kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
keyiften öldüğüm ve her saniyesini keyif alarak izlediğim filmdir. ciddi ciddi bazı sahnelerde ayağa kalkacaktım, öyle bir film drive my car.

filmi ryusuke hamaguchi yazıp yönetiyor. film hakkında herkes nasıl oscar alamadı yorumları yaptı, merak ettim gittim izledim ve çok beğendim. en iyi film ödülünü alamamışlar rakipleri olan coda daha derli toplu bir filmdi. coda iyidir doğru tercih diyorum drive my car filminin hakkını vermeye gidiyorum.

film 3 saatlik bir film ve ilk saniyesinden son saniyesine kadar kendini izlettiriyor. önce bir adamın hayatını ve yaşadıklarını izliyoruz 40 dakika sürüyor. sonra 40. dakikada film başlıyor. artık adamı ve geçmişini tanıyoruz. hayatına hakim olduğumuz adamımız, en iyi oyuncu ödülünü kazanacak kadar iyi performans gösteren kırmızı arabasıyla hiroşimaya gidiyor ve film tam anlamıyla başlıyor. *

başka şehire giden karakterimiz, kontrolü bir başkasına veriyor ve direksiyon koltuğuna başka bir şöför geçiyor. tatlı şöför kızımız ve adamımız birbirlerinin yaralarını sarıyorlar ve geçmişle yüzleşiyorlar.

sanırım buraya kadar spoiler vermeden anlatabildim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

film gerçekten herkese hitap etsin diye yapılmış. japon kültürü çok fazla yansıtılmaya çalışılmamış, evrensel bir dram evrensel bir film. oyuncu performansları son derece başarılıydı. yönetmen hem senaryosuyla hem kamerasıyla yoğun duygular anlatmayı başarmış. özellikle uzun diyalogların olduğu araba sahnesi nefisti. uzunca uğraşılan bir düğüm o sahnede çözülüyor. çok hoş sahneydi.

ben hemen hemen her sahneden büyük keyif aldım ama herkes aynı keyfi almayabilir. bu şüphelerimi bazı tiyatro sahneleri bana hissettiriyor. ben sevdim sevmeyenleri anlarım. film içinde geçen küçük detaylar hoşuma gitti. *

uzun lafın kısası çok beğendiğim bir film oldu drive my car. izleyin ve tavsiye edin.
devamını gör...

60 adet yumurta
5 kilogram beyaz peynir
10 litre sut
4.5 kilogram tavuk göğsü
2 kilogram yulaf
6 adet 1 kiloluk yoğurt
1 litre bebe yağı
artı 46 numara bay terlik.
devamını gör...

olmak ve sürmek zorunda sanılan çıkara dayalı gereksiz akrabalık ilişkileri.
devamını gör...

marshall g. s. hodgson'ın çeşitli makalelerinin bir araya getirilmesi ile oluşan dünya tarihi kitabıdır.

tarih içerisinde farklı dönemlerde ve dünya’nın farklı yerlerinde dünya tarihi temalı çeşitli çalışmalar yapılmıştır. ancak gerçek anlamda dünya tarihi kavramı 20. yüzyılda amerikalı tarihçiler tarafından geliştirilmiştir. hodgson da bu dönemde bir dünya tarihi kitabı yazmak için çalışmalara başladı. ancak hodgson bu eserlerini tamamlayamadan vefat etti. dünya tarihini yeniden düşünmek kitabını ise edmund burke, hodgson’ın yapmış olduğu çalışmalardan derledi. böylece günümüz tarih anlayışına yön veren ve dünya çapında büyük etkiler uyandıran bu eser ortaya çıkmış oldu.

bu eser küresel bağlamda avrupa, küresel bağlamda ı̇slam ve dünya tarih disiplini başlıları ile adeta dünya tarihi’ni yeniden ele almıştır. çünkü bu eser yazıldığı dönemin tarih anlayışına karşı çıkmış ve farklı bir tarih perspektifi sunmuştur. dünya tarihine olan avrupa merkezci bakış açısı ve islam tarihi'nin orta doğu tarihi içerisinde ele alınması, bu eserin eleştirdiği temel konulardandır.

hodgson avrupa’yı dünya'dan ayıran veya avrupa'yı dünya'nın merkezine koyan bir anlayışı reddetmiştir. ona göre avrupa, ı̇slam medeniyeti ile ortak köklere sahip ve etkileşim içerisinde bir medeniyettir. burada çok yönlü bir etkileşim ve ortak gelişme mevcuttur. öncelikle ticaret sayesinde tüm dünya birbiri ile etkileşim içerisindedir. ticaretin yanı sıra savaşlar, göçler ve benzeri nedenler ile bu etkileşim zaman içerisinde artmıştır. bu etkileşimler neticesinde avrupa şekillenmiştir. dolayısıyla herhangi bir tarih anlatımında avrupa’ya ne kadar yer veriliyorsa onu ortaya çıkaran unsurlara da o kadar yer verilmesi gerekir.
devamını gör...

(bkz: rüyalar)
bugün rüyamda maske takmayı unutarak evden çıkıyordum ve nedense bu aklıma bir markete girerken geliyordu.
elimle ağzımı mı kapatsam, eve dönüp maske mi taksam yoksa acaba içeridekilere işaret edip para versem ve bana maske almalarını rica mı etsem diye kıvranıp durdum rüyamda.
tabi bu sırada insanlar dik dik bana bakıyor inanılmaz bir psikolojik baskı var üzerimde hiç sormayın.
hayır sen rüyasın yahu ne işin var maskeyle! ben önceden gezip tozduğumu ya da başıma bir iş geldiğini falan görürdüm rüyamda. şimdiyse maskesiz sokağa çıkınca başıma gelenleri görüyorum. rüyalarımı bile götürdün pandemi alacağın olsun!
devamını gör...

toplum içerisinde kendini bulmaya çalışan insanlar için bir sohbet programı. rock, country ve pop müzik eşliğinde dinleyenler ile de sohbet edilen bir sohbet programı. böyle bir şey düşündüm. programın ismi apartman boşluğu. keyifli muhabbeti olan bir yazar ile daha da güzel olur.

edit: portakal kutuma portakal fırlatırsanız. beraber konuşup tartışırız.
devamını gör...

trenden son anda atlamıştı. özgürlüğünü bu cesurca hamleye borçluydu. biraz daha geç atlasa köprüden aşağıdaki akan nehre uçacak belki de parçasını bile bulamayacaklardı. biraz daha erken yapayım dese inzibatların teftiş anına denk gelecek, yakayı ele verecekti. başarmıştı mustafa, kimselere yakalanmadan firar etmeyi becermişti.

cumhuriyetin ilk yılları. yokluk her yeri esareti altına almış. yıllarca süren savaş sonrası enkaz yerine dönmüş anadolu’da yaşama tutunmaya çalışan mağrur bir millet. elde avuçta ne varsa cepheye gönderen, kendinden önce vatanın istikbalini düşünen fedakar insanların yurdu. savaşlar bitmiş yepyeni filizlenen devletin tohumları atılmıştı. ama uzun seneler süren savaşın yarattığı tahribatın etkileri uzun yıllar atlatılamayacaktı. işte bu yıllarda mustafa ailesini geçindirmek için köyden sürekli şehre gelip gidiyor, orada hayvan pazarında koyun satıyordu. ekip biçtikleri anca kendi karınlarını doyurmaya yetiyordu.

yovanaki, anadolu’daki yunan azınlığın maceraperest bir ferdiydi. hikayesini ilginç kılan ise onun kaçak silah tüccarı olmasından mütevellitti. yovanaki anadolu’daki azınlık çetelerine yıllarca silah temini sağlamıştı. uzun zamandır aranıyordu ve sonunda karaman’da bir batakhanede enselendi. yargılanmak için karaman’dan konya’ya götürülecekti. zabitler ellerini kelepçeleyip trene bindirdiler. boncuk boncuk terliyordu yovanaki. asılması kesindi. zaten bu zamana kadar istim üstünde yaşamıştı sürekli ama hayatının bu kadar erken sonlanacak olması sebebiyle şimdi oturup çocuk gibi ağlamak istiyordu.

mustafa eniştesiyle görüşmek için karaman’a gelmişti. uzun zaman olmuştu görüşmeyeli. hem bir hal hatır sormak hem de biraz borç istemeye gelmişti. hayvanların bir kısmı bu sene hastalıktan telef olmuştu. haliyle satıştan istediği kazancı elde edememişti. kışı çıkarabilmek, erzak yakacak temin edebilmek için biraz borca ihtiyacı vardı. bu sebeple eniştenin kapıyı çaldı, o da sağolsun ikiletmedi. bir yükü sırtından atmışcasına rahatlamış bir biçimde tren garına yollandı.

kompartımana girdiğinde elleri kelepçeli yunanı karşısında buldu. yanında iki zabit, ortalarına suçluyu almış karşısında oturuyorlardı. bir suçluyla aynı ortamı paylaşmak onu huzursuz etmişti. normalde suçlular bir yerden başka bir yere nakledilirken diğer insanlardan izole bir ortamda bulunurlar ama yovanaki’nin işi biraz aceleye gelmişti. yer olmadığından normal yolcular ile aynı kompartımanı paylaşıyordu. tren kalktı, karşılıklı yolculardan biri mutlu, huzurlu diğeri bedbaht, rahatsız bir ruh haliyle yolculuklarına başladılar. trenin kalkışından on beş dakika sonra zabitlerden biri hava alma bahanesiyle suçluyu arkadaşına emanet edip koridora çıktı. kapıya doğru yönelip bir sigara tellendirmeye başladı.

bu sırada diğer zabit inceden inceye mustafa’yı süzüyordu. sanki bir mevzu olsa uzun uzadıya konuşacak gibiydi ama üşeniyordu. yola çıkalı bir saat olmuştu ama diğer zabitten eser yoktu. paketi içse bitirirdi, nerede kiminle muhabbet ediyor diye hayıflandı suçlunun başını bekleyen. işin kötüsü tuvalet ihtiyacı hasıl olmuştu, zaten on beş dakikadır tutuyordu. elleri kelepçeli diyerek bir aklından geçirdi mahkumu yalnız bırakmayı. sonra tekrardan bakışları mustafa’nın üzerinde gezinmeye başladı. birader ben beş dakika hacet giderip gelene kadar bu yonana göz kulak olun mu diye sordu artık sonunda. dayanacak gücü kalmamıştı çünkü. içinden bir ses hayır mı desem başıma mesuliyet almasam diye bir ses geldi gitti mustafa’nın. neyse kısa sürer diyerek mahcup bir ifadeyle kabul etti.

zabit kompartımandan ayrılır ayrılmaz yovanaki girdi söze. nerelisin, kimlerdensin muhabbetinden sonra beni suçsuz yere asacaklar diye palavradan ağlamaya başladı. ben normalde aksi bir iş yapmadım, ortağım bana kazık attı, suç benim üstüme kaldı o kaçtı diyerek mustafa’nın kanına girmeye çalıştı. gel kardeş, sen bana yardım et, ben de sana yüklü yardım ederim kurtulunca dedi. şu an için ihtiyacı olmasa da – enişte sağolsun – zor günler ardı arkasına geliyordu. suçsuzluk durumuna inanır gibi oldu bir ara bizimkisi. bu zamanda ne hikayeler duyuyorlardı, yargısız infaz olmasın isterdi. zabit gelmeden trenden atlarız diyerek işlemeye devam ediyordu karşısındakini yovanaki. koridorda o sırada devriye gezen inzibatlardan biri aniden odaya daldı. her ikisi de dut yemiş bülbül gibi sustular aniden. neyse ki uzun durmadan diğer kompartımanlara göz ucuyla baka baka uzaklaştı inzibat. yovanaki son çare belindeki keseyi gösterdi göz ucuyla. bak buradaki altınları bölüşürüz. en son dayanamadı mustafa, sen benim başımı belaya mı sokacan birader durduk yere diyerek yakasından tutup silkeledi yunanı. sonunda heladan dönmeyi başaran zabit o anda kapıdan girdi. ikisini o halde görünce ne bu hal ne oluyor diyerek hiddetlendi. yovanaki direkt kıvrak bir biçimde söze girdi, bu herif beni kaçmaya ayartıyordu, karşılığında da altın kesemi istedi. mustafa neye uğradığını şaşırdı, nutku tutulmuştu. hayır, yok öyle bir durum demeye kalmadan zabitin sorgusu başladı. birader biz sana adam emanet ediyoruz ayırt diye mi diye öfkeli bir şekilde bağırdı. vatan haini misin sen kaçakçıyla bir oluyorsun.

mustafa ne yapacağını ne diyeceğini bilemedi, ter bastı bir anda her yanını, soğuk soğuk terledi. bir anda suçsuzken suçlu duruma düşmüştü, hem de gerçek suçlunun sözüyle. aniden yerinden fırladı. kompartımandan çıkıp kapıya doğru koştu can havliyle ve bir hamleyle açıp aşağı atladı. bizim suçsuz suçlumuz mustafa başarmıştı, firar etmeyi becermişti.
devamını gör...

2 metre boya sahip olan eskiden boksla uğraşmış irlandalı oyuncu.schindler's list filmindeki oscar schindler rolü ile tanınmış,starwars'taki qui-gon jinn rolü ile ünlenmiştir.ralph fiennes'la çok iyi bir ikili oluşturmuşlarıdır. clash of titans'ta tekrar bir araya gelmişlerdir.
devamını gör...

okumadim ama mutluluk kokan bi yazi oldugu her haliyle belli. olan var olmayan var bu gecede dostsuzluguma yakiyorum*
devamını gör...

nasıl böyle cinsiyetçi ve ahlaksız bir şarkı yaptın bize biraz bundan bahsetmek ister misin diye sormak istediğim kişi.
kadınları eğitmek çok zor. kadınlar eğitilemiyor. bunu söylediğim için çok üzgünüm ama durum bu.
" ahlaklı ol ki kadın gibi kadın desinler" ne demek ya. nasıl bu kadar şuursuz olabiliyorsunuz. hangi ahlaktan bahsediyorsunuz ayrıca? kundaktaki bebekten tut 80 yaşındaki kadına kadar tecavüz ediliyor bu ülkede ya! bu kadar mı aptallaştınız artık? kafanızın içi leş gibi rezilsiniz.
" açarsan mahremini içeri girerler işte böyle" bu nasıl bir iğrenç düşünce. konuşulmak için mi yaptı bu kadın bunu yoksa gerçekten kafasının içinde beyin yerine lağım çukuru mu var?
atmayın ya artık erkeklere suç. erkeklerin bir suçu yok! onları büyüten işte böyle kadınlar. büyütenler, eş olanlar, sevgili olanlar hepsi bu kafada.
daha kendi hemcinsimiz bize sahip çıkmıyor. erkeklerden ne bekliyoruz ki ya...
devamını gör...

lecce kentinde 2 ay staj yaptığım akdeniz ülkesi. insanları türk insanına benzer denir genelde, bu çalışma şekli konusunda bir nebze doğru olsa da çok daha kibar ve çok daha medeni insanlardır. pizzaları inanılmaz güzeldir. genelde bol soslu olur. üzerine patates kızartması konmuş pizzalar görebilirsiniz, deneyin çok güzeldir.
marketlerin şarküteri reyonlarında ucuza sandviçler yaptırabilirsiniz. çok turistik bir yerde değilseniz marketler pazar günleri kapalıdır.
genelde turistik noktalar birbirine yakın olduğu için birinden diğerine yürüyebilirsiniz. yürürken yol üzerinde küçük kitap ve şarap satıcıları, dondurmacılar ve kıyıda köşede kalmış tarihi evler görebilirsiniz.
güzel ülkedir gidin gezin görün. patates kızartmalı pizzasından yiyin.
devamını gör...

bir bana mesaj atmamış yazardır. sana niye mesaj atsın sen kadın mısın diye soranlara diyebilirim ki hayır değilim fakat xy kromozomumdaki x hanesi bile beni tehlikede hissettiriyor. ne olur ne olmaz kim vurduya gidebilirdim.
devamını gör...

ankara'da zeynel korkmaz (38), eşi reyhan korkmaz'ı boğazından bıçaklayarak öldürdü. olaydan sonra komşusunu arayarak "çocuklarım önce allah'a sonra size emanet" diyen zeynel korkmaz, polis ekiplerince gözaltına alındı.

olay, dün akşam mamak durali alıç mahallesi'nde meydana geldi. komşuların ihbarı üzerine olay yerine sağlık ve polis ekibi sevk edildi. sağlık ekipleri yaptıkları incelemede reyhan korkmaz'ın hayatını kaybettiğini belirledi. reyhan korkmaz'ın cenazesi yapılan incelemenin ardından hastane morguna kaldırıldı. cinayet büro amirliği ekipleri ise bölgede yaptığı kapsamlı arama çalışması sonucu zeynel korkmaz'ı yakalayarak, gözaltına aldı.
ayrıca, zeynel korkmaz'ın daha önce de eşine şiddet uyguladığı ve bu nedenle hakkında uzaklaştırma kararı verildiği belirlendi. zeynel korkmaz'ın emniyetteki ilk ifadesinde, cinayeti işlediğini söylediği öğrenildi. zeynel korkmaz, emniyetteki işlemlerin ardından adliyeye sevk edildi. çocuklar koruma altına alındı.buradan
yeter artık!
#kadınaşiddetehayır
devamını gör...

öğrenciliğin güzide eylemlerindendir.
bilhassa günümüz türkiye'sinde.
devamını gör...

(bkz: genelleme yapmanın mantıksızlığı)
devamını gör...

kendisini hep belli kalıplara sığdıran, olmadığı gibi göstermeye çalışan anlamına karşılık gelmektedir.
devamını gör...

bugün kitaplığıma çoğunluğu türk edebiyatı olmak üzere, yirmi beş kitap daha ekledim.
türk yazarları okuma konusunda acayip bir tabum vardı. bugün bu tabuyu yendiğim ilk gün diyorum.*
sene sonu hedefim, sözlükten de alacaklarım ile birlikte toplam altı yüz kitap. *

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ablamla sabah paramızın yettiği kadar bir poğaca bir simit aldık. mutluyduk çünkü zeytinli poaca hastasıyız neyse, bölüştük tam ısıracagız baktım benimkinde zeytin yok ablama baktım birde ne göreyim oda bana bakıyor, hemen baktım poacasına bir tane dilim zeytin duruyor ekmeğin üzerinde, sanki yalnıslıkla ekmeğin üzerine düşmüş gibi bir hali vardı. neyse ablam zeytinli* poacasına baktığımı görünce koşmaya başladı tuttum hemen kolundan zorla cıkardım içinden zeytini hemen böldüm ortadan ikiye artık zeytinli poacanın hem zeytinini hemde ekmeğini bölüşmüştük buda günün fotografı oldu..
devamını gör...

an itibariyle kahvaltıda sütümü rakıymış gibi içmeme sebep olan olaydır. saat sabah 8.26 yahu oldu mu şimdi bu çok dertlendim.

hadi ben evde oturan bir kişiyim. peki bu saatte otobüste işe giderken sözlük radyosunu dinleyen bir kişi ne düşünür nasıl hisseder sabah sabah efkarlanacak insanlar yapmayın.
aynı değiliz ikimizde zaaflarına bir gece hatalarına bir nilüfer sevgisizliğine bir kalp verdim müslüm gürses.
devamını gör...

spoiler gizleme özelliğinin bolca kullanılması gereken başlık.

lütfen kullanınız
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim