iyi yalan söyleyebilme yeteneği kazanmak.
devamını gör...

sözlükte sörf yapıyorum başlıktan başlığa atlıyorum begendiğim ve faydalı bulduklarımı artılıyorum.
devamını gör...

lise tabii ki de.
devamını gör...

çaylaklık gelmesi gayet yerinde karar olmuş, mevcut yazarlardan da çaylaklığa atılan olur umarım.

yenilikler hoş ve yazma isteğini artıyor. kafa sözlük, sözlük aleminde öncü olmaya devam ediyor dedirten yenilikler. *

sözlük’ü sevme sebebim artıyor. şimdi biraz daha aktif olma zamanı.
devamını gör...

ikinci dünya savaşı esnasında 1940-1942 yılları arasında tutulan gestapo dosyalarına dayanılarak yazılan hans fallada romanı. kitap hem everest yayınlarından “herkes tek başına ölür” ismiyle, hem de hece yayınlarından “herkes yalnız ölür” adıyla basılmış. iki baskının da tercümesi çok iyi hangisini bulursanız tereddüt etmeden okuyun. kitabın orijinal ismi için; (bkz: jeder stirbt für sich allein)

ikinci dünya savaşı esnasında nazi zulmünün doruğa ulaştığı zamanlarda berlin'de tabut üreten bir fabrikada ustabaşıdır otto quangel. eşi anna ise dindar bir ev kadınıdır. klasik bir alman ailesi olan çiftin tek çocuğu cephede ölünce işler değişir. hitler rejimine karşı harekete geçmeye başlarlar ve her hafta rejim karşıtı sloganlar yazdıkları kartları apartmanların girişine bırakırlar. yaklaşık 2 yıl boyunca 300'e yakın kart yazar otto. ancak alman toplumu o kadar sindirilmiş bir haldedir ki bu kartlardan sadece 18 tanesi gestaponun eline geçmez. kartları bulan herkes ya hemen korkuyla polise koşar ya da oracıkta yırtıp imha eder. nitekim kimse elinde bir ölüm fermanı ile dolaşmak istemez. yaklaşık 2 yıl boyunca bir tavşan tazı oyununa dönen bu kovalamaca bir yerden sonra tazı lehine dönmeye başlar. kitabın sonunda anna ve otto onurlu bir şekilde birlikte ölüme yürür ancak ne yazık ki “nazi almanyası'nda hukuk” ismli kitapta okuduğum bir dipnotta, gerçek quangellerin cezadan kurtulmak için birbirini ispiyonladığı yazılıyordu. 727 sayfadan oluşan bir kitap ilk başta gözünüzü korkutacaktır ama kesinlikle bir solukta okunan kıymetli bir kitap.
devamını gör...

bugün #basbakangeliyor hastagi ile twitterda gündem olan iyi parti genel başkanı.
devamını gör...

uzun vadede kişiyi itici yapan özellik.

insanlar, özellikle de türkiye gibi ülkelerde yaşayıp bunalmak denen şeyin ne olduğunu çok iyi bilenler, yanlarında sürekli olarak "mızmızlanan" kişiler görmek istemez. bir yere kadar "yardımcı olayım, derdini dinleyeyim, sorununu çözeyim" dediğiniz kişi, gün gelir kaçtığınız kişi haline gelir. o yüzden arada bir herkesin başına gelen dertlenme, dert anlatma durumları aşırıya kaçıp bağımlılık yaptığında, çevrenizdekileri de yavaş yavaş uzaklaştırır sizden.

ancak bu bataklığa da, yine türkiye gibi ülkelerde yaşayıp bunalmak denen şeyin ne olduğunu çok iyi bilenler saplanır. yani bir nevi paradokstur bu durum.

bazıları bunalmak dışında hiçbir şey yapamadığımız bir coğrafyada, doğal olarak bunalmaktan başka şey yapamazlar. bazıları da bunalmak dışında hiçbir şey yapamadığımız bir coğrafyada, bunalımlarına bir de etrafındakilerin bunalımını eklemek istemez.
devamını gör...

özetliyor seni bu yağmurlar
burada yağmur yağıyor
aralıksız yağıyor günlerdir
ama sen yine de şemsiyeni
almadan gel ilk otobüsle

buğulanan camlara usulca
yüzünü çiziyorum ki yüzün
bir yağmur damlası olup
düşüyor yapraklarına gülün

güller de bozamıyor bu uzun
karanlık sessizliğini kentin
anılarını yitiriyor sokaklar
bezirgânlaşıyor bulvar ışıkları

tarih de kekemeleşiyor bazan
ki o zaman aşktır tek bilici
aşksa yürümek gibi bir şey
duyabilmek kuşların gelişini

anısı bizsek eğer bu kentin
unuttuğu türküler bizsek
acıyı rehin bırakıp bir güle
anımsatmalıyız bunları bir bir

sonra yürümeliyiz seninle
sokaklara caddelere çıkmalıyız
belki bir aşktır bu kentin
belleğini geri getirecek olan

burada yağmur yağıyor ama sen
şemsiyeni almadan gel yine de
özletiyor bu çılgın sağanak seni
sırılsıklam özletiyor biliyor musun


ahmet telli bu güzel dizelerin de sahibi olan türk yazar ve öğretmendir. ödüllere layık görülmüş, toplumcu gerçekçi bir yazarımızdır. nedendir bilmiyorum ama bana hep çok sempatik gelmiştir. sözlerini de zaten çok severim. en sevdiğimi yazayım hemenn:

"o içten gülüşünü,
bir gün dudağından çalıp,
gözlerinin önünde,
yüreğimin ortasına koyup,
öpeceğim..."


evet, evet aynen öyle yapacağım bir gün*.
devamını gör...

ünü uzaya kadar yayılmış amerikalı müzik grubu.

jim morrison'dan sonra yok oldular... ama jim morrison varken neler yapmışlar neler;

light my fire
the end
riders on the storm
people are strange

ve daha niceleri tabii ki.
devamını gör...

taraflar, sözleşme yaparken kanunda aksi belirtilmedikçe herhangi bir şekle tabii değildir. örneğin, bir kira sözleşmesini hiçbir yazılı şekil, resmi şekilde yapmak zorunluluğunda değilizdir. ancak şekil yapmanın avantajları da vardır.

ancak kanunda bazı sözleşmelerin yapılması şekle bağlı kılınmıştır. örneğin taşınmaz tapuda, taşınmaz satım vaadi gerek noterde gerek tapuda gerçekleştirilebilir.

bir diğer örnek de, kefalet sözleşmesinde kefilin kefil olduğu miktar adı ve ıslak imzaının zorunlu olmasıdır. hatta evliyse eşinin de imzası gerekmektedir.

ve aynı şekilde bağışlama sözü vereceksek bunun da tapuda yapılması gerekmektedir. işte bunlar, kanunda belirtilen şekil zorunluluklarındandır.

az önce dediğim üzere, kira sözleşmesi şekle bağlanmamıştır. lakin kanunda öngörülmese de, anlaşmada şekil şartı koyabilirsiniz. örneğin, kira sözleşmesinin noterde yapılmasını isteyebilirsiniz. veyahut yazılı olmasını isteyebilirsiniz.

hukuk bu bağlamda kanuni şekil bozukluğu ve iradi şekil bozukluğunu eşit derece görmüş ve ikisini de yaptırıma bağlamıştır. tabii söylemek gerek, anlaşmadan kaynaklanan bir şekil şartını değiştirebiliriz, aynen koyduğumuz gibi.

şekil şartına uymamanın yaptırımı ise mutlak butlandır.(kesin hükümsüzlük)
devamını gör...

doğu karadeniz'in rumca konuşulan yerlerinde buzağısına düşkün inek için kullanılan, evladına düşkün anne-baba için genellenen tabir. *
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tatlı yemek.*
devamını gör...

bolumleri 20 dklik amerikan sit-com dizisi.
garson max’in; zenginligini kaybedip bununla basa cikmaya calisan caroline ile imtihani desek daha dogru sanki*. arka arkaya en az 3 bolum izlettirir, hap niyetine yutulmasi tavsiye edilir.
devamını gör...

“insanın parası varsa çalışmak zorunda kalmaz. böylece zamanı satın alır. bu kalan zamanda da kendini mutlu edebilecek şeyleri yapar. yani para mutluluğu satın alır.”

(bkz: albert camus)
devamını gör...


çizgili pijamalı çocuk, tanımlanması zor bir hikâye. genelde arka kapakta kitapla ilgili bazı ipuçları veririz. ama okumanın zevkini bozacağını düşündüğümüzden bu kitapta bunu yapmadık. bizce, neler olduğunu bilmeden okumaya başlamanız çok önemli. bu kitabı okumaya başladığınızda, bruno adında dokuz yaşındaki bir çocukla bir yolculuğa çıkacaksınız (ama bu kitap dokuz yaşındakiler için değil). ve er geç bruno ile birlikte bir tel örgüye varacaksınız. böyle tel örgüler dünyanın dört bir yanında var. umarız asla rastlamak zorunda kalmazsınız.


yayınevinin arka kapakta kitap ile ilgili herhangi bir bilgi vermekten kaçınmasına saygı göstererek yazının bundan sonrasının spoiler içerdiğini belirteyim. benden günah gitti.



kitap nazi almanya'sında babası yüksek rütbeli bir asker olan dokuz yaşındaki bir çocuğun hem kendi hayatındaki hem de ülkede gerçekleşen radikal değişikliklere bakışını aktarıyor. brunocuğumuz babasının görevi nedeni ile auschwitz toplama kampı manzaralı bir eve taşınmak zorunda kalır. bruno bir gün şans eseri tellerin arkasında yaşayan yaşıtı bir yahudi çocukla tanışır ve zamanla arkadaş olur. bu arkadaşlığı tüm yetişkinlerden gizli bir şekilde sürdüren iki çocuk gizli gizli buluşur, oyunlar oynar, sohbet eder ve bruno’nun getirdiği yemekleri paylaşırlar. ancak toplama kampının ne olduğu, neden arkadaşının sürekli çizgili pijama giydiğini, insanların neden orada tutulduğu gibi mevzuları bilmeyen ve doğal olarak çok da anlamayan bruno'nun keşif merakı ve arkadaşına duyduğu sevgi olayların hüzünlü bir şekilde sonlanmasına neden olacaktır.



dokuz yaşında bir çocuğun safça sorduğu sorularla yaşananların aslında ne kadar saçma olduğunu çok basit bir gerçeklikle ortaya koyan yazar hiç ajitasyona girmeden, dönemin olaylarına farklı bir perspektiften yaklaşmış.

johne boyne tarafından yazılan kitap daha sonra aynı isimle filme de uyarlandı ancak kitabını okumaya niyetliyseniz mümkünse spoiler yemeden okuyunuz. bir de oldukça hüzünlü bir hikaye olduğunu baştan söyleyeyim de ondan sonra yok plajda dalgaların sesini dinleyip güneşin tadını çıkartırken, efendime söyliyim havuz kenarında martinimi yudumlarken okuyayım diye aldım; zaten bir haftacık tatilim var onda da ağlamaktan içim çıktı gibi serzenişleri, bedduaları ve kulak çınlatmalarını kabul etmediğim konusunda peşin peşin anlaşalım.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ahh be, nasıl bir bunalımsa yaşadıkları, parmak kadar bebeyi geride bırakıp gitmişler. ne dertleri vardı bilmiyorum ama belki bilebilsek derman olurduk.

derdinizi paylaşın arkadaşlar, akıl akıldan üstündür, paylaşın ki sizi yiyip bitiremesin, çözüme birisi yardımcı olsun.
devamını gör...

kar ve yağmur tanelerinin birlikte düştüğü bir yağış türü. genelde hava 4-5 derecelerde iken gözlemlenir. hava yeterince soğuk olmadığı için yere düşen kar hemen erir.
devamını gör...

toplumda genel olarak toksik erkeklik sürekli övülüyor. dijital medyada, dizilerde, filmlerde gördüğümüz bir çok ortamda maço erkeklere bir övgü var. çocukluğundan itibaren babası ile asla sağlıklı bir ilişki kuramamış (çünkü bizim toplumumuzda birşeyleri açıkça konuşmak tabu olduğu ve kız çocukları babalarından genelde çekindiği için) kızlar her yerde ideal olarak gördükleri bu tip toksik erkeklerin sevgi gösterilerine kanabiliyorlar. burada aslında suçlu kadınlar değil. kaldı ki bu kadar cinayet yaşanırken "kadınlar bu erkekleri seviyor sonrada ölüyor" gibi bir yorum hoş değil. aslında suçlu olan çoğu tabuyu kadınlar üzerine kuran, her yerde toksik erkek övücülüğüne maruz kaldığımız ataerkil toplum.
önemli not: burada sadece toksik erkekler tarafından işlenen kadın cinayetlerinden bahsettim, yani sadece bir kısmı. kadın cinayetlerinin çok modern harika olarak görünen bir çok erkek tarafından işlenenleri de var. hatta inanır mısınız, dışarıdan 'meriç' tipinde gördüğünüz insanlarda cinayet işleyebiliyor. olay sadece toksik erkeklik değil burada açıkladığım toksik erkekleri severseniz böyle olur kısmı, bir üsteki yazara da katılıyorum.
devamını gör...

bir insan değerini kendi belirlemeli. kendine biçilen değeri başkalarının eline bırakmamalı eğer değerimizi başkalarının belirlemesine izin verirsek ya onların bize verdiği kadar olacağız ya o kişi gittiğinde verdiği değeride alıp gidecek ve değersizleşeceğiz. değerimi bilmek en büyük değerimdir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim