bir gün gelir, dünyanın bir yerinde yıllarca senin haberin olmadan yaşamış birine hayatını anlatmak istersin.*
devamını gör...

söz konusu bu devletse çok da bir şey olmazdı . katiller ,tecavüzcüler elini kolunu sallaya sallaya geziyor. halk kendi adaletini kendi sağlasa daha güvende oluruz
devamını gör...

çoğunlukla radikal feministleri aşağılamak için kullanılan bir argo terimdir. birleşik sözcük olan ve genel kullanımı feministleri aşağılama amacında olan kişilerce nazi yandaşı benzetmesiyle "feminazi" (nazi feminist) şeklinde kullanılır.
devamını gör...

dünyaya katlanamadığım zamanlar bir kitap alıp battaniyemin altına kıvrılırım.beni her şeyden uzaklaştıran küçük bir uzay gemisi gibidir.*
devamını gör...

sevgili babacığımın ağaç, plastik, metal allah ne verdiyse toplayarak oluşturduğu kuş koleksiyonu.

adamın psikolojisi bozuldu güvercin besleyemeyince; evi yapay kuşlarla dolduruyor :(

t: ailemi teraslı eve taşınmam gerektiğini hatırlatan başlık.
devamını gör...

sarhoştum. hava, elektrikler, şehir beni sarhoş ediyordu. insanlar beni bir mıknatıs hızıyla kendilerine çekiyorlardı. dünyayı ve şehri riyasız kucaklamak istiyordum.

sait faik abasıyanık - şehri unutan adam
devamını gör...

biraz sorumluluk, biraz düşünce gücü, biraz mizah anlayışı yani her şeyden biraz bir şeyler gerektiren bir durumdur aslında. toplumda bir statü kazandırmasa bile, yazdığının okunduğunun bilinmesi, düşüncelerini birilerini duyurabilme fırsatının yakalanması nedeniyle aslında güzel bir şeydir. yine de kendini çok kaptırmamak lazım bu duruma. aksi takdirde durum psikolojiyi biraz zorluyor. gece yatağına girince sözlüğe yazacaklarını, yazabileceklerini düşünmeye başlıyorsun. bırak geceyi hayatına bariz giriyor sözlük kavramı, aranıyorsun ne yazsam, ne ilgi çeker, ne okunur diye. ciddi boyutlara ulaşması bunun asosyallikle sonuçlanabilecek durumlara sebebiyet verebiliyor. abartmamak gerek dediğim gibi durumu. ha nereden biliyorsun böyle olduğunu derseniz, kendimi inceledim, gözlemledim. ordan biliyorum. evet bu aralar iyi değilim. sözlükle bozdum kafayı. hayatta statüm ne olmuştur acaba? soru bu olmalı. sözlük statüsü önemli değil.
devamını gör...

ben giderim istanbul senin olsun

sertab erener-olsun
devamını gör...

"biz" dedin, "sen" gittin, "ben" kalakaldım.
devamını gör...

bursa yıldırım belediyesi, bursa şehir hastanesi’ndeki servislere teyemmüm taşı (susuz abdest alınması amacıyla kullanılan taş) dağıttı.
yıldırım belediyesi’nin hastanede dağıttığı teyemmüm taşlarının üstünde belediyenin logosu ve “ey insanların rabbi olan allahım! şifa ver, çaresini gönder; sen şafi’sin. senin şifandan başka şifa yok. (rabbim!) hastalık bırakmayacak bir şifa ile şifa ver” hadisi yer aldı. taşın üstünde ayrıca teyemmüm abdestinin farzları da anlatıldı. buradan

hastanın hastalığına bilimsel yaklaşımlar gösterip, tedavi etme seçeneklerinin yanında,
' her an her şey olabilir, sen bize çok güvenme, diğer taraf için birşeyler yapmaktan geri kalma ' demek gibi bir durum.

edit: ne var bunda diyenler olmuş.
bunda şu var.
orası hastane, ilimin bilimin hakim olması gereken bir devlet kurumu.

devlet vatandaşa akla gelecek her yerde, inanç kültürü üzerinden yaklaşmaz.

ben inanmıyorum, veya farklı bir dine mensubum, oradaki düşüncelerim nerelere evrilebilir ,

yurt dışında hastaneye düştün, herkesin tepesinde haç, yanında incil, başucunda papaz,
ne düşünürsün sen ?

ayrıca bu dinde her konuya bir kolaylık getirilmiş, mazeretler gözetilmişken, üzerinde belediye reklam logolu bu uygulamanın, servislere kadar sokulmasından bahsediliyor haberde .

eksileme butonu hayranları,
bunu tekrar gündeme getirmişler,
oysa bunu belirterek 'eksi ' oylarını üstelik sebebini de belirterek vermiş oluyorlar zaten.
devamını gör...

şizofren insanlar kendi kendilerini gıdıklayabilirmiş.


19. fakat şizofreni hastalarının harekete geçtikleri an ile bu duruma tepki vermeleri arasında bir iletim ya da zamanlama sorunu görülür (dopamin hormonu) ve kendi kendilerini gıdıklayalabilirler.




kaynak

not : sen orada ne arıyordun da buna rastladın? "diye sormayın, bozuşuruz.
yani bozulurum, pardon.
devamını gör...

ara ara yaşadığım bir hadise. ortada net bir sebep yokken birden ağlayasım geliyor ve ağlıyorum, sonra da az önce ne oldu diye kendime soruyorum.
devamını gör...

valilik yalanlamıştır. hidroelektrik santrallerde su seviyesi çok artınca su tahliye edilir. tahliye için farklı yöntemler var. kapak açılarak da tahliye edilebilir. kapakların patlaması gibi bir ihtimali düşünmüyorum çünkü hesapları ona göre yapılır ve su belirli bir seviyeye geldiğinde tahliye edilir.
çok acı görüntüler izledim, çok üzgünüm.
taşkınlarda can ve mal kayıplarında meteorolojik koşulların yanında insan ihmalinin de büyük bir etkisi vardır. yerleşim alanlarının planlaması afet alanlarına göre yapılmalı, riskli alanlardaki mevcut yapılar kaldırılmalı ve afet alanlarında erken uyarı sistemleri olmalıdır, telefonla da artık herkese ulaşılabiliyor. çok yağış olabilir, su tahliye edilmek zorunda kalınabilir ancak meteorolojik veriler değerlendirilip erken önlem alınabilirdi, insanlar su basmadan oradan tahliye edilebilirdi, sonuçta suyun nerelere yayılacağı bellidir.
devamını gör...

"her türlü kârdayız kanka" durumu.
devamını gör...

sözlerini dinleyince düşünmeme, sadece nakaratını dinleyince ise hafif hafif yerimde sallanmama neden olan kesmeşeker şarkısıdır.

sözleri;

uzundur ömür meraklanma
mühimdir yalnızlık telaşlanma
saatler geri yavaşlama
sayfalar sarı bir zamanlar genç olsan da

yaşamdan yaralı hayvan gibi
insafa gelmeyen sahip gibi
duygular saygılar eşyalardan sonra
yazılmış suya, bir zamanlar aşk olsan da

ne zaman gitti tren?
bir ben kaldım bir de gölgem
saatim mi geri kalmış, bilmem
ne zaman gitti tren?

bir rüzgara kapıldık biz
yelkenler delik deşik
acıktık bir anda acıya
bir rüzgara kapıldık biz

ne sen anladın ne ben öğrendim
ön sözler gereksizmiş, geç bildim
okuduk yine de, gençmişiz işte
öylesizliğin daha güzelmiş öylece

bir kısa film hayattan kalan
oyuncu olsan yönetmen olsan
gördüklerini unutmuş olsan
yaşamak bazen sabır ister

ne zaman gitti tren?
bir ben kaldım bir de gölgem
saatim mi geri kalmış, bilmem
ne zaman gitti tren?

bir rüzgara kapıldık biz
yelkenler delik deşik
acıktık bir anda acıya
bir rüzgara kapıldık biz

ne zaman gitti tren?
bir ben kaldım bir de gölgem
saatim mi geri kalmış, bilmem
ne zaman gitti tren?

saatim mi geri kalmış, bilmem
ne zaman gitti tren?

saatim mi geri kalmış, bilmem
ne zaman gitti tren?




devamını gör...

ölmeden önce yapılacaklar listesinin son maddesidir. diğerlerini de gerçekleştirebilmek adına son olması önemli.
devamını gör...

tırnakla cildin birleştiği yerde, kıymık gibi çıkıveren, can yakan ince tırnak parçası. halk arasında tırnak piçi olarak bilinir. asla küfür, argo değildir.
ayrıca sözlük moderasyonunun argo söz zannederek silmiş olduğu tanım. moderasyonun daha bir kültürlü olmasını beklerdim.
devamını gör...

eğer fenerbahçe bir ölüm kalım maçına çıkmışsa o maçta fenerbahçe ölür kuralının yine işlediği maç. yine kahır yine keder.
devamını gör...

ağacın oluşumu ile ilgili şöyle de bir mitolojik hikâye var;

herakles, atlas'ın dünyayı sırtladığı yerde bulunan ''akşam kızlarının bahçesi"nin içerisindeki bir ağaçtan altın elma aşırmak zorundadır.

