regl olmak. aslında sağlıklı olduğunu gösteren bir durumdur ama ne hikmetse senden bunu devlet sırrı gibi saklamanı isterler, ped alınca ayıplanırsın ve daha bunun gibi bir sürü saçmalık...
devamını gör...

dert yanmak yerine sorunlara çözüm bulmak.
devamını gör...

degaj diken kafasız bir kalecidir.
devamını gör...

iyi geceler sözlük ahali. tatlı rüyalarınız olsun.*
devamını gör...

adet madet ama ne bileyim, beni uykuda iken uyandırmayı başaramayan, uyanıkken asabımı bozan, mahallenin işsiz gençlerine istihdam sağlayan iş.
devamını gör...

yorgunum. yetiştirmem gereken bi sürü işim,düşünmem gereken tonla şey var ve ben sadece yorgunum.koskocaman bi belirsizliğin içinde çabalıyorum.bi an önce netleşsin,bi şeyler istediğim gibi olsun istiyorum,uğraşıyorum ve bekliyorum.
devamını gör...

tam olarak burasi, ne eksik ne fazla. kocaman bir kutuphanesi de olsun tabii ki ve sinirsiz kahve...kucagi seven bir kedi de fena olmaz hani.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

karşı tarafı zor duruma düşürmek ve doğruyu söyletmek için üst üste soru sormak demektir.
kısacası sorgu anlamı taşır.
arapça bir kelime olup, eskiden gündelik hayatta çok daha fazla kullanılırmış.
hatta bu deyim, medreselerde talebeleri bir konu için sürekli sıkıştıran öğretmenlerden türemiştir.
şimdi kullananı pek görmedim.
devamını gör...

değmeyecek insanlar uğruna zamanını heba etmek.
devamını gör...

kadın olmak hem istenilen hem de nefret edilen olmaktır.

uzun zamandır üstüne düşündüğüm bir konudan bahsetmek istiyorum. aşağıda bahsedilen her olay yaşanmıştır. kurgudan uzak bir anlatı olacaktır. ve özellikle isyan, acı, hüzün, kırgınlık kelimelerinin etrafında gelişecektir. türkiye'de yaşayan ve başlarına gelen her şeyin sebebinin bir erkeğin onlar üzerinde bir hayale sahip olduklarında gerçekleştirebileceklerine inanmaları olmaktadır.

ilk olarak yaşanmışlıklara kendi başımdan geçen bir olayla başlamak istiyorum.

daha 17 yaşımdayken bir gün kapı çaldı. kapıyı çalan karşı komşumuzun oğlu idi. 7 yaşındayken taşındığımız apartmanda 10 yıldır abi dediğim insan vardı karşımda. ütüleri bozulmuş bizimkini istiyormuş. abi dedim sen git ben bulup getireyim. bu arada kendisi evliydi ama o sürede anne-babası ile aynı evde eşi ve çok sevdiğim minik kızı ile birlikte yaşamaya devam ediyordu.
arkadaşlarım vardı evde, birlikte 4 kız takılıyorduk. neyse ütüyü buldum. kapı açıktı içeri girdim. abi dedim getirdim nereye bırakayım. odadayım getiriversene dedi. tamam dedim. ütü masasının üzerine bıraktım. "nasılsın?" dedi. "iyiyim abi kızlar var takılıyoruz işte." dedim. birden ne olduğunu anlamadım beni kendine çekti, öpmeye kalktı. aynı anda itip "ne yapıyorsun sen be!" deyip bağırdım ve koşarak eve geçtim.
dünyam alt üst olmuştu. arkadaşlarıma ben bir duş alayım deyip koşup banyoya girdim. kafam allak bullak olmuştu. ne yapacaktım, bunu kime anlatacaktım. gözümden yaşlar aka aka uzunca bir süre suyun altında kaldım. babama anlatsam, ne yapacağını kestiremiyordum. çok sevdiğim eşine, anlatsam minicik bebeği ile kocasının ne kadar soysuz olduğunu öğrenecekti. hem tabii ki elalem ne der (!) mevzusu vardı. ama kendime de yediremiyordum; abi dediğim, kardeşinle ilkokul boyunca aynı sırayı paylaştığım defalarca evlerinde kaldığım insan bana bunu nasıl yapardı. evli olmasını falan geçtim, canı çekti diye beni öpmeye nasıl kalkardı. duştan çıktım, hiçbir şey olmamış gibi klora alerjim var, gözlerim ondan kırmızı diyerek güne devam ettim. aynı akşam annemlere üniversite sınavına hazırlanmak için bir süre dedemlerde kalmak istiyorum, sessiz sakin bir ortam daha iyi gelecek bana dedim. iki ay evde kalmadım. kendi evime giderken karşılaşmamak için iki ay kapıları kontrol edip geçtim. sonrasında üniversiteye gittim neyse ki o ara kendi evine çıkmıştı da bunca senede yalnızca birkaç kez gördüm. ve aradan geçen 18 yıldan sonra da hala yüzüne bile bakmam.

bir sonraki öyküm bir öğrencimin başından geçti. ona burada "leyl" diyelim. hayatını karanlıklar içinde geçirmek zorunda kalan bir çocuk olduğu için.
ilk öğretmenlik yılımda van'da görev yaparken okulun en sorunlu öğrencisi idi leyl. beline kadar olan uzun saçlarını sıkıca örer, gömleğinin içine saklardı. okul kapısından çıkınca sigarasını yakar, ağzından küfür de eksik olmazdı. öğretmeninden öğrencisine herkese sataşır, sürekli arıza çıkarırdı. ben bu durumu ailesi tarafından çok değer görmemesine bağladığım için ona biraz daha itina yaklaştım. aradan geçen birkaç ay sonra leyl'in ara ara sohbet ettiği en azından saygılı davrandığı biri olmuştum. türk olduğum halde, artık beni sevdiğini söylüyordu. bu arada kendisi biraz örgütün tesiri altında kalmış bir çocuktu. dağa çıkmak benim kurtuluşum olacak şeklinde söylemleri vardı. çok uzatmayalım bir yıl sonra artık ben onun için güvenilir alan olmuştum. bu arada leyl de saçlarını benim gibi kısacık kestirmişti. hatta onunki biraz daha kısaydı, dikiyordu falan. saçlardan çıktı konu. dedim ki iyi olmuş, ne o sımsıkı bağlayıp saklıyordun, şimdi kendi tarzın oldu dedim. hocam dedi bilmedikleriniz var. dedim anlat.
"babam öldü benim, annemi bir başına kalmasın diye amcamın ikinci karısı yaptılar. evde bir sürü erkek var. beni kız gibi görmemeleri lazım. yoksa beni de annem gibi onlardan biri ile evlendirirler." sarıldım kızıma, içime akıttım göz yaşlarımı. sen her halinle güzelsin ve bu cesaret ile seni kimse üzemez, dedim. dedim ama üzdüler mi leyl'i mi ne oldu, hiç öğrenemedim.

bir sonraki hikaye yine bir öğrencimin başından geçti. ona da" özlem"diyelim. hayatının her anında sevgiye özlem duyduğunu söylediği için. özlem hayata bir sıfır mağlup başlayanlardan. annesi bir hayat kadını, babası ise başkası ile evli. yani o gayrimeşru bir çocuk. doğunca annesi, babasının kapısına bırakmış "al bunu, ne yapıyorsan yap!" diyerek. babasının karısı evinde istememiş. baba da kendi babasına, yani özlem'i dedesine bırakmış. dede büyütmüş. bir gün okulda sinir krizi geçirdi. sonradan öğrendik ki dedesi özlem'i taciz ediyormuş bir süredir. işlemler başlatıldı. özlem bu sefer annesine verildi. sonra da 18 yaşına girer girmez evlendi.

bu öyküde üniversiteden bir arkadaşımın yaşadığı bir trajedi. ona da zulüm diyelim. daha 19 yaşındayken bir sevgilisi vardı. bir gün gelip dedi ki başıma bir şey geldi. sevgilimle bir şeyler yaşıyorduk sonra ben devam etmek istemedim ama durmadı. zorla bana sahip oldu.
ne denir? bırak o tecavüzcüyü, diyemedim. ne yapmalıyım, dedi. ayrılmalısın, dedim. ama bu saatten sonra kimse benimle birlikte olmaz. küçük bir yerde yaşıyoruz ikimiz de, duyulursa çok kötü olur, ailem yıkılır, bunları onlara yapamam, hem beni de seviyor dedi. ben sustum. çünkü henüz bu konulara ses çıkarabilecek olgunluğa erişmemiştik ikimizde. o kaderine boyun eğdi. eskiden sevdiği tecavüzcüsü ile uzun bir süre sevgili olmaya devam etti. sonra büyüdük. ve arkadaşım sürekli arka planda "artık benimle birlikte oldun, seni başka kimse istemez, duyulursa rezil olursun!" cümlelerine bir s*tir çekip yoluna devam etti. sonra tüm hikayeyi bilen ve ona aşık olan bir adamla evlendi.
devamını gör...

kahve... sevemedim gitti bir türlü. bazen içnek için zorluyorum kendimi veya ortama ayak uydurmak için ama yok, çaya ihanet etmiş gibi hissediyorum. çayın o mis kokusu buram buram burnuma gelince hemen yarım bırakıp kahveyi, ezelden ebede yarenime koşuyorum.
devamını gör...

üniversite yıllarımda abimin üstlendiği bir sorumluluktu. hem babamdan hem de abimden maddi destek almak o dönemlere göre gayet yeterli ve rahat öğrencilik geçirmemi sağlamıştı. sadece babamın, abimin bana olan maddi desteğinden haberi yoktu. kendi gönderdiği parayı uzun süre kullandığım ve tutumlu olduğumu düşündüğü için de gönderdiği paraya daha sık zam yapardı. bir süreliğine bu durum hoşuma gitse de, üçüncü sınıftayken bu yükün altında daha fazla kalamayıp söylemiştim. hiçbir şey demedi hatta yine zam yapmaya devam etmişti. sanırım dürüst olmaya karar verdiğim an o zamandı, ama bir şeyi hesap etmemiştim ki sadece ailemde kazanabiliyordum dürüst olduğumda. en güvenilir bankanın da aile olduğunu anlıyorsunuz, faizsiz çalışıyor... yıllar sonra kendi kardeşim olmadığı için çok sevdiğim ve kardeşim gibi olan öğrenci arkadaşlarımın da bankası oldum bir süre. sanırım onlar da bu destek hareketini kendi kardeşlerinde sürdürerek devam ettirdiler... imkanlar dahilinde güzel bir sorumluluktur kardeşe banka olabilmek, candır.
devamını gör...

ona verdiğin sırları başkasına anlattığını duyduğun zamandır. en zor gününde sen onun yanında olup dinlemiş ve sırlarını tutmussundur. fakat o aynı şeyi yapmamıştır.
devamını gör...

cahillige gel... bakiniz hemsireyi dovme sebebi cocugun caninin acimasi. e be ruh hastasi cikardigin su olay cocugu daha cok korkuttu ya. dön bir cocugun haline baksana geri zekali.

dip not; ne olur su tur cahilleri savunacak nitelikte yorumlar yapmayin, gordukce yemin ederim ulkemden umudu kesiyorum...
devamını gör...

yayınevleri kitapları normal bir fiyatın on misli paraya sattığı sürece başvuracağım sitelerdir.
devamını gör...

hayatta olsaydı barış manço olurdu benim için cevap. o müzik kültürünün üstüne o kadar dünya gezmişliği, konuşacak şeyi bitmezdi sanırım.
devamını gör...

gönül almak, hatır sormak için küçük bir armağanın yettiğini önemli olan,değerli armağan götürmek değil, hatırlayıp aramış olmak anlamındaki atasözüdür.
(bkz: hediyenin büyüğü küçüğü olmaz)
devamını gör...

bir bedri rahmi eyüboğlu kitabıdır.

bedri rahmi eyüboğlu bir bütün olarak sanatçıdır. hem bir yazardır hem bir şair hem de bir ressam. ve bu üç işi de hakkını vererek hatta harikalar yaratarak yapar. bedri rahmi okumak her zaman büyük bir keyiftir. hem yeni şeyler öğrenmek hem de bedri rahmi’nin muhteşem kaleminden dökülen sözcüklerin oluşturduğu bütünün verdiği zevki tatmak açısından harikadır.

bu kitabında bedri rahmi gezi yazılarını, güzel sanatlar konusundaki düşüncelerini, dünya ve ülke düzeni ile ilgili gözlemlerini anlatmış bize. her cümle kendi içinde bir şaheser sanki. insanın içine içine işliyor.

kitabın adı insan kokusu. anladığınız üzere yapay kokulardan, parfümlerden, deodorantlardan bahsetmiyoruz. insanların kokusu önemlidir.

gerçekten insan kokusu bizim derdimiz. hatırları en çabuk harekete geçiren şey kokudur. geçmişten gelen bir koku size hayatınızda artık olmayan insanları, artık hiç gitmediğiniz yerleri, hatırınızdan çıkmış anıları geri getirip kanlı canlı önünüze koyabilir.

insan kokusu da öyledir. size unutulmuş insan erdemlerini hatırlatıp insanlığınıza dönmenizi sağlayabilir.

kitap bedri rahmi eyüboğlu’nun denemelerinin dördüncü cildi.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim