renkli rüyalar oteli.

arada aklıma gelir dilime dolanır. tüm gün söyler dururum.

yıllar önceydi
çok da güzeldi şimdi, düşününce
benimsin demiştim, ben de senin
renkli rüyalar otelinde.
devamını gör...

yıkmak, inşa etmekten her zaman daha kolaydır. kırılmak affetmekten daha kolaydır. ve yalan söylemek her zaman inanmaktan daha uygundur ve uzaklaşmak sevmekten çok daha kolaydır.
bu ne alaka şimdi aklıma geldi!!! gece olunca saçmalık bekçileri insanın beyninde beliriveriyor.
devamını gör...

beyaz, sarı ve pembe renkli çiçekleri olan akdeniz bölgesinde sıkça görülen çalımsı, maki türü bitki.

özellikle yaşar kemal'in ince memed'de uzun uzun anlatırken; bilmediği kokusu insanın burnunu okşayan, kokusu kadar ismi de güzel olan bitki. kitaba göre çiçeğin kokusu insanı olduğu gibi arıları da mest eder kendinden geçirirmiş. püreni bulan arılar başka hiçbir çiçeğe gitmez, balın en güzelini bu çiçekten yaparmış.

(bkz: sözlüğe bir daha gelinse alınacak nickler)
devamını gör...

benim ve vişnenin doğum günü.
sözlüğümüzün de.
devamını gör...

kişilerin sinir anlarında durumu ve olayları açıklayamamasıdır. o sinir haliyle insanlar sadece oradan uzaklaşmak isteyebilir ya da doğru cümleleri kuramayacağından ötürü daha çok sinirlenip bağırmaya başlayabilir. haklı olduğu halde kendini haksız çıkarabilir ve bağırma eylemine başvurabilir. zaten kan beynine sıçramışken neyin doğru, neyin yanlış olduğunu ayıramıyorken kendini ifade etmesi beklenemez.
devamını gör...

ingilizce "the school of athens", italyanca "scuola di atene" isimli tablo rönesansın büyük ustalarından rafaello tarafından yapılmış olup günümüzde vatikan'daki stanza della segnatura salonunun duvarında bulunmaktadır. aynı salonun diğer üç duvarı da rafaello tarafından resmedilmiş olup tüm duvarlar birlikte dört beşeri bilimi temsil ediyor (felsefe, teoloji, şiir, adalet).
eser, rönesansın temel aldığı klasik yunan medeniyeti'ne bir saygı duruşu niteliğinde olup ünlü yunan bilim insanları ve filozoflarını tek bir kare içinde göstermeyi amaçlamaktadır. yine de farklı coğrafyalardan bilginler ve diğer önemli insanlar da eser içinde yer almakta.
elbette bu resimleri aklına estiği için çizmiyor raffaello, kendisine bu görevi papa 2. julius veriyor. (michelangelo'yu sistine şapeli'nin tavanını boyaması için görevlendiren de aynı papa).

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


eser her ne kadar klasik yunan medeniyeti'nin bilginlerini tasvir ediyor olsa da arka plandaki yapı ve sütunlar yunan mimarisinin değil roma mimarisinin izlerini taşıyor. süslemeler ve sütunlardaki heykeller (solda apollon, sağda athena) ise yunan sanatının izlerini taşıyor.

resimde toplam 59 figür olup sol tarafta aritmetik ve müzik, sağ tarafta ise geometri ve astronomi alanındaki bilginler yer alırken orta kısımda filozoflar yer almaktadır.

şimdi tablodaki figürlerin kimlerin tasviri olduğuna bir bakalım:

+resmin merkezinde yer alan ikiliden kırmızı-turuncu giysili olan platon, yaşlı bir bilge gibi resmedilmiş. sağ eliyle yukarıyı işaret etmekte platon. bu işaret onun idealizm felsefesini (dünyada var olan her şey değişmez bir idea'nın yansımasıdır) temsil ediyor. ayrıca bunu destekler nitelikte giysiler giymiş durumda: mor havayı, kırmızı ise ateşi temsil ediyor. sol elinde tuttuğu kitap ise kendi eseri olan timeos. ayrıca rafaello, platon figürünü yaparken da vinci'yi örnek almış.

+platonun -bize göre- hemen sağındaki mavi giysili olan aristo, iyi giyimli ve daha genç resmedilmiş. sağ eliyle aşağıyı işaret ediyor aristo. bu işaret onun realizm felsefesini (bilginin kaynağı yeryüzünde olup bitenlerdir, asıl gerçeklik de bizim algılayabildiğimiz gerçekliktir) temsil ediyor. platon gibi aristo'nun da kıyafetlerinde temsil söz konusu: sarı toprağı, mavi ise suyu temsil ediyor. sol elinde tuttuğu kitap en meşhur eseri ethica (etik).

eserdeki diğer tüm filozoflar bu iki filozof (aristo ve platon) esas alınarak konumlandırılmış. platon tarafındakiler idealist, aristo tarafındakiler ise realist düşünürlerdir. bu ayrım arkadaki apollon ve athena heykelleri içinde geçerlidir. apollon güneş, müzik ve şiir tanrısı, platonik düşünceye uygun. athena savaş ve bilgelik tanrıçası, insanların fiili eylemlerine daha uygun, dolayısıyla aristo tarafında yer alıyor. yapılan bu ayrım tamamen doğru olarak yapılmış değil, örneğin ibn rüşd, islamda aristocu felsefenin (meşşailiğin) temsilcilerinden olmasına rağmen platon'un tarafında resmedilmiş.

+aynı hizada -bize göre- sol tarafta tamamen yeşiller içinde dinleyenlere bir şeyler anlatan kişi sokrates.

+eserin -bize göre- en solunda, kemer sütununun bitişiğindeki çocuk figürünün hemen arkasında beyaz sakallı olarak sadece başı görünen kişi kıbrıslı zenon.

+zenon'un baktığı kişi, elindeki kitabı inceleyen mavi giysili figür epikuros.

+epikuros'un hemen arkasındaki bıyıklı, sarıklı, eli göğsünde ve hafif eğilmiş olarak duran kişi ibn rüşd.

+resmin -bize göre- en sol altında yer alan, tek dizi üstünde yere oturmuş ve elindeki kitaba bir şeyler yazarken resmedilen kişi pisagor (pythagoras).

+pisagor'un hemen üst tarafındaki beyazlar içindeki figür bir kadına ait: hypathia. iskenderiye'de hocalık yapan hypathia aynı zamanda resimdeki tek kadın figür.

+resmin orta hattında aşağıda tek başına bir mermer bloğa yaslanmış bir şeyler yazan ve düşünceli olan figür heraklitos.. rafaello'nun atina okulu'nu çizdiği dönem michelangelo da meşhur sistine şapeli süslemelerini yapmaktaydı. michelangelo'nun çizimlerini zaman zaman inceleyen rafaello, ona hayran kalmış ve atina okulu'nda ona da yer vermek istemiştir. günlük hayatta hep yalnız ve düşünceli olan michelangelo'yu heraklitos olarak resme sonradan eklemiştir.

+resmin ortasında, merdivenlere uzanmış olarak resmedilen mavi giysili kişi diyojen. hayatı boyunca bir fıçı içinde tek parça bir kıyafetle yaşadığı için böyle resmedilmiş.

+resmin sağ altında yer alan ve yere eğilmiş bir şeyler çizen kırmızı giysili kişi öklid. bu figür, rönesansın ünlü mimarlarından bramante'nin yüzü esas alınarak çizilmiş.

+öklidin hemen arkasında ellerinde küre tutan iki adam resmedilmiş. bunlardan beyaz giysili olan zerdüşt (zoroaster), sarı giysili olan ise batlamyus (ptolemaios). dikkat edilirse zerdüşt'ün elindeki küre mavi tonlarda, batlamyus'un elindeki ise bir dünya modeli. bu da rastgele çizilmiş değil elbette, zira mavi küre gökyüzünü (astronomi) yeşil-mavi küre ise yeryüzünü (coğrafya) temsil ediyor. ayrıca batlamyus'un arkasının dönük olma sebebi o güne dek hiç tasvir edilmemiş olmasıdır.

+batlamyus'un -bize göre- hemen sağında yer alan beyaz giysili figür eski bir yunan ressam olan protogenes.

+eserdeki figürlerin -bize göre- sağ üst köşesinde ellerini kavuşturmuş olarak tek başına ayakta duran sakallı kişi plotinos. figürün donatello'dan esas alınarak çizildiği düşünülüyor.

buraya kadarki figürler kim oldukları bilinen figürler idi, bir de tam olarak kimi temsil ettiği bilinmeyen figürler var:

+sokrates'in -bize göre- solunda yer alan kişilerin kim oldukları tam bilinmiyor. hemen solundaki mavi giysili figürün xenophon (yunan düşünür) veya aeschines (yunan devlet adamı); onun solundaki kırmızı giysili figürün antisthenes (yunan düşünür), xenophon veya timon (yunan düşünür); onun solundaki üzerinde zırh bulunan figürün alcibiades (yunan komutan ve devlet adamı) veya büyük iskender olabileceği düşünülüyor.

+pisagor'un omzundan, onun yazdıklarına bakmaya çalışan sarı giysili figürün boethius (romalı matematikçi), anaksimandros, veya empedokles olduğu düşünülüyor.

+hypathia'nın -bize göre- hemen sağında yer alan, elindeki kitaptan bir şeyler gösteren ve pisagor'a bakan ayaktaki kişinin parmenides olduğu düşünülüyor.

+eserin -bize göre- sağ altında zerdüşt ile batlamyus'un sağında, beyaz giysili figürün hemen arkasında bize doğru bakan kişinin apelles (yunan ressam) olduğu düşünülüyor. figürün, rafaello'nun bizzat kendisinden esinlenerek yaptığı düşünülüyor.

+aristo'nun -bize göre- hemen sağındaki figürlerin peripatetik ekol düşünürleri olduğu varsayılıyor.

resimdeki perspektif o kadar güçlüdür ki, tüm süslemeler ve yerleşimler bu perspektifi destekler nitelikte ince ince işlenmiştir.

bu resmin bir de modern versiyonu çizilmiş "dante'yle ilahi komedya'yı tartışmak" isimli. 3 ressam tarafından çizilen bu resim tüm zamanların 103 önemli ismini barındırıyor. belki kim olduklarını tahmin etmek üzerine bir bulmaca oynanabilir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

karbon salınımı, karbon salımı ya da karbon emisyonu, günümüzde bilim insanlarının üzerinde harıl harıl çalıştığı bir doğa, atmosfer, ekoloji problemidir. karbon salınımını en aza indirmek için bir çok formül üretilmekte ve uygulanmaktadır. karbondioksit ve sera gazı gibi ekolojik sistemler açısından zararlı olan gazlar; doğalgaz, kömür ve petrol gibi fosil yakıtların tüketimleri ile havaya salınmakta ve kirletmektedir. atmosferi kirleten havanın, oksijeni azaltması, ozon tabakasını delmesi vs. durumları hepimizin malumu...

peki esasında nedir karbon salınımı ? elle tutulur bir örnekle gayet basit bir şekilde açıklayayım;

diyelim ki orta segment bir arabaya biniyorsunuz. arabanızın 100 kilometrede 7-8 litre civarında bir benzin tüketimi söz konusu. deponuzu full ettiğinizde ortalama 55 litre civarında yakıt almış oluyorsunuz. 55 litre benzinin ağırlığına gelince; benzin, sudan hafif olduğu için 55 litre benzin aldığınızda ortalama 40 kilogramlık bir yakıt almış oluyorsunuz.

aracı çalıştırıp, motor vasıtasıyla benzini yakmaya başlıyorsunuz. benzin yandığı zaman ne oluyor ? benzindeki karbon, havada bulunan oksijenle birleşiyor. her bir karbon atomuna 2 oksijen atomu yapışıyor. ve bu şekilde co2 molekülü oluşuyor. oksijen atomu ağır olduğundan, karbon atomu ile birleştiği zaman, saf karbonun kendisine göre ortalama 3,6 kat daha ağır bir molekül oluşturmuş oluyor. yani benzinin yanması sonucu ortaya çıkan co2'nin ağırlığı; yanan benzinden çok daha fazla oluyor. kabaca karşılaştıracak olursak eğer; 1 kilogram ağırlığındaki benzine karşılık, ortalama 3,6 kilogram karbondioksit açığa çıkmış oluyor.

deposunu her doldurduğunuzda arabanız, aşağı yukarı 150-170 kg. civarında karbondioksit üretmiş oluyor. depoyu 9 kere doldurduğunuzda neredeyse arabanın ağırlığına eşit miktarda karbondioksit üretmiş oluyorsunuz. bir arabayla bir yılda ortalama 12.000 kilometre yol gittiğinizi varsayarsanız, bu demektir ki her yıl karbondioksitten yapılmış (ağırlık bazında) iki araba tüketmiş oluyorsunuz.

toplum olarak bir çoğumuz belki de bunun farkında değiliz. belki karbondioksiti göremiyoruz ancak bu yazıyı okuduktan sonra artık biliyorsunuz...
devamını gör...

hayırlı olsun. ilk olarak ben şarkı söyleyecekmişim. yoldaş öyle dedi.

-iyi geceler sayın dinleyen, sizinle daha önce kafa tokuşturmuş muyduk?


-evet, değerli kafa dinleyenleri, kafa radyo burası. bu akşam da programa her zaman olduğu gibi montana çetesi'ne, hayatı ve kadınları öğrendiğimiz- hala öğrenmekte olduğumuz- kadıköy sokaklarına ve şehrin bütün kötü çocuklarına adadık. burada sizinle sabaha kadar olmak isterdik ama taktir edersiniz ki sayın dinleyenler bizim de yazar/sözlük hayatımız var. iyi geceler sayın dinleyenler, eğer tabii böyle bir şey mümkünse.
devamını gör...

1969 yılında disneyland yakınlarında bir kasabada doğdu ve bir şeytan tarafından yönetilen tavuk kümesinde yetiştirildi. burada saman ipliklerini bir gitar teli gibi nasıl manipüle edeceğini öğrendi. insan topluluğuna yerleşmek için cesaretini topladıktan sonra, maskesiyle birlikte bir de kentucky fried chicken [kfc] kovası takmaya başladı. bu sayede manevi kardeşlerinin ruhani gücünü müziğine yansıtabilecekti. bu kovanın üzerinde "cenaze" yazıyordu.

hiç kimse buckethead'in tam olarak kaç eseri olduğunu bilmez. buckedhead hakkında sahip olduğumuz çoğu bilgi dolaylı yoldan elde edilmiştir. ancak şu bilgiyi yayınladığı eserlerin sıklığı ve kalitesi ile ifade edebiliriz: inanılmaz düzeyde üretken ve çalışkan bir müzisyendir.
kalp hastalığı olmasına rağmen yorucu turneler yapmıştır. birlikte müzik yaptığı ünlü sanatçılar tarafından övgü ile bahsedilir. konserlerinde hayranlarına koca bir torba dolusu oyuncak hediye eder. hayranları ile olan bağı beni her zaman etkilemiştir.
pek çok insan tarafından tüm zamanların en iyi gitaristi olarak görülür. teknik ve duyguyu, bir enstrüman üzerinde bu denli odaklı bir şekilde sentezlemiş çok az müzisyen vardır. buckethead'in müziğinde, içinde yaşadığımız dünyanın eleştirisini, ailesini kaybetmiş birinin karamsar düşlerini, varoluş krizlerini ve hayallerini dinleyebilirsiniz.
devamını gör...

tuhaf bir insandır. profil fotoğrafı da tuhaftır. kapak fotoğrafı da. tanımları genelde entel dantel olur. bazen komikli şeyler de yazıyor ama beni pek güldüremedi.
*

500 tanıma ulaşmam ile biraz durmaya karar verdim. içimdeki yazma isteği söndü. belki bir ara tekrar yazmaya başlarım. ama şimdilik sadece okuyacağım.

edit: kararımdan hemen döndüm*
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

her yağış bir başka kalkışmaya gönüllü
ve kim neye erse bu geçişte
bir tomurcuk bir gözyaşı mutluluk işte
her bahar arifesinde korkulu bir kimsesiz gecenin
aklım elim yüreğim kirişte hep biraz korku biraz yalan telefon
seslerinde.....
ya yine boş koridor islaklığıysa ve beton efesi
bütün fakir çocukluklarda....
ama herşey sırasını beklerken
mukaddes bir kuytuda
senden umut kesenin hüzün kesesinde bir yavru
herhangi bir anne kadar kanguru
işte bahar işte sevda işte tomurcuk bir bakıma
ağzım mavi ıslaklığının uçurumunda
rüyayla gerçeğin arasında
hep iyinin aşkın tarafında
ve
değmediğim yerin kalmayıncaya
bu bahar sonsuza tomurcuklanmaya
ben sana sen çatlak bir anadoluyu kucaklamaya
bu bahar aşk için hazır
hazır vazgeçmeye
adının bile baş harflerinden
kayıtsız bir sarhoşluğun her gün erkenden sabah oluşundan
her şeyi biraz şakalaştıran bakışından
şakadan başka izahı olmayan bu kalp ağrısından
ve
bahanesi bir yürek bir et
bir bedenin içine girmek!
hazır bu bahar
akılsız! bir yeşermenin şahane hasadına
hazır nur topu bir yaşama sevincini kundaklamaya....
unutma baharda çiçek olan
meyvedir yaza....
bu erik tanesi bu şakacı bahar çiçeği
her dem taze kalsa... (bkz: yılmaz erdoğan)
devamını gör...

fransız şarkıcı julien clerc'e ait 1989 tarihli aynı isimli albümde yer alan 45'liktir. aynı zamanda françoise hardy'nin homonymous adlı albümünde de yer almışsa da şarkının bestecisi ve ilk yorumcusu söylediğim gibi clerc'dir.
orijinal klip
şarkının ismi 'bana bir yer bırak' şeklinde türkçe'ye çevrilebilir*.

liane foly'nin crooneuse albümünde yer verdiği 2016 tarihli caz versiyonu ise -eğer bu tarzı seviyorsanız- oldukça keyiflidir;


en içten bulduğum yorum ise yine 2016 tarihinde gabriella laberge tarafından the voice france'da gerçekleştirilen performanstır. gabriella'nın özgün sesi ve gitar tınıları ile kolay yakalanmayacak bir ahenk ortaya çıkmıştır;
devamını gör...

sen yine de bu düşünceyi at kafandan.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kadın olabileceğime zerre ihtimal verilmiyor çünkü!
devamını gör...

çay bardağımı buzdolabına koyup unutmak.
devamını gör...

şimdiki türklerin onların soyunun devamı olduğu bilinen, dede korkut gibi başlıca büyüklerin geldiği soy.
oğuz kağan destanı'nda 24 boydan oluştuğu söylenir. kökeni orta asya'ya dayanır. yedinci yüzyıldan itibaren tarih sahnesine giriş yapmışlardır.

divan-ı lügatüt türk gibi eserlerde isimlerine rastlanır.
devamını gör...

ilk defa bir konuya uyan bir fotoğrafım bulunmakla beraber kendisini burada paylaşmaktan gurur duyuyorum. çok ahım şahım değil ama sonbaharı anlatıyor bence. sonbahar en iyi ağaçların sarı yapraklarından gösteriyor kendini.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sevgi gibi bu da yalan, sadece bir ihtiyacı bir muhtaçlığı kutsal bir forma büründürüp karşıyı kandırma eyleminden ibaret.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim