pkk'ya pekeke diyen tip
türkçe'de 'ka' diye bir harf olmadığını da biliyor olabilecek insan.
devamını gör...
elif naci
elif naci, 1898 doğumlu türk ressamdır. ilk kişisel sergisini 1930'da açmıştır. d grubu ressamları denince akla ilk gelen isimlerdendir. zaten bu birlik kurulduktan sonra elif naci'nin ismi ve çalışmaları daha çok duyulmuştur. dönemin önemli birçok sanatçısı elif naci hakkında yorumlarda bulunmuştur fakat benim en hoşuma giden, elif naci'nin resimleriyle şiir yazdığı görüşüdür.
topkapı sarayı akağalar kapısı:

peyzaj çalışması:

enteriyör çalışması:
topkapı sarayı akağalar kapısı:

peyzaj çalışması:

enteriyör çalışması:
devamını gör...
nazım hikmet ran
"şehrime gel sevgili.
yarın çık gel bırak her şeyi, bir bekleyenim var de gel.
gel ki, bu şehir adımlarınla anlamlansın.
gel ki, bu şehir nefretim olmaktan çıksın.
gel ki, nefes alayım.
gel..."
-nâzım hikmet ran-
yarın çık gel bırak her şeyi, bir bekleyenim var de gel.
gel ki, bu şehir adımlarınla anlamlansın.
gel ki, bu şehir nefretim olmaktan çıksın.
gel ki, nefes alayım.
gel..."
-nâzım hikmet ran-
devamını gör...
heady
sözlüğün aklı fikri başında olduğu kadar da bıcırık* olan sevdiğim yazar kardeşi.
devamını gör...
uzay yolculuğu
uzay yolculuğu, dünya'dan atmosfer dışına veya dış uzayda gerçekleştirilen yolculuktur. uzay yolculukları, insanlı veya insansız uzay araçları ile bilimsel, askerî veya ticarî amaçlarla gerçekleştirilir.
kozmosa ilk girişi yapmak, tek başıma onunla karşı karşıya gelmek, doğayla hiç görülmemiş bir düello yapmak, bundan daha ötesi hayal edilebilir mi? yuri gagarin uzaya çıkan ilk insan. 12 nisan 1961'de vostok uzay aracıyla uzaya çıktı.
insanlı uzay yolculuğu projeleri, 21. yüzyılda da keşif atılımlarının odağında yer alıyor.
nasa, yunan ay tanrıçası "artemis"in adı verilen yeni keşif görevi kapsamında 2024 yılına kadar ay'a insanlı seferler düzenlemeyi amaçlıyor. 2028 yılına kadar sürmesi planlanan seferlerin ardından ay yörüngesinde bir uzay istasyonu kurulması ve burayı basamak olarak kullanarak mars'a insanlı seferler düzenlenmesi hedefleniyor.
rusya "soyuz", çin "shenzhou" mekikleriyle insanlı yörünge yolculuklarını sürdürmeyi hedeflerken hindistan yeni geliştirdiği "gaganyaan" personel taşıyıcı uzay mekiğiyle 2021 sonunda yörünge seferi yaparak insanlı uzay yolcuğu gerçekleştiren dördüncü ülke olmayı hedefliyor.
öte yandan japonya, iran ve malezya da insanlı uzay programları başlattıklarını duyururken, spacex, virgin galactic, blue origin ve spaceshiptwo gibi şirketler yörünge ve alt-yörüngeye turistik amaçlı yolcu taşımak için mekikler ve uzay araçları geliştiriyor.
