geçen sene de evdeydim şuan da evdeyim, challenge muhabbetinin en sıkıcı 20 yaşı. ben 2019'da dondum ve sadece bilincim açık gibi hissediyorum.
devamını gör...

pandemi ile birlikte evde kalmanın da zor olduğunu öğrendik. evde kalma zorunluluğu ve evde kalmayı tercih etmek arasında oldukça büyük bir fark varmış.
devamını gör...

eylül'de okul mailinizle girdiğinizde tüm kurslar bedava olduğu için 8 tane kurs aldığım müthiş platform. deadline'ları degiştirebiliyorsunuz, haftayı tamamlamadığınızda kurstan falan da atmıyor. ıntroduction to psychology kursunda ilerliyorum şimdilik.
devamını gör...

1999 senesinde 250 milyon tl fatura ödemişliğim var.
ey gidi...

o zamanlar daha güzeldi ama internete girmek.
internette karşılaştığın kişi kimse, enteresan bir bağ kuruyordun hemen.

sanki okyanusta gemin batmış da, yüzerek ıssız bir adaya ulaşmışsın ve biriyle karşılaşmışsın gibi oluyordu.
yaş grubu hemen hemen aynı... 17-25
30 yaşında birinin internette takılması, ayıp karşılanıyordu yani, düşünün.

girmeyi de beceremiyorlardı zaten, hep senden yardım istiyorlardı.

o nesil gerçekten efsaneydi.
80'li yılların başlarında doğanlar...
devamını gör...

doom metal, hüzün ve karamsarlık duygularını dinleyicisine sert bir şekilde hissettirmeyi amaçlayan bir heavy metal alt-türüdür. yavaş bir tempoda çalınmaktadır. candlemass türün öncüsüdür. ancak 1990 yılı itibari ile doom metal daha korkutucu bir havaya bürünmüştür. 90 ekolü doom metal ortaya çıkmıştır ve hala doom metal denilince akla gelen en güçlü ekol budur. bu ekolün ilk temsilcisi ise paradise lost isimli gruptur.

90'lı yıllara en büyük etki yapan başlıca albümler ise;

katatonia - brave murder day
paradise lost - gothic
opeth - orchid
novembers doom -amid its hallowed mirth
anathema - serenades
devamını gör...

bebekliğimden birer hatıra..
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

fotoğraftakini ben sananlar olmuş.
devamını gör...

hamamönü
yaz gecesi gezmeleri.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dolaylı ya da direkt olarak gelecekle ilgilenen diğer bütün bilim dallarının aksine, geçmişle ilgilenen tek bilim. bir de kendisine bağlı olarak gelişen bilim dalları var tabi, onları saymıyorum, çünkü onların da yazgısı ister istemez tarih etrafında şekilleniyor.

bir uğraşının bir yandan alabildiğine eğlenceli, diğer yandan da olanca sıkıcı olabileceğini öğretmiştir bana. öğrenirken değil de daha çok öğrendiklerinin üzerine kafa yorarken eğlencelidir mesela.

malumunuz, pek sevilmez tarih. işte bunlar hep yanlış anlatılagelmiş olmasından. yıllarca beceriksiz tarihçiler ya da tarih öğretmenleri saçmasapan ezber istemleriyle insanların kafasını allak bullak ettiler. halbuki bu uğraşı nitelikli kılabilen şey, bilimsel değerlendirmenin aktif şekilde kullanılabilmesidir. demek istediğim şu; örneğin, istanbul'un fethi'nin 29 mayıs 1453 tarihinde gerçekleştiğini bilmek zerre işinize yaramaz. önemli olan fetihle birlikte avrupa'ya kaçan bilim insanlarının ve onların ardıllarının avrupa'da gerçekleştirdiği bilimsel devrimi düşünebilmek, aradaki bağı kurabilmek, anlamdırabilmektir. bunun sonucunda da osmanlı'nın aslında o meşhur fetihle birlikte bir nevi kendi ayağına sıktığını anladığınızda aydınlanırsınız. ama bizim memlekette işler öyle yürümez. kimse işin eğlenceli tarafıyla ilgili beyin fırtınası yapmanızı istemez sizden. 29 mayıs 1453'ü ezberleyeceksiniz, sanki google'da yapacağınız beş saniye bile sürmeyecek bir aramayla öğrenemeyecekmişsiniz gibi.

tarih sıkıcı değil esasında. sıkıcı insanlar uğraşıyor sadece, o kadar. gerçi nihayet son zamanlarda bir iki eğlenceli insan çıkıp popüler olabildi de genel kanı biraz biraz değişiyor sanki. değişsin de.

falan filan. her neyse. son derece kişisel bir sitem olarak kalsın bu da. sürçülisan ettiysek affola.
devamını gör...

kıymetini o olmadığında daha çok hissetiren yemek.
devamını gör...

kumsalda ters dönmüş bir kayık içinde.
devamını gör...

kendisi 1749-1827 yılları arasında yaşamış fransız bir gökbilimci ve matematikçidir. matematik alanındaki en önemli çalışması laplace işleci teoremidir. güneş sisteminin kökeninin bulutumsu olduğunu astronomi tarihi kitabında yazdı ve bu varsayımı kant-laplace varsayımı olayıyla anıldı. en önemli eserlerinden biri de olasılık problemleri üzerine felsefi araştırma kitabıdır.
daha fazla bilgi için: https://tr.m.wikipedia.org/...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

trans olmanın nesi suç, ahlaka aykırı hiçbir şey göremiyorum ben ortada? rtük kendi görevinden çıkıp akp'nin ideoloji aygıtı oldu artık, ülkedeki bir çok kurum gibi. yazık, akp ülkenin ayarlarıyla kökten oynuyor. bunlar gittikten sonra ne kadar sürede toparlanırız hiç bilemiyorum.
devamını gör...

1935 erzincan doğumlu türk halk müziği sanatçısı. 2006 yılında hakkın rahmetine kavuşmuştur, nurlar içinde yatsın büyük ustamız.
oy oy en sevdiğimm.*
gafil gezme şaşkın
devamını gör...

charles dickens'in, büyük umutlar romanının karakterlerinden biridir.

romanın kahramanı philip'in (namı diğer pip'in) ablasının eşidir. köyde demircilik yapar.

yetim pip'e ablası ile birlikte bakmaktan mutluluk duyar. kendisine göre oldukça küçük olan pip'i en yakın arkadaşı seçebilecek kadar egosuzdur.

pip'in ablası asabi bir kişiliktir. joe ise uysalın uysalı, temizin temizidir. kendisini siper ederek, pip'i ablasının hışmından her daim korumuştur.

pip'in hayalleri vardır. bu fakir köyden kurtularak, zengin bir yaşam sürmek ister. ve bir şekilde bu amacına ulaşır.
joe bu konuda da pip'i destekler. hem de pip'in bu köyü, köyde yaşayan insanları küçümsemesine rağmen. ondan ayrılacağı için, içten içe çok üzülür ama pip'e hiç belli etmez. pip için joe'yi arkada bırakıp gitmek hiç zor olmamıştır.

pip hayallerine kavuşur. zengin biri olarak londra'da yaşamaya başlar. joe, onu arada ziyarete gelir. pip bu ziyaretlerden rahatsız olmaya başlar. artık joe'yi basit sıradan ve fakir biri olarak görmeye başlamıştır. joe'nin kalbini fena kırar.

bir süre sonra işler ters gitmeye başlar pip açısından. bunun üzerine pip hastalanır. ona bakan kişi ise yine joe'dir.

joe gargery edebiyatta hoşgörünün kitabını yazmış bir karakterdir. o bir direnendir. insanların tüm ikiyüzlülüğüne, tüm kötülüklerine rağmen kendini bozmayan, macide gibi içindeki şeytana yenilmeyen, yüce gönüllü aleksey fyodoroviç karamazov (namıdiğer alyoşa) gibi hayran olunası bir karakterdir.
devamını gör...

tanımlarını severek okuduğum ve daha fazla görmek istediğim yazarımız. oylama konusunda diğer yazar arkadaşların belirttiği gibi gerçekten de cömert biri. tanımları daim olsun, keyifli sözlükler.
devamını gör...

hüseyin nihal atsız‘a ait, çoğunluğu kahramanlık, vatan sevgisi, milli mefkûre temalı şiirlerden oluşan, ancak çok güzel aşk şiirleri de bulunan şiir kitabıdır.

aynı isimde şiiri de kitap içerisinde yer almaktadır.

benim en sevdiğim şiirleri ise, geri gelen mektup, mutlak seveceksin, bütün türk gençliğine ve kahramanların ölümü şiiridir.

“gerilir zorlu bir yay”
devamını gör...

gerçek adı giuseppina pasqualino di marineo olan 1974 italya doğumlu 31.03.2008 de gebze'de öldürülmüş olan italyan sanatçı ve aktivisttir. arkadaşının düğününde giyilen beyaz gelinlikten esinlenerek barış adına yakın arkadaşı silvia moro ile birlikte 11 ülkeyi kapsayan bir güzergahı takip etmeye karar verirler. amaçları italya'dan başlayarak, slovenya, hırvatistan, bosna-hersek, bulgaristan, türkiye, suriye, lübnan, israil ve filistin rotasını izleyerek israil'in tel-aviv kentine varmaktır.

seyahat boyunca gelinlik giyecekler ve otostop yaparak bu güzergahı takip edeceklerdir. türkiye' ye vardıklarında pippa bacca ve arkadaşı ayrı ayrı seyahate devam etmeye karar verirler. pippa bacca en son 31.03.2008 tarihinde gebze civarından italya'da ki ailesi ile cep telefonundan konuşur ve bir daha da kendisinden haber alınamaz.

otostop sonucu arabasına bindiği kamyonetin sahibi olan 38 yaşındaki evli ve iki çocuk babası murat karataş tarafından tecavüz edilip, öldürülür. bacca'nın telefonunu da çalan karataş numara takibi sonucu telefon ile birlikte yakalanır.

kadına şiddeti, tecavüzü ve cinayeti sadece kendi vatandaşı olan kadınlara yapmayan yurdum öküzü sayesinde tüm dünya türkiye'nin adını maalesef olumsuz bir şekilde duyar.

katil karataş verdiği ifadede, --- alıntı ---"otostop yapan kadını kamyonetime aldım, tavşanlı köyü yakınlarında tenha yere götürdüm, direnmesine rağmen kamyonette boğuşup tecavüz ettim, ardından boğdum ve öldüğünü anlayınca da cesedini kimse bulamasın diye çalılıklara sakladım. her şey bir saat içinde oldu”--- alıntı ---der, gayet normalmiş gibi.

mahkemesi sonucu karataş suçu gizlemek amacıyla kasten adam öldürmek suçundan ömür boyu hapis cezasına çarptırılır. ayrıca tecavüz, hürriyeti kısıtlama ve bacca'nın telefonunu ve fotoğraf makinesini çalmak suçundan da ekstra cezalar alır.

2012 yılında türk ceza kanununda yapılan değişikilikler sonucu hafifletici sebeplerden cezası ömür boyu hapis cezasına çevrilir, karataş'ın cezası 36 yıldan 30 yıla düşer. avukatları ve bu davayı takip eden kamuoyu baskısı nedeniyle ceza temyize gider ve yargıtay tarafından cezası onanır. geriye de bu fotoğrafı kalır, soldaki şerefsiz katilidir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

distopya, olmasını istemediğimiz gerçekleşmesinden korktuğumuz toplum veya oluşumdur. kelime anlamı olarak ütopyanın tam tersi olarak kabul edilir. distopya durumunu anlatan kitap veya filmler distopik olarak nitelendirilir.
devamını gör...

alman disiplinine sahip modumuz.
pek de çalışkan.

(bkz: kocaman alkış)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim