sevgiliyle aynı boyda olma rezaleti
iki taraf da kısa boyluysa sevimli;
iki taraf da orta boyluysa iyiiii güzel;
iki taraf da 1.80 ve üzerindeyse kavgaya gelmiş gibi
oluyorsunuz.
iki taraf da orta boyluysa iyiiii güzel;
iki taraf da 1.80 ve üzerindeyse kavgaya gelmiş gibi
oluyorsunuz.
devamını gör...
pfizer biontech aşısı olan yazarlar veri tabanı
bugün saat bir itibariyle ilk dozumu vurularak artık benim de dahil olduğum insan topluluğu.
öncelikle aşıdan önce bir onam formu imzalıyorsunuz. ve sözlü olarak doktor tarafından aşının yan etkileri konusunda bilgilendiriliyorsunuz. belirtmeden geçemeyeceğim ama aşıda uzun kuyruk oluşmasının en büyük nedenlerinden biri de bu. altı kişi alınıyor içeri ve benim grubumda maalesef okuma yazma bilmeyen insanlar vardı. ondan yardım istiyor bundan yardım istiyor. o arada doktorun ne dediğini anlamıyor bir daha anlattırıyor. altı kişide hepi topu üç beş dakika sürecek işlem o kargaşayla yarım saat sürüyor yani.
aşının bendeki yan etkilerine gelirsek eğer, aşıdan bir saat kadar sonra, aşı yerinde hafif şişlik, sol kolumda omuza yayılan hafif ağrı ve parmaklarımda hafif karıncalanma dışında bir yan etkisini hissetmedim henüz. ki alerjik bir bünyeye sahibim. ayırca aynı gün duş almamanız gerektiği ve aşının aşırı yorgunluk hissi ile baş ve eklem ağrısı yapabileceği ve böyle bir durumda, hafif bir ağrı kesici içilebileceği bilgisi de veriliyor aşıdan önce.
öncelikle aşıdan önce bir onam formu imzalıyorsunuz. ve sözlü olarak doktor tarafından aşının yan etkileri konusunda bilgilendiriliyorsunuz. belirtmeden geçemeyeceğim ama aşıda uzun kuyruk oluşmasının en büyük nedenlerinden biri de bu. altı kişi alınıyor içeri ve benim grubumda maalesef okuma yazma bilmeyen insanlar vardı. ondan yardım istiyor bundan yardım istiyor. o arada doktorun ne dediğini anlamıyor bir daha anlattırıyor. altı kişide hepi topu üç beş dakika sürecek işlem o kargaşayla yarım saat sürüyor yani.
aşının bendeki yan etkilerine gelirsek eğer, aşıdan bir saat kadar sonra, aşı yerinde hafif şişlik, sol kolumda omuza yayılan hafif ağrı ve parmaklarımda hafif karıncalanma dışında bir yan etkisini hissetmedim henüz. ki alerjik bir bünyeye sahibim. ayırca aynı gün duş almamanız gerektiği ve aşının aşırı yorgunluk hissi ile baş ve eklem ağrısı yapabileceği ve böyle bir durumda, hafif bir ağrı kesici içilebileceği bilgisi de veriliyor aşıdan önce.
devamını gör...
intihar girişiminde bulunan sözlük yazarı
bu durumu yaşayan arkadaşa geçmiş olsun diyorum öncelikle.
olayın başını bilmiyorum ama bu başlıktan anladığım kadarıyla, başka başlıklarda bu arkadaş yine yargılanmış ki, ifade tutanağını yayınlamak zorunda kalmış. söylenen şeyleri az çok tahmin ediyorum. ben de şunu söylemeliyim; bir insan fiilen buna teşebbüs etmemiş bile olsa, aklından geçirmesi bile, zor bir durum içinde olduğunu gösterir. bu durumda birisini yargılamak hiçbirimize düşmez.
kaldı ki bu boyutta bir bunalım halinde olmayan birisinin aklına intihar gelmez.
nereden mi biliyorum? kendimden.
aklı başında hiç kimse ilgi çekmek için intihar edicem demez. hadi bir ihtimal dedi diyelim, siz yargılayınca ne değişecek.
o bir ihtimal dışında, bir ihtimal de intihar edebileceğini düşünün böyle durumlarda ve o saçma yargılarınızı kendinize saklayın.
herhangi birisi böyle bir düşüncesi varken, yapmaktan vazgeçse, ya da kötü sonuçlanmamış bir intihar teşebbüsü yaşasa bu en iyi haberdir. insanların hayatını yargılamayın.
olayın başını bilmiyorum ama bu başlıktan anladığım kadarıyla, başka başlıklarda bu arkadaş yine yargılanmış ki, ifade tutanağını yayınlamak zorunda kalmış. söylenen şeyleri az çok tahmin ediyorum. ben de şunu söylemeliyim; bir insan fiilen buna teşebbüs etmemiş bile olsa, aklından geçirmesi bile, zor bir durum içinde olduğunu gösterir. bu durumda birisini yargılamak hiçbirimize düşmez.
kaldı ki bu boyutta bir bunalım halinde olmayan birisinin aklına intihar gelmez.
nereden mi biliyorum? kendimden.
aklı başında hiç kimse ilgi çekmek için intihar edicem demez. hadi bir ihtimal dedi diyelim, siz yargılayınca ne değişecek.
o bir ihtimal dışında, bir ihtimal de intihar edebileceğini düşünün böyle durumlarda ve o saçma yargılarınızı kendinize saklayın.
herhangi birisi böyle bir düşüncesi varken, yapmaktan vazgeçse, ya da kötü sonuçlanmamış bir intihar teşebbüsü yaşasa bu en iyi haberdir. insanların hayatını yargılamayın.
devamını gör...
kimsenin takmadığı bir sözlükte kimsenin takmadığı bir yazar olmak
ohhh o denizlere nasıl girerim nasıl çıkarım kimse bilmez ama ben o anı doya doya yaşarım.burada yazmakta öyle bir şey ben içimi döküyorum ya gerisi boş..
devamını gör...
hoş geldin kadınım
bir nâzım hikmet şiiri*
yıl 1938. türk yazınının büyük ustalarından nâzım hikmet “orduyu isyana teşvik” suçuyla tutuklanmış ve 28 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılmıştır. istanbul, ankara ve çankırı tutukevlerinde geçirilen yaklaşık 2 yılın ardından hayatının tam 10 yılını geçireceği bursa tutukevine nakledilir. bursa yılları, adına şiir denen şu incelikli sanatın en yüksek sanat düzeyine erişeceği yıllar olacaktır.
bursa tutukevinde sıradan bir gün, yıl 1948. nâzım'a bir ziyaretçi gelmiştir: yazar peride celal, fakat yalnız değildir, yanında nâzım'ın dayısının kızı münevver de vardır. münevver, nâzım'dan 15 yaş küçük, kumral saçlı, yeşil gözlü, her daim neşeli ve umut dolu bir kızdır. bir iki üç derken münevver devamlı gelir gider olmuştur cezaevine, nâzım'ın tutunacak dalı olmuştur adeta. ve nihayet aralarında bir aşk filizlenir, filizlenir filizlenmesine de bu aşkın önünde engeller vardır. nâzım'ın 13 yıllık bir evliliği vardır piraye'yle, tek engel de bu değildir üstelik, dayısının kızı münevver de evlidir ve iki tane de çocuğun annesidir.
yıl 1948. nâzım, bursa tutukevinde o şiiri kaleme alır
münevver'i için:
***
hoş geldin kadınım benim, hoş geldin.
yorulmuşsundur;
nasıl etsem de yıkasam ayacıklarını,
ne gül suyum, ne gümüş leğenim var.
susamışsındır;
buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim.
acıkmışındır;
sana beyaz keten örtülü sofralar kuramam
memleket gibi yoksuldur odam.
hoş geldin kadınım benim, hoş geldin!
ayağını bastın odama
kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi.
güldün,
güller açıldı penceremin demirlerinde.
ağladın,
avuçlarıma döküldü inciler;
gönlüm gibi zengin,
hürriyet gibi aydınlık oldu odam.
hoş geldin kadınım benim, hoş geldin...
***
nâzım'ın ayağını bastığı kırk yıllık beton çayır çimen olmuştur münevver sayesinde.
devamında ne mi olur?
tarih 15 temmuz 1950. nâzım, yaptığı açlık grevlerinin bedenini çok zayıf düşürmesi nedeniyle hastaneye kaldırılmıştır. avukatı gelir yanına bir gün "artık özgürsün" der, "af yasası yürürlüğe girdi".
tutukevinden tahliye edilen nâzım, tedavisi biter bitmez aşkı münevver ile buluşur. eşinden ayrılmıştır münevver, nâzım da bırakır cezaevinde her gece 9'dan sonra şiirler yazdığı piraye'sini. münevver ile birlikte yaşamaya başlarlar, aralarında nikah yoktur.
tarih 26 mart 1951. münevver ile nâzım'ın aşkından bir çocuk olur: memed*
nâzım cevaevinden çıkmıştır çıkmasına da polisler bir türlü bırakmazlar peşini, her yerde takip ederler, kitaplarının basımına ve tiyatro oyunlarının oynanmasına mâni olurlar. bu da yetmezmiş gibi askerlik şubesine çağırırlar nâzım'ı, askerlik yapmamış olduğunu ve hemen sevk edilmesi gerektiğini söylerler. nâzım, bahriye mektebini bitirdiğini güverte subaylığı yaptığını ve hastalığı dolayısıyla da çürüğe çıkarıldığını ifade eden bir dilekçe yazar askerlik şubesine.
aradan birkaç ay geçer, tekrar askerlik şubesine çağırılır nâzım, zara'ya* gitmek için acilen hazırlanması gerektiğini söylerler. nâzım sağlık kuruluna çıkmak istediğini söyler ve neticede haydarpaşa hastanesi'ne gönderilir. burada onu muayene eden doktorlardan biri bu halin normal olmadığını, bu işin sonunun iyi bitmeyeceğini hissettiğini fısıldar nâzım'ın kulağına.
tarih 17 haziran 1951. sabahın erken saatinde, askerlik işini düzeltmek amacıyla ankara'ya gideceğini söyleyerek evden ayrılan şair, bir daha dönmez. nâzım hikmet'in 20 haziran 1951'de romanya'ya vardığını bükreş radyosu'ndan öğrenir hükümet yetkilileri ve elbette memed'inin annesi münevver.
sonradan yazılanlara göre, bir akrabasının kullandığı sürat motoruyla istanbul boğazı'ndan karadeniz'e açılmış, bulgaristan sahillerine çıkmayı amaçlarken, yolda rastladığı bir rumen şilebiyle* romanya'ya gitmiştir nâzım. oradan da moskova'ya geçmiştir.
nâzım hikmet, 25 temmuz 1951'de, bakanlar kurulu kararıyla türk vatandaşlığından çıkarılır.
münevver hanım ile oğlu memed ise polis tarafından yakından izlenmeye devam edilir. yurt dışına çıkmalarına ise kesinlikle izin verilmez.
münevver'in varlığı nâzım'ın başka kadınlarla birlikte olmasına engel olmadı. yurt dışında birçok sevgilisi oldu.
yıllar sonra stocholm barış konferansı'nda italyan bir delege olan joyce salvadori lussu, hayranı olduğu nâzım ile tanışma fırsatı buldu. zaman içinde de nâzım'la arkadaşlıkları ilerledi. nâzım, bu italyan delege aracılığıyla istanbul'da kalan eşi ve oğlu için para bile gönderiyordu. joyce salvadori, hayranı olduğu bu şairin tüm şiirlerini münevver için yazdığını düşünüyordu, ne vera'dan ne de piraye'den haberdardı. ve bir istanbul ziyaretinde münevver ile buluştu, o gün kafasına koydu, nâzım'la aşkı münevver'i buluşturacaktı. yasal yollardan bunu yapamayacağını anlayınca da zengin, italyan bir iş adamı sayesinde münevver ile oğlu memed'i deniz yoluyla önce yunanistan'a oradan da polonya'ya kaçırdı. bu sırada nâzım, dünya barış konseyi adına fidel castro'ya barış ödülü vermek üzere küba'daydı. döndüğünde polonya'nın başkenti varşova'da münevver ve oğlu memed ile buluştu, fakat bu buluşma pek sıcak geçmedi. zira münevver, nâzım'ın moskova'da başka bir kadınla* birlikte olduğunu biliyordu. aynı şekilde nâzım da münevver'in kendisini başka bir adamla aldattığını biliyordu.
şair oracıkta bir karar verdi ve oğlu ile münevver'i polonya'da dostlarına emanet edip moskova'ya, vera'sına döndü. böylece nâzım-münevver aşkı tamamen son buldu.
kişisel tavsiye: nâzım'ın münevver'den sonraki hikayesini (galina ve vera) okumak için iki sevda başlığındaki şu giriye göz atabilirsiniz: #439740
yıl 1938. türk yazınının büyük ustalarından nâzım hikmet “orduyu isyana teşvik” suçuyla tutuklanmış ve 28 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılmıştır. istanbul, ankara ve çankırı tutukevlerinde geçirilen yaklaşık 2 yılın ardından hayatının tam 10 yılını geçireceği bursa tutukevine nakledilir. bursa yılları, adına şiir denen şu incelikli sanatın en yüksek sanat düzeyine erişeceği yıllar olacaktır.
bursa tutukevinde sıradan bir gün, yıl 1948. nâzım'a bir ziyaretçi gelmiştir: yazar peride celal, fakat yalnız değildir, yanında nâzım'ın dayısının kızı münevver de vardır. münevver, nâzım'dan 15 yaş küçük, kumral saçlı, yeşil gözlü, her daim neşeli ve umut dolu bir kızdır. bir iki üç derken münevver devamlı gelir gider olmuştur cezaevine, nâzım'ın tutunacak dalı olmuştur adeta. ve nihayet aralarında bir aşk filizlenir, filizlenir filizlenmesine de bu aşkın önünde engeller vardır. nâzım'ın 13 yıllık bir evliliği vardır piraye'yle, tek engel de bu değildir üstelik, dayısının kızı münevver de evlidir ve iki tane de çocuğun annesidir.
yıl 1948. nâzım, bursa tutukevinde o şiiri kaleme alır
münevver'i için:
***
hoş geldin kadınım benim, hoş geldin.
yorulmuşsundur;
nasıl etsem de yıkasam ayacıklarını,
ne gül suyum, ne gümüş leğenim var.
susamışsındır;
buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim.
acıkmışındır;
sana beyaz keten örtülü sofralar kuramam
memleket gibi yoksuldur odam.
hoş geldin kadınım benim, hoş geldin!
ayağını bastın odama
kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi.
güldün,
güller açıldı penceremin demirlerinde.
ağladın,
avuçlarıma döküldü inciler;
gönlüm gibi zengin,
hürriyet gibi aydınlık oldu odam.
hoş geldin kadınım benim, hoş geldin...
***
nâzım'ın ayağını bastığı kırk yıllık beton çayır çimen olmuştur münevver sayesinde.
devamında ne mi olur?
tarih 15 temmuz 1950. nâzım, yaptığı açlık grevlerinin bedenini çok zayıf düşürmesi nedeniyle hastaneye kaldırılmıştır. avukatı gelir yanına bir gün "artık özgürsün" der, "af yasası yürürlüğe girdi".
tutukevinden tahliye edilen nâzım, tedavisi biter bitmez aşkı münevver ile buluşur. eşinden ayrılmıştır münevver, nâzım da bırakır cezaevinde her gece 9'dan sonra şiirler yazdığı piraye'sini. münevver ile birlikte yaşamaya başlarlar, aralarında nikah yoktur.
tarih 26 mart 1951. münevver ile nâzım'ın aşkından bir çocuk olur: memed*
nâzım cevaevinden çıkmıştır çıkmasına da polisler bir türlü bırakmazlar peşini, her yerde takip ederler, kitaplarının basımına ve tiyatro oyunlarının oynanmasına mâni olurlar. bu da yetmezmiş gibi askerlik şubesine çağırırlar nâzım'ı, askerlik yapmamış olduğunu ve hemen sevk edilmesi gerektiğini söylerler. nâzım, bahriye mektebini bitirdiğini güverte subaylığı yaptığını ve hastalığı dolayısıyla da çürüğe çıkarıldığını ifade eden bir dilekçe yazar askerlik şubesine.
aradan birkaç ay geçer, tekrar askerlik şubesine çağırılır nâzım, zara'ya* gitmek için acilen hazırlanması gerektiğini söylerler. nâzım sağlık kuruluna çıkmak istediğini söyler ve neticede haydarpaşa hastanesi'ne gönderilir. burada onu muayene eden doktorlardan biri bu halin normal olmadığını, bu işin sonunun iyi bitmeyeceğini hissettiğini fısıldar nâzım'ın kulağına.
tarih 17 haziran 1951. sabahın erken saatinde, askerlik işini düzeltmek amacıyla ankara'ya gideceğini söyleyerek evden ayrılan şair, bir daha dönmez. nâzım hikmet'in 20 haziran 1951'de romanya'ya vardığını bükreş radyosu'ndan öğrenir hükümet yetkilileri ve elbette memed'inin annesi münevver.
sonradan yazılanlara göre, bir akrabasının kullandığı sürat motoruyla istanbul boğazı'ndan karadeniz'e açılmış, bulgaristan sahillerine çıkmayı amaçlarken, yolda rastladığı bir rumen şilebiyle* romanya'ya gitmiştir nâzım. oradan da moskova'ya geçmiştir.
nâzım hikmet, 25 temmuz 1951'de, bakanlar kurulu kararıyla türk vatandaşlığından çıkarılır.
münevver hanım ile oğlu memed ise polis tarafından yakından izlenmeye devam edilir. yurt dışına çıkmalarına ise kesinlikle izin verilmez.
münevver'in varlığı nâzım'ın başka kadınlarla birlikte olmasına engel olmadı. yurt dışında birçok sevgilisi oldu.
yıllar sonra stocholm barış konferansı'nda italyan bir delege olan joyce salvadori lussu, hayranı olduğu nâzım ile tanışma fırsatı buldu. zaman içinde de nâzım'la arkadaşlıkları ilerledi. nâzım, bu italyan delege aracılığıyla istanbul'da kalan eşi ve oğlu için para bile gönderiyordu. joyce salvadori, hayranı olduğu bu şairin tüm şiirlerini münevver için yazdığını düşünüyordu, ne vera'dan ne de piraye'den haberdardı. ve bir istanbul ziyaretinde münevver ile buluştu, o gün kafasına koydu, nâzım'la aşkı münevver'i buluşturacaktı. yasal yollardan bunu yapamayacağını anlayınca da zengin, italyan bir iş adamı sayesinde münevver ile oğlu memed'i deniz yoluyla önce yunanistan'a oradan da polonya'ya kaçırdı. bu sırada nâzım, dünya barış konseyi adına fidel castro'ya barış ödülü vermek üzere küba'daydı. döndüğünde polonya'nın başkenti varşova'da münevver ve oğlu memed ile buluştu, fakat bu buluşma pek sıcak geçmedi. zira münevver, nâzım'ın moskova'da başka bir kadınla* birlikte olduğunu biliyordu. aynı şekilde nâzım da münevver'in kendisini başka bir adamla aldattığını biliyordu.
şair oracıkta bir karar verdi ve oğlu ile münevver'i polonya'da dostlarına emanet edip moskova'ya, vera'sına döndü. böylece nâzım-münevver aşkı tamamen son buldu.
kişisel tavsiye: nâzım'ın münevver'den sonraki hikayesini (galina ve vera) okumak için iki sevda başlığındaki şu giriye göz atabilirsiniz: #439740
devamını gör...
ilber ortaylı'nın orhan pamuk ve elif şafak için söyledikleri
ortaylı, pamuk için, "orhan pamuk’u tavsiye etmiyorum çünkü olmaz, türkçesi bozuk" derken, şafak için, "elif şafak ingilizce yazıyor, türkçe bilmiyor. bu türk yazarı sayılmaz. türktür tabi ama türk yazarı sayılmaz" dedi.
devamını gör...
arkeoloji
dilimizde kazıbilim diye yanlış bir şekilde tanımlanan sosyal bilim dalıdır. onun yerine eskibilim ya da eskiyi bilmek desek daha açıklayıcı olur.
avrupa burjuvazisinin babası olan ortaçağı reddedip dedesi olan antikçağı kucaklaması ile ortaya çıkmıştır eskiyi bilme arzusu... buna binaen de arkeoloji doğmuştur. 20. yüzyılda biraz seyyahlık, biraz kolleksiyonerlik, biraz da casusluktan türeme bir meslektir.
avrupa burjuvazisinin babası olan ortaçağı reddedip dedesi olan antikçağı kucaklaması ile ortaya çıkmıştır eskiyi bilme arzusu... buna binaen de arkeoloji doğmuştur. 20. yüzyılda biraz seyyahlık, biraz kolleksiyonerlik, biraz da casusluktan türeme bir meslektir.
devamını gör...
kişinin büyüdüğünü fark ettiği anlar
daha önceden 'ben bunu yapamam' dediğin şeyleri, mecbur kaldıktan sonra öğrenmek ve yapmaya başlamak.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
dünyanın en güzel dudaklarından dökülen kelimeler
yavaş yavaş ele geçiriyor zihnimi
senden başka bir şey düşünemez oluyor
senden başka güzel tanımıyorum
akseki'nin yamaçlarında
o amansız kara kışta
tertemiz, el değmemiş karlar içinden
gördüğüm en güzel çiçek açıyor
sen benim karlarla kaplı gönlümde
usulca açan
tertemiz bir kardelensin
sen bu kirlenmiş dünyanın
en güzel çiçeğisin
yavaş yavaş ele geçiriyor zihnimi
senden başka bir şey düşünemez oluyor
senden başka güzel tanımıyorum
akseki'nin yamaçlarında
o amansız kara kışta
tertemiz, el değmemiş karlar içinden
gördüğüm en güzel çiçek açıyor
sen benim karlarla kaplı gönlümde
usulca açan
tertemiz bir kardelensin
sen bu kirlenmiş dünyanın
en güzel çiçeğisin
devamını gör...
güzel günler göreceğiz güneşli günler
(bkz: nikbinlik)
devamını gör...
6 temmuz 2021 türkiye’de delta plus varyantı görülmesi
delta değil delta plus.
kışın çok eğlenceli geçecek yine.
ayrıca 3 dediyse onun nereden baksan 3000'i vardır.
sonuçta turizmin devam etmesi, üniversiteler için yurt paralarının toplanması, özel okulların 12 aylık sözleşme yapması gerekiyor daha.
bunlar hallolsun yine eline verecekler herkesin.
kışın çok eğlenceli geçecek yine.
ayrıca 3 dediyse onun nereden baksan 3000'i vardır.
sonuçta turizmin devam etmesi, üniversiteler için yurt paralarının toplanması, özel okulların 12 aylık sözleşme yapması gerekiyor daha.
bunlar hallolsun yine eline verecekler herkesin.
devamını gör...
amazon prime video
dizi kataloğu yıllar içinde çokça artma potansiyeline sahip çünkü amazon.de versiyonunda tonlarca eski dizi var ve bu benim gibi eski dizileri sevenler için on numara.
devamını gör...
799. tanımı girip atı gün batımına sürmek
ya kendini red kit sanıyordur ya da akşam ayazı çıkmadan eve varmak istiyordur.
devamını gör...
fakirlik belirten detaylar
tutumluluk ile fakirliği karıştırmayın. zenginlik de israf için bahane değildir. en barizinden, 200 liralık et söyleyip yarısını yememek zenginlik değil müsrifliktir. o yemediğin 100 gram et için harcanan doğal kaynaklar gezegenin geleceğinden çalınıyor.
devamını gör...
biontech vs sinovac
alman aşısı olan biontech mrna tabanlı bir aşı. hücrelerinize koronavirüsün ‘’spike’’ adı verilen proteinin, nasıl yapılacağına dair talimatları verir. bağışıklık sisteminiz bu proteini yabancı olarak algılar ve buna karşı antikorlar da dahil olmak üzere bir tepki geliştirir. başka bir deyişle mrna aşıları vücuttaki immün sistemini uyaracak protein moleküllerini direkt olarak vermek yerine rna’sını veriyor. biontech aşısı iki doz olmayı gerektirir ve tam etki için ideal olarak 21 gün arayla iki doz olunur. birinci dozdan sonra 15 ila 21. günler için ve 21. günde ikinci dozdan önce yüzde 89 etkinlik oranına sahip olduğunu belirlemiştir. ikinci dozu almanın sonunda biontech aşısı koruyuculuğu yüzde 95.3 olarak açıklanmıştır. biontech aşısının yan etkileri; aşı bölgesinde ağrı ve kızarıklık, yorgunluk, baş ve kas ağrıları. şiddetli alerjik reaksiyonlar ise nadirdir ancak olasıdır.
çinde üretilen sinovac ise inaktif aşıdır. özellikle de erken bir dönemde uygulanmaya başlaması nedeniyle güvenilirlik ve etkinlik açısından tereddüt oluşturabilir. sinovac, koronavirüsten korunmada ve hastalığa yakalanma durumunda enfeksiyonu hafif semptomlarla atlatma konusunda etkili olduğu tespit edilen bir aşıdır. inaktif tabanlı aşılarda zayıflatılarak etkisiz hale getirilmiş, hastalık yapma yeteneği bulunmayan virüsler vücuda verilir ve vücudun bunlara karşı antikor üretmesi sağlanır. ateş, aşının yapıldığı kolda ağrı, kızarıklık, şişlik, yorgunluk, baş ve vücut ağrıları, titreme, ishal yan etkileridir. ancak kazanılan bağışıklığın aylar içerisinde azalıp yok olduğu düşünülüyor.
bense birkaç gün sonra aşı randevusu alacağım. sanırım biontech olmayı tercih edeceğim.
mevcut aşıların hiçbiri bulaşmanın önüne tamamen geçemez. bu nedenle ellerinizi yıkamayı, maske takmayı ve sosyal mesafeyi korumayı ihmal etmeyin artık.
çinde üretilen sinovac ise inaktif aşıdır. özellikle de erken bir dönemde uygulanmaya başlaması nedeniyle güvenilirlik ve etkinlik açısından tereddüt oluşturabilir. sinovac, koronavirüsten korunmada ve hastalığa yakalanma durumunda enfeksiyonu hafif semptomlarla atlatma konusunda etkili olduğu tespit edilen bir aşıdır. inaktif tabanlı aşılarda zayıflatılarak etkisiz hale getirilmiş, hastalık yapma yeteneği bulunmayan virüsler vücuda verilir ve vücudun bunlara karşı antikor üretmesi sağlanır. ateş, aşının yapıldığı kolda ağrı, kızarıklık, şişlik, yorgunluk, baş ve vücut ağrıları, titreme, ishal yan etkileridir. ancak kazanılan bağışıklığın aylar içerisinde azalıp yok olduğu düşünülüyor.
bense birkaç gün sonra aşı randevusu alacağım. sanırım biontech olmayı tercih edeceğim.
mevcut aşıların hiçbiri bulaşmanın önüne tamamen geçemez. bu nedenle ellerinizi yıkamayı, maske takmayı ve sosyal mesafeyi korumayı ihmal etmeyin artık.
devamını gör...
şok gazetesi
bi de bulvar vardı hala var mı bilmiyorum. yazlıkta yaşlı amcaların fazla olduğu bi mahallede bu ikisi sabahın erken saatlerinde biter rafları boş kalırdı.
devamını gör...
diyelim ki o bunu okuyor
lutfen artik cumhurbaskanligini birak yoksa ben yasamayi birakicam.
devamını gör...


