istikameti kur'an olan yaratılan hiç bir varlığa işkence yapmaz. net.
devamını gör...

katı yağ+ bol un = tatlılık ve baygınlık.

bir de tip 2 diyabet.
devamını gör...

maddelerin içinden hemen hemen hiç etkileşmeden geçip gidebilen, elektrik yükü 0 olan parçacık. maddelerle genellikle etkileşmediği için hayalet parçacık olarak da bilinir.

mesela bu cümleyi okurken vücudunuzdan yaklaşık 100 milyar kadar nötrino geçip gitti. bunların kaynağı güneş ama evrende başka nötrino kaynakları da var.

***

bir zamanlar bu parçacık, "güneş nötrinosu uyumsuzluk problemi" adıyla bilinen bir sıkıntı yaratmıştı bilim camiasında. standart güneş modelimizden bildiğimiz kadarıyla, güneş'ten belirli bir nötrino akısının gelmesi gerektiğinden eminiz. fakat 1960'larda bir gözlem yapıldı ve gelen nötrinoların, gelmesi beklenen nötrinolardan çok daha az olduğu gözlendi. bunun nedeni de 30 yıl kadar çözülemedi.

1990'larda bazı nötrino dedektörlerinden gelen veriler incelendi. burada oldukça ilginç bir sonuçla karşılaşıldı: müon nötrinosu adı verilen nötrino türü, güneş'ten bize ulaşana dek tau nötrinosuna dönüşüyordu. bu nedenle bazı nötrinolar dedektörlerde görünmüyordu. böylece ortalıkta olmayan nötrinoların nerede olduğu da açıklık kazanmış oldu.
devamını gör...

ilginç olay.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

seçim sonucunu duyuran suriye halk meclisi başkanı hammuda sabbağ, mevcut devlet başkanı beşar esad'ın oyların yüzde 95.1'ine tekabul eden 13 milyon 540 bin 360'ını alarak seçimi kazandığını bildirdi.

kaynak:

www.google.com/amp/s/tr.spu...
devamını gör...

çağdaş insan, uyanık olduğuna ve de doğru düşündüğüne inanmak istiyor. ama bu tür inanç ve düşünceler bizi karabasanlara soktu -akıl aynalarımızda, art arda işkence odalarını gördüğümüz karabasanlardı onlar. bu karabasandan çıktığımızda, uyanık durumda düş gördüğümüzü ve usçu düşlerimizin dayanılmaz düşler olduğunu belki de fark edeceğiz. ve ondan sonra, belki de gözlerimizi kapayıp yeniden düş görmeğe başlayacağız.

yalnızlık dolambacı / octavio paz
devamını gör...

benim o kişilerden biri de. ne bir psikolojik rahatsızlığım var ne de özel bir durumum. (ki ikisi de olabilirdi, çok normal) hiç öyle aman benim niye hala sevgilim olmadı kafasında da değilim, hayatta yaşayacağımız şeyler bir şekilde kapıdan başını uzatıp "merhaba" diyor ne de olsa.
bu konuyla ilgili kendimce birkaç sebebim var. 20li yaşlarımın çok başındayım henüz ve kendim için yapmayı istediğim çok çok fazla şey var. yani kendi hayatımın doyum noktasına ulaşmadan ne kimseyi hayatıma alıp yeni alışkanlıklar edinebilirim ne de başkasının hayatına yük olabilirim. ayrıca birinin hayatına dahil olurken şunu unutmamamız gerekiyor bence kimse evladını başkası birkaç ay içinde kırıp üzsün diye büyütmüyor. hepimiz başta kendimiz sonra ailemiz, yakınlarımız için çok kıymetliyiz. açıkcası ben de yanlış bir seçimden dolayı kalbimin kırılmasına izin veremem. kendimi o kadar çok seviyorum. bir de arkadaşlarımı çok fazla dinleyen ve etrafımı izleyen biriyim bunun da lişki konusundan uzak durmamda etkisi azımsanamaz.
işte bu istediğim şeylerin hepsinin aynı anda olma ihtimalini göz önünde bulundurarak bir süre daha bu konuları rafta tutmayı uygun buluyorum. bu şekilde mutlu olmadığımı hissettiğim gün veto hakkımı kullanmamaya başlarım.
devamını gör...

şener şen ve şebnem ferah rozeti alabilir miyim? lütfen.
devamını gör...

çoğu zaman kendi istekdiklerini çocuklara yaptırabilmeleri için söyledikleri yalanlardır.

"eğer bunu yaparsan istediğin bisikleti alırım."
"eğer benim sözümden çıkmazsan sana en pahalı ayakkabıyı alırım."
devamını gör...

dopamin d1 reseptörünün selektif agonistidir.
hipertansif kriz ilacıdır.
devamını gör...

ahmet telli'nin bireysel ve toplumsal katmanların iç içe geçtiği, çocuksun sen 1 ve çocuksun sen 2 isimli iki bölümden oluşan şiiri ve aynı ismi taşıyan kitabı.

duru sözcükler ve ahenkle beraber şiirin iki bölümü birbirinin tamamlayıcısı adeta, devamı değil. yapboz parçaları gibi bir dizeden tutup diğeriyle eşleştirmenin ortaya çıkardığı sonuç, ahmet telli şiirinin ne denli özenle örüldüğünün bir kanıtı olmaya tek başına dahi yeter gibi görünüyor.


bir yanlışlığım bu dünyada en az senin kadar
ve sen kendi küllerini savuruyorsun dağa taşa
bir daha doğmamak için doğmak diyorsun
ölümlülerin işi bir de mutlu olanların

çocuksun sen/ı'den

zaman benim işte, nesneleşiyor tüm anlar
dursam ölürüm paramparça olur dünya

çocuksun sen/ıı 'den

devamını gör...

z kuşağına analık-babalık ve abilik-ablalık eden kuşaktır...kısacası asıl sanatçılardır. bu durumda z kuşağı da sanat oluyor. (bkz: yersiz hicivler)
devamını gör...

yargıçların egemenliğidir. bu yönetim biçiminde, devleti mahkemeler ve hakimler yönetir.
devamını gör...

hz. hamza uhud savaşında şehid olunca, umera isimli çocuğuna kimin bakacağı tartışma konusu oldu ve peygamberimizin yanına gelip ona sordular.
peygamberimizin hamza ile kardeş ilan ettiği zeyd bin harise, onun çocuğuna bakmak bana görevdir dedi. ama ali bin ebutalip o çocuğa ben bakmalıyım, o benimde, eşim fatıma'nında amca çocuğu dedi. bu sefer cafer bin ebutalip ben bakmalıyım, ben amca çocuğuyum ve eşim o çocuğun teyzesi dedi.
bunun üzerine peygamberimiz, "o çocuğa bakmaya hepiniz layıksınız ama teyze anne gibidir" deyip çocuğu caferi tayyar'a verdi.
belkide bu olaydan dolayı teyze anne'nin yarısı derler.
devamını gör...

latince kesilmiş, kesik anlamına gelen caesar kelimesinden gelme. julius caesar da doğumu esnasında anne karnından kesilerek alınmıştır. bugünkü sezaryen doğum ifadesi buradan gelir.
devamını gör...

klasik ve modern olarak ikiye ayrılan psikolojik kuram.

klasik kuram sigmund freud tarafından öne sürülmüştür.
topografik anlayış ve yapısal anlayış olmak üzere ikiye ayırabiliriz.
topografik anlayışta s. freud bilinci bir buz dağına benzetir. buz dağının görünen kısmına bilinç ve bilinç öncesini koyarken, görünmeyen kısmına bilinçdışını koymuştur.
yapısal anlayışta ise s. freud id, ego ve süperego kavramlarından bahsedip açıklamıştır*.


son olarak psikanalizin moderncilerini sayacak olursak adler, jung, horney, e. fromm, e. erikson, sullivan ve sigmund freud'un kızı anna freud'u sayabiliriz.
devamını gör...

