bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
insan olana yürek yangınıdır madımak su serpilmez iç ferahlamaz. akıl ermiyor zaman aşımı vicdansızlığına...
tek tutanağımız türkülerimiz,şiirlerimiz.. bugün katılanların her biriyle pir sultan abdal etkinliğindeydik evet oradaydık.. tüm güzel insanlara selam olsun.. elbet karanlıklar aydınlığa çıkacaktır.
tek tutanağımız türkülerimiz,şiirlerimiz.. bugün katılanların her biriyle pir sultan abdal etkinliğindeydik evet oradaydık.. tüm güzel insanlara selam olsun.. elbet karanlıklar aydınlığa çıkacaktır.
devamını gör...
aynı anda iki dil öğrenilebilir mi sorunsalı
ben, iki dili eş zamanlı öğrenmedim sevgili yazar fakat bir yabancı dil bildiğim hâlde ikincisini öğrenmek çok kolay olmuştu. sözcükleri, cümle yapılarını hatırlarken o dilleri, birbirleriyle karşılaştırırdım aralarında, türkçe ile karşılaştırmazdım çoğu zaman. dil öğrenenlere de çok saygı duyuyorum. öğrenin sayın yazar, iki dili de öğrenirsiniz. yürüyün gelsin.
--------------------------------------------------------
dil öğrenecek arkadaşlara faydalı olabileceğini düşündüğüm birkaç öneri yazmak istiyorum, benim çok işime yaramıştı:
en büyük önceliğiniz hâlihazırda öğrendiğiniz dilde, o dili çalıştığınız her gün, cümleler kurmak olsun. bu cümleleri de ezberlediğiniz yeni kelimelerle yapmak. mesela, ingilizce öğrenmeye başladınız, kimse sizden charles dickens cümleleri kurmanızı beklemiyor ilk günden. nasıl olacak bu cümle işi bir bakalım:
1. portakal satın aldım.
-- ı bought some oranges.
2. marketten portakal satın aldım.
-- ı bought some oranges from the supermarket
3. dün, marketten portakal satın aldım.
-- yesterday, ı bought some oranges from the supermarket.
4. dün, evimin yakınlarındaki marketten portakal satın aldım.
-- yesterday, ı bought some oranges from the supermarket near my house.
siz farkında dahi olmadan cümlelerinizin geçireceği evrim işte buna benzer bir şey olacaktır. ancak dikkat: dili öğrenmeye başladığınız andan cümle kurmaya da başlamalısınız,*dildeki seviyeniz ile cümle kurma seviyeniz, yukarıdaki örneklerdeki gibi eşit terazi gitmeli.
peki bu, size ne katacak?
1. öğrendiğiniz dilin cümle yapısı nasıldır öğreneceksiniz. özne nereye gelir, yüklem, dolaylı tümleç, nesne... nereye konur o dilde, o cümlede onu öğreneceksiniz.
2. sürekli cümle kurduğunuzdan ötürü, o dili bildiğini sananlar kelime düşünürken siz, daha önce kurduğunuz cümleleri istemsizce hatırlayıp o dili patır patır, çatır çatır konuşacaksınız. nitekim bir dil için en önemli haslet, özellikle günümüzde, speaking ve pronounciation becerileridir.*
3. writing* becerisine sahip olacaksınız. yarın bir gün o dilde resmi bir makale yazacak olsanız yazabilirsiniz böyle çalıştıktan sonra çünkü siz hâlihazırda binbir türlü cümle kurmuş olacaksınız.
4. yeni ezberlediğiniz kelimeleri, cümle içinde kullanacağınız için, daha az unutacaksınız.
son not: bu dört madde, öğrendiğimiz dilde, en başından başlayarak sürekli cümle kurmanın bize sağlayacağı faydalardı.
---------------------------------------------------
ikinci büyük önceliğiniz dil mantığı olmalı. nedir dil mantığı? örnek:
"ben de seninle geliyorum." deriz biz türkçede, türkçe mantığı budur.
"ı'm going with you." der ingilizce native'i, coming demez. ingilizce mantığı da budur.
dil mantığına örnek olabilecek en basit emsallerden biri budur, çeşitlendirilebilir.
bu durumda biz, coming dediğimizde karşımızdaki demek istediğimizi tabii ki anlayacaktır; bu örnek özelinde. ama biz güzel ingilizce konuşmuyor olacağız.
daha kötüsü, hiç anlamayacağı durumlarda olacaktır:
"kendimi senin yerine koyuyorum..." diyelim,
"ı put myself your place..." oldu mu, neyse ki hayır.
"ın your shoes" diyeceğiz. ayakkabılarının içinde mi yani? hayır. senin yerinde olmak. ın my shoes, benim yerimde olmak...
yabancı bir parça olmasına rağmen hepimizin bildiği bir örnek verelim:*
"put under the pressure of walking in your shoes."
çeviri:
kendimi, senin yerine koymanın; senin yolundan yürümenin baskısı altındayım.
veya eminem'den beautiful örneği:
"ın my shoes, just to see, what it's like to be me..."
çeviri:
kendimi benim yerime koy, ben olmanın ne demek olduğunu fark edebilmek için.
dil mantığı da işte buna deniyor. bunun önemi nerede devreye giriyor? hangi dili öğrenirseniz öğrenin, o dilin mantığını kavramadıktan, o dili konuşan insanların kafasının içine girmedikten sonra bir seviyede tıkanırsınız. bir süre sonra ancak ingilizce konuşmaya çalışan bir türk olursunuz mesela, ingilizce konuşabilen bir türk değil.
*
--------------------------------------------------------
dil öğrenecek arkadaşlara faydalı olabileceğini düşündüğüm birkaç öneri yazmak istiyorum, benim çok işime yaramıştı:
en büyük önceliğiniz hâlihazırda öğrendiğiniz dilde, o dili çalıştığınız her gün, cümleler kurmak olsun. bu cümleleri de ezberlediğiniz yeni kelimelerle yapmak. mesela, ingilizce öğrenmeye başladınız, kimse sizden charles dickens cümleleri kurmanızı beklemiyor ilk günden. nasıl olacak bu cümle işi bir bakalım:
1. portakal satın aldım.
-- ı bought some oranges.
2. marketten portakal satın aldım.
-- ı bought some oranges from the supermarket
3. dün, marketten portakal satın aldım.
-- yesterday, ı bought some oranges from the supermarket.
4. dün, evimin yakınlarındaki marketten portakal satın aldım.
-- yesterday, ı bought some oranges from the supermarket near my house.
siz farkında dahi olmadan cümlelerinizin geçireceği evrim işte buna benzer bir şey olacaktır. ancak dikkat: dili öğrenmeye başladığınız andan cümle kurmaya da başlamalısınız,*dildeki seviyeniz ile cümle kurma seviyeniz, yukarıdaki örneklerdeki gibi eşit terazi gitmeli.
peki bu, size ne katacak?
1. öğrendiğiniz dilin cümle yapısı nasıldır öğreneceksiniz. özne nereye gelir, yüklem, dolaylı tümleç, nesne... nereye konur o dilde, o cümlede onu öğreneceksiniz.
2. sürekli cümle kurduğunuzdan ötürü, o dili bildiğini sananlar kelime düşünürken siz, daha önce kurduğunuz cümleleri istemsizce hatırlayıp o dili patır patır, çatır çatır konuşacaksınız. nitekim bir dil için en önemli haslet, özellikle günümüzde, speaking ve pronounciation becerileridir.*
3. writing* becerisine sahip olacaksınız. yarın bir gün o dilde resmi bir makale yazacak olsanız yazabilirsiniz böyle çalıştıktan sonra çünkü siz hâlihazırda binbir türlü cümle kurmuş olacaksınız.
4. yeni ezberlediğiniz kelimeleri, cümle içinde kullanacağınız için, daha az unutacaksınız.
son not: bu dört madde, öğrendiğimiz dilde, en başından başlayarak sürekli cümle kurmanın bize sağlayacağı faydalardı.
---------------------------------------------------
ikinci büyük önceliğiniz dil mantığı olmalı. nedir dil mantığı? örnek:
"ben de seninle geliyorum." deriz biz türkçede, türkçe mantığı budur.
"ı'm going with you." der ingilizce native'i, coming demez. ingilizce mantığı da budur.
dil mantığına örnek olabilecek en basit emsallerden biri budur, çeşitlendirilebilir.
bu durumda biz, coming dediğimizde karşımızdaki demek istediğimizi tabii ki anlayacaktır; bu örnek özelinde. ama biz güzel ingilizce konuşmuyor olacağız.
daha kötüsü, hiç anlamayacağı durumlarda olacaktır:
"kendimi senin yerine koyuyorum..." diyelim,
"ı put myself your place..." oldu mu, neyse ki hayır.
"ın your shoes" diyeceğiz. ayakkabılarının içinde mi yani? hayır. senin yerinde olmak. ın my shoes, benim yerimde olmak...
yabancı bir parça olmasına rağmen hepimizin bildiği bir örnek verelim:*
"put under the pressure of walking in your shoes."
çeviri:
kendimi, senin yerine koymanın; senin yolundan yürümenin baskısı altındayım.
veya eminem'den beautiful örneği:
"ın my shoes, just to see, what it's like to be me..."
çeviri:
kendimi benim yerime koy, ben olmanın ne demek olduğunu fark edebilmek için.
dil mantığı da işte buna deniyor. bunun önemi nerede devreye giriyor? hangi dili öğrenirseniz öğrenin, o dilin mantığını kavramadıktan, o dili konuşan insanların kafasının içine girmedikten sonra bir seviyede tıkanırsınız. bir süre sonra ancak ingilizce konuşmaya çalışan bir türk olursunuz mesela, ingilizce konuşabilen bir türk değil.
*
devamını gör...
tüm yazarların karma puanlarını artırıyoruz kampanyası
an itibarıyla başlattığım kampanyadır. bu başlıktaki tüm tanımları beğenerek yazarların karma puanlarını arttırıyoruz.
devamını gör...
the left hand of darkness
gerçek bir delikanlı hatun. sözlüğün ve yüreklerin siyah gülü. ilk kez tanımlarıyla karşılaştığımda kafamı kaşıtmıştı biraz, sayısı hayli az olan engellenen yazarlar arasına girmeye emin adımlarla ilerliyordu şayet ki iyi ki yapmamışım öyle bir kerizlik. adam gibi adam zannediyordum bir de başlarda, adam gibi kadınmış. en azından benim için sözlüğün olmazsa olmazlarından, gibi, yani belki, olabilitesi mevcut.*
devamını gör...
william beaumont'un mide deneyi
amerika birleşik devletleri'nin connecticut eyaletinde doğmuş olan doktor william beaumont'un 19. yüzyıl başlarında yaptığı ve mide ile ilgili çok önemli bulgular elde ederek adını tarihe yazdırdığı bir garip deney.
beaumont, askeri bir görev için mackinac kalesi'ne gönderilir. burada çalışmaya başlamasının 2. yılında bir hasta getirilir. alexis adlı hastası bir tüfekle vurulmuştur. saçmalar alexis'in karnının sol üstüne doğru olan bölgeyi parçalamıştır. bu arada da mide ile karın arasında bir fistül oluşmuştur.
1 seneye yakın bir zaman geçer. hasta hayatta kalmış ve iyileşmeye başlamıştır. ancak fistül olduğu yerde durmaktadır. bu durum beaumont'un kafasında bir fikir oluşturur ve doktor 2,5 santimetre çaplı bu fistülden göründüğü kadarıyla hastanın midesini incelemeye karar verir. hastanın onayı ve gerekli izinler ile çalışmalara başlar. yiyecekleri ipe bağlayarak fistül içerisinden hastanın midesine sarkıtır. bir süre sonra geri çekerek nasıl sindirildiklerini gözler.
hasta için bu deneyler nasıl bir histir bilmem ama sonuçlar mide hakkında önemli detaylar verir. örneğin sindirim olayının mekanik değil kimyasal bir süreç olduğu, bu deneyler neticesinde çıkar ortaya. bazı besinlerin diğerlerine kıyasla daha geç sindirildiği, mide asidinin yapısı, bu asidin çalışmasına en uygun sıcaklık ve alkolün mide üzerindeki olumsuz etkileri gibi birçok bilimsel kanıt, bu deneyler sayesinde girmiştir literatüre.
çalışmaları nedeniyle, daha sonra müzeye dönüştürülen mackinac kalesi'ne beaumont'un adına bir anıt dikilir. beaumont da tarihe "gastrointestinal fizyolojinin babası" olarak geçer.
beaumont, askeri bir görev için mackinac kalesi'ne gönderilir. burada çalışmaya başlamasının 2. yılında bir hasta getirilir. alexis adlı hastası bir tüfekle vurulmuştur. saçmalar alexis'in karnının sol üstüne doğru olan bölgeyi parçalamıştır. bu arada da mide ile karın arasında bir fistül oluşmuştur.
1 seneye yakın bir zaman geçer. hasta hayatta kalmış ve iyileşmeye başlamıştır. ancak fistül olduğu yerde durmaktadır. bu durum beaumont'un kafasında bir fikir oluşturur ve doktor 2,5 santimetre çaplı bu fistülden göründüğü kadarıyla hastanın midesini incelemeye karar verir. hastanın onayı ve gerekli izinler ile çalışmalara başlar. yiyecekleri ipe bağlayarak fistül içerisinden hastanın midesine sarkıtır. bir süre sonra geri çekerek nasıl sindirildiklerini gözler.
hasta için bu deneyler nasıl bir histir bilmem ama sonuçlar mide hakkında önemli detaylar verir. örneğin sindirim olayının mekanik değil kimyasal bir süreç olduğu, bu deneyler neticesinde çıkar ortaya. bazı besinlerin diğerlerine kıyasla daha geç sindirildiği, mide asidinin yapısı, bu asidin çalışmasına en uygun sıcaklık ve alkolün mide üzerindeki olumsuz etkileri gibi birçok bilimsel kanıt, bu deneyler sayesinde girmiştir literatüre.
çalışmaları nedeniyle, daha sonra müzeye dönüştürülen mackinac kalesi'ne beaumont'un adına bir anıt dikilir. beaumont da tarihe "gastrointestinal fizyolojinin babası" olarak geçer.
devamını gör...
yazarların kötü olduklarında aradıkları ilk kişi
rehberimde kayıtlı şekliyle ahretliğim:))
can dostum, can yoldaşım, rahmetli annemden sonra hayattaki tek sırdaşım, sanki aynadaki yansımam. çok değil birkaç saat önce yine bir derdime koşturdu, derman oldu sağolsun.
dostluk zaman, emek, çaba ve karşılıklı fedakarlık gerektiren bir bağ. ve ben de özellikle bu devirde böylesine zorlu ama güçlü bir bağ kurabildiğim bir dostum olduğu için çok şanslı hissediyorum kendimi .
hayat benden çok şey aldı götürdü ama sanırım teselli olarak da onu verdi.
can dostum, can yoldaşım, rahmetli annemden sonra hayattaki tek sırdaşım, sanki aynadaki yansımam. çok değil birkaç saat önce yine bir derdime koşturdu, derman oldu sağolsun.
dostluk zaman, emek, çaba ve karşılıklı fedakarlık gerektiren bir bağ. ve ben de özellikle bu devirde böylesine zorlu ama güçlü bir bağ kurabildiğim bir dostum olduğu için çok şanslı hissediyorum kendimi .
hayat benden çok şey aldı götürdü ama sanırım teselli olarak da onu verdi.
devamını gör...
kafacılara doğru düşünmeyi öğretiyoruz kampanyası
evet canım aynen, ensest ilişkini kabul ettirmek için gel bizim düşünce yapımızı sorgula, yetmesin doğrusunu öğretiyorum diye bir de 350 ton felsefe yap. harika bir yoldasın.
devamını gör...
gazap üzümleri
ya geçen gün birkaç kitap alacaktım. gezinirken gazap üzümlerine de bakayım bir dedim. uzun süredir de almayı düşünüyordum. sürekli duyuyordum bir yerlerde nedense, karşıma çıkıyordu. büyük bir yerdi, çok aradım ama bulamadım. görevliye sordum o da arattı ama bitmiş, satılmış hepsi. öyle söyledi. "ama isterseniz sipariş verebiliriz hemen" dedi. düşündüm sonra dedim bunlar şimdi kargo parasını falan da isterler. o, bu derken kesin yüksek fiyata bırakırlar.. vazgeçtim. içimde bir yerde ukde kaldı kaç gündür. kahrolsun kapitalist sistem. bu arada kitap da kaliforniya'da yaşayan işçi sınıfının hayata tutunma çabasını anlatıyormuş. fareler ve insanlar'ın yazarından.* konu nasıl dikkatimi çektiyse heves ettim okumaya..
devamını gör...
among us
hiç arakadaşım olmadığı için oynayamadığım oyun
devamını gör...
bi dahaki adresim nickaltın olacak
sert sevişmeye hazır ol demektir.
devamını gör...
tırnak yemek
tırnağımı yerken gördüğüm başlıktır. her şeyi denedim, ama kendimi bildim bileli tırnağımı yiyorum ve bir türlü bırakamıyorum şu mereti.
devamını gör...
lucifer (yazar)
adettendir. şuraya ilk ve son defa yazayım. insanın hoşuna gitmediğini engellemesi çok mantıklı bir seçim bu arada.
lakin;
engellediğini belirtme ihtiyacı duyanları, cinsiyetçilik yapıyor diye küfredenleri, kadınlara tutup kız-bayan diye yazanları vs vs gördükçe gülümsüyorum.
sevgiler, saygılar bilinçli dostlar.
lakin;
engellediğini belirtme ihtiyacı duyanları, cinsiyetçilik yapıyor diye küfredenleri, kadınlara tutup kız-bayan diye yazanları vs vs gördükçe gülümsüyorum.
sevgiler, saygılar bilinçli dostlar.
devamını gör...
ücretsiz sertifikalı hızlı okuma eğitimi
piyasadaki en kapsamlı kurstur. 20. derste geldiğiniz seviyeye inanamayacaksınız. buradan ulaşabilirsiniz
tr.bitdegree.org/kurs/mukem...
tr.bitdegree.org/kurs/mukem...
devamını gör...
interstellar
salak olduğum için -evet salak- başka birinin söylemesi ile işin içinde kip thorne gibi bir ismin olduğunu öğrendiğim ve tekrar izlediğim film. işin kötü tarafı carl sagan'ın ayıla bayıla okuduğum contact kitabında katkısı olduğunu öğrendiğimden beri seviyorum ben kip thorne'u ve gram dikkat etmeden dümdüz izlemişim filmi. arada kitaplıkta duran gravitation ile bakışıp kendime sövüyorum. kendi salaklığımı es geçersek film izlediğim en iyi bilim-kurgu değildi hatta izlerken dramın dozunu fazla mı kaçırdınız sanki diye söylenmişliğim de yok değil ama şu var; ben fizikçi değilim, alanım kesinlikle bu değil yine de şu zamana kadar okuduklarımı düşünürsek muhtemelen bilim-kurgu'da bilim kısmına en çok yaklaşmış film. ayrıca bir repliği vardır ki 30 kere geri sarıp dinledim muhtemelen.
love is the one thing that transcends time and space.
ayrıca eklemezsem olmaz:
cooper: we've always defined ourselves by the ability to overcome the impossible. and we count these moments. these moments when we dare to aim higher, to break barriers, to reach for the stars, to make the unknown known. we count these moments as our proudest achievements. but we lost all that. or perhaps we've just forgotten that we are still pioneers. and we've barely begun. and that our greatest accomplishments cannot be behind us, because our destiny lies above us.
love is the one thing that transcends time and space.
ayrıca eklemezsem olmaz:
cooper: we've always defined ourselves by the ability to overcome the impossible. and we count these moments. these moments when we dare to aim higher, to break barriers, to reach for the stars, to make the unknown known. we count these moments as our proudest achievements. but we lost all that. or perhaps we've just forgotten that we are still pioneers. and we've barely begun. and that our greatest accomplishments cannot be behind us, because our destiny lies above us.
devamını gör...
4 aşamalı yeniden kuruluş anayasası
diktatör saltanatını ilan edecek işte.
artık ölene kadar durur ülkenin başında.
eski türkiye-yeni türkiye-şeriatla yönetilen yeni bir türkiye. tam olarak doğru şema bu sanırım.
artık ölene kadar durur ülkenin başında.
eski türkiye-yeni türkiye-şeriatla yönetilen yeni bir türkiye. tam olarak doğru şema bu sanırım.
devamını gör...
ilk çocukların acemiliğe gelmesi
ailemde bana aynısını dedi. bende yapmadıkları hataları kardeşimde yaptılar dediğim başlık.
devamını gör...
kondansatör
daha ayrıntılı bir tanım yapmak istedim kusuruma bakmayın, çok afedersiniz.
yapısı, iki iletken levha arasına koyulan, bir yalıtkandan ibarettir. bir kondansatörün değeri, levhaların yüzey alanı ve yalıtkan maddenin dielektrik sabiti ile doğru orantılı, levhalar arasındaki mesafe ile ters orantılıdır. bir kondansatörde depo edilen joule cinsinden enerji miktarı, kondansatörün farad cinsinden değerinin, üzerinde tuttuğu elektriksel potansiyelin volt cinsinden değerinin karesi ile çarpımının yarısına eşittir.
yapısı, iki iletken levha arasına koyulan, bir yalıtkandan ibarettir. bir kondansatörün değeri, levhaların yüzey alanı ve yalıtkan maddenin dielektrik sabiti ile doğru orantılı, levhalar arasındaki mesafe ile ters orantılıdır. bir kondansatörde depo edilen joule cinsinden enerji miktarı, kondansatörün farad cinsinden değerinin, üzerinde tuttuğu elektriksel potansiyelin volt cinsinden değerinin karesi ile çarpımının yarısına eşittir.
devamını gör...
z kuşağı sözlükten uçurulsun kampanyası
z kuşağı yazarları ortaya çıkarma başlığı olmuş.
ben bir zararlarını görmedim bu arada. hepsi de gayet saygılılar.
sen nasıl olursan sana da öyle davranırlar.
ben bir zararlarını görmedim bu arada. hepsi de gayet saygılılar.
sen nasıl olursan sana da öyle davranırlar.
devamını gör...

