dünyanın en güzel şehrinin edirne olması
balkanladan gelen soğuk hava dalgasının uğrak yeridir edirne. sabah donarsın öğlen yanarsın akşam yine donarsın. kafam karışmış bu şehir'e uygun ikili mont almıştım dışı yağmurluk olan. kış aylarında şehir her an buz pisti olabilir buz dansına müsait düşmeli kalkmalı.. bir gün bir yağmur yağmıştı öyle böyle değildi selimiye cami'ye sığınmıştım.yazın ortasında meriç nehrine götürmüştüm bir arkadaşı ama ortada nehir yoktu kurumuştu, kışında tutamaz kendini bol bol taşar. evet iklimi sıkıntılı olmasa güzel şehir aslında.
devamını gör...
benjamin button'ın tuhaf hikayesi
hamilelik esnasında hücrelerin normalden daha hızlı yaşlanmasına sebep olan, 4 milyonda bir görülen hastalıkla doğan bir bebeğin kurgusal hikayesini anlatıyor.
öyküsü 1922 yılında yazıldı, filmi 2008 yılında çekildi. başrollerinde brad pitt ve cate blanchett’in oynadı.
birinci dünya savaşı 'nın bittiği gün doğar benjamin.
babası anneyi ve bebeği görmeye gelir. anne babaya, bebeğime iyi bak der ve ölür.
baba bebeğe ilk bakışta bile katlanamadığı için, onu bir yaşlı bakım evinin merdivenlerine bırakıp gider.
bakım evini siyahi bir çift işletiyordur. çocuğu olmayan, çok dindar olan bir siyahi çift.
kadın, çocuğun ona özel bir mucize olduğunu düşünür. çok yoğun bir sevgiyle ve bol dua ile büyütür onu. büyüdükçe gençleştiğini, beceri geliştirdiğini fark eder ve bunları ettiği dualara yorar.
bir gün, yaşlıları ziyarete gelen küçük kızıl bir kızla tanışır. kız ona çok ilgi duyar.
benjamin, o kızda dahil herkese inanır, herkesi sever. sevilmek ve ilgi görmek onu mutlu eder.
sevildikçe, ilgi gördükçe, yeni şeyler deneyimledikçe, siyahi annesi ona dua ettikçe, hızla değiştiğini görür.
yürümekten, konuşmaktan aciz yaşlı çocuk gitmiş, yerine dünyanın en yakışıklı erkeği olan brad pitt gelmiştir.
her anı felsefik sözler ile dolu, her anı hüzün ve mucize dolu bir film. sonuna doğru ise brad pitt’in en yakışıklı olduğu zamanları var. o mavi gözler ile o sevgi dolu gözler ile o umut dolu bakan gözler ile sanki bana bakıyormuş gibi izledim filmi.
öyküsü 1922 yılında yazıldı, filmi 2008 yılında çekildi. başrollerinde brad pitt ve cate blanchett’in oynadı.
birinci dünya savaşı 'nın bittiği gün doğar benjamin.
babası anneyi ve bebeği görmeye gelir. anne babaya, bebeğime iyi bak der ve ölür.
baba bebeğe ilk bakışta bile katlanamadığı için, onu bir yaşlı bakım evinin merdivenlerine bırakıp gider.
bakım evini siyahi bir çift işletiyordur. çocuğu olmayan, çok dindar olan bir siyahi çift.
kadın, çocuğun ona özel bir mucize olduğunu düşünür. çok yoğun bir sevgiyle ve bol dua ile büyütür onu. büyüdükçe gençleştiğini, beceri geliştirdiğini fark eder ve bunları ettiği dualara yorar.
bir gün, yaşlıları ziyarete gelen küçük kızıl bir kızla tanışır. kız ona çok ilgi duyar.
benjamin, o kızda dahil herkese inanır, herkesi sever. sevilmek ve ilgi görmek onu mutlu eder.
sevildikçe, ilgi gördükçe, yeni şeyler deneyimledikçe, siyahi annesi ona dua ettikçe, hızla değiştiğini görür.
yürümekten, konuşmaktan aciz yaşlı çocuk gitmiş, yerine dünyanın en yakışıklı erkeği olan brad pitt gelmiştir.
her anı felsefik sözler ile dolu, her anı hüzün ve mucize dolu bir film. sonuna doğru ise brad pitt’in en yakışıklı olduğu zamanları var. o mavi gözler ile o sevgi dolu gözler ile o umut dolu bakan gözler ile sanki bana bakıyormuş gibi izledim filmi.
devamını gör...
ideal meme büyüklüğü
bir erkekte o kadar büyük meme güzel durmaz ama yine de siz bilirsiniz.
devamını gör...
kitap alıntıları
bulduğun şey, saf maddeden yapılmışsa hiçbir zaman çürümeyecektir ve oraya bir gün geri döneceksin. bir yıldız patlaması gibi bir anlık ışıktan başka bir şey değilse o zaman geri dönüşünde hiçbir şey bulamayacaksın. gene de en azından bir ışık patlaması görmüş olacaksın. yalnızca bu bile, yaşamış olmanın zahmetine değer.
simyacı.
simyacı.
devamını gör...
borç yiğidin kamçısıdır
borç yiğidin kamçısıdır, kamçıyı vurunca at kişner.
devamını gör...
nefret söylemi
tıpkı hakaret gibi temeli belli olmayan, ne olduğunu o anki hükümetin belirlediği, insanları yasal olarak sansürlemek için oluşturulan hukuki* terim.
nefret söylemi denilen şey, dildeki her şey gibidir. kimse neyin ne olduğunu belirleyemez çünkü dil sürekli ve kişiye göre değişen bir varlıktır.
örneğin, ırk:
- bugün siyahilerin, zamanında kendilerine karşı, şu an kendi aralarında kullandığı, hepinizin bildiği o popüler kelime, bugün onlar tarafından kullanılabiliyorsa, sebebi abd'deki geniş ifade özgürlüğüdür.*
fakat bu özgürlük, çoğu ülkede, nefret söylemi altında engellenmiş, hatta çifte standart uygulanarak, sadece bazı ırklar ve sınıflar tarafından söylenmesi yasaklanmıştır.
örneğin, sınıf:
- hindistan'da alt kasta söylenen, hakaret kabul edilen kelimeler yasaklandıktan sonra, bu kelimelerin kullanımında inanılmaz bir yükseliş görülmüştür. çünkü hükümet tarafından yasaklanmış, ve bu kelimeler halk arasında bir silah haline gelmiştir. yani dil, tahribata uğradığında kendini düzeltmenin bir yolunu bulur.
örneğin, yönetim:
- çin halk cumhuriyetinde, winnie the pooh yasaklanmıştır, çünkü devlet başkanına benzemektedir. bununla alakalı konuşmanız, ceza almanıza ve sosyal kredinizin düşmesine sebep olur.
siz bir sözü sevmiyorsunuz; duyunca kalbiniz kırılıyor, alınıyorsunuz diye, insanların konuşmasını yasa yoluyla engellemek, bugün çoğu insanın kınadığı faşizmin kullanıldığı yönetimlerde yapılacak bir şeydir.
insanlar ne olursa olsun, her şeyi söyleyebilmelidir. bu özgürlüğün olmadığı yerde, düşünceler sınırlanır ve halk geriler. (bkz: türkiye)
lütfen, "senin özgürlüğün, başkasınınkinin başladığı yerde biter" gibi ilkokul önermeleri ile savunma yapmayın.
nefret söylemi denilen şey, dildeki her şey gibidir. kimse neyin ne olduğunu belirleyemez çünkü dil sürekli ve kişiye göre değişen bir varlıktır.
örneğin, ırk:
- bugün siyahilerin, zamanında kendilerine karşı, şu an kendi aralarında kullandığı, hepinizin bildiği o popüler kelime, bugün onlar tarafından kullanılabiliyorsa, sebebi abd'deki geniş ifade özgürlüğüdür.*
fakat bu özgürlük, çoğu ülkede, nefret söylemi altında engellenmiş, hatta çifte standart uygulanarak, sadece bazı ırklar ve sınıflar tarafından söylenmesi yasaklanmıştır.
örneğin, sınıf:
- hindistan'da alt kasta söylenen, hakaret kabul edilen kelimeler yasaklandıktan sonra, bu kelimelerin kullanımında inanılmaz bir yükseliş görülmüştür. çünkü hükümet tarafından yasaklanmış, ve bu kelimeler halk arasında bir silah haline gelmiştir. yani dil, tahribata uğradığında kendini düzeltmenin bir yolunu bulur.