houston, burası apollo 11... penceremde dünya var. michael collins, apollo 11 astronotu
ay'dan bakarken uluslararası siyaset çok zavallı görünüyor. bir politikacıyı ensesinden tutup çeyrek milyon mil kadar uzağa götürüp 'şuna (dünya'ya) bir bak, seni o.. .. çuğu' diyesin geliyor. edgar mitchel, apollo 14 astronotu
insan türünün -uzaya yayılmadıkları sürece- bir sonraki bin yılda yaşayacağını sanmıyorum. tek bir gezegende yaşamı sonlandırabilecek çok fazla kaza gerçekleşebilir. ama ben iyimserim. yıldızlara ulaşacağız. stephen hawking
şimdiden yaşamı dünya'nın ötesine taşımamız oldukça önemlidir. bu dünya tarihinin dört milyar yıllık sürenin sonundaki ilk imkanımız ve bu pencere uzun bir süre boyunca açık kalabilir -ki öyledir diye umuyorum- yada kısa bir süreliğine de açık kalabilir. tedbirli olmalıyız ve şimdiden bir şeyler yapmalıyız. elon musk
dinozorlar yok oldu çünkü bir uzay programları yoktu. larry niven
gökyüzü sadece uçmaktan korkanların sınırıdır. bob bello
19. yüzyılda insanlar kuzeybatı geçişi'ni arıyorlardı. gemiler kayboldu ve cesur insanlar hayatlarını kaybetti, ama bu hiçbir zaman dünyanın bu bölgesine tekrar gitmedikleri anlamına gelmiyor. bunun uzay keşfi için de geçerli olduğunu düşünüyorum. jonh l. phillip
uzayın son değil ama bir sonraki sınır olduğunu ve fethedilecek bir şey olarak değil, keşfedilecek bir yer olarak görüyorum. neil degrasse tyson
sanki dışına çıkılmaması gereken sihirli bir çemberin içerisindeymişiz gibi bu gezegende insan ırkını susturmak isteyen dar görüşlü insanlara ait fikirlerin aksine, günün birinde liverpool'dan new york'a yaptığımız seyahat gibi aynı rahatlık, hız ve kesinlik ile ay'a, diğer gezegenlere ve yıldızlara seyahat edeceğiz. jules verne
uzun vadede her medeniyet uzaydaki etkilerden dolayı tehlike altında olacaktır. varlığını sürdüren her medeniyet uzay yolculuklarına çıkmak zorundadır, sırf romantik olduğundan yada keşfetme arzusundan dolayı değil, ama düşünülebilecek en mantıklı şey için: hayatta kalmak... eğer uzun-vadeli hayatta kalışımız tehdit altındaysa, türümüze olan temel sorumluluğumuz diğer dünyalara seyahat etmektir. carl sagan.
kozmosa ilk girişi yapmak, tek başıma onunla karşı karşıya gelmek, doğayla hiç görülmemiş bir düello yapmak, bundan daha ötesi hayal edilebilir mi? yuri gagarin uzaya çıkan ilk insan. 12 nisan 1961'de vostok uzay aracıyla uzaya çıktı.
insanlı uzay yolculuğu projeleri, 21. yüzyılda da keşif atılımlarının odağında yer alıyor.
nasa, yunan ay tanrıçası "artemis"in adı verilen yeni keşif görevi kapsamında 2024 yılına kadar ay'a insanlı seferler düzenlemeyi amaçlıyor. 2028 yılına kadar sürmesi planlanan seferlerin ardından ay yörüngesinde bir uzay istasyonu kurulması ve burayı basamak olarak kullanarak mars'a insanlı seferler düzenlenmesi hedefleniyor.
rusya "soyuz", çin "shenzhou" mekikleriyle insanlı yörünge yolculuklarını sürdürmeyi hedeflerken hindistan yeni geliştirdiği "gaganyaan" personel taşıyıcı uzay mekiğiyle 2021 sonunda yörünge seferi yaparak insanlı uzay yolcuğu gerçekleştiren dördüncü ülke olmayı hedefliyor.
öte yandan japonya, iran ve malezya da insanlı uzay programları başlattıklarını duyururken, spacex, virgin galactic, blue origin ve spaceshiptwo gibi şirketler yörünge ve alt-yörüngeye turistik amaçlı yolcu taşımak için mekikler ve uzay araçları geliştiriyor.
houston, burası apollo 11... penceremde dünya var. michael collins, apollo 11 astronotu
ay'dan bakarken uluslararası siyaset çok zavallı görünüyor. bir politikacıyı ensesinden tutup çeyrek milyon mil kadar uzağa götürüp 'şuna (dünya'ya) bir bak, seni o.. .. çuğu' diyesin geliyor. edgar mitchel, apollo 14 astronotu
insan türünün -uzaya yayılmadıkları sürece- bir sonraki bin yılda yaşayacağını sanmıyorum. tek bir gezegende yaşamı sonlandırabilecek çok fazla kaza gerçekleşebilir. ama ben iyimserim. yıldızlara ulaşacağız. stephen hawking
şimdiden yaşamı dünya'nın ötesine taşımamız oldukça önemlidir. bu dünya tarihinin dört milyar yıllık sürenin sonundaki ilk imkanımız ve bu pencere uzun bir süre boyunca açık kalabilir -ki öyledir diye umuyorum- yada kısa bir süreliğine de açık kalabilir. tedbirli olmalıyız ve şimdiden bir şeyler yapmalıyız. elon musk
dinozorlar yok oldu çünkü bir uzay programları yoktu. larry niven
gökyüzü sadece uçmaktan korkanların sınırıdır. bob bello
19. yüzyılda insanlar kuzeybatı geçişi'ni arıyorlardı. gemiler kayboldu ve cesur insanlar hayatlarını kaybetti, ama bu hiçbir zaman dünyanın bu bölgesine tekrar gitmedikleri anlamına gelmiyor. bunun uzay keşfi için de geçerli olduğunu düşünüyorum. jonh l. phillip
uzayın son değil ama bir sonraki sınır olduğunu ve fethedilecek bir şey olarak değil, keşfedilecek bir yer olarak görüyorum. neil degrasse tyson
sanki dışına çıkılmaması gereken sihirli bir çemberin içerisindeymişiz gibi bu gezegende insan ırkını susturmak isteyen dar görüşlü insanlara ait fikirlerin aksine, günün birinde liverpool'dan new york'a yaptığımız seyahat gibi aynı rahatlık, hız ve kesinlik ile ay'a, diğer gezegenlere ve yıldızlara seyahat edeceğiz. jules verne
uzun vadede her medeniyet uzaydaki etkilerden dolayı tehlike altında olacaktır. varlığını sürdüren her medeniyet uzay yolculuklarına çıkmak zorundadır, sırf romantik olduğundan yada keşfetme arzusundan dolayı değil, ama düşünülebilecek en mantıklı şey için: hayatta kalmak... eğer uzun-vadeli hayatta kalışımız tehdit altındaysa, türümüze olan temel sorumluluğumuz diğer dünyalara seyahat etmektir. carl sagan.
devamını gör...
november 1916
bilinen diğer ismi ile -takvim farklılığından ötürü- october 1916; mevcut rejime karşı tüm devrimci muhalefetin ve 1917 yılında ön plana çıkacak olan ayrılıkların irdelendiği kısmen sakin bir dönemi ele alan aleksandr soljenitsin eseri. 75 ayrı bölümden oluşan bu uzun tarihi roman, yazarın august 1914 romanının devamı niteliğinde. bu kadar uzun ve detaylı bir anlatımın en kötü yanlarından birine de sahip esasında bu eser; haritanın büyük bir bölümüne yayılan geniş çaplı bir hikaye -ki bu mekan tasvirlerini ve okuyucu için odaklanmayı epey zor hale getiren bir husus- ve hikayedeki karakter fazlalığı. her ne kadar soljenistsin bunun altından oldukça iyi bir biçimde kalksa bile okurken oldukça kafa karıştırıcı bir duruma geliyor yine de soljenitsin buna bir çare bularak karakterlerin ayrıntılı bir biçimde aktarıldığı bir liste ve haritayı kitaba iliştirmiş. eser bütünü ile - ve hatta buna august 1914'ü de eklersek- savaş ve savaş sonrası psikolojisini, savaşın gerekliliğinin ne ile ölçülebileceğini, yönetimin yeterliliğinin tartışmaya ne denli açık olduğunu ve bu dönemde rus halkının yönetime karşı bulunduğu konumu, devrimin ayak izlerini ve dönemin şartlarını anlamak için ideal bir noktada. soljenitsin'in aktardığı fikirlere veya durduğu tarafa bakılmaksızın objektif bir biçimde okunup değerlendirilmesi gereken bir roman çünkü kurguyu bağlama şekli ile ve yarattığı orijinal karakterler ile gerçek bir başyapıt. profesör olda andozerskaya ve pierre obodovski okunması aşırı keyifli karakterlerdi.
“war is not the vilest form of evil, not the most evil of evils. an unjust trial, for instance, that scalds the outraged heart, is viler. or murder for gain, when the solitary murderer fully understands the implications of what he means to do and all that the victim will suffer at the moment of the crime. or the ordeal at the hands of a torturer. when you can neither cry out nor fight back nor attempt to defend yourself. or treachery on the part of someone you trusted. or mistreatment of widows or orphans. all these things are spiritually dirtier and more terrible than war.”
“war is not the vilest form of evil, not the most evil of evils. an unjust trial, for instance, that scalds the outraged heart, is viler. or murder for gain, when the solitary murderer fully understands the implications of what he means to do and all that the victim will suffer at the moment of the crime. or the ordeal at the hands of a torturer. when you can neither cry out nor fight back nor attempt to defend yourself. or treachery on the part of someone you trusted. or mistreatment of widows or orphans. all these things are spiritually dirtier and more terrible than war.”
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çizimleri

miyazaki en sevdiğim çizgi ustası.
birbirinden güzel filmleri var: müthiş karakterler bolca hayal gücüyle bütünleşmiş.
ilk izlediğim eseri de ‘komşum totoro’ oldu.anneleri hastahanede olan iki kız kardeş,babalarıyla birlikte bir köye taşınınca, orman ruhları,onların hayatlarının bir parçası olur.günler maceralarla doludur.
bu da benim çizdiğim mei,taş üzerine akrilik.
devamını gör...
10 mart 2021 fahrettin koca'nın mutasyonlu virüs açıklaması
sağlık bakanı fahrettin koca toplanan bilim kurulu'ndan sonra kişisel twitter hesabından mutasyonlu virüs hakkında paylaşımlarda bulundu.
bakanın paylaşımları şöyle :
unutmayalım! inanç, azim ve kararlılık olduğu sürece kırmızı maviye en yakın renktir.

bugüne kadar 76 ilimizde toplam 41.488 b.1.1.7 (ingiltere) mutantı, 9 ilimizde toplam 61 b.1.351 (güney afrika) mutantı 1 ilimizde 2 b.1.427 (california-newyork) mutantı ve 1 adet de p.1 (brezilya) mutantı tespit edilmiştir.
mutant virüsler yayılım hızını artırmıştır. her ne kadar bu artış hastanelere yatışları paralel şekilde etkilemese de çok vaka maalesef çok hasta potansiyelini barındırıyor.
fahrettin koca twitter hesabı
bakanın paylaşımları şöyle :
unutmayalım! inanç, azim ve kararlılık olduğu sürece kırmızı maviye en yakın renktir.
bugüne kadar 76 ilimizde toplam 41.488 b.1.1.7 (ingiltere) mutantı, 9 ilimizde toplam 61 b.1.351 (güney afrika) mutantı 1 ilimizde 2 b.1.427 (california-newyork) mutantı ve 1 adet de p.1 (brezilya) mutantı tespit edilmiştir.
mutant virüsler yayılım hızını artırmıştır. her ne kadar bu artış hastanelere yatışları paralel şekilde etkilemese de çok vaka maalesef çok hasta potansiyelini barındırıyor.
fahrettin koca twitter hesabı
devamını gör...
doğum günü
varoluş günümüz.
çocukken doğum günüm geleceği zaman çok heyecanlanırdım, annem de özene bözene pastalar yapar istediğim kadar arkadaşımı davet ederek kutlama yapmama izin verirdi.
güzel pastalar yapardı annem, pofuduk kekleri olan beyaz kremalı pastalar, üzerinde siyah krema ile 'nice yaşlara robnaja' yazan. oysa ben tuttururdum illa katlı pasta isterim, diye. annem, bu da iki katlı dese de filmlerde gördüğüm yüksek pastalardı hayallerimi süsleyen. bir de kakaolu. kakaonun yakışmadığı bir şey olmadığı fikri ise hala aynı etkiyi korumakta.
nasıl bu günü bu kadar önemsemeye başladım emin değilim. ama sanırım annemdi doğum gününün çok önemli olduğunu hissettiren. çünkü 18. yaşımdan itibaren doğum günüm neredeyse hep ondan uzakta geçti. gecenin ikisinde doğduğum için de bir gün önce akşam tam uyumadan evvel arar, doğum saatinde uykuda olacağım için şimdiden kutlamak istedim der, ertesi gün babamla beraber bir kez daha kutlardı.
büyüdükçe aile içi kutlamaların yanına arkadaşlarla ayrıca yapılan partiler de eklendi. ve doğum günüm birden çok kez kutlamaya dönüştü. hatta iş hayatıyla birlikte bu kutlamalar üçe dörde çıkmaya başladı. doğum günümü öğrenen bıcırıklarımdan birkaçının önemsemesi, bir kısmının da dersten kaytarma isteği arasında pastaya doyduğum doğum günleri sayısı da arttı. hatta bir müdürüm beni kenara çekip 'girdiğiniz her sınıfta kıyamet kopuyor bugün neden?' diyerek sorgulama ihtiyacı duymuştu. doğum günüm kusura bakmayın yanıtını alınca da 'şaşkınım hoca hanım, böyle bir şeye tanık olmamıştım.' demişti.
ama asıl aklımda kalan 2013'teki doğum günümdü. annem bir gün önce aramamıştı, her yıl 00.00'da arayan ablam da aramamıştı. evli olarak kutlayacağımız ilk doğum günümde uyandığımda eşim yanımda yoktu ki doğum günüm olduğu için iznini o güne almasına rağmen bir arkadaşının nikahına gitmişti. evet şahitti. ama akşam üzerine dek evde yoktu. kuzenim bizde olduğu için birlikte kahvaltı edip dışarı çıktık. o bana bir hediye aldı. eve döndük ama ruhumun üzerinde koskocaman bir moloz vardı. onlarca kez çalan telefonun da önemi yoktu. odama geçtim ağlamaya başladım. bir yanım bunu çocukça buluyor, bir yanım ise kırgınlıktan gözünü açamıyordu.
şimdi artık umursamıyorum. o gün hem üzüldüm hem de büyüsünü yitirdim o günün. annem hala bir gün önce arıyor, ablam tam gece yarısı. eşimde çalışıyorsa bile o gün erken çıkmanın bir yolunu buluyor. ama artık ben o heyecanı duymuyorum. sanırım büyümek ya da o günlere eski önemi vermemek de böyle başlıyor.
çocukken doğum günüm geleceği zaman çok heyecanlanırdım, annem de özene bözene pastalar yapar istediğim kadar arkadaşımı davet ederek kutlama yapmama izin verirdi.
güzel pastalar yapardı annem, pofuduk kekleri olan beyaz kremalı pastalar, üzerinde siyah krema ile 'nice yaşlara robnaja' yazan. oysa ben tuttururdum illa katlı pasta isterim, diye. annem, bu da iki katlı dese de filmlerde gördüğüm yüksek pastalardı hayallerimi süsleyen. bir de kakaolu. kakaonun yakışmadığı bir şey olmadığı fikri ise hala aynı etkiyi korumakta.
nasıl bu günü bu kadar önemsemeye başladım emin değilim. ama sanırım annemdi doğum gününün çok önemli olduğunu hissettiren. çünkü 18. yaşımdan itibaren doğum günüm neredeyse hep ondan uzakta geçti. gecenin ikisinde doğduğum için de bir gün önce akşam tam uyumadan evvel arar, doğum saatinde uykuda olacağım için şimdiden kutlamak istedim der, ertesi gün babamla beraber bir kez daha kutlardı.
büyüdükçe aile içi kutlamaların yanına arkadaşlarla ayrıca yapılan partiler de eklendi. ve doğum günüm birden çok kez kutlamaya dönüştü. hatta iş hayatıyla birlikte bu kutlamalar üçe dörde çıkmaya başladı. doğum günümü öğrenen bıcırıklarımdan birkaçının önemsemesi, bir kısmının da dersten kaytarma isteği arasında pastaya doyduğum doğum günleri sayısı da arttı. hatta bir müdürüm beni kenara çekip 'girdiğiniz her sınıfta kıyamet kopuyor bugün neden?' diyerek sorgulama ihtiyacı duymuştu. doğum günüm kusura bakmayın yanıtını alınca da 'şaşkınım hoca hanım, böyle bir şeye tanık olmamıştım.' demişti.
ama asıl aklımda kalan 2013'teki doğum günümdü. annem bir gün önce aramamıştı, her yıl 00.00'da arayan ablam da aramamıştı. evli olarak kutlayacağımız ilk doğum günümde uyandığımda eşim yanımda yoktu ki doğum günüm olduğu için iznini o güne almasına rağmen bir arkadaşının nikahına gitmişti. evet şahitti. ama akşam üzerine dek evde yoktu. kuzenim bizde olduğu için birlikte kahvaltı edip dışarı çıktık. o bana bir hediye aldı. eve döndük ama ruhumun üzerinde koskocaman bir moloz vardı. onlarca kez çalan telefonun da önemi yoktu. odama geçtim ağlamaya başladım. bir yanım bunu çocukça buluyor, bir yanım ise kırgınlıktan gözünü açamıyordu.
şimdi artık umursamıyorum. o gün hem üzüldüm hem de büyüsünü yitirdim o günün. annem hala bir gün önce arıyor, ablam tam gece yarısı. eşimde çalışıyorsa bile o gün erken çıkmanın bir yolunu buluyor. ama artık ben o heyecanı duymuyorum. sanırım büyümek ya da o günlere eski önemi vermemek de böyle başlıyor.
devamını gör...
kilolu kadınların çok itici gelmesi
başlığının açılması bile ağır psikolojik şiddet olan konudur. kendi özgüven eksikliğinizden dolayı başka insanlara sarmayın lütfen. kilolu kadın ne iticidir ne de tatlıdır. kilolu kadın kilolu kadındır, gerisi tamamen kişiliğine bağlıdır. tartıdaki rakam, kıyafet bedeni... bunların hiçbiri nefret veya sevgi için yeterli sebepler değildir.
devamını gör...
ülkede herkesin her konuda uzman olması
bülent ortaçgil'in aşk var adlı şarkısında değindiği konu, eylem, profil.
işin acı ve de trajikomik yanı, bu kategoride olan insanların üstündeki ciddiyettir.
en iyi örnekleri eskiden; reality showlarda ve toplu taşıma araçlarındayken, şimdi ise çeşitli/muhtelif instagram ve youtube kanallarında çeşitli/muhtelif konular üzerine ahkam kesme ve böbür atma dallarında izlenebilir.
işin acı ve de trajikomik yanı, bu kategoride olan insanların üstündeki ciddiyettir.
en iyi örnekleri eskiden; reality showlarda ve toplu taşıma araçlarındayken, şimdi ise çeşitli/muhtelif instagram ve youtube kanallarında çeşitli/muhtelif konular üzerine ahkam kesme ve böbür atma dallarında izlenebilir.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
ısak danielson - ending
devamını gör...
seni seviyorum demenin farklı şekilleri
seni farklı şekilde seviyorum.
devamını gör...
askıda rozet kampanyası
rozeti olmayan yazarlarımiza bilhassa çaylak kardeşlerimize destek babında, zenginden alıp fakire vermek olarak gördüğüm hoş kampanya.
devamını gör...
bifidus çoğalma faktörü
anne sütünde bulunan;inek sütünde bulunmayan e.coli ve deriden gelen bakterilerin epitel dokuya bağlanmasını ve dokuya girmesini önleyen oligosakkarit yapıda maddedir.
devamını gör...
edinilmiş en kıymetli hayat tecrübesi
“belki yalnız değil ama kesinlikle pişman öleceğiz.”
-ozgur1ey
-ozgur1ey
devamını gör...
kız istemenin kadınları aşağılaması
kız istemek gelenek ve örf adetlerimizde vardır aşağılayıcı bir yanı yoktur nasıl baktığınıza bağlıdır. burada ki "istemek" kavramını pazardan karpuz almak gibi görürseniz kadınları aşağılayan siz olursunuz. kız istemek demek,annesinin babasının rızasını almaktır. ailelerin bir araya gelip neticeye varması demektir.
devamını gör...
ev telefonu kullanmış nesil
çevirmeli olanları insanı çıldırtırdı. çaldığında yürek hoplatan telefonlardı. kimin aradığını bilmeden açardık telefonu. adeta sürpriz yumurtaydı.
t: ip üstünde yürüyebilen nesildir. kolay mı sandınız kimin aradığını bilmeden telefona bakmayı?!
t: ip üstünde yürüyebilen nesildir. kolay mı sandınız kimin aradığını bilmeden telefona bakmayı?!
devamını gör...