malumunuz olduğu üzere herakles'in yapması gereken 12 adet görev vardır. bu görev onun 11. görevidir ve bölüm sonu canavarına ulaşıp, level atlaması için önündeki son engellerden birisidir. hâl böyle olunca, herakles büyük bir şevkle söz konusu bölgeye intikal eder.

ağaçla ilgili şu bilgiyi vermek lazım; ağacı gaia özenle yetiştirmiş, sık sık suyunu toprağını kontrol etmiş, tabiri caizse el emeği, göz nuru ile büyütmüş ve yeşertmiştir. sonrasında şirret hera ağacı çok beğenince, gaia güzelim ağacı altın saksı içerisinde hera'ya vermek zorunda kalmıştır. eee kadının kocası baş tanrı olunca, şımarıklıkta sınır tanımaması normal tabi.

hera, ağacın göz önünde bulunmasını istememiş ve ağacı ''hyperborea'' adıyla anılan bölgeye dikmiştir. atlas'ın kızlarını da, nöbetçi olarak ağacın başına yerleştirir. ama üç kız kardeş dayanamazlar ve ağaçtan kendilerine elma koparırlar. hera, bunu duyunca küplere biner. bu perilere güven olmayacağını düşünerek ağacın başına 100 başlı ejder lodon'u diker. periler dahil artık hiç kimse ağacın yanına yaklaşamamaktadır.

işte bu ahval ve şerait içerisinde herakles 11. görevini tamamlamak zorundadır. ne yapar eder lodon'u haklar. yüz başlı ejderi öldürür. elmaları çalar.

derler ki; ''ejder'in kanı ağacı'' lodon'un kanının toprağı sulaması ile köklenmiş ve yeşermiştir. muhafız ejder bu ağaca can vermiş ve hayırlı bir iş yapmıştır.

işte böyle...
devamını gör...

iskandinav mitolojisinde adalet tanrısıdır. tabi mevzu adalet olunca beyefendinin tanınırlık oranı pek düşük. bakın 12 büyük tanrı var. bunlardan en az tanınanı ne yazık ki forsetidir. oysa adam o kadar yük çekmiş. tanrılar ve insanlar arasındaki davalara bakmış, herkesi uzlaştırmaya çalışmış. barış da barış diye yırtınmış, karşılığını ise üç beş kişinin tanıdığı/itibar ettiği bir tanrı olarak almış. neden? çünkü adam aklı selim bir adam. diğerleri gibi manyaklıklar peşinde koşmuyor. ama vikingler zaten kırık adamlar. aklı selim tanrı ile ne işleri olsun. e dünyadaki diğer toplumlarda onların kırıklıklarına hasta, hal böyle olunca adamı bir köşeye atmışlar işte. koskoca tanrısın ama adını bilen bile yok. işte bu bir dramdır. diğer mitolojilerdeki adalet tanrıları kopmuş gitmiş. themis zaten en ünlüsü, justitia'nın alemde bir şekli var. utu ve şamaş bile kendisine yer edinmiş. bu abimizi umursayan yok. ben kendisine o yüzden çok üzülüyorum. babasının oğlu işte. baldur gibi bahtsız. genetik bahtsızlık diyorlar herhalde buna.

bakın meditasyon denilen şeyde uzak doğululardan önce forseti abimizin ortaya çıkardığı bir şey. o kadar davaya bakıp, mevzu çözmeye çalıştığı için ziyadesi ile yorulurmuş. hal böyle olunca dinlenmek için meditasyon yapar ve kendini toparlarmış. yani adamın imanını gevretmişler yine de yaranamamış millete. lakapları arasında uzlaştırıcı ve öncülük eden kavramları var. ancak öncülük ettiğin şey barış ve hoşgörü olunca, kaile alınmıyorsun işte. tanrı da olsan bu acı gerçekle yüzleşiyorsun. tanrı dediğin kodu mu oturtacak abi. böyle diyalog arayan, sorun çözen tanrı gördü mü insanoğlu, suiistimal ediyor, şımarıyor. kendini bir halt sanıyor. temelden korkuyu salmazsan forseti gibi madara olursun.

abimiz glitnir evinde ikamet eder. glitnir parlayan manasına gelir. yani güzel bir kelime oyunu var orada. adaletin parlaması, ışık saçması falan. ama saçtığı ışık ne kadar yeterli olmuş dediğim gibi tartışılır. şimdi diyeceksiniz ki tyr bu adamdan ünlü. hah işte bende onu diyorum. bu adam her haltı güzellikle çözmeye çalışmış. tyr ise cevval bir adam. fenrir'le, garm'la falan boğuşmuş o yüzden adına destanlar yazılmış, kahraman olarak görülüyor. yani kodu mu oturtan tanrılardan. neyse işte efendi olmayacaksın bu alemde. kıymetin bilinmiyor arkadaş. tanrılığın bile güme gidiyor.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim