10 bin din arasından din seçmek
9.999 tanesini reddetmek ile 10.000 tanesini reddetmek arasında pek bir fark görmediğimden 10.000 hayır ile uğurluyorum kendilerini.
devamını gör...
71 yaşındaki adamın kıskançlık yüzünden karısını öldürmesi
70 yaşından sonra bir insanın ihtiyacı olan huzurdur diye biliriz ama ne yazık ki öyle de değilmiş.
devamını gör...
40 gün aç ve susuz kalmayı deneyen rus youtuber'ın ölmesi
doğal seleksiyon.
devamını gör...
normal sözlük’ün ömrünün kısa olacak olması
yazarlar için çaylak sistemi burada da er geç olacak.çürük elmalarında ayıklanacağına inanıyorum.kafa sözlük'ün ömrü bence epey uzun olacak.inşaallah öylede olur..
devamını gör...
bir kadını kezban yapan detaylar
varsa böyle bir detay (ki bence yok ), bir erkeği kezban yapan detaylar da diyebiliriz o zaman. bunu diyenlere boka bakar gibi bakmak istiyorum.
devamını gör...
kendinin gölgesi olmak
insanın zaman zaman hissedebileceği ve bir kez hissetmeye başladı mı artık geri döndürülemez olan bir soruna neden olabilecek durumdur.
bazı deneyimler insanı kendisinin soluk bir kopyası haline getirebilir. deneyimlerin gözle görülmeyen, dışarıdan çok belli olmayan, sadece dikkatli bakıldığında sezilebilen böyle bir etkisi vardır insanlar üzerinde ve evet sizin de düşündüğünüz gibi olumsuz deneyimlerden bahsediyorum.
bir önceki paragrafta andığım kötü deneyimlerin en büyük etkisi insanın duygularını köreltmeye başlamalarıdır. insan bir süre sonra çoğu insan için doğal olan duyguların kendi bünyesinde artık barınmadığını fark eder. bu gölgeye dönüşmeye başladığı andır.
çünkü yok olan duygular artmaya başladıkça insan sonradan edinilen bir taklit yeteneğine baş vurur. bu yetenek içinde olmayan duyguları dışarıya varmış gibi göstermesine yarar ve onun normal bir insan gibi görünmesine imkan verir. öyle olmadığı halde.
insan olmayan duygularını taklitle var etmeye çalıştıkça boyutlarını da kaybetmeye başlar, görüntüsü gittikçe silikleşir, çevresini gri bir sis kaplar, artık üzerine gelen her şey hiçbir engelle karşılaşmadan içinden geçip gider. o artık bir gölgedir. eskinden var olan kendisinin gölgesi.
bu zamandan sonra yapacağı hiçbir şeyi gerçeklik adına yapmayacaktır. bambaşka bir motivasyonu vardır artık. harekete geçme zamanıdır. hem de gölgelerin gücü adına.
bazı deneyimler insanı kendisinin soluk bir kopyası haline getirebilir. deneyimlerin gözle görülmeyen, dışarıdan çok belli olmayan, sadece dikkatli bakıldığında sezilebilen böyle bir etkisi vardır insanlar üzerinde ve evet sizin de düşündüğünüz gibi olumsuz deneyimlerden bahsediyorum.
bir önceki paragrafta andığım kötü deneyimlerin en büyük etkisi insanın duygularını köreltmeye başlamalarıdır. insan bir süre sonra çoğu insan için doğal olan duyguların kendi bünyesinde artık barınmadığını fark eder. bu gölgeye dönüşmeye başladığı andır.
çünkü yok olan duygular artmaya başladıkça insan sonradan edinilen bir taklit yeteneğine baş vurur. bu yetenek içinde olmayan duyguları dışarıya varmış gibi göstermesine yarar ve onun normal bir insan gibi görünmesine imkan verir. öyle olmadığı halde.
insan olmayan duygularını taklitle var etmeye çalıştıkça boyutlarını da kaybetmeye başlar, görüntüsü gittikçe silikleşir, çevresini gri bir sis kaplar, artık üzerine gelen her şey hiçbir engelle karşılaşmadan içinden geçip gider. o artık bir gölgedir. eskinden var olan kendisinin gölgesi.
bu zamandan sonra yapacağı hiçbir şeyi gerçeklik adına yapmayacaktır. bambaşka bir motivasyonu vardır artık. harekete geçme zamanıdır. hem de gölgelerin gücü adına.
devamını gör...
grafik tasarım
grafik tasarım ticari veya profesyonel bir amaçla görsel imge hazırlama konusunda uzmanlaşmış insanları içeren bir alandır. grafik tasarımı, iletişim tasarımı olarak da bilinir. grafik tasarımcılar elle veya bilgisayar yazılımı kullanarak görsel kavramlar yaratan görsel iletişimcilerdir. amaçları yarattıkları görüntülerle tüketiciyi bilgilendirmek, ilham vermek ve onları cezbetmektir. böylelikle onları işe alan kuruluşları tanınır ve öne çıkan bir duruma getirmektedirler.
bir tasarımcı hem görsel yaratmakta uzman olmalı, hem de görselini yaratacağı şey hakkında bilgi sahibi olmalı dolayısıyla araştırmayı ve araştırdığı bilgileri derleyip işinde kullanmayı iyi bilmelidir.
özellikle bir grafik tasarım öğrencisinin şimdilerde işi daha da zor. çünkü artık her şey dijital ve rekabet çok fazla. milyonlarca tasarımcının bulunduğu ve rekabetin had safhada olduğu bu zamanlarda bir grafik tasarım öğrencisinin kültür haznesinin çok dolu olması gerekmekte ki diğerlerinden bir adım önde olsun. film, belgesel, kitap, oyun, podcast ne varsa tüketmeli ve kendi altyapısını her saniye güçlendirmelidir. bunları yaparken de uzmanlaşmak istediği alanda sürekli pratik yapmalıdır ki gelecekte iyi bir yerlere gelebilsin.
bir tasarımcı hem görsel yaratmakta uzman olmalı, hem de görselini yaratacağı şey hakkında bilgi sahibi olmalı dolayısıyla araştırmayı ve araştırdığı bilgileri derleyip işinde kullanmayı iyi bilmelidir.
özellikle bir grafik tasarım öğrencisinin şimdilerde işi daha da zor. çünkü artık her şey dijital ve rekabet çok fazla. milyonlarca tasarımcının bulunduğu ve rekabetin had safhada olduğu bu zamanlarda bir grafik tasarım öğrencisinin kültür haznesinin çok dolu olması gerekmekte ki diğerlerinden bir adım önde olsun. film, belgesel, kitap, oyun, podcast ne varsa tüketmeli ve kendi altyapısını her saniye güçlendirmelidir. bunları yaparken de uzmanlaşmak istediği alanda sürekli pratik yapmalıdır ki gelecekte iyi bir yerlere gelebilsin.
devamını gör...
güzel elbiseleri giyip kuşanıp sözlüğün önünden geçmek
kalbi kırık bir yazarın yapacağı şey. entry falan da girmez.
devamını gör...
erkek liderlerin kadın liderlere göre daha fazla olması
erkek egemen düzen yüzünden. seçme seçilme hakkı verileli 100 yıl olmadı.
yoksa angela merkel, kralice ya da jacinda ardern güçsüz müdür?
yoksa angela merkel, kralice ya da jacinda ardern güçsüz müdür?
devamını gör...
rita
rita; sıra dışı, dediğim dedik çaldığım düdük, kendi tavrı ve tarzı olan, bakış açısı ve yaklaşımıyla ezber bozan bir öğretmen ve bu dizi onun hayatını konu almış durumda. mille dinesen, bu rolü oynayan oyuncu ve pek biçilmiş kaftan.
dizi komedi ve drama türlerinde 5 sezon 40 bölüm olarak çekilmiş. kalabalık bir senarist ve yönetmen kadrosu mevcut.
senaristleri; christian torpe, marie osterbye, thomas levin, christina sederqvist, mette heeno, stefan jaworski, christoffer örnfelt, simon odid weil, jenny lund maden, jannik tai mosholt, ına bruhn
yönetmenleri; lars kaalund, jannik johansen, kathrine windfeld, mogens hagedorn, natasha arthy olacak şekilde sıralanabilir.
başrollerinde,
mille dinesen
lise baastrup
carsten bjornlund
ellen hillingso
nikolaj groth
morten vang simonsen
sara hjort ditlevsen
kristoffer fabricius bulunmakta.
rita, dizinin başında 3 çocuğuyla birlikte yaşar. çekişmeleri, yardımlaşmaları, hayata farklı pencerelerden bakmaları, kimi zaman eğlenceli, kimi zaman gergin, kimi zaman üzgün diyalogları dizide bayağı iyi işlenmiş. değişik bir aile onlar. özellikle anneleri. bazen annelerine annelik yapmak zorunda bile kalan çocuklar, bazen huysuz mu huysuz, anlayışsız olan çocuklar. güzel denge doğrusu. ilerleyen sezonlarda kuşlar yuvadan uçuyor ve rita yalnız kalıyor.
özel hayatı da pek karışık. erkekler için fazlasıyla zor bir kadın. güçlü ve kendi başına buyruk. hayatına giren erkekleri tam manasıyla etkilesede zamanla onlar için yorucu, yıpratıcı bir kadına dönüşüyor.
dizi boyunca hemen hemen her bölümde bir çocuğun hayatına dokunuyor rita. dizi böyle akıp gidiyor. aileleriyle, arkadaşlarıyla, okuldaki diğer öğretmenlerle ya da dışarıdaki insanlarla olan tüm problemlerine eğiliyor. bazen kendilerinden bile koruyor öğrencilerini.
dizi ara ara sıkıcılaşıyor, bazı bölümler sanki her konu birbirinin aynıymış gibi bir hissiyat yaratıyor ama yine de izlenmeye değer. açıkçası bana biraz arka sokaklar havası verdi. onun örgüsü gibi.
aslında benim dizideki favorim başta rita'ydı fakat bir süre sonra hjordis (lise baastrup) onun önüne geçti. okula yeni başlayan şaşkın, heyecanlı, acemi bir öğretmen. fakat zamanla öyle bir hal alıyor ki rita'yı bile sarsıp kendine getirebilecek kadar güçlü bir karaktere evriliyor. özellikle rita'nın şımarıklık gösterdiği dönemlerde dizide yıldız gibi parlıyor.
dizi genel olarak izlenmeye değer. dediğim gibi ara ara boşluğa düştüğü oluyor ama hemen toparlıyor.hem dramanın hem komedinin bir işlenmesi de oldukça ilgi çekici. boş zaman değerlendirmelik olarak izlenebilir. tavsiye ederim.
iyi seyirler...
dizi komedi ve drama türlerinde 5 sezon 40 bölüm olarak çekilmiş. kalabalık bir senarist ve yönetmen kadrosu mevcut.
senaristleri; christian torpe, marie osterbye, thomas levin, christina sederqvist, mette heeno, stefan jaworski, christoffer örnfelt, simon odid weil, jenny lund maden, jannik tai mosholt, ına bruhn
yönetmenleri; lars kaalund, jannik johansen, kathrine windfeld, mogens hagedorn, natasha arthy olacak şekilde sıralanabilir.
başrollerinde,
mille dinesen
lise baastrup
carsten bjornlund
ellen hillingso
nikolaj groth
morten vang simonsen
sara hjort ditlevsen
kristoffer fabricius bulunmakta.
rita, dizinin başında 3 çocuğuyla birlikte yaşar. çekişmeleri, yardımlaşmaları, hayata farklı pencerelerden bakmaları, kimi zaman eğlenceli, kimi zaman gergin, kimi zaman üzgün diyalogları dizide bayağı iyi işlenmiş. değişik bir aile onlar. özellikle anneleri. bazen annelerine annelik yapmak zorunda bile kalan çocuklar, bazen huysuz mu huysuz, anlayışsız olan çocuklar. güzel denge doğrusu. ilerleyen sezonlarda kuşlar yuvadan uçuyor ve rita yalnız kalıyor.
özel hayatı da pek karışık. erkekler için fazlasıyla zor bir kadın. güçlü ve kendi başına buyruk. hayatına giren erkekleri tam manasıyla etkilesede zamanla onlar için yorucu, yıpratıcı bir kadına dönüşüyor.
dizi boyunca hemen hemen her bölümde bir çocuğun hayatına dokunuyor rita. dizi böyle akıp gidiyor. aileleriyle, arkadaşlarıyla, okuldaki diğer öğretmenlerle ya da dışarıdaki insanlarla olan tüm problemlerine eğiliyor. bazen kendilerinden bile koruyor öğrencilerini.
dizi ara ara sıkıcılaşıyor, bazı bölümler sanki her konu birbirinin aynıymış gibi bir hissiyat yaratıyor ama yine de izlenmeye değer. açıkçası bana biraz arka sokaklar havası verdi. onun örgüsü gibi.
aslında benim dizideki favorim başta rita'ydı fakat bir süre sonra hjordis (lise baastrup) onun önüne geçti. okula yeni başlayan şaşkın, heyecanlı, acemi bir öğretmen. fakat zamanla öyle bir hal alıyor ki rita'yı bile sarsıp kendine getirebilecek kadar güçlü bir karaktere evriliyor. özellikle rita'nın şımarıklık gösterdiği dönemlerde dizide yıldız gibi parlıyor.
dizi genel olarak izlenmeye değer. dediğim gibi ara ara boşluğa düştüğü oluyor ama hemen toparlıyor.hem dramanın hem komedinin bir işlenmesi de oldukça ilgi çekici. boş zaman değerlendirmelik olarak izlenebilir. tavsiye ederim.
iyi seyirler...
devamını gör...
yazarları en son ağlatan hadise
hatırlamadığım olay.yıllar olmuştur heralde.
devamını gör...
dinden çıktığımı söyleyince mesajlarıma dönmeyen arkadaş
aramıza hoş geldin.
+ arkadaşlar aktivist kadın'a hos geldin deyin!!!
-hoş geldin aktivist kadın!!!
gidecekler, hazmedemeyen kabul etmeyen herkes gidecek. *
bu yüzden ilk bunu diyorum. alışıp kaybetmek istemiyorum. çünkü bir hatam olmadan bunu bahane edip giderse mazimize nefret duyacağım. bu sebeple ilk iş ignostik olduğumu söylüyorum.
+ arkadaşlar aktivist kadın'a hos geldin deyin!!!
-hoş geldin aktivist kadın!!!
gidecekler, hazmedemeyen kabul etmeyen herkes gidecek. *
bu yüzden ilk bunu diyorum. alışıp kaybetmek istemiyorum. çünkü bir hatam olmadan bunu bahane edip giderse mazimize nefret duyacağım. bu sebeple ilk iş ignostik olduğumu söylüyorum.
devamını gör...
yavaş konuşan insan
pili azalmış oyuncaklara benzettiğim insandır. yavaş konuşan bir insanı dinlerken; konuşmasının sonuna doğru 'cızzzttt' diye bir ses çıkartıp, bir anda yere yığılacakmış gibi bir hisse kapılırım.
devamını gör...
paramore
2004'te kurulmuş amerikan rock müzik grubu.
şimdiye kadar 6 albümleri var:
all we know is falling (2005), riot! (2007)
the final riot (2008), brand new eyes (2009), paramore (2013) ve after laughter (2017).
grup üyelerinin ayrılıp tekrar gelmesiyle ünlemişti bu grup. canı sıkılan ayrıldı sonra geri geldi falan, şimdi 3 kişiler.
en iyi albümü brand new eyes bana göre. son albümle zaten eski tarzlarından uzaklaştılar biraz. hayley williams tek başına album çıkardı geçen sene falan. tekrar album çıkarırlar mi bilmem ama gönlümün efendisi bir gruptur, lise yıllarımın baş tacıdır.
en sevdiğim şarkılarından birini de bırakayım.
şimdiye kadar 6 albümleri var:
all we know is falling (2005), riot! (2007)
the final riot (2008), brand new eyes (2009), paramore (2013) ve after laughter (2017).
grup üyelerinin ayrılıp tekrar gelmesiyle ünlemişti bu grup. canı sıkılan ayrıldı sonra geri geldi falan, şimdi 3 kişiler.
en iyi albümü brand new eyes bana göre. son albümle zaten eski tarzlarından uzaklaştılar biraz. hayley williams tek başına album çıkardı geçen sene falan. tekrar album çıkarırlar mi bilmem ama gönlümün efendisi bir gruptur, lise yıllarımın baş tacıdır.
en sevdiğim şarkılarından birini de bırakayım.
devamını gör...
insanı ağlatan şeyler
nedeni ne olursa olsun bir çok şey ağlamamıza yol açabilir...
bazen bir fotoğraf, bir film, bir kitap ya da bir kare,
bazen kırılan hayaller, yıkılan umutlar,
bazen de dayanılmaz ve bir o kadar da yakıcı bir acı,
yahut;
kavuşma sevinci, sıla özlemi...
yani;
gözü olanın değil, gönlü olanın işi...
bazen bir fotoğraf, bir film, bir kitap ya da bir kare,
bazen kırılan hayaller, yıkılan umutlar,
bazen de dayanılmaz ve bir o kadar da yakıcı bir acı,
yahut;
kavuşma sevinci, sıla özlemi...
yani;
gözü olanın değil, gönlü olanın işi...
devamını gör...
bugün duyduğunuz en güzel cümle
ben sana alıştım*.
devamını gör...
kadınların kadınları sinir eden özellikleri
hep kıyaslama içinde olmaları.. sen yemeği öyle mi yapıyorsun, aayy öyle olmaz, ben böyle yapıyorum gibi gibi. temizlik, çocuk bakımı, eşiyle ilişkisi vb. her şeyi kıyaslamaları. tecessüs yapmaları yani kendilerini ilgilendirmeyen şeyleri öğrenmeye çalışmaları.
devamını gör...
zippodan çıkan çınn sesi
mahlasını her gördüğümde yaratıcılığına hayran kalmakla beraber gülümsediğim, kısa ve öz tanımlarını takip ettiğim, özgüveni tam orjinal kafadaşımız.
devamını gör...
yetim çemberi
sulu olmayan, yağdıkça biriken kar anlamına gelmektedir.
devamını gör...
türkiye’de din tüccarları
mesele bu güruhun var olması değil, kollanması ve prim verilmesi asıl problem.
devamını gör...