sözlükte yazmayı seven fakat uzun zamandır doğru düzgün yazabileceği bir sözlük bulamayan kişilerin doğru yeri bulması ile alakalı durumdur.

ayrıca kitap hediyeleri, çekilişler düzenlemeleri, moderatörlerinin yazarlar ile iletişimi ve sözlüğün samimi ortamı da bu konuda etkili olmuştur.
devamını gör...

sözlüğü daha iyi hale getirmek için yapılan çalışmaların devamıdır. elinize sağlık. bir iki değerlendirmem olacak :

- profil fotoları çok küçülmüş.
- profil kısmına "favorilerim", "ukdeler", "cezalar" v. s. butonları koyma fikri güzel olmuş ancak fazla renk cümbüşü olmuş ve çok dağınık gözüküyorlar. pek kaliteli durmamış.
- "online" alanına basıldığında açılan ekrandaki yazı fontları çok büyümüş. eski haline getirilmeli.
- sayfa sonu butonu önceden var mıydı hatırlamıyorum ama çok faydalı olmuş.
devamını gör...

neden bunun sorulduğunu merak etsem de ayça ya da sözlükte bilinen haliyle kıvırcık ateş topu *.
devamını gör...

alman mühendisliğinin efsane ürünlerinden biri olan anti-tank tanktir. anti-tank işte, tank avcısı tank.

75mm kwk40 (kampfwagenkanone 40) ve 54 top mermisini birincil silah ve cephane olarak kullanan tank, piyadeler ve hafif zırhlı hedefler için 7.92mm mg34 makineli tüfek ve 600 mermiden oluşan bir ikincil silah sistemine sahiptir.

önce silahını tanıyalım. kwk40 aslında bir anti-tank topu olan pak40'ın tank paletleri ve şasesi üzerine oturtulmuş hali. kampfwagenkanone ismi aslında çok açıklayıcı ve basit, fakat almanca olduğu için göz korkutuyor birazcık. alt tarafı bir topa bu kadar uzun isim vermek falan. neyse, dağıtmayalım konuyu da açıklayayım.

kampf: savaş
wagen: vagon, araç, araba gibi birşey. kabaca tekerlekli ve hareket edebilen kutu diyelim, aynı araba ve vagon gibi
kanone: top

parçaları birleştirince puzzle bize diyor ki, "yürüyen bir aracın içine monte ettiğimiz top". pak40 için ayrıca bir entry girerim, girince de buraya pak40 için bkz veririm.

bu top, ikinci dünya savaşı boyunca panzer iv orta zırhlı tank ile stug iii ve stug iv anti-tank tankları tarafından ana silah olarak kullanılmış. bir önceki modeli olan kwk37 topunun yerini alan kwk40, kullanılmaya başlamasıyla birlikte muazzam bir ateş gücü sağlamış alman ordusuna. l/43 ve l/48 olmak üzere de iki tipi var (büyük l harfi bunlar. lüleburgaz). 43 ve 48 sayıları tamamen kullandıkları top mermilerinin kalibresiyle alakalı. 43mm olanı 43mm top mermisi ateşliyor, diğeri 48mm işte.

bu tankların diğer tanklardan farklı olan bir diğer özelliği de fixed turret olarak üretilmesi, yani alışılagelmiş tanklardan farklı olarak taretleri dönmez. hatta stug iii ausf. a gibi modellerin taret sayılabilecek bir yapıları bile yoktur. namlusu çok kısadır falan. dışarıdan bakınca paletli, yürüyen çelik bir kutuya benzer ausf. a modeli. neyse. almanlar bu tanklara stuk40 ismini verdiler (sturmkanone 40). hatta kimi kaynaklara göre stug bir tank değil, saldırı topu idi.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
stug iii ausf. a

pak40 gibi toplar genellikle iki adet lastik tekerlek (bildiğimiz traktör tekerleği gibi tekerlek) üzerine inşa edilir ve genellikle savunma için kullanılırdı. motorlu bir taşıt olmadığı için taşıyıcı ataçlara ihtiyaç duyarlardı ve atış yapmadan önce sabitlenirlerdi. yani topu itip kakarak en fazla atış yapacağı yönü değiştirebilirsiniz, mobilite için ise bir araca bağlayıp çekmeniz gerekiyor. bu da şu iki sorunu beraberinde getiriyor; birincisi pak40 atış yaparken sabit bir hedef ve vurulması çok kolay, ayrıca taarruz için çok elverişli değil. düşman kovalarken falan işe yaramaz. ikincisi ise taşınma esnasında atış yapamaz. işte stuk40 bu sorunları aynı anda çözen bir yöntem, ve bu yüzden taarruz topu ismini alıyor kimi insanlar tarafından. fakat benim görüşüm, palet varsa tanktır aga. bu kadar. istisnalar var tabii ki, ona sonra şeyaparız.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
pak40 top

şimdi dedik ki bu tank devrim niteliğinde birşey. atış yaparken sabit hedef haline gelen toplarınız var, bu toplar hareket için başka araçlara ihtiyaç duyuyorlar, araca bağlayıp çektiğinizde de atış yapamıyorlar. öyle bir yöntem geliştiriyorsunuz ki hem kolayca hareket edip hem de kolayca pozisyon alabiliyorsunuz. dahice, gerçekten. hatta daha da dahice bir şey söyleyeyim. pak40 ulu orta duran bir top, yani açık havada. tabii ki kamuflajı, siperini, ne bileyim ıvır zıvırını kurarsınız ama cephaneyi koymak için sınırlı alanınız yok. stug iii getirdiği muhteşem avantajlarına rağmen bu konuda birşey yapamıyor diyecekken alman mühendisler tekrar yardımımıza koşuyor. klasik pak40 top mermilerini daha küçük hale getiriyorlar daha fazla taşınması için. böylece 54 tane mermi taşıyabiliyor stug iii. bu da beraberinde bir dezavantaj getiriyor tabii. stug iii sadece kendisi için tasarlanmış mermileri atabilir hale geliyor.

şimdi gelelim tankımızı tanımaya. eski panzer iii şasesini alıyor alman mühendisler, üzerine kwk40 topunu oturtuyor, etrafını da çelikle örüyor, ortaya stug iii adlı tank avcısı çıkıyor. asıl üretiliş amacı piyadeye destek olsun diye, zırhlı hafif silah olmasıyken zamanla geliştirilip düzeltiliyor, ana top değiştiriliyor falan, ortaya jagdpanzer falan çıkıyor, destek silahıyken tank avcısı tank yaratıyorlar.

fikir nerden çıkmış peki, kim düşünmüş bunu ona da bakalım. erich von manstein diye bi general var alman ordusunda. bu adam ilk dünya savaşında topçuların mobilite yetersizliğini görüyor, ayrıca zırhlı binaları, çeşitli yol tuzaklarını ve barikatları aşmakta zorluk çektiğine de şahit oluyor, sonra diyor ki "ulan ben bu topu alır paletin üzerine koyarım. patır kütür önüme gelenin üzerinden geçerim". bu fikri yüzünden "saldırı topu (ing. assault artillery, alm. sturmartillerie)" fikrinin babası kabul edilir.

bu abinin fikri doğrultusunda ihale daimler-benz şirketine patlıyor. yüce führer diyor ki "bana bi yolluk yap", bunun üzerine 75 mm top taşıyabilecek zırhlı, piyade destekçisi bir silah üretimine giriyor daimler. tankın yerden yüksekliği ortalama bir asker boyundan biraz daha yüksek olacak şekilde, ve normal tanklardan çok daha farklı tasarlanıyor. tepesinde taret olmadığı için görece düz sayılabilecek bir tavanı var.

neyse efendim, bu abiler 5 tane prototip yapıyorlar 1937 yılında. panzer iii şasesini ve paletlerini alıp üzerine kwk37 model top koyuyorlar. bu top kwk40 gibi uzun menzilli ve yüksek patlayıcı güce sahip bir top değil. tasarlanma amacına uygun olarak kwk37 koyuluyor, yani piyadeye destek. piyade dediğimiz adam 2 km ileri atış yapan biri değil sonuçta, o yüzden hayvan gibi uzak mesafelere atış yapmasına ihtiyaç yok denilerek bu topta karar kılınmış. ayrıca çelik zırhla örmüşler topun dört bir yanını, ortaya kampfwagen çıkmış, savaş arabası yapmışlar :)

yine tasarlanış amacına göre piyade tugaylarına verilen stug iii tankları, bir süre sonra fikir birliğiyle mekanize kanadına kaydırılıyor ordunun. baktılar ki bu toplar desteği bırak saldırı bile yapar, hemen stug müfrezeleri kuruyorlar. sonra bu müfrezelerden stug tugayları falan kuruluyor, iş cidden büyüyor.

rus kv-1 ağır zırhlı tankları ve t-34 tanklarıyla karşılaşmaya başladıktan sonra kwk37 topları kwk40 toplarıyla değiştiriliyor, 1942 baharında stuk40 l/43, sonbaharında ise stuk40 l/48 kullanılmaya başlanıyor. hatta 1942 aralığından itibaren mg34 7.92mm makineli tüfek de eklendi silahlara, çünkü o kadar can yakar hale gelmişti ki bu tanklar, piyadeler üzerlerine atlayıp bomba patlatır olmuştu. bunu engellemek için, yani düşman piyadeye karşı makineli tüfek eklenmesi ihtiyacı duyulmuş, zamanla o da geliştirilerek önüne siperlik alan eklenmiş.

23.9 ton ağırlığında olan tank 6.85 m uzunluğunda ve 2.95 m genişliğinde. yüksekliği ise 2.16 m olan tank 4 kişilik mürettebata sahip. zırh kalınlığı 16 ile 80 mm arasında değişen tank, gücünü 300 beygirlik maybach hl120trm v-12 benzinli motordan alıyor. bu da saatte 40 km hıza ulaşmasını ve 155 km operasyonel menzile ulaşmasını sağlıyor.

fixed turret olması, silah sistemleri, zırhı, hareketli akşamı vs derken tam bir fiyat/performans canavarı olan stug iii (ausf. g), 82.500 rm (reich mark) maliyetle üretilebiliyordu. panzer iii ausf. m ise 103.163 rm fiyata üretiliyordu (tareti falan dönebilen bir tank çeşidi). yaklaşık olarak 11.300 stug iii ve stuh 42 üretildi savaş sonuna kadar. bu da ne kadar etkili ve ucuz olduğunu gösteriyor aslında.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
güney sovyetlerden bir ausf. m, 1943.

tarihsel en bilinen başarısı ise stalingrad meydanlarında, sovyet tanklarına karşı girdiği savaşta stug iii ausf. f model 1 tane tankın (stug.abt.244) 20 dakika içinde 9 sovyet tankını havaya uçurmasıdır. hatta tank komutanı kurt pfreundtner, knight's cross madalyası ile ödüllendirilmiştir. ancak en büyük başarı 5 temmuz 1943 ile 17 haziran 1944 tarihleri arasında 2. ss panzer tümeni das reich'a bağlı sturmbannführer walter kniep komutasındaki 2. sturmgeschütz abteilung birliğinin elde ettiği başarıdır. bu birlik 2 adet kaybedilen stug'a karşılık toplamda 129 adet sovyet tankını imha etmiştir.

o kadar bahsettik, fotoğraflarını da koyalım.

ilk model olan stug iii ausf. a:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
son model olan stug iii ausf. g:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

edit. bu yazı daha önceden bir dergide yayınlanmıştı. havamı da atayım *
devamını gör...

insan işte.

biri iyi bir şey yaptığında insani tarafını vurgulamak için kullanıyorum, kötü bir şey yaptığında ise nefsini/şeytani tarafını vurgulamak için kullanıyorum. iyi bir şey mi diyorsun kötü bir şey mi anlamıyorum diyen oldu, eh onu da sen anla. *
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim