ilişki istemeyen insan
yaşadığı iğrenç bir ilişkide fena halde travmatize olup güzel olan birçok şeye inancını yitirmiş olabilir.
devamını gör...
ankara
sabah serinliği ile bana nerdeydin diyen şehir.
tatlı tatlı esiyor.
özlenilebiliyormuşun dostum*.
yağmurlu, gri, dumanlı karadeniz bölgesinden sonra içimi açtı resmen.
bende mi oldum angaralı, acaba.
tatlı tatlı esiyor.
özlenilebiliyormuşun dostum*.
yağmurlu, gri, dumanlı karadeniz bölgesinden sonra içimi açtı resmen.
bende mi oldum angaralı, acaba.
devamını gör...
kıt
devamını gör...
daktilo
yunanca'da parmak anlamına gelen daktila (δάκτυλα) sözcüğünden gelmektedir. kıbrıs'ın beşparmaklar dağı'nın yunanca ismi de yine aynı anlamdaki pentadaktilos (πενταδάκτυλος)'tur.
devamını gör...
trigonometri
ayt matematik sınavında net olarak 3-4 tane çıkan ama en az 12-13 soruda bahsi geçen konudur.
devamını gör...
hey douglas
devamını gör...
ayı saldırısında yapılacaklar
eğer ayı saldırdığında iki kişiyseniz koşun... yanınızdaki arkadaşınızı geçmeniz yeterli olacaktır.
devamını gör...
sadece kedi sahiplerinin bildiği şeyler
size kızdıysa bilin ki bir yerlerde cezanızı planlıyordur. ve gerçekten bu konuda çok yaratıcılar.
insan eğitmesi zor, kediler de haklı.
insan eğitmesi zor, kediler de haklı.
devamını gör...
sözlükte yazmak
deneyimleri, bilgi ve birikimleri okunan ve ilgi duyulan bir mecra'da yazmak.
"aha da buraya yazıyorum." sanki başka yazacak yerim var da. hakikaten yazacak yerimiz yok arkadaşlar.
"aha da buraya yazıyorum." sanki başka yazacak yerim var da. hakikaten yazacak yerimiz yok arkadaşlar.
devamını gör...
avril lavigne
2006-2008 arası ergenlik dönemini geçiren kadın kişilerinin idolü olan, o dönemki netlog ve myspace gibi sosyal medya hesaplarını fotoğrafları'nın süslediği ünlü. görmekten bıkmıştık bir ara.
devamını gör...
facebook'un facebook olduğu zamanlar
birbirimizi rahat rahat dürttüğümüz zamanlardır. nedense insanı mutlu ederdi*
hele ki düşük kapasiteli telefonlarla, başına 0 eklenip bedava facebook'a giriyorsanız o zamanlar gerçek facebook zamanlarıydı. sonra değişti ötelendi, ulaşılabilir oldu ve önemini kaybetti;
orti biteyim mi ? bit orti bit .
hele ki düşük kapasiteli telefonlarla, başına 0 eklenip bedava facebook'a giriyorsanız o zamanlar gerçek facebook zamanlarıydı. sonra değişti ötelendi, ulaşılabilir oldu ve önemini kaybetti;
orti biteyim mi ? bit orti bit .
devamını gör...
lost in translation
(bkz: sofia coppola) nın birazcık da kendi hayat hikayesini konu ettiğini düşündüğüm, bol ödüllü (en iyi özgün senaryo oscar'ı dahil) 2004 yılında gösterime girmiş olan mükemmel ötesi film. aslında bakarsanız benim ilk izleme sebebim, takıntılı bir şekilde sevdiğim, güzeller güzeli (bkz: scarlett johansson) ın oynuyor oluşuydu. sonrasında filmi o kadar beğendim ki bir çok kez tekrar izlemişliğim vardır.
bill murray'ın oynadığı bob karakteri evli bir adamdır ve aktördür. japonya'ya bir reklam filmi çekimi için gelmiştir. (bill murray en iyi erkek oyuncu oscar'ına aday gösterilmiş ancak kazanamamıştır.) scarlett johansson'ın canlandırdığı charlotte karakteri ise eşi fotoğrafçı olan ve eşinin işleri dolayısıyla japonya'ya gelmiş olan güzel bir kadındır. çift otelde tanışırlar dillerini ve kültürlerini hiç bilmedikleri bu ülkede sıkıntıdan patlamak üzereyken kendi dillerinde konuşacak birini bulmaları üzerine yakınlaşırlar ve film ortaya çıkar. yönetmen coppala da buna benzer bir dönem yaşamış ve eşinden ayrılıp japonya'ya gittiği dönemde bu senaryoyu yazmış. (sofia coppola da en iyi yönetmen oscar'ına aday gösterildi ama kazanamadı. eğer kazansaydı bu ödülü kazanan ilk amerikalı kadın olacaktı)
yabancı bir kültürde yabancı bir ülkede yani dilini bilmediğiniz kültürünü bilmediğiniz bir ülkede yaşamış vbakit geçirmişseniz eğer filmi izlerken mutlaka kendinizden bir şeyler buluyorsunuz. bu kalabalık içindeki yalnızlık, yabancılaşma, yokmuş gibi hissetme, varoluşsal sancılar mükemmel işlenmiş filmde. ben sırf scarlett için başlamış olsam da o kadar keyif aldım ki en iyi filmlerin arasına koydum.
bu arada türkçeye : "bir konuşabilse" diye çevirilmiş filmin adı. bence tam olarak karşılamıyor ama neyse...
bill murray'ın oynadığı bob karakteri evli bir adamdır ve aktördür. japonya'ya bir reklam filmi çekimi için gelmiştir. (bill murray en iyi erkek oyuncu oscar'ına aday gösterilmiş ancak kazanamamıştır.) scarlett johansson'ın canlandırdığı charlotte karakteri ise eşi fotoğrafçı olan ve eşinin işleri dolayısıyla japonya'ya gelmiş olan güzel bir kadındır. çift otelde tanışırlar dillerini ve kültürlerini hiç bilmedikleri bu ülkede sıkıntıdan patlamak üzereyken kendi dillerinde konuşacak birini bulmaları üzerine yakınlaşırlar ve film ortaya çıkar. yönetmen coppala da buna benzer bir dönem yaşamış ve eşinden ayrılıp japonya'ya gittiği dönemde bu senaryoyu yazmış. (sofia coppola da en iyi yönetmen oscar'ına aday gösterildi ama kazanamadı. eğer kazansaydı bu ödülü kazanan ilk amerikalı kadın olacaktı)
yabancı bir kültürde yabancı bir ülkede yani dilini bilmediğiniz kültürünü bilmediğiniz bir ülkede yaşamış vbakit geçirmişseniz eğer filmi izlerken mutlaka kendinizden bir şeyler buluyorsunuz. bu kalabalık içindeki yalnızlık, yabancılaşma, yokmuş gibi hissetme, varoluşsal sancılar mükemmel işlenmiş filmde. ben sırf scarlett için başlamış olsam da o kadar keyif aldım ki en iyi filmlerin arasına koydum.
bu arada türkçeye : "bir konuşabilse" diye çevirilmiş filmin adı. bence tam olarak karşılamıyor ama neyse...
devamını gör...
feminist sevmeme nedenleri
bir cinsiyeti önde tutan bir ideoloji ile düşünmeleri.
köken: latince isim, yunanca ek
feminist: kadıncı [femina + ist]
feminizm: kadıncılık [femina + ism]
cinsiyette eşitlik arayan insanlar başım üstüne. fakat bunun için pozitif ayrımcılık gerektiğini düşünen insanları sevmiyorum.
- "eşitlik istiyorsanız siz de feministsiniz, her yere yazın" gibi söylemler, tartışılmaz bir yanlıştır.
kelimelerin tanımını kafanıza göre değiştiremezsiniz. eşitlik veya adalet, hangisini istiyorsanız, bu kelimeleri kullanın. başka kelimeleri bükmeye çalışıp ideoloji yaratmaya çalıştığınızda, doğal olarak tepki alırsınız.
- bugün bir çok erkek, başka kadınlara yapılan zulmü kullanarak yolunu bulmaya çalışan* kadınlar tarafından suçlanıyor, işinden atılıyor, toplumdan soyutlanıyorsa, sebebi bellidir.
- kadın hakları olarak türkiye'de ne aranmak istendiği bilinmemektedir. cezalar zaten belli. uygulanmasında sorun var. bunun için tüm erkekleri değil, baştakileri sorumlu tutmalısınız.
- sırf siz sevmiyorsunuz diye "onlar feminist değil", "onlar radikal", "onlar feminazi" diyerek kendinizi kurtaramazsınız. bugün ben "onlar gerçek nazi değil" desem, gülerek hapse atarlar.
bir gün ben kendime erkekçi* desem, şurada linçlenirim, ki şimdiden geçmiş olsun, bu tanımda da linçleneceğim. bu sözlükte ilk kez böyle bir tanım yazdım, çünkü başlık çok güzel sormuş ve tanımda giydirmece yok.
köken: latince isim, yunanca ek
feminist: kadıncı [femina + ist]
feminizm: kadıncılık [femina + ism]
cinsiyette eşitlik arayan insanlar başım üstüne. fakat bunun için pozitif ayrımcılık gerektiğini düşünen insanları sevmiyorum.
- "eşitlik istiyorsanız siz de feministsiniz, her yere yazın" gibi söylemler, tartışılmaz bir yanlıştır.
kelimelerin tanımını kafanıza göre değiştiremezsiniz. eşitlik veya adalet, hangisini istiyorsanız, bu kelimeleri kullanın. başka kelimeleri bükmeye çalışıp ideoloji yaratmaya çalıştığınızda, doğal olarak tepki alırsınız.
- bugün bir çok erkek, başka kadınlara yapılan zulmü kullanarak yolunu bulmaya çalışan* kadınlar tarafından suçlanıyor, işinden atılıyor, toplumdan soyutlanıyorsa, sebebi bellidir.
- kadın hakları olarak türkiye'de ne aranmak istendiği bilinmemektedir. cezalar zaten belli. uygulanmasında sorun var. bunun için tüm erkekleri değil, baştakileri sorumlu tutmalısınız.
- sırf siz sevmiyorsunuz diye "onlar feminist değil", "onlar radikal", "onlar feminazi" diyerek kendinizi kurtaramazsınız. bugün ben "onlar gerçek nazi değil" desem, gülerek hapse atarlar.
bir gün ben kendime erkekçi* desem, şurada linçlenirim, ki şimdiden geçmiş olsun, bu tanımda da linçleneceğim. bu sözlükte ilk kez böyle bir tanım yazdım, çünkü başlık çok güzel sormuş ve tanımda giydirmece yok.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
"turp günlerinden bi' gün, sabah beş
dilimde bi' şarkı nasıl'sa beleş.
bendeniz şekerler'in oğluyum, cebimde güneş..
misal düşmemiş bi' kar tanesiyim
varsay uykuda bi' köy hanesiyim
içim ihtiyar savaş gazisi..
talebim değil hanlar hamamlar, gömme saraylar,
sahibi olduğum her şey: rûyalar..
herkesin doyduğu bi' çıkma ekmek
senin de öyle.
pantolon-ceket, sokaklar benim
bastığım toprak, ağaçlar benim
neler gördüm, neler görmediğim?
aldım ihmalden planlarımı
gezdim çıkmazda sokaklarımı
kadınlarca derya yüzdüm, saadet bulmadım!
beyaz attan düştüm ne hükmüm kaldı, ne prensliğim,
adımdan bi' harf attım,
görmedin..
herkesin doyduğu bi' çıkma ekmek
senin de öyle.!
her gün aynı göz haliyle ben
uyanıyorum sabahla.."
rehber grubuna ait ruh şarkısının sözleri olup,
hala söz sahibi kimdir belli olmayan dizelerdir.
dilimde bi' şarkı nasıl'sa beleş.
bendeniz şekerler'in oğluyum, cebimde güneş..
misal düşmemiş bi' kar tanesiyim
varsay uykuda bi' köy hanesiyim
içim ihtiyar savaş gazisi..
talebim değil hanlar hamamlar, gömme saraylar,
sahibi olduğum her şey: rûyalar..
herkesin doyduğu bi' çıkma ekmek
senin de öyle.
pantolon-ceket, sokaklar benim
bastığım toprak, ağaçlar benim
neler gördüm, neler görmediğim?
aldım ihmalden planlarımı
gezdim çıkmazda sokaklarımı
kadınlarca derya yüzdüm, saadet bulmadım!
beyaz attan düştüm ne hükmüm kaldı, ne prensliğim,
adımdan bi' harf attım,
görmedin..
herkesin doyduğu bi' çıkma ekmek
senin de öyle.!
her gün aynı göz haliyle ben
uyanıyorum sabahla.."
rehber grubuna ait ruh şarkısının sözleri olup,
hala söz sahibi kimdir belli olmayan dizelerdir.
devamını gör...
kendimizi gerçekten tanıyor muyuz sorusu
önemli bir soru.
fakat önemi evet şu şu şu durumlarda şöyle davranıyorum veya davranmıyorumdan ziyade ne kadar doğru tanıdığımız gerçeğini de barındırması. bazen sahte bir ben' e hapsediyoruz kendimizi. gerçeği gizliyoruz.
farkındalığımız ve hayat deneyimlerimiz geliştikçe de olaylara farklı gözlerle bakabilir duruma geliyoruz.
birinde gördüğümüz bizi rahatsız eden bir davranışı düşündüğümüzde bizim de bu davranışı yaptığımız ve bunu göz ardı ettiğimiz gerçeği ile karşılaşıp şoka girebiliyoruz. kendi riyakarlığımızı gizleyip başkalarını eleştirmek daha kolay gelebiliyor. işte tüm bunları fark edebiliyorsak kendimizi doğru tanımaya başladık demektir. ve bu özellikleri iyi olana, güzele yaklaştırmak için de çalışmaya başlanır. bu kendini sevme kısmı da burada devreye girer.
deniyoruz...
fakat önemi evet şu şu şu durumlarda şöyle davranıyorum veya davranmıyorumdan ziyade ne kadar doğru tanıdığımız gerçeğini de barındırması. bazen sahte bir ben' e hapsediyoruz kendimizi. gerçeği gizliyoruz.
farkındalığımız ve hayat deneyimlerimiz geliştikçe de olaylara farklı gözlerle bakabilir duruma geliyoruz.
birinde gördüğümüz bizi rahatsız eden bir davranışı düşündüğümüzde bizim de bu davranışı yaptığımız ve bunu göz ardı ettiğimiz gerçeği ile karşılaşıp şoka girebiliyoruz. kendi riyakarlığımızı gizleyip başkalarını eleştirmek daha kolay gelebiliyor. işte tüm bunları fark edebiliyorsak kendimizi doğru tanımaya başladık demektir. ve bu özellikleri iyi olana, güzele yaklaştırmak için de çalışmaya başlanır. bu kendini sevme kısmı da burada devreye girer.
deniyoruz...
devamını gör...
türkiye'de siyahi nüfus olsaydı olabilecekler
şahane ten rengine sahip, güzel melezlerimiz olabilirdi.
devamını gör...