örneğin, yönetim:
- çin halk cumhuriyetinde, winnie the pooh yasaklanmıştır, çünkü devlet başkanına benzemektedir. bununla alakalı konuşmanız, ceza almanıza ve sosyal kredinizin düşmesine sebep olur.
siz bir sözü sevmiyorsunuz; duyunca kalbiniz kırılıyor, alınıyorsunuz diye, insanların konuşmasını yasa yoluyla engellemek, bugün çoğu insanın kınadığı faşizmin kullanıldığı yönetimlerde yapılacak bir şeydir.
insanlar ne olursa olsun, her şeyi söyleyebilmelidir. bu özgürlüğün olmadığı yerde, düşünceler sınırlanır ve halk geriler. (bkz: türkiye)
lütfen, "senin özgürlüğün, başkasınınkinin başladığı yerde biter" gibi ilkokul önermeleri ile savunma yapmayın.
devamını gör...
tekrar twin peaks'e başlayacağım galiba
akademik bir mitoloji kitabı hakkında açtığım başlığa entry girerek gecenin bu saatinde beni mutlu etmiş yazardır. katılım beklemiyordum, mitolojiyle ilgilenen birisiymiş. sözlükte olmasından büyük keyif duydum.
devamını gör...
lgs 2021 birincisi suriyeli safo
merak etmeyin avrupalı ülkeler kapar bunu. bize de plaj kenarında nargile içen barzosu kalır.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının meslekleri
yağmur yağmaya başlarken aniden ortaya çıkan şemsiyeci.
devamını gör...
orhan veli kanık
türk şiirinin mihenk taşlarından biridir. akademide hocalarımız, yahya kemal'den bile evvel getirirler onun şiirini. bir garip akımının bir garip şairi orhan veli, öncüsü olduğu akımı, ölürken bile "garipliğiyle" temsil etmiştir. satırlarından:
sokakta giderken, kendi kendime
gülümsediğimin farkına vardığım zaman
beni deli zannedeceklerini düşünüp
gülümsüyorum.
sokakta giderken, kendi kendime
gülümsediğimin farkına vardığım zaman
beni deli zannedeceklerini düşünüp
gülümsüyorum.
devamını gör...
mizah seviyesi yükseltilebilir mi sorunsalı
yıllardır şahsımı uyutmayan sorunsaldır. çok üzülüyorum.
yıllardır espriler yaparım. ben hepsine gülerim fakat çevrem gülmez. çevremi değiştirdim yine gülen olmadı. yerlerdeyim anlayacağınız..
her duruma karşı youtube kenarda açıktır komikli video yapıştırırım, görsel arşivim var çeşitli konular üzerine. max 3 cümle yazabiliyorum bir de.
e tüm şartları karşılıyorum gördüğünüz gibi, ama yok..
ahaliyi kahkahalara boğan değerli mizahşörlerimizi bu başlık altında verecekleri tavsiyelerle arzıendam etmelerini yürekten diliyorum..
ağlıyorum.. yardım edin..
edit: ya yok mu yutub vidyosu atacak olan kahkaha tufanı yaşayalım biraz..
yıllardır espriler yaparım. ben hepsine gülerim fakat çevrem gülmez. çevremi değiştirdim yine gülen olmadı. yerlerdeyim anlayacağınız..
her duruma karşı youtube kenarda açıktır komikli video yapıştırırım, görsel arşivim var çeşitli konular üzerine. max 3 cümle yazabiliyorum bir de.
e tüm şartları karşılıyorum gördüğünüz gibi, ama yok..
ahaliyi kahkahalara boğan değerli mizahşörlerimizi bu başlık altında verecekleri tavsiyelerle arzıendam etmelerini yürekten diliyorum..
ağlıyorum.. yardım edin..
edit: ya yok mu yutub vidyosu atacak olan kahkaha tufanı yaşayalım biraz..
devamını gör...
meb'in istihdam garantili eğitim programı
milli eğitim bakanı mahmut özer, "bu ay itibarıyla lise ve üniversite mezunu gençlerin istedikleri bir alandaki mesleki eğitim merkezi programını 6-8 ay gibi kısa sürede tamamlama ve istihdam garantili iş gücü piyasasına geçme imkânı getiren programı başlatıyoruz" dedi.
buradaki çıkış noktamız şu; herhangi bir alanda örneğin kaynakçılık alanında eleman bulmayla ilgili ciddi bir ihtiyaç söz konusuysa, bu alanla ilgili tüm işletmelerle bir araya gelip o eleman ihtiyacını, mesleki eğitim merkezlerinden mezuniyeti 4 yıl beklemeden kısa sürede karşılamak için 6 veya 8 aylık bir eğitim tamamlama programı düzenlemek. buraya lise, üniversite mezunlarından katılımı, eğitimin tamamen eleman ihtiyacını karşılamak isteyen sektörler tarafından verilmesini ve başarılı olanların 6 ay sonra, mezun oldukları zaman da istihdamını sağlamak. bu programı, bu aydan itibaren artık yavaş yavaş tüm türkiye'de yaygın bir şekilde hizmete açacağız.
buradan
bu adamı kim milli eğitim bakanı yaptı?
bizim neden daha önce aklımıza gelmedi ki?
hocam siz önce bir meslek liselerinizin sadece imam yetiştirme hedefini düşürün. 25 nesile yetecek kadar imam hatip mezunu potansiyel imama sahibiz.
utanmadan kaynakçılık demiş, ara eleman demiş. meslek liseleri neden var?
kaynakçılık eğitimi verecek meslek lisesi açın*.
buradaki çıkış noktamız şu; herhangi bir alanda örneğin kaynakçılık alanında eleman bulmayla ilgili ciddi bir ihtiyaç söz konusuysa, bu alanla ilgili tüm işletmelerle bir araya gelip o eleman ihtiyacını, mesleki eğitim merkezlerinden mezuniyeti 4 yıl beklemeden kısa sürede karşılamak için 6 veya 8 aylık bir eğitim tamamlama programı düzenlemek. buraya lise, üniversite mezunlarından katılımı, eğitimin tamamen eleman ihtiyacını karşılamak isteyen sektörler tarafından verilmesini ve başarılı olanların 6 ay sonra, mezun oldukları zaman da istihdamını sağlamak. bu programı, bu aydan itibaren artık yavaş yavaş tüm türkiye'de yaygın bir şekilde hizmete açacağız.
buradan
bu adamı kim milli eğitim bakanı yaptı?
bizim neden daha önce aklımıza gelmedi ki?
hocam siz önce bir meslek liselerinizin sadece imam yetiştirme hedefini düşürün. 25 nesile yetecek kadar imam hatip mezunu potansiyel imama sahibiz.
utanmadan kaynakçılık demiş, ara eleman demiş. meslek liseleri neden var?
kaynakçılık eğitimi verecek meslek lisesi açın*.
devamını gör...
kadınların çantasının içindekiler
ben bu konuda çok kötüyüm sayın sözlük. hayatım boyunca küçük çanta kullanmayacağım sanırım.
cüzdan, peçete, ıslak mendil, kolonya, temiz çamaşır (düzensiz regl belasından muzdaripler beni anladı...), tampon, kulaklık, anahtarlar, su matarası, kahve termosu, protein bar veya meyve, bir iki tane çakmak, kitap, boş a4 kağıdı, kalemlik, yedek toka ..
daha ıvır zıvır kesin oluyor ama bunlar sabit.
cüzdan, peçete, ıslak mendil, kolonya, temiz çamaşır (düzensiz regl belasından muzdaripler beni anladı...), tampon, kulaklık, anahtarlar, su matarası, kahve termosu, protein bar veya meyve, bir iki tane çakmak, kitap, boş a4 kağıdı, kalemlik, yedek toka ..
daha ıvır zıvır kesin oluyor ama bunlar sabit.
devamını gör...
regl
âdet kanaması olarak da bilinen regl, aylık döngüler hâlinde gerçekleşen vajinal kanamadır. kadın üreme hücresi olan yumurtanın, yumurtalık rezervinde olgunlaşmasıyla birlikte rahmin iç dokusu da kalınlaşmaya başlar. döllenmenin olmaması durumunda kalınlaşan doku, dökülür ve bir miktar kanla birlikte vajinal yoldan vücut dışına atılır. vücutta oluşan hormonal değişimlere bağlı olarak gerçekleşen regl, düzenli olarak 21 ila 35 günde bir kez gerçekleşir ve 3 ila 7 gün kadar sürer. âdet döngüsü olarak tanımlanan bu fizyolojik sürecin düzenli olması, kişinin üreme sisteminin sağlıklı olduğunun ve vücudun gebelik için kendini hazırladığının göstergesidir.
devamını gör...
verilen selamı almayan kişiler
uykulu halde yada dalgın olanları saymazsak, işyeri servisinde, özellikle sabahları, mendebur suratlı selamsızlar takımına sıkça rastlanır .
devamını gör...
saigo takamori
efsane olarak kabul edilen üç samuraydan birisidir. aynı zamanda ''son samuray'' olarak da adlandırılmaktadır.. 2003 yılında gösterime giren ''the last samurai'' adlı filmdeki ''katsumoto.'' karakteri, tokomori'den esinlenerek oluşturulmuştur.
takamori düşük rütbeli bir samurayın oğlu olarak dünyaya geldi. şogunları ölünce itibarını kaybetti ve adaya sürgün olarak gönderildi. sonrasında bir daimyo'nun ordusuna katılarak itibarının iadesi mücadele etti. itibarının iadesinden sonra ise hızla yükselerek, geçici hükümetlerde görev yaptı. ancak değişimin hızına ayak uydurmadı. hükümetteki görevinden istifa ederek, memleketi kagoshima'ya dönerek burada özel bir samuray okulu kurdu.
eski samuray geleneğini ve öğretisini onurlandırmak niyetindeydi. en azından tarihe bu şekilde bir iz bırakmak istiyordu. ancak işler onun düşündüğü gibi gitmedi. bir grup isyancı samuray ayaklanma başlattı. silah ve mühimmat depolarını ele geçirdi. ve takamori'yi liderleri ilan ettiler.
isyan haberinin duyulması ile birlikte japonya'nın dört bir yanından samuraylar takamori'nin yanına kogoshima'ya akın etmeye başladı. böylece takamori isteksizce dahi olsa, onun etrafında toplanan samurayların başına geçmek durumunda kaldı. sadakat buşido'nun en önemli ilkelerinden biriydi ve ona sadakatlarını sunan binlerce savaşçıyı yarı yolda bırakamazdı.
kalabalık gittikçe arttı. yanındaki adam sayısı 40 binlere ulaşmıştı. bu her ne kadar yüksek bir sayı olarak gözükse dahi modernize edilmiş hükümet ordusunun sayısı 300 binleri aşıyordu. bu dönemde samurayların kılıç taşıması yasaklanınca dananın kuyruğu kopmuş oldu.
isyancı samuraylar kumamoto kalesine baskın yaptılar ve kaleyi kuşattılar. 2 gün süren kuşatma sonucunda başarılı olamadılar. takviye kuvvetlerin intikaliyle birlikte geri çekilmek zorunda kaldılar.
ayaklanma 6 ay kadar sürdü. takamori ve adamları zaman zaman başarılı olsalar da, hükümetin modern silahları karşısında çaresiz kalıyorlardı. burada bir parantez açmak lazım; son samuray filminde olaylar epik şekilde anlatılmıştır. samurayların asla ve kata ateşli silah kullanmadıkları bir senaryo karşımıza çıkar. oysa takomori ve isyancı samuraylar, eski dahi olsa bu isyanda ateşli silahlar kullanmışlardır. buradaki temel mevzu japon yönetiminin ''samuray öğretisi''ni ortadan kaldırılmak istemesi ve samuray'ları tehlikeli olarak lanse etmeye başlamasıdır. ki bu algı çalışmaları takomori memleketi kagoshima'ya döndüğü andan itibaren yoğunlaşmıştır.
neyse efendim bir dizi çarpışmanın ardından samurayların sayısı gittikçe azalmaya başlamıştı. imparatorluk kuvvetlerine her ne kadar büyük zaiyatlar verdirmiş olsalar da, ordu bu zaiyatları kısa sürede giderebiliyordu. samuraylar tükeniyordu...
shimroyma'daki bir dağ kalesine baskın düzenleyerek, burayı ele geçirdiler. hükümet kuvvetlerinin samurayların yerini saptaması bir kaç gün sürecekti. takomori sonlarının kanlı bir biçimde olacağını biliyordu. en yakın arkadaşlarını etrafında toplayarak bir sake partisi verdi. hayatının son gecesinde saat üç sularında imparatorluk ordusu kaleye hücum etti. samuraylar bu saldırıyı püskürttüler. ancak geride sadece 40 samuray kalmıştı. takamori ciddi yaralar almıştı. buşido'yu takip etti. ve seppuku yaparak yaşamına son verdi.
liderlerini kaybeden ve savaşabilecek durumda olan diğer samuraylar ise atlarına atlayarak, kılıçlarını savurarak, intihar hücumu yaptılar. kurşunların üzerine yürüdüler...
bir dönem böylece sona erdi. arkalarında onur, cesaret ve sadakatten oluşan bir miras bıraktılar.
diğer iki büyük samuray üstadı için (bkz: miyamoto musashi) (bkz: minamoto tametomo)
takamori düşük rütbeli bir samurayın oğlu olarak dünyaya geldi. şogunları ölünce itibarını kaybetti ve adaya sürgün olarak gönderildi. sonrasında bir daimyo'nun ordusuna katılarak itibarının iadesi mücadele etti. itibarının iadesinden sonra ise hızla yükselerek, geçici hükümetlerde görev yaptı. ancak değişimin hızına ayak uydurmadı. hükümetteki görevinden istifa ederek, memleketi kagoshima'ya dönerek burada özel bir samuray okulu kurdu.
eski samuray geleneğini ve öğretisini onurlandırmak niyetindeydi. en azından tarihe bu şekilde bir iz bırakmak istiyordu. ancak işler onun düşündüğü gibi gitmedi. bir grup isyancı samuray ayaklanma başlattı. silah ve mühimmat depolarını ele geçirdi. ve takamori'yi liderleri ilan ettiler.
isyan haberinin duyulması ile birlikte japonya'nın dört bir yanından samuraylar takamori'nin yanına kogoshima'ya akın etmeye başladı. böylece takamori isteksizce dahi olsa, onun etrafında toplanan samurayların başına geçmek durumunda kaldı. sadakat buşido'nun en önemli ilkelerinden biriydi ve ona sadakatlarını sunan binlerce savaşçıyı yarı yolda bırakamazdı.
kalabalık gittikçe arttı. yanındaki adam sayısı 40 binlere ulaşmıştı. bu her ne kadar yüksek bir sayı olarak gözükse dahi modernize edilmiş hükümet ordusunun sayısı 300 binleri aşıyordu. bu dönemde samurayların kılıç taşıması yasaklanınca dananın kuyruğu kopmuş oldu.
isyancı samuraylar kumamoto kalesine baskın yaptılar ve kaleyi kuşattılar. 2 gün süren kuşatma sonucunda başarılı olamadılar. takviye kuvvetlerin intikaliyle birlikte geri çekilmek zorunda kaldılar.
ayaklanma 6 ay kadar sürdü. takamori ve adamları zaman zaman başarılı olsalar da, hükümetin modern silahları karşısında çaresiz kalıyorlardı. burada bir parantez açmak lazım; son samuray filminde olaylar epik şekilde anlatılmıştır. samurayların asla ve kata ateşli silah kullanmadıkları bir senaryo karşımıza çıkar. oysa takomori ve isyancı samuraylar, eski dahi olsa bu isyanda ateşli silahlar kullanmışlardır. buradaki temel mevzu japon yönetiminin ''samuray öğretisi''ni ortadan kaldırılmak istemesi ve samuray'ları tehlikeli olarak lanse etmeye başlamasıdır. ki bu algı çalışmaları takomori memleketi kagoshima'ya döndüğü andan itibaren yoğunlaşmıştır.
neyse efendim bir dizi çarpışmanın ardından samurayların sayısı gittikçe azalmaya başlamıştı. imparatorluk kuvvetlerine her ne kadar büyük zaiyatlar verdirmiş olsalar da, ordu bu zaiyatları kısa sürede giderebiliyordu. samuraylar tükeniyordu...
shimroyma'daki bir dağ kalesine baskın düzenleyerek, burayı ele geçirdiler. hükümet kuvvetlerinin samurayların yerini saptaması bir kaç gün sürecekti. takomori sonlarının kanlı bir biçimde olacağını biliyordu. en yakın arkadaşlarını etrafında toplayarak bir sake partisi verdi. hayatının son gecesinde saat üç sularında imparatorluk ordusu kaleye hücum etti. samuraylar bu saldırıyı püskürttüler. ancak geride sadece 40 samuray kalmıştı. takamori ciddi yaralar almıştı. buşido'yu takip etti. ve seppuku yaparak yaşamına son verdi.
liderlerini kaybeden ve savaşabilecek durumda olan diğer samuraylar ise atlarına atlayarak, kılıçlarını savurarak, intihar hücumu yaptılar. kurşunların üzerine yürüdüler...
bir dönem böylece sona erdi. arkalarında onur, cesaret ve sadakatten oluşan bir miras bıraktılar.
diğer iki büyük samuray üstadı için (bkz: miyamoto musashi) (bkz: minamoto tametomo)
devamını gör...



