyosuna bekliyoruz.
not: sanat mafyası ile başımızı belaya sokmak istemiyoruz. yatırım tavsiyesi değildir.
sağlıklı ve huzurlu günler. bu akşam konu neydi podcasti, ileri bilgisayar teknolojilerinin desteğini alarak sizlere sözlük radyosu üzerinden seslenmeye çalışacak.
podcast'in içeriğinden kısaca bahsetmemiz gerekirse; gülünç, didaktik, naif bir bedende iki özgür ruhun kılıçlar kullanmadan savaşmasına ısrarla karşı çıkan sadece ve sadece sevgiyi savunan bir podcast.
tarifinde zorlandığımız olguların temelleri bazen yeniden atılıyor bazen yıkılıp yeniden inşa ediliyor. pek çok kez tanınmayacak hale getirilene kadar tartaklanıyor ya da tartaklanmıyor(tartaklanma kelimesini bu yazıda 2 defa kullanmak istedik)
siz değerli insanların sesinin evrende yankılanacağı bir olumlama için hepinizi bu akşam saat 21:00'da sözlük radyosuna bekliyoruz.
not: sanat mafyası ile başımızı belaya sokmak istemiyoruz. yatırım tavsiyesi değildir.
devamını gör...
bi dahaki adresim nickaltın olacak
abi muazzam bir tehdit. ortaokul çocuklarının ''çıkışa gel sen çıkışa, seninle çıkışta görüşeceğiz'' demesi gibi bir şey. ciddi anlamda güldürüyor beni her gördüğümde. şu nickaltı fetişini anlamadım. harbi acayip.
devamını gör...
15 kez ceza yiyen kadının pişkinliği
(bkz: ülkede aptal insan artışı)
devamını gör...
hakan peker
ilk ortaokulda bir yılbaşı programında bir efsane şarkısı ile tv'de gördüğüm, o zaman danscı olan, ülkenin yaşlanmayan insanlarından.
devamını gör...
2002 doğumlu birini ciddiye almak
başlığı açan arkadaştan daha fazla ciddiye alacağım kesindir.
devamını gör...
canım aliye ruhum filiz
sabahattin ali'yi biraz daha yakından tanımamıza imkan veren bir kitaptır. romanlarını farklı bir bakış açısıyla değerlendirmemizi sağlar. tarihsiz olan bir mektubunda eşine der ki:
"pek az misafirliğe gitmek ve pek az misafir çağırmak istiyorum. bir sürü fesat ve dedikoducu insanlarla ahbaplık edip ne olacak sanki? biz birbirimize yeteriz, değil mi?.."
"pek az misafirliğe gitmek ve pek az misafir çağırmak istiyorum. bir sürü fesat ve dedikoducu insanlarla ahbaplık edip ne olacak sanki? biz birbirimize yeteriz, değil mi?.."
devamını gör...
pkk'lıların cesetlerine uygulanan işkence
bu başlığı açan yazarın psikiyatrik destek alması lazım, gerçekten. iyi misiniz allasen? ölmüş kişiye işkence etsen hissedecek sanki. ayrıca bir insana işkence etmek nasıl içinizden gelebiliyor. ben en nefret ettiğim insanın bile ölürken acı çekmesini istemem. bunu isteyebilmek vahşiliktir.
t: olmaması gereken bir işkence işte.
t: olmaması gereken bir işkence işte.
devamını gör...
ünlü olma şansınız olsa hangi yolla ünlü olurdunuz sorunsalı
tiyatro oyuncusu olarak.
devamını gör...
limonlu kek
limonlu kek yaparken, limon ve kabuğunu limonata mantığı ile yaparım ki böylece kek daha aromatik ve daha sarı olur. ( bir de uyuz bir kardeşiniz varsa; o en ince rende ile rendelenmiş limon kabuğunu görmek istemeyen, onun çenesinden kurtulursunuz)
malzemeler:
3 yumurta
1 su bardağı şeker
3/4 su bardağı süt
1.5 limon-1 yemek kaşığı şeker (bu şeker limon kabuğunu ovalamak için)
1 kabartma tozu
2.5-3 bardak un
tepsiyi yağlamak icin katı yağ
yapılışı: yumurta ve şeker , şeker eriyip yumurta ile kabarıncaya kadar yaklaşık 4-5 dakika çırpılır. limonun kabuklarının sarı kısmı derin bir kaba rendelenir ardından 1 yemek kaşığı şeker ilave edilir ve kaşığın arkası ile bir süre ezilir. toz şeker sararıp hatta bir miktar eriyinceye kadar. sonra limon suyu bu karışıma ilave edilir ve karıştırılır. ardından bu karışım tel süzgeçle süzülerek şeker ve yumurta karışımına ilave edilir. sonrasında süt, sıvı yağ eklenir. bu aşamadan sonra keki mümkünse el çarpıcısı ile yavaş yavaş karıştırıp içine kabartma tozu ile karıştırılıp elenmiş un ilave edilir. eger tepsi 30 cmlik düz fırın tepsisi veya klasik dikdörtgen borcamsa 180°de 20-25 dakika pisirilir. dilimli kek kalıbı ise önce 180°de 15 dakika, sonra 160°de 15 dakika kürdanla kontrol edilerek pişirilir.
malzemeler:
3 yumurta
1 su bardağı şeker
3/4 su bardağı süt
1.5 limon-1 yemek kaşığı şeker (bu şeker limon kabuğunu ovalamak için)
1 kabartma tozu
2.5-3 bardak un
tepsiyi yağlamak icin katı yağ
yapılışı: yumurta ve şeker , şeker eriyip yumurta ile kabarıncaya kadar yaklaşık 4-5 dakika çırpılır. limonun kabuklarının sarı kısmı derin bir kaba rendelenir ardından 1 yemek kaşığı şeker ilave edilir ve kaşığın arkası ile bir süre ezilir. toz şeker sararıp hatta bir miktar eriyinceye kadar. sonra limon suyu bu karışıma ilave edilir ve karıştırılır. ardından bu karışım tel süzgeçle süzülerek şeker ve yumurta karışımına ilave edilir. sonrasında süt, sıvı yağ eklenir. bu aşamadan sonra keki mümkünse el çarpıcısı ile yavaş yavaş karıştırıp içine kabartma tozu ile karıştırılıp elenmiş un ilave edilir. eger tepsi 30 cmlik düz fırın tepsisi veya klasik dikdörtgen borcamsa 180°de 20-25 dakika pisirilir. dilimli kek kalıbı ise önce 180°de 15 dakika, sonra 160°de 15 dakika kürdanla kontrol edilerek pişirilir.
devamını gör...
şaka maka balıkesir'in en güzel tatil beldesi olması
gerçekleşmiş olandır. şimdi diyeceksiniz ki antalya, muğla dururken olur mu? oldu bile.
hem marmara denizi, hem ege denizinde tatil alanları olması ve her 2 denizde de turistik tesislere sahip adaları (cunda, avşa vb...) olması, hem kazdağları, hem şifalı sular içeren güzel kaplıca/termal otelleri barındırması, hem şehir hem de kırsal özelliklerinin birarada olması, manyas kuş cennetine sahip olması, küresel ısınmaya rağmen yazın ortasında bile güneye göre daha ferah/serin bir havaya sahip olması... böyle hem deniz, hem adalar, hem termal oteller, hem dağ, hem orman, hem şehir hem kırsal, hem 2 farklı deniz, dağlarında bile içinde yüzülen göletler, yeni açılmış avmler(körfez tarafında)... tüm bu zenginliğe sahip başka bir il yok. antalya, çanakkale veya muğla'da bu saydıklarımdan en az biri eksik çıkacaktır.
artık bir numaralı tatil ilimiz balıkesir'dir, hayırlı uğurlu olsun.
hem marmara denizi, hem ege denizinde tatil alanları olması ve her 2 denizde de turistik tesislere sahip adaları (cunda, avşa vb...) olması, hem kazdağları, hem şifalı sular içeren güzel kaplıca/termal otelleri barındırması, hem şehir hem de kırsal özelliklerinin birarada olması, manyas kuş cennetine sahip olması, küresel ısınmaya rağmen yazın ortasında bile güneye göre daha ferah/serin bir havaya sahip olması... böyle hem deniz, hem adalar, hem termal oteller, hem dağ, hem orman, hem şehir hem kırsal, hem 2 farklı deniz, dağlarında bile içinde yüzülen göletler, yeni açılmış avmler(körfez tarafında)... tüm bu zenginliğe sahip başka bir il yok. antalya, çanakkale veya muğla'da bu saydıklarımdan en az biri eksik çıkacaktır.
artık bir numaralı tatil ilimiz balıkesir'dir, hayırlı uğurlu olsun.
devamını gör...
türkiye'de futbol hakemi olmak
bir hayli zor olandir.
yaklasik 10 sene öncesinde 2 sene kadar süreyle amatör olarak istanbul'da futbol hakemligi yaptim.
o zamanlar üniversite ögrencisiydim tabi. paraya ihtiyacim vardi ve ek gelir olsun diye bu ise giristim. yazili sinavlari ve spor testlerini gectim. kendimi zihinsel olarak maca hazirladim. tabi bu sinavlarin disinda kimse elimize bayrak verip gelin bakalim bir maca cikaracagiz sizi, eksiklerinizi soyleyecegiz demedi.
neyse efendim ilk mac günü geldi catti. avcilar'da bir maca yardimci verilmistim. orta hakem de okul arkadasimdi, tecrübeliydi. mac basladi, daha 5 dakika gecmeden kirmizi takim tac kullandi, beyaz takimin oyuncusu ofsayttaydi. tactan ofsayt olmaz, bayragi kaldirmadim tabi. taraftarin biri "hocaaa senin ...." diyerek yüzüme öyle bir tükürdü ki, sanirsin lamanin otunu elinden almisiz. eleman bütün agiz salgisini üstüme kustu. ondan sonra zaten konsantrasyon kalmadi, mac sonunda orta hakem olan arkadas bana "senin bayraga macin 5. dksindan itibaren hic bakmadim" dedi.
bir tane saha vardi sanirim bakirköy tarafinda. toprakti. yine bir maca vermisler beni. kisin ortasindayiz, hava yagisli ve takimin biri grup lideriyken digeri sonuncusu. adamlari görün, sakalli makalli böyle hani "getir ordan pantolonumu sana harclik vereyim" diyecek baba tipinde, en yakin kahvehaneden ivedilikle toplanmis, izbandut gibi adamlar. mac basladi, ilk yari bittiginde 6-0'di. devre arasinda toprak sahadaki cizgiler yagmurdan flulasmis (kirecle cizmislerdi) bir sekildeydi. saha emektari bir abinin eline vermisler kireci, yagmurda büyük s seklinde ceza sahasini cizdi. polislerin alkol testinde alkollü birinin yürümesi gibi yürüyordu zaten dayi. neyse macin yaklasik 80. dakikasinda önümde adami devirdiler. yardimci hakem olarak hemen bayrahi bir hisimla salladim, faul verdim. bir baktim orta hakem penalti noktasini gösteriyor. meger adam ceza sahasindaymis. bizim sarhos dayinin cizdigi cizginin beyazligindan tutun, sekline kadar bir agiz dolusu küfür ettim tabi. mac 9-0 gibi bir sonucla bitmisti.
diger bir anim da ayda neredeyse 2 kere atadiklari bir stadyumun (stadyum degil de halisaha) kenarinda, tel örgülerin arkasinda alem yapan aksamci abilerimizdi. ne zaman maca gitsem, yogun bir sis altinda maci izlemeye calisirdim. sis dedigim de taraftar mesalesi degil bakin, o abilerin yaktigi mangalin dumani. saha kenarinda her pazar mangal yakarlarmis, e maclar da pazar günü zaten. spor yapalim, para kazanalim diye hakem olduk, kömür dumanindan zehirlenip hastaneye yatacak seviyeye geldik. bu abilerimiz cok iyiydi ama, her mactan sonra mangala cagirirlardi "hoca gel beraber parlatalim" derlerdi.
böyle yüzlerce ani topladim. yeri geldi jandarma esliginde ciktik sahadan, yeri geldi garip cisimler atanlar oldu. kafama kondom atani gördü bu gözler yahu, kondom. türkce soru bankasi kitabi atan bile vardi. gerci simdi türkiye'de hayat pahalilandigi icin bunlari atarlar miydi bilmiyorum.
bazen uzaktaki bir sahaya otobüs bulamazdim. yanimdan takim otobüsü gecince beni almak isterdi. tarafsizliga aykiri olur diye binmez, karda kista o yolu yürürdüm. hep adil olmaya calisirdim. hatalarimiz vardi tabi ama aksam yataga kafami koydugumda icim rahat uyurdum.
mac basina da 30-50 lira arasi bir meblag verirlerdi. bu parayi da 3 ay sonra yatirirlardi.
2 senelik tecrübemden sonra her maci hakem gözüyle izliyorum. frikikte baskalari topa bakarken ben top ayaktan ciktiginda öndeki adamin hangi vücut uzvunun önde olduguna bakiyorum. ofsayt mi degil mi diye.
sunu da söylemeliyim, türkiye'de maci izlemeye gelen taraftar eglenmek icin maci izlemeye gelmez. maca gelir, ana avraz sayar söver, rahatlar ve cicek gibi olup evine gider.
yaklasik 10 sene öncesinde 2 sene kadar süreyle amatör olarak istanbul'da futbol hakemligi yaptim.
o zamanlar üniversite ögrencisiydim tabi. paraya ihtiyacim vardi ve ek gelir olsun diye bu ise giristim. yazili sinavlari ve spor testlerini gectim. kendimi zihinsel olarak maca hazirladim. tabi bu sinavlarin disinda kimse elimize bayrak verip gelin bakalim bir maca cikaracagiz sizi, eksiklerinizi soyleyecegiz demedi.
neyse efendim ilk mac günü geldi catti. avcilar'da bir maca yardimci verilmistim. orta hakem de okul arkadasimdi, tecrübeliydi. mac basladi, daha 5 dakika gecmeden kirmizi takim tac kullandi, beyaz takimin oyuncusu ofsayttaydi. tactan ofsayt olmaz, bayragi kaldirmadim tabi. taraftarin biri "hocaaa senin ...." diyerek yüzüme öyle bir tükürdü ki, sanirsin lamanin otunu elinden almisiz. eleman bütün agiz salgisini üstüme kustu. ondan sonra zaten konsantrasyon kalmadi, mac sonunda orta hakem olan arkadas bana "senin bayraga macin 5. dksindan itibaren hic bakmadim" dedi.
bir tane saha vardi sanirim bakirköy tarafinda. toprakti. yine bir maca vermisler beni. kisin ortasindayiz, hava yagisli ve takimin biri grup lideriyken digeri sonuncusu. adamlari görün, sakalli makalli böyle hani "getir ordan pantolonumu sana harclik vereyim" diyecek baba tipinde, en yakin kahvehaneden ivedilikle toplanmis, izbandut gibi adamlar. mac basladi, ilk yari bittiginde 6-0'di. devre arasinda toprak sahadaki cizgiler yagmurdan flulasmis (kirecle cizmislerdi) bir sekildeydi. saha emektari bir abinin eline vermisler kireci, yagmurda büyük s seklinde ceza sahasini cizdi. polislerin alkol testinde alkollü birinin yürümesi gibi yürüyordu zaten dayi. neyse macin yaklasik 80. dakikasinda önümde adami devirdiler. yardimci hakem olarak hemen bayrahi bir hisimla salladim, faul verdim. bir baktim orta hakem penalti noktasini gösteriyor. meger adam ceza sahasindaymis. bizim sarhos dayinin cizdigi cizginin beyazligindan tutun, sekline kadar bir agiz dolusu küfür ettim tabi. mac 9-0 gibi bir sonucla bitmisti.
diger bir anim da ayda neredeyse 2 kere atadiklari bir stadyumun (stadyum degil de halisaha) kenarinda, tel örgülerin arkasinda alem yapan aksamci abilerimizdi. ne zaman maca gitsem, yogun bir sis altinda maci izlemeye calisirdim. sis dedigim de taraftar mesalesi degil bakin, o abilerin yaktigi mangalin dumani. saha kenarinda her pazar mangal yakarlarmis, e maclar da pazar günü zaten. spor yapalim, para kazanalim diye hakem olduk, kömür dumanindan zehirlenip hastaneye yatacak seviyeye geldik. bu abilerimiz cok iyiydi ama, her mactan sonra mangala cagirirlardi "hoca gel beraber parlatalim" derlerdi.
böyle yüzlerce ani topladim. yeri geldi jandarma esliginde ciktik sahadan, yeri geldi garip cisimler atanlar oldu. kafama kondom atani gördü bu gözler yahu, kondom. türkce soru bankasi kitabi atan bile vardi. gerci simdi türkiye'de hayat pahalilandigi icin bunlari atarlar miydi bilmiyorum.
bazen uzaktaki bir sahaya otobüs bulamazdim. yanimdan takim otobüsü gecince beni almak isterdi. tarafsizliga aykiri olur diye binmez, karda kista o yolu yürürdüm. hep adil olmaya calisirdim. hatalarimiz vardi tabi ama aksam yataga kafami koydugumda icim rahat uyurdum.
mac basina da 30-50 lira arasi bir meblag verirlerdi. bu parayi da 3 ay sonra yatirirlardi.
2 senelik tecrübemden sonra her maci hakem gözüyle izliyorum. frikikte baskalari topa bakarken ben top ayaktan ciktiginda öndeki adamin hangi vücut uzvunun önde olduguna bakiyorum. ofsayt mi degil mi diye.
sunu da söylemeliyim, türkiye'de maci izlemeye gelen taraftar eglenmek icin maci izlemeye gelmez. maca gelir, ana avraz sayar söver, rahatlar ve cicek gibi olup evine gider.
devamını gör...


